İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Uygar Özbayrak Başvurusu (B. No: 2015/19939)

1. Başvuru, sözleşme feshi işlemine karşı açılan davada ilgili

Başvuru No2015/19939Tarih11 Aralık 2018Okuma14 dk · 2.840 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Uygar Özbayrak Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2018
Başvuru Numarası
2015/19939
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.840 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sözleşme feshi işlemine karşı açılan davada ilgili

mevzuat hükümlerine aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının;firar eylemine ilişkin

ceza yargılamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş

olmasına karşın sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle de masumiyet karinesinin

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu 30/8/2005 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)

bünyesinde sözleşmeli astsubay olarak göreve başlamıştır.

7. 17/6/2011 ile 9/7/2011 tarihleri arasında işlediği ileri

sürülen firar suçundan hakkında ceza davası açılan başvurucu, Kuzey Deniz Saha

Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 29/4/2013 tarihli kararıyla hapis cezasına

mahkûm edilmiş, ancak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmiştir. Karar 13/5/2013 tarihinde kesinleşmiştir.

8. Kararın kesinleşmesinin ardından söz konusu ceza yargılaması

nedeniyle başvurucunun sözleşmesi Millî Savunma Bakanlığının 10/3/2014 tarihli

onayıyla feshedilmiştir.

9. Başvurucu fesih işleminin iptali istemiyle Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde dava açmıştır.

10. AYİM Birinci Dairesi (Mahkeme) 23/6/2015 tarihli kararıyla

davayı reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle 13/6/2001 tarihli ve 4678

sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve

Astsubaylar Hakkında Kanun'un 13. maddesinde, hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmiş olsa da firar suçundan mahkûm olan astsubayların

sözleşmelerinin feshedileceğinin hüküm altına alındığı vurgulanmıştır.Kararda,

başvurucunun firar suçu isnadıyla yargılandığı, hapis cezasına çarptırıldığı ve

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olduğu hususunda bir

tereddüt bulunmadığının altı çizilmiş ve başvurucunun durumuna uyan 4678 sayılı

Kanun'un 13. maddesi uyarınca işlem tesis edilmiş olduğu sonucuna varılarak

fesih işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki ret gerekçesi

oluşturulmuştur.

11. Karar düzeltme istemi Mahkemenin 17/11/2015 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

12. Başvurucu nihai kararı 4/12/2015 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 25/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 4678 sayılı Kanun'un "Sözleşmenin

idarece fesih halleri" kenar başlıklı 13. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"...

Sözleşmeli subay veya sözleşmeli astsubayların sözleşmeleri, aşağıdaki

nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilebilir:

...

d) Cezaları ertelenmiş, seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmiş,

genel ya da özel af kanunları kapsamına girmiş veya haklarında hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi;

1) Devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar, halkı askerlikten

soğutmak, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve

organlarını aşağılama ile zimmet, irtikap, iftira, rüşvet, hırsızlık,

dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, yalan tanıklık, yalan yere

yemin, suç uydurma, cinsel saldırı, cinsel taciz, kişiyi hürriyetinden yoksun

bırakmak, fuhuş, gayri tabii mukarenet, hileli iflas gibi yüz kızartıcı veya

şeref ve haysiyet kırıcı suçlar ile kaçakçılık, ihaleye fesat karıştırma,

devlet sırlarını açığa vurma suçlarından birisinden,

2) Firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste

hakaret, mukavemet, fesat ve isyan suçlarından,

3) 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Kanunun 148 inci maddesinde

belirtilen suçlardan birisinden, mahkum olmak.

e) Taksirli suçlar hariç olmak üzere adli veya askeri mahkemeler

tarafından bir ay ve daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkum olmak.

... "

B. Uluslararası Hukuk

14. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

"Kendisine bir suç

isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz

sayılır."

15. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme’nin 6.

maddesinin ikinci fıkrasının kişilerin suçluluğu

yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılma hakkını güvence

altına aldığını belirterek, sadece ceza yargılaması kapsamında değil aynı

zamanda ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen bağımsız hukuk

yargılamaları, disiplin işlemleri veya diğer yargılamalarda da masumiyet

karinesinin ihlalinin söz konusu olabileceğini ifade etmektedir. Sözleşme’nin

6. maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki güvencenin ilk yönü, kişi hakkındaki

ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar olan süreye ilişkin iken masumiyet

karinesi güvencesinin ikinci yönü, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında

bir hüküm kurulduğunda devreye girmekte ve daha sonraki yargılamalarda ceza

gerektiren suç karşısında kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını

gerektirmektedir (Seven/Türkiye,

B. No: 60392/08, 23/1/2018, § 43).

16. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin ikinci fıkrasının disiplin

yetkisini haiz makamların ceza yargılaması kapsamında kendisine suç isnat

edilen ve eylemi usule uygun bir şekilde tespit edilen bir kamu görevlisine

yaptırım uygulamasını engellemek gibi bir amacı veya etkisi bulunmadığını belirtmektedir.

AİHM, Sözleşme’nin herhangi bir eylem nedeniyle hem ceza hem de disiplin

yargılamalarının başlatılmasına veya söz konusu iki yargılama türünün eş

zamanlı olarak yürütülmesine halel getirmediğine vurgu yapmaktadır. AİHM

ayrıca, cezai sorumluluğun kaldırılması hâlinde bile daha hafif bir ispat

külfeti temelinde aynı olaylardan doğan hukuki veya diğer sorumlulukların tesis

edilmesine halel getirilmediğine işaret etmektedir (Seven/Türkiye, § 51).

17. AİHM Güç/Türkiye

(B. No: 15374/11, 23/1/2018) başvurusunda, hakkında yürütülen ceza yargılaması

sonuçlanmamasına karşın okul görevlisinin uygunsuz davranış nedeniyle kamu

görevinden ihraç edilmesi durumunu masumiyet karinesini ihlal eder nitelikte

görmemiştir. Güç/Türkiye kararına

konu olayda Halk Eğitim Merkezinde çalışmakta olan başvuran, bir ilkokul

öğrencisi ile uygunsuz vaziyette yakalandığı iddiası üzerine çocuğa yönelik

cinsel taciz şüphesiyle polis tarafından gözaltına alınmış ve daha sonra çocuğa

yönelik cinsel istismar, cinsel taciz ve çocuğu yasaya aykırı şekilde

alıkoymakla suçlanmıştır. Hakkında yürütülen ceza yargılaması devam ederken MEB

müfettişleri tarafından başvuran hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

Bu bağlamda, memurluk sıfatı ile

bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde

bulunduğu tespit edilen başvuran, görevinden ihraç edilmiştir.

Başvuranın idare mahkemesinde açtığı dava reddedilmiştir (Güç/Türkiye, §§ 7-27).

18. AİHM somut durumun taşıdığı özel şartların masumiyet

karinesinin ihlal edilip edilmediği hususunun değerlendirilmesinde dikkate

alınması gerektiğini dile getirmiştir (Güç/Türkiye,

§ 38 ). AİHM, yetkililerin söz konusu olay

nedeniyle başvuran hakkında şüphelerin hasıl olduğunu belirtmelerinin; eğitim

sisteminde kamu güveninin sürdürülmesi ve çocuklara yönelik şüpheli eylemlere

hoşgörü gösterilmesini engelleme gereksinimlerinin yetkililer tarafından

dikkate alındığı anlamına geldiğini belirtmiştir (Güç/Türkiye, § 41).

19. AİHM, hukuk mahkemesinin ceza davasında alınan bir ifadeye

veya elde edilen bir delile istinat etmesinin tek başına Sözleşme'nin 6.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına aykırı olmadığını, ancak bunun sonucunda

hukuk mahkemesinin davalının cezai sorumluluğu hakkında yorum yapmaması veya bu

bağlamda uygun olmayan çıkarımlarda bulunmaması gerektiğini dile getirmektedir.

Olaylara ilişkin olarak AİHM, başvuranın daha önce çalışmış olduğu diğer

okullarda da bu tür uygunsuz davranışlarda bulunduğu söylentilerine atıfta

bulunan ifadenin tek başına başvurana cezai suç isnadında bulunmadığı

kanaatinde olduğunu belirterek başvuranın ceza yargılamasında kendisine isnat

edilen eylemlerden suçlu bulunması gerektiği yönünde idare mahkemesince bir

yorumda bulunulmadığını ifade etmiştir. AİHM, sonuç olarak disiplin işlemleri

ile idari yargılama sürecinde kullanılan dilin Sözleşme'nin 6. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında yer alan koşullara uygun olduğunu tespit etmiştir (Güç/Türkiye, §§ 42, 43).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Masumiyet Karinesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, ceza yargılamasına konu fiilleri hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğini, ancak ceza yargılamasına

konu suçun esas alınması suretiyle fesih işleminin hukuka uygun bulunduğunu

belirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

22. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

23.Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”

24. Başvuru, firar eylemine ilişkin ceza yargılamasında hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına karşın sözleşmenin

feshedilmesi sonucu masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Bu bağlamda masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin (bkz. §§ 15-17) devreye

girdiği somut başvuruda masumiyet karinesinin sağladığı güvencelerin ve

Anayasa'nın 36. maddesinin uygulanabileceği sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla

ihlal iddialarının Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanının kapsamında yer

aldığı, bir başka ifadeyle başvurunun Anayasa ve Sözleşme hükümleriyle konu

bakımından bağdaşmazlık göstermediği anlaşılmaktadır.

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun

ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşruluğunun açık olduğu başvurular ile karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

26. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz" şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmektedir. Anılan maddeye adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat edilen herkesin

suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı düzenlenmiştir.

Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair 38. maddesinin

dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Fameka İnş. Plastik San ve Tic. Ltd. Şirketi, B. No: 2014/3905,

19/04/2017, § 27).

27. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş

bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz (Kürşat Eyol,

B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

28. Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir

suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir

ilkedir. Ceza davası sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit

olduğu veya suçu işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle

sanık hakkında beraat kararı verilen durumlarda ya da hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde ise kişi hakkında masumiyet

karinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın

38. maddesinin dördüncü ve Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları

anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu sayılamaz (Ramazan Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013,

§ 61).

29. Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği

değerlendirilirken özellikle hukuk ve idari yargılama bakımından üzerinde

durulması gereken önemli hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgili

kişiye suç isnat edip etmediği ve ceza yargılaması kararını sorgulayıp

sorgulamadığıdır.

30.Kişinin suçluluğunu ima eden ya da kabul eden bir yargı söz

konusu olmadıkça sadece soruşturma açılmış olması da disiplin veya idari

yaptırım işlemlerinin başlatılması veya uygulanması için yeterli görülebilir (Ramazan Tosun, § 65).

31. Ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari

uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması

masumiyet karinesi ile çelişebilir. Buna karşılık idari uyuşmazlığın çözümüne

esas teşkil etmesi bakımından salt kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan söz edilmesi, masumiyet

karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir (Ramazan Tosun, § 63;Hüseyin Şahin [GK], B. No: 2013/1728, 12/11/2014, § 40).

32. Ceza muhakemesi sonucunda kişinin müsnet

suçu işlemediğine dair hükümler dışında ceza mahkemesi hükmü, idare makamları

açısından doğrudan bağlayıcı değildir. Ancak cezai sorumluluğu ortadan kalkmış

olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi

hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel

bulunmamaktadır (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879,

2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, §

30). Ancak adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu

ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin

ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp

sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak

değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, B.

No: 2015/6075, 11/6/2018, § 48). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları

dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak,

B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Masumiyet karinesi bakımından önemli olan

husus; kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya

kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza

mahkemeleri tarafından henüz suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge

düşürülmesine sebebiyet vermemeleridir (Galip

Şahin, § 47).

33. Başvuruya konu uyuşmazlık 4678 sayılı Kanun'un 13.

maddesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile sonuçlansa dahi

firar eyleminden mahkûm olunması durumuna, sözleşmenin feshi sonucunu bağlaması

nedeniyle tesis edilen işlemden kaynaklanmaktadır. Bir başka ifadeyle

başvurucunun ileri sürdüğü masumiyet karinesinin ihlali iddiası AYİM nezdinde

gerçekleşen yargısal sürecin yanında feshe esas olan 4678 sayılı Kanun'un 13.

maddesi hükmünden ileri gelmektedir.4678 sayılı Kanun'un 13. maddesi her nevi

suçtan değil belirli bazı suçlardan (bkz. § 13) mahkûmiyeti ertelenmiş,

seçenek yaptırımlardan birine çevrilmiş, genel ya da özel af kanunları

kapsamına girmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş

olsa dahi sözleşme feshi için takdiri bir neden olarak kabul etmiştir.

34.Kanun koyucu düzenleme yetkisi kapsamında statüleri

kanunlarla oluşturulan ve buna göre mesleğe alınan kamu görevlilerine birtakım

hak veya yükümlülükler getirebilir (AYM, E. 2016/7, K. 2017/171, 13/12/2017, §

23).

35. Askerlik mesleği, disiplin ve fedakârlık temeline dayanır.

Bundan dolayı bu görevi ifa edenlerin güven, itibar ve saygınlığın gereği

olarak katı meslek ilkelerine tabi tutulmaları olağan karşılanmaktadır. Kaldı

ki kişiler askerlik mesleğini seçtiklerinde, artık sivillere getirilemeyecek

bazı sınırlamaların askerî disiplinin tesisi için kendileri açısından

uygulanmasını kabul etmiş olmaktadır (AYM, E.2015/68, K.2017/166, 29/11/2017, §

17).TSK'nın millî güvenliğin korunmasında üstlendiği görev ve askerlik

mesleğinin özellikleri gözönüne alındığında TSK’da

görev yapan asker kişiler ile diğer kamu görevlilerinin mesleğe alım, mesleği

sürdürme ve meslekten çıkarılma bakımından özel şartları haiz oldukları

açıktır. Bu bağlamda millî güvenliği sağlayan bu kurumun personel rejiminin

düzenlenmesine ilişkin alanda kanun koyucunun takdir yetkisinin genişlediğini

kabul etmek gerekir. Dolayısıyla millî güvenliği sağlamaktan sorumlu olan TSK

bünyesinde çalışan askerlerin sayma suretiyle belirtilen belirli suçlardan hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa dahi mahkûm olmaları

hâlinin mesleği sürdürmeye engel bir durum olarak düzenlenmesi yasama organının

takdir yetkisi içinde kabul edilebilecek niteliktedir.

36. Diğer taraftan masumiyet karinesi, haklarında kesinleşmiş

bir mahkûmiyet hükmü bulunmadan kişilerin suçlu ilan edilmesini ve suçlu

muamelesi görmesini engelleyen bir ilke olmakla birlikte yukarıda alıntısı

yapılan ilkeler uyarınca (bkz. § 28) kişilere suçlu muamelesi yapılmadan bazı

tedbirlerin uygulanmasına, sorumluluk kurulmasına engel teşkil etmemektedir.

Ayrıca masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde

somut duruma dair özel şartların göz önünde tutulması gerektiği de

unutulmamalıdır. Bu bağlamda masumiyet karinesinin, tanımı ve gerekleri

anayasal sınırların ötesine geçecek şekilde genişletilerek devletin takdir

yetkisi içinde olan bazı özel durumlarda gereken tedbirlerin alınmasına bağlı

hukuki sonuçları işlevsiz kılacak şekilde yorumlanması isabetli değildir.

37. Bireysel başvuruya konu olan yargılama sürecinde ise AYİM,

idari işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşırken salt 4678 sayılı Kanun

hükümleri üzerinden değerlendirme yapmıştır (bkz. § 10). Kararda ceza

yargılaması dikkate alınmış ise de bu durum işleme esas olan 4678 sayılı

Kanun'un uygulama bulacağı hâllerin var olup olmadığının belirlenmesine ilişkin

bir irdelemeden ibaret olup isnat edilen suça ilişkin olarak bir saptamada,

değerlendirmede bulunulmadığı açıktır. Ezcümle AYİM kararında başvurucunun

somut durumu ve 4678 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak fesih işlemine

ilişkin uygulamanın hukukiliği değerlendirilmiş ve başvurucuya suç isnad edilmemiştir. Bu hâle göre başvuranın masum sayılma

hakkını ihlal edecek şekilde idari yargılama sınırlarının aşılmadığı

görülmektedir.

38. Sonuç olarak gerek TSK’nın millî güvenliğin korunmasında

üstlendiği görev ve askerlik mesleğinin özellikleri dikkate alınarak ihdas

edilen kanun hükmüyle getirilen düzenlemenin kanun koyucunun takdir alanı

içinde kalması gerekse AYİM nezdinde görülen yargılama sürecinde başvurucunun

suçlu bulunup bulunmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmamış olması dikkate

alındığında başvurucunun masumiyet karinesine yönelik bir ihlalin

bulunmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu; idarenin özel/genel kanun hükümleri uygulamasında

yanlışa düştüğünü, yerleşik içtihada aykırı karar verildiğini, işlemin tesis

edilmesinde usulsüzlükler olduğunu, astsubay ve subaylara farklı uygulama

yapıldığını, kendisinin firar nedeniyle hiç ikaz edilmediğini, AYİM üyelerinin Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması

(FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında ihraç edilmeleri nedeniyle yargılamanın

şaibeli hâle geldiğini belirterek Anayasa'nın 5., 10., 35., 36., 48., 49. ve

60. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

41. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları dikkate alındığında

şikâyetin karar sonucuna yönelik olduğu anlaşıldığından incelemenin bu kapsamda

yapılması uygun görülmüştür.

42. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki

hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351,

18/9/2013, § 42).

43. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerek

ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 10) gerekçe ile hüküm kurulmuştur.

Kanun yolu incelemesinde de kararının hukuka uygun bulunduğu görülmüştür.

44. Yargılama sürecinde 4678 sayılı Kanun'un fesih işlemlerine

ilişkin hükümleri ile somut olaya ilişkin durumdan hareket edilerek hüküm

kurulduğu anlaşılmaktadır. Mevzuatın somut olayın ve delillerin yorumlanması

yukarıda anılan ilkeler (bkz. § 30) uyarınca uyuşmazlığı çözmekle görevli

mahkemenin takdirinde olup bireysel başvuruda değerlendirmeye konu edilemez.

45. Buna göre başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

46. Son olarak başvurucu ayrıca Mahkeme üyelerinin bir kısmının

FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında açığa alındığını ileri sürmüş ise de bu

durumun kendi davasına nasıl etki ettiği hususunda yeterli açıklamada

bulunmamıştır. Dolayısıyla tek başına bu hususa dayanılarak yargılamanın adil

olmadığı sonucuna ulaşılması da mümkün görülmemiştir.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Uygar

ÖZBAYRAK

Vekili

:

Av. Mustafa

BOZKURT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/19939, 11 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Masumiyet Karinesinin
  11. B. Diğer İhlal İddiaları
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Akıncı
  15. Topal
  16. M. Emin KUZ
  17. Çakmak
  18. Özbayrak
  19. Bozkurt
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/19939
Tarih
11 Aralık 2018

İlgili Kararlar

  • Abdulkerim Civelek Başvurusu (B. No: 2015/13718)
  • Aytuğ Atak Başvurusu (B. No: 2018/1908)
  • Ayşe Ferda Belgin Başvurusu (B. No: 2017/33813)
  • Cihan Beyribey Başvurusu (B. No: 2014/19450)
  • İbrahim Halil Ata Başvurusu (B. No: 2014/16289)
  • Ramazan Noyan Başvurusu (B. No: 2018/9114)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.