İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ramazan Kılıç ve Nurcan Fırat Başvurusu (B. No: 2013/2627)

1. Başvuru, yanlış tıbbi

Başvuru No2013/2627Tarih4 Kasım 2015Okuma14 dk · 2.844 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ramazan Kılıç Ve Nurcan Fırat Başvurusu

Karar tarihi
4 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2013/2627
R.G. Tarih ve Sayı
23/12/2015-29571
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.844 kelime·14 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, yanlış tıbbi

müdahaleden dolayı felç kalma nedeniyle açılan davalarda hükmedilen tazminatın

idarece ödenmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlali

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular, 15/4/2013 tarihinde Van 2. İdare Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvuruların Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek eksikliklerinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyon tarafından 26/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 19/12/2013 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına, başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlığa başvuru konusu

olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için

gönderilmiştir. Bakanlığın 15/1/2014 ve 4/4/2014

tarihli görüşlerine karşı, başvurucular herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.

6. 17/5/2015 tarihinde 2013/2628 başvuru

numaralı bireysel başvuru dosyasının aralarındaki hukuki bağlantı nedeniyle

2013/2627 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin

2013/2627 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

kamu kurumlarından elde edilen bilgiler ışığında tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucular, 2005 yılında “kifoskolyos” şikâyeti ile başvurdukları Atatürk

Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavileri amacıyla yapılan ameliyatlar

neticesinde felç kalmışlar, oluşan zararın giderilmesi amacıyla 28/9/2006 tarihinde Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünden

(Rektörlük) maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

9. Rektörlüğün 28/09/2006 tarihli başvuruya cevap vermemek suretiyle reddi

üzerine başvurucular, 11/1/2007 tarihinde Erzurum 1. İdare Mahkemesinde idare

aleyhine ayrı ayrı tam yargı davası açmışlar, yasal faizi ile birlikte

lehlerine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

10. Erzurum 1. İdare Mahkemesi, 30/9/2011 tarihli ve E.2007/53, K.2011/1256 sayılı kararı

ile başvurucu Ramazan Kılıç’ın %100 oranında, meslekte kazanma gücünden yoksun

kaldığını ve olayda İdarenin %100 oranında hizmet kusuru bulunduğunu belirtmiş;

davanın kısmen kabulüne karar vermiş ve başvurucu lehine 861.968,50 TL maddi ve

150.000 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 28/9/2006’dan

itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesine

hükmetmiştir.

11. Erzurum 1. İdare Mahkemesi,

başvurucu Nurcan Fırat yönünden yaptığı yargılama sonucunda ise başvurucunun

%100 oranında meslekte kazanma gücünden yoksun kaldığını ve olayda idarenin

%100 oranında hizmet kusuru bulunduğunu belirtmiş; 30/9/2011

tarihli ve E.2007/54, K.2011/1257 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne,

başvurucu lehine 771.138,21 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın davalı

idareye başvuru tarihi olan 28/9/2006’dan itibaren işletilecek yasal faizi ile

birlikte başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir.

12. Erzurum 1. İdare Mahkemesinin

kararları üzerine 1/11/2011 tarihinde başvurucu

Ramazan Kılıç Van 1. İcra Müdürlüğünün 2011/11554–11556–11558 dosya

numaralarında, başvurucu Nurcan Fırat da aynı icra müdürlüğünün

2011/11555–11557–11559 dosya numaralarında maddi tazminat, manevi tazminat ve

vekâlet ücretleri yönünden ayrı ayrı ilamlı icra takibi başlatmıştır.

13. Başlatılan icra takipleri

üzerine Rektörlük, 9/12/2011 tarihinde 2011/11556 ve

2011/11557 numaralı icra dosyalarına ayrı ayrı 75.000 TL ödeme yapmış ayrıca

14/11/2011 tarihli yazısı ile Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel

Müdürlüğüne başvurarak ilgili takip dosya borçlarının ödenebilmesi için ödenek

talebinde bulunmuştur.

14. Maliye Bakanlığı Bütçe ve

Mali Kontrol Genel Müdürlüğü, Rektörlüğe gönderdiği 30/12/2011

tarihli cevap yazısı ile söz konusu ödemelerin -sorumlulara rücu hakkı saklı

kalmak kaydıyla- Rektörlüğün döner sermaye bütçesinden karşılanması

gerektiğinin düşünüldüğünü belirtmiştir.

15. Bununla birlikte İdare

Mahkemesi kararları davalı idarece temyiz edilmiş, Danıştay 10. Dairesi 28/3/2012 tarihli E.2011/11311, K.2012/1213 ve E.2011/11312,

K.2012/1212 sayılı ilamları ile kararları onamıştır.

16. Karar düzeltme istemleri de 26/12/2012 tarihli E.2012/4714, K.2012/6965 ve E.2012/4715,

K.2012/6964 sayılı ilamlar ile reddedilmiştir.

17. Van İcra Müdürlüğünce,

ilgili dosya alacaklarının tahsili için Rektörlüğe çeşitli tarihlerde

gönderilen yazılara cevaben Rektörlük, dosya borçlarına ilişkin olarak ödenek

temin etme çalışmalarının devam ettiği, Maliye Bakanlığından ödenek talep

edildiği ancak henüz sonuç alınamadığı açıklamalarında bulunmuştur.

18. Başvurucular, alacaklarını

tahsil edememeleri üzerine Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına, Rektör ve yardımcıları

hakkında görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri iddiasıyla suç duyurusunda

bulunmuşlar, Savcılık yaptığı değerlendirme sonucu 18/6/2012

tarihinde S.2012/3081, K.2012/4223 sayılı kararı ile ilgililer hakkında

kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

19. Savcılık kararının

kaldırılması için Oltu Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz da Mahkemenin, 25/7/2012 tarihli ve 2012/437 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

20. Başvurucular Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulundukları 15/4/2013

tarihi itibarıyla hâlen alacaklarının tamamını tahsil edemediklerini, ilgili

icra dosyalarına düşük miktarlarda ödemelerin yapıldığını ifade etmişlerdir.

21. Ancak başvurucular, Anayasa

Mahkemesine sundukları 3/8/2015 tarihli dilekçe ile

borçlu idarenin 24/7/2013 tarihinde yaptığı ödemeler neticesinde alacaklarını

tahsil edebildiklerini bununla birlikte şikâyetlerine devam ettiklerini

belirtmişler; ihlalin tespit edilmesini ve tazminata hükmedilmesini talep

etmişlerdir.

B. İlgili Hukuk

22. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı

İdari Yargılama Usul Kanunu’nun “Kararların

sonuçları:” kenar başlıklı 28. maddesinin 1. ve 2. fıkraları

şöyledir:

“1. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi

mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının

icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya

mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz

günü geçemez. Ancak, ancak disiplin hükümleri saklıdır.

2. Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren

davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya

vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu

bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar

çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme

yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur”

23. 2577 sayılı Kanun’un “Temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenin

durdurulması:” kenar başlıklı 52. maddesi şöyledir:

“Temyiz

veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme

veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. …”

24. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra

İflas Kanunu’nun “Haczi caiz olmayan mallar

ve haklar:” kenar başlıklı 82. maddesi şöyledir:

"Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:

1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz

olmadığı gösterilen mallar,

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 4/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların

15/4/2013 tarihli ve 2013/2627 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

26. Başvurucular, yanlış tıbbi

müdahale nedeniyle felç kalmalarından dolayı Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi

Hastanesi aleyhine açmış oldukları tam yargı davaları sonunda lehlerine

hükmedilen tazminatların büyük kısmının icra takibine rağmen ödenmediğini ve

dolayısıyla kararın icra edilmediğini, idarenin 2004 sayılı Kanun’un devlet

mallarının haczedilemeyeceği hükmüne dayanarak ödememe hâlini sürdürdüğünü

belirtip mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşler; ihlalin tespiti ile sonuçlarının ortadan kalkması için yapılması

gerekenlere karar verilmesini, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep

etmişlerdir.

B. Değerlendirme

27. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde başvurucuların, açtıkları davalar sonunda lehlerine hükmedilen

tazminatların icra yolu ile takip edilmesine rağmen büyük kısmının kendilerine

ödenmediğini ve mahkeme kararının yerine getirilmediğini belirterek mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Fakat başvurucular,

Anayasa Mahkemesine sundukları 3/8/2015 tarihli

dilekçe ile borçlu idarenin 24/7/2013 tarihinde yaptığı ödemeler sonucu

alacaklarını tahsil ettiklerini beyan etmişlerdir. Bu nedenle başvurucuların lehlerine hükmedilen tazminat miktarının ödenmediği

şikâyetinin değerlendirilmesine gerek görülmemiş ancak başvurucuların söz

konusu tazminatların geç ödenmesinden dolayı mağduriyet yaşadıklarını ve bu

kapsamda şikâyetlerini devam ettirdiklerini ifade etmeleri üzerine bu yönde

inceleme yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

28. Başvurucuların yargı

kararlarının yerine getirilmemesiyle ilgili şikâyetleri açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

29. Başvurucular, Anayasa

Mahkemesine sundukları 3/8/2015 tarihli dilekçe ile

24/7/2013 tarihinde yapılan ödemeler sonucu alacaklarının ödendiğini fakat

yargı kararlarının geç yerine getirilmesinden dolayı şikâyetlerini devam

ettirdiklerini bildirmişlerdir.

30. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

31. Anayasa’nın 138. maddesinin

4. fıkrası şöyledir:

“Yasama ve yürütme organları ile idare,

mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını

hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

32. Anayasa’nın 125. maddesinin

son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür.”

33. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

34. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından

ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve

haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan

gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

35. Anayasa’nın 36. maddesinde

ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren; bireyin

adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır.

Hak arama özgürlüğü, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak

iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde

etmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

Dolayısıyla Anayasa’nın, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme

kararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile

uygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138. maddesinin de adil

yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Mustafa Demirtaş, B. No: 2013/2002, 30/12/2014, § 51).

36. Sözleşme’nin adil yargılanma

hakkını düzenleyen 6. maddesinde açıkça kararların icrasından bahsedilmediği

için AİHM, mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının yerine

getirilmesi hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

etmektedir. AİHM’e göre mahkemeye erişim hakkı, bir

uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın

uygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması,

yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir

unsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40). Bu çerçevede AİHM, kesinleşmiş ve

bağlayıcı bir yargı kararının, lehine karar verilen tarafın zarar görmesine

rağmen infaz edilmemesi durumunda, mahkemeye erişim hakkının bir anlam ifade

etmeyeceğini ve yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesinin, 6. madde

anlamında “dava”nın tamamlayıcı unsuru olduğunu

vurgulamaktadır (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34).

37. Zira davaya taraf olan

kişinin etkin korunması ve hukuka uygunluğun sağlanması, idarenin kendisi

hakkında verilebilecek nihai yargı kararlarına uymasını gerektirmektedir.

İdareler yargı kararını uygulamayı reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayı

geciktiriyorsa bu durumda davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresince

yararlandığı Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık

nedenini kaybedecektir. AİHM, bu yorumuyla yargı yerine ulaşma hakkının, sadece

teorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınan

nihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul

etmektedir (Arman Mazman,

B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 60).

38. Anayasanın 138. maddesinde

mahkeme kararlarına uyma, bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme

hususunda yasama ve yürütme organları ile idare makamları lehine herhangi bir

istisna kurala yer verilmemiştir. Yargı kararlarının ilgili kamu otoritelerince

zamanında yerine getirilmediği bir devlette, bireylerin yargı kararıyla

kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün

olmaz. Dolayısıyla devlet, yargı kararlarının zamanında yerine getirilmesini

sağlayarak bireyler aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu

yolla bireylerin kamu otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve

saygılarını korumakla yükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli

olduğu bir devlette, bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve

saygılarını koruma adına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının

zamanında yerine getirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (Arman Mazman, §

61).

39. Bununla birlikte yargı

kararlarının yerine getirilmesinde gecikmenin, başvurucuların adil yargılanma

haklarına bir müdahale olduğu kabul edilmekle beraber, kararların icrasında

yaşanan gecikmenin hangi sürelere ulaştığında hak ihlali sayılacağının; davanın

konusu, dava konusu bir alacağın veya tazminatın ödenmesiyse alacak veya

tazminatın mahiyeti, başvurucunun kararın icrasındaki menfaati, yargı kararının

icrasının başvurucu için önemi, ödeme ile sorumlu idarenin bütçe imkânları ve

ödeme konusundaki tutumu, alacak veya tazminatın ödemenin gecikmesi nedeniyle

değer kaybedip kaybetmediği, davanın kararın icra safhasıyla beraber toplam

süresi ile kararın icrasında geçen süre gibi somut davanın koşullarına göre

incelenmesi gerekir (Arman Mazman, § 66).

40. Aynı zamanda yargı kararlarının icrasında meydana gelen gecikmelerin

ihlal boyutuna ulaşıp ulaşmadığının tespitinde gecikmenin süresi, idarenin

borcunu muhasebe kayıtlarına alarak bir plana bağlanması ve bu plan

çerçevesinde ödeme yapması yani idarenin tutumu; borç miktarının öngörülüp

öngörülemeyeceği, öngörülemez ise idarenin bütçe imkânlarıyla kıyaslanması,

tazminatın konusunun ödenmesini ivedi hâle getirecek özellikli bir konu olup

olmaması, alacağın tamamının faiz ve yargılama giderleriyle beraber ödenmesi,

alacaklı ile yapılan bir uzlaşmanın olup olmaması, alacaklının ödemenin

yapılmasındaki menfaatinin önemi göz önünde bulundurulmalıdır (Mustafa Demirtaş, § 71). Nitekim AİHM de yargı kararı

ile hükmedilen tazminatın ödenmesinde bireyin ödemeden sağlayacağı menfaatin

önemine dikkat çekmektedir (Romashov/Ukrayna, B. No: 67534/01, 27/7/2004, §§ 6, 43).

41. Başvuru konusu olayda

başvurucular, 2005 yılında “kifoskolyos” şikâyeti ile

başvurdukları Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavileri

amacıyla yapılan ameliyatlar neticesinde felç kalmışlar, oluşan zararın

giderilmesi amacıyla 28/9/2006 tarihinde idareden

maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlar, idarenin taleplerine cevap

vermemesi üzerine 19/1/2007 tarihinde Erzurum 1. İdare Mahkemesinde tam yargı

davası açmışlardır. Erzurum 1. İdare Mahkemesi; başvurucu Ramazan Kılıç

yönünden E.2007/53 sayılı dava dosyasında, başvurucu Nurcan Fırat yönünden

E.2007/54 sayılı dava dosyasında yaptığı yargılamalar sonucu, 30/9/2011 tarihli ve E.2007/53, K.2011/1256; 30/9/2011

tarihli ve E.2007/54, K.2011/1257 sayılı kararları ile başvurucuların %100

oranında meslekte kazanma gücünden yoksun kaldıklarını ve olayda idarenin %100

oranında hizmet kusuru bulunduğunu belirtmiştir. Buna bağlı olarak başvurucu

Ramazan Kılıç lehine 861.968,50 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın,

başvurucu Nurcan Fırat lehine 771.138,21 TL maddi ve 150.000 TL manevi

tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 28/9/2006’dan

itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmetmiştir.

42. Başvurucular lehlerine

hükmedilen tazminatların tahsili amacıyla idare aleyhine 1/11/2011

tarihinde icra takipleri başlatmışlar; bu arada davalı idare, temyiz yoluna

başvurmuş, temyiz incelemesi sonuçlanmadan her iki başvurucuya 9/12/2011

tarihinde ayrı ayrı 75.000 TL ödeme yapmıştır. Temyiz incelemesi sonucunda İlk

Derece Mahkemesi kararları Danıştay 10. Dairesinin 28/3/2012

tarihli ilamları ile onanmış, karar düzeltme istemleri de aynı Dairenin

26/12/2012 tarihli ilamları ile reddedilmiştir. Davalı idare İlk Derece

Mahkemesi kararlarının onanmasının ardından bireysel başvuru yapılana kadar

geçen süreçte kısmi ödemelerde bulunmuş ancak söz konusu ödemeler toplam alacak

miktarı dikkate alındığında düşük oranlarda kalmış, bir plana bağlanmamış ve

düzensiz yapılmıştır. Başvurucular Anayasa Mahkemesine sundukları 3/8/2015 tarihli beyanlarında alacaklarının tamamını ancak

24/7/2013 tarihinde yapılan ödemeler ile tahsil edebildiklerini ifade

etmişlerdir.

43. Bu durumda başvurucuların,

geçirdikleri tıbbi operasyon sonucu felç kalmalarının ardından idareye

yaptıkları başvuruya idarece cevap verilmemesi üzerine açtıkları davalarda; İlk

Derece Mahkemesi aşamasında yaklaşık beş yıl, temyiz incelemesi ve karar

düzeltme incelemesi aşamalarında on beş ay ve kararın kesinleşmesinden

alacaklarının tamamının ödenmesine kadar ise yaklaşık yedi ay süre geçtiği

anlaşılmıştır. Söz konusu yargılama süreci sonunda başvurucuların idarenin %100

hizmet kusurundan dolayı felç kaldıkları ve bunun sonucunda meslekte kazanma

güçlerini tamamen kaybettikleri ortaya konulmuştur.

44. Bu doğrultuda başvurucuların,

yargılama süreci boyunca iş göremez hâlde bulundukları, çalışma ve gelir elde

etme imkânlarının olmadığı, yaşamlarını idame ettirebilmeleri için hükmedilen

tazminata ihtiyaç duymalarının olağan olduğu, dolayısıyla Mahkeme kararının

icra edilmesinin yaşam kaliteleri üzerinde doğrudan etki yaratacağı hususları

ile birlikte başvurucuların hükmedilen tazminatlara kavuştukları tarih dikkate

alındığında yukarıda belirtilen ilkeler ışığında (bkz. §§ 39, 40)

başvurucuların yargı kararlarının yerine getirilmesi haklarının ihlal edildiği

kanaatine ulaşılmıştır.

45. Açıklanan nedenlerle

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

46. Başvurucular, tedavi

amacıyla geçirdikleri tıbbi operasyonlar sonucunda felç kalmalarından dolayı

açtıkları davalarda lehlerine tazminata hükmedildiğini ancak yargı kararına

karşın idarenin tazminatları ödemede gecikme gösterdiğini belirterek mülkiyet

ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespiti

ile ayrı ayrı 500.000 TL maddi, 300.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini

talep etmişlerdir.

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

48. Başvurucuların tıbbi

müdahale sonucu felç kalmaları nedeniyle açtıkları tazminat davalarında,

lehlerine hükmedilen tazminatların ödenme zamanı ile tüm yargılama süreci

dikkate alındığında adil yargılanma haklarının ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara ayrı ayrı net 3.350 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

49. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber yargılama neticesinde

başvurucular lehine hükmedilen tazminat bedellerinin

faiziyle birlikte başvuruculara ödendiği dikkate alındığında başvurucuların

maddi zararının karşılanacağı düşünüldüğünden bu aşamada ayrıca maddi tazminata

karar verilmesine gerek bulunmamaktadır.

50. Dosyadaki belgelerden tespit

edilen, 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı

ödenmesine ve 1.500 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A.

Başvurucuların, yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma haklarının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

C.

Başvuruculara ayrı ayrı net 3.350 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 198,35

TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ÖDENMESİNE, 1.500

TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin,

kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden

itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin

sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına

4/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : İsmail Emrah PERDECİOĞLU Başvurucular : Ramazan KILIÇ Nurcan FIRAT Vekili : Av. Mustafa ALADAĞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2627, 4 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. D. 198,35
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2627
Tarih
4 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Fatih Poyraz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2606)
  • Oğuz Tiftikçier Başvurusu (B. No: 2013/2091)
  • Ali Balcıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/5618)
  • Mesude Kırıklı ve Asil Akça Başvurusu (B. No: 2013/7042)
  • Mete Dursun Başvurusu (B. No: 2012/1195)
  • Fatih Yazar Başvurusu (B. No: 2013/6232)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.