İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mete Dursun Başvurusu (B. No: 2012/1195)

Başkan : Burhan ÜSTÜN

Başvuru No2012/1195Tarih18 Kasım 2015Okuma42 dk · 8.357 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mete Dursun Başvurusu

Karar tarihi
18 Kasım 2015
Başvuru Numarası
2012/1195
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.357 kelime·42 dk okuma·10 bölüm

R. G. Tarih ve Sayı: 30/12/2015-29578

BİRİNCİ

BÖLÜM

KARAR

Başkan : Burhan ÜSTÜN

Üyeler : Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

Yrd. : Melek ŞAHAN

Başvurucu

:

Mete DURSUN

Vekili

: Av. Savaş AKÇÖLTEKİN

I.

BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru,

ceza infaz kurumunun koşullarının başvurucunun mevcut hastalığına uygun

olmaması ve bu koşulların düzeltilmesi talebinin reddedilmesi nedenleriyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II.

BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru,

7/12/2012 tarihinde Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen

eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Birinci

Bölüm İkinci Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm

Başkanı tarafından 26/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve dosyanın bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5.

Bakanlığın

27/2/2015 tarihli görüş yazısı 10/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş;

başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 24/3/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

III.

OLAY VE OLGULAR

A.

Olaylar

6.

Başvuru

formu, Bakanlık görüşü ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP)

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7.

Başvurucu,

başvuru tarihinde hakkında verilmiş olan ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasının infazı dolayısıyla Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

barındırılmaktayken başka ceza infaz kurumlarına nakledilmiş olup hâlihazırda

İzmir 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

1.

Başvurucunun

Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna Nakledilinceye Kadar Yaşadığı Süreç

8.

Başvurucu,

Aydın E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken 16/2/2011

tarihinde İzmir 1 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir.

9.

Başvurucu,

İzmir 1 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktayken

8/4/2011 tarihinde Kurum doktorunca yapılan muayene sonucunda "kronik

bronşit, mevsimsel alerjik rinit, sinüzit rahatsızlıkları bulunduğundan ve sık

enfeksiyon geçirdiği ve buna bağlı sürekli ilaç kullanmak zorunda kaldığından

tek kişilik odada kalmaması" uygun

görülmüştür.

10.

Başvurucunun,

solunum rahatsızlığı ve alerjik atak şikâyetleri ile aynı Kurum Doktorluğuna

başvurması üzerine kendisine çeşitli tedaviler uygulanmış ancak yanıt

alınamayınca başvurucu, İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi

Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiştir. Bu Hastaneden alınan 7/6/2011

tarihli ve 3302 sayılı heyet raporunda başvurucunun "alerji yönünden

alerji polikliniği bulunan bir kurumda alerji uzmanı tarafından

değerlendirilmesi, astım bronşiale tanısı nedeni ile tozlu, dumanlı, rutubetli

ortamlarda bulunması sakıncalı olduğu" tespitine yer verilmiştir.

Heyet raporu ve yapılan alerji testlerinde başvurucuda güçlü ev tozu, küf

mantarı, ağaç karışımı-ısırgan otu alerjisi ile altamata alerjisi tespit

edilmiş ve başvurucuya astım bronşiale tanısı konmuştur.

11.

Kurum

doktorunca 10/6/2011 tarihinde verilen raporda bahsi geçen heyet raporu ve

yapılan alerji testleri dikkate alınarak başvurucunun "Söz konusu

maruziyetlerden (nem, toz, duman, rutubetli ortam, ağaç ve çiçek polenleri

gibi) uzak olması en az uygulanan tedaviler kadar önemlidir. Verilen raporlar

göz önüne alındığında, cezaevimiz yerleşiminin ağaçlık bir bölgede olması

nedeniyle hastanın alerjik durumu ve astım hastalığının da tetiklenmemesi ve

ilerlememesi için daha uygun bir cezaevine nakli" uygun görülmüştür.

Aynı Kurum doktoru, 18/7/2011 tarihli raporunda ise başvurucuya astım bronşiale

tanısının konduğunu; bu sebeple tozlu, dumanlı, rutubetli ortamlarda kalmaması,

koğuşun havalandırılması, koğuşta hava sirkülasyonunun sağlanması gerektiğini

belirtmiştir.

12.

Başvurucunun,

alınan raporlarını da sunarak hastalık nedeniyle naklini talep etmesi üzerine

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü (Genel Müdürlük)

12/7/2011 tarihinde hastalık nedeniyle ve yol masraflarını ödemesi koşuluyla

başvurucunun Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesine karar

vermiştir.

13.

Başvurucu

Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesinden sonra Disiplin

Kurulu Başkanlığının 23/8/2011 tarihli kararıyla on gün hücre cezası almış,

karar Nazilli İnfaz Hâkimliğinin 26/9/2011 tarihli kararıyla onanmıştır.

Başvurucu hücre cezasının infaz edilip edilemeyeceğinin tespiti için Nazilli

Devlet Hastanesine sevk edilmiştir. Hastaneden alınan 11/10/2011 tarihli sağlık

raporunda " hastanın mevcut klinik durumu ve verilen heyet raporlarına

istinaden ... kişinin hücre ortamında kalması sağlığı açısından sakıncalı

olduğu"nun belirtilmesi üzerine Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığının 20/10/2011 tarihli ve 2011/6

sayılı kararıyla başvurucu hakkında daha önceden verilmiş olan on gün hücre

cezası yirmi gün ziyaretçi kabulünden men cezasına çevrilmiştir.

14.

Yine

başvurucu hakkında Nazilli Devlet Hastanesinden alınan 1/12/2011 tarihli sağlık

kurulu raporunda "sağlık sorunundan ötürü başka bir ilde bulunan infaz

kurumuna naklinin uygun olduğu" belirtilmiştir. Başvurucu, çeşitli

tarihlerde (28/8-15/11-1/12-4/12/2011, 1/1/2012) yazdığı dilekçelerle Kurumda

yakılan kömürün ve Kurum koşullarının, sağlığını olumsuz yönde etkilediğini

belirterek naklini talep etmiştir.

15.

Mezkûr

rapora istinaden başvurucunun 12/1/2012 tarihinde, hastalık nedeniyle ve yol

masraflarını ödemesi koşuluyla Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

nakledilmesine karar verilmiştir.

16.

Başvurucuya

Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığınca

29/12/2011 tarihinde verilen ve Nazilli İnfaz Hâkimliğince 10/2/2012 tarihinde

onanan on iki gün hücre cezası, cezayı infaz edecek Antalya L Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığınca Nazilli Devlet

Hastanesinden alınan 11/10/2011 tarihli sağlık raporu dikkate alınarak yirmi

dört gün ziyaretçi kabulünden men cezasına çevrilmiştir.

17.

Başvurucu

Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmaktayken Antalya Eğitim ve

Araştırma Hastanesinden alınan 1/6/2012 tarihli ve 6733 sayılı sağlık kurulu

raporunda "Hastalığının tedavisi mahalinde yapılabilir. Astım bronşiale

krizi halinde acil tedavisi gereklidir." tespiti yapılmıştır.

18.

Başvurucu

çeşitli tarihlerde Antalya'nın nem oranının sağlığını olumsuz etkilediğini,

Aydın'da olan ailesini bir daha görememek pahasına olsa da İstanbul’da hasta

mahkûmlar için açılan Metris R Tipi Ceza İnfaz Kurumuna naklini talep etmiştir.

19.

Başvurucu,

Genel Müdürlüğün 10/8/2012 tarihli kararına istinaden 18/8/2012 tarihinde

güvenlik gerekçesiyle Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Denizli D

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir.

2.

Başvurucunun

Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Yaşadığı Süreç

a.

Oda

Değişiklikleri

20.

Başvurucu,

Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildikten sonra 23/8/2012

tarihine kadar geçici olarak bodrum kat G blok 1. koridor 1. müşahede odasında tutulmuştur.

21.

Denizli

D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdari ve Gözlem Kurulu Başkanlığı

23/8/2012 tarihli ve 2012/4105 sayılı kararıyla başvurucunun zemin kat A blok

4. koridor 3 No.lu odaya yerleştirilmesine karar vermiştir.

22.

İdari

ve Gözlem Kurulu Başkanlığı 23/8/2012 tarihinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasından hükümlü olanların bahçe saatlerini görüşmek üzere toplanmış ve

2012/4111 sayılı kararıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından hükümlü olanların

ceza sürelerinin fazlalığı nedeniyle topluma kazandırılmaları, sağlıkları ve

güvenlikleri açısından bahçe saatlerinin sabah 09.00'da başlayıp 11.00'de bitmesine,

öğleden sonra ise yaz aylarında 17.00'de başlayıp 19.00'da bitmesine (kış

aylarında 13.30'da başlayıp 15.30'da bitmesine) karar vermiştir.

23.

3

No.lu odada kalan başvurucu ile 1 ve 2 No.lu odalarda kalan hükümlülerin

31/8/2012 tarihinde, anlaşamadıkları ve huzursuzluk yaşadıklarından bahisle

havalandırma bahçesine ayrı ayrı çıkmayı talep etmeleri üzerine İdari ve Gözlem

Kurulu Başkanlığı 3/9/2012 tarihli ve 2012/4201 sayılı kararıyla 1, 2 ve 3 No.lu

odalarda kalan hükümlülerin ayrı ayrı saatlerde havalandırma bahçesine çıkmaları

yönünde karar vermişse de aynı Kurul Başkanlığı 24/9/2012 tarihinde yeniden

toplanarak 3/9/2012 tarihli ve 2012/4201 sayılı kararı iptal ederek 1, 2, ve 3 No.lu

odalarda kalan hükümlülerin sabah 09.00-11.00, öğleden sonra ise yaz aylarında

17.00-19.00 (kış aylarında 13.30-15.30) saatlerinde havalandırma bahçesini

kullanmalarına karar vermiştir.

24.

Başvurucunun

kaldığı 3 No.lu odanın havalandırmasının üçgen biçiminde olması nedeniyle

yetersiz gelmesi, 1 ve 2 No.lu odadaki hükümlülerin sigara içmeleri nedeniyle

odasının değiştirilmesini talep etmesi sonucu 5/10/2012 tarihinde İdari ve

Gözlem Kurulu Başkanlığı başvurucunun B blok 1. koridor 8 No.lu odaya

yerleştirilmesine karar vermiştir.

25.

Başvurucunun,

8 No.lu odaya civardaki tavuk çiftliklerinden keskin kokular gelmesinden şikâyet

etmesi üzerine 19/10/2012 tarihli karar ile tavuk çiftliğinin tersi istikamette

bulunan ve sigara içmeyenlerle birlikte havalandırma bahçesini kullanabileceği

C blok 1. koridor 2 No.lu odaya yerleştirilmesine karar verilmiştir.

26.

Başvurucunun

oda ve koğuşunun değiştirilerek birkaç metrekare daha büyük olan ve yeni

boşalan zemin kat C blok 2. koridor 5 No.lu odaya yerleştirilmesini talep

etmesi üzerine 20/12/2012 tarihinde toplanan İdari ve Gözlem Kurulu Başkanlığı,

talep edilen odanın sağındaki ve solundaki odalarda sigara içiliyor olması ve

hükümlünün astım hastası olması sebebiyle sağlığını olumsuz yönde

etkileyeceğinden oda değişikliğini uygun görmemiştir.

b.

Başvurucunun

Sağlık Durumu ve Nakil Talepleri

27.

Başvurucu

hastalığı nedeniyle Metris R Tipi Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesini talep

etmiştir. Genel Müdürlük talebi değerlendirebilmek için 19/7/2013 tarihli

yazısıyla başvurucunun son sağlık durumuna göre tedavi görmesini gerektirir bir

rahatsızlığının olup olmadığı, varsa hastalığın sebebi, ne tür bir tedavi

uygulanması gerektiği veya önerildiği, tedavisinin mahallinde yapılıp yapılamadığı,

yapılamıyorsa nedeninin açıkça belirtilmesinin araştırılması için başvurucu

hakkında sağlık raporu düzenlenmesini istemiştir. 31/7/2013 tarihinde Pamukkale

Üniversitesinden alınan sağlık kurulu raporunda "hastanın semptomlarına

bakıldığı zaman son bir ayda gece uyanmaları, nefes darlığı ve hırıltı şikayeti

haftada üçten fazla olduğu görülmektedir. Solunum fonksiyon testleri normal

gözükmesine rağmen bu klinikte astımın kontrol altında olmadığı her an hayatı

tehdit edici atak riski altında olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle çevresel

koşulların daha uygun (keskin kokular, sigara dumanı, rutubet, hava kirliliği

vs bulunmadığı) bir yere naklinin uygun" olduğu belirtilmiştir.

28.

Alınan

rapor üzerine Genel Müdürlük 4/9/2013 tarihinde, üstteki paragrafta anılan

sağlık kurulu raporunda belirtilen hususları gözönünde bulundurarak gerekli

önlemlerin alınmasını ve başvurucunun cezasının infazına bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda

devam olunması gerektiği şeklinde karar vermiştir.

29.

Başvurucunun,

9/9/2013 tarihli dilekçesiyle hakkındaki raporda hayati risk altında olduğunun

ve naklinin öneminin vurgulandığını, bulunduğu Kurumun yanındaki tavuk

çiftliğinden, mermer ve taş ocaklarından gelen koku, duman ve tozların astım

krizlerine neden olduğunu belirterek astım-immünoloji hastanesinin olduğu bir yere

naklini talep etmesi üzerine Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü 10/9/2013 tarihinde

tekrar bir sağlık raporu düzenlenmesini istemiştir. Bu raporda Genel Müdürlüğün

19/7/2013 tarihli yazısıyla başvurucunun son sağlık durumuna göre tedavi

görmesini gerektirir bir rahatsızlığının olup olmadığı, varsa hastalığın

sebebi, ne tür bir tedavi uygulanması gerektiği veya önerildiği, tedavisinin

mahallinde yapılıp yapılamadığı, yapılamıyorsa nedeninin açıkça belirtilmesi

gerektiği, ayrıca 31/7/2013 tarihli raporda tedavinin Denizli ilinde yapılıp

yapılamayacağı, yapılamama nedeninin açıkça belirtilmediği anlaşıldığından

Pamukkale Üniversitesinden yeni bir rapor tanzim edilmesi istenmiştir. Bunun

üzerine Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanınca 30/9/2013 tarihli aşağıdaki

yazı hazırlanmıştır:

"Astım

çeşitli alerjenlere ya da tahriş edici etkenlere bağlı olarak havayollarında

yangı ve daralmayla seyreder. Bu daralma geçici olup kendiliğinden veya

ilaçlarla düzelebilir. Muayene sırasında hastalık kontrol altında ise solunum

fonksiyonlarında herhangi bir bozukluğa rastlanmaz. (...) Astım tam olarak

tedavi edilebilir bir hastalık değildir. Bu nedenle sadece Denizli'de dünyanın

hiçbir yerinde tam tedaviden bahsetmek mümkün değildir. Ama astımda temel sorun

nerede nasıl tedavi edileceğinden ziyade tedavi altındayken bile hastanın

hastalığının kontrol altında olup olmamasıdır. (...) Eğer Mete Dursun'un bize

bildirdiği gibi şikayetleri varsa tedaviye rağmen hastalıklarının kontrol

altında olmadığına karar veririz. Böyle bir durumda öncelikle hastanın yaşadığı

ortamın düzeltilmesi gerekir. Aşırı koku, toz sigara dumanı, diğer tahriş edici

dumanların olmadığı ve düzenli havalandırılan, soğuk olmayan bir ortamın

sağlanması hastalığın kontrolünü sağlamada atılacak ilk adımlar olmalıdır.

(...) "

30.

Pamukkale

Üniversitesinden 3/10/2013 tarihinde alınan sağlık kurulu raporunda da

yukarıdaki hususlar aynen tekrar edilmiştir.

31.

Ceza

ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü 13/11/2013 tarihinde, 30/9/2013 tarihli

raporda belirtilen sebeplerle başvurucunun naklinin uygun görülmediği ve

raporda belirtilen hususlar göz önüne alınarak gerekli önlemlerin alınmasını ve

başvurucunun cezasının infazına bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda devam olunması

gerektiği şeklinde karar vermiştir. Başvurucunun daha sonra 11/11/2013 ve

27/12/2013 tarihlerinde de astım-immunoloji hastanesinin olduğu İstanbul iline

veya daha önce herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan kaldığı Aydın E Tipi veya

Yenipazar Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine naklini içeren aynı taleplerde

bulunması üzerine 13/11/2013 tarihli ret yazısıyla cevap verilmiştir.

32.

Başvurucu

hakkında 22/1/2014 tarihinde Pamukkale Üniversitesi sağlık kurulu raporunda

önceki tanılara ilave olarak hiperlipidemi, hipertansiyon tanısı

konmuş ve başvurucunun her an için astım atağına girme ihtimalinden dolayı “Odada

tek başına kalması uygun değildir. Odası havadar, sigara içilmeyen, güneş gören

geniş bir oda olmalıdır; sigara dumanı, temizlik ve kozmetik ürünler hastalığı

alevlendirdiği için böyle ortamların oluşmaması sağlanmalıdır. Tüm bu şartlar

sağlanamadığı takdirde başvurucunun çevresel koşulları daha uygun olan başka

bir yere sevki uygundur.” denilmiştir.

33.

Başvurucunun

10/2/2014 tarihinde hastalık nedeniyle naklini talep etmesine istinaden Genel

Müdürlük 21/2/2014 tarihli yazında başvurucunun hastalık nedeniyle ve yol

masraflarını ödemesi koşuluyla Ödemiş M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

nakledilmesine karar vermiştir.

c.

Başvurucunun

Denizli İnfaz Hâkimliğine Başvurusu Neticesinde Verilen Kararlar

34.

Başvurucu

28/8/2012 tarihli dilekçesiyle Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

geldikten sonra sağlık durumunu (astım bronşit, ileri derecede alerji, kalp

ritim bozukluğu hastası) Kurum müdürüne anlatarak raporlarını sunmasına ve

cezasının sağlığını koruyabilecek şartlarda çektirilmesini istemesine rağmen

iki kişinin de sigara içtiği bir üniteye verildiğini, 18 metrekarelik

havalandırma bahçesine sigara içen kişilerle birlikte günde toplam dört saat

çıkarıldığını, geriye kalan yirmi saati 5 metrekare büyüklüğünde yürüyecek yeri

ve havalandırma penceresi olmayan sadece 30x40 cm ebadında tuvalet penceresi

olan rutubetli bir odada geçirdiğini ileri sürmüş ve ileri derecede astım

hastası olması nedeniyle Ceza İnfaz Kurumunun bu koşullarının iyileştirilmesini

Denizli İnfaz Hâkimliğinden talep etmiştir. Denizli İnfaz Hâkimliği 18/9/2012

tarihli ve E.2012/456, K.2012/455 sayılı kararıyla talebin reddine karar

vermiştir.

35.

Ret

kararının gerekçesi şöyledir:

"...

Denizli D Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 5/9/2012 tarihli ve 2012/26966 sayılı yazıları ile

hükümlü Mete DURSUN' un Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünün 10/8/2012 tarihli ve 117085 sayılı emirleri ile Antalya L Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan güvenlik nedeniyle 18/8/2012 tarihinde kurumlarına

geldiği, muhtelif suçlardan Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/6/2010 tarihli

ve 2010/816 sayılı içtima kararı ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından

hükümlü olduğundan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazının 25. maddesinin 1. a-b ve

devamı fıkraları gereğince "Hükümlü tek kişilik odada barındırılır,

hükümlüye günde 1 saat açık havaya çıkma ve spor yapma hakkı tanınır"

hükümleri gereğince hükümlünün tek kişilik oda olan ve üç kişinin aynı havalandırma

bahçesini kullandığı zemin A 4/3 nolu odaya verildiği, durumları ve iyi halleri

göz önüne alınarak açık havaya çıkma haklarının 2 saate çıkarıldığı, hükümlü

Mete DURSUN havalandırma bahçesine yan odasında kalan hükümlülerden ayrı olarak

tek başına çıkmak istediğini beyan ettiğinden havalandırma bahçesine tek başına

17.30 -19.30 saatleri arasında çıkartıldığı, Ceza İnfaz Kurumumuz tek kişilik

odaların bulunduğu blokların fiziki yapısının bu şekilde olduğu, cezasından

dolayı çoklu odaların bulunduğu kısımlara verilemediği, sağlığı yönünden Aile

hekimliğimiz tarafından gerekli takiplerinin yapıldığı bildirilmiş olmakla,

hükümlünün talep başvurusu yerinde görülmediğinden..."

36.

Başvurucunun

babası 28/9/2012 tarihinde ileri derecede astım hastası olan oğlu Mete Dursun'un

sigara içenlerle aynı üniteye yerleştirilmesi, avlu havalandırmasının çok

sınırlı olması, kaldığı odada mutfağın ve pencerenin olmaması sebebiyle

sağlığının kötüye gittiğini ileri sürmüş ve Ceza İnfaz Kurumu koşullarının

iyileştirilmesi talebiyle Denizli İnfaz Hâkimliğine başvurmuş; Mahkeme,

mükerrer talebi 1/10/2012 tarihli ve E.2012/456, K.2012/455 sayılı kararıyla

reddetmiştir.

37.

Başvurucunun

itirazı üzerine Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi 31/10/2012 tarihli ve 2012/1336

Değişik İş sayılı kararıyla itirazı reddetmiş ve karar aynı tarihte

kesinleşmiştir.

38.

İtirazın

reddi kararının gerekçesi şöyledir:

"Hükümlüye

ait İnfaz Hâkimliği dosyasının incelenmesinde hükümlünün 28/8/2012 havale

tarihli dilekçe ile sağlık sorunlarına ilişkin raporları eklemek suretiyle Ceza

İnfaz Kurumu'nda sağlığını koruyabileceği imkanlarının oluşturulması talebinde

bulunması üzerine Denizli İnfaz Hâkimliği’nce hükümlü ile ilgili yapılan

işlemlerin araştırılarak bildirilmesi hususunda Denizli D Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu Müdürlüğü'ne yazı yazıldığı, Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Müdürlüğü'nün 5/9/2012 tarihli cevabı yazısında hükümlünün durumu ve iyi

hali gözönüne alınarak açık havaya çıkma hakkının iki saate çıkarıldığı,

havalandırma bahçesine diğer hükümlülerden ayrı olarak tek başına çıkarıldığı,

hükümlünün cezasının niteliği itibari ile çoklu odaların bulunduğu kısımlara

verilemediği, sağlığı yönünden aile hekimliği tarafından gerekli takiplerinin

yapıldığının bildirilmesi üzerine Denizli İnfaz Hâkimliği’nin 18/9/2012 tarihli

ve E.2012/456, K.2012/455 sayılı kararı ile hükümlünün talebinin yerinde

görülmediğinden reddine karar verildiği, bu kararda usul ve yasaya aykırılık

bulunmadığı, hükümlünün babası M. DURSUN tarafından hükümlünün sağlık durumuna

göre cezaevi şartlarının düzeltilmesi yönünde talepte bulunulması üzerine aynı

doğrultudaki taleple ilgili daha önce İnfaz Hâkimliği’nce karar verilmiş olması

nedeniyle mükerrer talebin reddine karar verildiği, bu kararın da usul ve

yasaya uygun olduğu anlaşıldığından hükümlünün vaki itirazının reddine karar

vermek gerekmiştir."

39.

Ret

kararının başvurucuya 12/11/2012 tarihinde tebliğ edildiği ve 7/12/2012 tarihli

bireysel başvuruda süre aşımı olmadığı tespit edilmiştir.

d.

Başvurucunun

Kurum Müdürü Hakkında Suç Duyurusunda Bulunması ve Devam Eden Süreç

40.

Başvurucu;

bireysel başvuru tarihinden sonra 5/9/2013 tarihli dilekçe ile Kurum müdürünün,

Bakanlığa yazdığı nakil talepleri ve Cumhuriyet savcısıyla odanın durumu

hakkında konuşması nedeniyle kendisine kasten tavır aldığını, sağlık durumu

hakkında hiçbir şey yapmadığını, dilekçelerinin ilgili yerlere iletilmediğini,

kendi gibi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını infaz eden ve hayati riski olduğuna

dair heyet raporu bile olmayan H.K.nın dört kişilik odaya alınmasına, L.B.nin

havalandırma kapısının sürekli açık bırakılmasına rağmen kendi taleplerinin

dikkate alınmadığını belirterek Kurum müdüründen şikâyetçi olmuştur.

41.

Kurum

müdürü verdiği yazılı savunmasında başvurucunun talepleri doğrultusunda

odasının değiştirildiğinden, havalandırmanın dört saate çıkarıldığından, keskin

kokulardan etkilenmeyeceği bir bölüme yerleştirildiğinden ancak traverten

taşlarının tozlarından oluşan hava kirliliği ile hükümlü tutuklu odalarındaki

rutubetin fiziki yapıdan kaynaklanması nedeniyle alınabilecek bir önlemin

olmadığından bahsetmiştir. Kurum müdürü ayrıca başvurucunun "Cumhuriyet

Savcısının verdiği görevleri yerine getirmiyorsunuz, benim sağlığım ile

ilgilenmiyorsunuz, Cumhuriyet Başsavcılığına ve Adalet Bakanlığına şikâyet

edeceğim." demesi üzerine ilgili tüzüğe göre Kurum müdürlüğünü

sürdürdüğünü, Kurumdaki hükümlü ve tutuklulara ayrı davranmadığını, “Kurumu

savcı değil, ben yönetirim.” ifadesini kanun, tüzük, yönetmelikler

doğrultusunda “yönetir” şeklinde ifade ettiğini ve yine K.T. hakkında

verilen "tek başına kalmayacağı bir koğuşta kalması uygun

olduğuna" dair rapor üzerine çoklu odada tutulduğunu, L.B.nin ise

şartlı tahliyeden geri alınan cezasının infazı nedeniyle tam gün havalandırma

kapısının açık olduğunu, bu cezanın bitmesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezası için ayrılan bölüme geri alınacağını ve başvurucu hakkında alınabilecek

tüm tedbirlerin alındığını belirtmiştir.

42.

Başvurucu;

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 25/11/2013 ve 27/11/2013 tarihli

dilekçeleriyle sağlık kurullarınca verilen raporlara istinaden başka bir ceza

infaz kurumuna nakil talep ettiğini, buna karşın Genel Müdürlüğün sağlık kurulu

raporunda belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak gerekli önlemlerin

alınmasını ve başvurucunun cezasının infazına, bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda

devam olunması gerektiği şeklinde cevap vermesine rağmen Kurum müdürünün kasten

hiçbir iyileştirme yapmadığını ve nakli için alınması istenen sağlık kurulu

raporlarına gerekli açıklıkta üst yazı yazılmadığı için yanlış veya eksik

sağlık raporu düzenlenmesine sebep olduğunu belirterek şikâyetçi olmuştur.

43.

Başvurucunun

yan odasında kalan hükümlü M.Y., 24/12/2013 tarihli dilekçesiyle kaldıkları

odaların 8 metrekare olduğunu, kaldıkları Kurumun etrafındaki tavuk çiftliği

ile taş ve mermer ocaklarının tozlarına kendilerinin bile zor dayandığını,

başvurucu Mete Dursun'un bunlardan korunmak için odasının camını kapatınca

havasız kaldığını ve hastalığı nedeniyle sürekli kriz geçirdiğini, aynı blokta

kalan dokuz kişiden altısının (yan avluya bakan) sigara içtiğini ve koridordan

gelen dumana maruz kaldıklarını, Kurum müdürünün; sağlık kurulunun "Hayati

risk altında olduğundan başka kuruma nakli gerekir." şeklindeki raporundan

tavuk çiftliklerinin ve taş ocaklarının etkisi anlaşılmadığından bu durumun

raporda belirtilmesi gerektiği söylenmesine rağmen yeni alınacak doktor

raporunda da aynı üst yazıyla sorular sorarak eksik rapor düzenlenmesine neden

olduğunu, hiçbir koşulun iyileştirmediğini, yine Kurum müdüründen istenen

yardıma rağmen başvurucuyla ilgilenilmediğini, Savcının “5 No.lu tekli

odalara verilsin.” (Her blokta toplam dokuz oda vardır ve 5 No.lu oda dışındaki

odalar 8 metrekare iken 5 No.lu oda 14 metrekaredir.) demesine kızıp öfkelendiğini,

bir zaman sonra 5 No.lu oda boşaldığında yan odalarında sigara içildiği

bahanesiyle başvurucunun bu odaya geçirilmediğini, hâlbuki 4 ve 6 No.lu odalar

aynı büyüklükte olduğundan gerekli değişiklikler kolayca yapılabilecekken

kasten yapılmadığını, Kurumu savcının değil, kendinin yönettiğini söylediğini,

sonuç olarak Kurum müdürünün Mete Dursun'a kasten ve düşmanca hislerle eziyet

çektirdiğini belirterek Kurum müdürünün eylemleri hakkında suç duyurusunda

bulunmuştur.

44.

Denizli

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu, Kurum

müdürü ve Kurum doktorunun ifadeleri alınmıştır. Başvurucu genel olarak maruz

kaldığı tutumdan, sigara dumanından korunamamasından, 1. kattaki rutubetsiz

odalardan birine veya biraz daha büyük olan 5 No.lu odaya nakledilmemesinden,

sonuç olarak bulunduğu Kurumda hastalığı nedeniyle kendisine uygun ortam

sağlanmadığından bahsetmiş; sadece sağlığına uygun koşulların oluşturulmasını

istemiş, Kurum müdüründen şikâyetçi olmamıştır. Kurum müdürü ise başvurucunun

odasının birkaç defa değiştirildiğini, havalandırmaya 4 saat çıkartıldığını,

çevre köylerdeki çiftçilerin tarlalarına tavuk gübresi dökmesinden kaynaklanan

kokuya ve mermer ocaklarından kaynaklanan toz ve dumana yapabilecekleri bir şey

olmadığını, rutubetsiz olan 1. kattaki odaların dolu olması ve 5 No.lu odaların

ise rutubet ile koku durumunun aynı olması nedeniyle başvurucunun buralara

yerleştirilmediğini, yan odasında sigara içmeyenlerin olduğunu fakat karşı

odalardaki sigara dumanını imkânlar ölçüsünde giderdiklerini ifade etmiştir.

Kurum doktoru ise talebi doğrultusunda ve başvurucunun sağlık durumu da dikkate

alınarak idarece gerekli önlemlerin alındığını, başvurucunun Kurumda gözlem

altında olduğunu ve hayati tehlikesi olmadığını ancak yörenin iklim şartlarının

karasal karakteri nedeniyle soğuk ve kuru havanın rahatsızlığı tetikleyeceğini,

Kurumun arkasında bulunan tavuk çiftliği ve mermer işletmelerinden gelen koku ve

tozun da (Çevre sağlık teknisyenlerinin inceleme için geldikleri gün hava sirkülâsyonu

veya başka sebeplerle koku tespit edilememiştir.) rahatsızlığını olumsuz

etkileyebileceğini vurgulamıştır.

45.

Denizli

Cumhuriyet Başsavcılığı toplanan tüm deliller kapsamında 3/1/2014 tarihli ve

2014/122 sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Başvurucunun bu karara itirazı üzerine Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesi 19/2/2014

tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.

46.

Denizli

D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü 2/1/2014 tarihinde Denizli Çevre ve

Şehircilik İl Müdürlüğüne yazı yazarak kurum yerleşkesi etrafında bulunan tavuk

çiftliğinden gelen keskin kokudan ve mermer ocaklarından gelen traverten

taşlarının tozlarından astım hastası olan tutuklu/hükümlülerin etkilendiğini,

tavuk çiftliği ve mermer ocaklarına yönelik gerekli ölçümlerin yapılarak Kuruma

bildirilmesini istemiştir.

47.

Denizli

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü 7/2/2014 tarihli yazısıyla Kapalı Ceza İnfaz

Kurumundan önceki yıl da bu konuda dilekçeler alınması üzerine yapılan

incelemede yakın çevrede herhangi bir tavuk çiftliğine rastlanmadığı ancak Kurum

etrafındaki boş arazilere tavuk gübresi döküldüğünün tespit edilmesi üzerine

gübrenin ilgili Belediyeye kaldırtıldığı, talep üzerine yapılan son denetimde

tavuk çiftliği görülmediği gibi boş arazilere dökülmüş tavuk gübresine de

rastlanmadığı ve herhangi bir koku da bulunmadığı, ayrıca denetim esnasında

mermer tozuna da rastlanılmadığı ve durumun kendilerince takip altında olduğu

belirtilmiştir.

3. Başvurucunun

Hastalık Nedeniyle Nakli ve Sonrasında Devam Eden Süreç

48.

Başvurucunun

10/2/2014 tarihinde hastalık nedeniyle naklini talep etmesine istinaden Genel

Müdürlük tarafından 21/2/2014 tarihli yazıyla başvurucunun hastalık nedeniyle ve

yol masraflarını ödemesi koşuluyla Ödemiş M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

nakledilmesine karar verilmiştir. Başvurucu Ödemiş M Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda her ne kadar sağlığı açısından sorun yaşamamışsa da hasımlarının

olması ve can güvenliğinin olmaması nedeniyle nakil talep etmiş ve 2/4/2014

tarihinde güvenlik nedeniyle İzmir 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

nakledilmiştir.

49.

Bu

Kurumun İdare ve Gözlem Kurulu 3/4/2014 tarihinde toplanarak başvurucunun

durumunu değerlendirerek kalacağı odanın sürekli güneş gören ve

havalandırmasının yeteri kadar açık olabilecek, astım atağına girmesi durumunda

ilk yardım müdahalesinin yapılması için ani müdahale birimine yakın, alerji

yapabilecek durum ve temaslardan uzak olacak bir oda olması gerektiği fakat Kurumda

bulunan tekli odaların bu koşulları sağlamadığı, bu sebeple konumu nedeniyle

B-2 Blok 54 No.lu odanın hasta koğuşu olarak geçici olarak tahsisine, bu odada

tek kalması uygun olmadığından bu koğuşta kalan hasta hükümlü/tutukluların

yanına gönüllülük esasına dayalı hasta bakımını üstlenecek bir hükümlü

verilmesine, talepler doğrultusunda odaların sık sık havalandırılmasına ve en

az dört saat havalandırılmasına karar vermiştir. Ancak başvurucu bu odada

yalnız kalmıştır.

50.

Kurumun

Psiko-Sosyal Servisi, başvurucuyla yaptığı görüşme ve UYAP üzerinden incelenen

dosyaya göre kronik astım hastası olan başvurucunun hastalığının ağır

seyrettiğini, hastane ve doktor raporlarına göre bazı maddelere alerjisi

olduğunu tespit etmiştir. Kurumun ve sosyal yaşam alanlarının özellikle açık

veya kapalı spor salonlarının bu alerjenlerden arındırılması mümkün

olmadığından başvurucunun sağlığını riske atmamak için tedbir amacıyla sosyal

faaliyetlere başlatılmama kararı alınmıştır.

51.

30/10/2014

tarihinde toplanan İdare ve Gözlem Kurulu, başvurucunun önceden alınan tüm sağlık

raporları ve Kurumlarının fiziki yapısı ve konumunu birlikte değerlendirmesi

neticesinde Kurumlarının çukur bir konumda bulunması nedeniyle rüzgârla taşınan

toz, polen, duman vs.nin başvurucunun sağlık durumunu olumsuz etkilediğini bu

nedenle başvurucunun muhtelif zamanlarda beş kez hastaneye sevk edildiğini; Kurumda,

raporlarda belirtilen polikliniklerin bulunmadığını, en yakın sağlık kurumunun

18,6 km mesafede olup ulaşımın güç koşullarda sağlandığını, ayrıca ani müdahale

gerektiren astım ataklarında 112 acil ekiplerinin Kuruma ulaşmasında ve hastanın

hastaneye naklinde yaşanan zorlukların da başvurucu için hayati risk oluşturduğunu,

Kurumdaki tek kişilik odaların fiziki yapısı nedeniyle raporlarda belirtilen

havalandırma şartlarının yeteri kadar sağlanamadığını ve başvurucunun grup hâlindeki

iyileştirme çalışmalarına ve sportif faaliyetlere katılamadığını belirterek müessif

bir durumun yaşanmaması, başvurucunun tedavisinin ve infazının birlikte

yürütülmesi ve belirtilen risklerin önlenmesi amacıyla başvurucunun R (rehabilitasyon)

tipi kapalı ceza infaz kurumlarından birine veya bünyesinde sağlık ocağı

bulunan ceza infaz kurumu kampüslerine naklinin uygun olacağı anlaşıldığından

bu hususta alınan kararın takdir ve gereği için Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif

Evleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesine karar vermiştir.

52.

Başvurucunun

R (Rehabilitasyon) tipi kapalı ceza infaz kurumuna veya 24 saat sağlık hizmeti

veren ceza infaz kurumu kampüslerinden birine naklini talep etmesi üzerine Ceza

ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü 15/5/2015 tarihinde; başvurucunun Kurumda en

uygun odaya yerleştirildiği, hâlen burada tek kaldığı, bu odada aşırı koku,

toz, sigara dumanı vs. olmadığı, Kurumun imkânları doğrultusunda düzenli olarak

havalandırılan ve soğuk olmayan bir ortamın sağlandığı, gerekli ilaç

tedavilerinin uygulandığı, başvurucunun infazının ertelenmesi talebine ilişkin

sürecin devam ettiği, daha önceki nakil taleplerinin de reddedildiği, 13.12.2004

tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun

uyarınca Kurum idaresinin hastalık nedeniyle nakil talep etme yetkisinin

olmadığı ve tüm hükümlü ve tutukluların sağlık sorunları ile ilgili gerekli tüm

tetkik ve tedavilerin özenle yerine getirildiği gerekçesiyle talebi

reddetmiştir.

B.

İlgili Hukuk

1.

Ulusal Hukuk

53.

5275

sayılı Kanun'un 23. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (g) bentleri şöyledir:

"(1)

Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır:

a)

Hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, (...)

belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre

saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme

yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz

kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılır. (...)

g)

Gözlem sonunda, gözlem merkezi hükümlüye ait dosyayı görüşü ile birlikte Adalet

Bakanlığına gönderir. Gözlem sonucuna göre hükümlünün gönderileceği infaz

kurumu Bakanlıkça belirlenir. (...)"

54.

5275

sayılı Kanun'un 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri

şöyledir:

"(1)

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı rejimine ait esaslar aşağıda

gösterilmiştir:"

a)

Hükümlü, tek kişilik odada barındırılır.

b)

Hükümlüye, günde bir saat açık havaya çıkma ve spor yapma hakkı tanınır.

c)

Risk ve güvenlik gerekleri ile iyileştirme ve eğitim çalışmalarında gösterdiği

gayret ve iyi hâle göre; hükümlünün, açık havaya çıkma ve spor yapma süresi

uzatılabileceği gibi kendisi ile aynı ünitede kalan hükümlülerle temasta

bulunmasına sınırlı olarak izin verilebilir.

...

"

55.

5275

sayılı Kanun'un 26. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"(2)

Hükümlü, ceza infaz kurumunun güvenlik ve iyileştirme programlarına tam bir

uyum göstermekle yükümlüdür. (...)"

56.

5275

sayılı Kanun'un 34. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendi şöyledir:

"(1)

Kapalı ceza infaz kurumlarında oda ve koridor kapıları kapalı tutulur. Kapılar

aşağıdaki hâllerde açılır:

(...)

f)

Cezaevi idaresince gerekli görülen hâller. (...)"

57.

5275

sayılı Kanun'un 48. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (c) bendi şöyledir:

"c)

Hücreye koyma cezasına ilişkin disiplin cezalarının infazından önce ve infazı

sırasında hükümlü, hekim tarafından muayene edilir. İlgilinin bu cezaya

katlanamayacağı anlaşılırsa cezanın infazı sonraya bırakılır veya hekiminin

belirleyeceği aralıklarla infaz edilir. Koşullu salıverilme tarihine kadar

hükümlünün iyileşemeyeceğinin tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesi

sağlık kurulu raporu ile saptanması hâlinde hücreye koyma cezası infaz edilmez;

yerine ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası iki katı süreyle uygulanır.

Raporlar infaz dosyasına konulur."

58.

5275

sayılı Kanun'un 57. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

"(5)

Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum

hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu

raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir."

59.

18/6/2012

tarihli ve 151 sayılı Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

Genelgesi’nin İkinci Bölümünün 9. maddesinin (6) numaralı fıkrası ise şöyledir:

"(6)Hükümlü

veya tutuklunun sağlık nedeniyle başka kuruma naklinin kurum idaresince talep

edilmesi veya hükümlü ve tutuklunun kendi talebi hâlinde, sağlık nedenleriyle

bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst

amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde,

başka kurumlara nakilleri yapılabilecektir."

60.

5275

sayılı Kanun'un 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile

18/6/2012 tarihli ve 151 sayılı Genelge’nin İkinci Bölümünün 6. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri şöyledir:

"(1)

Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara

nakledilebilmeleri için;

a)

Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe

vermeleri,

b)

Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri,

(...)

gerekir. "

61.

5275

sayılı Kanun'un 71. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1)

Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene

ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun

için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya

üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir."

2.

Uluslararası Belgeler

62.

Avrupa

İşkence ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi

Komitesinin (CPT) 2. Genel Raporu, 1992; 3. Genel Raporu, 1993; 2 Sayılı

Tavsiye Kararına Ek, 2006.

IV.

İNCELEME VE GEREKÇE

63.

Mahkemenin

18/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/12/2012 tarihli

ve 2012/1195 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A.

Başvurucunun

İddiaları

64.

Başvurucu;

i.

İleri düzeyde astım ve bronşit hastası olduğunu, hücreye benzer tek kişilik bir

odada tutulduğunu, buradaki havalandırmanın yetersiz olduğunu, koğuş kapısının

günde bir defa ve koridora açıldığını hâlbuki 18/7/2011 tarihli Dr. A.O. imzalı

raporda "Koğuş havalandırması sürekli açık tutularak hava sirkülasyonu

yapılmalı." İfadesine yer verildiğini, aynı havalandırmayı kullanan

diğer iki koğuştaki hükümlülerin sigara içtiğini ve sürekli sigara dumanına

maruz kaldığını, astım krizi hâlinde acil müdahale edilmesi gerekmesine rağmen

bu tür durumlarda doktora götürülmesini sağlayacak ya da görevlilere haber

verecek kimsenin bulunmadığını, 8/4/2011 tarihinde ve daha sonrasında alınan

birçok doktor/sağlık kurulu raporlarında "tek kişilik odada kalmaması

uygun görüldüğü" hususunun vurgulandığını, aynı zamanda doktoru

tarafından "Tozlu, nemli rutubetli ortam ve polenlerden uzak durması

gerekir." şeklinde rapor verildiğini, raporlara göre barındırıldığı Ceza

İnfaz Kurumu koşullarının iyileştirmesini istemesine ve Kurum koşullarının

sağlığının günden güne kötüleşmesine sebep olduğunu belirtmesine rağmen

talebinin Denizli İnfaz Hâkimliğince haksız olarak reddedildiğini,

ii.

Bireysel

başvuru yaptıktan sonra da şikâyetlerinin devam ettiğini, 31/7/2013 tarihinde

Pamukkale Üniversitesinden alınan sağlık kurulu raporunda "hayatı

tehdit edici risk altında" olduğunun vurgulandığını, nakil

taleplerinin reddedilerek raporlarına göre gerekli önlemler alınmasının

emredilmesine rağmen ne kaldığı odanın ne de diğer Kurum koşullarının

iyileştirildiğini, direncini iyice yitirdiğini ve acil hastaneye kaldırılma

olaylarının sıklaştığını, astımının ilerlediğini ve buna ek olarak

hipertansiyon ve hiperlipdemi hastalıklarının başladığını, kasti olarak

kendisine kötü davranan Kurum müdürü hakkında işlem yapılmadığını, İzmir (2) No.lu

F Tipi Ceza İnfaz Kurumuna nakledildikten sonra alınan raporlarda da tek başına

kalmasının hayati risk taşıdığı, sürekli hastalığının saptandığı ve bulunduğu

Kurumun yönetimince; Kurum iç ve dış koşullarının yetersiz olduğu (iyileştirme

ve sportif faaliyetlere dahi katılamadığı) ve Kurumda ilgili tıbbi servislerin

olmadığı, hastanelerin ise uzak olduğu, hayati riskinin bulunduğu

belirtilmesine rağmen uygun bir yere nakledilmediğini belirterek Anayasa'nın

17. maddesinde tanımlanan yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığının korunması

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve ihlalin tespiti ile ihlalin ortadan

kaldırılması için gerekli önlemlerin ve kararların alınması talebinde

bulunmuştur.

B.

Değerlendirme

65.

Başvuru

formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, ceza infaz Kurumunda hastalığına

rağmen maruz bırakıldığı koşullardan şikâyet ettiği ve adli makamlarca

koşulların düzeltilmesine ilişkin taleplerde bulunulmasına karşın Kurum

yetkililerince yeterli önlemin alınmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu bağlamda başvurunun, Anayasa'nın 17. maddesinde

güvence altına alınan işkence ve eziyet yasağının ihlali iddiasına yönelik

olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de

ceza infaz kurumlarının kötü yaşam koşullarından şikâyetçi olan mahkûmların

iddialarını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi

çerçevesinde incelemektedir. (Hüseyin Yıldırım/Türkiye, B. No: 2778/02,

3/5/2007, § 73; Tekin Yıldız/Türkiye, B. No: 52/1997/836/1042, 9/6/1998,

§§ 70, 71; Jalloh/Almanya [BD], B. No: 54810/00, 11/7/2006, § 68).

1.

Kabul

Edilebilirlik Yönünden

66.

Başvurunun

incelenmesi neticesinde başvurucunun işkence ve kötü muamele yasağına ilişkin

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2.

Esas

Yönünden

67.

Anayasa'nın

17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Herkes,

… maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye

işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya

veya muameleye tabi tutulamaz.”

68.

Sözleşme’nin

3. maddesi şöyledir:

“Hiç

kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi

tutulamaz.”

69.

Başvurucu,

hakkında verilen doktor raporlarında “Tek kişilik odada kalamaz; tozlu,

nemli rutubetli ortam ve polenlerden uzak durması gerekir, katkı maddeli hazır

ve dondurulmuş gıdalar yiyemez ve hayati risk altındadır.” denilmesine

rağmen zemin katta nemli, rutubetli ve havalandırması olmayan 5 metrekare

büyüklüğünde bir odada barındırıldığını, sigara dumanına maruz bırakıldığını, Kurum

müdürünün kendisine husumet beslemesi nedeniyle koşulların düzeltilmediğini

ileri sürmektedir.

70.

Bakanlık

görüşünde başvurucunun; sağlık durumu göz önüne alınarak uygun ceza infaz

kurumlarına nakledildiği, Denizli Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığı sürece

kaldığı odaların, başvurucunun sağlık durumu gözetilerek seçildiğini, odasının

yanındaki odalara sigara içmeyenlerin yerleştirildiği ki sigara içenler olsa

bile başvurucunun bundan etkilenmeyeceği, bir saatlik açık havaya çıkma

hakkının dört saate çıkarıldığı, Kurum Aile Hekimliğinde gerekli müdahalenin

vakit kaybetmeksizin yapıldığı, mesai haricinde nöbetçi sağlık memurunun bulundurulduğu,

çeşitli amaçlarla birçok kez hastaneye sevkedildiği, kurum çevresinden gelen

kötü kokuların önlenmesi için ilgili yerlere yazı yazıldığı ve kokunun kaynağı

tespit edilerek belediye tarafından müdahale edildiği belirtilerek, kötü

muamele yasağının ihlal edilip edilmediğine ilişkin değerlendirme ve takdirin

Anayasa Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.

71.

Başvurucu,

Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyan dilekçesinde başvuru dilekçesindeki

iddialarını tekrarlamıştır.

72.

Anayasa'nın

17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin "yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına" sahip olduğu, Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında ise kimseye "işkence",

"eziyet" yapılamayacağı ve kimsenin "insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele ve cezaya" tabi tutulamayacağı düzenlenmektedir.

Bu düzenlemelerin amacı; bir taraftan bireyi kamu makamlarının keyfî

müdahalelerine karşı korumak, diğer taraftan bireyler arası ilişkilerde de

insan onurunun korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamaktır.

Ayrıca bireyin fiziksel ve zihinsel bütünlüğü, Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında yer verilen "maddi ve manevi varlık"

kapsamında yer almaktadır.

73.

Devletin,

bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına saygı gösterme

yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu hakka müdahale etmemelerini yani

anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şekillerde kişilerin fiziksel ve

ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin

vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif

ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

74.

Anayasa’nın

17. maddesinde düzenlenen hak kapsamında ayrıca devletin, pozitif bir

yükümlülük olarak, yetki alanında bulunan tüm bireylerin maddi ve manevi

varlığını koruma hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer bireylerin

gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı

koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her

türlü tehlikeden, tehditten ve şiddetten korumakla yükümlüdür (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51).

75.

Anılan

koruma yükümlülüğü devlete, söz konusu kişilerin işkence ve eziyete ya da insan

haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz bırakılmalarını

engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir. Anılan yükümlülük, işkence

ve kötü muamele yasağının maddi boyutunun bir unsurunu, devletin kişilerin

fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal mevzuat aracılığıyla koruma

hususundaki pozitif yükümlülüğünü oluşturmaktadır. Koruma doğrultusunda,

yetkililerin bildikleri ya da bilmeleri gerektiği bir kötü muamele tehlikesinin

gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirleri almamaları durumunda devletin,

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası anlamında sorumluluğu ortaya

çıkabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Mahmut Kaya/Türkiye,

B. No: 22535/93, 28/3/2000, § 115).

76.

Anayasa

ve Sözleşme tarafından kötü muamele, kişi üzerindeki etkisi gözetilerek

derecelendirilmiş ve farklı kavramlarla ifade edilmiştir. Dolayısıyla

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında geçen ifadeler arasında bir

yoğunluk farkının bulunduğu görülmektedir. Bir muamelenin “işkence” olarak

nitelendirilip nitelendirilmeyeceğini belirleyebilmek için, anılan fıkrada

geçen “eziyet” ve “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muamele

kavramları ile işkence arasındaki ayrıma bakmak gerekmektedir. Bu ayrımın

Anayasa tarafından, özellikle çok ağır ve zalimane acılara neden olan kasti

insanlık dışı muamelelerdeki özel duruma işaret etmek ve bir derecelendirme

yapmak amacıyla getirildiği ve anılan ifadelerin 26/9/2004 tarihli ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenleme altına alınmış olan “işkence”,

“eziyet” ve “hakaret” suçlarının unsurlarından daha geniş ve farklı

bir anlam taşıdığı anlaşılmaktadır (Cezmi Demir, § 84).

77.

Kişinin

maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne en fazla zarar veren muamelelerin “işkence”;

bu seviyeye varmayan fakat yine de önceden tasarlanmış, uzun bir dönem içinde

saatlerce uygulanmış ve fiziki yaralanmaya veya yoğun maddi veya manevi ızdıraba

sebep olan insanlık dışı muameleler “eziyet”; mağdurları küçük düşürebilecek ve

utandırabilecek şekilde kendilerinde korku, küçültülme, elem ve aşağılanma

duygusu uyandıran veya mağduru kendi iradesine ve vicdanına aykırı bir şekilde

hareket etmeye sürükleyen aşağılayıcı nitelikteki daha hafif muamelelerin ise “insan

haysiyetiyle bağdaşmayan” muamele veya ceza olarak belirlenmesi mümkündür (Tahir

Canan, § 22).

78.

Öte

yandan bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına

girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir. Bu

asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut

olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda

muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve

sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır (Tahir Canan, § 23).

Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki

saik de eklenebilir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Aksoy/Türkiye,

21987/93, 18/12/1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs, B. No: 30873/96, 21/12/2000, §

78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30/9/2004, § 53). Ayrıca

kötü muamelenin, heyecanın ve duyguların yükseldiği bağlamda meydana gelip

gelmediğinin tespiti de (Cezmi Demir, § 83; benzer yönde AİHM kararları

için bkz. Eğmez/Kıbrıs, § 53; Selmouni/Fransa [BD], B. No:

25803/94, 28/7/1999, § 104) dikkate alınması gereken diğer faktörlerdir.

79.

Bir

muamelenin bu kavramlardan hangisini oluşturduğunu belirleyebilmek için her

somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bir muamele hem

eziyet hem de aşağılayıcı/insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele niteliğinde

olabilir. Her türlü işkence, aynı zamanda insanlık dışı ya da aşağılayıcı

muamele oluştururken insan haysiyetiyle bağdaşmayan her aşağılayıcı muamele,

eziyet ya da işkence niteliğinde olmayabilir (Cezmi Demir, § 90).

80.

Anayasanın

17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir

cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” şeklindeki kural, hükümlü ve

tutuklulara yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus, 5275 sayılı

Kanun'un "İnfazda temel ilke" başlıklı 2. maddesinin (2)

numaralı fıkrasında "Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane,

insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz."

ve yine Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde "Hürriyeti

bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının

korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir." şeklinde

düzenleme ile açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet

kararının veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar için sağlanacak şartlar

insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana, B.

No: 2013/3550, 9/11/2014, § 36).

81.

Anayasa’nın

17. maddesi tutulan kişilere gerekli tıbbi yardımın sağlanmasını da gerektirir.

Bu yükümlülük 17. maddenin devlete yüklediği özgürlüklerinden mahrum bırakılmış

kişilerin fiziksel bütünlüklerini koruma yükümlülüğünden kaynaklanır. Gerekli

tıbbi yardımın olmayışı acil bir tıbbi duruma ya da başvurucunun ağır ve uzun

süreli bir acı çekmesine yol açtığı zaman insanlık dışı muamele söz konusu

olur.

82.

Cezaevlerinde

kötü muamele olarak kabul edilecek hususlar birçok farklı şekilde tezahür

edebilir. Bunların birçoğu cezaevi idaresi ve görevlilerinin kasıtlı

davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel hatalar veya yetersiz

kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir (Avrupa İşkence ve İnsanlık Dışı

veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesinin (CPT) 2.Genel

Raporu, 1992, §44).

83.

Bu

nedenle mahkûmlar için bir cezaevindeki yaşam tüm yönleriyle

değerlendirilmelidir. Cezaevlerindeki yaşam; mahkûmlara sunulan aktivitelerin

genişliğinden, mahkûmlar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel

durumuna kadar geniş bir alanda değerlendirilmelidir (CPT Standartları,

2002). Bu değerlendirmede mahkûmlara karşı yapılan muamele ve uygulanan

cezanın, Anayasa’nın 17. maddesi uyarınca bir ihlal oluşturup oluşturmadığı

hususunda yapılacak değerlendirmede AİHM kararları ile birlikte özellikle

CPT’nin belirlediği standartlar ve ülkemiz hakkında hazırladıkları raporlar da

gözönüne alınmalıdır (Turan Günana, § 37).

84.

AİHM,

Sözleşme’nin 3. maddesi çerçevesinde cezaevinde tutulma koşullarını

değerlendirirken başvurucular tarafından yapılan somut olaylara ilişkin

iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi gerektiğini

belirtmiştir (Dougoz/Yunanistan, B. No: 40907/98, 6/3/2001, § 46). Bu

kapsamda, önlemlerin şiddeti, amacı ve bireyler için sonuçları birlikte

değerlendirilmelidir (Van der Ven/Hollanda, B. No: 50901/99, 4/5/2003, §

51).

85.

Tutulma

koşulları hem mahkûmların içinde bulunduğu genel koşulları hem de cezaevi

rejimi ve mahkûmların bulunduğu spesifik koşulları içerir. Bir mahkûmun içinde

bulunduğu ortam veya kendisine empoze edilen koşulların Sözleşme’ye uygun olup

olmadığını değerlendirirken mahkûmun koşullarını (yaşı, cinsiyeti, sağlık

durumu, tehlike teşkil edip etmediği ve mahkûmun tutuklu mu yoksa hükümlü mü

olduğunu) dikkate almak gerekir. Özel gereksinimi olan bazı mahkûmların

ihtiyaçlarının karşılanmaması küçük düşürücü muameleye, sağlık hizmetlerinin

yetersiz olması insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele kavramının kapsamına giren

durumlara hızla yol açabilir (CPT'nin, 3. Genel Raporu, 1993, §30).

86.

Nitekim

AİHM de ileri derecede özürlü olan bir mahkûmun 7 günlük cezasının infazı için

cezaevine gönderilmeden önce nasıl bir yere götürüleceğinin incelenmediği, bu

kişinin tüm ihtiyaçlarına cevap verebilecek kolaylıkların sağlanması konusunda

hiçbir önlem alınmadığı ve mahkûmun içine konulduğu koşulların onun tıbbi

durumu açısından tamamen yetersiz kaldığını tespit ettiği bir davada mahkûmu

küçük düşürmek veya alçaltmak için kasıtlı bir niyet olduğuna dair herhangi bir

delil olmamakla beraber ileri derecede özürlü olan bir kişinin sağlığı için

tehlikeli olacak kadar soğuk bir ortamda tutulmasını, yatağı çok sert veya

erişilemez olduğu için bedeninde yara açılması riskinin bulunduğu koşullarda

tutulmasını 3. maddeye aykırılık teşkil eden küçük düşürücü muamele olarak

değerlendirmiştir (Price/The United Kingdom, B. No: 33394/96, 10/7/2001,

§§ 23-30).

87.

Ceza

İnfaz Kurumunda tutulan hükümlü ve tutuklular bakımından Anayasa'nın 17.

maddesi devlete, kişilerin insan onuru ile bağdaşır koşullarda tutulmalarını

sağlama ve infazın yöntemi ile infaz sürecindeki davranışların mahkûmları, ceza

infaz kurumunda kalma dolayısıyla zorunlu olarak ortaya çıkan sıkıntı ve üzüntü

seviyesinden daha fazla bir ızdıraba maruz bırakmama pozitif yükümlülüğünü

yüklemektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Gülay Çetin/Türkiye,

B. No: 24626/09, 9/10/2012, § 101).

88.

Maddi

ve manevi olarak ortaya çıkan bir hastalığa bağlı bir acı tek başına, eğer

yetkililerin sorumlu tutulabilecekleri tutma şartları ile daha da katlanıyorsa

veya katlanma riski varsa bu tutma nedeniyle eylem Anayasa’nın 17. maddesinin

uygulama alanına girebilecektir. Bir mahkûmun sağlığı ve rahatlığı için -hapsedilmenin

pratik gerekleri de dikkate alınarak ve özellikle gerekli tedavilerin

uygulanması yoluyla- uygun tedbirler almak devletin görev ve sorumluluğundadır.

Nitekim hasta bir kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulmasının

kural olarak Anayasa’nın 17. maddesine aykırı bir muamele olarak kabul

edilebileceği açıktır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Hüseyin

Yıldırım/Türkiye, § 73; Tekin Yıldız/Türkiye, §§ 70, 71; Jalloh/Almanya,

§ 68).

89.

Kötü

muamele konusundaki iddialar, uygun delillerle desteklenmelidir. (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Klaas/Almanya, B. No: 15473/89, 22/9/1993,

§ 30). İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her türlü şüpheden

uzak, makul kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt; yeterince

ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden

de oluşabilir. (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. İrlanda/Birleşik

Krallık, B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 161; Labita/İtalya, B. No:

26772/95, 6/4/2000, § 121). Bu bağlamda kanıtlar toplanırken tarafların

takındıkları tutumlar dikkate alınmalıdır (Tanlı/Türkiye, B. No:

26129/95, 10/4/2001, § 109). Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde bir kötü

muamelenin varlığından bahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014,

§ 28).

90.

Başvuru

konusu olayda başvurucu, kendisinin ileri düzeyde astım hastası olduğunu,

doktorlar tarafından “Tek başına kalmaması, tozlu, nemli, rutubetli ortam ve

polenlerden uzak durması gerekir.” şeklinde rapor verildiğini, rapora göre Ceza

İnfaz Kurumu koşullarında iyileştirme istemesine rağmen talebinin İnfaz Hâkimliği

tarafından haksız olarak reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinin

ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

91.

Anayasa

Mahkemesi, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutukluların sağlık

nedenleriyle yaptıkları başvurularda, başvurucunun ceza infaz kurumunda tutulma

koşullarını, uygulanan tedavilerin kalitesini, başvurucunun ceza infaz

kurumunda tutulmasının sağlık durumu üzerindeki etkisini ve bu durumun zamanla

gösterdiği değişim gibi konuları inceleyerek Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan hakların ihlal edilip edilmediğini her olayın kendine has

özelliklerine göre takdir edecektir.

92.

Belirlenen

genel ilkeler ışığında ve somut davanın kendine özgü koşulları dikkate

alındığında Anayasa Mahkemesince; başvuranın tutulma koşulları, başvurana

uygulanan tedavi kalitesi, başvuranın ceza infaz kurumunda tutulmasının sağlık

durumu üzerindeki etkisi ve bu durumun zamanla gösterdiği değişimin incelenmesi

gerekecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hüseyin Yıldırım/Türkiye,

§ 73).

93.

Aydın

2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/6/2010 tarihli ve 2010/816 sayılı içtima kararı

ile muhtelif suçlardan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasından hükümlü olan

başvurucu, Aydın Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmaktayken kapasite doluluğu

gerekçesiyle İzmir 1 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiş; bu Kurumun

ağaçlık bir yerde olması ve başvurucunun rahatsızlığı nedeniyle bu durumdan ciddi

şekilde etkilendiği sağlık raporlarıyla tespit edilince Nazilli E Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiş ve burada da kömür madeninden çıkan gazlardan

oluşan “rahatsızlık nedeniyle” Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna

gönderilmiş fakat bu ildeki nem oranının sağlığını etkilediği iddiası ile

naklini istemiş ve “güvenlik gerekçesiyle” Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna nakledilmiştir. Başvurucunun talep ve şikâyetleri ile doktor raporları

dikkate alınarak “hastalık gerekçesiyle” başvurucu tekrar Ödemiş M Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumuna, buradan da “güvenlik gerekçesiyle” İzmir 2 No.lu F Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. Sonuç olarak başvurucu 16/2/2011 ile

2/4/2014 tarihleri arasında altı farklı ceza infaz kurumunda bulundurulmuştur.

Nakillerden doğan masraflar başvurucu tarafından karşılanmıştır. Hâlbuki CPT,

tutuklu ve hükümlülerin nakillerinin kamu otoritelerinin kontrolü altında

yapılması ve nakil giderlerinin bu otoritelerce karşılanması gerektiğini

belirtmiştir (CPT, 2 Sayılı Tavsiye Kararlarına Ek, 2006, § 32/3).

94.

Başvurucu

barındırıldığı Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan güvenlik nedeniyle

18/8/2012 tarihinde Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildikten

sonra ilk yerleştirilmesine kadar bodrum katta müşahede odasında beş gün

tutulmuş, daha sonra zemin katta 5 metrekare büyüklüğünde, sadece tuvaletinde

30x40 cm büyüklüğünde bir penceresi olan bir odada 44 gün boyunca

barındırılmıştır. Başvurucu 44 gün boyunca üçgen biçiminde ve 17-18 metrekare

büyüklüğünde olan havalandırma bahçesinden günde toplam dört saat

yararlandırılmıştır. Bu süre zarfında başvurucunun çeşitli defalar yan

odalarında kalan ve aynı havalandırma bahçesini kullanan diğer iki hükümlünün

sigara içmesinden rahatsız olduğunu belirtmesi üzerine Kurumun İdari ve Gözlem

Kurulu 3/9/2012 tarihinde hükümlülerin ayrı saatlerde havalandırma bahçesine

çıkmalarına karar vermişse de 24/9/2012 tarihinde bu karar iptal edilmiş ve

başvurucu 13 gün daha sigara içen bu hükümlülerle aynı saatlerde havalandırma

bahçesine çıkarılmıştır. Başvurucunun bu odadan şikâyet etmesi ve

havalandırmasının yetersiz geldiğinin anlaşılması üzerine odası değiştirilmiş,

bu sefer de civarda bulunan tavuk çiftliğinden veya boş arazilere atılan tavuk

gübrelerinden gelen keskin kokulardan rahatsızlanan başvurucu, 15 gün de bu

odada kaldıktan sonra odası değiştirilerek yine zemin katta bulunan 8 metrekare

büyüklüğünde rutubetli bir odaya yerleştirilmiştir. Başvurucunun odası bu

tarihten sonra bir daha değiştirilmemiştir.

95.

Başvurucu

hakkında verilen doktor/sağlık kurulu raporlarında başvurucunun tek kalmaması;

toz, rutubet, sigara dumanı, soğuk hava, keskin kokular, hava kirliliği gibi

faktörlerden uzak durması gerektiği vurgulanmasına rağmen başvurucu, Denizli

Ceza İnfaz Kurumuna geldikten sonra iki ay boyunca havalandırması yetersiz,

rutubetli bir odada dışarıdan gelen sigara dumanına ve keskin kokularla taş ve

maden tozlarına maruz bırakılmış, mevcut odasından bir buçuk kat büyük bir

kişilik bir odanın boşalmış olmasına rağmen buraya yerleştirilmemiş ve bu

kurumda bulunduğu süre boyunca birinci kattaki tek kişilik odalara göre rutubet

oranı daha yüksek olan zemin kattaki odalarda tutulmuştur.

96.

Başvurucu,

rahatsızlığının cezaevi şartları veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan

nedenlerle kötüleştiğini ve bu nedenlerle doğal olarak özgürlükten yoksun

bırakılma nedeniyle ortaya çıkan ızdırap ve acının ötesinde bir ızdırap ve

acıya maruz kaldığını iddia etmektedir. Öncelikle başvurucunun bireysel başvuru

yaptığı tarihte bulunduğu Denizli Ceza İnfaz Kurumu müdürünün ve doktorunun

belirttiği üzere bu Kurumun zemin katındaki odalarının rutubetli, civardan

keskin kokuların ve taş ve mermer ocaklarından tozların geldiği odalar olduğu;

yörenin iklim şartlarının karasal karakteri nedeniyle bu odaların soğuk olduğu ve

kuru havanın (bkz. §§ 40, 44) söz konusu olduğu sabittir. Pamukkale

Üniversitesi Sağlık Kurulundan 31/7/2013 tarihinde alınan raporda başvurucunun

astımının kontrol altında olmadığı, her an hayatı tehdit edici atak risk

altında olduğu (bkz. § 27) belirtilmesine rağmen başvurucu 2/4/2014 tarihinde

başka bir infaz kurumuna nakledilinceye kadar havalandırmanın artırılması veya

havalandırma bahçesine çıkış hakkı gibi hiçbir hususta iyileştirme yapılmadan

hayatı tehdit edici risk altında tutulmuştur.

97.

Başvurucunun

daha sonra nakledildiği İzmir 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun İdare

ve Gözlem Kurulu, başvurucunun durumunu değerlendirerek kalabileceği ideal

şartları sağlayan odanın bulunmaması nedeniyle bir odanın geçici süreliğine

hasta koğuşu olarak tahsisine, bu odada tek kalmaması için yanına gönüllülük

esasına dayalı hasta bakımını üstlenecek bir hükümlü verilmesine, talepler

doğrultusunda odaların sık sık havalandırılmasına ve en az dört saat

havalandırma izni verilmesine karar vermiştir. Ancak başvurucu bu odada yalnız

kalmıştır. Kurumun Psiko-Sosyal Servisi başvurucunun hastalığının ağır seyrettiğini,

hastane ve doktor raporlarına göre bazı maddelere alerjisi olduğunu tespit

etmiş; Kurumun ve sosyal yaşam alanlarının özellikle açık veya kapalı spor

salonlarının bu alerjenlerden arındırılması mümkün olmadığından başvurucunun

sağlığını riske atmamak için tedbir amaçlı sosyal faaliyetlere başlatılmama

kararı almıştır. İdare ve Gözlem Kurulu, başvurucuyu durumuna uygun ceza infaz

kurumuna ayırma kararı almak için toplanmış ve önceden alınan tüm sağlık

raporları, Kurumlarının fiziki yapısı ve konumunu birlikte değerlendirmesi

neticesinde Kurumlarının çukur bir alanda bulunması nedeniyle rüzgârla taşınan

toz, polen, duman vs.nin başvurucunun sağlık durumunu olumsuz etkilediğini,

başvurucunun muhtelif zamanlarda beş kez hastaneye sevk edildiğini; Kurumda,

raporlarda belirtilen polikliniklerin bulunmadığını, en yakın sağlık kurumunun

18,6 km mesafede olduğunu ve ulaşımın güçlükle sağlandığını ayrıca ani müdahale

gerektiren astım ataklarında 112 acil ekiplerinin Kuruma ulaşmasında ve

hastanın hastaneye naklinde yaşanan zorlukta başvurucu için hayati risk

oluştuğunu, fiziki yapısı nedeniyle havalandırmanın yeteri kadar

sağlanamadığını ve başvurucunun grup hâlindeki iyileştirme çalışmalarına ve

sportif faaliyetlere katılamadığını belirtmiş ve müessif bir durumun

yaşanmaması, başvurucunun tedavisinin ve infazının birlikte yürütülmesi ve

belirtilen risklerin önlenmesi amacıyla başvurucunun R (rehabilitasyon) tipi kapalı

ceza infaz kurumlarından birine veya bünyesinde sağlık ocağı bulunan ceza infaz

kurumu kampüslerine naklinin uygun olacağını vurgulamıştır. Genel Müdürlük bu

talebi reddetmiştir. Başvurucu 2012 yılından bu yana Aydın'daki ailesinden uzak

kalması pahasına sağlığının korunması gerekçesiyle R (rehabilitasyon) tipi kapalı

ceza infaz kurumlarından birine nakledilmeyi talep etmektedir.

98.

Başvurucunun

ilk kez Aydın E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından İzmir'e sevk edilmesiyle

başlayan ve hâlen devam eden hastalığına uygun bir ceza infaz kurumu arayışı,

devletin hasta bir mahkûmun nasıl bir yere gönderileceğini incelememesinden,

tüm ihtiyaçlarına cevap verebilecek kolaylıkların sağlanması konusunda önlem

almamasından ve sağlık durumu açısından gerekli önlemleri almada yetersiz

kalmasından kaynaklanmaktadır. Tüm bu tespitler ışığında somut olayda

Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında işkence ve kötü muamele yasağı için gerekli olan

asgari eşiğin aşıldığı açıktır. Başvurucuyu küçük düşürmek veya aşağılamak için

kasıtlı bir niyet olup olmadığına bakılmaksızın ki CPT'nin de belirttiği gibi

kötü muamelelerin çoğunun kasti olmayıp organizasyon eksikliklerinden veya

kaynak yetersizliklerinden kaynaklandığı dikkate alındığında başvurucunun ileri

düzeyde bir astım hastası için gerekli koşulları sağlayan en uygun ceza infaz

kurumuna gönderilmemesi ve böylelikle tedavisiyle infazının birlikte

yürütülmesinin sağlanamaması neticesinde insan onurunu zedeleyecek düzeyde acı

çekmesine yol açıldığından başvurucunun maruz kaldığı şartlar insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muamele olarak değerlendirilmelidir.

99.

İdare

ve Gözlem Kurulunun başvurucuyu durumuna uygun ceza infaz kurumuna ayırma

kararından da anlaşılacağı üzere başvurucunun tedavi veya kontrollerinin

sürdürülmesinde yaşanan zorluklar nedeniyle başvurucu ciddi hayati risk altında

tutulmakta, Kurumun fiziksel ve çevresel özellikleri nedeniyle sosyal ve

iyileştirme faaliyetlerine katılamamaktadır. Başvurucunun sosyal faaliyetlerin

hiçbirine katılamama zorunluluğunu doğuran ve aynı zamanda hayati risk oluşturacak

koşullarda barındırıldığı süre ile hak ederek tahliye olacağı tarihe kadar da

aynı risklere katlanmak zorunda kalabileceği hususu dikkate alındığında Anayasanın

17. maddesinde yer alan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal

edildiği tespit edilmiştir.

100.

Başvurucunun

hastalığı açısından bulundurulacağı ortamın raporlarda belirtilen koşullara

uygun olmaması ve ifade edilen diğer tespitler ışığında başvurucunun insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muameleye maruz bırakıldığı kanaatine varmak

gerekmektedir.

101.

Açıklanan

nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan

haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

3.

6216

Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

102. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şu

şekildedir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

103.

Başvuru konusu olayda Anayasa'nın

17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği sonucuna varılmış, başvurucunun tazminat

talebinde bulunmadığı dikkate alınarak bu konuda bir değerlendirme

yapılamamıştır.

104.

Dosyadaki

belgelerden tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Anayasa’nın

17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlaline ilişkin şikâyetlerinin KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B.

Anayasa’nın

17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle

bağdaşmayan muamele yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C.

172,50

TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.672,50 TL yargılama giderinin

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D.

Ödemelerin,

kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden

itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin

sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığına

gönderilmesine

18/11/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1195, 18 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. R. G. Tarih ve Sayı: 30/12/2015-29578
  4. Birinci
  5. Bölüm
  6. Karar
  7. Necipoğlu
  8. Başvurunun Konusu
  9. Başvuru Süreci
  10. Olay Ve Olgular
  11. İnceleme Ve Gerekçe
  12. E. Kararın bir örneğinin 6216 sayılı
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1195
Tarih
18 Kasım 2015

İlgili Kararlar

  • Fatih Yazar Başvurusu (B. No: 2013/6232)
  • Ali Suat Ertosun Başvurusu (B. No: 2014/4479)
  • Mehmet Ergin Başvurusu (B. No: 2013/2891)
  • Önder Atmaca ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7449)
  • B. Y. Ç. Başvurusu (B. No: 2013/4554)
  • Bülent Polat Başvurusu (B. No: 2013/7666)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.