İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Önder Atmaca ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7449)

1.

Başvuru No2013/7449Tarih16 Aralık 2015Okuma23 dk · 4.644 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Önder Atmaca Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/7449
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.644 kelime·23 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvurular, iş bırakma eylemine katıldıkları gerekçesiyle işten çıkartılan

işçilerce açılan davaların, benzer davalarda verilen onama kararlarıyla çelişir

biçimde Yargıtay tarafından reddedilmesinin ve gerçekleştirilen basın

açıklamasının yasa dışı eylem olarak nitelendirilmesinin Anayasa’nın 10., 13.,

36., 49. ve 53. maddelerinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ve temel hakların

sınırlandırılması ilkeleri ile adil yargılanma, çalışma, toplu sözleşme ve grev

haklarına aykırılık oluşturduğu iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Yukarıda isimleri bulunan başvuruculara ait 2013/7450, 2013/7451, 2013/7685,

2013/7686, 2014/14818 sayılı başvuruların konu bakımından aynı nitelikte

bulunmaları nedeniyle 2013/7449 sayılı başvuru ile birleştirilmesine ve

incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 2013/7449 sayılı başvuru ile ilgili olarak

23/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Bölüm Başkanı tarafından 1/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6.

Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlığın 27/10/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin

önceki kararına (Türkan Bal [GK],

B. No: 2013/6932, 6/1/2015) ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru

hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7.

Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla

erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucular olaylar sırasında, ayrı bir tüzel kişiliği olan Türk Hava Yolları

Anonim Ortaklığı (Türk Hava Yolları/THY) ile Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.de

(Türk Hava Yolları/THY) kabin amiri ve teknisyen unvanlarıyla işçi olarak

çalışmaktadır.

9.

Başvurucuların da üyesi olduğu Hava-İş Sendikası (Sendika), hava iş kolunda grev

yasağı öngören kanun değişikliği teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde

görüşülecek olması nedeniyle, 29/5/2012 tarihinde 3.00 ila 24.00 saatlerinde

çalışma yapmamaları yönünde üyelerini kısa mesaj ile bilgilendirmiştir.

Belirtilen tarihte Sendika ile THY arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri

devam etmektedir.

10.

Bu çerçevede bazı çalışanlar 29/5/2012 tarihinde farklı gerekçelerle işbaşı

yapmamış ve bu kişilerin bir kısmı Atatürk Havalimanında düzenlenen basın

açıklamasına da katılmıştır. Başvuruculardan Önder Atmaca, Halidun

Ekmekci, İsmet Solak Sendika temsilcisi olduklarını

ve söz konusu tarihte sendikal izinli olduklarını ileri sürmektedirler. Yine

başvuruculardan Mustafa Örs ve Veli Toka iş yerlerinin Ankara’da olduğunu,

olayların meydana geldiği tarihte de Ankara’da eğitim aldıklarını, diğer bir

başvurucu olan Can Doğan Yıldız ise 29/5/2012 tarihinde izinli olduğunu ve

eyleme katılmadığını ifade etmektedir.

11.

Türk Hava Yolları daha sonraki bir tarihte, başvurucuların da dâhil olduğu 305

işçinin sözleşmesini, yasa dışı eyleme katıldıkları gerekçesiyle feshetmiştir.

12.

Başvurucular, iş akdinin feshine karşı işe iade istemli tespit davası

açmışlardır. Bakırköy 13. ve 15. İş Mahkemeleri, değişik tarih ve sayılı

kararlarla farklı gerekçelerle feshin geçersizliğine ve başvurucuların işe

iadesine hükmetmiştir.

13.

İş Mahkemeleri, her iki tarafın iddialarına ve başvurucuların işbaşı yapmama

sebeplerine kararlarında yer vererek açılan davaları aşağıda yer alan

gerekçelerle kabul etmiştir:

i. Başvuruculardan Önder Atmaca

ve Halidun Ekmekci için

Bakırköy 13. İş Mahkemesi 19/2/2013 tarihli ve E.2012/342, K.2013/111 ile

E.2012/340, K.2013/110 sayılı kararlarla; başvurucuların sendika üyesi ve iş

yeri temsilcisi oldukları, başvurucuların 29/5/2012 tarihinde sendikal izinli

oldukları, buna göre başvurucuların iş bırakmasının söz konusu olmadığı,

başvurucuların iş yerine çalışmak için gelenlere engel olduğu veya

çalışmamaları konusunda baskı yaptığı konusunda herhangi bir delil bulunmadığı

ve başvurucuların üyesi olduğu Sendika tarafından başvurucuların çalıştığı iş

konusu ile ilgili gündemde olan bir yasa ile ilgili yapılan eyleme

katılmalarının demokratik bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğu

gerekçeleriyle açılan davalar kabul edilmiştir.

ii. Başvurucu İsmet Solak için

Bakırköy 13. İş Mahkemesi 19/2/2013 tarihli ve E.2012/346, K.2013/113 sayılı

kararla; bazı çalışanların hasta olması nedeniyle rapor alması, bazı

çalışanların da sendikal izinli olması sebepleriyle işbaşı yapmadığı şeklinde

başvurucunun iddialarına yer verilmiş; başvurucunun iş yerine çalışmak için

gelenlere engel olduğu veya çalışmamaları konusunda baskı yaptığı konusunda

herhangi bir delil bulunmadığı ve başvurucunun üyesi olduğu Sendika tarafından

başvurucunun çalıştığı iş konusu ile ilgili gündemde olan bir yasa ile ilgili

yapılan eyleme katılmasının demokratik bir hakkın kullanılması niteliğinde

olduğu gerekçeleriyle açılan dava kabul edilmiştir.

iii. Başvurucu Veli Toka için

Bakırköy 13. İş Mahkemesi 18/3/2013 tarihli ve E.2012/349, K.2013/192 sayılı

kararla; başvurucunun 29/5/2012 tarihinde Ankara’da eğitimde olduğu ve

İstanbul’daki eyleme katılmadığı, Ankara’daki eğitime İstanbul’daki eylem günü

gitmediği, fesih sebebinde açıklandığı gibi başvurucunun iş yerinde yoğunluk

yaratarak çalışanlara engel olmasının veya diğer çalışanlara işbaşı yapmamaları

konusunda baskı yapmasının söz konusu olmadığı, ayrıca başvurucu tarafından

yapılan bu eylemin demokratik bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğu

gerekçeleriyle açılan dava kabul edilmiştir.

iv. Başvurucu Mustafa Örs için

Bakırköy 13. İş Mahkemesi 18/3/2013 tarihli ve E.2012/347, K.2013/191 sayılı

kararla; başvurucunun 29/5/2012 tarihinde Ankara’da eğitimde olduğu, İstanbul’daki

eyleme katılmadığı, Ankara’daki eğitime İstanbul’daki eyleme destek vermek

amacıyla bazı çalışanlarla birlikte ara verdiği ve birkaç saat sonra eğitime

geri döndüğü ve başvurucu tarafından yapılan bu eylemin demokratik bir hakkın

kullanılması niteliğinde olduğu gerekçeleriyle açılan dava kabul edilmiştir.

14.

Başvurucu Can Doğan Yıldız hakkında ise:

i. Bakırköy

15. İş Mahkemesi 21/1/2013 tarihli ve E.2012/289, K.2013/16 sayılı kararında

başvurucunun yasa dışı greve katıldığının kanıtlanmadığı, başvurucunun bir an

için 29/5/2012 tarihinde Sendika tarafından Atatürk Havalimanında yapılan basın

açıklamasını izlediği kabul edilse dahi anılan tarihte uçuşunun bulunmadığı ve

izinli olduğu görüldüğü belirtilerek açılan dava kabul edilmiştir.

ii.

Başvurucu hakkında verilen karar Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından “Davacının eyleme katılıp katılmadığı, o gün

çalışanları fiili olarak engelleme şeklinde bir davranışta bulunup bulunmadığı,

CD çözümleri yapılarak belirlenmeli, davacının söz konusu eylemleri

gerçekleştirdiğinin tespiti halinde feshin haklı nedene dayandığını kabul etmek

gerekir ise de, davalı işverence Disiplin Kurulu Kararı alınmadan yapılan

feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilerek davanın reddine, aksi takdirde

önceki gibi davanın kabulüne karar verilmelidir. Mahkemece, eksik araştırma ve

inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle

bozulmuştur.

iii.

Bozma sonrası yapılan yargılama bu sefer Bakırköy 31. İş Mahkemesinde görülmüş,

Mahkeme 24/3/2014 tarihli ve E.2013/933, K.2014/63 sayılı kararıyla işverence

yapılan feshin geçerli bir nedene dayanmadığı sonucuna ulaşmıştır. Karar

gerekçesi şöyledir:

“…

Bilgisayar yüksek mühendisi bilirkişi marifeti ile CD çözümü

yaptırılmış davacı işçinin olay günü sendika tarafından Atatürk Hava Limanında

yapılan basın açıklamasını izlediği anlaşılmakta, ancak çalışanları engelleme

gibi fiili bir eyleminin bulunmadığı bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.

29/05/2012 tarihinde davacı işçinin uçuşunun bulunmadığı,

izinli olduğu, aynı gün davacının tabi olduğu sendika yetkililerince Atatürk

Havalimanında basın açıklamasının gerçekleştirildiği ve davacı işçinin de bu

basın açıklamasını izlediği anlaşılmakta ise de 29/05/2012 tarihinde uçuşu

bulunan iş yerinde fiilen çalışan işçileri çalışmaktan sözlü ya da fiili olarak

engellediği yönünde davacı işçinin her hangi bir

eylemi tespit edilebilmiş değildir. Bu konudaki ispat külfeti davalı işverene

aittir.”

15.

Davalı işverenler ile beraber başvurucular da yerel mahkeme kararını ayrı ayrı

temyiz etmiş, başvurucular Önder Atmaca, Halidun Ekmekci ve İsmet Solak temyiz dilekçesinde kendileri dâhil

38 kişinin davalı Şirket tarafından özellikle seçilerek sendikal faaliyette

bulunmaları, üyesi bulundukları Sendikayı desteklemeleri ve işyeri temsilcileri

olmaları sebepleriyle işten çıkarıldıklarını ileri sürerek sendikal tazminat

olarak üç yıllık brüt ücret tutarında tazminat verilmesini ve yerel mahkeme

kararlarının düzeltilerek onanmasını talep etmişlerdir. Diğer taraftan

başvuruculardan Veli Toka ve Mustafa Örs de benzer sebeplerle aynı talepte

bulunmuştur.

16.

Temyiz üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi değişik tarih ve sayılı kararlarıyla

kararların bozularak ortadan kaldırılmasına ve başvurucuların davalarının

reddine kesin olarak karar vermiştir.

17.

Yargıtay ilamı başvuruculara 3/9/2013 ile 7/8/2014 tarihleri arasında tebliğ

edilmiştir.

18.

Başvurucular süresi içerisinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

19.

22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi şöyledir:

“İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve

fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.

Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan

bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile

ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı

bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.”

20.

4857 sayılı Kanun’un 20. maddesi

şöyledir:

“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih

bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep

olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği

tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (...) taraflar

anlaşırlarsa

uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat

yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia

ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde

sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay

içinde kesin olarak karar verir.

(İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin

19/10/2005 tarihli ve E.2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.).”

21. 5/5/1983 tarihli ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve

Lokavt Kanunu’nun 6. maddesi şöyledir:

“Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe

hizmet akitleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. Hizmet akitlerinin toplu

iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler

alır. Hizmet akdinde düzenlenmeyen hususlarda toplu iş sözleşmesindeki hükümler

uygulanır.

Toplu iş sözleşmesinde hizmet akitlerine

aykırı hükümlerin bulunması halinde hizmet akdinin işçi lehindeki hükümleri

geçerlidir.

Her ne sebeple olursa olsun sona eren toplu iş

sözleşmesinin hizmet akdine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğe girinceye kadar

hizmet akdi hükmü olarak devam eder.”

22. 7/11/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş

Sözleşmesi Kanunu’nun geçici 6. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bu

Kanunun yürürlük tarihinden önce başlamış toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ve

toplu iş uyuşmazlıkları mülga 2822 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayalı tüzük ve

yönetmeliklere göre sonuçlandırılır.”

23. 8/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 15.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri

şunlardır:

1. Yargıtay dairelerinin bozma kararlarına

karşı mahkemelerce verilen direnme kararlarını inceleyerek karar vermek,

2. a) (Ek: 26/9/2004-5235/51 md.) Aynı veya farklı yer bölge adliye mahkemelerinin kesin

olarak verdikleri kararlar bakımından hukuk daireleri arasında veya ceza

daireleri arasında uyuşmazlık bulunursa,

b) Hukuk daireleri arasında veya ceza

daireleri arasında içtihat uyuşmazlıkları bulunursa,

c) Yargıtay dairelerinden biri; yerleşmiş

içtihadından dönmek isterse, benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar vermiş

bulunursa,

Bunları içtihatların birleştirilmesi yoluyla

kesin olarak karara bağlamak,”

24. 2797 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) ve (5) numaralı

fıkraları şöyledir:

“İçtihadların birleştirilmesini Birinci Başkan, doğrudan

doğruya veya Yargıtay dairelerinin veya genel kurulların verdikleri karar

sonucunda veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bizzat yazı ile başvurması

halinde, ilgili kuruldan ister. Bu istemlerin gerekçeli olması zorunludur.

…

İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki

konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini

bağlar.”

25. Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (HAVA-İŞ) ile Türk Hava

Yolları Teknik A.Ş. arasında imzalanan 1/7/2011-30/6/2013 yürürlük tarihli 3.

Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin “İşten

Çıkarma Cezasında Usul” başlıklı 26. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

“İşten çıkarma cezası Disiplin Kurulu

kararıyla verilir.”

26. Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (HAVA-İŞ) ile Türk Hava

Yolları Anonim Ortaklığı arasında imzalanan 1/1/2009-31/12/2010 yürürlük

tarihli 22. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin “İşten Çıkarma Cezasında Usul” başlıklı 26. maddesinin (2)

numaralı fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

“İşten çıkarma cezası Disiplin Kurulu

kararıyla verilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27.

Mahkemenin 16/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucuların

2013/7449 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

28.

Başvurucular, kendileri gibi dava açan 305 işçinin ilk derece mahkemelerince

işe iadesine karar verildiğini, bu dosyalardan Yargıtay 7. Hukuk Dairesine

tevzi edilen kararların onandığını fakat kendi dosyalarının Yargıtay 22. Hukuk

Dairesi tarafından incelendiğini ve kendileriyle ilgili olmamasına rağmen

topluca doktor raporu alarak iş bıraktığı sonucuna varılması suretiyle

kararların bozularak reddedildiğini belirtmişlerdir. Bunun yanında

başvuruculardan bir kısmı, olay günü sendikal izinli veya boş gününde

olduklarını ve herhangi bir görevlerinin bulunmadığını, bir kısım başvurucular

ise Ankara’da eğitim programında olduklarını ileri sürerek CD’deki görüntülerde

yer almamalarına ya da herhangi bir şekilde çalışanlara müdahale etmemelerine

rağmen işverenin iddialarının doğru olmadığını ispatlamak zorunda

bırakılmalarından şikâyetçi olmaktadırlar. Başvurucular bu nedenlerle

Anayasa’nın 10. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan kanun önünde eşitlik

ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29.

Başvurucular ayrıca basın açıklamasına katılmamakla beraber bahse konu olaylarda

demokratik hakkın kullanıldığını, temel hak ve hürriyetlerin sadece Anayasa’nın

13. maddesine uygun olarak sınırlanabileceğini ve sendikal faaliyet nedeniyle

iş akdinin feshedilmesinin Anayasa’nın 13. maddesine aykırı olduğu gibi

uluslararası sözleşmelere de aykırı olduğunu, basın açıklamasına katılmanın

yasa dışı eylem olduğunu ileri sürmenin ve böyle bir eyleme katılma

gerekçesiyle iş akdinin feshedilmesinin Anayasa’nın 13., 54. ve 90.

maddelerinin ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucular, “… siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve

lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve

diğer direnişler yapılamaz.” hükmü 2010 yılında yapılan değişiklikle

Anayasa’dan çıkarılmış olduğundan bu durumların anayasal bir hak hâline

geldiğini ve sınırlandırılmasının anayasal temelinin kalmadığını ileri

sürmüştür.

30.

Başvurucular son olarak ilgili yasa maddelerinin ve işten çıkarılmalarına

ilişkin toplu iş sözleşmesi hükümlerinin yargılama esnasında uygulanmadığını

iddia ederek Anayasa’nın 49. maddesinde düzenlenen çalışma hakkının ve 53.

maddesinde yer alan toplu sözleşme hakkının ihlal edildiğini belirtmektedirler.

31.

Başvurucular, iddia ettikleri ihlaller nedeniyle tazminat verilmesini ve

yargılama giderlerinin karşılanmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme

32.

Başvuru dilekçeleri ve ekleri incelendiğinde başvurucular Bakırköy İş

Mahkemelerinde görülen davalarının önce kabul edilip daha sonra Yargıtay 22.

Hukuk Dairesi tarafından kesin olarak reddedilmesi dolayısıyla Anayasa’nın 10.,

13., 36., 49., 53., 54. ve 90. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini iddia etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

33.

Başvurucular; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından topluca doktor raporu

alınmak suretiyle iş bırakıldığı sonucuna varılarak haksız yere davalarının

reddedildiğini, aynı durumda oldukları kişilerce açılan davaların Derece

Mahkemeleri tarafından daha önce kabul edildiğini ileri sürmektedirler.

Başvurucuların anılan ihlal iddiaları, Yargıtay kararlarının gerekçesiz olması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası kapsamında kabul

edilerek bu yönden değerlendirme yapılmıştır.

34.

Başvurucuların, iş bırakma eylemine katıldıkları gerekçesiyle iş akdinin

feshine ilişkin iddiaları ise grev hakkı kapsamında ele alınmıştır.

35.

Bahse konu açıklamalar çerçevesinde başvurucuların Anayasa'nın 10., 13., 49.,

53. ve 90. maddelerine ilişkin iddiaları yukarıda belirtilen haklar kapsamında

değerlendirileceğinden bu maddeler kapsamında ayrıca bir inceleme yapılmasına

gerek görülmemiştir.

1. Adil

Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

36.

Başvurucular, Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa’nın

36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

37.

Başvurucuların gerekçeli karar hakkına ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı gibi kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmadığından başvuruların gerekçeli karar hakkı yönünden kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

38.

Başvurucular iş sözleşmelerinin feshedilmesine karşı açtıkları davaların

Bakırköy İş Mahkemeleri tarafından kabul edildiğini, temyiz incelemesi üzerine

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından davanın reddine kesin olarak karar

verildiğini, Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

39.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

40.

Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

41.

Sözleşme’nin 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

42.

Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere

delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkının unsurlarından

biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte

olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi adil

yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

43.

Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının unsurlarından

biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve

savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle

gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir.

Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması, bir hak ihlaline

neden olacaktır (Mehmet Yavuz, B.

No: 2013/2295, 20/2/2014, § 51). Gerekçenin ayrıntısı davanın niteliğine göre

değişmekle birlikte kararın hüküm kısmına dayanak oluşturacak hukuki bir

gerekçenin özet de olsa bulunmasının zorunlu olduğu açıktır (Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §

33).

44.

Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma olanağını etkili

kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hem tarafların hem

kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi hakkında bilgi sahibi

olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hâle getirecektir. Bu

nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde

gösterilmesi zorunludur (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 66).

45. Başvurucular

tarafından açılan davada davalılar, esasa ilişkin olarak başvurucuların anılan

eyleme katıldıklarını, iş başı yapmak isteyenlere baskı yapıldığını, eylem

nedeniyle uçuşların iptal edildiğini, başvurucuların yasa dışı eyleme

katılmaları nedeniyle sözleşmelerinin haklı nedenle feshedildiğini beyan ederek

davanın reddini talep etmişlerdir. Bunun yanında başvurucular Önder Atmaca, Halidun Ekmekci ve İsmet Solak’ın

iş yeri temsilcisi oldukları davalı tarafça da belirtilmiş ve başvurucular Veli

Toka ve Mustafa Örs’ün Ankara’daki görevine gitmeyerek mevcut eyleme bulunduğu

yerden destek verdiği ileri sürülmüştür.

46. Bakırköy

13. İş Mahkemesi; aynı mahiyette başka bir mahkemede açılan davada olay gününe

ait görüntülerin bulunduğu CD’lerle ilgili bilirkişi raporunu, tanıkların

ifadelerini, yazılan müzekkerelere verilen cevapları, ilgili SGK kayıtlarını ve

fesih bildirimlerini göz önünde tutarak fesih sebebinde açıklandığı gibi

başvurucuların iş yerinde yoğunluk yaratarak çalışanlara engel olmasının ve

diğer çalışanlara iş başı yapmamaları konusunda baskı yapmasının ve ayrıca

başvuruculardan iş yeri temsilcisi olanların olay günü sendikal izinli olmaları

sebebiyle iş bırakmasının söz konusu olmadığını ifade etmiştir. Bunun yanında

iş yeri Ankara’da olan başvurucular için ise birkaç saat sonra eğitime geri

döndükleri belirtilmiştir.

47. Başvurucu

Can Doğan Yıldız hakkında ise bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda

Bakırköy 31. İş Mahkemesi, çalışanları engelleme gibi başvurucunun fiilî bir

eyleminin mevcut olmadığını belirten bilirkişi raporuna dayanarak olayların

meydana geldiği tarihte başvurucunun uçuşunun bulunmaması ve izinli olması

sebepleriyle açılan davayı kabul etmiştir.

48.

Kararların temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, tüm başvurucular için

özetle şu değerlendirmelerde bulunmuştur:

“…

Dosya içeriğine göre amacı ve yapılış şekli

itibariyle gerçekleştirilen eylemin siyasi amaçlı grev niteliğinde olduğu

açıktır. Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin devam ettiği bir sırada hava iş

kolunda grev yasağını öngören bir kanun değişikliği teklifinin çıkarılmasını

önlemek amacıyla yapılan bu grevin mesleki bir amaca da hizmet ettiği

düşünülebilir ise de, muhatabı ve amacı itibariyle

eylemin “siyasi amaçlı grev” niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.

(…)

Somut olayda işçiler hava iş kolunda getirilmek istenen grev

yasağının kendi haklarını tehdit ettiğinden bahisle, kamuoyu oluşturmak

amacıyla protesto eyleminde bulunmak, uğrayacakları olası mağduriyetler

konusunda dikkat çekmek, bir anlamda yasama organınca yapılmak istenen

değişikliği engellemek gibi meşru bir amaç gütmektedirler. Bu haklı amaca

yönelik olarak ortaya konulan söz, eylem ve davranışların, işçilerin seslerini

ve haklılıklarını ülke gündemine taşımak işlevini aşacak biçimde uzun süreli

çalışmaktan kaçınmaları ve hizmeti esaslı şekilde aksatmaları yukarıda

belirtilen ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayacaktır. Yapılan grev sonucu Türk Hava

Yollarında yürütülen işin 03.00-24.00 saatleri arasında, uzun sayılabilecek bir

süre ve önemli derecede aksadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden

anlaşılmaktadır. Sefer iptali ve gecikmelerinden dolayı binlerce yolcunun

mağduriyeti ve işletmenin bu yüzden maruz kalacağı olası zarar miktarı da göz

önüne alındığında, grevin süresi itibariyle ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği

kabul edilmelidir.

Yukarıda belirtilen ulusal ve uluslararası hukuk ilkeleri

uyarınca işçilerin barışçıl toplu eylemlerde bulunma hakları bulunmakta ise de, eylemin ve işyerinin niteliği dikkate alındığında toplu

iş bırakma eylemine son çare olarak başvurulmadığı ve ölçülülük ilkesinin

dikkate alınmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sebeple davacının söz konusu greve

destek verme davranışı, kural olarak, fesih için haklı sebep teşkil etmektedir.

Ancak, fesih tarihi itibariyle iş sözleşmesi hükmü olarak devam eden önceki

toplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca Disiplin Kurulu Kararı alınmadan yapılan

feshin haksız olduğu kabul edilmiştir. Öte yandan, Disiplin Kurulu Kararının

alınmamış olması feshi haksız hale getirmekte ise de,

Yargıtay uygulamasına göre geçerli sebebi ortadan kaldırmadığından, davalı

işverence yapılan feshin geçerli sebebe dayandığı kabul edilerek, 4857 sayılı

İş Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle

ortadan kaldırılması…”

49. Yargıtay

22. Hukuk Dairesi, iş bırakma eyleminin grev yasağı öngören bir kanun

değişikliği teklifi vesilesiyle yapılması nedeniyle muhatabı ve amacı

itibarıyla “siyasi amaçlı grev” olarak nitelendirmiştir. Daire, başvurucular ve

arkadaşlarının veya Sendikanın toplu eylem öncesi Hükümet veya yasama organı

yetkilileri ile görüşme, arabulucudan yararlanma gibi barışçıl yöntemlerden

faydalanmamaları ve iş bırakmaya kıyasla daha hafif diğer protesto biçimlerini

tercih etmemeleri nedeniyle eyleme son çare olarak başvurulmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Eylemin yasa değişikliğini engellemek gibi meşru bir amacının bulunduğu kabul

edilmiş fakat ölçülü olmadığı vurgulanmıştır. Bu kapsamda iş bırakma eyleminin

saat 03.00 ile 24.00 arasında uzun sayılabilecek bir süre devam ettiğine, sefer

iptali ve gecikmeler nedeniyle binlerce yolcunun mağdur olduğuna ve Türk Hava

Yollarının bu nedenle maruz kaldığı olası zarara vurgu yapılmıştır. Daire,

kararında toplu iş bırakma eylemine son çare olarak başvurulmaması ve ölçülülük

ilkesine uyulmaması nedeniyle fesih için haklı neden oluştuğunu kabul etmiştir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, disiplin kurulu kararının alınmamasının feshi

haksız hâle getirdiğini belirtmiştir. Ancak Yargıtay uygulamasına göre geçerli

sebebi ortadan kaldırmadığından feshin yine de geçerli sebebe dayandığı

değerlendirilmiştir.

50.

Başvurucu Can Doğan Yıldız hariç olmak üzere Yargıtay 22. Hukuk Dairesi diğer

başvurucular hakkında kararlarını oyçokluğuyla almış, karşıoy

yazılarında ise şu ifadelere yer verilmiştir:

“Somut olayda, toplu iş sözleşmeleri

görüşmeleri devam etmekte iken, hava taşımacılığı işinin grev yasağı kapsamına

alınmasına yönelik kanun değişikliği teklifi verilmesi üzerine davalı işverene

ait işyerlerinde toplu olarak doktor raporu alınmak suretiyle işin

bırakıldığı dosya içeriği ile sabittir. En etkili iş mücadelesi aracı olan grev

hakkının yasaklanması yönündeki yasa değişikliği teklifine karşı davacı ve

arkadaşlarının gerçekleştirdiği işi bırakma eyleminin ulusal mevzuatımızca yasa

dışı grev niteliğinde olduğu açıktır. Ne var ki, Türkiye’nin de onayladığı

uluslararası sözleşmelere göre işçi hak ve menfaatlerinin ve özellikle sendikal

özgürlüklerinin kısıtlama girişimlerine karşı işçilerce yapılan protestoların

barışçıl olması koşuluyla demokratik tepki olarak nitelendirilmesi gerektiği

kabul edilmektedir. Somut olayda da siyasi iradenin getirmek istediği grev

yasağına karşı yapılan toplu eylemin demokratik tepki olduğu açıktır. Bu

itibarla, rapor almak suretiyle gerçekleştirilen toplu eylemin

demokratik tepki niteliğinde olduğuna yönelik sayın çoğunluğun tespitine aynen

katılıyorum. Ancak, bu tepkinin barışçıl amaçtan uzaklaşıp uzaklaşmadığı ve

ölçülülük ilkesinin ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesinde eylemin süresi

ile birlikte eylem sonucu meydana gelen zarar miktarının da somut olarak belli

olması gerekir. Salt süre yönünden ölçülülük ilkesine uyulup uyulmadığının

denetlenmesi doğru olmaz. Bu nedenle zarar miktarı konusunda davalı tarafın

beyanı ile yetinilmeyerek, zararın bilirkişi aracılığıyla tespit edilmesinden

sonra sözü edilen ilke çerçevesinde değerlendirme yapılmalıdır.”

51.

Bunun yanında başvurucular Önder Atmaca, Halidun Ekmekci ve İsmet Solak ile ilgili olan Yargıtay

kararlarında, sağlık raporu alınması suretiyle anılan başvurucuların görevini

ifa etmediği şeklinde davalının herhangi bir iddiası olmamasına rağmen bu

hususlara yer verildiği ve Sendika ile THY Teknik A.Ş. arasında imzalanan Toplu

İş Sözleşmesi’nde kendisine yer bulan “sendikal izin” konusunda anılan

başvurucuların sendikal izinli olup olmadıkları yönünden bir değerlendirmenin

yapılmadığı görülmüştür.

52.

Başvurucular Veli Toka ve Mustafa Örs hakkında ise başvurucuların birkaç

saatliğine görevine gitmeyerek eyleme destek vermesinin geçerli fesih sebebi

oluşturmayacağı şeklinde açılan davaların yerel Mahkeme tarafından kabul edilme

sebebine Daire kararında açıkça yer verilmiş ancak başvurucuların iş yeri

adresinin Ankara, çalıştığı şirketin THY AO’dan farklı olarak THY Teknik AŞ ve

unvanlarının teknisyen olması, olayların olduğu tarihte anılan başvuruculara

görev olarak eğitim verilmesi, eylemin 03.00-24.00 saatleri arasında olmasına

rağmen başvurucuların birkaç saat sonra eğitimine geri dönmesi hususları ve karşıoy yazısı birlikte değerlendirildiğinde başvurucuların

olaya özgü durumları konusunda herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı

sonucuna varılmıştır.

53.

Bunlardan farklı olarak Yargıtayın bozma kararında

alınması istenen bilirkişi raporu sonucunda, 29/05/2012 tarihinde iş yerinde

fiilen çalışan işçileri çalışmaktan sözlü ya da fiilî olarak engellediği

yönünde başvuruculardan Can Doğan Yıldız’ın herhangi bir eyleminin tespit

edilememesi gerekçeleriyle yerel Mahkeme, başvurucunun açtığı davayı yine kabul

etmiştir. Temyiz incelemesinde ise davalının iddialarına, başvurucunun sağlık

raporu almak suretiyle görevini ifa etmediği şeklinde yer verilmiştir. Ayrıca

Daire kararında, yerel Mahkeme tarafından davanın kabul edilme sebebi olarak

olayların olduğu tarihte başvurucunun raporlu olması gösterilmiştir. Buna

karşın “… her ne kadar davacı izinli olduğu,

protestoları sadece izlediğini ileri sürmüş ise de,

dosyadaki delillerden davacının eyleme iştirak etmek için bulunduğu

anlaşılmıştır.” gerekçesiyle başvurucunun eyleme katıldığı sonucuna

varılmıştır. Daire, ispat yükünü başvurucuya yönelterek davalı işveren THY’nin

iddialarını çürütemediğine ilişkin şu değerlendirmede bulunmuştur: “Yine davacının arkadaşlarının doktor raporu alarak

işe başlamadıkları, çalışmakta olanları da engellemeye çalıştıkları, bu şekilde

yapılan eylem sonucu Türk Hava Yollarında 233 seferin iptal edildiği, çok

sayıda seferin gecikmeli olarak yapıldığı ve binlerce yolcunun mağdur edildiği,

şirketin milyarla ifade edilen zararının doğduğu ileri sürülmüştür. Davalı

işverence Atatürk Havaalanında eylem yapan işçilerin çalışanları söz ve alkışlarla

protesto ettiklerine dair CD kayıtları dosyaya sunulmuştur. Belirtilen

iddiaların doğru olmadığına yönelik davacı işçi tarafından herhangi bir bilgi

ve belge dosyaya sunulmamıştır.”

54.

4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İlk Derece

Mahkemesinin direnme imkânının bulunmaması başvuru konusu kararların

gerekçelendirilmesine ilişkin ihtiyacı daha da belirginleştirmiştir. Bunun

yanında başvurucuları, işverenin iddialarının aksini ispatlamak zorunda bırakan

kabul bakımından Yargıtay ilamlarında herhangi bir açıklamaya yer

verilmemiştir.

55. Görüldüğü

üzere başvurucular tarafından açılan işe iade davalarında, Mahkemelerce somut

delillere dayalı olarak davaların kabulüne karar verilmesine rağmen

başvurucuların eyleme katılıp katılmadıkları yahut neden iş başı yapıp

yapmadıkları konusunda yeterince bir açıklamanın yapılmadığı, her bir

başvurucuya yönelik olarak konunun yeterince aydınlığa kavuşturulmadığı, seri

hâlde incelenen diğer dosyalarla beraber aynı şekilde davaların reddine karar

verildiği ve başvurucuların iddialarının karşılanmadığı, bahse konu ilamın

başvurucular ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkân

verecek yeterli gerekçeyi içermediği anlaşılmıştır. Bu nedenle yargılama

süreçleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucuların gerekçeli karar

haklarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

56.

Belirtilen nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

2. Grev Hakkının İhlal Edildiği İddiası

57.

Başvurucular, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararların aynı

zamanda grev hakkını da ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

58.

Derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğine yönelik yukarıda yer verilen ilkeler ışığında başvurucuların

grev hakkının ihlali iddialarının yargılamanın yenilenmesi davasında

değerlendirilebileceği kabul edilerek anılan ihlal iddiasının bu aşamada

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

59.

Başvurucular, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapılmak üzere dosyanın ilgili yargı organlarına gönderilmesini veya tazminata

hükmedilmesini, yargılama giderlerinin taraflarına ödenmesini talep

etmişlerdir.

60.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

61. Başvuruların

değerlendirilmesi neticesinde gerekçeli karar hakkı yönünden Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere kararın bir örneğinin

Yargıtay 22. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere ilgili yerel Mahkemelere

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

62.

Başvurucular maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunulmuş olup mevcut

başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla

beraber tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı

bulunmadığı anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

63. Başvurucuların

gerekçeli karar hakkına yönelik başvuruları açısından ihlal tespitinin yeterli

tatmin sağladığı değerlendirildiğinden manevi tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

64.

Başvurucular tarafından aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin

başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C.

Gerekçeli karar hakkı yönünden ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için

yeniden yargılama yapılması için kararın bir örneğinin Yargıtay 22. Hukuk

Dairesine gönderilmek üzere Bakırköy 13. ve 31. İş Mahkemelerine

GÖNDERİLMESİNE,

D.

Maddi ve manevi tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E.

1. Başvurucular Önder Atmaca tarafından 2013/7449, Halidun

Ekmekci tarafından 2013/7450, İsmet Solak tarafından

2013/7451, Veli Toka tarafından 2013/7685, Mustafa Örs tarafından 2013/7686

sayılı dosya için ayrı ayrı yatırılan 198,35 TL harcın AYRI AYRI; 1.500 TL

vekâlet ücretinin ise MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

2.

Başvurucu Can Doğan Yıldız tarafından 2014/14818 sayılı dosya için yatırılan

206,10 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL

yargılama giderinin ÖDENMESİNE,

F.

Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığınca

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması

hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G.

Kararın bir örneğinin Yargıtay Başkanlığına ve 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

16/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör Yrd. : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucular : 1. Önder ATMACA 2. Halidun EKMEKCİ 3. İsmet SOLAK 4. Veli TOKA 5. Mustafa ÖRS Vekili : Av. Abdi PESOK 6. Can Doğan YILDIZ Vekili : Av. Salim BAKİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/7449, 16 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Kaleli
  12. Dursun
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/7449
Tarih
16 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • B. Y. Ç. Başvurusu (B. No: 2013/4554)
  • Bülent Polat Başvurusu (B. No: 2013/7666)
  • Kanal Beyaz Televizyon Radyo Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/3532)
  • Hasan Rahmi Özgenç Başvurusu (B. No: 2013/2418)
  • Ayişe Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4210)
  • Hikmet Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4894)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.