İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hikmet Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4894)

1.

Başvuru No2013/4894Tarih15 Aralık 2015Okuma26 dk · 5.124 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hikmet Çelik Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/4894
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.124 kelime·26 dk okuma·35 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvurular, terör örgütü üyeleri tarafından başvurucuların hısımlarına zarar

verildiği hâlde bu durumları dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233

sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun

yargılanma hakkıyla mülkiyet hakkının; ret işlemlerine karşı açılan davalara

ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvurular 5/7/2013 ve 18/12/2013 tarihlerinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Başvurucu Hacire Çelik dışındaki başvurucular adli

yardım talebinde bulunmuş, Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca

başvurucuların yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olmaları nedeniyle

adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.

4.

Birinci Bölüm ve İkinci Bölüm Komisyonlarınca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde başvuruların kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin

birer örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar

verilmiştir.

6.

Bakanlığa başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin

birer örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık tarafından benzer şikâyetlere

ilişkin başvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak ayrıca görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

7.

Anayasa Mahkemesi tarafından ekli tablonun A sütununda başvuru numaraları

belirtilen dosyaların konu yönünden hukuki irtibatı nedeniyle 2013/4894

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/4894

numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel

başvuru dosyalarının kapatılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8.

Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

9.

Başvurucular; terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri arasında 7/5/1992

tarihinde çıkan çatışmada hısımları M.Sa.Ç.nin

öldürüldüğünü, N.Ç. ve Ay.Ç.nin yaralandığını,

22/4/1994 tarihinde çıkan çatışmada Al.Ç.nin

yaralandığını, M.Şe.Ç.nin 22/4/1994 tarihinde

yaralandığını ve ev eşyaları ile birlikte meskeninin hasar gördüğünü, Ad.Ç., M.E.Ç., N.Ç. ve S.Ç.nin ise

meskenlerinin zarara uğradığını beyan etmişler ve bu özel durumlarından

kaynaklı güvenlik kaygısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını

iddia etmişlerdir.

10.

Başvurucular, ekli tablonun D sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun

kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar

Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

11.

Ekli tablonun E sütununda tarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvurularda, dosyalarda yer alan bilgi ve belgelerden Sason ilçesi Gürgenli köyü boşaltılmadığından, kişiye yönelik bir tehdit

ve saldırı olmadığından anılan köyde 1990 yılında 983 kişi, 1997 yılında 692

kişi, 2000 yılında 843 kişi yaşadığından bahisle taleplerin reddine karar verilmiştir.

12.

Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun F sütununda belirtilen

tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun G

sütununda tarihleri gösterilen Batman İdare Mahkemesi kararları ile Gürgenli köyünün 1991-1995 yılları arasında kısmen

boşaldığı, Gürgenli köyüne bağlı Güvenç, Topluca ve Yuvalıçay mezralarının 1991-1995 yılları arasında kısmen

boşaldığı, 1987-2000 yılları arasında Gürgenli köyünde

geçici köy korucusu ve gönüllü köy korucusu görevlendirildiği ve koruculuk

sisteminin bulunduğu, korucu aileleri haricinde köyde 152 hanenin bulunduğu,

köy nüfusunun 1990 yılında 983, 1997 yılında 692, 2000 yılında 843 kişi olduğu,

1990-2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerinin yapıldığı, 2000 yılı

sonrasında da seçimlerin düzenli olarak yapıldığı, Gürgenli

Köyü İlköğretim Okulunun güvenlik nedeniyle kapanan okullar arasında yer

almadığı; Gürgenli köyü halkının bir kısmının

güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmelerinden dolayı uğradıkları zararın

anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel

güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve başvuruculara yönelik bir terör

tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanun

hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle

davaların reddine hükmedilmiştir.

13.

Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun H sütununda gösterilen tarihlerde

Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile kararların

usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin

kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek

onanmasına karar verilmiştir.

14.

Başvurucu Muhbet Çelik tarafından yapılan karar

düzeltme istemi, ekli tablonun I sütununda belirtilen tarihte Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamı ile reddedilmiştir.

15.

Onama kararları ve karar düzeltme isteminin reddi kararı başvuruculara tebliğ

edilmiş, 5/7/2013 ve 18/12/2013 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

16.

5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.

maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki

Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve

E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008

tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

17.

5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle

değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

“Yaralanma, engelli

hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı

ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı

katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,

b) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit

edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına

kadar,

c) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit

edilenlere yirmibeş katından kırksekiz

katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü

kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit

edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki

katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin

mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e)

bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı Türk

Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18.

Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucuların

2013/4894 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

19.

Başvurucular; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabinde

açtıkları davaların reddedildiğini, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar

ve güvenlik nedeniyle köylerinin boşaltılmış olduğunu belirten belgeler dikkate

alınmaksızın ve terör örgütü mensuplarınca hısımları M.Şe.Ç.nin

yaralanmasına ve eşyaları ile birlikte meskeninin hasar görmesine, Ad.Ç., M.E.Ç., N.Ç. ve S.Ç.nin

meskenlerinin zarara uğramasına, terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri

arasında çıkan çatışmalarda hısımları M.Sa.Ç.nin

öldürülmesine, N.Ç., Al.Ç. ve Ay.Ç.nin

yaralanmasına dair özel durumları dikkate alınmadan köyün tamamen boşalmamış

olduğu soyut gerekçesine ve şahıslarına yönelik bir terör tehdidi ya da

saldırısının bulunmaması ileri sürülerek sundukları belgeler

değerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgelerin dikkate alındığını,

bu belgeler tebliğ edilmediği için kendilerine savunma yapma imkânı

tanınmadığını, verilen kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.

20.

Başvurucular ayrıca yerleşim yerleri olan Yuvalıçay

mezrası Aydınlık köyüne bağlı bir mezra iken 2001 yılında Gürgenli

köyüne bağlandığını, dolayısıyla maddi gerçeğin tespiti açısından yargılama

konusuna neden olan olayların yoğun olarak yaşandığı dönemdeki köyün hukuki

durumu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde 2001 yılından

sonraki hukuki durum dikkate alınarak belge düzenlendiğini ve bu belgelere

dayanılarak yargılama mercilerinin hatalı karar verdiklerini, bu şikâyetlerinin

hiçbir aşamada değerlendirilmediğini, bu hâli ile yapılan değerlendirmelerin

gerçeği yansıtmadığını, sundukları belgeler dikkate alınmadan idarece sunulan

belgelere dayalı olarak karar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, aynı

yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun

tazminat ödenmesi yönünde karar verdiği hâlde yargı mercilerince bu kararlar

konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddine karar

verildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen

şahıslarına tazminat ödenmemesi yönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz

kaldıklarını, idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine

getirmemesi sonucu mülkiyet haklarından yoksun kaldıklarını ve derece

mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin

edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yazmayan bir neden ileri sürülerek Komisyon

ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini, ayrıca yaptıkları başvuru

hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek

Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler ve maddi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

21.

Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucuların, 5233 sayılı Kanun

kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16).

22. Başvuruculardan

bir kısmı, 7/5/1992 tarihinde terör örgütü mensupları ile güvenlik güçleri

arasında çıkan çatışmada hısımları M.Sa.Ç.nin

öldürüldüğünü, N.Ç. ve Ay.Ç.nin yaralandığını,

22/4/1994 tarihinde çıkan çatışmada ise Al.Ç.nin

yaralandığını beyan etmiştir. Başvurucuların 7/7/2015 tarihli dilekçelerinde

ileri sürdükleri bu iddialarının başvuru formunda sunulanlardan farklı olduğu

ve sonraki dilekçelerde ihlal iddialarına ilişkin vakıaların genişletildiği

anlaşılmıştır. Her ne kadar başvurucular, başvuru formlarında hakkaniyete uygun

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş iseler de hısımları M.Sa.Ç.nin öldürülmesi, N.Ç., Al.Ç.

ve Ay.Ç.nin yaralanması vakıalarının olgusal

temellerine işaret dahi etmedikleri tespit edildiğinden 30/3/2011 tarihli ve

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan açık hüküm karşısında

bu iddiaların hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmesine

olanak bulunmamaktadır.

23. Ayrıca

başvurucular, Mahkemece verilen ret kararları neticesinde idarenin can ve mal

güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruz kaldıkları

mülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim sağlanması

imkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde

tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal

iddiaları, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve gerekçeli karar hakkının

ihlali iddiasının incelenmesi sonucu verilen karara bağlı olarak

değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır.

Başvurucuların diğer ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği İddiaları

24. Başvurucular,

5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin, mukim oldukları

köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancak aynı

yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun

tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bu kararlar

konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddine

hükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen

tazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek Anayasa’nın 10.

maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

25. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda

tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı

iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalı

olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibi

belirtilen iddialarını temellendirecek somut bir bulgu ve kanıt da sunmamış

oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§§ 43-48; Cahit Tekin, B. No:

2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).

26.

Somut başvurular açısından yapıldığı iddia

edilen ayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda

bulunulmadığı, belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve

kanıt sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

27.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddialarının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiaları

28.

Başvurucular, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen

belgelere göre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.

29.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha önce

bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda, hâkimin tarafsızlığına ilişkin

karineyi ortadan kaldıracak şekilde, yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan

birine yönelik önyargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veya

menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortaya

koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).

30.

Somut başvurular açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan

kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesini

gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

31.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma haklarının

ihlal edildiği iddialarının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerinin

İhlal Edildiği İddiaları

32.

Başvurucular, sundukları bilgi, belge, deliller dikkate alınmaksızın sadece

idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarak

İlk Derece Mahkemeleri tarafından davalarının reddine karar verildiğini

belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin

ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

33.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve

silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel

başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında,

başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp

karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış

olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari

birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin

Komisyon ya da ilk derece mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler

ve içeriklerine en geç ilk derece mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf

olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep

dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve

savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz

edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında mahkemelerce idare ve başvurucular

tarafından sunulan belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine

ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede

başvuru dosyaları kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek

usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşılmakla başvuruların bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, §§ 74-76; Cahit

Tekin, §§ 70-72).

34.

Somut başvurularda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerde

başvurucuların usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucular

açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna

varılmıştır.

35.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği

ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği

İddiaları

36. Başvurucular,

5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinin

değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul

sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan

makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

37. 5233

sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği

kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm

koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve

yargılama sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate

alınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve

özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda

sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul

sürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

38. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

39. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihleri (bkz. ekli tablonun D sütunu) ile nihai karar tarihleri (bkz.

ekli tablonun H ve I sütunları) arasında geçen ve ekli tablonun J sütununda her

bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilen yargılama süreçlerinde, uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu

otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin

olduğu tespit edilemediğinden ve başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığı anlaşıldığından yargılama süresinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

40. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığını

ileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlal

saptanmadığından başvuruların bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

iv. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiği İddiaları

41. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

v. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

42.

Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça dayanaktan yoksun

olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden

de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiği İddiaları

43.

Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları başvuruların ekli

tablonun C sütununda yakınlık derecesi belirtilen hısımları M.Şe.Ç.nin

22/4/1994 tarihinde yaralanması ve eşyaları ile birlikte meskeninin hasar

görmesi, Ad.Ç., M.E.Ç., N.Ç. ve S.Ç.nin

meskenlerinin zarara uğraması hususundaki özel durumları dikkate alınmaksızın

Mahkemece mukim oldukları köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel

ölçütten hareketle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

44.

5233 sayılı Kanun’un 2. maddesinde terör dışındaki ekonomik ve sosyal

sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle

bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsam dışında

olduğu açıkça belirtilmiştir.

45.

Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyal

nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklanan zararların yoğunluğu

karşısında, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilebilecek zararların

tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdas edilmesi zorunlu

görünmektedir. Bu kapsamda, güvenlik kaygısının yerleşim yerinde sürekli

yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşim yerini terk eden

kişilere göre değişmemesi gereğinden ve terör olayları nedeniyle toplumda

oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepki göstermesinin mümkün

olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişiden kişiye değişebilen

bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün

ya da mezranın tamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim

yerlerinde sadece geçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte

dayandırılmasını zorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim

yerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde

yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece

oluşturulduğundan hareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların

idarece ödenmesine yasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; Cahit Tekin, §§ 84, 85).

46.

5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin, belirtilen Kanun

kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve Kanun’un kapsamının

belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ile bu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somut olayın bu ölçüt

uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derece mahkemelerine ait

olup, 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha önce bireysel başvuru

konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından

yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilen hususlara ilişkin iddiaların

maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması bağlamında kanun

yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu

belirtilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Sabri Çetin, §§ 45, 50; benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §

88). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derece

mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude

Yaşar, § 93; Cahit Tekin,

§ 88).

47.

Başvurucuların ekli tablonun C sütununda yakınlık derecesi belirtilen

hısımlarının terör örgütü mensuplarınca yaralanmasından, meskenleri ve

eşyalarına zarar verilmesinden kaynaklanan güvenlik kaygısıyla köylerini terk

ettikleri ve bu çerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıaya ilişkin

tutanaklar ile soruşturma evrakını derece mahkemelerine ibraz ederek yerleşim

yerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk

ettikleri noktasındaki öznel durumlarının dikkate alınmasını talep ettikleri

anlaşılmaktadır.

48.

Bu çerçevede başvurucuların en yakın aile fertlerinden olan ve ekli tablonun C

sütununda hısımlık derecesi belirtilen kişilerin terör örgütü mensuplarınca

yaralanması; meskenlerinin, eşyalarının hasara uğraması ve bu olaylar hakkında

yargılama dosyalarındaki somut bulgular ve tespit tutanakları dikkate

alındığında belirtilen olay akabinde başvurucuların yerleşim yerlerinden

ayrıldıkları iddiası karşısında, başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun

kapsamında değerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten yararlanılması tek başına

yeterli olmayıp terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle yerleşim yerlerini terk edip etmedikleri noktasında

farklı bir karine veya ölçüt arayışına girilmesi gerekmesine rağmen derece

mahkemelerince anılan incelemelerin yapılmadığı tespit edilmiştir. Talepler

hakkında değerlendirme yapılırken başvurucuların özel durumlarının incelenmemesi,

Kanun’un amacının yanı sıra yakın hısımı terör örgütü mensuplarınca yaralanan

ya da yakın hısımının mal varlığına yönelik saldırıda bulunulan başvurucuların

yerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı ile terk

edip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygun görülmemektedir.

49.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma

haklarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği İddiaları

50.

Başvurucular, yerleşim yerleri olan Yuvalıçay

mezrasının 2001 yılına kadar Aydınlık köyüne bağlı olduğunu ve 30/10/2001

tarihinde Gürgenli köyüne bağlandığını, dolayısıyla

Mahkeme kararlarında talep sonucunu etkileyen husus olması hasebiyle yargılama

konusuna neden olan olayların yoğun olarak yaşandığı dönemdeki hukuki durumları

dikkate alınarak belge düzenlenmesi ve karar verilmesi gerekirken bu

şikâyetlerinin hiçbir aşamada değerlendirilmeyerek karar verildiğini iddia

etmişlerdir.

51.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

52.

Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

53.

Sözleşme’nin 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

54.

Gerekçeli karar hakkı adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden biridir.

Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve

silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa'nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve

diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

55.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına

davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia,

savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle güvence

altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının

ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve

bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birisidir. Bu bağlamda

Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak

yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama hürriyetinin kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat

Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

56.

Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından

birisi olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve

savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle

gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir.

Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline

neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin

Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited

Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

57.

Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, İlk

Derece Mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabul

edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber (Aziz

Turhan, B. No: 2012/1269, 8/5/2014, § 53) başvurucuların dile

getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara

ilişkin temyiz başvurularıyla başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal

edildiğine yönelik somut şikâyetlerinin temyiz incelemesinde tartışılmaması

veya yargı mercileri tarafından resen dikkate alınması gereken hükümlerin

gerekçesi açıklanmaksızın uygulanmaması gerekçeli karar hakkının ihlali olarak

görülebilir (Mustafa Kahraman, B.

No: 2014/2388, 4/11/2014, § 37).

58. AİHM’e göre mahkemeler ve yargı mercileri verdikleri

kararlarda yeterli gerekçe göstermelidir. Gerekçe gösterme yükümlülüğünün

kapsamı, kararın niteliğine göre değişir ve davaya konu olayın içinde bulunduğu

şartlar ışığında değerlendirilerek belirlenir (Higgins ve diğerleri /Fransa, B. No: 134/1996/753/952, 19/2/1998, §

42).

59.

Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl

nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere

dayandırıldığını ortaya koyar; maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal

bağlantıyı gösterir. Tarafların hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini

anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetimini yapabilmeleri için

ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve

kapsamda verildiğini kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta gösteren bir gerekçe

bölümünün bulunması zorunludur (Nurten Esen,

B. No: 2013/7970, 10/6/2015, § 56).

60.

Somut olaylarda başvurucular, yerleşim yerleri olan Yuvalıçay

mezrasının 2001 yılına kadar Aydınlık köyüne bağlı bir mezra olduğunu ve 2001

yılında Gürgenli köyüne bağlandığını, dolayısıyla

somut gerçeği yansıtması açısından yargılama konusuna neden olan olayların

yoğun olarak yaşandığı yıllarda Yuvalıçay mezrasının

hukuki durumu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde 2001

yılından sonraki hukukî durum için belge düzenlendiği ve bu belgelere

dayanılarak yargılama mercilerinin karar verdiklerini iddia etmişlerdir.

61.

5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, Komisyon kararlarında (bkz.

§ 11) Yuvalıçay mezrasının Gürgenli

köyüne bağlı olduğu kabul edilerek değerlendirmeler yapıldığı tespit

edilmiştir.

62.

İdare Mahkemesi kararlarında (bkz. § 12) Batman İl Jandarma Komutanlığının

25/3/2011 tarihli Batman Valiliğine hitaben yazılan boşalan/boşaltılan köylere

ilişkin yazısında Gürgenli köyünün 1991–1995 yılları

arasında kısmen boşaldığının, Gürgenli köyüne bağlı Yuvalıçay mezrasının 1991-1995 yılları arasında kısmen

boşaldığının ifade edildiği belirtilerek bu husus ve Gürgenli

köyüne ilişkin çeşitli kurumlardan toplanan belgeler dikkate alınarak Gürgenli köyünde geçici köy korucusu ve gönüllü köy

korucusu görevlendirilmesi ve koruculuk sisteminin bulunması, Gürgenli köyü nüfus verileri, muhtarlık seçimleri, Gürgenli Köyü İlköğretim Okulunun güvenlik nedeniyle

kapanan okullar arasında yer almaması gerekçelerine dayanılarak davaların

reddine karar verilmiş; kanun yolu mercilerince de İlk Derece Mahkemesi

kararları onanmıştır (bkz. § 13).

63.

Batman İl Jandarma Komutanlığının yukarıdaki paragrafta anılan yazısının

ekindeki tablonun incelenmesi neticesinde Yuvalıçay

mezrasının Gürgenli köyüne bağlı olarak gösterildiği;

Gürgenli köyü ve bu köye bağlı olan Güvenç, Topluca, Yuvalıçay mezralarının 1991-1995 yılları arasında kısmen

boşaldığının belirtildiği tespit edilmiştir. Aynı belgenin Aydınlık köyüne

ilişkin kayıtlarının incelenmesinden köy ve bu köye bağlı olarak gösterilen Anta, Havrik, Yeniçakmak

mezralarının 1995-2002 yılları arasında tamamen boşaltıldığının, Cirik mezrasının 1994 yılında ve Dodika

mezrasının 1995 yılında tamamen boşaltılmış olup mezraya dönüş yapılmadığının; Gazamusa, Göçbeyli, Keta mezralarında

boşalma olmadığının beyan edildiği anlaşılmaktadır.

64.

Başvuru formlarının eklerinin incelenmesinde Sason Cumhuriyet Savcılığının

8/8/1994 tarihli ve Hazırlık No: 1994/32, Takipsizlik Karar No: 1994/17 sayılı

görevsizlik kararında “Aydınlık köyü Yuvalıçay

mezrasında” yaşanan olaylara ilişkin tespitlere yer verildiği, M.Şe.Ç.nin hasar tespiti istemi üzerine düzenlenen tespit

tutanağında Sason Sulh Hukuk Mahkemesinin 6/7/1995 tarihli ve 1994/5 Değişik İş

sayılı kararında hasar tespiti incelemesinde “Sason

ilçesi Aydınlık köyü Yuvalıçay (Cılkas)

mezrasında açık tespite başlandı”ğının belirtildiği, jandarma astsubay kıdemli

çavuş, jandarma astsubay çavuş ve jandarma onbaşı rütbelerini haiz üç görevli

tarafından düzenlenen 27/11/1993 tarihli olay yeri tespit tutanağında “Aydınlık

köyü Cılkas mezrasına” bir grup teröristin saldırıda

bulunduğunun belirtildiği, jandarma astsubay üstçavuş, uzman jandarma 1.

kademeli çavuş ve uzman jandarma 1. kademeli çavuş rütbelerini haiz üç görevli

tarafından düzenlenen 13/3/1995 tarihli olay yeri tespit tutanağında “Aydınlık

köyü Cılkaz (Yuvalıçay)

mezrasında” meydana gelen terör olaylarına yer verildiği tespit edilmiştir.

65.

Başvurucular yerleşim yerleri olan Yuvalıçay

mezrasının hukuki durumunda meydana gelen değişiklik hakkındaki iddialarını

Derece Mahkemeleri önünde ileri sürmüşlerse de kararların gerekçesinden (bkz. §

12) iddialarının tam olarak karşılanmadığı anlaşılmakta olup kanun yolu

merciince de anılan konu hakkında değerlendirme yapılmamıştır (bkz. §§ 13, 14).

Başvurucuların anılan şikâyetlerini yargılama aşamalarında ileri sürdükleri

fakat varılacak sonuç bakımından önem arz edebilecek bu husus hakkında herhangi

bir değerlendirme yapılmaması, Mahkeme kararlarında dayanılan belgeler ile

dosya kapsamında mevcut diğer bilgi ve belgeler dikkate alındığında olayların

yaşandığı yıllarda Yuvalıçay mezrasının bağlı

bulunduğu köy hakkındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulması nedeniyle

kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediği sonucuna varılmıştır.

66.

Başvurucuların yerleşim yeri olan Yuvalıçay

mezrasının bağlı olduğu köy konusunda, olayların yaşandığı dönemlerde ve

olaylardan sonraki tarihte birtakım kurumlar tarafından düzenlenen belgeler

dikkate alınarak başvurucuların iddiaları hakkında değerlendirmelerde bulunulması

gerekirken başvurucuların yerleşim yerinin Gürgenli

köyüne bağlı olduğu kabulünden hareketle anılan köye ilişkin kayıtlar doğrudan

esas alınarak davaların reddine karar verilmesi adil yargılanma hakkı

kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edilmesi sonucunu ortaya

çıkarmaktadır.

67.

Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

68.

Başvurucular, başvuru formlarında belirtikleri maddi tazminat miktarlarının

ödenmesine hükmedilmesini talep etmişlerdir.

69.

6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

70.

Mevcut başvurularda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ve

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

71.

Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber

yeniden yargılama yapılmak üzere kararların ilgili Mahkemelerine gönderilmesine

karar verilmesinin başvurucuların ihlal iddiası açısından yeterli bir giderim

oluşturduğu anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine

karar verilmesi gerekir.

72.

Başvurucu Hacire Çelik dışında diğer başvurucuların

adli yardım talepleri kabul edildiği ve ihlal kararı verildiği için yargılama

giderlerinin Maliye Hazinesi üzerinde bırakılmasına, başvurucu Hacire Çelik tarafından yapılan ve dosyadaki belgelerden

tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucu Hacire Çelik’e ödenmesine ve 1.500 TL vekâlet ücretinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Adli yardım taleplerinin

KABULÜNE,

B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5.

Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

6.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

C. 1. Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

2. Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin

ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Batman İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

E. Tazminata ilişkin taleplerin

REDDİNE,

F. Başvurucu Hacire Çelik tarafından ödenen 198,35 TL harcın anılan

BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. 1.500 TL vekâlet ücretinden

oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

H. Ödemelerin, kararın

tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren

dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona

erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA

15/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Leyla Nur ODUNCU

Başvurucular

:

Hikmet ÇELİK ve diğerleri (bkz. ekli tablonun B sütunu)

Vekili

:

Av. Saim BOZKURT

5

4

3

2

1

Sıra

2013/4931

2013/4923

2013/4914

2013/4908

2013/4894

Başvuru Numarası

A

Melek ÇELİK

Meryem ÇELİK

Sadiye ÇELİK

Makbule ÇELİK

Hikmet ÇELİK

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

B

M.E.Ç.’nin

kızı, M.Şe.Ç. ve N.Ç.’nin

kardeşi

M.E.Ç.’nin

gelini, M.Şe.Ç. ve N.Ç.’nin

kardeşinin eşi

Ad.Ç.’nin

kardeşinin eşi

N.Ç.’nin

gelini, M.E.Ç.’nin torununun eşi

N.Ç.’nin

damadı, M.E.Ç.’nin torununun eşi

Mağdur

ile Yakınlık Derecesi

C

3/1/2006

8. 452

3/1/2006

8. 444

3/1/2006

8. 451

3/1/2006

8. 448

25/9/2006

10. 993

Komisyona

Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası

D

6/7/2011

2011/1-1500

6/7/2011

2011/1-1496

6/7/2011

2011/1-1499

7/7/2011

2011/1-1510

6/7/2011

2011/1-1478

Komisyon Karar

Tarihi ve Numarası

E

12/9/2011

12/9/2011

12/9/2011

19/9/2011

12/9/2011

Dava Tarihi

F

22/2/2012

22/2/2012

22/2/2012

22/2/2012

22/2/2012

Yerel

Mahkeme Karar Tarihi

G

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

25/12/2012

Temyiz

Yolu Karar Tarihi

H

—

—

—

—

—

Karar

Düzeltme Yolu Karar Tarihi

I

6 yıl 11 ay

6 yıl 11 ay

6 yıl 11 ay

6 yıl 11 ay

6 yıl 3 ay

İdari ve

Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre

J

7

6

Sıra

2013/9214

2013/4971

Başvuru Numarası

A

Muhbet ÇELİK

Hacire ÇELİK

Başvurucu

ve

T.C.

Kimlik No

B

Ad.Ç.’nin

kardeşinin eşi

M.E.Ç.’nin

eşi, M.Şe.Ç. ve N.Ç.’nin

annesi

Mağdur

ile Yakınlık Derecesi

C

3/1/2006

8. 449

3/1/2006

8. 447

Komisyona

Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası

D

7/7/2011

2011/1-1507

6/7/2011

2011/1-1460

Komisyon

Karar Tarihi ve Numarası

E

12/9/2011

5/10/2011

Dava Tarihi

F

22/2/2012

22/2/2012

Yerel

Mahkeme Karar Tarihi

G

25/12/2012

25/12/2012

Temyiz

Yolu Karar Tarihi

H

19/9/2013

—

Karar Düzeltme

Yolu Karar Tarihi

I

7 yıl 8 ay

6 yıl 11 ay

İdari ve

Yargısal Süreçte Geçen Toplam Süre

J

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4894, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Adli yardım taleplerinin
  12. B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal
  13. D. Kararın bir örneğinin
  14. E. Tazminata ilişkin taleplerin
  15. G. 1.500 TL vekâlet ücretinden
  16. H. Ödemelerin, kararın
  17. M. Emin KUZ
  18. A
  19. B
  20. C
  21. D
  22. E
  23. F
  24. G
  25. H
  26. I
  27. J
  28. A
  29. B
  30. C
  31. D
  32. E
  33. F
  34. G
  35. H
  36. I
  37. J
  38. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4894
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Hasan Özen ve Mazlum Atak Başvurusu (B. No: 2013/5423)
  • Abdulvahap Aydemir ve Yusuf Candemir Başvurusu (B. No: 2013/7349)
  • Melih Tataroğlu Başvurusu (B. No: 2013/1766)
  • Semra Bekiroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6717)
  • Ramazan Acar Başvurusu (B. No: 2013/7939)
  • Gamze Armağan Başvurusu (B. No: 2013/8840)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.