İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gamze Armağan Başvurusu (B. No: 2013/8840)

1. Başvuru 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve

Başvuru No2013/8840Tarih15 Aralık 2015Okuma14 dk · 2.876 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gamze Armağan Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/8840
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.876 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve

Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında verilen tedbir

kararının hatalı değerlendirmeye dayalı ve haksız olması, bu karara yönelik

itirazın gerekçesiz biçimde reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/11/2013 tarihinde İstanbul Anadolu 9. Aile

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 11/4/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular

bildirilmiş; başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlık,

görüşünü 13/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya

27/8/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı 9/9/2014

tarihinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası

içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu ve H.Y. isimli iş arkadaşı ile bu şahsın eşi olan

A.Y. arasında 20/8/2013 tarihinde kavga yaşanmıştır. Maltepe İlçe Emniyet

Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliğine müracaat eden A.Y., olay nedeniyle şikâyetçi

olduğunu bildirmiştir.

9. Bu şikâyet üzerine başlatılan tahkikat kapsamında müşteki

sıfatıyla ifadesi alınan A.Y.; eşini başvurucuyla sarılmış vaziyette görmesi

üzerine eşine vurduğunu, kendisini aldatan eşinden ve başvurucudan şikâyetçi

olduğunu belirterek önleyici tedbir kararı verilmesi talebinde bulunmuştur.

10. Tahkikat kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan

başvurucu 20/8/2013 tarihli ifadesinde; H.Y. isimli iş arkadaşı ile iddia

edildiği şekilde bir ilişkisi olmadığını, A.Y.nin iş

yerine gelerek bağırmaya ve etraftaki eşyalara zarar vermeye başladığını, bunun

üzerine başka bir odaya geçtiğini beyan ederek suçlamayı reddetmiş ve A.Y.den şikâyetçi olmadığını belirtmiştir. H.Y. de

başvurucu ile benzer şekilde ifade vermiştir.

11. Maltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Cumhuriyet Polis Merkezi

Amirliğinin, söz konusu olaya ilişkin tahkikat evrakını gönderdiği İstanbul

Anadolu 16. Aile Mahkemesi (Mahkeme) 11/9/2013 tarihli ve 2013/444 Değişik İş

sayılı kararı ile 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca başvurucu ve iş arkadaşı

H.Y.nin; tedbir isteyen A.Y.ye yönelik şiddet

tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda

bulunmamalarına; A.Y.nin bulunduğu konuta, okula ve

iş yerine yaklaşmamalarına, şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemelerine,

A.Y.yi iletişim araçlarıyla veya sair surette

rahatsız etmemelerine, 3 ay süreyle müşterek konutun A.Y.ye tahsis edilmesine

karar vermiştir.

12. Mahkemenin anılan kararının gerekçesi şöyledir:

“Tedbir

isteyen A.Y. şiddete maruz kaldığından dolayı, kendi yararına olmak üzere 6284

sayılı yasadaki tedbirlerin uygulanmasını talep etmiş olup; … [d]osyadaki belgelere göre talep mahkememizce

değerlendirilmekle, kadına yönelik şiddetin önlenmesi açısından aleyhine tedbir

istenen H.Y. ve Gamze Armağan’dan müşteki A.Y.’nin

korunması için emniyete şikâyette bulunduğu, önleyici ve koruyucu tedbir kararı

verilebilmesi için şiddet uygulandığına dair delil aranmayacağı ve kararın

geciktirilmeksizin verilmesi gerektiği dikkate alınarak talebin haklı olduğu

anlaşıldığından A.Y.’nin korunmasına dair aşağıdaki

şekilde karar verilmiştir.”

13. Başvurucunun bu karara yönelik itirazı İstanbul Anadolu 17.

Aile Mahkemesince 4/10/2013 tarihli ve 2013/484 Değişik İş sayılı karar ile

reddedilmiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:

“İstanbul Anadolu 16. Aile Mahkemesince verilen (6284 Sayılı yasanın

5.maddesi gereğince) 11/09/2013 tarihli 2013/444 D.iş sayılı karar yasaya ve yasa ile korunan amaca

uygun bir karardır.

6284

sayılı yasa Aile Hakimine en kısa zamanda her türlü tedbiri alma yetkisini

vermiştir. Aile Hakimi mevcut duruma ve dosya

kapsamına göre önleyici tedbir kararlarını yasal olarak vermiştir. 6284 sayılı

yasanın 8/3.maddesi gereğince hiçbir delil veya belgeye de gerek yoktur. İtiraz

yersizdir, reddi gerekir.”

14. Karar 25/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

başvurucu 25/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 6284 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi

bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip

mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi

amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”

16. 6284 sayılı Kanun’un 2. maddesi şöyledir:

“(1) Bu Kanunda yer alan;

…

d)

Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar

görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel

hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî

engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen

fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,

e) Şiddet

mağduru: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya

da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten

etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişileri,

…

ifade eder.”

17. 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesi şöyledir:

“(1) Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici

tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim

tarafından karar verilebilir:

a)

Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük

düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.

b)

Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek

konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.

c)

Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine

yaklaşmaması.

…

e)

Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.

f)

Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.

...”

18. 6284 sayılı Kanun’un 8. maddesi şöyledir:

“(1)

Tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da

Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve

en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden ya da kolluk biriminden

talep edilebilir.

…

(3) Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin

uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı,

geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını

gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez.

…”

19. 6284 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bu Kanun

hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan, bu kararın

gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal

edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç

günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvurucunun 25/11/2013 tarihli ve 2013/8840 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; A.Y. isimli şahısla aralarında geçen olay

sırasında söz konusu şahsın kendisini ölümle tehdit ederek üzerine yürüdüğünü,

buna rağmen olayın resmî makamlara intikal etmesi üzerine Aile Mahkemesi

tarafından hatalı değerlendirme sonucu A.Y. isimli şahıs lehine, kendisi

aleyhine önleyici tedbir kararı verildiğini, Mahkemenin bu kararına yönelik

itirazının da itiraz mercii tarafından gerekçesiz şekilde reddedildiğini

belirterek Anayasa’nın 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Başvuru dilekçesi ve ekindeki belgelere göre başvurucunun

iddialarının, kendisi hakkında hatalı değerlendirmeye dayalı olarak haksız

tedbir kararı verilmesi ve bu karara yönelik itirazının itiraz mercii

tarafından gerekçesiz şekilde reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 36. ve 40.

maddelerinin ihlal edildiğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

23. Bakanlık görüş yazısında,

başvuru hakkında verilen tedbir kararlarının mahkeme kararına ihtiyaç

duyulmaksızın başvurucunun uyması gereken ve yasalarda suç olarak öngörülmüş

davranışlara ilişkin olduğu, bu itibarla başvuru konusu Mahkeme kararının

doğrudan başvurucunun güncel bir hakkını ihlal edip etmediğinin

değerlendirilmesi gerektiği, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmasına gerek görülmediği, diğer yandan 6284 sayılı

Kanun’da öngörülen tedbir kararlarının işlevselliği için delil aranmadan ve

derhâl karar verilmesinin şiddet mağdurunun hakları bakımından hayati önem

taşıdığı ifade edilerek başvurucunun şikâyetleri incelenirken bu hususların göz

önünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.

24. Bakanlık görüş yazısında ifade edilmiş olması nedeniyle

öncelikle başvuru konusu kararın; başvurucunun güncel, kişisel ve doğrudan bir

hakkını ihlal edip etmediği hususunun değerlendirilmesi gerekli görülmüştür.

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı

doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

26. 6216 sayılı Kanun’un 46. maddesinde kimlerin bireysel

başvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı fıkrasına göre

bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için iki temel

ön koşul bulunmaktadır. Bunlardan birincisi başvuruya konu edilen ve ihlale yol

açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalinden dolayı

“güncel bir hakkının ihlal edilmesi” ve bunun sonucunda başvurucunun kendisinin

“mağdur” olduğunu ileri sürmesi, ikincisi ise bu ihlalden dolayı kişinin

“kişisel olarak ve doğrudan” etkilenmiş olmasıdır (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

27. Somut olayda başvurucu hakkında 6284 sayılı Kanun’un 5.

maddesi uyarınca bir kısım tedbire hükmedilmiştir. Anılan Kanun’un 13.

maddesine göre başvurucu, tedbir kararının gereklerine aykırı hareket etmesi

hâlinde -eylemi bir suç oluştursa bile- hâkim kararıyla üç günden on güne kadar

zorlama hapsine tabi tutulabilecektir. Öte yandan tedbir süresince lehine

tedbir kararı verilen şikâyetçinin konutuna, okuluna veya iş yerine

yaklaşamayacak; davranışı olağan koşullarda bir yaptırım gerektirmese bile

tedbir kararı nedeniyle zorlama hapsine tabi tutulacaktır. Dolayısıyla başvuru

konusu karar nedeniyle başvurucunun güncel bir hakkının kişisel olarak ve

doğrudan etkilendiği açıktır. Bu nedenle başvurucunun bireysel başvuru

kapsamında mağdur sıfatının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle başvurucunun ihlal iddialarının

özünün yargılama sonucunda verilen kararın adil olmadığına ilişkin olduğu

değerlendirilerek bu iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi

uygun görülmüştür. Başvurucunun, hakkındaki önleyici tedbir kararına yönelik

itirazının itiraz mercii tarafından gerekçesiz şekilde reddedildiğine ilişkin

iddiaları ise gerekçeli karar hakkı kapsamında ayrıca değerlendirilmiştir.

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası Yönünden

29. Başvurucu; A.Y. isimli şahısla aralarında geçen olay

sırasında söz konusu şahsın kendisini ölümle tehdit ederek üzerine yürüdüğünü,

buna rağmen olayın resmî makamlara intikal etmesi üzerine Aile Mahkemesi

tarafından hatalı değerlendirme sonucu A.Y. isimli şahsın lehine, kendisi

aleyhine olacak şekilde önleyici tedbir kararı verildiğini ileri sürmüştür.

30. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

31. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

32. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

33. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve bu

çerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkın

ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlara

ilişkin olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah.

Reklam. Paz. Yay. San. Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, §

34).

34. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediği

temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak bireysel başvuruya konu davadaki

olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması,

yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile

kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas

yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye

tabi tutulamaz. Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmedikçe ve

mahkeme kararları açık keyfîlik içermedikçe

kararlardaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele

alınamaz. Bu çerçevede derece mahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde ve

hukuk kuralını yorumlamasında bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,

B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).

35. Başvuru konusu olayda, başvurucu ve H.Y. isimli iş arkadaşı

ile bu şahsın eşi olan A.Y. arasında gerçekleşen olay nedeniyle A.Y.nin ilgili kolluk birimine müracaat edip eşi H.Y. ve

başvurucudan şikâyetçi olduğunu belirterek önleyici tedbir kararı verilmesi

talebinde bulunması üzerine olaya ilişkin tahkikat evrakının gönderildiği

Mahkemece “kadına yönelik şiddetin önlenmesi

açısından aleyhine tedbir istenen H.Y. ve Gamze Armağan’dan müşteki A.Y.’nin korunması için emniyete şikâyette bulunduğu, önleyici

ve koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddet uygulandığına dair delil

aranmayacağı ve kararın geciktirilmeksizin verilmesi gerektiği”

şeklindeki gerekçe ile başvurucu ve H.Y. aleyhine, şikâyetçi A.Y. lehine olacak

şekilde 6284 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca bir kısım tedbire

hükmedilmiştir (bkz. § 11). 6284 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci

fıkrasına göre önleyici tedbir kararı, ilgilinin talebi veya ilgili kurumların

başvurusu üzerine verilmektedir. Başvurucunun, A.Y.den

şiddet gördüğüne ilişkin bir şikâyeti veya lehine tedbir kararı verilmesi

konusunda bir talebi olmadığı (bkz. § 10), bu şahıstan korunma ihtiyacı duyması

hâlinde anılan hükme dayanarak yetkili mahkemeden kendisi lehine de önleyici

tedbir kararı verilmesini talep etme imkânının bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte

yandan anılan Kanun’un 8. maddesinin üçüncü fıkrasına göre önleyici tedbir

kararlarının geciktirilmeksizin verilmesi gerektiğinden Mahkemenin, işin

niteliği gereği talep tarihindeki delil durumu ve dosya kapsamına göre karar

verme zorunluluğu bulunmaktadır. Dolayısıyla Mahkeme tarafından, işin niteliği

gereği geciktirmeksizin karar verilme zorunluluğu bulunması nedeniyle talep

tarihi itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre tedbir talebinde bulunan şikâyetçi

A.Y. lehine önleyici tedbir kararı verilmesinde herhangi bir keyfî durum

olmadığı sonucuna varılmıştır.

36. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün, Derece Mahkemeleri tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

37. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemeleri

tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya

da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

38. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen bu

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiği

İddiası Yönünden

39. Başvurucu, Mahkemece kendisi aleyhine verilen önleyici

tedbir kararına yönelik itirazının, itiraz mercii tarafından gerekçesiz şekilde

reddedildiğini belirterek anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

41. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak

yazılır.”

42. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

43. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşmenin

lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi

ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

44. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli

karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin uyması

gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usule ilişkin

koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olan

gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve

denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).

45. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma

olanağını etkili kullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hem

tarafların hem kamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi

hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz

hâle getirecektir. Bu nedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar

açık bir biçimde gösterilmesi zorunludur (Tahir

Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, §

66).

46. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma

hakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği

şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı

kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık

bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu

mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da her zaman bu

hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu mahkemelerince

verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen

gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup bu durumda

üst dereceli mahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin

benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).

47. Somut başvuru açısından başvurucu, kendisi aleyhine verilen

önleyici tedbir kararına yönelik itirazında olayın asıl mağdurunun kendisi

olduğunu, dosya içindeki belgelerden olayın anlattığı şekilde gerçekleştiğinin

ortaya çıktığını ileri sürerek itiraz konusu kararın kaldırılması talebinde

bulunmuş; itirazı inceleyen İstanbul Anadolu 17. Aile Mahkemesi; itiraz edilen

kararın yasaya ve yasa ile korunan amaca uygun olduğunu, 6284 sayılı Kanun’un

aile hâkimine en kısa zamanda her türlü tedbiri alma yetkisini verdiğini, aile

hâkiminin mevcut duruma ve dosya kapsamına göre önleyici tedbir kararı

verdiğini, 6284 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince

hiçbir delil veya belgeye de gerek bulunmadığını belirterek itirazın reddine

karar vermiştir. Bu itibarla anılan kararda yeterli ölçüde değerlendirme

yapılarak iddiaların karşılandığı, bu açıdan itiraz mercii kararının gerekçesiz

olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

15/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Kamil

KAYA

Başvurucu : Gamze ARMAĞAN Vekili : Av. Taner YURTTAGÜL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/8840, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
  13. M. Emin KUZ
  14. Kaya
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/8840
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Osman Muzmul Başvurusu (B. No: 2013/2736)
  • Yusuf İzzettin Silier Başvurusu (B. No: 2013/2731)
  • Yalçın Oktürk Başvurusu (B. No: 2013/5051)
  • Yeliz Kasım Başvurusu (B. No: 2013/6771)
  • Murat Çevik Başvurusu (B. No: 2013/3241)
  • Zülfikar Sarıtürk Başvurusu (B. No: 2013/1516)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.