İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yeliz Kasım Başvurusu (B. No: 2013/6771)

1.

Başvuru No2013/6771Tarih15 Aralık 2015Okuma13 dk · 2.685 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yeliz Kasım Başvurusu

Karar tarihi
15 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/6771
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.685 kelime·13 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru; iş bırakma eylemine katılma gerekçesiyle işten çıkarılmaya karşı

açılan davanın, benzer davalarda verilen onama kararlarıyla çelişir biçimde

Yargıtay tarafından reddedilmesinin ve gerçekleşen basın açıklamasının yasa

dışı eylem olarak nitelendirilmesinin Anayasa’nın 10., 36. ve 49. maddelerinde

düzenlenen kanun önünde eşitlik ile adil yargılanma ve çalışma haklarına

aykırılık oluşturduğu iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru 23/8/2013 tarihinde İstanbul Anadolu 25. Asliye Hukuk Mahkemesi

aracılığıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 5/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 5/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlığın 4/11/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin

önceki kararına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7.

Başvurucu, olaylar sırasında Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığında (Türk Hava

Yolları/THY) işçi olarak çalışmaktadır.

8.

Başvurucunun da üyesi olduğu Hava-İş Sendikası (Sendika), hava iş kolunda grev

yasağı öngören kanun değişikliği teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde

görüşülecek olması nedeniyle 29/5/2012 tarihinde 03.00 ile 24.00 saatleri

arasında çalışma yapmamaları yönünde üyelerini kısa mesaj ile

bilgilendirmiştir. Belirtilen tarihte Sendika ile THY arasındaki toplu iş

sözleşmesi görüşmeleri devam etmektedir.

9. Bu

çerçevede bazı çalışanlar 29/5/2012 tarihinde farklı gerekçelerle işbaşı

yapmamış ve bu kişilerin bir kısmı Atatürk Havalimanında düzenlenen basın

açıklamasına da katılmıştır. Başvurucunun belirtilen tarihte rahatsız olduğuna

ilişkin sağlık raporu bulunmaktadır.

10.

Türk Hava Yolları daha sonraki bir tarihte başvurucunun da dâhil olduğu 305

işçinin sözleşmesini, yasa dışı eyleme katıldıkları gerekçesiyle feshetmiştir.

11.

Başvurucu, iş akdinin feshine karşı işe iade istemli tespit davası açmıştır.

Bakırköy 15. İş Mahkemesi (İş Mahkemesi) 21/1/2013 tarihli ve E.2012/271,

K.2013/14 sayılı kararı ile feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine

hükmetmiştir.

12.

İş Mahkemesi; başvurucunun 29/5/2012 tarihinde Antalya Serik Devlet

Hastanesinden üç gün rapor aldığını, sağlık raporu almanın haklı fesih sebebi

sayılamayacağını belirtip işverenin iş akdini haklı nedenle feshettiğinin

ispatlanamaması ve başvurucunun basın açıklamasını izlememesi gerekçeleriyle

başvurucunun işe iadesine karar vermiştir.

13. Temyiz

talebini inceleyen Yargıtay 22. Hukuk Dairesi öncelikle “sendikanın, üyelerinin cep telefonlarına gönderdiği

mesaj sonrası ikiyüzyetmişdokuz işçinin aynı gün

rapor alması dikkate alındığında, bu raporların hastalık sebebiyle değil,

eyleme iştirak amacıyla alındığı” sonucuna varmıştır. Daire, davalı işveren THY’nin iddialarının

çürütülemediğine ilişkin şu değerlendirmede bulunmuştur:

“Alınan raporların işyeri hekimliğince verilmediği ve

rapor alındığının süresinde işveren yetkililerine bildirilmediği davalı işveren

vekili tarafından iddia edilmiştir. Yine davacı ve arkadaşlarının doktor raporu

alarak işe başlamadıkları, çalışmakta olanları da engellemeye çalıştıkları, bu

şekilde yapılan eylem sonucu Türk Hava Yollarında 233 seferin iptal edildiği, çok

sayıda seferin gecikmeli olarak yapıldığı ve binlerce yolcunun mağdur edildiği,

şirketin milyarla ifade edilen zararının doğduğu ileri sürülmüştür. Davalı

işverence Atatürk Havaalanında eylem yapan işçilerin çalışanları söz ve

alkışlarla protesto ettiklerine dair CD kayıtları dosyaya sunulmuştur.

Belirtilen iddiaların doğru olmadığına yönelik davacı işçi tarafından herhangi

bir bilgi ve belge dosyaya sunulmamıştır.”

14.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi; iş bırakma eyleminin mesleki bir amaca da hizmet

edebileceğini gözönüne almakla birlikte somut

olaydaki eylemi, grev yasağı öngören bir kanun değişikliği teklifi vesilesiyle

yapılması nedeniyle, muhatabı ve amacı itibarıyla “siyasi amaçlı grev” olarak

nitelendirmiştir. Daire, başvurucu ve arkadaşlarının veya Sendikanın toplu

eylem öncesi Hükûmet veya yasama organı yetkilileri ile görüşme, arabulucudan

yararlanma gibi barışçıl yöntemlerden faydalanmamaları ve iş bırakmaya kıyasla

daha hafif diğer protesto biçimlerini tercih etmemeleri nedeniyle eyleme son

çare olarak başvurulmadığı sonucuna ulaşmıştır. Eylemin yasa değişikliğini

engellemek gibi meşru bir amacının bulunduğu kabul edilmiş fakat ölçülü

olmadığı vurgulanmıştır. Bu kapsamda iş bırakma eyleminin saat 03.00 ile 24.00

arasında uzun sayılabilecek bir süre devam ettiğine, sefer iptali ve gecikmeler

nedeniyle binlerce yolcunun mağdur olduğuna ve THY’nin bu nedenle maruz kaldığı

olası zarara vurgu yapılmıştır. Daire kararında, toplu iş bırakma eylemine son

çare olarak başvurulmaması ve ölçülülük ilkesine uyulmaması nedeniyle fesih

için haklı neden oluştuğu kabul edilmiştir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi,

disiplin kurulu kararı alınmamasının feshi haksız hâle getirdiğini

belirtmiştir. Ancak bu husus, Yargıtay uygulamasına göre geçerli sebebi ortadan

kaldırmadığından feshin yine de geçerli sebebe dayandığı değerlendirilmiştir.

15.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi sonuç olarak 14/5/2013 tarihli ve E.2013/7517,

K.2013/10951 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozularak ortadan

kaldırılmasına ve başvurucunun davasının reddine kesin olarak karar vermiştir.

16.

Yargıtay ilamı başvurucuya 26/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17.

Başvurucu süresi içerisinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

18.

Daha sonra başvurucu, Yargıtay kararında maddi hata olduğu gerekçesiyle 31/7/2013

tarihinde Yargıtay 22. Hukuk Dairesine başvurmuştur.

19.

Bu süreç devam ederken davalı THY ile başvurucunun üyesi olduğu Sendika

arasında yapılan görüşmeler ve imzalanan protokol gereği, başvurucunun işe

iadesi konusunda anlaşmaya varılmıştır.

20.

Bu sebeple başvurucu davasından feragat etmek istemiş, başvurucunun açtığı

davadan feragat ettiğine dair dilekçe 27/2/2014 tarihinde usulüne uygun olarak

Bakırköy 15. İş Mahkemesi tarafından alınmıştır. Başvurucunun Bakırköy 15. İş

Mahkemesine verdiği feragat dilekçesinin “Açıklamalar”

kısmı şöyledir:

“Davalı hakkında açmış olduğum davadan kendi hür

irademle feragat ediyorum. Çünkü: THY A.O. ile Hava iş arasında imzalanan

protokol gereği işe iadem konusunda anlaşmaya varılmıştır. Bu gerekçe ile

davamdan feragat ediyorum. Bu nedenle davamdan vazgeçtiğime dair bu feragat

dilekçesini yazma zarureti hâsıl olmuştur.”

21.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi ise 14/3/2014 tarihli ve E.2014/5139, K.2014/5975

sayılı kararıyla aşağıda yer alan gerekçelerle dosyanın mahkemesine geri

çevrilmesine karar vermiştir:

“Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir

aşamada davadan feragat edilebilir. Temyiz edilen karar, usul hukuku

çerçevesinde kesinleşmiş olmadığından, bu aşamada davadan feragat mümkündür.

Somut olayda davacı, davadan feragat ettiğini açıkça ve

koşulsuz olarak bildirdiğinden, bu beyan çerçevesinde işlem yapılması

zorunludur.

Davadan feragat temyiz aşamasında gerçekleşmesi halinde

öncelikle davadan feragatin karara bağlanması gerekmekte olup Hukuk

Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 57. maddesine göre, hükmün kesinleşmesinden

önce davadan feragat halinde dosya üzerinden bu konuda yerel mahkemesince ek

karar verilmesi öngörüldüğünden, davacının davadan feragati hakkında bir karar

verilmek üzere dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine…”

22.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin yukarıdaki paragrafta yer alan kararından sonra

Bakırköy 15. İş Mahkemesi 6/5/2014 tarihli ek kararında başvurucunun feragat

dilekçesini reddetmiş ve bu karar temyiz edilmemiştir. Karar gerekçesi

şöyledir:

“… Yargıtay 22. Hukuk dairesince her ne kadar

hükmün kesinleşmediği beyan edilmiş ise de dosya içeriği itibari ile davacı

hakkındaki hükmün 14/05/2013 tarihinde Yargıtay 22. Hukuk dairesinin verdiği

karar ile kesinleştiği ve ortada kesinleşmiş bir hüküm bulunduğu, davacının Yargıtaya gönderdiği talebinin bu kesinleşmiş hükmün

içeriği itibari ile maddi hata olduğu ve Yargıtay 22. Hukuk dairesinin bu maddi

hatasını düzeltmesini talebine ilişkin olduğu ve daha sonra davacının

27/02/2014 tarihli feragat dilekçesi ile mahkememize başvurarak davadan feragat

ettiğine dair dilekçe verdiği, dilekçenin altında kimlik tespitinin yapıldığı

görülmekle; davacının talebinin netice itibari ile Yargıtaya

gönderilen maddi hata düzeltim dilekçesinin ve temyizinden vazgeçme olarak

nitelendirilebileceği anlaşılmakla davacının dilekçesinin feragatten reddine

karar verilerek…”

23.

Anayasa Mahkemesi Bölümler Başraportörlüğünün THY’ye

8/12/2014 tarihinde gönderdiği yazıyla istenen bilgi ve belgeler çerçevesinde,

başvurucunun üyesi olduğu sendika ile davalı işveren arasında yapılan

görüşmeler neticesinde 24. Dönem Toplu İş Sözleşmesi imzalandığı öğrenilmiş

olup ayrıca Sendika ile davalı arasında yapılan protokol gereği başvurucunun

işe dönme talebinde bulunduğu, kıdemleri muhafaza edilmek suretiyle

başvurucunun istihdam edildiği ve şu anda da kabin amiri olarak çalıştığı

anlaşılmıştır.

24.

İstenen bilgi ve belgeler kapsamında söz konusu mutabakat çerçevesinde THY

yönetimince alınan kararın içeriği şu şekilde belirtilmiştir:

“İşe iade davaları derdest olup, bu davalardan feragat

etmek suretiyle THY A.O.’ya işe iade için müracaat

eden işçiler çalıştıkları döneme ilişkin geçmiş kıdemleri korunmak suretiyle

istihdam edilmiş, davası kesin olarak lehine sonuçlanan ve kendilerine kıdem,

ihbar ve işe iade tazminatları ödenmiş işçiler ile iş akitleri geçerli sebeple

feshedildiği karara bağlanıp kendilerine sadece kıdem ve ihbar tazminatı

ödemeleri yapılmış işçiler yeni istihdam şeklinde işe başlatılmışlardır.”

B. İlgili Hukuk

25. 22/5/2003

tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi şöyledir:

“İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve

fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.

Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan

bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile

ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı

bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.”

26.

4857 sayılı Kanun’un 20. maddesi

şöyledir:

“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih

bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep

olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği

tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (...) taraflar

anlaşırlarsa

uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat

yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia

ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde

sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay

içinde kesin olarak karar verir.

(İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin

19/10/2005 tarihli ve E.2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.)”

27. 5/5/1983 tarihli ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve

Lokavt Kanunu’nun 6. maddesi şöyledir:

“Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe

hizmet akitleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. Hizmet akitlerinin toplu

iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler

alır. Hizmet akdinde düzenlenmeyen hususlarda toplu iş sözleşmesindeki hükümler

uygulanır.

Toplu iş sözleşmesinde hizmet akitlerine

aykırı hükümlerin bulunması halinde hizmet akdinin işçi lehindeki hükümleri

geçerlidir.

Her ne sebeple olursa olsun sona eren toplu iş

sözleşmesinin hizmet akdine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğe girinceye kadar

hizmet akdi hükmü olarak devam eder.”

28. 7/11/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş

Sözleşmesi Kanunu’nun geçici 6. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bu

Kanunun yürürlük tarihinden önce başlamış toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ve

toplu iş uyuşmazlıkları mülga 2822 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayalı tüzük ve

yönetmeliklere göre sonuçlandırılır.”

29. 8/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 15.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri

şunlardır:

1. Yargıtay dairelerinin bozma kararlarına

karşı mahkemelerce verilen direnme kararlarını inceleyerek karar vermek,

2. a) (Ek: 26/9/2004-5235/51 md.) Aynı veya farklı yer bölge adliye mahkemelerinin kesin

olarak verdikleri kararlar bakımından hukuk daireleri arasında veya ceza

daireleri arasında uyuşmazlık bulunursa,

b) Hukuk daireleri arasında veya ceza

daireleri arasında içtihat uyuşmazlıkları bulunursa,

c) Yargıtay dairelerinden biri; yerleşmiş

içtihadından dönmek isterse, benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar vermiş

bulunursa,

Bunları içtihatların birleştirilmesi yoluyla

kesin olarak karara bağlamak,”

30. 2797 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) ve (5) numaralı

fıkraları şöyledir:

“İçtihadların birleştirilmesini Birinci Başkan, doğrudan

doğruya veya Yargıtay dairelerinin veya genel kurulların verdikleri karar

sonucunda veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bizzat yazı ile başvurması

halinde, ilgili kuruldan ister. Bu istemlerin gerekçeli olması zorunludur.

…

İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki

konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini

bağlar.”

31. Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (HAVA-İŞ) ile Türk Hava

Yolları Anonim Ortaklığı arasında imzalanan 1/1/2009-31/12/2010 yürürlük

tarihli 22. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin “İşten Çıkarma Cezasında Usul” başlıklı 26. maddesinin (2)

numaralı fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

“İşten çıkarma cezası Disiplin Kurulu

kararıyla verilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

32.

Mahkemenin 15/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 23/8/2013

tarihli ve 2013/6771 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33.

Başvurucu, HAVA-İŞ Sendikasına üye olmasından dolayı cep telefonuna Sendika

tarafından kendi isteği dışında gönderilen mesajlar gerekçe gösterilerek

Antalya Serik Devlet Hastanesinden aldığı sağlık raporuna Yargıtay tarafından

itibar edilmediğini ileri sürmüştür. Başvurucu; kendisi gibi dava açan 305

işçinin ilk derece mahkemelerince işe iadesine karar verildiğini, bu

dosyalardan Yargıtay 7. Hukuk Dairesine tevzi edilen kararların onandığını,

fakat kendi dosyasının 22. Hukuk Dairesi tarafından incelendiğini ve bozularak

reddedildiğini belirtmiştir.

34.

Başvurucu olay günü raporlu olmasına ve CD’deki görüntülerde yer almamasına

rağmen Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin, raporun mide rahatsızlığı olduğu zannıyla

hareket ederek sağlık raporunu kabul etmemesinden ve 4857 sayılı Kanun’un 20.

maddesinin ikinci fıkrasındaki ispat yükünü tersine çevirerek işverenin

iddialarının doğru olmadığını kendisinin ispatlamak zorunda bırakılmasından

şikâyetçi olmaktadır. Başvurucu bu nedenlerle Anayasa’nın 36. ve 10.

maddelerinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ve kanun önünde

eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35.

Başvurucu; ilgili kanun maddelerinin ve somut olayın şartlarının dikkate

alınmadan karar verildiğini, Anayasa’nın 49. maddesinin yargılama esnasında

dikkate alınmadığını iddia ederek 100.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi

tazminata karar verilmesini ve yargılama giderlerinin karşılanmasını talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

36.

Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa

Mahkemesine başvurabilir. ..."

37.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

38.

6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir."

39. 6216

sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru

hakkına sahip olanlar" başlıklı 46. maddesinde kimlerin

bireysel başvuru yapabileceği sayılmış olup anılan maddenin (1) numaralı

fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi

için iki temel ön koşul bulunmaktadır. Bunlardan birincisi başvuruya konu

edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamu gücü eylem veya işleminden ya da

ihmalinden dolayı "güncel bir hakkının ihlal edilmesi" ve bunun

sonucunda başvurucunun kendisinin "mağdur" olduğunu ileri sürmesi,

ikincisi ise bu ihlalden dolayı kişinin bir hakkının "kişisel olarak ve

doğrudan" etkilenmiş olması gerekir (Onur

Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).

40. Bu

iki temel koşula ek olarak 6216 sayılı Kanun'un

"Bireysel başvuru hakkı" başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesine ancak Anayasa’da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin

ihlal edildiği iddiasıyla başvurulabilir. Buradan çıkan sonuca göre Anayasa’da

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden AİHS ve buna ek Türkiye'nin

taraf olduğu protokoller kapsamında bir hakkı doğrudan etkilenmeyen kişi "mağdur" statüsü kazanamaz (Onur Doğanay, § 43).

41. Bireysel

başvuruda "mağdur" kavramı, davada menfaat veya dava ehliyeti

kuralları gibi kurallardan bağımsız bir şekilde yorumlanır (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Gorraiz Lizarraga ve

diğerleri/İspanya, B. No: 62543/00, 10/11/2004, § 35). Ayrıca

"mağdur" kavramının yorumu, günümüz toplum koşullarında değişime tabi

olup bu kavram, aşırı şekilcilikten uzak bir şekilde uygulanmalıdır (Gorraiz Lizarraga ve

diğerleri/İspanya, § 38, Onur

Doğanay, § 44).

42. Öte

yandan bir başvurunun kabul edilebilmesi için başvurucunun sadece mağdur

olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden doğrudan etkilendiğini yani

mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu konusunda Anayasa Mahkemesini

ikna etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüphesi de mağdurluk

statüsünün varlığı için yeterli değildir (Onur

Doğanay, § 45).

43.

Bireysel başvuru süreci devam ederken Sendika ile işveren THY arasında

yürütülen Toplu İş Sözleşmesi neticesinde işveren ile Sendika uzlaşmaya varmış

ve 24. Dönem Toplu İş Sözleşmesi imzalanmıştır. Toplu İş Sözleşmesi’nden

bağımsız olarak taraflar, 29/5/2012 tarihinde iş akitleri THY tarafından

feshedilen ve bir kısmı hariç olmak üzere işe girme talebi olan işçilerin işe

alınması hususunda da mutabakata varmışlardır.

44. Bireysel

başvuruda bir hakkın ihlaline karar verilebilmesi için mağdurluk statüsünün

ve/veya başvuruya konu olan kamu gücü kullanımına dayalı temel nedenlerin başvurunun

yapıldığı anda mevcut olması ve başvuru hakkında karar verileceği zamana kadar

devam etmesi gerekir. Mağdurluk statüsünün varlığı konusunda değerlendirme

yapılırken başvurucunun şikâyet ettiği hususların gerçekleşip gerçekleşmediği,

hâlâ mevcut olup olmadığı ve muhtemel hak ihlalinin etkilerinin giderilip

giderilmediği incelenmelidir.

45.

Somut olayda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapıldıktan sonra, bu

başvuruya konu davadan feragat etmek için 27/2/2014 tarihinde usulüne uygun

olarak ilgili Mahkemesine dilekçe verilmiştir. THY’den ve başvurucudan istenen

bilgi ve belgeler çerçevesinde, THY yönetimince alınan karar kapsamında işe

iade davaları derdest olup bu davalardan feragat etmek suretiyle THY’ye işe

iade için müracaat eden işçilerin çalıştıkları döneme ilişkin geçmiş

kıdemlerinin korunduğu ve başvurucunun da hâlihazırda yaşanan bu olaylar

sebebiyle iş sözleşmesi feshedilen diğer tüm işçilerden farklı olarak kıdemleri

muhafaza edilmek suretiyle istihdam edildiği ve şu anda davalı THY’de kabin

amiri olarak çalıştığı anlaşılmıştır. Böylece Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç)

bendine göre başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

kalmadığı anlaşılmaktadır.

46. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

kalmaması nedeniyle DÜŞMESİNE,

B.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

15/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : Yeliz KASIM Vekili : Av. Cihangir SARAÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/6771, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/6771
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Murat Çevik Başvurusu (B. No: 2013/3241)
  • Zülfikar Sarıtürk Başvurusu (B. No: 2013/1516)
  • Bahattin Gül Başvurusu (B. No: 2013/8730)
  • Metin Oktay Başvurusu (B. No: 2013/6807)
  • Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi Başvurusu (B. No: 2014/8843)
  • A.z. Başvurusu (B. No: 2013/3228)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.