İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Zülfikar Sarıtürk Başvurusu (B. No: 2013/1516)

1.

Başvuru No2013/1516Tarih16 Aralık 2015Okuma13 dk · 2.609 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Zülfikar Sarıtürk Başvurusu

Karar tarihi
16 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/1516
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.609 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru “iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması” ve “teknik araçlarla izleme” kararları

verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının; yargılamanın sonucunun adil

olmaması ve yargılamada zorunlu müdafi atanmaması nedenleriyle de adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru 22/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine

doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 23/10/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru

formu ve Ulusal Yarı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

5.

Başvurucu hakkında “Hizbu’t Tahrir” terör örgütünün

toplantılarına katıldığı yönünde ihbarda bulunulması üzerine adli soruşturma

başlatılmıştır.

6.

Bu kapsamda Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/5/2009

tarihli ve 2009/782 sayılı, 11/6/2009 tarihli ve 2009/837 sayılı, 24/6/2009

tarihli ve 2009/914 sayılı, 2/7/2009 tarihli ve 2009/936 sayılı kararları ile

başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında “iletişimin

dinlenmesi, tespiti, kayda alınması, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi,

kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerin ve iş yerlerin teknik araçlarla izlenmesi,

ses ve görüntü kaydının alınması” kararları verilmiştir.

7.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/7/2009 tarihli ve

2009/278 Değişik İş sayılı kararına istinaden başvurucunun evinde yapılan

aramada bir kısım örgütsel doküman bulunmuştur.

8.

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 8/12/2009 tarihli

ve E.2009/103 sayılı iddianamesi ile 24/7/2009 tarihi ve öncesinde “terör

örgütüne üye olmak” suçunu işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında kamu davası

açılmıştır.

9.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/4/2010 tarihli ve

E.2009/158, K.2010/47 sayılı kararı ile başvurucunun yasa dışı örgüte üye olma

suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

10.

Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

“…

Sanık Zülfikar Sarıtürk, [Başvurucu]

Sanığın Hizb-ut Tahrir Terör Örgütünün fikir ve düşüncelerini

benimsediği, Kahramanmaraş ilindeki toplantılarına fırsat buldukça bazen tek,

bazen aile ziyareti görünümünde katıldığı, değişik illerdeki örgüt tarafından

düzenlenen örgütsel içerikli ve sosyal etkinlikli

toplantılara iştirak ettiği, Hizb-ut Tahrir terör

örgütünün görüş ve stratejisi ile www…. isimli internet siteleri, 26.03.2009 tarihli Hizb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti ibareli bildiriler

doğrultusunda 2009 yerel seçimlerinde oy kullanmadığı, hilafet devletinin

simgesi sayılan örgüt bayrağını evinde bulundurduğu,

İkametinde yapılan aramada,

Salonun

tavanında, oturma odasının içerisinde bulunan kitaplığın üzerinde ve yatak

odasının giriş kapısının köşesinde Hizb-ut Tahrir

terör örgütünü simgeleyen bayrak, İslam Devletinin Kurulması başlıklı

bilgisayar çıktısı, Türkiye Vilayetindeki Hizb-ut

Tahrir resmi sözcüsü Y. Ç. ile Hizb-ut Tahrir terör

örgütünün genel yapısı, Y. Ç.nin örgüt içindeki

konumunun anlatıldığı röportajı içeren bilgisayar çıktısının ele geçirildiği,

Sanığın beyanında,

Hizb-ut

Tahrir'i İslâmi hareketi tekrar başlatan bir grup

olarak bildiğini, diğer sanıklarla hangi ev müsait ise, orada dini sohbetler

yaptıklarını, … Değişim dergisi abonesi olmadığını, Ö. S.nin

sohbetlerine katıldığını, kendi düşüncesine göre insanlar bilinçlenince İslâm

Devletinin kurulacağını, evinde bulunan Hizb-ut

Tahrir örgütünü simgeleyen bayrakları propaganda amaçlı bulundurmadığını, Y. Ç.nin Hizb-ut Tahrir örgütünün

Türkiye temsilcisi olduğunu, ... Değişim dergisindeki ropörtajını

internetten indirerek okuduğunu, çıktısını evinde bulunduğunu, Allahın vaadi olduğu için İslâmın

dünyaya yayılacağına inandığını belirttiği,

Hakkında yapılan

iletişimin tespiti ve teknik izleme sonucunda,

07. 07.2009 tarihinde A. A.ile Z. D.nin yaptığı görüşmeye göre sanıkların örgütsel

faaliyetlerde bulunmak için zaman zaman buluştukları, elektronik posta

kullanmak suretiyle randevulaştıkları, bu hususun fiziki ve teknik takip

neticesinde tespit edildiği,

bu

nedenle de sanık Zülfikar Sarıtürk’ün aşamalardaki

beyanları, evinde yapılan aramada ele geçen örgütsel doküman, hakkında yapılan

iletişimin tespiti, fiziki takip sonucu düzenlenen tutanaklar, telefon

görüşmeleri, HTS raporları, diğer sanıkların beyanları, fotoğraflar, tüm dosya

kapsamı nazara alındığında Hizb-ut Tahrir terör örgütü

üyesi olduğu, atılı bu suçu işlediği kanaatine varılmıştır.”

11.

Kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi 28/11/2012

tarihli ve E.2011/1827, K.2012/13989 sayılı ilamı ile anılan hükmü onamıştır.

12.

Başvurucu bu kararı 6/2/2013 tarihinde öğrenmiştir.

13.

Bireysel başvuru 22/2/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

14. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları

işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten

kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır.

(2)

Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.”

15. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

150. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını

gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra

hükmü uygulanır.”

16.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/1/2011 tarihli ve

E.2011/10-182, K.2011/204 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

“…Anılan yasa maddesinde açıkça “alt sınırı

beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda” müdafii

görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmış, alt sınırı beş yıl olan

suçlar bu kapsamın dışında bırakılmıştır.

Bununla birlikte aynı

Yasanın 196. maddesinin 2. fıkrasındaki; “sanık alt sınırı beş yıl ve daha

fazla hapis”, istinafa ilişkin 272/1. maddesindeki; “onbeş

yıl ve daha fazla hapis”, temyize ilişkin 286. maddenin 2. fıkrasının a ve b

bentlerindeki; “beş yıl veya daha az hapis”, aynı fıkranın f bendindeki; “on

yıl veya daha az hapis”, temyizde duruşmaya ilişkin 299. maddedeki; “on yıl

veya daha fazla hapis” şeklindeki ifadeler göz önüne alındığında, yasa

koyucunun bu ifade tarzını, bilinçli olarak tercih ettiği ve alt sınırı beş yıl

hapis cezasını gerektiren suçları zorunlu müdafilik kapsamına almadığı sonucuna

ulaşılmaktadır.

Sanığa atılı uyuşturucu madde ticareti yapma

suçuna öngörülen ceza miktarının “beş yıldan onbeş

yıla kadar hapis” olduğu göz önüne alındığında, CYY'nın

150/3. maddesi kapsamında müdafii görevlendirme

zorunluluğu bulunmamaktadır…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17.

Mahkemenin 16/12/2015 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvurucunun 22/2/2013 tarihli ve 2013/1516 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18.

Başvurucu; örgüt toplantılarına katıldığından bahisle ihbarda bulunulması

üzerine Mahkemece “iletişimin tespiti,

dinlenmesi ve kayda alınması” ve

“teknik araçlarla izleme” kararları verilmekle özel hayatın

gizliliğinin ihlal edildiğini, iletişimin tespiti tutanaklarındaki diyalogların

aile dostluğunun göstergesi olmasına rağmen suç birlikteliğinin belirtisi

olarak aleyhine delil kabul edildiğini, evinde yapılan aramada bulunan “kelimeitevhit” yazılı birkaç bayrağın ve internet

ortamından elde edilen dokümanların aleyhine delil kabul edildiğini, dosya

kapsamında aleyhine delil olmadığı hâlde cezalandırılmasına karar verildiğini,

yargılama sırasında zorunlu müdafi atanmadığından savunma hakkının

sınırlandığını belirterek adil yargılanma ile özel yaşama ve haberleşmeye saygı

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Yargılama Sonucunun Adil Olmadığına İlişkin

İddia

19.

Başvurucu, somut delil olmadan suç unsuru taşımayan iletişim içeriklerinin ve

fiziki takiplerde ve aramada elde edilen delillerin hatalı değerlendirilmesi

sonucu “yasa dışı örgüte üye olma” suçundan cezalandırılmasına karar

verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu iddia

etmiştir.

20.

Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

22. 6216

sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği

belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça

dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen, kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

23. Anılan

kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi

kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027,12/2/2013,

§ 26).

24. Başvurucu;

müsnet suçu işlediğine dair delil bulunmadığını,

delillerin eksik ve hatalı bir şekilde değerlendirilerek mahkûmiyetine karar

verilmek suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtmektedir. Dolayısıyla

başvurucunun iddialarının özü, Derece Mahkemesinin delilleri değerlendirme ve

yorumlamada isabet edemediğine ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi; sanık savunmalarına, yapılan aramada ele

geçen örgütsel dokümanlara, iletişim içeriklerine, fiziki takip sonucu

düzenlenen tutanaklara, fotoğraflara ve diğer delillere dayanarak söz konusu

kararı vermiştir. Anılan kararda tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya

sundukları deliller değerlendirilerek ilgili hukuk kuralları da yorumlanmak

suretiyle bir sonuca ulaşılmıştır (bkz. § 10).

25.

Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler

hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma

olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir

şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi tarafından

dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı

gibi Mahkemenin kararında da bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum tespit edilmemiştir.

26. Açıklanan

nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti

niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık

keyfîlik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b.

Müdafi Yardımından Yararlanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

27.

Başvurucu; atılı suç için kanunda belirtilen ceza süresi yönünden kendisine

zorunlu müdafi atanması gerektiğini, yargılama sırasında zorunlu müdafi

atanmadığından savunma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

28.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın

36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da

adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve

içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Adnan

Oktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 20).

30.

Sözleşme’nin 6. maddesinin üçüncü fıkrasının

(c) bendi şöyledir:

“(3) Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki

asgari haklara sahiptir:

…

c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir

müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî

olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde,

resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;”

31. Sözleşme’nin

6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendindeki düzenlemede isnat altında

bulunan kişi, savunma hakkının kullanılmasında üç ayrı hakka sahiptir. Bunlar

kendisini bizzat savunma, kendi seçtiği bir müdafi yardımından yararlanma ve

bir müdafie sahip olmak için gerekli mali olanaktan

yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görülürse resen atanacak bir

müdafi yardımından yararlanma haklarıdır. Dolayısıyla suç isnadı altında

bulunan kişinin kendisini bizzat savunması devlet tarafından talep edilemez (Pakelli/Federal

Almanya, B. No: 8398/78, 25/4/1983).

32. Müdafi,

5271 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde şüpheli

veya sanığın ceza yargılamasında savunmasını yapan avukat olarak

tanımlanmaktadır. Şüpheli veya sanığın müdafii

aracılığıyla savunulması hususunda tercih yapma olanağına sahip olduğu hâllerde

görev yapan müdafi, ihtiyari müdafi; görevlendirilmesi hususunda şüpheli veya

sanığın iradesinin önem taşımadığı hâllerde görev yapan müdafi ise zorunlu

müdafidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/1/2011

tarihli ve E.2011/10-182, K.2011/204 sayılı kararı).

33.

Müdafi yardımından yararlanma hakkı, adil yargılama için suç isnadı altındaki

kişilere savunma hakkı verilmesinin tek başına yeterli olmadığını, ayrıca bu

kişilerin kendilerini savunma imkânına da sahip olmaları gerektiğini ortaya

koymaktadır. Bu kapsamda savunma hakkının etkin bir şekilde kullanma imkânını

sağlayan müdafi yardımından yararlanma hakkı aynı zamanda adil yargılanma

hakkının diğer bir unsuru olan “silahların eşitliği” ilkesinin de gereğidir (Kazım Albayrak, B. No: 2014/3836, 17/9/2014, § 29).

34.

Bu bağlamda müdafii bulunmayan şüpheli veya sanığın;

çocuk, kendini savunamayacak derece de malul veya sağır ve dilsiz olması, soruşturma veya kovuşturma

konusu suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını

gerektirmesi, resmî bir kurumda kusur yeteneğinin araştırılması için gözlem

altına alınmasına karar verilecek olması, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk

edilmesi, davranışları nedeniyle hazır bulunması hâlinde duruşmanın düzenli

olarak yürütülmesini tehlikeye sokan sanığın yokluğunda duruşma yapılması ve

kaçak sanık hakkında duruşma yapılması hâllerinde şüpheli veya sanığın istemi

bulunmasa hatta açıkça müdafi istemediğini beyan etse bile müdafi görevlendirme

zorunluluğu bulunmaktadır (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/1/2011

tarihli ve E.2011/10-182, K.2011/204 sayılı kararı).

35.

Diğer yandan aynı Kanun’un 150. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince

şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse talebi

hâlinde bir müdafi görevlendirilir. Dolayısıyla 5271 sayılı Kanun, yasal

zorunluluk dışındaki hâllerde müdafi yardımından yararlanmak için suç isnadı

altındaki kişinin talebini aramıştır.

36.

Başvuru konusu olayda “yasa dışı örgüte üye olma” suçundan yargılamanın ilk

celsesinde başvurucunun savunması alınmıştır. Başvuru formu ve eklerindeki

belgelerden anlaşıldığı üzere yargılamanın 11/2/2010

tarihli ilk celsesinde başvurucuya yasal hakları hatırlatılmış, başvurucu

savunmasını bizzat kendisi yapmış, müdafi atanması talebinde bulunmamıştır.

Somut olayda kovuşturma evresinde savunması alınırken müdafi yardımından

yararlanmayan başvurucu, 5271 sayılı Kanun’un 150. maddesinin (3) numaralı

fıkrası kapsamında yasal zorunluluk olmasına rağmen müdafi yardımından

yararlandırılmamasının savunma ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

37.

5271 sayılı Kanun’un 150. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilk hâli “Üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren

suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü

uygulanır.” şeklinde iken 6/12/2006 tarihli

ve 5560 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile “Alt

sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan

soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.” olarak

değiştirilmiştir. Anılan Kanun maddesinde açıkça “alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda” müdafi

görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmış, alt sınırı beş yıl olan

suçlar bu kapsamın dışında bırakılmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 314. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında düzenlenen sanığa (başvurucuya) atılı suç için

öngörülen ceza miktarının “beş yıldan on yıla kadar hapis” olduğu dikkate

alındığında 5271 sayılı Kanun’un 150. maddesi kapsamında müdafi görevlendirme

zorunluluğu bulunmamaktadır (bkz. § 15).

38. Başvuru

formu ve eklerinden anlaşıldığına göre başvurucunun talep etmesine rağmen

müdafi verilmediğine veya savunmasının baskı altında alındığına ve bu sebeple

gerçeğe aykırı beyan verdiğine dair herhangi bir iddiası da bulunmamaktadır.

39.

Açıklanan nedenlerle müdafi yardımından yararlanma hakkına yönelik bir ihlalin

olmadığının açık olması nedeniyle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Özel Yaşama ve Haberleşmeye Saygı Haklarının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucu,

hakkındaki “iletişimin tespiti, dinlenmesi

ve kayda alınması” ve “teknik

araçlarla izleme” kararlarının özel hayatın ihlali niteliğinde

olduğunu iddia etmiştir.

41. 6216

sayılı Kanun'un 47. maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 59.

maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusu

olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (Veli

Özdemir,

B. No: 2013/276, 9/1/2014, 19).

42. Başvurucunun;

kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü

hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan

deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da

örneğini başvuru dilekçesine eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu

gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair

olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki

haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve

deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir,

20).

43. Başvuruya

konu ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını ve

hangi Anayasa hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak

suretiyle hukuki iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına

rağmen başvurucu tarafından soyut şekilde

hakkındaki “iletişimin tespiti, dinlenmesi

ve kayda alınması” ve “teknik

araçlarla izleme” kararlarının özel hayatın ihlali niteliğinde

olduğu ileri sürülmüş; hangi Anayasa hükmünün ne şekilde ihlal edildiğine dair

açıklamalarda bulunulmamıştır. Bu hususta Anayasa Mahkemesine bir bilgi sunulmamıştır.

44. Açıklanan

nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının başvurucu

tarafından kanıtlanamamış olması sebebiyle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1.

Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Özel yaşama ve haberleşmeye saygı haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

16/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Zülfikar SARITÜRK Vekili : Av. Cengizhan KIRDÖK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1516, 16 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1516
Tarih
16 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Bahattin Gül Başvurusu (B. No: 2013/8730)
  • Metin Oktay Başvurusu (B. No: 2013/6807)
  • Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi Başvurusu (B. No: 2014/8843)
  • A.z. Başvurusu (B. No: 2013/3228)
  • Erdener Demirel Başvurusu (B. No: 2013/1869)
  • Günay Dağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1631)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.