İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Melih Tataroğlu Başvurusu (B. No: 2013/1766)

1. Başvuru, maddi ve manevi

Başvuru No2013/1766Tarih1 Aralık 2015Okuma14 dk · 2.723 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Melih Tataroğlu Başvurusu I. Başvurunun Konusu

Karar tarihi
1 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/1766
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.723 kelime·14 dk okuma·9 bölüm

1. Başvuru, maddi ve manevi

tazminat istemiyle açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM)

tarafından kısmen reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 28/2/2013 tarihinde Edirne İdare Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 20/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 15/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular Bakanlığa bildirilmiş, Bakanlık 1/7/2015

tarihli yazısında görüş sunmayacağını belirtmiştir.

III. OLAY

VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, askerlik

hizmetini yerine getirmekte iken düşme sonucu sağ ayak bileğini kırmış ve

ayağında kalıcı hasar meydana gelmiştir.

8. Başvurucu, idarenin

gerekli özeni göstermemesi sonucu oluşan hizmet kusuru nedeniyle ayağında işlev

kaybı oluştuğundan bahisle meydana gelen zararların tazmini amacıyla 240.000 TL

maddi ve 60.000 TL manevi olmak üzere toplam 300.000 TL tazminat ödenmesine

karar verilmesi talebiyle 5/10/2010 tarihinde AYİM'de dava açmıştır.

9. AYİM İkinci Dairesinin 12/9/2012 tarihli ve E.2010/1170, K.2012/754 sayılı

kararıyla başvurucunun maddi tazminat talebinin 4.000 TL'sinin, manevi tazminat

talebinin ise 1.000 TL'sinin kabulü ile fazlaya ilişkin maddi ve manevi

tazminat talebinin reddine karar verilmiş; ayrıca 26/9/2011 tarihli ve 659

sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) uyarınca reddedilen tazminat

miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan tarife uyarınca 19.010

TL vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak davalı idareye ödenmesine

hükmedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

“ …

hizmetini yerine getirirken 04.01.2010 tarihinde birlik içinde hava

şartlarından kaynaklanan yerlerin buz ve kaygan olmasından kaynaklı düşme

sonucunda sağ ayak bileğinde kırık meydana geldiği, 05.01.2010 tarihinde

Sarıkamış Asker Hastanesinde tedavisinin yapılarak ayağının alçıya alındığı,

1,5 ay hava değişimi verildiği, hava değişimi sonrasında yapılan kontrol

sonrasında 1 ay daha hava değişimi verildiği, yapılan tedavileri sonucunda

askerlik hizmetini tamamlayarak 09.07.2010 tarihinde terhis edildiği,..

…

Davacının yaralanmasına neden olan maddi olayın, askerlik

gibi özellikli kamu hizmetinin ifası sırasında hava şartlarından kaynaklanan

yerlerin buz ve kaygan olmasından kaynaklandığı, hizmetin ifası sırasında

kimsenin zarar görmemesi için gerekli tedbirleri ve kontrolü sağlamakla görevli

bulunan idarenin, bu haliyle hizmet kusuru içinde bulunduğu anlaşılmakla,

davacının zararlarının hizmet kusuru ilkesi gereğince davalı idare tarafından

karşılanması gerektiği, ancak davacının da gerekli dikkat ve özeni göstermediği

anlaşıldığından müterafik kusurlu olduğu sonucuna

varılmıştır.

Davacının

olay sebebiyle maruz kaldığı sakatlık oranının belirlenmesi için Kurulumuzca

sevk edildiği GATA Komutanlığının 23.12.2011 gün ve 10771 sayılı sağlık raporu ile; davacının %4 (yüzdedört)

oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği ve askerliğe elverişli olduğu

belirtilmiştir.

Davacının

maddi zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişi tarafından tanzim

olunan 20.04.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının 19.308,00 TL. maddi tazminat hak edişinin mevcut olduğu bildirilmiştir. Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna, davacı vekili

tarafından; 05.10.2010 tarihinde açılan bu davada 02.11.2011 tarih ve 659

sayılı KHK’nin 14/1’inci maddesinin uygulanmaması gerektiği belirtilerek itiraz

edilmiş ise de; davalı idare tarafından 28.06.2012 tarihli başsavcılık

düşüncesine karşı cevap verildiği anlaşıldığından davacı vekilinin itirazının

yerinde olmadığı sonucuna varılarak, mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmi

verilere uygun bulunan bilirkişi raporu uyarınca, davacının müterafik

kusuru da dikkate alınarak uygulama yapılmasına karar verilmiştir.”

10. Başvurucu tarafından;

tazminat talebinin reddine ilişkin kararın yerinde olmadığı, ayrıca davanın

açıldığı tarihte 659 sayılı KHK'nın yürürlükte olmamasına rağmen aleyhine

vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla karar düzeltme

talebinde bulunulmuş; başvurucunun bu talebi de AYİM İkinci Dairesinin 6/2/2013 tarihli ve E.2013/178, K.2013/120 sayılı kararıyla

reddedilmiş ve başvurucuya 203 TL karar düzeltme para cezası verilmiştir.

11. Karar 15/2/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu Anayasa

Mahkemesine 28/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. 11/4/2013

tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı

Askeri Yüksek İdari Mahkemesi Kanunu’nun 46. maddesinin dördüncü fıkrasına

eklenen cümle şöyledir:

“Ancak,

tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul

kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek

suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına

ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.”

14. 659 sayılı KHK’nın 14.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil

adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk

birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk

müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu

davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve

takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar

üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.”

IV.

İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 1/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun

28/2/2013 tarihli ve 2013/1766 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A.

Başvurucunun İddiaları

16.

Başvurucu; bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilen tazminatın gerekçesiz

olarak AYİM tarafından düşürüldüğünü, daha az maddi tazminata hükmedildiğini, AYİM’in benzer davalar için farklı kararlar da verdiğini,

karar düzeltme talebinin reddedilmesi üzerine para cezasına mahkûm edildiğini

ve davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren 659 sayılı KHK uyarınca avukatlık

ücreti ödemesine hükmedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; 34.318 TL

maddi ve 60.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

B.

Değerlendirme

17. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp

olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin, adil

yargılanma hakkı çerçevesinde yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı ve

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği başlıkları altında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

18. Başvurucu, açtığı

davanın kısmen kabul edilmesinin ve bilirkişi raporunda tespit edilen tutardan

daha az tazminata gerekçesiz olarak hükmedilmesinin adil yargılanma hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

19. Anayasa’nın 148.

maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

20. 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

21. 6216 sayılı Kanun’un 49.

maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

22. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

23. Anılan kurallar uyarınca

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede

kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden

incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

24. AYİM

İkinci Dairesi başvurucunun, askerlik hizmetini yerine getirirken düşmesi

neticesinde ayağının kırılmasında idarenin hizmet kusurunun varlığını kabul

etmiş; diğer yandan başvurucunun da gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden

yaralanma olayında müterafik kusurunun var olduğu

tespitini yapmış, bunun ardından sakatlık oranının belirlenmesi yoluna gitmiş

ve olay nedeniyle başvurucunun uğradığı zararın miktarı hakkında yaptırdığı

bilirkişi incelemesi sonucunda başvurucunun 19.308 TL maddi zararının bulunduğunu

belirlemiş, son olarak da başvurucunun müterafik

kusurunu da dikkate alarak 4.000 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatın

başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

25. Adil yargılanma hakkı

bireylere, dava sonucunda verilen kararın değil; yargılama sürecinin ve

usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu

nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin

incelenebilmesi için başvurucunun; yargılama sürecinde haklarına saygı

gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller

ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge

sunmuş olması gerekir.

26.

Somut olayda başvurucunun; yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair

bir bilgi ya da belge sunmadığı, Mahkemece delillerin değerlendirilmesinin ve

verilen kararın içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği, öte yandan

AYİM İkinci Dairesince de bilirkişi incelemesinde tespit edilen maddi zarardan

daha azına hükmedilmesinin gerekçesi olarak başvurucunun müterafik

kusurunun gösterildiği anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, Derece Mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Karar Düzeltme Talebinin Reddedilmesi

Sonucunda Verilen Para Cezası Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal

Edildiği İddiası

28. Başvurucu, karar

düzeltme talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine aleyhine para

cezasına hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

29. Anılan şikâyet konusu,

daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesince hükmolunan bu

miktarın; gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı

olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı, dolayısıyla söz konusu

yaptırımın mahkemeye erişim hakkına bir engel teşkil etmediği kabul edilerek bu

iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir (Mustafa Kemal Sungur, B. No: 2013/2507, 6/3/2014, §§ 36-42;

Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, §§ 38, 39; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Maillard/Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005, §§

35, 37; Topaloğlu/Türkiye, B. No:

38388/04, 3/7/2012; Dalar/Türkiye,

B. No: 35957/05, 21/2/2012, § 52). Somut başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Aleyhine Hükmedilen Avukatlık Ücreti

Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiği İddiası

30. Başvurucunun, aleyhine hükmedilen

avukatlık ücretinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmayıp başka bir kabul edilemezlik nedeni de

bulunmadığından başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu, başvuruya

konu dava daha evvel açıldığı hâlde 2/11/2011

tarihinde yürürlüğe giren 659 sayılı KHK uyarınca aleyhine avukatlık ücretine

hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

32. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesi

şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma

(Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme,

görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”

33. Mahkemeye erişim hakkı,

bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde

karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye

başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka

ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye

erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen,

B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

34. Taraflardan birinin

yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında

lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının ödenmesine hükmedilmesine yönelik

düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı,

zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı

müdahaleler meşru görülebilir. Ancak bu sınırlamaların; hakkın özüne zarar

vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama

amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları

arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine

katlanılması zor külfetler yüklememiş olması gerekir (Özkan Şen, §§ 61, 62).

35. Dava sonucundaki

başarıya dayalı olarak taraflara avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi

de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle

bir sınırlamanın meşru görülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasında

makul bir dengenin gözetilmiş olması gerekir. Başvuru konusu olayda dava

açıldıktan sonra 2/11/2011 tarihinde yayımlanarak

yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenin taraf olduğu davaların, idarenin

bünyesinde görev yapan kadrolu hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takibi

öngörülmüş olup davanın reddi hâlinde idare lehine avukatlık ücretine

hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Gereksiz başvuruların önlenerek dava

sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmeksizin

uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli

yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek, kamu

otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı

imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde

başvurucuya yüklenecek olan avukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir

(Serkan Acar, §§ 38, 39).

36. Buna karşılık bir hukuki

uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların reddedilen dava konusu miktar

üzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri

ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye

başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski

taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların

makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil

etmektedir (Özkan Şen, § 54).

37. Başvurucunun tam yargı

(tazminat) davasını açtığı 5/10/2010 tarihi itibarıyla

yürürlükteki usul hükümlerinde, dava

dilekçesinde belirtilen talep konusu miktarın sonradan ıslah yoluyla

değiştirilmesini öngören bir düzenleme bulunmamakla birlikte dava sonucunda

haksız çıkan davacının, her hâlükârda davalı idare lehine, reddedilen miktar

üzerinden nispi avukatlık ücreti ödemesini gerektiren düzenlemenin bulunduğu

anlaşılmaktadır.

38. Tazminat alacağının

miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin

takdir yetkisi çerçevesinde belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin

bu özelliği gereği, hak kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam

olarak bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında

karşı karşıya kalınan bu belirsizliğin, talep edilen miktarın sonradan

düzeltilmesi (ıslah) yoluyla aşılması da 1602 sayılı Kanun gereği davanın

açıldığı tarihte mümkün olmadığından hak kaybına uğramak istemeyen davacıların

tazminat taleplerine ilişkin miktarları yüksek tutmaktan başka seçeneklerinin

olmadığı görülmektedir.

39. Başvurucunun da bu

nedenle AYİM’e açtığı davada uğradığı zarar için

240.000 TL maddi ve 60.000 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu

anlaşılmaktadır. AYİM, başvurucu lehine toplam 5.000 TL maddi ve manevi

tazminata ve 880 TL avukatlık ücretine hükmettikten sonra başvurucunun

reddedilen fazlaya ilişkin tazminat talepleri üzerinden davalı idare lehine

19.010 TL avukatlık ücreti ödemesine karar vermiştir.

40. Buna göre başvurucunun;

dava açtığı sırada ıslah imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak

amacıyla talebini yüksek tuttuğu, davanın reddedilmesi sonrasında 19.010 TL

avukatlık ücreti ödeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır.

41. Başvurucu aleyhine

avukatlık ücreti ödenmesini öngören düzenlemenin tek başına mahkemeye erişim

hakkını ihlal ettiği söylenemez. Bu düzenleme sonucu gerçekleşen müdahalenin

ölçülü olup olmadığının da incelenmesi gerekir.

42. Somut olayın koşulları

bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde başvurucunun, dava açtığı sırada ıslah

imkânının olmaması nedeniyle hak kaybına uğramamak için talebini yüksek tuttuğu

ve yargılama sonucunda hak kazandığı tazminat ve avukatlık ücretinden çok daha

fazlasını avukatlık ücreti olarak davalı idareye geri ödemek zorunda kaldığı

görülmüştür. Böylece başvurucunun, tazminat alacağından mahrum bırakılarak ölçülü

olmayan bir müdahalenin varlığı saptandığından mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

44. Başvurucu 34.318 TL

maddi ve 60.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvuru konusu olayda,

tespit edilen ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığından salt ihlalin tespitiyle

giderilemeyecek olan zararları karşılığında başvurucuya takdiren

net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin ise reddine karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın, sonucu

itibarıyla adil olmadığına ve karar düzeltme para cezası verilmesi nedeniyle

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Aleyhe avukatlık ücretine

hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü

kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C.

Mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale nedeniyle başvurucuya net 20.000 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin

REDDİNE,

D.

198,35 TL harç ve 1.500 TL avukatlık ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL

yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E.

Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru

tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu

sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına

1/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan ALTAN

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Melih TATAROĞLU Vekili : Av. Recep SELÇUK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/1766, 1 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. II. Başvuru
  4. Süreci
  5. III. Olay
  6. Ve Olgular
  7. A. Olaylar
  8. B. İlgili
  9. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. 1. Yargılamanın, sonucu
  11. M. Emin KUZ
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/1766
Tarih
1 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Semra Bekiroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6717)
  • Ramazan Acar Başvurusu (B. No: 2013/7939)
  • Gamze Armağan Başvurusu (B. No: 2013/8840)
  • Osman Muzmul Başvurusu (B. No: 2013/2736)
  • Yusuf İzzettin Silier Başvurusu (B. No: 2013/2731)
  • Yalçın Oktürk Başvurusu (B. No: 2013/5051)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.