İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

B. Y. Ç. Başvurusu (B. No: 2013/4554)

(Başvuru Numarası: 2013/4554)

Başvuru No2013/4554Tarih15 Aralık 2015Okuma14 dk · 2.785 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm

Başvuru No
2013/4554
Karar tarihi
15 Aralık 2015
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.785 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

B. Y. Ç. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/4554)

Karar Tarihi: 15/12/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I.

BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Cumhuriyet savcılığı göreviyle

ilgili olarak Adalet Bakanlığı (Bakanlık) tarafından hazırlanan soruşturma

dosyasının disiplin yönünden gereğinin takdiri için Hâkimler ve Savcılar Yüksek

Kuruluna sunulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada verilen

karar ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle Anayasa'nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 19/6/2013 tarihinde Çorlu 2.

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca

13/12/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 6/2/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bakanlığa başvuru konusu olay ve

olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.

Bakanlık 27/3/2014 tarihli yazısında benzer şikâyetlere ilişkin başvurularda

sunulan görüşlere atıf yaparak ayrıca görüş sunmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY

VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve

eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu hakkında

yürütmekte olduğu Cumhuriyet savcılığı göreviyle ilgili olarak Bakanlık

tarafından disiplin soruşturması başlatılmış ve yürütülen soruşturma

neticesinde davacıya isnat edilen fiiller için hazırlanan soruşturma dosyası,

disiplin yönünden karar verilmek üzere 22/11/2006 tarihli işlemle Hâkimler ve

Savcılar Yüksek Kuruluna (HSYK) tevdi edilmiştir.

8. HSYK tarafından yapılan

değerlendirme sonucu başvurucu, kınama cezası ile cezalandırılmıştır.

9. Başvurucu, hakkında

hazırlanan soruşturma dosyasının disiplin yönünden gereğinin takdiri için HSYK’ya sunulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle Rize

İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır.

10. Mahkemenin 3/11/2009

tarihli ve E.2008/617, K.2009/630 sayılı kararında idari davaya konu olabilecek

kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine

karar verilmiştir. Kararın gerekçe kısmı şöyledir:

"Yukarıda yer verilen Anayasa ve Yasa hükümlerinden de

anlaşılacağı üzere hâkimler ve savcılar hakkında Adalet Bakanlığı tarafından

hazırlanan disiplin soruşturması dosyasının tek başına icrai

bir işlem niteliğinde olmadığı, hazırlayıcı ön bir işlem niteliğinde hukuki bir

nitelik taşıdığı, hazırlanan disiplin soruşturması raporu üzerine hakim ve

savcıların eylem ve işlemlerinden dolayı disiplin cezası vermeye yetkili tek

organ olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından bir karar alınıp

disiplin cezası verilmediği sürece yapılan soruşturmanın ve hazırlanan

soruşturma raporunun hukuki bir geçerliliği ve ilgililer üzerinde bir yaptırımı

olamamaktadır. Dolayısıyla hakimler ve savcılar hakkında hazırlanan disiplin

soruşturması dosyası ve bunun Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na sevki

işlemi ancak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu konuda bir karar

verilmesi ile hukuki sonuç doğurabilen işlemlerdir.

Bu durumda, davacı tarafından dava konusu edilen hakkında

davalı idare tarafından yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan soruşturma

dosyasının disiplin yönünden gereğinin takdiri için Hâkimler ve Savcılar Yüksek

Kurulu'na sevkine ilişkin işlem, 2577 sayılı Kanun 'un 14/d maddesi uyarınca

idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinde

olmadığından, aynı Kanun'un anılan 15/b maddesi uyarınca açılan davanın reddi

gerekmektedir."

11. Başvurucu tarafından

temyiz edilen karar Danıştay Onikinci Dairesinin

27/12/2012 tarihli ve E.2010/987, K.2012/12408 sayılı kararıyla onanmıştır.

12. Karar, başvurucuya

12/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucu tarafından karar düzeltme

kanun yoluna başvurulmamıştır.

13. Başvurucu 19/6/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin (3) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(3) Dilekçeler, Danıştayda

daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi,

idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye

tarafından:

a) Görev ve yetki,

b) İdari merci tecavüzü,

Ehliyet,

İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir

işlem olup olmadığı,

Süre aşımı,

Husumet,

3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,

Yönlerinden sırasıyla incelenir.”

15. 2577 sayılı Kanun'un 15.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir:

"Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki

maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna

aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;

3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine

karar verilir."

16. 24/2/1983 tarihli ve

2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 62. maddesi şöyledir:

"Hakim ve savcılara; sıfat ve

görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine

durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, Hakimler ve Savcılar Yüksek

Kurulunca aşağıda yazılı disiplin cezalarından biri verilir:

Uyarma,

Aylıktan kesme,

Kınama,

Kademe ilerlemesini durdurma,

Derece yükselmesini durdurma,

Yer değiştirme,

Meslekten çıkarma.

(Değişik fıkra: 12/02/1989 -

KHK-360/4 md; Aynen Kabul: 24/01/1990 - 3611/4 md.)

Adalet Komisyonu başkanları görev yaptıkları yargı çevresi içindeki hakimlerin;

ağır ceza Cumhuriyet başsavcıları ise merkezdeki Cumhuriyet savcıları ile bağlı

ilçe Cumhuriyet başsavcı ve Cumhuriyet savcılarının; öğrendikleri disiplin

cezasını gerektiren eylemlerini Adalet Bakanlığına bildirirler."

17. 2802 sayılı Kanun'un 87.

maddesi şöyledir:

"Hâkim ve savcılar hakkında tamamlanan soruşturma

evrakı Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilir. Bu Genel Müdürlük

tarafından yapılacak inceleme sonunda düzenlenecek düşünce yazısı üzerine

kovuşturma yapılmasına veya disiplin cezası uygulanmasına gerek olup olmadığı

Bakanlıkça takdir edilerek evrak ilgili mercilere tevdi olunur veya işlemden

kaldırılır."

IV.

İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 15/12/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucunun 19/6/2013 tarihli ve 2013/4554

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A.

Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; bilgi

kirliliği yaratmaya yönelik olarak ilgisiz belgelerin soruşturma dosyasına

eklendiğini, dosya kapsamında öne sürdüğü hususların Mahkemece

araştırılmadığını, Danıştay tetkik hâkiminin görüşünün kendisine tebliğ

edilmediğini, duruşma talebi hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını ve

temyiz başvurusu hakkında gerekçesiz karar verildiğini, yargılamanın yaklaşık

beş yıl gibi makul olmayan bir sürede sonuçlandırıldığını belirterek

Anayasa'nın 36. güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

B.

Değerlendirme

20. Anayasa'nın 148.

maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir."

21. 30/3/2011 tarihli ve

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı"

kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

22. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar"

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir."

23. Anayasa’nın 148.

maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun

esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia

edilen hakkın, Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanısıra

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18). Bu nedenle bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinin tespit

edilmesinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi ve

ortak koruma alanının tespit edilmesi gerekir.

24. Başvurucu, yürütmekte

olduğu Cumhuriyet savcılığı göreviyle ilgili olarak hakkında Bakanlık

tarafından hazırlanan soruşturma dosyasının HSYK’ya

sunulmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada bilgi kirliliği

yaratmaya yönelik olarak ilgisiz belgelerin soruşturma dosyasına eklendiğinden,

dosya kapsamında öne sürdüğü hususların Mahkemece araştırılmadığından, Danıştay

tetkik hâkiminin görüşünün kendisine tebliğ edilmediğinden, duruşma talebi

hakkında herhangi bir işlem yapılmadığından, yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmadığından ve temyiz başvurusu hakkında gerekçesiz karar

verildiğinden şikâyet etmektedir.

25. Başvurucunun tüm

şikâyetleri adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik olmakla birlikte

başvurucunun açmış olduğu iptal davasında yürütülen yargısal sürece, adil

yargılanma hakkına ait güvence ve ilkelerin uygulanıp uygulanamayacağının

belirlenmesi gerekmektedir.

26. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir”

27. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından

davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

istemek hakkına sahiptir. …”

28. Anayasa’nın 36.

maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma hakkının” kapsamı

Anayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,

Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, § 22).

29. Sözleşme'nin adil

yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve

ilkelerin, "medeni hak ve yükümlülükler

ile ilgili uyuşmazlıkların" ve bir "suç isnadının" esasının karara bağlanması

sırasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla

sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle

bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle

ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı

hakkında karar verilmiş olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına

dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel

başvuruya konu olamaz (Adnan Oktar,

B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).

30. Somut başvurunun da adil

yargılanma hakkı kapsamında incelenebilmesi, başvurunun "medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların" ya da bir "suç

isnadının" esasının karara bağlanmasına ilişkin olması şartına bağlıdır.

Buna göre öncelikle başvuru konusu olayın, belirtilen iki durumdan herhangi

biri ile ilişkili olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.

31. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre bir suç isnadının esasının karara

bağlandığından söz edilebilmesi için ilk olarak bir suç isnadının varlığı

gerekir. Suç isnadı, cezayı gerektiren bir eylemle suçlandığının resmî bir

makam tarafından ilgilisine resmî yollarla bildirilmesidir. Suç isnadı

kavramının özerk bir anlamı olması nedeniyle bir isnadın adil yargılanma hakkı

bağlamında bir suç isnadı olup olmadığının tespiti amacıyla AİHM tarafından üç

ayrı kriter kullanılmaktadır. Bunlardan ilki, isnadın ulusal ceza mevzuatında

suç olarak düzenlenip düzenlenmediği kriteridir. Şayet isnat edilen eylem,

ulusal ceza mevzuatında suç olarak nitelendirilmişse yapılan isnat doğrudan suç

isnadı sayılır. Eylemin ulusal mevzuatta suç olarak düzenlenmediği hâllerde ise

eylemin suç karakteri ve özelliği taşıyıp taşımadığı ile eylem için öngörülen

cezanın ağırlığı ve amacı önem kazanır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Engel ve diğerleri/Hollanda, B. No:

5370/72, 8/6/1976, § 82). Son iki kriter birbirine alternatif olup bir arada

bulunmak zorunda değildir. Ancak bu kriterlerden birinin tek başına sonucu

etkilemediği durumlarda her iki kriterin bir arada olması koşulu

aranabilmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ezeh ve Connors/Birleşik Krallık [BD],

B. No: 39665/98, 40086/98, 9/10/2003, § 86).

32. Belirtilen son iki

kriter özellikle disiplin hukuku alanına ait cezalar söz konusu olduğunda önem

arz etmektedir. Zira bu kriterlere göre yapılacak değerlendirme sonucunda

ulusal mevzuatta suç olarak düzenlenmemiş olan disiplin cezasına konu olan kimi

eylemlerin cezai anlamda suç ve bu eylemler sebebiyle yapılan isnatların da suç

isnadı olarak kabul edilebilmesi mümkündür. Bu bağlamda disiplin hukuku

çerçevesinde yapılan bir isnadın cezai anlamda bir suç isnadı olup olmadığının

belirlenmesinde disiplin cezasının belirli bir grubu mu yoksa herkesi mi

bağladığı, caydırma ve cezalandırma amacı taşıyıp taşımadığı, ilgili suçun ceza

hukukunda yer alan suçlarla benzerlik taşıyıp taşımadığı, uygulanan usullerin

ceza hukuku alanındaki yargısal usullere benzeyip benzemediği gibi faktörler

dikkate alınabilir.

33. Buna göre cezai anlamda

suçun herkes tarafından işlenebilmesi mümkün iken genellikle bir kurumun iç

işleyişiyle ilgili olan disiplin suçları, yalnızca belli sıfata sahip kişiler

tarafından işlenebildiğinden yalnızca belli bir grubu bağlar ve bu nedenle

cezai anlamda suç niteliği taşımazlar. Öte yandan disiplin hukuku çerçevesinde

uygulanan bir yaptırımın ciddi şekilde hürriyeti bağlayıcı bir ceza olması

durumunda mevzuatta disiplin suçu olarak düzenlenmiş olmasına rağmen cezai

anlamda bir suçun mevcut olduğu kabul edilebilir (Engel ve diğerleri/Hollanda, §§ 81, 82).

34. Yukarıda belirtilen

ilkeler ışığında somut başvuru değerlendirildiğinde başvurucuya isnat edilen

eylemlerin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda suç olarak

düzenlenmediği, başvurucunun hâkimlik mesleğini icra etmekte olduğu ve hakkında

2802 sayılı Kanun kapsamında uygulanabilecek yaptırımların (bkz. § 16) bu

mesleğin yerine getirilmesinde meydana gelen kusurlar ile ilgili olduğu, isnat

edilen eylemlerin gerçekleştirilmesinin herkes için mümkün olmadığı, bu nedenle

de başvurucuya yöneltilen suçlamaların disiplin hukuku alanına girdiği

görüldüğünden başvuru konusu olayda cezai anlamda bir suç isnadının mevcut

olmadığı anlaşılmaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Oleksandr Volkov/Ukrayna,

B. No: 21722/11, 9/1/2013, § 93).

35. Somut olay açısından bir

suç isnadının varlığından söz edilemeyeceğine göre başvurunun "bir suç

isnadının karara bağlanmasına ilişkin bir uyuşmazlığı" konu edinmediği

açıktır.

36. Bu durumda adil

yargılanma hakkına ilişkin güvence ve ilkelerin, somut başvuru açısından

uygulanabilirliği, başvuruya konu uyuşmazlığın "medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar" kapsamında olmasına bağlıdır.

Dolayısıyla başvurunun bir de bu koşul yönünden incelenmesi gerekmektedir.

37. Bu bağlamda bir

başvurunun "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar"

kapsamında ele alınabilmesi için öncelikle bir mevzuat hükmü ya da içtihat

yoluyla tanınmış ve savunulabilir şekilde ileri sürülebilen bir hakkın ve bu

hakla ilgili bir uyuşmazlığın mevcudiyeti gerekmektedir. Bu uyuşmazlık bir

hakkın varlığı, kapsamı ya da kullanılma şekillerine ilişkin gerçek ve ciddi

bir uyuşmazlık olmalı; davanın sonucu da söz konusu hak için doğrudan

belirleyici olmalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Vilho Eskelinen ve

diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/4/2007, § 40; Kienast/Avusturya, B. No: 23379/94, 23/6/2003, §

38). Ayrıca ileri sürülen hakkın medeni (kişisel) nitelikte olması

gerekmektedir.

38. Adil yargılanma hakkı

bağlamında bir "hak ve yükümlülük''ten söz

edebilmek için yetkili merciler önünde hukuken savunulabilir ve tartışılabilir

bir hakkın, iddianın ileri sürülebilmesi gerekir. Söz konusu iddianın mutlaka

haklı bulunması gerekmeyip bir hakkın aslında var olduğunun makul ve

savunulabilir bir biçimde ileri sürülmesi yeterlidir (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Anne-Marie Andersson/İsveç, B. No: 20022/92, 27/8/1997, §

36).

39. Savunulabilir bir hakkın

mevcut olup olmadığı değerlendirilirken ilk olarak ileri sürülen hakka ilişkin

iç hukuk hükümleri ile ulusal yargı makamlarının içtihatları dikkate

alınmalıdır. Zira adil yargılanma hakkı bakımından iç hukukta yasal temeli

olmayan bir hakkın yorum yoluyla hak olarak tanınması gibi bir durum söz konusu

olamaz. Bu nedenle ancak yasal bir düzenleme ile ya da yargı mercilerinin

yorumu yoluyla tanınan haklarla ilgili uyuşmazlıklar adil yargılanma hakkının

konusu olabilir. Öte yandan bir başvurucunun hakka ilişkin olarak ileri sürdüğü

iddiaların esasının yargı mercileri tarafından incelenmesi, o hakkın yargı

mercileri önünde savunulabilir şekilde ileri sürülebildiğini gösteren

kriterlerden biridir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04, 3/4/2012, §§ 91-94).

40. Başvuru konusu olayda

Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan başvurucu hakkında Bakanlık tarafından

soruşturma başlatılmış ve hazırlanan soruşturma dosyasının disiplin yönünden

gereğinin takdiri için HSYK’ya sunulmasına karar

verilmiştir. Başvurucu, söz konusu kararın iptali istemiyle idare mahkemesinde

dava açmış; mahkeme tarafından disiplin soruşturması dosyasının tek başına icrai bir işlem niteliğinde olmadığı, hazırlayıcı bir ön

işlem niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar

verilmiştir.

41. 2802 sayılı Kanun'un 87.

maddesine göre hâkim ve savcılar hakkında tamamlanan soruşturma evrakının

incelenmesi neticesinde disiplin cezası uygulanmasının gerekli olup olmadığı

konusunda Bakanlığın takdir yetkisi bulunmaktadır. Bakanlığın bu husustaki

görüşünün dosya kapsamında değerlendirilerek ilgililere disiplin cezası verip

vermeme yetkisi ise HSYK’ya aittir. Ayrıca Bakanlığın

disiplin cezası uygulanmasını gerekli gördüğü durumlarda ilgili soruşturma

dosyasını HSYK'ya tevdi etmesi bir yükümlülük olup

söz konusu Kanun'da tevdi işlemine karşı ilgililere tanınan bir itiraz hakkı

düzenlenmemiştir.

42. İdare hukuku alanında

idarenin, tek yanlı irade beyanı ile hukuki durumda değişiklik yapan ya da

değişiklik yapılması istemini reddeden işlemi; kesin, yürütülmesi zorunlu ve

idari davaya konu olabilecek işlem olarak nitelendirilmektedir. Bir idari

işlemin kesin ve yürütülmesinin zorunlu sayılabilmesi ise hukuk düzeninde bir

sonuç doğurabilmesi için gerekli olan bütün aşamaların gerçekleştirilmiş

olmasına, başka bir makamın onayına ihtiyaç duyulmaksızın hukuk düzeninde

değişiklikler meydana getirilmesine bağlıdır (Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulu, E.2013/4411, K.2015/919, 25/3/2015).

43. Öte yandan 2577 sayılı

Kanun'un 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendinde (bkz. § 14) idari

davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin olmadığı durumlarda

davanın incelenmeksizin reddedileceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla

belirtilen niteliği taşımayan işlemlere ilişkin iddiaların hukukumuzda bir hak

olarak ileri sürülebilmeleri ve bu iddiaların esasının incelenebilmesi olanağı

bulunmamaktadır.

44. Başvurucunun, hakkında

hazırlanan soruşturma dosyasının HSYK'ya tevdiine

karar verilmesi işleminin iptali istemiyle açtığı dava, kesin ve yürütülebilir

bir işlem olmadığı gerekçesiyle (bkz. § 10) esası incelenmeksizin

reddedilmiştir. Başvurucu tarafından, 2802 sayılı Kanun’un 87. maddesi kapsamında

uygulanan tevdi işlemlerinin yargı makamlarınca esasının incelenebileceği

yönünde bir yargı kararının varlığı da ileri sürülmemiştir.

45. Dolayısıyla

başvurucunun, hakkında hazırlanan soruşturma dosyasının HSYK'ya

tevdiine karar verilmesi nedeniyle mesleki kariyerine ilişkin haklarını yargı

mercileri önünde ileri sürebilmesi ve savunabilmesi 2577 sayılı Kanun'un 14.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi ve esasa ilişkin olmayan başvuruya

konu yargı kararı dikkate alındığında mümkün değildir.

46. Sonuç olarak somut

başvuru açısından başvurucunun "medeni hak ve yükümlülükler"

kapsamında hukuken tanınmış ve savunulabilir bir hakkının mevcut olmadığı

anlaşılmaktadır.

47. Bu durumda başvurunun "medeni hak ve yükümlülükler ile

ilgili uyuşmazlıkların" ya da bir "suç isnadının" esasının

karara bağlanması çerçevesinde ele alınabilmesinin ve adil yargılanma hakkı

kapsamındaki ilke ve güvencelerin somut başvuru yönünden uygulanabilirliğinin

mümkün olmadığı görülmektedir.

48. Açıklanan nedenlerle

başvuru konusu ihlal iddialarının Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı

dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Kamuya

açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulmasına ilişkin talebin

KABULÜNE,

B.

Başvurunun konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C.

Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına

15/12/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan

ALTAN

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

M.

Emin KUZ

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu : B.Y.Ç.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/4554, 15 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. B. Y. Ç. Başvurusu
  4. İkinci Bölüm
  5. Karar
  6. Başvurunun Konusu
  7. II. Başvuru
  8. Süreci
  9. III. Olay
  10. Ve Olgular
  11. A. Olaylar
  12. B. İlgili
  13. İnceleme Ve Gerekçe
  14. A. Kamuya
  15. Yıldırım
  16. Altan
  17. Topal
  18. Yalçınöz
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/4554
Tarih
15 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Bülent Polat Başvurusu (B. No: 2013/7666)
  • Kanal Beyaz Televizyon Radyo Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/3532)
  • Hasan Rahmi Özgenç Başvurusu (B. No: 2013/2418)
  • Ayişe Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4210)
  • Hikmet Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4894)
  • Hasan Özen ve Mazlum Atak Başvurusu (B. No: 2013/5423)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.