İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rıfat Namık Akvardar Başvurusu (B. No: 2013/5015)

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davada

Başvuru No2013/5015Tarih21 Nisan 2016Okuma18 dk · 3.578 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkincibölüm Rıfat Namık Akvardar Başvurusu İkinci Bölüm

Karar tarihi
21 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/5015
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.578 kelime·18 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davada

hükmedilen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılan

şikâyette mahkemenin hukuka aykırı değerlendirme yaparak karar vermesi ve

takibe esas davada tazminata karar verilmesine rağmen mevzuat hükümleri gerekçe

gösterilerek yargı kararının icra edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma

hakkının; idareden herhangi bir alacağı olan kişilerin haciz imkânına sahip

olmalarına karşın kamulaştırmasız el atmadan doğan alacak için bu yola

gidilememesi nedeniyle deeşitlik ilkesinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/3/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, murislerinden intikal eden hisse sahibi olduğu

taşınmaza davalı Belediyelerin kamulaştırmasız el attığını belirterek diğer

hissedarlarla birlikte Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.

6. Mahkeme 23/2/2011 tarihlive

E.2010/12, K.2011/46 sayılı ilamı ile başvurucu lehine davalı Antalya

Büyükşehir Belediyesi açısından 586.385,14 TL, davalı Muratpaşa

Belediyesi açısından 510.674,55 TL alacağa hükmetmiştir.

7. Başvurucu, Mahkeme kararı kesinleşmeden Antalya Büyükşehir

Belediyesi aleyhine hükmedilen alacağın tahsili için Antalya 14. İcra

Müdürlüğünün E.2011/3975 sayılı dosyasında 9/4/201 tarihinde ilamlı takip

başlatmıştır.

8. Takip sırasında borçlu Belediyenin mal varlığı üzerinde haciz

uygulanması üzerine borçlu Belediye, hacizlerin kaldırılması için Antalya 5.

İcra Hukuk Mahkemesinde şikâyette bulunmuştur.

9. Mahkeme 29/6/2012 tarihli ve E.2012/602, K.2012/611 sayılı

kararı ile şikâyeti kabul etmiş ve Belediyenin mal varlığı üzerindeki hacizleri

kaldırmıştır. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

İcra dosyasının incelenmesinde davalı alacaklı

tarafından Antalya 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2010/12, K.2011/46 sayılı

ilamına dayalı olarak ilamlı icra takibi başlatıldığı, Örnek 4-5 Ödeme emrinin

18/4/2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 22/6/2012 tarihinde icra

dosyasına dilekçe vererek haczedilmezlik itirazında

bulunduğu ve itirazın reddine karar verildiği tespit edilmiştir.

29/2/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111

sayılı kanunun geçici 2. maddesinde "bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren 15 yıl süre ile geçerli olmak üzere 04/11/1983 tarihli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesi hükmü, 04/11/1983

tarihinden sonraki kamulaştırmasız elatma işlemlerine

de uygulanır."hükmü düzenlenmiştir.

Takibe dayanak Antalya 4. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2010/12, K.2011/46 sayılı kararı kamulaştırmasızel

koymadan kaynaklanan tazminata ilişkin olduğu, bu durumda anılan yasal

düzenleme karşısında idareye ait mal hak ve alacakların haczedilemeyeceği

anlaşılmakla şikayetin kabulüne karar

verilmiştir."

10. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 12. Hukuk

Dairesinin 12/2/2013 tarihli ve E.2012/28055, K.2013/3897 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

11. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 30/5/2013 tarihli ve

E.2013/12454, K.2013/20112 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

12. Ret kararı 17/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

8/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

13. Bu arada takibe dayanak Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin

23/2/2011 tarihli kararı davalı Belediyeler tarafından temyiz edilmiş, karar,

Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/10/2012 tarihli ve E.2012/17135, K.2012/19728

sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Tüm bu nedenlerle kamulaştırmasız el atmadan

söz edilemeyeceğinden aynı nedenle diğer hissedarlar tarafından açılan ve

kesinleşen dava dosyaları da gözetilerek davanın

reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın

kabulüne karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

Davalı idareler vekillerinin temyiz itirazları

yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle

BOZULMASINA,

..."

14. Başvurucu ve diğer davacıların karar düzeltme talebi, aynı

Dairenin 11/4/2013 tarihli ve E.2013/2859, K.2013/7000 sayılı ilamı ile

reddedilmiştir.

15. Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2013/299 sırasına

kaydedilmiş; Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.

16. Mahkeme 8/11/2013 tarihli ve E.2013/299, K.2013/631 sayılı

kararı ile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...

Tüm bu nedenlerle kamulaştırmasız el atmadan

söz edilemeyeceğinden aynı nedenle diğer hissedarlar tarafından açılan ve

kesinleşen dava dosyaları da gözetilerek davanın reddine karar verilmesi

gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediğinden...." hükmün bozulmasına karar verilerek

dosya mahkememize iade edilmiştir.

Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunan

Yüksek Yargıtay bozma ilamına uyulmuş bu doğrultuda yargılamaya devam

olunmuştur.

Sonuç itibarı ile mahkememizde oluşan kanaate

ve Yüksek Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bozma ilamında bildirilen gerekçeye göre;

dava konusu parselin daha önce kamulaştırılmış ve kamulaştırma bedelinin

ödenmiş olduğu anlaşıldığından hükmen tescil kararının tapuya işlenmemiş olması

mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağından

davanın reddine karar vermek gerekmiştir."

17. Başvurucu ve diğer davacıların temyizi üzerine karar,

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 16/11/2015 tarihli ve E.2014/20691, K.2015/16485

sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Her nekadar

mahkemece davanın kabulüne dairverilen ilkkararın yapılan temyiz incelemesi sonucundaYargıtay

5. Hukuk Dairesi tarafından davanın reddine karar verilmesi gerekçesi ile

bozulmuş ise de, bozma ilamında davaya konu taşınmazın idare adına tesçiline dayanak mahkeme ilamınınhangisi

olduğu gibi hususlarında herhangi biraçıklanma

yapılmadığı için ve bu anlamda maddi hataya dayalı bozma ilamına mahkemece

uyulmuş olmasının davalılar lehine usulükazanılmış

hak teşkil etmeyeceği tesbit edilmiştir.

...

.. eksik inceleme ve

yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi

isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün

HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,

..."

18. Dosya, davalı Belediyelerin talebi üzerine karar düzeltme

için Yargıtay 18. Hukuk Dairesine gönderilmiş; karar düzeltme incelemesi henüz

sonuçlanmamıştır.

B. İlgili Hukuk

19. Başvuru konusu dava tarihinde yürürlükte olan 4/11/1983

tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun, Anayasa Mahkemesinin 1/11/2012

tarihli ve E. 2010/83, K.2012/169 sayılı kararı ile iptal edilmeden önceki

geçici 6. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış

veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile

4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına

ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya

kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle

malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından

ilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma

yoluna gidilmesi esastır.

...

Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu

madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması halinde, idarelerin

yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerden yüzde iki pay

ayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam

tutarını aşması halinde, ödemeler, sonraki yıllara sari

olacak şekilde, garameten ve taksitlerle

gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları

dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni

faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine,

üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu

maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.

Bu maddenin tazminata ilişkin hükümleri, vuku

bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el

koymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü

gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır. Evvelce açtıkları

davalar sonunda tazminat almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerden

dolayı davaları reddedilmiş olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka ve gerekse milletlerarası hukuka göre

evvelce açtıkları davalar sonunda hak kazanmış oldukları tazminat henüz

ödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada

belirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya

ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.

...

Bu madde uyarınca ödenecek olan tazminatın

tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.”

20. Başvuru konusu dava tarihinde yürürlükte olan 13/2/2011

tarihli ve 6111 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesinin 1/11/2012 tarihli ve

E.2010/83, K.2012/169 sayılı kararı ile iptal edilmeden önceki geçici 2.

maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten

itibaren onbeş yıl süreyle geçerli olmak üzere;

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun

geçici 6 ncı maddesi hükmü, 4/11/1983 tarihinden

sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemlerine de uygulanır. Ancak, bu tarihten

sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemleri sebebiyle açılan tazminat

davalarında verilen ve kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden 2942 sayılı

Kanunun geçici 6 ncımaddesinin yedincifıkrasıuyarıncaödemelerdekullanılmaküzere,

ihtiyaç olması halinde, idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için

öngörülen ödeneklerden ayrıca yüzde beş pay ayrılır."

21. 2942 sayılı Kanun'un, Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014

tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı kararı ile iptal edilmeden önceki

24/05/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile değişik geçici6.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış

veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile

4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına

ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya

kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle

malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet

hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer

işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak

işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.

...

Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu

madde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi

yönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için

öngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve

Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve

hizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi,

belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe

gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri

toplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen

alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,

ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten

ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile

alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı

Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı

gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları

da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem

yapılabilir.

Bu maddenin bedele ilişkin hükümleri, vuku

bulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız el

koymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü

gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır. Evvelce açtıkları

davalar sonunda tazminat almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerden

dolayı davaları reddedilmiş olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka ve gerekse milletlerarası hukuka göre

evvelce açtıkları davalar sonunda hak kazanmış oldukları tazminat henüz

ödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada

belirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya

ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.

...

... Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya

kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu

maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.

Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin

tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.

...

4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe

girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması

hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına

ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare

tarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce

malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra

vekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre

bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve

işlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra

kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci

fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan

taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır."

22. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 82.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:

1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında

haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,

…”

23. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu’nun (HUMK) yürürlükte olan 443. maddesinin dördüncü fıkrasışekildedir:

"Gayrimenkule ve buna mütaallik

aynı haklara ve aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz."

24. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun geçici 3. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bölge adliye mahkemelerinin göreve

başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar

hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236

sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü

madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."

25. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22/3/2011 tarihli ve

E.2010/23405, K.2011/4222 sayılı ilamının ilgili kısımları şöyledir:

"...

HUMK. nun

443/4.maddesi gereğince taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara ilişkin hükümler

kesinleşmedikçe icra edilemez. Somut olayda takibe dayanak yapılan ilam,

kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat alacağına bağlı bir ilamdır. Her ne

kadar mahkemenin hüküm fıkrasında "tapu iptaline...el konulan taşınmazın

mülkiyetinin tapudan yol olarak terkinine..." karar verilmişse de, ilamdaki bu hüküm kamulaştırmasız el atma tazminatının

yasadan doğan sonucu olup, taşınmazın aynının ihtilaflı olduğunu göstermez. Bu

nedenle dayanak ilam, tazminat alacağına ilişkin olup, HUMK.nun

443/4.maddesi gereğince ilamın infazı için kesinleşmesine gerek

bulunmamaktadır.

..."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 21/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; tapuda adına hisseli olarak kayıtlı olan

taşınmaza davalı Belediyelerce el atılması üzerine açtığı davada lehine

hükmedilen tazminat alacağını icra yoluyla talep ettiği hâlde ödeme

yapılmadığını, İcra Mahkemesinin 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. ve 6111 sayılı

Kanun’un geçici 2. maddesinde yer alan kamu mallarının haczedilmezliğine

ilişkin hükümleri gerekçe göstererek takip borçlusu Belediyenin mal varlığına

koydurduğu haczi kaldırdığını, esasen 2942 sayılı Kanun'un geçici 6.

maddesindeki haciz yasağının uzlaşma hükümlerine göre yapılacak işlemlerde

geçerli olduğunu, dava konusu olayda uzlaşma hükümlerinin uygulanmadığını, yine

Kanun hükmünün 1956 ile 1983 yılları arasında yapılan el atmaları kapsadığı

hâlde olayda el atmanın 1983 yılından önce yapıldığına ilişkin tespitin de

yapılmadığını, Kanun'un geçici 6. maddesinin tüm kamulaştırmasız el atma

davaları sonucu verilen tazminat kararlarına uygulanmak suretiyle davalı

Belediyenin ödeme yükümlülüğünden kurtarılmasının mülkiyet hakkını

zedelediğini, idareden herhangi bir alacağı olan kişinin idareye karşı haciz

yapabilme imkânı olmasına rağmen Kanun kapsamındaki tazminat alacaklısına haciz

yolunun kapatılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, Mahkemenin Kanun hükmünü

yanlış yorumlayarak dava konusu olayı geçici 6. madde kapsamında

değerlendirerek karar verdiğini belirterek Anayasa’nın 10., 35. ve 36.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesindedüzenlenen hakkının ihlal edildiği iddiasının,

Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

29. Yine başvurucunun, İcra Mahkemesinin dava konusu olayda

mevzuat hükümlerinde belirtilen haczedilmezlik

kuralını uygulayamayacağı, Kanun'un kapsam itibarıyla yanlış uygulandığı

iddiası ile mülkiyet hakkına ilişkin şikâyetinin temel olarak kamu mallarının haczedilmezliğine dair hükümler nedeniyle tazminata ilişkinyargı kararının icra edilememesine dayandığı

anlaşılmaktadır. Başvurucunun takibe dayanak Mahkeme ilamının kesinleşmesini

beklemeden 9/4/2011 tarihinde alacağını tahsil etmek amacıyla icraya koyduğu,

takip devam ederken ilama karşı davalı Belediyeler tarafından temyiz yoluna

başvurulması üzerine kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/10/2012 tarihli

ilamı ile bozulduğu, Mahkemenin bozma ilamına uyarak 8/11/2013 tarihinde davayı

reddettiği, bu kararın da temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin

16/11/2015 tarihli ilamı ile hükmün bir kez daha bozulduğu ve yargılamanın

devam ettiği anlaşılmıştır. Başvurucu, ilk bozma kararından sonra 8/7/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

30. Bu açıklamalar ışığında başvurucunun Yargıtay tarafından

bozularak ortadan kaldırılan Mahkeme ilamına bağlı olarak ileri sürdüğü

alacakla ilgili, mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin

bulunmadığı anlaşılmış ve ihlal iddialarıyla ilgili bu kapsamında bir

değerlendirme yapılmamıştır. Bu açıdan başvuru, adil yargılanma hakkı

kapsamında değerlendirilmiştir.

31. Başvurucu, açtığı tazminat davasında kamulaştırmasız el atma

nedeniyle lehine hükmedilen tazminatı icra yoluyla talep ettiği hâlde

ödenmemesi sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

33. Anayasa’nın 138. maddesinin 4. fıkrası şöyledir:

“Yasama ve yürütme organları ile idare,

mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını

hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

34. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan

zararı ödemekle yükümlüdür.”

35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

36. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan gerekse AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 38).

37. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda

toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,

haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma

hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada

bulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir

haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).

38. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası; herkesin yargı

organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilmesini, bunun doğal sonucu olarak

da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkını güvence altına almıştır. Anılan

maddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, bir temel hak niteliği

taşımanın ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı

ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamda

yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunu

ve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının

geciktirilemeyeceğini ifade eden Anayasa’nın 138. maddesinin adil yargılanma

hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Mustafa Demirtaş, B. No: 2013/2002,

30/12/2014, § 51).

39. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmediği için AİHM, mahkemeye

erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının yerine getirilmesi hakkını

adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM’e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme

önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme

haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini

tamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir unsurdur. Karar

uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40). Bu çerçevede

AİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının lehine karar verilen tarafın

zarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda mahkemeye erişim hakkının bir

anlam ifade etmeyeceğini ve yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesinin 6.

madde anlamında “dava”nın tamamlayıcı unsuru

olduğunu vurgulamaktadır (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34).

40. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukuka

uygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargı

kararlarına uymasını gerektirmektedir. İdareler yargı kararını uygulamayı

reddediyor, ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa bu durumda davada

taraf olan kişinin davanın aşamaları süresince yararlandığı Sözleşme’nin 6.

maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybedecektir. AİHM,

bu yorumuyla bir yargı yerine ulaşma hakkının sadece teorik olarak bu hakkın

tanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasına

yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmektedir (Arman Mazman, B.

No: 2013/1752, 26/6/2014, § 60).

41. Anayasa’nın 138. maddesinde mahkeme kararlarına uyma, bu

kararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organları

ile idare makamları lehine herhangi bir istisna kuralına yer verilmemiştir.

Yargı kararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerine getirilmediği

bir devlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak ve

özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla

devlet, yargı kararlarının zamanında yerine getirilmesini sağlayarak bireyler

aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamu

otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumakla

yükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette,

bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını koruma

adına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında yerine

getirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (Arman Mazman, § 61).

42. Bireyin mülkiyet hakkına hukuka aykırı olarak müdahale eden

idarenin kesinleşen mahkeme kararlarıyla hükmedilen alacakları veya

tazminatları ödememekte ısrar etmesi hâlinde yargı kararlarının yerine

getirilmesi hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamında ihlal edilmiş olur (Arman Mazman, §

68).

43. Başvuru konusu olayda, başvurucunun tapuda hisseli olarak

adına kayıtlı olan taşınmaza davalı Belediyelerin kamulaştırma işlemi

yapmaksızın müdahale ettiklerini iddia ederek açtığı tazminat davasında

Mahkemenin, 23/2/2011 tarihli kararıyla davalı Antalya Büyükşehir Belediyesi

açısından 586.385,14 TL, davalı Muratpaşa Belediyesi

açısından 510.674,55 TL bedelin tazminat olarak başvurucuya ödenmesine karar

verdiği anlaşılmıştır.

44. Başvurucu, Mahkeme kararının kesinleşmesini beklemeden

Büyükşehir Belediyesi aleyhine hükmedilen alacağın tahsili amacıyla Antalya 14.

İcra Müdürlüğünün E.2011/3975 sayılı dosyasında ilamlı takip başlatmış, takip

sırasında borçlu Belediyenin mal varlığı üzerinde haciz uygulanması üzerine

Belediye, Antalya 5. İcra Hukuk Mahkemesinde haciz işlemine yönelik şikâyette

bulunmuş, İcra Mahkemesinin 29/6/2012 tarihli kararı ile 2942 sayılı Kanun’un

geçici 6. ve 6111 sayılı Kanun’un geçici 2. madde hükümlerini gerekçe

göstererek borçlu belediyenin mal varlığının üzerindeki hacizleri kaldırdığı

anlaşılmıştır.

45. Bu arada takibe dayanak Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin

23/2/2011 tarihli kararının davalı Belediyeler tarafından temyiz edildiği,

kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/10/2012 tarihli ilamı ile "davanın reddine karar verilmesi

gerektiği" belirtilerek bozulduğu, Mahkemece bozma ilamına

uyularak 8/11/2013 tarihinde davanın reddedildiği, bu kararın da temyizi

üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 16/11/2015 tarihli ilamı ile hükmün bir

kez daha bozulduğu ve yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.

46. 1086 sayılı mülga Kanun'un yürürlükte olan 443. maddesinin

dördüncü fıkrasında, gayrimenkule ve gayrimenkulün aynına ilişkin ilamlar ile

aile ve şahsın hukukuna ilişkin hükümlerin kesinleşmedikçe takibe konu

edilemeyeceği hususu düzenlenmiştir. Bu itibarla kamulaştırmasız el atma

nedeniyle verilen tazminata ilişkin ilamların kesinleşmeden icraya konulmasına

engel bir hüküm bulunmamaktadır.

47. Somut olayda başvurucu, Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin

23/2/2011 tarihli kararı kesinleşmeden icra takibi başlatmış ancak borçlu

Belediyenin mal varlığına konulan hacizlerin İcra Mahkemesi tarafından

kaldırılması nedeniyle takipten bir sonuç alamamıştır. Mevzuat hükümlerine göre

takibe dayanak ilamın kesinleşmeden icraya konulabilmesi mümkün ise de takip

tarihinden sonra hükmün Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/10/2012 tarihli ilamı

ile bozularak ortadan kaldırıldığı, yargılamanın devam ettiği, dolayısıyla

takibe esas alacağın ihtilaflı olduğu bu yönüyle kesinleşmiş ve icra edilebilir

bir yargı kararının bulunmadığı anlaşılmıştır.

48. Buna göre başvurucunun Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin

23/2/2011 tarihli kararının infaz edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasının; kararın yerine getirilmesini isteme hakkı bağlamında

değerlendirilebilecek kesinleşmiş, bağlayıcı ve icra edilebilir nitelikte bir

yargı kararının bulunmaması nedeniyle yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle adil yargılanma yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Ali Feyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Raportör : Yakup MACİT Başvurucular : Rıfat Namık AKVARDAR Vekili : Av. Necati YILMAZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/5015, 21 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun açıkça
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/5015
Tarih
21 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Elif Şekerleme ve Gıda Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/9085)
  • Mehmet Bayram Başvurusu (B. No: 2013/5963)
  • Servet Sancar Başvurusu (B. No: 2013/2734)
  • İ.r.s ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7064)
  • Mukadder Aksoy ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2943)
  • Albına Kıyamova Başvurusu (B. No: 2013/3187)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.