İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Bayram Başvurusu (B. No: 2013/5963)

1. Başvuru; başvurucunun 1993 yılından beri kayıp olan oğlunun

Başvuru No2013/5963Tarih13 Nisan 2016Okuma17 dk · 3.350 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Bayram Başvurusu

Karar tarihi
13 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/5963
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.350 kelime·17 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; başvurucunun 1993 yılından beri kayıp olan oğlunun

güvenlik güçleri tarafından düzenlenen bir operasyon sırasında öldürüldüğüne

ilişkin medyada yer alan iddialar üzerine yaptığı şikâyetten sonra başlatılan

ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 1/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine İzmir 7.

Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 12/12/2013 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 12/12/2013 tarihinde yapılan toplantıdabaşvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 7/1/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

20/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanını 3/2/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi aracılığıyla incelenen başvuruya konu

soruşturma dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun oğlu olan 1977 doğumlu S.B., başvurucu ile

birlikte Diyarbakır'da ikamet etmekte iken 1993 tarihinde üniversiteye giriş

sınavlarına hazırlanmak için bir kursa katılmak üzere İstanbul'a gitmiştir.

9. Başvurucu, S.B.nin 1993 yılında

İstanbul iline gitmesinden sonra bir daha kendisinden haber alamamıştır.

10. Başvurucu, kendisinden haber alamadığı oğlu hakkında ilgili

Cumhuriyet başsavcılığına veya herhangi bir kolluk birimine kayıp başvurusunda

bulunmamıştır.

11. Başvurucu, bu olaydan bir süre sonra İzmir iline taşınmış ve

burada yaşamaya başlamıştır.

12. Başvurucu 16/12/2011 tarihinde İzmir İnsan Hakları Derneğine

(İHD) dilekçe ile başvurmuş ve 11/5/1999 tarihinde Şırnak ilinin Ballıkaya köyü kırsal bölgesinde oğlunun da arasında

bulunduğu ve bir terör örgütünün mensuplarından oluşan yirmi kişilik bir grubun

Türk Silahlı Kuvvetlerince (TSK) düzenlenen bir operasyonda öldürüldüğünü ileri

sürmüş, oğlunun naaşına ulaşabilmesi ve olayda

sorumlulukları bulunanların cezalandırılması için yardım istediğini

belirtmiştir.

13. İHD, söz konusu dilekçeyi ilgi tutarak 16/12/2011 tarihinde iddiaya

konu olay hakkında Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda

bulunmuştur.

14. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu dilekçenin

kendisine ulaşmasından sonra olay hakkında soruşturma başlatmış ve 10/1/2012

tarihinde başvurucunun dilekçesine konu olayın Ballıkaya

köyünde gerçekleştiği ve bu yerin yargı çevresinin dışında bulunduğu

gerekçesiyle yer bakımından yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını

Silopi Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.

15. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı)

soruşturma dosyasının ulaşmasından sonra 19/1/2012 tarihinde Silopi İlçe

Jandarma Komutanlığına (İlçe Jandarma Komutanlığı) müzekkere yazarak 1999

yılında Ballıkaya köyünde iddia edildiği gibi bir

olayın yaşanıp yaşanmadığını ve böyle bir olay yaşanmış ise komutanlıkları

tarafından bu konuda herhangi bir tahkikat yapılıp yapılmadığını sormuştur.

16. İlçe Jandarma Komutanlığı 26/1/2012 tarihli cevap yazısında

9/5/1999 ile 14/5/1999 tarihlerinde 23'üncü Piyade Tugay Komutanlığı tarafından

Cudi Dağı'nın doğu bölgesinde, anılan bölgeyi de içeren ve "Ballıkaya-Cevizli Operasyonu" adı verilen bir

operasyonun icra edildiğini, bu operasyon sonucunda güvenlik güçlerinden

birinin şehit düşüp bir kısmının yaralandığını, ayrıca terör örgütü mensuplarının

bir kısmının öldürüldüğünü, olayın 18/5/1999 tarihli yazılı mesajla Cumhuriyet

Başsavcılıklarına bildirildiğini, ayrıca Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının

olaya ilişkin bir soruşturmasının bulunduğunu bildirmiş ve yazıya, bu konu

hakkında Şırnakİl Jandarma Komutanlığına gönderdiği

18/5/1999 tarihli ve 99/3353 sayılı yazılı mesajını ve Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığının 12/10/1999 tarihli ve 1999/1429 Hz. A.Ç. sayılı yazısını

eklemiştir.

17. İlçe Jandarma Komutanlığının söz konusu yazıya eklediği ve

18/5/1999 tarihinde İl Jandarma Komutanlığına gönderdiği "Terör Olayı Ayrıntılı Raporu"

başlıklı yazılı mesajında, 23'üncü Piyade Tugay Komutanlığı tarafından icra

edilen operasyon sırasında, güvenlik güçleri ile terör örgütü mensupları

arasında yaşanan silahlı çatışmanın 11/5/1999 tarihinde saat 20.40 sıralarında

başlayıp aralıklarla devam ettikten sonra 13/5/1999 tarihinde saat 16.30

sıralarında sona erdiği, çatışmanın Silopi ilçesinin Ballıkaya

köyü hudutlarında gerçekleştiği, çatışma sonucunda bir silahlı personelin şehit

olduğu, operasyonun icrası sırasında silahlı personel ile birlikte hareket eden

terör örgütünün eski bir mensubunun (Soruşturma belgelerinde itirafçı S.N.

şeklinde anılmaktadır.) öldüğü, dokuz er ve iki geçici köy korucusunun yaralandığı;

ayrıca biri sağ, otuz biri ise ölü olmak üzere toplam otuz iki teröristin ele

geçirildiği bildirilmiş; mesaj yazısında olayda ölen ve yaralanan güvenlik

güçlerinin açık kimlikleri belirtilmiş, öldürülen terör örgütü mensuplarının

kimlikleri hakkında herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.

18. İlçe Jandarma Komutanlığının aynı yazıya eklediği Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığının 12/10/1999 tarihli Komutanlıklarına gönderdiği

yazısında ise söz konusu Cumhuriyet Başsavcılığınca Komutanlıklarına 9/5/1999

ile 14/5/1999 tarihleri arasında söz konusu bölgede icra edilen operasyonda

terör örgütü mensupları ile yaşanan silahlı çatışmada itirafçı S.N.nin yaşamını yitirmesi olayı ile ilgili olarak bir

takip dosyasının açılması, faillerin yakalanıncaya kadar takibata ve istihbarat

çalışmalarına devam olunması talimatının verildiği anlaşılmıştır.

19. Cumhuriyet Başsavcılığı, bu yazışmalardan sonra başvurucunun

ikamet ettiği İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazarak başvurucunun

müşteki sıfatıyla şikâyet ve delillerinin tespit edilmesini istemiştir.

20. Başvurucunun 10/2/2012 tarihinde Buca Polis Merkezi Amirliği

tarafından müşteki sıfatıyla alınan ifadesinde özetle İHD'ye

verdiği dilekçeyi aynen tekrar ederek bu dilekçeyi vermesinden yaklaşık bir

hafta önce ulusal yayın yapan televizyon kanalında yayımlanan adını

hatırlamadığı bir programda 11/5/1999 tarihinde Şırnak ilinin Ballıkaya köyünde terör örgütü mensuplarının öldürüldüğüne

ilişkin haber dinlediğini, bu haberde ölenlerin isimlerinin de açıklandığını,

bu isimler arasında oğlunun da isim ve soy ismine yer verildiğini ancak söz

konusu haberde ölenlerin açık kimliklerinin belirtilmediğini, oğlunun

yaşadığına veya öldüğüne ilişkin herhangi bir delilinin bulunmadığını ve bu

olayı gören veya duyan bir kişiyi de tanımadığını söylemiştir.

21. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/3/2012 tarihinde İlçe Jandarma

Komutanlığına yeniden müzekkere yazarak söz konusu olayda ölen terör örgütü

mensuplarının açık kimlik bilgilerinin bildirilmesini ve olayla ilgili tüm

evrakların gönderilmesini istemiş, Komutanlığın 15/4/2012 tarihli cevap

yazısıyla kendilerinde olaya ilişkin tahkikata ait belgelerin sadece

fotokopilerinin bulunduğu ancak bu belgelerde öldürülen terör örgütü

mensuplarının kimlik bilgilerinin bulunmadığı bildirilmiş ve söz konusu

belgeler Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

22. Olay hakkında belirtilmeyen bir tarihte, operasyonda görev

alan kolluk görevlileri tarafından olay yeri tespit tutanağının ve basit

krokisinin düzenlendiği ayrıcaİlçe Jandarma

Komutanlığı tarafından 20/5/1999 tarihinde Şırnak İl Jandarma Komutanlığına

"Ballıkaya Operasyonu" konulu bir

müzekkerenin yazıldığı bu belgelerden anlaşılmıştır.

23. Anılan olay yeri tespit tutanağında 9/5/1999 ile 14/5/1999

tarihleri arasında icra edilen operasyonda 11/5/1999 tarihinde saat 10.00

sıralarında terörist grupla ilk temasın sağlandığı, takibin sürdürülmesi

sonrasında grubun bir mağarada sıkıştırıldığı, akabinde silahlı çatışmanın

başladığı, bu çatışma sırasında S.N. isimli itirafçının yaşamını yitirdiği,çatışmanın devamında kolluk görevlilerinin bir

kısmının yaralandığı, yaralanan görevlilerden bir kısmının hayati tehlikesinin

bulunması nedeniyle bu görevlilerin olay yerine gelen helikopterlerle yakın

bölgedeki hastanelere sevkinin sağlandığı, çatışmanın sonraki günlerdede aralıklarla devam edip 14/5/1999 tarihinde

sonlandığı, çatışma sonucunda biri sağ, yirmi dokuzu ölü olmak üzere toplam

otuz teröristin etkisiz hâle getirildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

24. Olay yeri basit krokisinde ise çatışmanın gerçekleştiği mevkinin ve mağaranın yerinin işaretlendiği görülmüştür.

25. İlçe Jandarma Komutanlığının söz konusu 20/5/1999 tarihli

yazısında 11/5/1999 tarihinde Ballıkaya kırsalında

gerçekleşen silahlı çatışma sonucunda biri sağ, otuz biri ölü olmak üzere

toplam otuz iki teröristin etkisiz hâle getirildiği, bu çatışmada bir

astsubayın şehit olduğu, dokuz erbaş ve er ile iki köy korucusunun yaralandığı,

sağ olarak ele geçirilen H... kod adlı kişinin yer göstermesi sonucu terör

örgütü mensuplarının kullandığı mağarada pek çok silah ve mühimmatın ele

geçirildiği, adı geçen teröristin İl Jandarma Komutanlığında tutulduğu

bildirilmiştir.

26. Cumhuriyet Başsavcılığı 26/3/2012 tarihinde Diyarbakır

Cumhuriyet Başsavcılığına da müzekkere yazarak söz konusu olaya ilişkin

Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen bir soruşturmanın bulunup

bulunmadığını, bulunmakta ise ölen teröristler arasında S.B. isimli bir kişinin

de olup olmadığının araştırılmasını, araştırma sonucunda S.B. isimli kişi

olduğu tespit edilirse bu kişiye ait ölü muayene ve otopsi tutanakları ile olay

tutanağı ve varsa dosyaya ilişkin karar evrakının gönderilmesini istemiştir.

27. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 7/6/2012 tarihli cevap

yazısında 12/10/1999 tarihinde Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan

yazışma dosyasının incelenmesi sonucu S.B.ye ait otopsi tutanağına

rastlanmadığı bildirilmiştir.

28. Cumhuriyet Başsavcılığı 25/6/2012 tarihli ve 2012/710 sayılı

kararıyla olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Yapılan soruşturma esnasında müşteki Mehmet Bayram'ın beyanının

alındığı, özetle; oğlu S... B...'ın

1993 yılında İstanbul'da üniversite hazırlık kursuna giderken kaybolduğunu ve o

günden beri haber alamadığını, İzmir İnsan Hakları Derneğine dilekçeyi

kendisinin verdiğini, dilekçeyi vermeden yaklaşık 1 hafta kadar önce bir haber proğramında 11.05.1999 tarihinde Şırnak İlinin Bilika Köyünde 21 gencin öldürüldüğüne dair bir haber gördüğünü,

ölenlerin isimleri arasında S... B...'nin isminin de geçtiğini, ancak açık kimlik bilgilerinin

olmadığını ... oğlunun öldüğüne veya yaşadığına dair hiçbir delili olmadığını,

sorumlulardan davacı ve şikayetçi olduğunu beyan ettiği,

Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı'na yazılan müzekkere cevabında, 09-14

Mayıs 1999 tarihinde Cudi Dağı doğu bölgesinde Ballıkaya-Cevizli

adı altında bir operasyon icra edildiğinin, 1'i sağ 31'i ölü olmak üzere 32

teröristin ele geçirildiğinin ... belirtildiği,

Söz konusu olaya ilişkin soruşturma dosyasının

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığında olduğunun tespit edildiği ve ölen

teröristler arasında S... B... isminde bir şahsın olup

olmadığının sorulduğu, gelen cevapta S... B...'a ait

herhangi bir kayda rastlanmadığının belirtildiği,

Şikayetçinin başvurusu üzerine girişilen tahkikat sonucunda, oğlu S... B...'ın 09-14 Mayıs 1999 tarihinde

yapılan operasyonda öldüğüne dair herhangi bir delil elde edilemediği, zira

kendisinin de bu hususta televizyon haberi dışında bir bilgisinin olmadığı, bu

haberde açık kimlik bilgilerinin dahi geçmediği, müştekinin iddialarının

tamamen soyut olduğu anlaşılmakla;

Açıklanan nedenlerle olay nedeniyle kamu adına kovuşturma yapılmasına

yer olmadığına (karar verildi)."

29. Başvurucunun bu karara itirazı Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin

(Ağır Ceza Mahkemesi) 8/8/2012 tarihli ve 2012/712 Değişik İş sayılı kararıyla

başvurucunun ifadesinde geçen televizyon programının ilgili televizyon

kanalından araştırılmamasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçesiyle

kabul edilmiş ve soruşturmaya devam edilmesi için dosya, Cumhuriyet

Başsavcılığına gönderilmiştir.

30. Cumhuriyet Başsavcılığı, itiraz üzerine verilen kararda

belirtilen eksikliği tamamlamak üzere ilgili televizyon kanalına 11/10/2012

tarihinde müzekkere yazmış ve kanallarında 1/12/2011 ile 16/12/2011 tarihleri

arasında Ballıkaya köyünde 11/5/1999 tarihinde yirmi

bir gencin öldürüldüğüne dair bir haberin yapıldığının anlaşıldığını belirterek

söz konusu habere konu yayınlara ilişkin olarak fotoğraf, video gibi verilerin

tespitine çalışılmasını ve belirlendiğinde gönderilmesini istemiştir.

31. Söz konusu televizyon kanalı, Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderdiği 6/11/2012 tarihli yazısıyla sistemlerinde bulunan yayınların isim,

saat ve yayın gününe göre kaydedilmekte olduğunu, haber içeriğine göre bir

kayıt sistemlerinin bulunmadığını, görüntülerin hangi gün ve saatte

yayımlandığı bilgisi taraflarına verilmedikçe istenilen yayın kaydını tespit

edebilmelerinin mümkün olmadığını bildirmiştir.

32. Televizyon kanalı aynı mahiyetteki başka bir yazıyı

6/11/2012 tarihli yazısının ulaşamamış olması ihtimaline binaen 26/3/2013

tarihinde yeniden göndermiştir.

33. Cumhuriyet Başsavcılığı 11/4/2013 tarihli ve 2013/422 sayılı

kararıyla olay hakkında yeniden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde önceki karardaki gerekçelere de yer verilmiş

olup farklı olan bölümü şöyledir:

"C... T... televizyonuna müzekkere

yazılarak 1/12/2011-15/12/2011 tarihlerinde yayınlanan programa ilişkin

görüntülerin istendiği, gelen cevapta yayın ismi, günü ve saatinin müşteki

tarafından da bilinmediği, alınan ifadede bunun geçmediği ve bu nedenle

kayıtlara ulaşılamadığı, ayrıca geniş kapsamlı araştırma sonucu S... B...'ın böyle bir olayda öldüğüne

dair hiçbir delil de olmadığı, bu hususta televizyon programı haberi dışında

bir delil olmadığı, bu haberde açık kimlik bilgilerinin dahi geçmediği,

müştekinin iddialarının tamamen soyut olduğu anlaşılmakla; olay nedeniyle kamu

adına kovuşturmaya yer olmadığına (karar verildi)."

34. Anılan karara başvurucunun itirazı, Ağır Ceza Mahkemesinin

3/6/2013 tarihli ve 2013/420 Değişik İş sayılı kararıyla kesin olarak

reddedilmiştir. Ret gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...

Silopi

Cumhuriyet Başsavcılığının Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair kararının

gerekçelerinin yerinde olduğu, dosya içerisindeki delillerle uyumlu olduğu,

müştekinin alınan beyanında, oğlu S... B...'ın TSK tarafından öldürülen teröristlerin içerisinde adının

geçtiğine ilişkin haberin C... T... televizyonunda

yayınlandığını beyan ettiği, C... T...'e müzekkere

yazılmış olduğu, verilen cevapta yayının ismi, günü, saati tam olarak

bildirilmeden görüntülerin gönderilemeyeceğinin bildirildiği, müştekinin

beyanında yayının tam gün ve saatini bildirememiş olduğu tahmini ve soyut

beyanda bulunmuş olabileceği, müştekinin beyan ettiği olayla ilgili

soruşturmanın halen Diyarbakır C.Başsavcılığında

devam ettiği ve bu soruşturmada S... B... ile ilgili

bir bilgi bulunmadığı anlaşılmakla

itirazın reddi yönünde karar vermek gerekmiştir.

..."

35. Nihai karar başvurucuya 2/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiş

olup başvurucu otuz günlük yasal süresi içinde 1/8/2013 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

36. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun

"Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar"

kenar başlıklı 172. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1)Cumhuriyet

savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe

oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması

hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar suçtan zarar gören

ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir.

Kararda, itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir."

37. 5271 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet

savcısının kararına itiraz" kenar başlıklı 173. maddesinin

18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun'un 71. maddesi ile değişiklik yapılmadan

önceki (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1)

Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ

edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet

savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır

ceza mahkemesine itiraz edebilir."

38. 5271 sayılı Kanun'un "Karar"

kenar başlıklı 271. maddesi şöyledir:

"(1)

Kanunda yazılı haller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapmaksızın

karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sora müdafi

veya vekil dinlenir.

(2) İtiraz

yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.

(3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.

(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları

kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı

itiraz yoluna gidilebilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 13/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu, oğlunun bir terör operasyonu kapsamında TSK

tarafından öldürüldüğünü bir haber kanalından öğrendiği iddiasıyla şikâyetçi

olduğu soruşturma dosyasında, Cumhuriyet Başsavcılığınca etkili bir soruşturma

yapılmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini

belirterek Anayasa’nın 17., 19., 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş; oğlu hayatta ise sağ olarak teslimini, ölü ise cesedinin teslim

edilmesini ayrıca soruşturmanın yenilenerek varsa sorumluların

cezalandırılmasını ve bu olay nedeniyle yıllardır duyduğu acı ve elemin bir

nebze telafisine yönelik olarak tazminat taleplerinin saklı tutulmasına karar

verilmesini talep etmiştir.

41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun oğlunun yaşamını yitirdiği

iddiasıyla başlatılan soruşturmanın etkili yürütülmediği iddiasının,

Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

B. Değerlendirme

42. Başvurucunun şikâyetlerinin özü, oğlunun güvenlik güçleri

tarafından gerçekleştirilen operasyon kapsamında yaşamını yitirdiği iddiasının

etkili bir şekilde soruşturulmaması suretiyle yaşam hakkının usul boyutunun

ihlal edildiğine ilişkindir.

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği, yaşamını kaybettiği iddia edilen kişi açısından bu hakka yönelik bir

başvuru ancak olay nedeniyle mağdur olduğunu ileri süren öldüğü iddia edilen

kişinin yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucu,öldüğü iddia edilen

kişinin babasıdır. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik

bulunmamaktadır.

44. Bakanlığın konu hakkındaki görüşünde öncelikle başvurucunun

şikâyetlerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 2. maddesi ve

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları uyarınca yaşam hakkı

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edilerek Sözleşme'nin 2.

maddesinin yalnızca kasıtlı ve kanunsuz ölüme sebebiyet vermekten kaçınma

zorunluluğu değil aynı zamanda ölüm olaylarını etkili bir şekilde soruşturmayı

içeren usul yükümlülüğünü de içerdiği, soruşturmanın sorumluların belirlenmelerine

ve gerekirse cezalandırılmalarına yol açabilecek nitelikte etkili olması

gerektiği, usul yükümlülüğünün somut olayda varılan sonuçla değil bu sonucu

doğuran araçlarla ilgili bir yükümlülük olduğu, yetkililerin somut olaya

ilişkin delillerin toplanabilmesi için kendilerinden beklenen bütün makul

önlemleri almalarının gerektiği ifade edilmiştir.

45. Bakanlık görüşünde yine AİHM kararlarına dayanılarak bir

soruşturmanın ayrıca maktulün ailesinin meşru çıkarlarının korunması için

gerektiği ölçüde kendilerine açık olması gerektiği, etkili soruşturma için

zımni olarak makul bir özen ve sürat şartının mevcut olduğu belirtilmiştir.

46. Bu kapsamda Bakanlık görüşünde soruşturma kapsamında yapılan

işlemler kronolojik olarak belirtilmiş; soruşturmanın bağımsız ve tarafsız

Cumhuriyet Savcısı tarafından yürütüldüğü, başvurucunun ifadesinin alındığı,

başvurucunun iddiası doğrultusunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, İlçe

Jandarma Komutanlığı ve ilgili televizyon kanalıyla yazışmaların yapıldığı,

ayrıca başvurucunun verilen kararlarla ilgili itiraz hakkını kullanabildiği,

soruşturmanın 16/12/2011 tarihli şikâyet dilekçesi ile başlayıp Ağır Ceza

Mahkemesinin 3/6/2013 tarihli nihai kararıyla 1 yıl 5 ay 17 gün sürdüğü ifade

edilmiştir.

47. Bakanlık görüşünde son olarak başvurucunun oğlunun 1993

yılından beri kayıp olduğunu belirtmesine rağmen soruşturma kapsamında verdiği

ifadesinde Emniyet Müdürlüğü veya Jandarma Komutanlığına başvuruda

bulunmadığını da belirttiği ifade edilerek söz konusu AİHM içtihatları ve yukarıda

belirtilen hususlar ışığında başvurucunun etkili soruşturma yapılmadığı

yönündeki şikâyetlerinin değerlendirilmesi konusunda takdirin Anayasa

Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.

48. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı sunduğu cevabında

başvuru formundaki iddialarını yinelemiş; ayrıca 1993 yılından sonra oğlundan

haber alamaması üzerine herhangi bir makama, kayıp başvurusunda bulunmamasına

gerekçe olarak oğlunun muhtemelen bir terör örgütünün dağ kadrosuna katıldığını

düşünmesini ve bu konuyu resmî mercilere ilettiği takdirde meselenin

aleyhlerine değerlendirilebileceğinden çekinmesini göstermiştir.

49. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

50. Öncelikle belirtilmelidir ki soruşturma makamlarının, olayın

gelişimine ve delillerin elde edilmesine ilişkin olarak ölen kişilerin yakınlarının

her türlü iddialarını ve taleplerini karşılama zorunluluklarının

bulunmamaktadır. Soruşturmanın etkililiği kapsamında yürütülecek işlemlerinin

belirleyicisi, somut olayın kendine özgü koşullarını gözönünde

tutup bu bakımdan makul olan bir yöntemi tespit edecek olan bu makamlardır(Yavuz Durmuş

ve diğerleri, B. No: 2013/6574, 16/12/2015, § 62, benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz. Sultan Dölek ve

diğerleri/Türkiye, B. No: 34902/10, 28/4/2015, § 81).

51. Ayrıca başvuruya konu soruşturma açısından bir başka

belirtilmesi gereken husus da başvurucunun 1999 yılında gerçekleştiğini iddia

ettiği olay hakkında yetkililerce soruşturma açılabilmesinin, bu makamların söz

konusu iddialardan 2011 yılında haberdar edilmeleri sonucu aradan geçen uzun

zaman dilimi sonrasında mümkün olabildiği ve aradan geçen bu zaman nedeniyle

ilgili delillere ulaşılabilmesinde güçlüklerin yaşanılmasının kaçınılmaz

olduğudur. Bu tür olaylarda geçen zamanla birlikte delillerin kaybolması,

tanıkların yer değiştirmesi ve yaşananları hatırlamalarının güçleşmesi gibi

nedenlerle delil toplamanın ve olayın gerçekleşme şeklini belirlemenin

kaçınılmaz bir şekilde giderek zorlaşacağı aşikârdır (Yavuz Durmuş ve diğerleri, § 62; benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Saygı/ Türkiye,

B .No: 37715/11, 27/1/2015, § 48).

52. Somut olaya bakıldığında soruşturma makamlarının,

başvurucunun dilekçesinin ilgili tutularak İHD tarafından suç duyurusunda

bulunmasının hemen akabinde olay hakkında soruşturma başlattığı, sonrasında

somut bazı adımlar atarak olayı aydınlatmaya çalıştığı, bu yönde İlçe Jandarma

Komutanlığı ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ayrıntılı ve ne istendiği

açık olarak belirtilen yazılar yazdığı anlaşılmıştır.

53. Soruşturmada başvurucunun oğluna ait bir otopsi tutanağının

bulunmadığı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 7/6/2012 tarihli cevap

yazısıyla belirtilmiştir (bkz. § 27).

54. Anayasa Mahkemesi, kural olarak başvurucuların yakınının

öldüğü gün resen ceza soruşturmasının açıldığı, titiz ve hızlı bir çalışma

sonucunda elde edilen deliller ışığında soruşturma ve ilk derece yargılama

makamlarının olayların seyrini aydınlatmak istediğinden kuşku duyulmadığı,

yürütülen soruşturmaların ölüm sebeplerini kesin olarak saptamaya ve sorumlu

kişilerin cezalandırılmasına imkân verdiği kanısına varılan durumlarda

yürütülen soruşturmaların ve davaların derinliği ve ciddiyeti üzerinde etki

gösterecek nitelikte bir eksikliğin bulunmaması koşuluyla yürütülen

soruşturmaların ve alınan kararların yetersiz veya çelişkili olduklarının ileri

sürülemeyeceğini kabul etmektedir (Sadık

Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 95).

55. Bununla birlikte soruşturma sonucunda alınan kararın

soruşturmada elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir

analizine dayalı olması ve bunun yanı sıra söz konusu kararın yaşam hakkına

yönelik müdahalenin Anayasa'nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü

bir müdahale olup olmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de

gerekmektedir (Cemil Danışman, B.

No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Nachova ve diğerleri/Bulgaristan [BD], B. No:

43577/98, 43579/98, 6/7/2005, § 113).

56. Somut olayda, iddiaya konu olayın gerçekleştiği tarih ile

soruşturma işlemlerinin gerçekleştirildiği tarih arasında uzun bir zaman geçtiği,

bu nedenle soruşturmada delillere ulaşılmasında zorlukların yaşanmasının

kaçınılmaz olduğu ve başvurucunun 1993 yılında kaybolduğunu ifade ettiği oğlu

hakkında 2011 yılına değin herhangi bir başvurusunun bulunmayıp kesin tarihini

ve adını hatırlamadığı bir haber programında oğlunun isminin de yer aldığı

terör örgütü mensuplarının öldürüldüğünü duyduğuna ilişkin kesin bilgi ve

belgelerle desteklenmeyen soyut bir iddiayla ilgili makamlara başvurduğu

anlaşılmıştır.

57. Öte yandan yukarıda

yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde soruşturmanın iddiadan

haberdar olunur olunmaz başlatıldığı ve olaya dâhil olmayan jandarma

görevlileri aracılığıyla yürütülerek olayın niteliği ve kapsamına göre makul

bir süratle tamamlandığı görülmüştür.

58. Sonuç olarak başvuru dosyasındaki oluşa ilişkin belge ve

bilgiler dikkate alındığında olayın bildirilmesi üzerine derhâl başlatılan

soruşturmanın yetersiz olduğundan ve soruşturma sonucunda verilen kararların,

elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı

olmayıp somut delillerle çelişecek şekilde verildiğinden söz edilemeyeceği gibi

bu konuda ihmali görülen bir davranış veya yetkililere yüklenebilecek bir

eksiklik de saptanmamıştır.

59. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun (etkili soruşturma yükümlülüğünün)

ihlal edilmediği açık olduğundan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Nahit GEZGİN

Başvurucu

:

Mehmet

BAYRAM

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5963, 13 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Necipoğlu
  13. Bayram
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5963
Tarih
13 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Servet Sancar Başvurusu (B. No: 2013/2734)
  • İ.r.s ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7064)
  • Mukadder Aksoy ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/2943)
  • Albına Kıyamova Başvurusu (B. No: 2013/3187)
  • N. A. Başvurusu (B. No: 2013/8130)
  • Abdulaziz Şenyit ve Şükrüye Şenyit Başvurusu (B. No: 2013/5592)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.