İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rizgin Birlik Başvurusu (B. No: 2015/19320)

1. Başvuru, güvenlik güçlerince gözaltına alındığı iddia edilen

Başvuru No2015/19320Tarih9 Mayıs 2019Okuma16 dk · 3.121 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Rizgin Birlik Başvurusu

Karar tarihi
9 Mayıs 2019
Başvuru Numarası
2015/19320
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.121 kelime·16 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, güvenlik güçlerince gözaltına alındığı iddia edilen

bir kişinin zorla kaybedilmesi olayı hakkındaki ceza soruşturmasının etkisiz

yürütülmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerine ve başvuruya konu soruşturmayı

yürüten Silopi Cumhuriyet Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı) temin

edilen soruşturma evrakına göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucunun çiftçilik ve ticaretle uğraşan babası H.B.

akrabası M.B. ile birlikte 7/11/1996 tarihinde iddiaya göre ticari işleri için

Kuzey Irak'a geçmek üzere Habur Sınır Kapısı'nda ticari taksi içinde

beklemekteyken pasaport kontrolü yapacağını söyleyen sivil giyimli iki şahıs

tarafından araçları durdurulmuş, Taksi Şoförü Ö.Ö. araçtan indirilmiş,

başvurucunun babası ile yanındaki akrabası sınır kapısı içindeki jandarma

karakoluna götürülmüş ve H.B.den haber alınamamıştır.

7. Başvurucuların iddiasına göre çıkış işlemlerini tamamlayıp

son çıkış noktasında beklemekte iken babasını götüren iki şahıs daha sonra

taksiyi şoföre iade etmiş, Şoför Ö.Ö. Kuzey Irak'a geçip döndükten sonra aynı

akşam olayı başvurucu ve ailesine anlatmıştır.

8. Bunun üzerine başvurucu ve H.B.nin

kardeşi A.B. 8/11/1996 tarihli dilekçelerle H.B.nin

Kuzey Irak'a çıkış noktasında güvenlik güçlerince yakalandığını, hayatından

endişe ettiklerini ve H.B. hakkında bilgilendirilmek istediklerini Cumhuriyet

Başsavcılığına iletmiştir.

9. Diğer yandan başvurucunun kardeşi E.B., Silopi Tugay

Komutanlığına hitaben yazdığı 9/11/1996 tarihli dilekçeyle, babası H.B.nin dayısı M.B. ile sınır kapısında pasaport

işlemlerini tamamlarken askerî noktadaki sivil kıyafetli güvenlik

görevlilerince gözaltına alınarak taksiyle Habur'da bulunan askerî birliğe

götürüldüğünü, taksinin yaklaşık 20 dakika sonra şoföre iade edildiğini, aradan

üç gün geçmesine rağmen yakınlarından bir haber alamadıklarını belirterek

yakınlarının akıbeti hakkında bilgi verilmesini talep etmiştir.

10. Cumhuriyet Başsavcılığınca dilekçe üzerine başlatılan ve

1996/1419 numaraya kaydedilen soruşturma kapsamında olayın tek tanığı olan

Taksi Şoförü R.Ö. -başvuru formunda Ö.Ö. olarak belirtilmiştir- ile birlikte

Cumhuriyet savcısı tarafından olay yerine gidilmiştir. Cumhuriyet

Başsavcılığınca 11/11/1996 tarihli Olay Yeri Keşif Tutanağı düzenlenmiş ve olay

yerinin basit krokisi çizilmiştir.

11. Taksi Şoförü R.Ö.nün keşif

sırasında alınan beyanı şöyledir:

"...Ben Silopi ilçesinde Taksicilik

yaparım, Bana ait ...özel arabamla K.Irak'a yolcu

götürüp getiririm. ... Olay günü ben ve benim 2 Yolcum olan [H.B.] ve yanında [M.B.] olduğu halde saat 7.30 civarlarında Silopi'den

ayrıldık, ...Pasaportlarımızı aldıktan sonra, ...Son çıkış noktası olan 48

Noktasına geldik, 48 noktasında şuan gördüğünüz gibi Gümrük Muhafaza memurları

ve Askerler o günde bugünkü gibi araçların geçişlerini kontrol ediyordu, ...Ben

ve benimle birlikte bulunan yolcular belirtiğim noktaya 20-25 metre yaklaştığım

sırada bizi 2 şahıs durdurdu, Bu şahısların üzerinden birinin üzerinde Takım

elbise vardı, Kravatlı olup olmadığını bilmiyorum, ayrıca gözlüklü, elinde

telsiz vardı, silahının olup olmadığını görmedim. ...Diğer şahsın ise Montlu,

(Siyah), belinde silah vardı, ...Ben bu şahıslarıgörsem

tanıyıp tanıyamayacağımı bilmiyorum ...Şahıslar bizi indirdiler,

pasaportlarımıza sırayla baktılar, bana bunlar kalacaklar, sen gideceksin

dediler bende hiçbir şey söylemeden arabama binip karşı tarafa geçtim, Karşı

taraftan yolcu getirdim, dönüşte akrabalarına bildirdim..."

12. Cumhuriyet savcısı 48. noktada olay saatinde görev yapan tüm

personelin kimlik tespitinin yapılması ve ifadelerinin alınması için Habur

Emniyet Amirliği (Emniyet Amirliği) görevlilerine talimat verdikten sonra keşfi

sonlandırmıştır.

13. Emniyet Amirliği tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına

sunulan 9/11/1996 tarihli, H.B. ve M.B.nin

giriş-çıkış kayıtlarına dair raporda; her ikisinin 7/11/1996 tarihinde sınır

kapısından çıkış yaptıklarına dair kaydın bulunduğu, sonraki bir tarihte giriş

yaptıklarına dair bir kaydın ise mevcut olmadığı belirtilmiştir.

14. Sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/11/1996 tarihli

müzekkereyle Silopi Emniyet Müdürlüğünden (Emniyet Müdürlüğü) olay günü kaybolan

iki şahsın yanında bulunan M.E. isimli şahsın sıkı ve gizli biçimde aranarak

ifadesinin alınması için Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmesi talep

edilmiştir.

15. Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/12/1996 tarihli müzekkereyle

Emniyet Amirliğinden M.E. isimli şahsın giriş veya çıkışı sırasında serbest

bırakılmayarak Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmesi talep edilmiştir.

16. Emniyet Müdürlüğünce 20/12/1996 tarihinde, M.E. isimli şahsa

tüm aramalara rağmen ulaşılamadığı, şahsın Cizreli olup Irak'a gıda maddesi

ihraç ettiğinin tespit edildiği Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir.

17. Cumhuriyet Başsavcılığınca Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına

yazılan 9/1/1997 tarihli talimatla M.E. isimli şahsın araştırılarak bulunması

hâlinde başvurucunun babasının zorla kaybedilmesi olayınave

olayın faillerine dair beyanının alınması talep edilmiştir.

18. Cizre Emniyet Müdürlüğüne talebin iletilmesi üzerine

7/2/1997 tarihli yazı ile şahsın adresinin tespit edilemediği bildirilmiştir.

19. Bu tarihten 13/3/1997 tarihine kadarki süreçte Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından M.E. isimli şahsın bulunduğu yerin tespiti ve beyanının

alınmasına yönelik diğer Cumhuriyet başsavcılıklarıyla yazışmalar yapılmış,

şahsın adresinin tespiti ve beyanının alınması mümkün olmamıştır.

20. Cumhuriyet Başsavcılığı 1/5/1997 tarihli görevsizlik

kararıyla mağdurların ticari taksiyle Habur 2. Jandarma Sınır Bölük

Komutanlığına götürüldüğü iddiasına ilişkin olarak şüphelilerin asker olması

nedeniyle dosyanın Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı Askerî

Savcılığına (Askerî Savcılık) gönderilmesine karar vermiştir.

21. Askerî Savcılık 7/6/2000 tarihli görevsizlik kararıyla

mağdurların Hizbullah terör örgütü mensuplarınca kaçırılmış olabileceği

değerlendirilmekle dosyanın Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)

Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.

22. DGM Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma 2000/1331 dosya

numarasına kaydedilmiştir.

23. DGM Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu bu

soruşturma devam ederken kamuoyunda Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturması

olarak bilinen ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. madde ile görevli)

tarafından yürütülen 2008/1756 sayılı soruşturma kapsamında bazı gizli

tanıkların ifadesine başvurulmuştur.

24. Dinlenen gizli tanık ifadeleri başta olmak üzere olayla

ilgili olarak medyada çıkan haberler sonrasında, kaybolan şahısların yakınları

ve bazı baro başkanları ile çok sayıda avukat tarafından yapılan müracaatlar

üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kayıp şahıslarla ilgili olarak 2008

yılında 2008/3151 soruşturma numarasıyla yeni bir soruşturma başlatılmıştır.

25. Başvurucu vekili tarafından 26/1/2009 tarihli dilekçeyle

başvurucunun babasının zorla kaybedilmesine dair olayın Askerî Savcılığa

gönderilmesinden sonra ne soruşturma dosyası ne de olayla ilgili bir bilgi

alamadıkları belirtilerek Cumhuriyet Başsavcılığından, Ergenekon silahlı terör

örgütü soruşturması kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde meydana gelen

faili meçhul ve gözaltında kaybolan kişilerin birçoğunun Silopi yakınlarındaki

kuyulara atılmış olduğu yönünde ortaya atılan iddialar kapsamında başvurucunun

babasının da cesedine ulaşılabilmesi ihtimaline binaen Silopi Botaş Tesisleri civarındaki kuyular ile Kimsesizler

Mezarlığı'nın açılması, buralardan çıkacak cesetlere DNA testi yapılması

talebinde bulunulmuştur.

26. Yine başvurucu vekili tarafından 22/4/2009 tarihli

dilekçeyle, 19/4/2009 tarihinde bir gazetede olay tarihinde sınır kapısında

görev yapan "Brüsk"

kod adlı Y.B. ileyapılan röportajda bu şahsın

başvurucunun babasını sınır kapısından aldığını ve o dönem Silopi'de görev

yapan ve hâlen Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklu

olarak yargılanan Emekli Albay L.G.ye teslim ettiğini anlattığı Cumhuriyet

Başsavcılığına iletilmiş, söz konusu röportaj dilekçe ekine eklenmiş ve

babasının kaybolması olayı hakkında Emekli Albay L.G.nin

beyanının alınması için talimat yazılması talebinde bulunulmuştur.

27. Cumhuriyet Başsavcılığı 23/6/2009 tarihinde işlendiği iddia

edilen suçları soruşturmakla yetkili başsavcılığın Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli) olduğu gerekçesiyle 2008/3151

Soruşturma sayılı dosyayı anılan Başsavcılığa göndermiştir.

28. Cumhuriyet Başsavcılığının 2008 yılında başlattığı ve

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) gönderdiği bu

dosyadan bağımsız olarak, gizli tanığın ifadelerinde yer alan faili meçhul veya

kayıp şahıslar hakkında yukarıda (bkz. § 23) bahsedilen Ergenekon Silahlı Terör

Örgütü soruşturmasından da suçların işlendiği yerlerle ilgili soruşturma yapma

yetkisinin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) ait

olması nedeniyle 29/9/2009 tarihinde ayırma kararı verilmiş ve ayrılan

2009/1951 sayılı soruşturma dosyası 7/12/2009 tarihli yetkisizlik kararı ile

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli)

gönderilmiştir.

29. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile

görevli) Silopi ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından gönderilen

her iki dosyayı 2009/3584 sayılı soruşturma dosyası üzerinden soruşturmaya

devam etmiştir.

30. Bu sırada Askerî Savcılık tarafından başvurucunun babasının

zorla kaybedilmesi olayına ilişkin olan ve görevsizlik kararıyla gönderilen

2000/1331 numaralı soruşturma dosyası da (bkz. § 21) Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığının 15/2/2013 tarihli kararıyla, aralarında başvurucunun babasına

ilişkin olayın da bulunduğu 1990'lı yıllarda Silopi ilçesinde işlenen çok

sayıdaki faili meçhul olayla ilgili olarak Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığınca (TMK 10. madde ile görevli) yürütülen soruşturma bulunduğu

gerekçesiyle 2009/3584 sayılı soruşturmayla birleştirilmiştir.

31. Soruşturmanın devam ettiği süre içinde özel yetkili

mahkemelerin 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yapılan

değişiklikle kaldırılması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10.

madde ile görevli) tarafından 20/3/2014 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek

dosya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

32. Bu karar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından anılan

bölgede yaşandığı iddia edilen zorla kaybedilme veya infaz edilmelere ilişkin

olarak 2014/980 sayılı dosya üzerinden soruşturmaya devam edilmiştir. Anılan

soruşturma dosyası haricinde başvurucunun yakınlarının zorla kaybedilme iddiası

ile ilgili olarak müstakilen bir soruşturma

yürütüldüğüne dair belgeye rastlanmadığı gibi başvurucunun da bu hususta bir

veri sunmadığı görülmüştür.

33. Silopi çevresinde kaybolduğu iddia edilen kişilerin tamamına

yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından yaptırılan 9-13/3/2009 ve 19/3/2009 tarihli kazılarda bulunan kemik

ve diğer materyaller üzerinde Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince yapılan

incelemede ele geçirilen kemik parçalarının büyükbaş hayvana ait olduğu

anlaşılmıştır. Şikâyet dilekçeleri ile gizli tanık ifadelerinde geçen, BOTAŞ

tesisleri olarak belirtilen yerlerde gerçekleştirilen diğer kazılarda ise iddia

edilen hususlara dair herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.

34. Diğer yandan başvurucu vekilinin talep ettiği (bkz. § 26),

Emekli Albay L.G.nin başvurucunun babasının zorla

kaybedilmesi olayına dair ifadesinin alındığı yönünde dosya kapsamında herhangi

bir bilgi ya da belgeye ulaşılamamıştır.

35. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/980 sayılı

soruşturma dosyasında, 22/6/2015 tarihinde başvurucunun babasının da aralarında

bulunduğu on altı mağdura ilişkin olarak 1994-2009 yılları arasında Silopi'de

gerçekleşen olaylar için ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...kaybolmalan

ya da öldürülmeleri ile her hangi bir ilgilerinin olduğunun tespit edilemediği,

her ne kadar bir kısım gizli tanıklar dolaylı da olsa şüphelilerin maktullerin

kaybolmaları ya da öldürülmeleri ile ilgilerinin bulunduğunu beyan etmişlerse

de bu hususta somut herhangi bir delilin bulunmadığı, gizli tanık beyanlarına

itibar etmek içinse beyanları destekleyecek nitelikte somut delillerin

bulunması gerektiği, bu nedenle de şüphelilerin atılı suçu işlediklerine dair

somut, kesin ve inandırıcı herhangi bir delilin bulunması sebebiyle..."

36. Başvurucunun anılan karara yapmış oldukları itiraz -gizli

tanık ifadelerinin hukuksal geçerliliği de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) kararları çerçevesinde değerlendirilerek- Cizre Sulh Ceza Hâkimliğinin

2/11/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

37. Ret kararı başvurucuya 12/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş,

başvurucu 10/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

38. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk Anayasa

Mahkemesinin Alya Demir ve Mehmet Demir

(B. No: 2015/7584, 7/2/2019, §§ 30-43) başvurusu hakkında verdiği kararda yer

almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

39. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

40. Başvurucu; babasının güvenlik güçleri tarafından zorla

kaybedildiğini, bu tarihten beri babasından haber alamadığını, aradan geçen

uzun zamanın babasının öldürüldüğünün delili olduğunu ve bu olay hakkında

etkili bir soruşturma yürütülmediğini, ifadesinin alınmasını talep ettikleri

emekli albay hakkında hiçbir işlem yapılmadığını belirterek Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Uygulanabilirlik Yönünden

41. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes, yaşama...

hakkına sahiptir."

42. Anayasa'nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."

43. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri de doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesidir.

Bununla birlikte başvurucuya karşı gerçekleştirilen eylemin niteliği ve failin

amacı gibi somut olayın koşulları dikkate alınarak ölüm olayının

gerçekleşmediği bazı durumların da yaşam hakkı çerçevesinde incelenebilmesi

mümkündür (Mehmet Karadağ, B. No:

2013/2030, 26/6/2014, § 20).

44. Anayasa Mahkemesi Hasibe Meşe (B. No: 2015/7748, 7/2/2019, §§ 57-61) ve Alya Demir ve Mehmet Demir (aynı kararda

bkz. §§ 46-50) başvurularında zorla kaybedilme olayına dair ihlal iddialarının

da Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında

incelenebileceğini belirtmiştir. Somut başvuruda H.B.nin

yakınları ve olayın tanığı, H.B.nin zorla

kaybedildiği ve olay tarihinden beri kendisinden haber alınamadığını ifade

etmiştir. Bu durumda Anayasa Mahkemesi somut olayın koşullarında H.B.nin kaybolması ile ilgili başvurunun Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

sonucuna varmıştır.

2. İncelemenin Kapsamı

Yönünden

45. Başvurucu, babasının güvenlik güçleri tarafından zorla

kaybedilmesi olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini ileri

sürmektedir. Bu nedenle başvurucunun şikâyetlerinin yaşam hakkının etkili

soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

3. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

46. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak

"Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve

manevî varlığı" kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

" Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir."

47. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli

şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

48. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucu, zorla kaybedildiği ileri sürülen kişinin

oğludur. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti yönünden bir eksiklik

bulunmamaktadır.

49. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik

kriterleri bakımından da ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

51. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

52. Yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gereken bir olayla ilgili

soruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlak

surette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması

şartıyla ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi,

bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun

olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

53. Başvurucunun yetkili makamlara müracaat etmesine rağmen

doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılan

soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsa

başvurucudan soruşturmanın sonucunu beklemesini istemek makul olmayacaktır.

Böyle bir durumda başvurucu, gerekli özeni göstermeli ve şikâyetini çok uzun

süre geçmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira soruşturmanın etkililiğini

sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde anılan ihlal iddiaları yönünden

başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir (Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucu,

etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardığı veya varması gerektiği

andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdır. Doğal olarak

başvurucunun etkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varması

gerektiği her başvurunun şartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat

Azizoğlu, B. No: 2014/15732,

24/1/2018, § 87; Sultani Acar, B.

No: 2014/16344, 22/3/2018, § 84).

54. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvurucudan başvuru yollarını tüketmeden bireysel

başvuruda bulunması da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde dahi soruşturmanın daha

sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucu, durumun farkına vardığı veya varması

gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sadat

Azizoğlu, § 88; Sultani Acar, §

85).

55. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya fark

edilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıp

zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin

beklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun zaman

gerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâle

getirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif ve

pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşam

hakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamaya

karar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip

tazminata hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ile

sorumluların tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması ve

gerektiği takdirde sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için

yeniden yargılamaya karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin

önlenmesinde oynadığı rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 89;

Sultani Acar, § 86).

56. Somut olayda olayla ilgili şikâyet dilekçesinin iletilmesi

üzerine ivedilikle soruşturma başlatılmış, olay yerinde Cumhuriyet savcısı

tarafından keşif işlemi gerçekleştirilmiş, olayın tanığının beyanı alınmış,

olay yerinin basit krokisi çizilmiştir.

57. Sonraki süreçte Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

başvurucunun babasının güvenlik güçleri tarafından götürüldüğü sırada aynı

ticari takside bulunduğu tespit edilen M.E. isimli şahsın adresinin tespitine

ve beyanının alınmasına yönelik olarak muhtelif yazışmalar yapılmış fakat bir

sonuca ulaşılamamıştır (bkz. §§ 14-19).

58. Genel itibarıyla soruşturma dosyasının görevsizlik

kararlarıyla ilgili savcılıklara gönderilmesiyle geçen süre sonrasında İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir başka soruşturma sırasında ortaya

çıkan yeni deliller ve iddialar üzerine başvurucunun babasının da aralarında

bulunduğu mağdurlara ilişkin olarak 2008 yılında yeni bir soruşturma

başlatılmış ve başvurucunun babasının zorla kaybedilmesine dair soruşturma da

dosya içeriğinden tespit edilebildiği kadarıyla bu yeni başlatılan kapsamlı

soruşturmaya dâhil edilerek yürütülmeye devam edilmiştir.

59. Sonrasında ortaya çıkan yeni iddialar nedeniyle başvurucu

vekili tarafından 26/1/2009 tarihli dilekçeyle soruşturma dosyasından uzun

zamandır herhangi bir bilgi alınamadığı belirtilerek başvurucunun babasının

cesedinin bulunmasına yönelik bazı kazı ve DNA incelemesi işlemlerinin

gerçekleştirilmesi Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmiştir (bkz. § 25).

Yine başvurucu vekili 22/4/2009 tarihli dilekçeyle, başvurucunun babasının

zorla kaybedilmesi olayına ilişkin beyanlarda bulunan bir şahsın gazete röportajında

başvurucunun babasını sınır kapısından kendisinin alarak Emekli Albay L.G.ye

teslim ettiğini ifade ettiğini bildirerek albayın olaya dair beyanın alınmasını

Cumhuriyet Başsavcılığından talep etmiştir (bkz. § 26).

60. Yukarıda değinilen 26/1/2009 tarihli dilekçeden de

anlaşıldığı üzere soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünün farkında olduğunu açıkça

ifade eden başvurucunun bireysel başvuru yapmak için soruşturmanın

sonuçlanmasını beklemesi gerekmediğinden başvurucunun 10/12/2015 tarihinde

yaptığı başvurunun süresinde olup olmadığının tespit edilebilmesi için

öncelikle 26/1/2009 ve 22/4/2009 tarihli dilekçelerden sonra soruşturmanın

ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir tedbirin alınıp alınmadığının ve

soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici gelişmelerin ve gerçekçi

varsayımların bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

61. Değinildiği üzere başvurucunun babasının da aralarında

bulunduğu mağdurların bulunmasına yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından 9-13/3/2009 ve 19/3/2009 tarihlerinde çeşitli kazılar yaptırılmış

olsa da bu kazılardan bir netice alınamamıştır (bkz. § 33). Diğer yandan

başvurucu vekilinin Emekli Albay L.G.nin başvurucunun

babasının zorla kaybedilmesine dair ifadesinin alınması talepli 22/4/2009

tarihli dilekçesi üzerine başvurucunun başvuru formunda iddia ettiği üzere

başvuru dosyasının incelenmesinden de Cumhuriyet Başsavcılığınca adı geçenin

ifadesinin alındığı yönünde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgeye

ulaşılamamıştır.

62. Bu nedenlerle başvurucu vekilinin soruşturmanın etkisiz

yürütüldüğünün farkında olduğunu gösteren 26/1/2009 tarihli dilekçesinden ve

özellikle Anayasa Mahkemesinin zaman bakımında yetkisinin başladığı 23/9/2012

tarihinden sonra başvurucunun etkisiz bir biçimde yürütülen soruşturmanın artık

etkili yürütüleceğine, soruşturmada ilerleme sağlanacağına veya soruşturmanın

ilerlemesini sağlayıcı tedbirlerin alınacağına dair haklı bir beklenti içine

girmesini gerektirecek herhangi bir umut verici gelişme yaşanmadığı,

soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir tedbir alınmadığı

değerlendirilmiştir.

63. Şikâyetini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanın

etkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektiği yönünde herhangi

bir iddiası bulunmayan başvurucunun etkisiz olduğu çok uzun bir zamandır açık

olan soruşturmanın sonuçlanmasını beklemesinin gerekmediğini ve bireysel

başvuruların kabul edilmeye başlandığı 23/9/2012 tarihinden sonra başvuru yapma

imkânının bulunduğunu dikkate alan Anayasa Mahkemesi, zaman bakımından

yetkisinin başladığı tarihten makul kabul edilemeyecek bir süre sonra yapılan

başvurunun süresinde yapılmış olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/5/2019 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Recai AKYEL Raportör : Tuğçe TAKCI Başvurucu : Rizgin BİRLİK Vekili : Av. Nazan BİRLİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/19320, 9 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/19320
Tarih
9 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Nurcan Güleç Başvurusu (B. No: 2016/5392)
  • Musa Şahin Başvurusu (B. No: 2014/12780)
  • Duru Diyaliz Merkezi Gelişim Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/8736)
  • M.b. Başvurusu (B. No: 2015/14876)
  • Ethem Öbek Başvurusu (B. No: 2015/17483)
  • Mehmet Kiraz Başvurusu (B. No: 2016/7062)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.