İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sabri Kaya Başvurusu (B. No: 2014/8482)

1. Başvuru; kronik kalp rahatsızlığı, şeker ve yüksek tansiyon

Başvuru No2014/8482Tarih29 Haziran 2016Okuma33 dk · 6.650 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sabri Kaya Başvurusu

Karar tarihi
29 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/8482
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.650 kelime·33 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kronik kalp rahatsızlığı, şeker ve yüksek tansiyon

hastalıkları nedeniyle hapis cezasının infazına üç ay ara verilmesi sonrasında

sürenin uzatılmasına ilişkin başvurunun tıbbi raporlar arasındaki çelişki

giderilmeden reddedilmesi ve tedavinin aksatılması ile bu konuda yapılan

şikâyet üzerine kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedenleriyle

Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 29/5/2014 tarihinde Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 26/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 16/10/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 16/12/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

23/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle Bakanlık

görüşünde sunulan ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) vasıtasıyla erişilen

bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

1. Başvurucunun

Cezaevinde Tutulma Süreci

8. Başvurucu Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/2/2010 tarihli

ve E.2008/96, K.2010/62 sayılı kararı ile "[d]evletin egemenliği altında bulunan

topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak"

suçundan müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiştir.

9. Aynı hükümle tutuklanmasına karar verilen başvurucu 14/4/2010

tarihinde cezaevine girmiştir.

10. Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararı, Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 21/2/2011 tarihli ve E.2010/16135, K.2011/1038 sayılı kararı ile

onanarak kesinleşmiştir.

11. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/5/2011 tarihli ve

E.2008/96, K.2010/62 sayılı yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığından, kesinleşen

cezanın infazı istenmiştir.

12. Kırıkkale Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda cezasının

infazına devam edildiği 3/6/2013 tarihinde başvurucunun avukatı, Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı

olarak müracaatta bulunarak infazın ertelenmesi talebinde bulunmuştur. Anılan

dilekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"Kırıkkale Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz

Kurumu'nda hükümlü olarak bulunan ve kalp rahatsızlığı nedeniyle Ankara Numune

Hastanesi'nde tedavi edilmekte olan Sabri Kaya'nın [cezasının] infazının 6411

sayılı [Y]asa ile değiştirilen 5275 sayılı [Y]asa'nın

16/6 maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmesini saygılarımla vekaleten

talep ederim. ..."

13. Belirtilen talep üzerine Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosunun 11/6/2013 tarihli ve 2013/1156 ilamat sayılı yazısı ile ilgili cezaevi idaresinden

başvurucunun tam teşekküllü bir hastaneye sevkedilerek

muayene ve tetkiklerinin yaptırılması, hasta olup olmadığı, 13/12/2004 tarihli

ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16.

maddesi gereğince infazın ertelenmesinin gerekip gerekmediği, infaza cezaevinde

devam edilmesinin hayati tehlike oluşturup oluşturmadığı, tehlike oluşturuyorsa

infaza ne kadar süre ara verilmesi gerektiği, başvurucunun rahatsızlığının

Anayasa'nın 104. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendindeki "sürekli hastalık, sakatlık ve kocama"

hâli niteliğinde olup olmadığı hususlarında ilgili sağlık kurulundan rapor

alınması istenmiştir.

14. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu

tarafından düzenlenen 2/7/2013 tarihli ve 2013/99952 sayılı rapor ile

başvurucunun cezasının cezaevinde infazının hayati tehlike arz ettiği, infazın

altı ay ertelenmesinin ve durumunun belirtilen süre sonunda yeniden

değerlendirilmesinin uygun olduğu; sürekli hastalık, kocama sakatlık hâli

bulunmadığı, hayatını tek başına idame ettirebileceği yönünde görüş

bildirilmiştir.

15. Başvurucu Adli Tıp Kurumundaki (İstanbul) işlemleri

nedeniyle 9/7/2013 tarihinde Metris 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun

yüksek güvenlikli bölümüne, 30/7/2013 tarihinde ise Ankara 2 No.lu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Cezaevi) nakli Adalet Bakanlığı

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce uygun

görülmüştür.

16. Belirtilen süreçte Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen

raporun içeriğine dair bilgi edinilememiştir.

17. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 28/8/2013 tarihli ve

E.2013/7-8333, K.2013/7-8333 sayılı kararı ile başvurucunun cezasının infazına

üç ay süreyle ara verilmesine karar verilmiştir. Başvurucu aynı tarihte

Cezaevinden salıverilmiştir.

18. Başvurucunun avukatı 8/11/2013 tarihinde Cumhuriyet

Başsavcılığına yazılı olarak müracaatta bulunarak infaza ara verme süresinin

uzatılmasını talep etmiştir.

19. Bunun üzerine başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından 11/11/2013 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine

sevk edilmiştir.

20. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar

Cerrahi Uzmanı tarafından düzenlenen 20/11/2013 tarihli raporda, başvurucunun

cezasının altı ay ertelenmesinin uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.

21. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25/11/2013 tarihli ve

2013/7-8333 sayılı yazısı ile Adli Tıp Kurumundan, yukarıda belirtilen tıbbi raporların

değerlendirilmesi ile infaza cezaevinde devam edilmesinin başvurucu bakımından

hayati tehlike oluşturup oluşturmadığı, tehlike oluşturuyorsa infaza ne kadar

süre ara verilmesi gerektiği, başvurucunun rahatsızlığının Anayasa'nın 104.

maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendindeki "sürekli hastalık, sakatlık ve kocama" hâli niteliğinde olup olmadığı

hususlarında rapor düzenlenmesi istenmiştir.

22. Belirtilen talep üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas

Kurulunca düzenlenen 16/12/2013 tarihli ve 13246 karar sayılı raporun ilgili

kısımları şöyledir:

"... Sabri Kaya'ya dosyada mevcut tıbbi

evrakına göre; 27.05.13 tarihinde kardiyopulmoner

bypass, valvuloplasti operasyonu uygulandığı,

kurulumuzda yapılan yeni muayenesinde hastalığının kronik dönem muayene

bulgularının tespit edilmediği, fonksiyonel kapasitesinin NYHA II ile uyumlu

olduğu[nun] tespit edildiği ve kişinin rehabilitasyon

sürecini tamamladığı bilinmekle, ha[l]ihazırda;

a- T.C. Anayasası'nın 104/2-b maddesinde belirtilen sürekli hastalık,

sakatlık ve kocama hali kapsamında değerlendirilmediği,

b- 5275 sayılı ... Kanun'un 16/6. maddesinde belirtilen ağır hastalık,

sakatlık kapsamında değerlendirilmediği, hayatını yalnız idame ettirebileceği,

c- Tedavisi ve poliklinik kontrollerinin sağlanarak, doktoru ve reviri

bulunan cezaevi şartlarında infazına devam edilebileceği,

d- Hastalıklarının ilerlemesi veya vasfının değişmesi durumunda son

durumunu gösterir sağlık kurulu raporunun gönderilmesi ile yeniden

değerlendirme yapılabileceği oy birliği ile mütalaa olunur."

23. Adli Tıp Kurumunun belirtilen raporu üzerine Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının 30/12/2013 tarihli ve 2013/7-8333 sayılı kararı ile

başvurucunun infaza ara verme süresinin uzatılması talebinin reddine karar

verilmiştir.

24. Başvurucunun avukatı, 10/2/2014 tarihinde Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı vasıtasıyla Adli Tıp Kurumuna müracaatta bulunarak Ankara Numune

Eğitim ve Araştırma Hastanesince başvurucu hakkında düzenlenen raporla arasında

çelişki olduğu gerekçesiyle 3. İhtisas Kurulunun 16/12/2013 tarihli raporuna

itirazda bulunmuştur.

25. Başvurucunun anılan itirazı üzerine 10/4/2014 tarihinde Adli

Tıp Kurumu Başkanlığınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından başvurucunun bir

eğitim araştırma veya üniversite hastanesinin kardiyoloji merkezine sevkinin

sağlanarak kardiyolojik açıdan son klinik durumunun (ICD endikasyonunun)

değerlendirilmesinin sağlanması istenmiştir. Aynı içeriğe sahip yazı, Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığınca Cezaevine gönderilmiş ve başvurucu aynı gün Ankara

Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğine sevk edilmiştir.

26. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunun

29/4/2014 tarihli ve 3475 sayılı raporunda başvurucunun sürekli hastalığının

mevcut olduğu, 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesi gereğince infazın ertelenmesine

gerek bulunmadığı, infaza reviri olan bir cezaevinde devam edilebileceği

bildirilmiştir. Anılan rapor 5/5/2014 tarihinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığına

gönderilmiştir.

27. Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 5/6/2014 tarihli ve 991

karar sayılı raporu ile başvurucunun 3. İhtisas Kurulu raporuna yönelik itirazı

değerlendirilmiştir. Anılan raporda 3. İhtisas Kurulunun 16/12/2013 tarihli

raporu ile aynı tespit ve değerlendirmelere yer verilerek, başvurucunun tedavi

ve poliklinik kontrolleri sağlanarak doktoru ve reviri bulunan cezaevi

şartlarında cezasının infazına devam edilebileceği bildirilmiştir. Anılan rapor

aynı tarihte ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuya tebliğ

edilmek üzere Cezaevi Müdürlüğüne gönderilmiştir.

28. Bireysel başvurunun yapıldığı 29/5/2014 tarihi itibarıyla

başvurucunun cezaevinde tutulmaya devam edildiği anlaşılmakta olup daha sonra

herhangi bir nedenle salıverildiğine dair bir bilgi sunulmamıştır.

2. Başvurucunun Şikâyeti

Üzerine Cezaevi Görevlileri Hakkkında Yürütülen Adli

Soruşturma

29. Başvurucu 19/12/2013 tarihli dilekçe ile Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına müracaat ederek Cezaevi görevlileri hakkında şikâyetçi olmuştur.

Dilekçenin ilgili kısımları şöyledir:

"... Yaklaşık 5-6 aydır kalbimden

ameliyat olduğu[m] için sürekli doktor gözetiminde bulunuyorum. Hastalığım ağır

olduğu için bundan üç ay evvel cezam dahi ertelenmiştir. Şu an dahi cezamın bir

daha ertelenmesi için hem adli tıpın ve hem de

savcının kararı var. Anlaşılacağı gibi sağlık durumum hiç iyi [değil]dir. Bunu hem idareye ve hem de cezaevi doktoruna da

ilettim. Ama benim de an[la]makta zorlandığım bir

şekilde 7-8 seferdir sürekli hastane sevkim olduğu söyleniyor ama bir türlü

hastaneye götürülmüyorum. Hep hastane sevkim iptal ediliyor. Durumum bilindiği

halde, hastaneye bir türlü götürülmememe anlam veremiyorum. Benim sevklerimi

iptal eden hangi kurumsa, o kurum hakkında şikayetçiyim. Haklarında soruşturma

açılmasını talep ediyorum.

..."

30. Başvurucunun dilekçesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından 27/12/2013 tarihinde Sincan (Ankara Batı) Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmiştir. Sincan(Ankara Batı) Cumhuriyet

Başsavcılığınca başvurucunun şikâyeti 2/1/2014 tarihinde soruşturma defterine

kaydedilmiş (2014/100) ve ilgili Cumhuriyet savcısına tevzi işlemi 6/1/2014

tarihinde yapılmıştır.

31. Sincan (Ankara Batı) Cumhuriyet Başsavcılığının 7/1/2014

tarihli ve 2014/100 soruşturma sayılı yazısı ile ilgili Cezaevi Müdürlüğünden

başvurucunun sağlık sorunlarına ilişkin müracaatları ve yapılan işlemlere

ilişkin belgeler ile başvurucunun iptal edildiğini iddia ettiği hastane

sevkleri ile ilgili ayrıntılı bilgi ve belgelerin gönderilmesi ve varsa kusuru

olan personelin tespiti ve kimlik bilgilerinin bildirilmesi istenmiştir.

32. Ankara 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu

Müdürlüğünün 8/1/2014 tarihli ve 2014/489 sayılı yazısı ile Cumhuriyet

Başsavcılığının yukarıda anılan yazısına cevap verilmiştir. Belirtilen yazının

ilgili kısımları şöyledir:

"Devletin Birli[ğ]ini ve Ülke

Bütünlüğü[nü] Bozma suçundan Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23/02/2010 tarih

ve 2008/96 esas, 2010/62 karar sayılı ilamı ile MÜEBBET HAPİS cezasına hükümlü

... Sabri KAYA'nın 04-05-06 Aralık 2013 tarihlerinde

Sincan Devlet Hastanesi FTR ve Kardioloji

Polikliniklerine sevkinin Sincan Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığı tarafından

personel ve araç yetersizliği nedeni ile iptal edildiği aynı tarihli

tutanaklardan tespit edilmiş, sonrasında ise hükümlünün 09/12/2013 tarihinde

yine Sincan Devlet Hastanesi FTR ve Kardioloji

Polikliniklerine sevk edildiği ve görevli jandarma personelinin hükümlüyü almak

üzere kurumumuza geldiği ancak hükümlünün sevke ambulans ile götürülme

talebinden dolayı, hükümlünün sağlık dosyasında da bu sevkin ambulans ile

gerçekleştirilmesine dair herhangi bir kayıt bulunmadığından belirtilen tarihte

ring aracı ile sevkin gerçekleştirilemediği ve 11/12/2013 tarihinde kurum

revirinde aile hekimi tarafından görülen hükümlünün ambulans talebini aile

hekimine ilettiği, aile hekiminin de ambulans ile gitmesinin uygun olup

olmayacağına dair hükümlüyü Ankara Ceza İnfaz Kurumları Devlet Hastanesi

Dahiliye Polikliniğine sevk ettiği 13/12/2013 tarihinde ring aracı ile Kampüs

Devlet Hastanesi Dahiliye Pol[i]kliniğine götürülen

hükümlüye Dahiliye Hekimi tarafından'hastanın

ambulans ile sevki zorunludur şeklinde' sevk evrakına not yazıldığı görülmüş,

bu yazıya istinaden 17-18-19-20 aralık 2013 tarihlerinde hükümlünün ambulans

ile Sincan Devlet Hastanesi FTR ve Kardiyoloji Polikliniklerine sevkinin gerçekletirilmesi amacı ile Sincan Cezaevi Jandarma Bölük

Komutanlığı ile gerekli koordinasyonun sağlandığı ancak, hükümlünün Sincan

Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığının personel ve araç (ambulans) yetersizliği

nedeni ile ilgili hastaneye götürülememiş olduğu tespit edilmiştir. Hükümlünün

23/12/2013 tarihinde Sincan Devlet Hastanesi FTR ve Kardiyoloji

Polikliniklerine sevki için yeni randevu alındığı fakat Jandarmanın araç ve

personel yetersizliği nedeni ile sevki gerçekleştiremediği tutanaktan

anlaşılmıştır.

25/12/2013 tarihinde adı geçen hükümlü[nün]

Ceza İnfaz [K]urumları Kampüs Devlet Hastanesi

Kardiyoloji Polikliniği[n]de muayene olduğu ve tetkik istendiği, 27/12/2013

tarihinde yine Ceza İnfaz [K]urumları Kampüs Devlet

Hastanesi FTR polikliniğinde muayene olduğu ve tetkik istendiği, 03/01/2014

tarihinde Ceza İnfaz [K]urumları Kampüs Devlet

Hastanesi FTR polikliniğine tetkik sonuçlarının değerlendirilmesi için

gönderildiği, tetkiklerinin sonucunda tedav...isine

başlandığı, aynı tarihte Ceza İnfaz [K]urumları

Kampüs Devlet Hastanesi kardiyoloji polikliniğinde tetkik sonuçları

değerlendirilerek tedavisinin yapıldığı, 08/01/2014 tarihinde Sincan Devlet

Hastanesi kalp Damar Cerrahi polikliniğinde muayene edildikten sonra tetkik

sonuçlarına istinaden tedavisine başlandığı anlaşılmıştır.

Hükümlünün dilekçesinde şikayete

konu olan hastane sevklerinin gerçekleşmemesiile

ilgili kurumumuz görevli personellerinin herhangi bir kusuru bulunmamakla

birlikte;

Gereği takdirlerinize arz olunur."

33. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı 5/2/2014 tarihli

yazı ile Cezaevi Müdürlüğünden başvurucunun 6/2/2014 tarihinde Cezaevi

Kampüsü'ndeki Cumhuriyet savcısı odasında hazır bulundurulmasını istemiştir.

Başvurucunun Cumhuriyet savcısı tarafından öngörülen tarihte şikâyetçi

sıfatıyla alınan ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:

"... [H]astane

sevklerimde sürekli olarak sorun yaşamaktayım. Ben Numune Hastanesinde ameliyat

oldum ve her üç ayda bir kontrol olmam gerekiyor ancak hastaneye sevklerimde

sürekli olarak personel ya da araç yetersizliği gibi sebeplerle sorun

yaşıyorum. Kalp rahatsızlığım olduğu için bazen de ambulans ile sevk edilmem

gerekiyor ama ya araç temin edilemiyor ya da arızalı araçlar sebebiyle

hastaneye gidişlerde sorun yaşıyorum. Dilekçemi de sağlık açısından yaşadığım

bu mağduriyetimin giderilmesi amacıyla yazmıştım. Sevklerimde yaşanan

sorunların kimden kaynaklandığını bilemiyorum ancak bu şekilde tedavimde sorun

yaşamama neden olan kişi ya da kişilerden şikâyetçiyim..."

34. Soruşturma sonucunda Sincan (Ankara Batı) Cumhuriyet

Başsavcılığınca 19/2/2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

2014/100 soruşturma ve 2014/3174 sayılı kararın ilgili kısımları şöyledir:

"Ankara 2 Nolu

F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz [K]urumunda

kalmakta olan müşteki Sabri KAYA'nın 19/12/2013

tarihli dilekçesi ile 7-8 defadır hastane sevklerinin iptal edildiğini ve

mağdur olduğunu beyan ederek şikâyetçi olması üzerine hazırlık soruşturması

evrakı düzenlenmiş ise de;

Cezaevi idaresinin 08/01/2014 tarih ve

2014/489 sayılı yazıları incelendiğinde, müştekinin hastaneye sevklerinin

düzenli olarak yapılmaya çalışılmakla birlikte zaman zaman sevklerde personel

veya ambulans yetersizliği nedeniyle sorunlar yaşanabildiğinin bildirildiği

görülmekle, müştekinin hastane sevklerin zamanında yapılmamasında personele

atfı kabil kasıt ya da ihmalin bulunmadığı anlaşıldığından; müsnet

suçtan kamu adına KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA;

... karar verildi. ..."

35. Başvurucunun anılan karara itirazı üzerine Ankara 9. Ağır

Ceza Mahkemesinin 1/4/2014 tarihli ve 2014/275 Değişik İş sayılı kararı ile

itirazın reddine karar verilmiştir.

36. Bu karar başvurucuya 29/4/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

37. Başvurucu 29/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Tutma Koşulları ve

Başvurucuya Sağlanan Tıbbi Yardımlar

38. Bakanlık görüşü ekinde, başvurucunun bulunduğu Cezaevindeki

tutma koşulları ve başvurucuya sağlanan tıbbi yardımlara ilişkin olarak Ceza ve

Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 15/12/2014 tarihli ve

2014-2646/193638 sayılı yazısı ilgili dayanak belgelerle birlikte sunulmuş olup

başvurucu tarafından anılan Bakanlık görüşüne karşı herhangi bir beyan veya

itirazda bulunulmamıştır.

39. Anılan yazının ilgili kısımları şöyledir:

"...

1- Başvurucunun yaşam hakkı ihlâline yönelik

şikâyetine ilişkin olarak;

Adı geçenin sağlık dosyasının incelenmesinde,

30/01/2014 ve 06/02/2014 tarihlerinde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma

Hastanesi KVC Polikliniğine sevkinin planlandığı, ancak Cezaevi Jandarma Tabur

Komutanlığı tarafından araç ve personel yetersizliği sebebiyle sevkinin

ertelendiği,

12/02/2014 tarihinde Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi Kemik dansitoremetri

çekimi için sevkinin planlandığı, ancak Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı

tarafından araç ve personel yetersizliği sebebiyle sevkinin ertelendiği, söz

konusu dansitoremetri çekiminin 17/03/2014 tarihinde

yaptırıldığı,

19/03/2014 tarihinde Kampüs Devlet Hastanesi

dahiliye polik[lin]iğinde

gerekli tetkik ve tedavisinin yaptırıldığı, yapılan muayene sonucunda

kardiyoloji önerildiği, bunun üzerine 21/03/2014 tarihinde anılan hastanenin

kardiyoloji veFTR polikli[ni]ğinde yapılan muayenesi

sonucunda reçete düzenlenerek, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine

sevk edildiği,

25/03/2014 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve

Araştırma Hastanesinde Kardiyoloji polikliniğinde gerekli muayenesinin

yaptırıldığı,

03/04/2014 tarihinde Kampüs Devlet Hastanesi

acil polikliniğinde gerekli muayenesinin yaptırıldığı, yapılan muayenesi

sonucunda reçete düzenlendiği,

04/04/2014 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve

Araştırma Hastanesi kardiyoloji polikliniğine yatış işlemlerinin yapıldığı,

19/04/2014 tarihinde anılan hastaneden taburcu edilerek, reçete düzenlendiği,

28/04/2014 tarihinde yeniden Ankara Numune

Eğitim ve Araştırma HastanesiKardiyoloji

polikliniğine sevk edilerek, muayenesinin yaptırıldığı ve reçete düzenlendiği,

06/05/2014 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve

Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğine sevkinin planlandığı,

ancak Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı tarafından araç ve personel

yetersizliği sebebiyle sevkinin ertelendiği,

09/05/2014 tarihinde Kampüs Devlet Hastanesi

FTR polikliniğinde gerekli muayenesinin yaptırıldığı, Nöroloji bölümüne sevk

edildiği,

14/05/2014 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve

Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğine sevkinin planlandığı,

ancak Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı tarafından araç ve personel

yetersizliği sebebiyle sevkinin ertelendiği,

15/05/2014 tarihinde Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi Nöroloji Polikliniğine

sevkinin planlandığı, ancak Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı tarafından araç

ve personel yetersizliği sebebiyle sevkinin ertelendiği, 20/05/2014 tarihinde

anılan hastanenin Nöroloji polikliğinde gerekli

tetkik ve muayenesinin yaptırıldığı,

28/05/2014 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve

Araştırma Hastanesi Göğüs hastalıkları polikliniğine sevk edildiği, yapılan

muayene ve değerlendirme sonucunda yeniden tedavi düzenlendiği,

30/05/2014, 03/06/2014, 06/06/2014,

11/06/2014, 17/06/2014, 23/06/2014, 27/06/2014, 04/07/2014, 14/07/2014,

22/07/2014, 05/08/2014, 12/08/2014, 22/08/2014 05/09/2014tarihlerinde Dr. Nafiz

Körez Sincan Devlet Hastanesi Nöroloji Polikliniğine

sevkinin planlandığı, ancak Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı tarafından araç

ve personel yetersizliği sebebiyle sevkinin ertelendiği,

05/06/2014 tarihinde Adlî Tıp Kurumuna sevk

edildiği,

20/06/2014, 05/09/2014, 12/09/2014,

26/09/2014, 01/10/2014, 28/10/2014, 31/10/2014 tarihlerinde Kampüs Devlet

Hastanesine sevk edilerek, gerekli tetkik ve muayenelerinin yaptırıldığı,

16/09/2014 tarihinde Sincan Devlet Hastanesi

Nöroloji ve Göğüs Hastalıkları Polikliniklerine sevk edildiği, yapılan muayene

sonucunda pataloji düşünülmediği,

10/10/2014 tarihinde Kampüs Devlet Hastanesi

Kardiyoloji Polikliniğine sonuç gösterimi için sevk edildiği,

20/10/2014 ve 30/10/2014 tarihlerinde Ankara

Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi KVC Polikliniğine sevk edildiği, gerekli

tetkik ve muayenesinin yaptırıldığı,

03/11/2014 tarihinde Ankara Ceza İnfaz

Kurumları Kampüs Devlet Hastanesine kan tahlili ve röntgen için sevk edilmek

istendiği fakat hükümlünün hastaneye gitmek istemediği, buna ilişkin de dilekçe

vermediği,

04/11/2014 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve

Araştırma Hastanesi Kardiyolojive KVC polikliniği[ne]

sevk edildiği, yapılan EKO değerlendirmesi sonucunda ameliyat uygun

görülmediği, medikal tedavi takip kararı alındığı,

05/11/2014 tarihinde Ankara Ceza İnfaz

Kurumları Kampüs Devlet Hastanesine sevk edildiği, gerekli tetkik ve

muayenesinin yapıldığı, ayrıca anılan hastanenin İntaniye Polikliniğinde

yapılan muayenesi sonucunda Enfeksiyoz patoloji

tespit edilmediği,

07/11/2014 tarihinde Ankara Ceza İnfaz

Kurumları Kampüs Devlet Hastanesine Kardiyoloji polikliniğine sevk edildiği ve

yapılan muayenesi sonucunda ilaç tedavisi önerildiği,

14/11/2014 tarihinde Ankara Ceza İnfaz

Kurumları Kampüs Devlet Hastanesi Kardiyoloji polikliniğine sevk edildiği,

17/11/2014 tarihinde Ankara Numune Eğitim ve

Araştırma Hastanesi KVC polikliniğine sevk edildiği ve yapılan muayenesi

sonucunda ilaç tedavisi önerildiği,

21/11/2014 tarihinde Ankara Ceza İnfaz

Kurumları Kampüs Devlet Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğine sevk edildiği,

yapılan muayenesi sonucunda ilaç tedavisi önerildiği vebir

ay sonrasına kontrol istendiği,

Yukarıda belirtildiği üzere, başvurucunun

rahatsız olduğunu belirttiği tüm durumlarda gerekli müdahalenin yapıldığı,

hastane sevkleriyle ilgili olarak Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı ile

yapılan yazışmaların zamanında yapılarak faks veya telefonla da bilgi

verildiği, tedavi aşamalarının kurum tarafından titizlikle takip edildiği,

Hastane günü geldiğinde sevke gitmeyen veya

jandarmanın araç ve personel yetersizliği sebebiyle ertelendiğidurumlarda

en yakın tarihe hastanelerden tekrar randevu alınarak sevki gerçekleştirilmesi

istenilen hükümlü ve tutukluların listesinin bir gün öncesindenCezaevi

Jandarma Tabur Komutanlığına bildirildiği,

2- Başvurucunun mevcut rahatsızlığı da göz

önünde bulundurularak ceza infaz kurumunda yaşam koşulları ile ilgili olarak;

Adı geçenin kronik kalp yetmezliği ve hiper tansiyon hastası olduğu, 3 kişilik odalarda diğer

hükümlü ve tutuklularla barındırıldığı, 2014 Ocak ayından bu yana her ay

haftada iki gün birer saat spor, hafta da bir gün 3 saat sohbet faaliyetlerine

katıldığı, düzenli olarak kütüphane hizmetlerinden yararlandırıldığı,

Öte yandan, anılan ceza infaz kurumu revirinde

24 saat sağlık hizmeti veren sağlık personeli bulunmakta olup, kronik

rahatsızlığıyla ilgili durumlarda 112 Acil servise haber verilerek 30 yatak

kapasiteli Kampüs Devlet Hastanesine sevkinin sağlandığı, kurumda Pazartesi ve

Çarşamba günleri aile hekimi tarafından hükümlü ve tutuklulara sağlık hizmeti

verildiği, Salı ve Perşembe günleri ise diş hekimi tarafından sağlık hizmetleri

verildiği, kurum doktorları tarafından reçete edilen ve hükümlü ve tutuklular

tarafından talep edilen ilaçların eczane aracılığıyla temin edildiği ve ertesi

gün teslim edildiği, başvuranın kendi talebi doğrultusunda kronik rahatsızlığı

sebebiyle kullandığı ilaçların öncelikli olarak temin edildiği,

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi

KVC Polikliniği tarafındankontrol ve muayenelerinin

belirli aralıklarla takip edildiği,

3- Adlî Tıp Kurumu 3. Adlî Tıp İhtisas

Kurulu'nun 16 Aralık 2013 tarihli raporunda belirtildiği üzere 'doktoru ve

reviri bulunan' bir ceza infaz kurumunda tutulup tutulmadığı, hususu ile ilgili

olarak,

Kurumda revir birimi bulunduğu, sağlık

hizmetlerini yerine getirmek üzere 4 adet kadrolu sağlık personeli ve Sağlık

Bakanlığı tarafından görevlendirilen aile hekimi bulunduğu, aile hekiminin ise

Pazartesi ve Çarşamba günleri sağlık hizmeti verdiği,

4- Başvurucunun sağlık şikâyetleri üzerine, ne

kadar süre içerisinde harekete geçildiği ve şikâyetin giderilmesi için hangi

önlemlerin alındığı, hususlarına ilişkin olarak;

Hastane sevkleriyle ilgili olarak ceza infaz

kurumu jandarma tabur komutanlığı tarafından ertelenen sevkler hastane

tarafından hangi bir randevu tarihi belirtilmiş ise o tarihe, belirtilmediği

takdirde sevk yoğunluğu ve acil bekleyen sevkler göz önünde bulundurularak en

kısa sürede tekrar planlandığı, başvuranın rahatsız olduğunu belirttiği

durumlarda kurum revirinde görevli sağlık personeli tarafından müdahale

edildiği, ölçüm ve takiplerinin yapıldığı, gerek görüldüğü ve özellikle kronik

rahatsızlığıyla ilgili bir şikâyeti bulunduğu durumda derhal 112 acil ambulans

çağrılarak Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Devlet Hastanesine sevk edildiği,

hastane tarafından gerek görülmesi halinde bir üst sağlık kuruluşuna sevki[nin] ambulans ile gerçekleştirildiği, Kampüs Devlet

Hastanesi dışındaki hastanelere olan sevkleri[nin]

doktor raporuna istinaden ambulans ile gerçekleştirilebildiği,

Yukarıda izah edildiği üzere hükümlünün

rahatsız olduğunu belirttiği tüm durumlarda gerekli müdahalenin yapıldığı,

hastane sevkleri ile ilgili gecikmeksizin sevk yazışmalarının Cezaevi Jandarma

Tabur Komutanlığıyla yapıldığı, kurum revir sağlık personeli ve aile hekimi

tarafından herhangi bir ihmalin bulunmadığı anlaşılmış olup, şahsın

tedavilerine ilişkin tüm belgeler ve sağlık raporları Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığının 05/12/2014 tarihli ve B.M.2014/41539 sayılı yazısı ekinde

alınmakla ekte gönderilmiştir.

..."

C. İlgili Hukuk

1. Ulusal Hukuk

40. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün

muayene ve tedavisi" kenar başlıklı 78. maddesi şöyledir:

“(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi,

hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından

yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları,

sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin

tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde

tıbbî deney yapılamaz."

41. 5275 sayılı Kanun'un "Hastaneye

sevk" kenar

başlıklı 80. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle

hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir

raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir."

42. 5275 sayılı Kanun'un "İnfazı

engelleyecek hastalık hâli" kenar

başlıklı 81. maddesi şöyledir:

"(1) Kurum hekimi veya görevli hekim

tarafından yapılan muayene ve incelemeler sonucunda hükümlünün cezasını yerine

getirmesine engel olabilecek hastalığı saptanırsa durum, kurum yönetimine

bildirilir.”

2. Uluslararası Hukuk

43. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin (8/4/1998 tarihli

oturumda kabul edilmiş olan) Üye Devletlere Cezaevinde Tıbbi Bakımın Ahlaki ve

Kurumsal Yönleri ile İlgili R (98) 7 sayılı Tavsiye Kararı'nın ilgili kısımları

şöyledir:

"R (98) 7 SAYILI TAVSİYE KARARINA EK

I. Cezaevinde Tıbbi Bakımın Ana Özellikleri

A. Bir Doktora Müracaat

1. Mahkûmlar cezaevine girdiklerinde ve orada

bulundukları süre içerisinde herhangi bir yersiz gecikme olmaksızın ve

tutukluluk rejimlerine bakılmaksızın, gerekirse sağlık durumları itibarıyla her

zaman bir doktora veya tam mesleki tecrübeye sahip olan bir hemşireye müracaat

etme imkânına sahip olmalıdır. Bütün tutuklular cezaevine alınmalarında uygun

olan bütün tıbbi uygulamalardan yararlandırılmalıdır. Akli dengesizliğin,

cezaevine psikolojik adaptasyonun, uyuşturucu kullanımından kaynaklanan zararlı

belirtilerin, hap ve alkol bağımlılığının ve bulaşıcı ve kronik durumların üzerinde

özel bir önemle durulmalıdır.

2. Mahpusların sağlık

gereksinimlerini karşılayabilmek için, mahpusların sayılarına, sirkülasyonuna

ve ortalama sağlık durumlarına dayalı olarak, büyük ceza infaz kurumlarında

devamlı surette doktorlar ve tecrübeli hemşireler bulundurulmalıdır.

3. Bir cezaevi sağlık

bakım ünitesi en azından açık tedavi ve dış hasta konsültasyonlarını

yapabilecek imkanlara sahip olmalıdır. Şayet, mahkûmun sağlık durumu cezaevinde

garanti altına alınamayacak bir tedaviyi gerektiriyorsa, cezaevi dışında

bulunan sağlık kuruluşlarında ve her türlü güvenlik ortamında tedavinin yerine

getirilmesi için mümkün olan her şey yapılmalıdır.

4. Mahpuslar gündüz ve

gecenin her anında gerekli olduğunda bir doktora görünebilmelidir. Cezaevi

binası ve eklentilerinde ilk yardımda bulunabilecek bir görevli her zaman hazır

bulundurulacaktır. Ciddi acil durumlarda doktor, hemşire, personelinin bir

üyesi ve cezaevi idaresi haberdar edilmelidir; gözetim personelinin aktif

katılımı ve işlemde bulunması esastır.

...

9. Gerektiğinde, mahpus

hastaneye götürülürken kendine doktor veya hemşire personelince refakat

edilmelidir.

..."

44. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza

veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) tarafından kabul edilen standartların

(CPT Standartları) ilgili kısımları şöyledir:

"...

Cezaevlerinde sağlık hizmetleri

3. Genel Rapor’dan

Alıntı [CPT/Inf (93) 12]

30. Özgürlüklerinden mahrum bırakılmış

kişilere sunulan sağlık bakım hizmetleri doğrudan CPT'nin

görev alanı ile ilgilidir. [Dipnot: Aynı zamanda bkz. 8 Nisan 1998'de Avrupa

Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilen cezaevinde sağlık

hizmetlerinin etik ve organizasyonel yönlerine ilişkin

R (98) 7 No'lu Tavsiye.] Yetersiz sağlık hizmetleri,

"insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele" teriminin kapsamına giren

koşulların hızla ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca belli bir cezaevinde

sunulan sağlık hizmetleri, hem o cezaevinde hem de

diğer yerlerde (özellikle emniyet birimlerinde) kötü muamelenin önlenmesinde

önemli rol oynayabilir. Bunun da ötesinde, söz konusu hizmetler, sunuldukları

tesisteki genel yaşama koşulları üzerinde olumlu etkide bulunabilir.

31. Aşağıdaki paragraflarda, cezaevlerinde

sağlık hizmetlerini incelerken CPT heyetleri tarafından dikkate alınan bazı

konular ele alınmaktadır. Ancak, CPT herşeyden önce,

bugüne kadar Komite tarafından ziyaret edilen ülkelerin tamamında olmasa da

birçoğunda zaten kabul edilen, tutukluların toplumda yaşayan insanlarla aynı

düzeyde tıbbi bakım hakkına sahip olduğu yönündeki genel ilkeye verdiği öneme

işaret etmek istemektedir. Bu ilke bireyin temel hakları arasında yer

almaktadır.

32. Cezaevi sağlık bakım hizmetlerine yaptığı

ziyaretlerde CPT'yi yönlendiren konular, aşağıdaki

başlıklar altında ele alınabilir:

a. Doktora erişim

b. Bakımda eşitlik

c. Hastanın onayı ve gizlilik

d. Önleyici sağlık hizmetleri

e. İnsani yardım

f. Mesleki bağımsızlık

g. Mesleki yetkinlik

a. Doktora erişim

33. Cezaevine girerken, bütün tutuklular

gecikme olmaksızın cezaevinin sağlık hizmetlerinde görev yapan bir kişi

tarafından görülmelidir. CPT bugüne kadarki raporlarında yeni gelen her hükümlü

ile görüşülmesini ve gerekli ise girişinden sonra mümkün olan en kısa süre içinde

bir tıp doktoru tarafından fiziksel muayenesinin yapılmasını tavsiye etmiştir.

Bazı ülkelerde, girişteki tıbbi taramanın doktora bağlı tam yetkin bir hemşire

tarafından yapıldığı da eklenmelidir. Bu ikinci yaklaşım, mevcut kaynakların

daha etkin kullanımını sağlayabilir. [Dipnot: Bu gereklilik daha sonra şu

şekilde yeniden yazılmıştır: her yeni gelen hükümlü girişinden sonra mümkün

olan en kısa zamanda bir tıp doktoru tarafından görüşmeye alınacak ve fiziki

muayenesi yapılacaktır; özellikle tutukevleri söz konusu olduğunda istisnai

durumlar dışında,bu

görüşme/muayene giriş gününde yapılmalıdır. Girişteki bu tıbbi tarama bir

doktora bağlı tam yetkin bir hemşire tarafından da yapılabilir.]

Cezaevine gelişlerinde hükümlülere, sağlık

bakım hizmetinin varlığı ve işleyişi hakkında bilgi veren ve hijyenle ilgili

temel önlemleri hatırlatan bir kitapçık veya broşür verilmesi de faydalı

olacaktır.

34. Tutukluların gözetim altında bulundukları

süre boyunca, tutukluluk sürelerinden bağımsız olarak her zaman bir doktora

erişimlerinin bulunması gereklidir (özellikle tek başına hücre hapsinde tutulan

tutuklular için doktora erişim konusunda bkz. CPT 2. Genel Raporu CPT/Inf (92) 3'ün 56. paragrafı). Sağlık hizmetleri, doktora

danışma talepleri gereksiz gecikme olmadan karşılanacak şekilde

düzenlenmelidir.

Tutuklular sağlık bakım hizmetine gizlilik

ilkesi dahilinde, örneğin kapalı bir zarfta bir not yoluyla ulaşabilmelidir.

Ayrıca cezaevi yetkilileri doktorla görüşme taleplerini kendine göre eleme

yoluna gitmemelidir.

35. Bir cezaevinin sağlık hizmetleri en

azından düzenli ayakta konsültasyon ve acil durumlarda tedavi sunabilmelidir

(tabii ki, bunların dışında genellikle yataklı hastane tipi bir birim de

olabilir). Her tutukluya yetkin bir diş hekimi de hizmet sunmalıdır. Bunun

dışında, cezaevi doktorları uzmanların hizmetlerinden yararlanabilmelidir.

Acil durum tedavisine gelince, her zaman bir

doktor nöbette olmalıdır. Ayrıca ilk yardım sunabilecek yetkinliğine, tercihan

da hemşirelik niteliklerine sahip bir kişinin her zaman cezaevi sınırları

içinde bulunması gereklidir.

Ayakta tedavi, uygun olan hâllerde sağlık

bakım personeli gözetiminde yapılmalıdır. Bir çok

durumda, devam eden bakımın tutuklunun inisiyatifine bırakılması yeterli

değildir.

36. Sivil hastane ya da cezaevi hastanesinde,

tam teçhizatlı bir hastane hizmetinin de doğrudan desteği sağlanmalıdır.

Sivil hastanenin kullanılması halinde,

güvenlik düzenlemeleri konusu ortaya çıkacaktır. CPT bu bağlamda, tedavi almak

üzere hastaneye gönderilen tutukluların gözetim nedenleriyle hastane

yataklarına ya da diğer eşyalara fiziksel olarak bağlanmamaları gerektiğini

vurgulamak ister. Güvenlik ihtiyaçlarını yeterli bir şekilde karşılayacak başka

yollar bulunabilir ve bulunmalıdır; bu tür hastanelerde bir gözetim biriminin

oluşturulması bu çözümlerden bir tanesi olabilir.

37. Tutukluların hastaneye yatırılması ya da

bir uzman tarafından hastanede muayene edilmesi gerektiğinde, hasta sağlık

durumunun gerektirdiği aciliyette sevk

edilmelidir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

45. Mahkemenin 29/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

46. Başvurucu, kronik kalp rahatsızlığı, şeker ve yüksek

tansiyon hastalıkları nedeniyle hapis cezasının infazına üç ay ara verildiğini,

bu sürenin uzatılması için yapılan başvurunun tıbbi raporlar arasındaki çelişki

giderilmeden reddedildiğini, anılan çelişkinin Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu

tarafından giderilmesi için yaptığı başvurunun sonuçlanmadığını, hâlen

cezaevinde bulunduğunu ve hastaneye sevkleri yapılmayarak tedavisinin

aksatıldığını, Cezaevi idaresinin bu durumu kabul ettiğini, devletin sağlığını

ve yaşamını koruma yükümlülüğü altında olduğunu, bu kapsamındaki şikâyeti

üzerine soruşturmanın geç yapıldığını, yeterli bilgi ve belgelerin

toplanmadığını, hastane sevklerinin kaç kez iptal edildiğini, bu iptallerin

sonuçları ve Cezaevi idaresinin anılan aksaklıkların giderilmesi için herhangi

bir girişimde bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, (başvurucunun)

soruşturmanın hiçbir aşamasında dinlenmediğini ve kovuşturmaya yer olmadığına

karar verildiğini, anılan soruşturmanın etkili yürütülmediğini, bu nedenlerle

yaşam hakkının ihlal edildiğini, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı

itiraz merciinin dosya üzerinde inceleme yaparak karar verdiğini, kendisini

ayrıca dinlemediğini, ret kararının soyut gerekçelere dayalı olduğunu, bu

nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; infazın

durdurulmasına, yeniden soruşturma açılmasına ve tazminata hükmedilmesi

taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, infaza ara verme süresinin

uzatılması talebinin reddi ile bağlantılı olarak hastane sevklerinin

aksatıldığı ve bununla ilgili şikâyeti üzerine etkili soruşturma

yürütülmediğine ilişkin iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamında incelenmesi gerekir. Başvurucunun adil yargılanma hakkı ile

ilişkilendirdiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz

merciinin dosya üzerinden karar verdiği, kendisinin bu süreçte dinlenmediği,

ret kararının soyut gerekçelere dayalı olduğu iddialarının ise ancak

Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmesi

mümkündür (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §§

23 vd.).

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmayan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

49. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkına sahip olduğu, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır.

Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır.

Üçüncü fıkrasında da kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin

“insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm

altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri,

B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).

50. Devletin, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 81).

51. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete kişilerin işkence ve

eziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye -bu

muameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa dahi- maruz bırakılmalarını

engelleyecek tedbirler alma ödevini yüklemektedir. Dolayısıyla yetkililerin

bildikleri ya da bilmeleri gerektiği bir kötü muamele tehlikesinin

gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirleri almamaları durumunda devletin,

17. maddenin 3'üncü fıkrası anlamında sorumluluğu ortaya çıkabilir. (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82).

52. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında

hukuka uygun olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum

bırakılabilirlerken (İbrahim Uysal,

B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan diğer temel hak

ve hürriyetlere sahiptirler. Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz

sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde

güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması

durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550,

19/11/2014, § 35).

53. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya

muameleye tabi tutulamaz.” şeklindeki kural, hükümlü ve tutuklulara

yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus, 5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temel ilke" başlıklı 2.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Ceza

ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve

onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz." ve yine Kanun'un 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde "Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı

hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve

manevî koşullar altında çektirilir." şeklinde düzenleme ile

açıkça ifade edilmiştir. Dolayısıyla tutuklamaya veya hapis cezasına

mahkûmiyete ilişkin bir kararın yerine getirilmesi için sağlanacak şartlar,

insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana, § 36).

54. Cezaevlerinde tutulan kişilerin maruz kaldığı maddi

koşulların, Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında incelenebilmesi için asgari bir

eşiğe ulaşmış olması gerekir. Belirtilen asgari eşiğe ilişkin değerlendirme;

tutma koşulları ile ilgili tüm veriler, özellikle de muamelenin süresi,

fiziksel ya da ruhsal etkileri ve bazen de mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık

durumu dikkate alınarak yapılmalıdır (K. A.

[GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015, § 93; Rıda Boudraa, B. No: 2013/9673,

21/1/2015, § 60).

55. Diğer yandan devletin, Anayasa'nın 19. maddesine dayanılarak

özgürlüğünden yoksun bırakılmakta olan kişilere Anayasa'nın 17. maddesinin

birinci ve üçüncü fıkraları gereğince tıbbi yardım sağlama yükümlülüğü

bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün gerektiği gibi yerine getirilmemesi -her bir

somut olayın kendine has koşulları çerçevesinde- anılan Anayasa maddesinin

ilgili fıkralarının ihlali sonucunu doğurabilir.

56. Bu kapsamdaki ihlal iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinin

birinci ve üçüncü fıkraları kapsamında incelenebilmesi için, tıbbi yardımın

ihmal edilmesi veya gecikmesinin ilgili kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü

bakımından tehlike arz eden acil bir duruma ya da ağır veya uzun süreli bir acı

çekmesine sebebiyet vermiş olması gerekir. Belirtilen hâller dışında kişinin

tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedeniyle yaşadığı stres, huzursuzluk veya

aşağılanma hissinin olayın kendine has koşulları çerçevesinde "insan

haysiyeti ile bağdaşmayan muamele" düzeyine ulaşacak ciddiyette olması

hâlinde de ihlal iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamında incelenmesi mümkündür.

57. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fırkasında yer verilen

"işkence", "eziyet" ve "insan haysiyeti ile

bağdaşmayan muamele" kavramları, kişi üzerindeki etkilerinin ağırlık

düzeyi gözetilerek derecelendirilmiştir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 84). Belirtilen Anayasa hükmüne ile paralel

olarak Sözleşme'nin 3. maddesinde de "işkence", "insanlık dışı

muamele" ve "aşağılayıcı muamele" kavramlarına yer verilmiştir.

58. Bir muamelenin “insanlık dışı” olarak nitelendirilebilmesi

için bunun tasarlanarak uygulanmış olmasının yanında bedensel yaralanma ya da

fiziksel veya ruhsal acıya sebebiyet vermesi diğer taraftan bir muamelenin

“aşağılayıcı” olarak nitelendirilebilmesi için mağdurlarını rencide edecek ve

küçültecek ölçüde onlara korku, endişe, aşağılanma gibi duyguları hissettirmesi

gerekir (K. A., § 94; Rıda Boudraa, § 61).

59. Anayasa’nın 17. maddesi, cezaevinde tutulan bir hükümlü veya

tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekilde

olmasını da koruma altına almaktadır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki

davranışların, mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan

kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma

sokmaması gerekir. Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde

mahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence

altına alınması ve gerekli tıbbi yardımın sağlanması da insan onuruna yakışır

koşulların sağlanması için gereklidir (Turan

Günana, § 39). Bu çerçevede hasta bir

kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulması da Anayasa'nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı bir muamele olarak kabul edilebilir (Murat Karabulut, B. No: 2013/2754, 18/2/2016, § 65).

60. Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),

Sözleşme'nin -her ne kadar tedavisi imkânsız bir hastalığa yakalanılmış olsa

da- sağlık nedenleriyle tutulu bulunan bir kişinin serbest bırakılması “genel

yükümlülüğünü” üye devletlere yüklemediğini, bununla birlikte çok istisnai ve

ciddi koşullarda, iyi bir ceza adaletinin gerçekleştirilmesi adına insani

nitelikli birtakım tedbirlerin alınmasının gerekli olduğu durumların ortaya

çıkmasının mümkün olduğunu kabul etmektedir. AİHM'e

göre kişilerin klinik tablosu özgürlükten yoksun bırakılmayı gerektiren infaz

şekillerinde dikkate alınması gereken unsurlardan birini oluşturmaktadır. Bu

husus özellikle ölümcül hastalığa yakalanmış kişiler veya sağlık durumu sürekli

şekilde cezaevi koşulları ile uyumsuz hâle gelmiş kişilerin tutulmaları ile

ilgili durumlarda geçerlidir (Gülay

Çetin/Türkiye, B. No: 44084/10, 5/3/2013, § 102).

61. Hukuka uygun olarak özgürlüğü kısıtlanan herkesin insan

onuruna uygun tutukluluk koşullarına sahip olma hakkı bulunduğunu, alınan

tedbirlerin uygulanma koşullarının kişiyi sıkıntıya ya da tutukluluğa bağlı

kaçınılmaz üzüntü seviyesini aşacak yoğunlukta bir ümitsizliğe sokmaması

gerektiğini kabul etmek gerekir (Fatih

Hilmioğlu, B. No: 2014/648, 18/9/2014, § 65). Ayrıca Anayasa'nın

tutuklu bir kimsenin sağlık gerekçesiyle serbest bırakılması için hiçbir

"genel zorunluluk" getirmediğini ancak doğal olarak ortaya çıkan

fiziksel ya da ruhsal rahatsızlıklardan kaynaklanan acının yetkililerin sorumlu

tutulabileceği tutukluluk koşullarından dolayı artması ya da artma riski

bulunması hâlinde bu durumun Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası

kapsamına girebileceğini belirtmek gerekir (Fatih

Hilmioğlu, § 66).

62. Özgürlüğünden yoksun bırakılmakta olan kişilerin hasta

olmaları durumunda devletin kontrolü altında tuttuğu bu kişilere gerekli tıbbi

yardımı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün hiç veya gerektiği

gibi yerine getirilmemesi sonucunda kişinin yaşamı veya vücut bütünlüğü

bakımından tehlike arz eden acil bir duruma ya da ağır veya uzun süreli bir acı

çekmesine sebebiyet verilmiş olması veya belirtilen sonuçlar ortaya çıkmamakla

birlikte kişinin tıbbi yardımdan mahrum kalmış olması nedeniyle yaşadığı stres,

huzursuzluk veya aşağılanma hissinin -olayın kendine has koşulları

çerçevesinde- insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşacak

ciddiyette olması hâlinde Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal

edildiği kabul edilebilir. Bu kapsamdaki değerlendirmede kişinin özgürlüğünden

yoksun bırakılmasına bağlı dezavantajlı konumunun da dikkate alınması gerekir.

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

63. Başvurucu, kronik kalp rahatsızlığı, şeker ve yüksek

tansiyon hastalıkları nedeniyle hapis cezasının infazına üç ay ara verildiğini,

bu sürenin uzatılması için yapılan başvurunun tıbbi raporlar arasındaki çelişki

giderilmeden reddedildiğini, anılan çelişkinin Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu

tarafından giderilmesi için yaptığı başvurunun sonuçlanmadığını ileri sürmektedir.

64. Başvurucunun belirtilen iddialarına karşı Bakanlık

görüşünde, infaza ara verme süreci ile ilgili bilgiler verilmiş ve başvurucunun

sonuçlandırılmadığını iddia ettiği Adli Tıp Genel Kuruluna yaptığı başvurunun

bireysel başvurudan yaklaşık olarak bir hafta sonra sonuçlandırıldığı

bildirilmiş ve anılan Kurulun ilgili raporu görüş yazısı ekinde sunulmuştur.

65. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

66. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 28/8/2013 tarihli kararı

ile 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesi gereğince başvurucunun cezasının infazına

üç ay süreyle ara verilmesine karar verilmiştir. Başvurucunun avukatı 8/11/2013

tarihinde, anılan ara verme süresinin uzatılmasını talep etmiştir. Bu kapsamda

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Cerrahi Uzmanı

tarafından düzenlenen 20/11/2013 tarihli raporda, başvurucunun cezasının altı

ay ertelenmesinin uygun olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Ancak nihai olarak

Adli Tıp Kurumu tarafından, "(t)edavisi ve poliklinik kontrollerinin sağlanarak, doktoru ve

reviri bulunan cezaevi şartlarından infazına devam edilebileceği" yönünde

görüş bildirildiğinden başvurucunun infaza ara verme süresinin uzatılması

talebinin reddine karar verilmiştir. Başvurucunun avukatı, Ankara Numune Eğitim

ve Araştırma Hastanesince başvurucu hakkında düzenlenen raporla arasında

çelişki olduğu gerekçesiyle anılan Adli Tıp Kurumu raporuna itirazda

bulunmuştur. İtiraz sürecinde başvurucunun yeniden muayene ve tetkiklerini

yapan Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulunun 29/4/2014

tarihli raporunda 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesi gereğince infazın

ertelenmesine gerek bulunmadığı, infaza reviri olan bir cezaevinde devam

edilebileceği bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu Genel Kurulunun 5/6/2014 tarihli

ve 991 karar sayılı raporu ile başvurucunun 3. İhtisas Kurulu raporuna yönelik

itirazı değerlendirilerek başvurucunun tedavi ve poliklinik kontrolleri

sağlanarak doktoru ve reviri bulunan cezaevi şartlarında cezasının infazına

devam edilebileceği bildirilmiştir.

67. Görüldüğü üzere tek hekim tarafından düzenlenen 20/11/2013

tarihli rapor dışında başvurucunun hapis cezasının infazına ara verilmesinin

zorunlu olduğuna dair herhangi bir tıbbi mütalaa mevcut değildir. Sunulan tıbbi

raporlarda başvurucunun tedavi ve poliklinik kontrollerinin yapılabileceği,

doktoru ve reviri bulunan bir cezaevinde cezanın infazına devam edilebileceği

ortak görüşü hâkimdir.

68. Nitekim başvurucunun tedavisinin aksatıldığı iddiası dışında

Cezaevindeki tutma koşullarının ve doktor veya revir imkanlarının yetersiz

olduğuna yönelik bir iddiası da bulunmamaktadır.

69. Buna rağmen Bakanlık görüşü ve eklerinde başvurucunun

Cezaevinde tutulduğu koşullar hakkında bilgi verilmiştir. Buna göre başvurucu,

üç kişilik odalarda diğer hükümlü ve tutuklularla birlikte barındırılmakta olup

2014 yılı Ocak ayından bu yana her ay haftada iki gün

birer saat spor, haftada bir gün üç saat sohbet faaliyetlerine katılmaktadır.

Başvurucu ayrıca düzenli olarak kütüphane hizmetlerinden yararlandırılmaktadır.

70. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmadığı için

anılan bilgilere yönelik bir itirazı da söz konusu olmamıştır.

71. Buna karşılık başvurucu, hâlen (başvuru tarihi itibarıyla)

cezaevinde bulunduğunu ve hastaneye sevki yapılmayarak tedavisinin

aksatıldığını, Cezaevi idaresinin bu durumu kabul ettiğini, devletin sağlığını

ve yaşamını koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

72. Bu çerçevede Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki

yasağın maddi boyutunun ihlali iddiası bakımından incelenmesi gereken sorun,

başvurucuya sağlanması gereken tıbbi yardımın aksatılıp aksatılmadığı;

aksatılmış ise bunun neticesinde ortaya çıkan sonucun başvurucunun anayasal

haklarını ihlal edip etmediğidir.

73. Bakanlık görüşü ve eklerinde, başvurucuya sağlanan tıbbi

yardımlar hakkında da bilgiler verilmiştir. Buna göre Cezaevine ait revirde

yirmi dört saat sağlık hizmeti veren sağlık personeli bulunmakta olup

başvurucunun kronik rahatsızlığıyla ilgili durumlarda 112 Acil Servise haber verilerek

otuz yatak kapasiteli Kampüs Devlet Hastanesine sevki sağlanmaktadır. Bakanlık

görüşüne göre pazartesi ve çarşamba günleri aile hekimi, perşembe günleri ise

diş hekimi tarafından hükümlü ve tutuklulara sağlık hizmeti verilmektedir.

Kurum doktorları tarafından reçete edilen ve hükümlü ve tutuklular tarafından

talep edilen ilaçlar eczane aracılığıyla temin edilerek ertesi gün teslim

edilmektedir. Başvurucunun kendi talebi doğrultusunda kronik rahatsızlığı

sebebiyle kullandığı ilaçlar öncelikli olarak temin edilmektedir. Yine Bakanlık

görüşüne göre Ankara Numune Egitim ve Arastırma Hastanesi KVC (Kalp ve Damar Cerrahisi)

Polikliniği tarafından başvurucunun kontrol ve muayeneleri belirli aralıklarla

takip edilmektedir.

74. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün

Bakanlık görüş yazısı ekinde sunulan yazısında, başvurucunun hastaneye

sevklerine ilişkin safahat bilgileri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir

(bkz. §§ 38, 39). Bu bilgilere göre başvurucunun 19/3/2014, 21/3/2014,

3/4/2014, 9/5/2014, 20/6/2014, 5/9/2014, 12/9/2014, 26/9/2014, 1/10/2014,

10/10/2014, 28/10/2014, 31/10/2014, 3/11/2014, 5/11/2014, 7/11/2014, 14/11/2014

ve 21/11/2014 tarihlerinde Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Devlet

Hastanesinin muhtelif polikliniklerine sevklerinin gerçekleştirildiği ve

başvurucuya gerekli tıbbi yardımların sağlandığı anlaşılmaktadır. Bunun

haricinde başvurucunun 25/3/2014, 28/4/2014, 28/5/2014, 20/10/2014, 30/10/2014,

4/11/2014 ve 17/11/2014 tarihlerinde Ankara Numune Eğitim ve Araştırma

Hastanesinin KVC başta olmak üzere muhtelif polikliniklerine sevklerinin

gerçekleştirildiği ve başvurucuya gerekli tıbbi yardımların sağlandığı, aynı

Hastanede 4/4/2014 ila 19/4/2014 tarihlerinde yatılı tedavi gördüğü; 17/3/2014,

20/5/2014 ve 16/9/2014 tarihlerinde ise Dr. Nafiz Körez

Sincan Devlet Hastanesine (Nöroloji ve Göğüs Hastalıkları Poliklinikleri)

sevklerinin gerçekleştirildiği ve başvurucuya gerekli tıbbi yardımların

sağlandığı anlaşılmaktadır.

75. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmadığı için

anılan bilgilere yönelik bir itirazı da söz konusu olmamıştır. Ayrıca

başvurucu, ertelenen hastane sevklerinin niteliği konusunda bilgi sunmamıştır.

Bir başka ifadeyle gerçekleşen müteakip sevklerin ertelenen sevklerle oluşan

tıbbi yardım eksikliğini telafi edebilecek nitelikte olup olmadığı

anlaşılamamaktadır.

76. Görüldüğü üzere muhtelif tarihlerde hastane sevkleri

ertelenmekle birlikte gerçekleşmiş olan sevklerin sıklık düzeyi dikkate

alındığında, sağlanan tıbbi yardım standardının, başvurucunun yaşamı veya vücut

bütünlüğü bakımından tehlike arz eden acil bir duruma ya da ağır veya uzun

süreli bir acı çekmesine sebebiyet verecek veya psikolojik etkileri itibarıyla

olayın kendine has koşulları çerçevesinde insan haysiyeti ile bağdaşmayan

muamele oluşturacak nitelikte olduğu sonucuna ulaşılamamıştır.

77. Belirtilen hususlar çerçevesinde başvurucunun hapis

cezasının infazına ara verilmemesinin ve başvurucuya sağlanan tıbbi yardım

standardının işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele

yasağını ihlal ettiği sonucuna ulaşılamamıştır.

78. Açıklanan nedenlerle işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile

bağdaşmayan muamele yasağının maddi boyutunun ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

79. Somut başvuruda Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

güvence altına alınan işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan

muamele yasağı kapsamına girebilecek bir muamele tespit edilememiş olması

nedeniyle anılan yasağın usul boyutunun ayrıca incelenmesine gerek

görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına

alınan işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının

maddi yönden İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Sabri KAYA Vekili : Av. Fahriye Belgün BABA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8482, 29 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. Tutma Koşulları ve
  8. C. İlgili Hukuk
  9. "R (98) 7 Sayılı Tavsiye Kararına Ek
  10. I. Cezaevinde Tıbbi Bakımın Ana Özellikleri
  11. A. Bir Doktora Müracaat
  12. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  16. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına
  17. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Kömürcü
  20. Altan
  21. Akıncı
  22. Topal
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8482
Tarih
29 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Deniz Dönmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4663)
  • Osman Yücel Başvurusu (B. No: 2014/4874)
  • A.t. Başvurusu (B. No: 2014/2252)
  • Agavni Mari Hazaryan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4715)
  • Fatih Ildırar Başvurusu (B. No: 2014/2542)
  • Hikmet Yüce Başvurusu (B. No: 2014/4764)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.