İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sadık Koçak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5880)

1. Başvuru, yakınlarının askerlik görevini yerine getirdiği

Başvuru No2013/5880Tarih10 Mart 2016Okuma11 dk · 2.181 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sadık Koçak Ve Diğerleri Başvurusu (2)

Karar tarihi
10 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/5880
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.181 kelime·11 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yakınlarının askerlik görevini yerine getirdiği

sırada intihar etmesine ilişkin yürütülen ceza soruşturmasından sonuç

alınamaması sonrasında idare aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasında

AYİM tarafından verilen kararın yeni bir durum oluşturmasına rağmen ceza

soruşturması kapsamında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının

kaldırılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/7/2013 tarihinde Menderes 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 22/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 19/6/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.Bakanlık,

görüşünü 25/6/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

5/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 15/9/2015 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların ikisinin çocuğu ve diğer yedisinin kardeşi

olan Şaban Koçak, Iğdır ili Aralık ilçesi 5. Hudut Taburu 6. Hudut Bölüğü

Komutanlığına bağlı Aşağı Çiftlik Karakol Komutanlığı emrinde piyade onbaşı

olarak askerlik görevini yerine getirirken kendisine kalorifer kazan dairesinin

zimmeti verilmiştir.

9. Şaban Koçak, anne ve babasıyla yaptığı telefon görüşmelerinde

kalorifer dairesinin zimmetinin kendisine verildiğini, bu görevi

yapamayacağından korktuğunu ve yanlış bir şey yaparsa ailesinin mal varlığına

el konulacağı tehdidi altında olduğunu ifade etmiştir.

10. Şaban Koçak, başvuru konusu olayın gerçekleşmesinden on saat

önce görevli asker V.S.den ısrarla silah ve mühimmat

istemiş; bu talebe komutanın emriyle olumlu cevap verilmemiştir.

11. Şaban Koçak, 2/5/2010 tarihinde kendi görev mahalli olan

Karakolun kazan dairesinde diğer bir askerin hücum yeleğinden aldığı dolu

şarjörü kendi silahına takarak kendisini vurmuş ve hayatını kaybetmiştir.

12. Olayla ilgili olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı 12.

Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) E.2011/120

numarasıyla soruşturma başlatmıştır. Soruşturma sonucunda Askerî Savcılık,

28/1/2011 tarihli ve E.2011/120, K.2011/3 sayılı kararında intiharın Şaban

Koçak’ın kendi iç dünyasından kaynaklanan ancak dışa yansıtmadığı şahsi, ailevi

ve maddi sıkıntılar nedeniyle girmiş olduğu psikolojik bunalım sonucu

gerçekleşmiş olduğunu ve başkasına atfedilebilecek bir suç unsuru bulunmadığını

belirterek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

13. Başvurucular kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz

etmiştir. Kara Kuvvetleri Komutanlığı 9. Piyade Tugay Komutanlığı Askerî

Mahkemesi, K.2011/101 sayılı kararı ile yapılan itirazı reddetmiştir.

14. Bunun üzerine başvurucular 1/3/2011 tarihinde uğradıkları

maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla Millî Savunma Bakanlığına

dilekçeyle başvurmuşlardır. Millî Savunma Bakanlığı dilekçeye süresi içinde

cevap vermeyerek başvuruyu zımnen reddetmiştir. Başvurucular, zımni ret üzerine

31/5/2011 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine (AYİM) dava açmıştır.

15. AYİM, 31/10/2012 tarihli ve E.2011/989, K.2012/1053 sayılı

kararıyla Şaban Koçak’ın anne ve babası için toplam 7.100 TL maddi, davacıların

tamamı için toplam 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Ayrıca

davanın reddedilen kısmı üzerinden nispi olarak hesaplanan 19.624 TL vekâlet

ücretinin davacı olan başvuruculardan alınarak davalı idareye ödenmesine karar

verilmiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:

“Askeri Savcılık tarafından yürütülen

soruşturma sırasında ifadelerine başvurulan tanıkların beyanlarından

anlaşıldığı üzere, müteveffanın çürük raporu alma konusunda bazı asker

arkadaşlarıyla konuşmalar yaptığı, keza anne ve babasının beyanlarına göre,

onlara telefonda “kendisine senet imzalatıldığı, 25.000,00 TL ceza verileceği,

tarlalarının elinden alınacağı” şeklinde sözler söylediği, ayrıca kazan

dairesinin sorumluluğunun kendisine verilmesi ve zimmetine alması konusunda

çekingen davrandığı, maddi problemleri bulunan müteveffanın, kazan dairesindeki

cihazların arızalanması halinde kendisinden tazminat istenmesinden korktuğu,

özellikle olay günü nöbetine yaklaşık 10 saatlik bir süre olmasına rağmen V.S.

isimli asker arkadaşından silah ve mühimmat talep ettiği, ancak nöbetine henüz

uzun bir süre olduğundan V.S.’nin bu talebi yerine

getirmediği ve müteveffaya silah ve mermi vermediği, ancak müteveffa ısrarcı

olunca V.S.’nin bu konuda karakol komutanını

bilgilendirdiği, komutanın izin vermemesi üzerine silah ve mühimmat alamadığı

hususları hep birlikte düşünüldüğünde, dava konusu vahim olayın meydana

gelmemesi için davalı idare ajanlarınca gerekli ve yeterli her türlü tedbirin

alındığının söylenemeyeceği, müteveffanın olaydan önce intiharı kafasına koyup

tasarlamasına ve hiçbir sebep yokken üst ve amirlerinden silah ve mermi istemek

suretiyle bu konudaki niyetini de belli etmesine (en azından şüpheli

davranmasına) rağmen bunun fark edilemediği, dolayısıyla meydana gelen ölüm

olayı ile idarenin kusurlu davranışları arasında uygun illiyet bağının mevcut

olduğu ve oluşan zararın idarece karşılanması gerektiği, ancak ölüm olayının

müteveffanın kendi eylemi sonucu olması nedeniyle müteveffanın da müterafık kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.”

16. Anılan karar üzerine başvurucular karar düzeltme

başvurusunda bulunmuştur. Söz konusu başvuru, AYİM’in

15/5/2013 tarihli ve E.2013/601, K.2013/584 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

17. Başvurucuların AYİM'in kararı

(bkz. § 14) sonrasında Anayasa Mahkemesine yaptıkları 22/1/2013 tarihli ve

2013/841 numaralı bireysel başvuru dosyasında, Anayasa Mahkemesi İkinci

Bölümünün 23/1/2014 tarihli ve 2013/841 sayılı kararıyla başvurunun, yaşamını

yitiren şahsın yakınları tarafından ileri sürülen Anayasa’nın 17. maddesinin

ihlaline ilişkin şikâyetler yönünden mağdur

sıfatının kalkması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmiştir.

18. Anayasa Mahkemesinin anılan kararında, Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşamı koruma yükümlülüğü açısından yapılan incelemedenihai olarak şu değerlendirmelere yer

verilmiştir:

"85. Başvuru konusu

olay açısından öncelikli olarak, AYİM’in kararında

açık bir şekilde ihlal tespitinin yapıldığı ve buna dayalı olarak başvuruculara

uğradıkları maddi ve manevi zararın karşılığı olarak yargılama kapsamında

alınan bilirkişi raporundan yararlanılarak toplam 12.100 TL maddi ve manevi

tazminata hükmedildiği görülmektedir.

...

87. Belirlenen tazminat miktarları ile davanın

koşulları ve başvurucuların uğradığı zararlar arasında açık bir orantısızlık

bulunmadığı görülmektedir. Sonuç olarak AYİM’in

kararında bariz bir takdir hatası veya keyfilik tespit edilmediğinden Anayasa

Mahkemesinin tazminat miktarlarının belirlenmesi konusunda AYİM’in

takdir yetkisine müdahalesi söz konusu olamaz (B. No:2012/791, 7/11/2013, §

45).

...

89. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi açısından, AYİM’in idarenin yaşanan intihar eyleminden sorumlu

olduğunu tespit etmesi ve kendi takdir ettiği ölçüler çerçevesinde tazminata

hükmetmesi başvurucuların mağdur sıfatını ortadan kaldırabilecektir. Ancak bu

sonuca ulaşabilmek için bu konuda etkili bir ceza soruşturması yürütülüp

yürütülmediğinin belirlenmesi gerekmektedir (§ 83). "

19. Anılan kararda Askerî Savcılığın yürüttüğü ceza

soruşturmasına yönelik nihai olarak şu değerlendirmelere yer verilmiştir:

"96. Bu

çerçevede, başvuru konusu olayda yürütülen ceza soruşturmasındaki işlemlere (§

24–39) bakıldığında, intihar eyleminin gerçekleştiği gün resen soruşturmanın

başlatıldığı, soruşturma kapsamında detaylı olay yeri incelemesi yapıldığı, ölü

muayenesi ve klasik otopsi işleminin uygulandığı, aynı gün silah sesi üzerine

kazan dairesine giden askerlerin, müteveffanın samimi olduğu asker

arkadaşlarının, komutanlarının, şarjörünü aldığı askerin, mağdur sıfatı ile

başvuruculardan Fatma Koçak ile Sadık Koçak’ın ve tanık sıfatı ile Ali Koçak’ın

ifadelerinin alındığı, silahın balistik incelemesinin yapıldığı,tüm

bu hususlar değerlendirilerek Şaban Koçak’ın kendi iç dünyasından kaynaklanan

ve dışa yansıtmadığı sorunlar nedeniyle geçirdiği psikolojik bunalım sonucunda

intihar ettiği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu

karara karşı başvurucular tarafından Askeri Mahkemeye yapılan itirazın

reddedildiği, akabinde AYİM’de açılan tam yargı

davasında idarenin sorumluluğunun tespit edilerek tazminata hükmedildiği

görülmektedir.

97. Bütün bu hususlar

dikkate alındığında, yaşanan intihar sonrasında yürütülen ceza soruşturmasında,

yukarıda yer verilen ilkeler (§ 94–95) yönünden bir eksikliğin bulunduğu

söylenemez. Mevcut başvuruda, gerçekleşen ölüme ilişkin başvurucuların ortaya

koyduğu veya yürütülen idari ve ceza soruşturması kapsamında elde edilen

bulgulardan müteveffanın ölümünün intihar sonucu gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Bunun aksine bir durumdan “şüphe”lenilmesini

gerektiren bir olgu da bulunmamaktadır. Bu durumda yukarıdaki paragrafta (§ 77)

yer verilen ilkeler karşısında başvuru konusu olay kapsamında yaşam hakkı

açısından ön soruşturma aşamasını aşan ve yargılamayı da içeren bir ceza

soruşturması yürütülmesi zorunluluğu bulunduğu sonucuna varılamaz.

98. Dolayısıyla, yürütülen

ceza soruşturmasında yaşam hakkının usuli boyutunun

ihlaline neden olabilecek bir yön bulunmamaktadır. Bu durumda, başvuru konusu

olayda yaşam hakkına ilişkin şikâyetler açısından, kapsamlı bir ceza

soruşturmasını müteakip ihlali tespit eden ve makul bir tazminata hükmeden

etkili bir idari dava yolu bulunmakta olup başvurucuların mağdur sıfatı ortadan

kalkmıştır."

20. Anılan kararda yaşam hakkı dışında diğer haklar kapsamında

yapılan incelemede AYİM’in bağımsız ve tarafsız

olmadığı ile duruşma yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönündeki iddialar yönünden açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna, adil

yargılanma hakkı kapsamında vekâlet ücretine ilişkin iddialar yönünden kabul

edilebilir olduğuna ve başvurucular aleyhine hükmedilen nispi vekâlet ücreti

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü

kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine, başvurucuların AYİM

tarafından hükmedilen tazminata ilişkin Anayasa’nın 36. ve 40. maddelerinin

ihlali yönündeki şikâyetlerinin ise ayrıca incelenmesine gerek olmadığına

hükmedilmiştir.

21. Başvurucular, AYİM'in 31/10/2012

tarihli kararı sonrasında yeni delil ortaya çıktığını ileri sürerek Askerî

Savcılığın 28/1/2011 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının (bkz. §

12) kaldırılması talebiyle 22/3/2013 tarihinde tekrar Askerî Savcılığa

başvurmuşlardır.

22. Askerî Savcılık, 9/4/2013 tarihli kararıyla 25/10/1963

tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun

111. maddesinde yer alan "Askerî savcı

tarafından verilip süresi içinde itiraz edilmeyen veya itiraz edilip de süresi

içinde itiraz edilmediğinden veya sebep gösterilmediğinden hakkındaki itiraz reddolunmuş bulunan kovuşturmaya yer olmadığı kararı

üzerine, Millî Savunma Bakanı soruşturmaya devam edilmesi veya kamu davası

açılması hususlarında askerî savcıya emir verebilir." hükmü

uyarınca başvurucuların kovuşturmaya yer olmadığı kararına sebep göstermeksizin

itiraz ettiklerini belirterek gereğinin takdir ve ifası için dosyayı Millî

Savunma Bakanlığına göndermiştir.

23. Millî Savunma Bakanlığının 24/6/2013 tarihli kararıyla Milli Savunma Bakanlığının 14/5/2013 tarihli,

51393309-9010-2049-(31-31-11) sayılı ve "Kamu

Davası Açılması Emri Verilmesi ve Kanun Yararına Bozma İşlemlerinin Reddi"

konulu yazısına istinaden talebin reddedildiği bildirilmiştir.

24. Anılan karar 1/7/2013 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ

edilmiştir.

25. Bireysel başvuru 30/7/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

26. 353 sayılı Kanun'un "Milli

Savunma Bakanının askeri savcıya emir vermesi" kenar başlıklı

111. maddesi şöyledir:

"(Değişik birinci fıkra:

29/6/2006-5530/37 md.) Askerî savcı tarafından

verilip süresi içinde itiraz edilmeyen veya itiraz edilip de süresi içinde

itiraz edilmediğinden veya sebep gösterilmediğinden hakkındaki itiraz reddolunmuş bulunan kovuşturmaya yer olmadığı kararı

üzerine, Millî Savunma Bakanı soruşturmaya devam edilmesi veya kamu davası

açılması hususlarında askerî savcıya emir verebilir.

Kamu davasının açılması hususunda verilecek

emir üzerine askeri savcı, soruşturma yapmaksızın iddianame ile kamu davasını

açar."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

28. Başvurucular; idarenin, intihar eden yakınlarının psikolojik

sıkıntılarından haberdar olmasına rağmen yaşamını korumak için gerekli

tedbirleri almayı ihmal ettiğini, Askerî Savcılık tarafından yürütülen

soruşturmanın etkili, caydırıcı ve sorumluları cezalandırıcı nitelikte

olmadığını; AYİM'in kararında, hizmet kusurunun

bulunduğu gerekçesine yer verildiğini, bunun yeni bir delil olduğunu

dolayısıyla kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması gerektiğini, bu

yöndeki taleplerinin Millî Savunma Bakanlığınca gerekçesiz kararla

reddedilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, bu karara

karşı iç hukukta herhangi bir başvuru yolu bulunmadığını, buna göre ihlalin

meydana gelmesini önleyen, devam etmesini engelleyen, ihlal için yeterli bir

giderim sağlayan hukuk yolu bulunmadığından çelişmeli yargılama ve etkili

başvuru hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa’da düzenlenen yaşam hakkı,

özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence yasağı ve adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat

taleplerinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların, özetle AYİM kararı sonrası

ortaya çıkan yeni duruma bağlı olarak ceza soruşturması kapsamında verilen

kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmadığından bahisle ileri sürdüğü

özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence yasağı, etkili başvuru hakkı ve adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarının yaşam hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik incelemesi ve şartları”

kenar başlıklı 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kabul

edilebilirlik şartları ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer

hususlar İçtüzükle düzenlenir.”

31. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün “Düşme kararı” başlıklı 80. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (ç) bendi şöyledir:

“(1)

Bölümler ya da komisyonlarca yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hallerde

düşme kararı verilebilir:

…

ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka

gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir

neden görülmemesi.”

32. Başvurucuların aynı olaya ilişkin olarak yaşamı koruma ve

etkili soruşturma yükümlülükleri kapsamında ileri sürdükleri iddiaları daha

önce 23/1/2014 tarihli ve 2013/841 sayılı kararda özetle "... başvuru konusu olayda yaşam hakkına ilişkin

şikâyetler açısından, kapsamlı bir ceza soruşturmasını müteakip ihlali tespit

eden ve makul bir tazminata hükmeden etkili bir idari dava yolu bulunmakta olup

başvurucuların mağdur sıfatı ortadan kalkmıştır." gerekçesiyle

kabul edilemez bulunmuştur. Bu kapsamdaAskerî

Savcılık tarafından yürütülen ceza soruşturması, bu konuda mevcut ilkeler

dikkate alınarak incelenmiş ve soruşturmanın "yaşanan ölüm olayının tüm yönlerinin ortaya konulmasına ve sorumlu

kişilerin belirlenmesine imkan tanıma"

konusunda etkili ve yeterli olduğuna kanaat getirilmiştir. Diğer yandan

başvurucuların açtığı tam yargı davası yaşamı koruma yükümlülüğü açısından

incelenmiş ve AYİM’in idarenin yaşanan intihar

eyleminden sorumlu olduğunu tespit etmesi ve kendi takdir ettiği ölçüler

çerçevesinde tazminata hükmetmesinin başvurucuların mağdur statüsünü

kaldırdığına hükmedilmiştir.

33. Mevcut başvuruda başvurucuların şikâyetinin özünün,

hâlihazırda Anayasa Mahkemesinin inceleme ve değerlendirme konusu yaptığı AYİM

kararı sonrası ortaya çıktığı ileri sürülen yeni duruma bağlı olarak ceza

soruşturması kapsamında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının

kaldırılmaması, taleplerinin ise yine hâlihazırda Anayasa Mahkemesinin etkili

ve yeterli bulduğu ceza soruşturmasının yeniden açılması olduğu anlaşıldığından

başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden bulunmadığına

kanaat getirilmiştir.

34. Açıklanan nedenlerle başvurunun incelenmesinin

sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin kalmadığı anlaşıldığından başvurunun

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden

kalmamış olması nedeniyle DÜŞMESİNE,

B. Yargılama giderinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Cüneyt

DURMAZ

Başvurucular

:

1. Sadık

KOÇAK

2. Nurten

KOÇAK

3. Nurgül

ÖZEL

4. Fatma

KOÇAK

5. Yunus

KOÇAK

6. Bayram

KOÇAK

7. Ali KOÇAK

8. Hacer

KOÇAK

9. Rabia

KOÇAK

Vekili : Av. Ahmed Emir BİNİCİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/5880, 10 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Durmaz
  13. Koçak
  14. Koçak
  15. Özel
  16. Koçak
  17. Koçak
  18. Koçak
  19. Koçak
  20. Koçak
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/5880
Tarih
10 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Hesna Temizcan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6993)
  • Lıora Razon Başvurusu (B. No: 2013/7172)
  • Mehmet Reşit Arslan Başvurusu (B. No: 2013/2909)
  • Hafize Şükran İçten ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5018)
  • Alaeddin Çokan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5604)
  • Müzeyyen Nergiz ve Semire Nergiz Başvurusu (B. No: 2013/9687)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.