İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/7847)

1. Başvuru, motorlu taşıtlar vergisinin (MTV) tahsili amacıyla

Başvuru No2013/7847Tarih9 Mart 2016Okuma19 dk · 3.869 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat Yatçılık San. Ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
9 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7847
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.869 kelime·19 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, motorlu taşıtlar vergisinin (MTV) tahsili amacıyla

düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davanın esasa ilişkin iddialar

karşılanmaksızın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/10/2013 tarihinde Aydın Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde tespit edilen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Başvurucuya ait 2013/7850, 2013/7852 numaralı bireysel

başvuru dosyaları aynı konuya ilişkin olması nedeniyle 2013/7847 numaralı

bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiştir.

4. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 20/10/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 15/12/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

24/12/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve ekleriyle yargılamaya konu dava dosyasından

elde edilen bilgilere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu Şirket tarafından 26/12/2006 tarihinde bir tekne

satın alınmış ve 28/12/2006 tarihinde Kuşadası Liman Başkanlığına verilen

dilekçeyle teknenin ticari yat olarak tescili ve buna göre tonilato belgesinin

düzenlenmesi istenmiştir.

10. Kuşadası Liman Başkanlığı 28/12/2006 tarihli yazısıyla

Efeler Vergi Dairesi Müdürlüğüne (Vergi Dairesi) durumu bildirerek “vergi

mükellef kaydının” yapılmasını istemiştir. Vergi Dairesi de Şubat 2007 tarihli

yazıyla Liman Başkanlığına verdiği cevap yazısında başvurucu Şirketin yat

işletmeciliği ve inşaat müteahhitliği faaliyetinden dolayı kayıtlı kurumlar

vergisi mükellefi olup faaliyetine devam ettiğini belirtmiştir.

11. Başvurucu Şirket tarafından ayrıca 31/1/2007 tarihinde Vergi

Dairesine verilen dilekçeyle söz konusu tekneye ilişkin bilgiler verilmiş ve

gerekli kayıt işlemlerinin yapılması istenmiştir.

12. Yaklaşık beş yıl sonra Kuşadası Vergi Dairesi Müdürlüğü,

teknenin ticari olarak tescilinin 24/6/2009 tarihinde yapıldığı gerekçesiyle

başvurucu şirket adına 2007, 2008, 2009 yılları için MTV tahakkuku yaparak buna

ilişkin ödeme emirleri tebliğ etmiştir.

13. Başvurucu Şirket, ticari yata vergi tahakkuk ettirilmesinin

hukuka aykırı olduğunu belirterek ödeme emirlerinin iptali istemiyle üç ayrı

dava açmış ve dava dilekçelerine 28/12/2006 tarihinde Liman Başkanlığına,

31/1/2007 tarihinde Vergi Dairesine yaptığı başvurulara ilişkin yazışmaları

eklemiştir.

14. Aydın Vergi Mahkemesi 29/3/2013 tarihli ve E.2012/1016,

K.2013/355, E.2012/1014, K.2013/354, E.2012/1015, K.2013/353 sayılı

kararlarıyla davaları reddetmiştir. Kararların gerekçesi aynı olup ilgili

kısımları şöyledir:

"Olayda, 26.12.2006

tarihinde davacı şirket tarafından satın alınan teknenin hangi tarihte ticari

yat olarak tescil edildiğinin davalı vergi dairesi müdürlüğü [Kuşadası Vergi

Dairesi Müdürlüğü] tarafından Kuşadası Liman Başkanlığına sorulduğu, Kuşadası

Liman Başkanlığının 9.10.2012 tarih ve 959 sayılı yazısı ile adı geçen teknenin

24.6.2009 tarihi itibariyle ticari yat olarak tescil edildiğinin bildirildiği

anlaşılmaktadır.

Buna göre, yat, kotra ve her türlü motorlu

teknelerin vergilendirilmesinde liman veya belediye sicilinde yer alan kayıt ve

tesciller dikkate alınacağından, davacı şirketin tekneyi satın aldığı

26.12.2006 tarihinden, teknenin ticari yat olarak tesciline ilişkin tonilato

belgesinin düzenlendiği 24.6.2009 tarihine kadar özel amaçla kullanıldığının

kabulü gerekmektedir.

Bu nedenle, özel tekne olarak tescil olunduğu

dönemler itibariyle tahakkuk eden motorlu taşıtlar vergisi kanuni süresinde

ödenmediğinden, amme alacağının tahsili amacıyla davacı şirket adına düzenlenen

ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmemiştir."

15. Başvurucu Şirket tarafından Aydın Bölge İdare Mahkemesine

itiraz edilmiş ve itiraz başvurusunda Vergi Mahkemesinde ileri sürülen

iddialara ilave olarak 2009 yılında yapılan tescilin 2006 yılındaki başvuru

üzerine yapıldığı, Liman Başkanlığına yeni bir başvuru yapılmadığı, bu süreçte

teknenin özel tekne olarak da tescil edilmediği, nitekim tüzel kişilik adına

özel tekne olarak kayıt ve tescilin de mümkün olmadığı, dolayısıyla tekne satın

alınmış olmakla birlikte tescil edilmediği için 2009 yılına kadar vergiyi doğuran

olayın gerçekleşmediği ileri sürülmüştür. Aydın Bölge İdare Mahkemesi, itiraza

konu kararların usul ve hukuka uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden

bulunmadığı gerekçesiyle itirazları reddederek kararları onamıştır.

16. Başvurucu aynı iddiaları ileri sürerek karar düzeltme

talebinde de bulunmuş, Aydın Bölge İdare Mahkemesi 18/9/2013 tarihli

kararlarıyla, karar düzeltme nedenlerinin bulunmadığı gerekçesiyle talepleri

reddetmiştir. Nihai kararlar 28/9/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 25/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 18/2/1963 tarihli ve 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi

Kanunu’nun "Mükellef"

kenar başlıklı 3. maddesi (6/5/2009 tarihli ve 5897 sayılı Kanun'la değişmeden

önceki hâliyle) şöyledir:

"Motorlu Taşıtlar

Vergisinin mükellefi; trafik, belediye veya liman sicili ile Ulaştırma

Bakanlığınca tutulan sivil hava vasıtaları sicilinde adlarına motorlu taşıt

kayıt ve tescil edilmiş olan gerçek ve tüzelkişilerdir."

19. 197 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası (5897

sayılı Kanun'la değişmeden önceki hâliyle) şöyledir:

"Motorlu taşıtlar

vergisi mükellefiyeti motorlu taşıtların trafik, liman veya belediye sicili ile

Ulaştırma Bakanlığı tarafından tutulan sivil hava vasıtaları siciline kayıt ve

tescili ile başlar."

20. 197 sayılı Kanun'a göre özel amaçla kullanılan yat, kotra ve

her türlü motorlu ve yelkenli tekneler vergiye tabi tutulmuş iken 5897 sayılı

Kanun'la yapılan değişiklikle 30/6/2009 tarihinden itibaren bu tür araçlar verginin

konusu olmaktan çıkarılmıştır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu; satın alındıktan hemen sonra teknenin ticari

olarak tescili için 2006 yılında gerekli idari başvuruların yapıldığını, Liman

Başkanlığının ticari olarak tescili 2006 yerine 2009 yılında yapmasından

kendilerinin sorumlu tutulamayacağını, kaldı ki ticaret şirketi olan tüzel

kişilik adına özel tescilin mümkün olmadığını, söz konusu tescil yapılıncaya

kadar teknenin karada bekletildiğini, MTV mükellefiyeti kayıt ve tescille

başladığı için teknenin tescilsiz kaldığı 2007, 2008, 2009 yılları için vergi

istenemeyeceğini ancak Vergi Mahkemesinin salt davalısavunmalarına

göre hareket ederek teknenin özel amaçla kullanıldığının kabulüyle davayı

reddettiğini, verilen kararların hakkaniyetten uzak ve gerekçesiz olduğunu

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

yargılamanın yenilenmesini istemiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Başvurucu, adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali

istemiyle açtığı davada verilen kararların hakkaniyetten uzak ve gerekçesiz

olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde kabul edilebilirlik yönünden Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin "medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların" ve "suç isnadının"

esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın

kapsamının bu konularla sınırlandırıldığı, hak arama hürriyetinin ihlal

edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya

medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da

başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği,

dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali

iddiasına dayanan başvuruların Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel

başvuruya konu olamayacağı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) kabul

edilebilirlik kriterleri açısından vergi davalarının Sözleşme’nin 6. maddesinin

kapsamı dışında kaldığı, ayrıca yerel mahkemeler tarafından yapılan maddi ve

hukuki hataların ancak Sözleşme tarafından güvence altına alınmış hak ve

özgürlüklerin ihlali söz konusu olduğunda başvuruya konu edilebileceği

belirtilmiştir.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

26. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

27. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…”

28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Maddede geçen “adil

yargılanma” ifadesi 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun ile

Anayasa’ya eklenmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı

düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin Sözleşme’nin 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir.

29. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının

karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu

konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı

dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Adnan Oktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).

30. AİHM içtihadında vergi aslı yönünden başvuru konusu yapılan

uyuşmazlıkların vergi yükümlüsü ile vergi alacaklısı konumunda bulunan taraf

devlet arasında kamusal niteliği ağır basan bir uyuşmazlık olmasının ve

vergilendirmenin taraf devletlerin kamusal yetkisinin sert çekirdeği içinde yer

aldığının kabul edilmesi gerekçeleriyle cezai nitelik taşımayan vergisel

uyuşmazlıkların 6. maddenin güvence kapsamı dışında kalacağı belirtilmekte ise

de (Ferrazzini/İtalya [BD], B. No: 44759/98, 12/6/2001,

§ 29)Anayasa Mahkemesi içtihadı,başta mülkiyet hakkı

olmak üzere medeni hak ve yükümlülükler alanında önemli yansımaları

bulunduğundan salt vergisel uyuşmazlıkların adil yargılanma hakkına ilişkin

güvencelerden yararlanabileceği yönündedir (E.T.Y.İ.

A.Ş., B. No: 2013/596,8/5/2014, §§ 24-28).

31. Somut başvuruda, Anayasa Mahkemesinin E.T.Y.İ. A.Ş. kararında belirlediği

içtihattan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından başvuru konusu

uyuşmazlığa yönelik adil yargılanma hakkına ilişkin ihlal iddialarının Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde yer aldığı anlaşılmaktadır.

32. Başvurucunun iddiaları açıkça dayanaktan yoksun olmadığı

gibi başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir

neden de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Başvurucu; MTV mükellefiyeti kayıt ve tescille başladığı

için teknenin tescilsiz kaldığı 2007, 2008, 2009 yılları için vergi

istenemeyeceğini, kaldı ki teknenin ticari olarak tescilinin 2006 yerine 2009

yılında yapılmasından kendilerinin sorumlu tutulamayacağını, Vergi Mahkemesinin

salt davalı savunmalarına göre hareket ederek davayı reddettiğini, verilen kararların

hakkaniyetten uzak ve gerekçesiz olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve yargılamanın yenilenmesini istemiştir.

34. Bakanlık görüşünde; başvurucunun şikâyetinin gerekçeli karar

hakkına ilişkin olduğu, Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması için

davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre tarafların

dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi

bulunduğu, AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımının,

başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve başvurucuların temel

şikâyetlerini incelemekten kaçınmalarına neden olması hâlinde Sözleşme'nin 6.

maddesinin davanın hakkaniyete uygun bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından

ihlal edilmiş olacağı, mahkemelerin, kararlarını hangi temele dayandırdıklarını

yeterince açık olarak belirtme yükümlülüğü altında oldukları, derece mahkemesi

kararlarının adalet gereksinimini giderecek ölçü ve nitelikte yeterli gerekçe

ile açıklanıp açıklanmadığının Anayasa Mahkemesince yapılacak denetimin

kapsamında yer aldığı belirtilmiştir.

35. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

"Bütün mahkemelerin her

türlü kararları gerekçeli olarak yazılır."

36. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak

da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Maddeyle

güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi bir temel hak niteliği

taşımasının ötesinde- diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde

yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

biridir. Bu bağlamda Anayasa'nın, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının

gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden 141. maddesinin de hak arama

hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Vedat Benli, B. No: 2013/307, 16/5/2013, §

30).

37. Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması için

davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini

etkili bir biçimde inceleme görevi" vardır. AİHM içtihatlarına

göre bir mahkemenin, başvurucuların iddialarına yanıt vermemesi ve

başvurucuların temel şikâyetlerini incelemekten kaçınması hâlinde Sözleşme'nin

6. maddesi davanın düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal

edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§

84-85, Sencer Başat ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 30).

38. Mahkemeler "kararlarını hangi temele dayandırdıklarını

yeterince açık olarak belirtme" yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük,

tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olmanın yanı sıra (Hadjıanastassıou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992,

§ 33) tarafların; muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara

uygun bir biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir

toplumda toplumun kendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini öğrenmelerinin

sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat

ve diğerleri, § 34).

39. Gerekçelendirme; davanın sonucuna etkili olay, olgu ve

kanıtları açıklamak yükümlülüğü olmakla birlikte bu şekildeki

gerekçelendirmenin detaylı olması şart değildir. Ancak gerekçelendirmenin,

iddia ve savunmadan birinin diğerine üstün tutulma sebebinin ve bu kapsamda

davanın taraflarınca gösterilen delillerden karara dayanak olarak alınanların

mahkemelerce kabul edilme ve diğerlerinin reddedilmesi hususunda makul

dayanakları olan bir bilgilendirmeyi sağlayacak ölçü ve özene sahip olması

gerekmektedir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 37).

40. Zira bir davada tarafların hukuk düzenince hangi nedenle

haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne

uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken

mahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması "gerekçeli karar hakkı" yönünden

zorunludur. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili olduğunu kabul

ettiği bir husus hakkında "ilgili ve yeterli bir yanıt" vermemesi

veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış

olması bir hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer

Başat ve diğerleri, §§ 38, 39).

41. Başvurucu Şirket tarafından, MTV’nin

tahsili için düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada,

teknenin ticari yat olarak tescili için 28/12/2006 tarihinde Liman Başkanlığına

başvurulduğu, tüzel kişilik olan Şirketin özel amaçlı kullanımı olamayacağı

gibi tonilato belgesi düzenlenmediği için teknenin hiç kullanılmadığı,

üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek tekne alındıktan sonra hem

Vergi Dairesine hem de Liman Başkanlığına gerekli bildirimlerin süresinde

yapıldığı, teknenin ticari kaydının 2009 yılına kadar yapılmamasında

kendilerine düşen bir sorumluluk bulunmadığı iddiaları ileri sürülmüş, Aydın

Vergi Mahkemesi ise olayda liman sicilinde yer alan kayıt ve tescillerin

dikkate alınacağını, limana tescil tarihinin 24/6/2009 tarihi olduğundan

teknenin satın alındığı 26/12/2006 tarihinden bu tarihe kadar özel amaçla

kullanıldığının kabulünün gerektiği, dolayısıyla özel tekne olarak tescil

olunan dönemler itibarıyla tahakkuk eden MTV'nin

tahsili için düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle

davayı reddetmiştir. Başvurucu Şirket tarafından Aydın Bölge İdare Mahkemesine

yapılan itiraz başvurusunda Vergi Mahkemesinde ileri sürülen iddialara ilave

olarak tescille ilgili yeni bir başvuru yapılmadığı, 2006 yılındaki başvuru

üzerine 2009’daki tescilin yapıldığı, bu süre içinde teknenin özel tekne olarak

da tescil edilmediği, nitekim tüzel kişilik olan Şirket adına özel tekne olarak

kayıt ve tescilinin de mümkün olmadığı, dolayısıyla tekne alınmış olmakla

birlikte tescil edilmediği için 2009 yılına kadar vergiye sebep olayın da

gerçekleşmeyeceği ileri sürülmüş; Bölge İdare Mahkemesi, Vergi Mahkemesi

kararına atıfla itiraz ve karar düzeltme başvurularını reddetmiştir.

42. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen

iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın

sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde davayla doğrudan ilgili

olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

43. Ayrıca kural olarak kanun yolu incelemesi yapan merciin,

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi

kullanarak veya atıfla kararına yansıtması yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 57). Ancak kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı

olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında

kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber başvurucuların dile

getirmesine rağmen ilk derece mahkemesinin tartışmadığı esaslı hususlara

ilişkin iddialarıyla başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine

yönelik somut şikâyetlerinin kanun yolu incelemesinde tartışılmaması gerekçeli

karar hakkının ihlali olarak görülebilir (Faik

Gümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).

44. Mahkemelerin yargılama süresince kendilerine iletilen her

iddia ve talebi gözetmek zorunda olmadıkları biçimindeki serbesti, kararın

verilmesine neden olan temellere asgari açıklıkta değinilmesi görevini ortadan

kaldıracak şekilde yorumlanamaz (Sencer

Başat ve diğerleri, § 58).

45. 197 sayılı Kanun'un 7. maddesinde (5897 sayılı Kanun'la

değişmeden önceki hâliyle) MTV mükellefiyetinin liman siciline kayıt ve tescil

ile başlayacağı, aynı Kanun’un 3. maddesinde ise MTV mükellefinin liman

sicilinde adlarına motorlu taşıt kayıt ve tescil edilmiş olan gerçek ve tüzel

kişiler olduğu hükme bağlanmıştır.

46. Vergi Mahkemesi; liman sicilinde yer alan kayıt ve tescilin

dikkate alınacağı, ticari tescilin de 2009 yılında yapıldığı dolayısıyla

teknenin satın alındığı tarihten ticari tescilin yapıldığı tarihe kadar geçen

sürede teknenin özel amaçlı kullanıldığı kabulüyle davayı reddetmiştir. Vergi

Mahkemesi kararında, tescilin esas alınması gerektiği belirtilmekle birlikte

başvurucunun iddia ettiği gibi teknenin liman siciline özel amaçlı yat olarak

tescil edilip edilmediği hususu açıklığa kavuşturulmamış ve böylece başvurucunun

197 sayılı Kanun’a göre MTV açısından vergiyi doğuran olayın satın almayla

değil, liman siciline tescille doğacağı, Şirket adına ticari tescil dışında bir

tescil yapılmadığı iddiasıyla liman siciline ticari tescilin 2009 yılına kadar

yapılmamasında kendisinden kaynaklanan bir kusur bulunmadığı, idarenin kusuru

ve geç işleyişi nedeniyle tescilin geç yapıldığı yönündeki uyuşmazlığın

çözümünde önemli olduğu anlaşılan iddialarının incelenmediği ve kararda

karşılanmadığı görülmektedir.

47. Başvurucunun uyuşmazlığın çözümüne etkili bu iddialarına

Vergi Mahkemesi kararında cevap verilmediği gibi itiraz üzerine başvurduğu

Aydın Bölge İdare Mahkemesi kararında da cevap verilmemiştir. Oysa başvurucunun

iddiaları atıf yapılarak karşılanacak iddialardan değildir.

48. İnsan haklarına ilişkin güvencelerin soyut ve teorik olarak

değil, uygulamada ve etkili bir şekilde sağlanması gerekir. Buna göre

mahkemelerin ileri sürülen iddia ve savunmalara şeklen cevap vermiş olmaları

yeterli olmayıp iddia ve savunmalara verilen cevapların dayanaksız olmaması,

mantıklı ve tutarlı olması da gerekir. Diğer bir ifadeyle mahkemelerce

belirtilen gerekçeler, davanın şartları dikkate alındığında makul olmalıdır (Sencer Başat ve diğerleri, § 36).

49. Bu durumda 2009 öncesinde tescil olmadığı için 197 sayılı

Kanun’a göre vergiyi doğuran olayın gerçekleşmediği ve böyle bir tescil

yapılmışsa dahi tescilin ticari olarak yapılmamasından sorumlu tutulamayacağı

yönündeki başvurucu iddialarının ciddi olduğu ve İlk Derece Mahkemesi

tarafından bu iddia değerlendirilemediği için kanun yolu aşamasında ayrıca

değerlendirilmesi gerektiği ancak Aydın Bölge İdare Mahkemesince ayrı bir

değerlendirme yapılmayarak İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapılmak

suretiyle itiraz isteminin ve daha sonra karar düzeltme talebinin reddedildiği

oysa bu iddiaların atıf yapılmak suretiyle karşılanacak nitelikte olmadığı

görülmektedir.

50. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde yargılama süreci bir bütün

olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşe

katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53. Başvurucu yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

54. Yapılan incelemede adil yargılanma hakkı kapsamında

başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

55. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Aydın Vergi Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 595,05 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Aydın

Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. Birleştirilen başvurularda yatırılan toplam 595,05 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/3/2016 tarihinde Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu Şirketin maliki olduğu teknenin 2007, 2008 ve 2009

yıllarına ait MTV ödeme emirlerine karşı Aydın Vergi Mahkemesinde açtığı

davanın reddi ve Aydın Bölge İdare Mahkemesine yaptığı itirazın da vergi

mahkemesi kararının onanması ile sonuçlanması üzerine süresi içerisinde yaptığı

bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü tarafından, gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiği şeklinde değerlendirilmiş olup; aşağıdaki nedenlerle

çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

2. Başvurucu şirket, 26/12/2006 tarihinde satın alma yoluyla

maliki olduğu yatı “ticari yat” olarak tescil ettirmek üzere 28/12/2006

tarihinde Kuşadası Liman Başkanlığına müracaat etmiştir.

3. Tescil müracaatı aynı gün işleme konulmuş ve Kuşadası Liman

Başkanlığı, ilgili Vergi Dairesine 28/12/2006 tarihli bir yazıyla durumu

bildirmiştir. Şirketin esasen vergi dairesinde kayıtlı vergi mükellefi

olduğunun vergi dairesince liman başkanlığına bildirilmesi üzerine Şirket

tarafından 31/01/2007 tarihinde vergi dairesine ayrı bir müracaatta

bulunularak, tekneye ilişkin bilgiler verilmiş ve gerekli kayıt işlemlerinin

yapılması istenmiştir.

4. Yapılan tüm bu işlemlerden, 26/12/2006 tarihinde başvurucu

şirket tarafından satın alınan yatın en geç 31/01/2007 tarihi itibariyle gerek

liman başkanlığında gerek ilgili vergi dairesinde kaydının yapıldığında

tereddüt bulunmamaktadır.

5. Ne var ki, başvurucu şirketin yatın “ticari yat” olarak

tescili talebi yaklaşık iki buçuk yıl süre ile sonuçlandırılmamış ve ticari yat

olarak tescil 24/06/2009 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

6. Deniz araçları, 30/06/2009 tarihinde yürürlüğe gire 5897

sayılı Kanun’un 2. maddesi ile MTV kapsamından çıkartılmıştır. Buna göre,

teknenin “ticari yat” olarak tescili, yatın vergi konusu olmaktan çıkmasını

sağlayan yasa değişikliğinden beş gün önce gerçekleştirilmiştir.

7. Başvurucu Şirketin, yat gibi önemli kıymet ifade eden bir

malvarlığını ticari amaçla kullanmak üzere liman başkanlığına ve vergi

dairesine başvurduktan sonra bu başvurunun makul bir sürede sonuçlandırılmasını

talep etmeksizin ve kanunlarda bulunan idari ve hukuki yollara başvurmaksızın

iki yıldan fazla bir zaman takipsiz bırakması, hayatın olağan akışına uygun

olmadığı gibi basiretli bir tacirden beklenebilecek bir tutum da değildir.

Başvurucu Şirketin bu dönemde tescili sonuçlandırmak için herhangi bir adım

attığı yolunda dosyada bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durumda başvurucunun,

“ticari yat” olarak tescili, mevzuat yönünden daha uygun bir kullanım şekli

olup olmayacağını değerlendirmek için, bir süre kendi isteğiyle ertelediği

anlaşılmaktadır.

8. Kuşkusuz, her vergi mükellefi gibi başvurucu şirket de

vergiden kaçınmak için kendince en uygun gördüğü yol ve yöntemlere başvurabilir.

Ancak, MYV tahakkuk ettirilen dönemde yürürlükte olan 197 sayılı Kanun’un 3. ve

7. maddeleri gereğince 28/12/2006 tarihinde liman başkanlığı ve 31/01/2007

itibariyle de vergi dairesi kayıtlarına girmiş olan deniz aracının malikinin

MTV mükellefiyeti doğması söz konusudur.

9. Vergi dairesi de mevzuatı bu şekilde yorumlamış ve 2007-2009

yılları için MTV tahakkuku yaparak ödeme emri düzenlemiştir.

10. Vergi mahkemesi kararının yeterli gerekçe içermediği

noktasından “gerekçeli karar hakkı”na aykırı bulunan

kararında, başvurucunun maliki olduğu yatın 2007 yılı başında liman ve vergi

dairesince kayıt altına alındığından hareketle, MTV konusu olduğunu kabul

ettiği açıktır. Başvurucu itirazları ise yatın ticari kullanımda olmadığı

noktasında toplanmaktadır. Mahkeme, bu dönemde yatın ticari amaçla kullanımının

gerçekleştirilemediği yolundaki itirazları yatın “özel kullanımda olduğunun

kabulü gerekeceği” şeklindeki kısa bir gerekçeyle karşılamıştır. Her ne kadar

bu gerekçe kısa olsa da, ihtilafın esasına ilişkin nihai

hükmün, kullanım şeklinin (özel ya da ticari) vergi tahakkuku yönünden bir fark

yaratmayacağını belirtmesi bakımından yeterli görülebilir.

11. Bölge İdare Mahkemesinin kararında tüzel kişiliğin özel

kullanımının söz konusu olamayacağı yolundaki başvurucu itirazlarının cevapsız

bırakılmış olması da bir gerekçe eksikliği olarak görülebilir. Ancak kullanımın

eylemli kullanım demek olmadığı, kaldı ki şirket yetkilisi gerçek kişilerin

yatı şirket adına her zaman kullanma imkanına sahip bulundukları açık olduğundan,

bu hususun meskut geçilmesi başlı başına hükmü sakatlayan ve adil yargılanma

hakkının ihlalini teşkil eden bir durum olarak görülmemelidir.

12. Gerekçelerin ilgili ve yeterli olması ilkesi yönünden

çoğunluk görüşüne de esas alınan Sencer

Başat ve Diğerleri, Yasemin Ekşi, Faik Gümüş başvurularındaki emsal

ölçütlere açıkça aykırı düşmeyen Vergi Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi

kararlarının yeniden yargılama konusu yapılmasına gerek bulunmadığı kanaatiyle

Bölüm kararına katılmamaktayım.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör

:

Mehmet Sadık YAMLI

Başvurucu

:

Şah Tarım İnşaat Turizm Seyahat

Yatçılık San. ve Tic. Ltd.Şti.

Temsilcisi

:

Ahmet ULUCAOĞLU

Üye

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7847, 9 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  14. D. Birleştirilen başvurularda yatırılan toplam 595,05 TL harçtan
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. Paksüt
  19. M. Emin KUZ
  20. Paksüt
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7847
Tarih
9 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Başaran Başvurusu (B. No: 2013/4565)
  • Hadice Demir ve Abdulkerim Kavak Başvurusu (B. No: 2014/7719)
  • Mustafa Özbey Başvurusu (B. No: 2013/8705)
  • Günver Coşkun Başvurusu (B. No: 2013/7869)
  • Mehmet Sabri Yakut Başvurusu (B. No: 2013/9709)
  • Servet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/8700)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.