İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Servet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/8700)

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/8700Tarih31 Mart 2016Okuma10 dk · 1.932 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Servet Temiz Başvurusu

Karar tarihi
31 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/8700
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.932 kelime·10 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve

açılan davanın reddedilmesive makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/11/2013 tarihinde Bismil Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 26/10/2015 tarihinde

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. BaşvurucuDiyarbakır ili Bismil

ilçesi Alibey köyünde ikamet etmekte iken 1993

yılında meydana gelen terör olayları nedeniyle köyün boşaltılması neticesinde

yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.

6. Başvurucu 26/5/2006 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

7. 21/7/2010 tarihli ve 2010/5-635 sayılı Komisyon kararında,

terör olayları sonucu oluşan zararın karşılanması talebiyle yapılan başvuruda

dosyada yer alan bilgi ve belgeler uyarınca başvurucunun yaşadığı Bismil ilçesi

Alibey köyünün boşaltılmadığı, başvurucuya yönelik

münferit terör saldırısının olmadığı belirtilerek talebin reddine karar

verilmiştir.

8. Belirtilen ret işlemi aleyhine 23/11/2010 tarihinde başvurucu

tarafından açılan iptal davasında 18/5/2011 tarihli Diyarbakır 2. İdare

Mahkemesi kararı ile başvurucunun göç ettiğini ifade ettiği Bismil ilçesi Alibey köyüyle ilgili Mahkemenin daha önce verdiği25/3/2010

tarihli ve E.2009/1706, K.2010/767 sayılı kararında ''23/11/2009 tarihli köy muhtarının da imzasının bulunduğu jandarma tutanağında

Alibey köyünün 1993 yılında boşaltılmasının nedeninin

terör olaylarından kaynaklı olmadığı, köyün boşaltılmasının nedeninin köy

sahibi M.A. ve müşterekleri tarafından 1994 yılında Köy Hizmetleri Genel

Müdürlüğüne köyün satılması olduğu, köyün para karşılığı satılması sonucunda

köy halkının sosyal ve ekenomi sebeplerle göç etmek

zorunda kaldıklarının belirtildiği, Bismil İlçe Tapu Müdürlüğü tarafından Alibey köyünün 1955 yılında kadastro gördüğü eski malik

M.A. adına olan kaydın 19/7/1993 tarihinde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne

geçtiği, köyün eski sahibi M,A. ve müşterekleri tarafından Köy Hizmetlerine

verilen başvuru dilekçesinde 13/11/1992 tarihinde köyde bulunan arazilerini

satma teklifinde bulunulduğu, 10/11/1992 tarihli ve 32295 sayılı noter

taahhütnamesi ile de Alibey köyündeki arazileri satın

alma amacını engelleyecek yapı tesislerinin idarenin belirlediği sürede sökerek

enkazını araziden çıkaracağını taahhüt ettiği, bu belirleme ve tespitlerde Alibey köyünde köylülerin göç etmesine neden olacak

güvenlik sıkıntısının olmadığı, köydeki tüm taşınmazların 1992 yılında yani

köyün terk edildiği belirtilen tarihten bir yıl önce Köy Hizmetlerine

satılmasının taahhüt edilmesi sonrasında köy halkının köyü terk ettiği" gerekçesine

dayanılarak davanın reddine karar verildiği, dava dosyasında bulunan bilgi ve

belgeler ile Mahkemenin Alibey köyü ile ilgili

yukarıda anılan kararının birlikte değerlendirilmesi sonucunda Alibey köyünde köylülerin göç etmesine neden olacak

güvenlik sıkıntısının olmadığı, köydeki tüm taşınmazların M.A. tarafından Köy

Hizmetleri Genel Müdürlüğüne satılması nedeniyle köy halkının göç ettiği

belirtilerek davaların reddine karar verilmiştir.

9. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 7/2/2013 tarihliilamı ile dilekçede ileri

sürülen temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte

görülmediği belirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.

10. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 10/9/2013 tarihinde

reddedilmiştir.

11. Karar 20/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu28/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

14. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü

derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört

katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci

derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı

tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

16. Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin ve

akabinde açtığı davanın reddedildiğini, köyün güvenlik kaygısı ile terk

edilmediği, köyün M.A tarafından satılması nedeniyle terk edildiği yönündeki

Mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, M.A.nın sadece

kendisine ait arazileri sattığını, kendisine ait olan taşınmazların M.A.

tarafından satıldığının ispat edilemediğini, köyün satılması gibi bir durumun

söz konusu olamayacağını, jandarma tutanaklarının çelişkili olduğunu, tutanakta

imzası olan köy muhtarının 2000 yılından sonra seçildiğini, köy halkının köy

korucusu olmayı kabul etmediği için köyden göç etmeye zorlandığını, idarenin

can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet

hakkından yoksun kaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı

değerlendirme nedeniyle zararının tazmin edilmediğini, ayrıca yaptığı başvuru

hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 1., 2., 3., 4., 5., 6., 8., 9., 13.,

14. maddelerinde sayılan haklarınınihlal edildiğini

iddia etmiş; maddi ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

17. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararının tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Sözleşme'nin 1., 2., 3., 4., 5., 6., 8., 9., 13., 14.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi

ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16).Başvurucunun ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar

altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

18. Başvurucu; Komisyon tarafından verilen kararın akabinde

açtığı davadan sonuç alamadığını, göç etmeye mecbur kalması nedeni ile mal

varlığına ulaşamadığını; tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim kaynaklarından

mahrum kaldığını, anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile sebebiyet

verilmiş olmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet

hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş, yargılama sürecinde yapılan

incelemeler ve lehine olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit

edilen bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

19. Başvurucu; yargılamanın adil olmadığı iddiası kapsamında

ayrıca Komisyonun ve Mahkemenin kararının hatalı olduğunu, köyün M.A tarafından

satılması nedeniyle terk edildiği yönündeki gerekçesinin gerçeği

yansıtmadığını, çevre köylerde terör olaylarının meydana geldiğini, yaşanan

olaylar neticesinde güvenlik nedeniyle göç etmeye mecbur kaldığını, oluşan

zararları için yeterli bir giderim imkânının sağlanmadığını iddia etmiştir.

20. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

21. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

22. Başvurucu maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri neticesinde

davanın reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemelerince delillerin takdirinin

hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu belirtmekte olup

başvurucunun iddialarının özünün Derece Mahkemelerince delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

23. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, başvurucunun

yaşadığı Alibey köyünde köylülerin göç etmesine neden

olacak güvenlik sıkıntısının olmadığı, köydeki tüm taşınmazların M.A.

tarafından Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğüne satıldığı, M.A.nın

10/11/1992 tarihli noter taahhütnamesi ile Alibey

köyündeki arazileri satma amacını engelleyecek yapı tesislerini söküp enkazı

araziden çıkarmayı taahhüt ettiği, tüm taşınmazların 1992 yılında Köy

Hizmetleri Genel Müdürlüğüne satılmasının taahhüt edilmesi sonrasında köy

halkının köyü terk ettiği belirtilerek davanın reddine hükmedilmiştir.Başvurucunun

iddiaları, temyiz merciince de incelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme

kararı onanmış; karar düzeltme talebi ise reddedilmiştir.

24. Başvurucunun iddiaları incelendiğinde köyün terör nedeniyle

boşaltılmış olduğuna ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, Mahkeme kararı

gerekçesi de (bkz. §§ 8, 23)dikkate alındığında Derece Mahkemelerinin

kararlarında bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

25. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından, başvurunun

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

26. Başvurucu, ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

iddia etmektedir.

27. Başvurucu tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunun

delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin

olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu da saptanmadığı

anlaşılan somut yargılama faaliyetinin, derece mahkemelerince adil yargılanma

hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit edilmiş olduğundan

mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine

gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür,

B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

29. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında; Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

30. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

31. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvuru

tarihi olan 26/5/2006 tarihi ile nihai karar tarihi olan 7/2/2013 tarihi

arasında geçen 6 yıl 9 aylık yargılama süresinde uyuşmazlığın karara bağlanması

konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek

bir gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden, başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama süresinin makul

olduğu sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Servet TEMİZ Vekili : Av. Zeki ÇELİK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8700, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8700
Tarih
31 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/9037)
  • Kemal Aydın Başvurusu (B. No: 2013/9050)
  • Emine Kural Başvurusu (B. No: 2013/7741)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/8060)
  • Mustafa Avcıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6831)
  • Murat Mandalı Başvurusu (B. No: 2013/4491)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.