İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Sabri Yakut Başvurusu (B. No: 2013/9709)

1. Başvuru, Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan

Başvuru No2013/9709Tarih23 Mart 2016Okuma17 dk · 3.346 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Sabri Yakut Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/9709
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.346 kelime·17 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan

başvurucunun bir siyasi partinin genel merkezine göndermek istediği mektuplara

el konulması nedeniyle haberleşme ve ifade hürriyetinin ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/11/2013 tarihinde Bolu Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucunun aynı konuya ilişkin 2013/9710 numaralı bireysel

başvurusunun mevcut başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/9709

numaralı dosya üzerinden yürütülmesine 20/2/2014 tarihinde karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 5/8/2015 tarihinde,

başvurunun adli yardım talebinin kabul edilmesine karar verilmiştir.

5. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 5/8/2015 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından 22/12/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 20/1/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

8. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

1/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 2/2/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

10. Hâlihazırda Erzurum T tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

hükümlü olarak bulunan başvurucunun, Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda bulunduğu sırada Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine

23/8/2013 ve 27/8/2013 tarihlerinde göndermek istediği normal mektup ve faks niteliğindeki

yazılar, Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının kararlarıyla sakıncalı

olduğu değerlendirilerek gönderilmemiştir. Başvurucu yazmış olduğu mektupların

engellenmesi nedeniyle Bolu İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) ve Bolu Ağır Ceza

Mahkemesi nezdinde kanun yollarına başvurmuştur. Başvurucu her iki mektuba

ilişkin yapmış olduğu müracaatlardan bir sonuç alamamıştır.

11. Başvurucunun göndermek istediği ilk mektup Disiplin Kurulu

Başkanlığının 26/8/2013 tarihli ve 2013/123 sayılı kararına konu olmuştur.

Başvurucunun yanında ayrıca, aynı cezaevinde bulunan 10 kişinin;

milletvekillerine, insan hakları derneği gibi kişi ve kuruluşlara göndermek

istediği mektuplar hakkında da alıkoyma kararı verilmiştir. Alıkoyma gerekçesi

yazı tipi ile beraber şu şekildedir:

"Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 68/3 maddesinde '...' ibaresi yer

aldığından,

Mektuplar ve faksların içeriğinde 'Kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan yanlış

ifadeler içermesi nedeniyle' alıkonulmasına karar verilmiştir."

12. Başvurucunun yine 27/8/2013 tarihinde Cumhuriyet Halk

Partisine göndermek istediği faks ise (ikinci mektup) Disiplin Kurulu

Başkanlığının 29/8/2013 tarihli ve 2013/127 sayılı kararıyla alıkonulmuştur.

Başvurucunun yanında bu sefer, aynı cezaevinde bulunan 2 kişinin faks

niteliğindeki mektubu da değerlendirilmiştir. Alıkoyma gerekçesi ise yukarıdaki

paragrafta belirtilen ile aynıdır.

13. Başvurucu, her iki karara karşı değişik tarihlerde ve süresi

içerisinde şikâyette bulunmuştur. Ceza İnfaz Kurumu tarafından söz konusu

dilekçeler sırasıyla 28/8/2013 ve 2/9/2013 tarihinde İnfaz Hakimliğine

yollanmıştır. İnfaz Hâkimliği 23/9/2013 tarihinde her iki mektuba ilişkin

talepleri reddetmiştir. Hâkimliğin her iki mektuba ilişkin reddetme gerekçeleri

aynıdır. Normal mektup niteliğindeki yazıya ilişkin 23/9/2013 tarihli ve

E.2013/1658, K.2013/1700 sayılı kararın gerekçesi şöyledir:

"İtiraza konu mektubun incelenmesinde,

dosya kapsamıda hep birlikte değerlendirildiğinde

Ceza İnfaz Kurumu Kararı usul ve yasaya uygun olduğundan itirazın reddine karar

vermek gerekmiştir."

14. Faks niteliğindeki ikinci mektuba ilişkin şikâyet de

23/9/2013 tarihli ve E.2013/1661, K.2013/1705 sayılı kararla reddedilmiştir.

15. İnfaz Hâkimliğinin kararlarına karşı yapılan itirazlar Bolu

Ağır Ceza Mahkemesince 23/10/2013 tarihinde karara bağlanmıştır. Mahkeme, her

iki karara karşı yapılan itirazı İnfaz Hâkimliğinin anılan kararlarına atıf

yaparak 2013/1143 ve 2013/1153 Değişik İş sayılı kararlar ile reddetmiştir.

16. Başvurucu 12/11/2013 tarihinde Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin

her iki kararına karşı ayrı ayrı bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Söz konusu başvuruların konu itibarıyla aynı olması

nedeniyle 2013/9709 dosya üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir.

18. Anayasa Mahkemesi Bölümler Başraportörlüğü

1/2/2016 tarihinde alıkonulan mektupların örneğini ilgili kurumdan talep

etmiştir.

19. Bireysel başvuru dosyasına gelen yazıların incelenmesi

neticesinde başvurucunun göndermek istediği normal mektup ve faksta adres

olarak Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinin adresinin gösterildiği

anlaşılmıştır. Söz konusu mektuplardan başvurucunun göndermek istediği ilk

mektup şöyledir:

"

23.08.2013

CHP

Genel Merkezi

Sayın Veli Ağbaba

Öncelikle selamlarımızı iletiyor, şahsınızda mensubu olduğunuz CHP'ye

demokratik siyasal çalışmalarında başarı dileklerimizi sunuyoruz.

CHP'nin cezaevlerini izleme komisyonu olarak yürüttüğünüz duyarlı

çalışmalarınızı takip ediyoruz. Duyarlılığınızı daha fazla yoğunlaştırdığınız

bu dönemde, ne yazık ki cezaevlerindeki hak ihlalleri ve doğrudan işkence

uygulamaları daha bir arttı. Hiç kuşku yok ki, işkence ve hak gaspları karşısında

daha yoğun bir duyarlılık sergileyeceğinize inanıyoruz. Genel olarak

cezaevlerinde yaşatılan kötü muamalelere zaten vakıf

olduğunuzu bildiğimizden somut bir işkence olayını sizinle ve sizin şahsınızda

partinizle ve de cezaevlerini izleme komisyonuyla paylaşacağız.

Bolu F Tipi cezaevinin işkence, kötü muameyle

sicili oldukça kabarıktır. En son işkence olayı, 19 Ağustos 2013 tarihinde

gerçekleşti. Bolu T tipi kapalı cezaevinden Bolu F Tipi kapalı cezaevine zorla

yani sürgünle getirilen 10 arkadaşımız (siyasi-PKK davası) cezaevine girişte

açık, feci kaba işkenceye maruz kalmışlardır. Üstelik bu arkadaşlarımızdan bir

olan Ş.E. Arkadaşımız hasta-ameliyatlı olduğu halde işkenceden geçirilmiş,

dikişleri atılmış, hastalığı yeniden nüksetmiş, kanamaları sonradan tıbbi

müdahaleyle geçici olarak durdurulabilmiştir. Diğer arkadaşlarımız da aynı kaba

işkenceden geçirilmişlerdir. Arkadaşlarımızın işkence-darp raporları mevcuttur.

Bolu F tipi kapalı cezaevinde gerçekleşen ve insanlık onurunu ayaklar altına

alan bu işkence olaylarına karşı yapılan bütün suç duyurularının akıbeti

işkenceci gardiyanların savunulması ve haliyle yeni işkence uygulamalarını

teşvik şeklinde sonuçlanarak ödüllendirme olmuştur. Hukuki hiçbir girişim

bugüne kadar tutsaklar lehine sonuçlanmamıştır. Dışarıda nasıl ki cinayet

işleyen polisler hukuk şemsiyesi altına alınarak korunuyorsa, aynı biçimde

işkenceci gardiyanlar da cezaevlerinde koruma altına alınarak savunmasız

tutsaklara saldırtılmaktadırlar. Hukuk cezaevlerinde tümüyle askıya alınmış, işkence

rutin uygulama haline gelmiştir.

Tesadüf şu ki, tam da CHP cezaevlerini izleme

komisyonu olarak hazırladığınız ve çıplak arama işkencelerine dikkat çekerek

kamuoyuna sunduğunuz bir zamanda Bolu F tipi kapalı cezaevinde çıplak arama ve

tabi insan onurunu zedeleyen aynı uygulamalar gündeme geliyor. Bu da

göstermektedir ki cezaevindeki işkence uygulamaları lokal olarak sadece bir

cezaevinin sorunu değil, bizzat iktidarın-hükümetin bir uygulamasıdır. Elbette

işkence uygulamalarında Bolu F tipi cezaevinin ayrı bir yeri olduğunu da

belirtmek gerekiyor.

Sizden açık talebimiz, bu işkence ve kötü muamale uygulamasını kamuoyuna duyurmanız, başta Adalet

Bakanlığı ve TBMM İ.Hakları

Komisyonu olmak üzere ilgili makam ve çevrelerle paylaşarak duyarlılık

yaratmanız ve dahası bizzat gelerek cezaevinde incelemede bulunmanızdır.

Bir milletvekili ve mensubu olduğunuz CHP

olarak gerekli insani, etik ve siyasi-hukuki duyarlılığı göstermenizi bekliyor

ve yaşanan bu işkence uygulamasını sizlerle paylaşıyoruz.

Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine karşı

göstermiş olduğunuz duyarlılığınızı bir kere daha göstereceğiniz beklentimizle

Selamlar

M.Sabri YAKUT"

20. Başvurucunun faks niteliğinde olan diğer mektubu ise

şöyledir:

"Gönderici Alıcı

M.Sabri Yakut

CHP Genel Merkezi

... ...

Merhaba 27.08.2013

Öncelikle selamlarımızı iletiyorum.

23.08.2013 tarihinde Parti Genel Merkezine Vekiliniz Veli Ağbaba'ya hitaben yazdığım mektuba Bolu F Tipi Cezaevi

İdaresi 26/8/2013 tarih 2013/123 sayılı kararla el koyarak göndermedi.

Mektubumuza keyfi olarak el konulmuştur. Tutulduğumuz cezaevinde biz siyasi

tutsakların maruz kaldığı ciddi (hayati tehlike arz eden) hak ihlalleri ve uygulamalar

söz konusu. Ancak mektubumuzun başına gelen alıkoyma durumu faxımında

başına gelmesin diye, bu probleme dair bir şeyler yazamıyorum. Bunun için

sizden talebimiz parti olarak gerekli siyasi ve demokratik etik duyarlılık

göstererek bizzat cezaevine bir heyet göndererek yerinde inceleme yapmanızdır.

Gerekli duyarlılığı göstereceğiniz inancıyla

Selam/Saygılar

M.Sabri YAKUT "

B. İlgili Hukuk

21. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 68. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen

kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve

ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine

gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu

komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları

paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup,

faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise

gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya

savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi

değildir."

22. 5275 sayılı Kanun'un 121. maddesine dayanılarak çıkarılan

6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün

(İnfaz Tüzüğü) 91. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden

olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit

ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü

tarafından yazılmış ise gönderilmez."

23. İnfaz Tüzüğü'nün 122. maddesi şöyledir:

"(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve

gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve

telgraflar, zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür

başkanlığında, idare memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru

tarafından oluşturulan mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve

gözetim servisi personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde

sakınca görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine

konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.

(2) Resmî makamlara veya savunması için

avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü

uygulanır.

(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp

incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve

telgraflar zarfları ile birlikte verilir."

24. İnfaz Tüzüğü'nün 123. maddesi şöyledir:

"(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline

gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun

disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,

mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna

kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı

idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde

çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.

Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı

tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için

gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise,

disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise,

infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz

hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise

mahkemenin kararına göre işlem yapılır.

(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ

tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz

hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı

tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz

edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı

görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı

sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.

(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen

mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması

durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 23/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, cezaevi doktor raporuyla sabit ve kanıtlı işkence

olaylarına karşı duyarlılık göstermeleri için CHP Genel Merkezine mektup

yazdığını, yaptığı müracaatlardan sonuç alamadığını, Disiplin Kurulu kararını

ve alıkonulan mektubunun içeriğini öz olarak belirtmek için yine CHP genel

merkezine faks göndermek istediğini, aynı akıbet karşısında bireysel başvuruda

bulunduğunu, haberleşme ve ifade hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesinde

başvurucunun iddialarının özünün, göndermek istediği mektubun Cezaevi

idaresince sakıncalı görülerek gönderilmemesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin

kısıtlanmasına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu sebeple

başvurucunun bütün iddiaları haberleşme hürriyeti kapsamında

değerlendirilmiştir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de

haberleşme alanında ifade özgürlüğünün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(AİHS/Sözleşme) 8. maddesi ile güvence altına alındığını hatırlatmaktadır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.

No: 5947/72…, 25/3/1983, § 107; Fazıl Ahmet

Tamer/Türkiye, B. No: 6289/02, 5/12/2006, § 33; Ahmet Temiz, B. No:2013/1822, 20/5/2015,

§ 23).

28. Başvurucunun, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezine

iletmek istediği faks niteliğindeki mektup ile diğer mektubun sakıncalı

olduğuna karar verilmesi nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul

edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Başvurucu ve Bakanlık Görüşleri

29. Başvurucu, gönderilmek istenen mektupların Cezaevi

idaresince keyfî olarak gönderilmediğini, şikâyet ve itiraz yollarından da

sonuç alamadığını belirterek tazminat talebinde bulunmuştur.

30. Bakanlık görüşünde AİHM içtihatları ifade hürriyeti

kapsamında hatırlatılarak başvurucunun iddialarının bu kararlar doğrultusunda

değerlendirilmesi gerektiği bildirilmiştir.

31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında ifadelerini

yinelemiştir.

b. Genel İlkeler

32. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 28-34) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir.

c. İlkelerin Olaya Uygulanması

i. Müdahalenin Varlığı

33. Somut olayda İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıyla başvurucunun

bir siyasi partinin Genel Merkezine iletmek istediği mektupların sakıncalı

olduğuna karar verilmiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları

tarafından başvurucunun haberleşme özgürlüğüne bir müdahalede bulunulmuştur.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

34. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

Kanunilik

35. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 37-46) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine

gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan müdahalelerin "kanunilik" ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır. Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

Meşru Amaç

36. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 47-50) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerde "meşru amaç"

ilkesine ilişkin genel ilkelere yer verilmiştir.

37. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği,

hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada

belirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış

olan kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı çerçevesinde

cezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği söylenebilir.

38. Somut olayda Disiplin Kurulu Başkanlığınca başvurucunun

göndermek istediği mektupların sakıncalı bulunarak reddedilme sebebi, anılan

mektupların kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan yanlış ifadeler

içermesine dayanmıştır.

39. Bu kapsamda başvurucunun mektuplarının, Cezaevi Disiplin

Kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin;

kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile cezaevlerinde asayiş

ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın haberleşme

özgürlüğüne ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç

olduğu sonucuna varılmıştır.

Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve

Ölçülülük

40. Bakanlık görüşünde, başvuru ifade hürriyeti kapsamında

değerlendirmiş, başvuruya konu mektubun gönderilmemesinin amaçlanan hedefler

açısından orantısız olup olmadığı, bu bağlamda demokratik bir toplumda gerekli

olma ve ölçülülük ilkesine uygun olup olmadığı açısından değerlendirmede

bulunulmasının gerekli olduğu vurgulanmıştır.

41. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında özellikle

gönderilmek istenen ikinci mektubun sakıncalı olarak gönderilmemesinin keyfî

olduğunu, müdahalenin haklı olduğuna ilişkin Bakanlığın görüşünün maddi

dayanaktan uzak olduğunu bildirmiştir.

42. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerde demokratik toplum düzeninde gereklilik ve ölçülülük ilkesi

yönünden genel ilkelere yer verilmiştir.

43. Somut olayda başvuruya konu birinci mektubun içeriğinden

anlaşılacağı üzere ilgili mektubun aslında CHP Genel Merkezine iletilmek üzere

bir milletvekiline hitaben yazıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda muhatabın bir

milletvekili olduğu açıktır. Söz konusu kişi, mektubun yazıldığı tarihte İnsan

Hakları İzleme Komisyonu üyesidir. Diğer mektubun içeriğine bakıldığında ise bu

mektup da CHP Genel Merkezine gönderilmek istenmiştir. Bunun yanında mektupta

özne olarak çoğul şahısların kullanılma sebebi başvurucunun sadece kendisinin

değil, diğer kişilerin de kötü muameleye uğradığını iddia etmesinden kaynaklanmaktadır.

44. Yargısal bir karar alma imkânları olmasa bile diğer

kişilerden farklı olarak kendilerine tanınan yetkiler sayesinde

milletvekilleri, sorunları meclis gündemine ve kamuoyuna taşıyarak sorunlar

hakkında bir hassasiyet oluşturabilirler. Hatta meselelerin kronik hâle geldiği

bir aşamada milletvekilleri, yasal müdahalelerle soruna dönük çözümler

üretebilirler. Bir hükümlü tarafından milletvekiline gönderilmek istenen mektup

ile herhangi bir kişiye gönderilmek istenen mektubun değerlendirilmesi bu

kapsamda aynı şekilde olmamalıdır. Bununla beraber somut olayda, mektubun

muhatabı olan milletvekilinin o dönemde TBMM İnsan Hakları İnceleme

Komisyonunda üye olması dikkate alındığında gerekçelerin ikna ediciliği daha

kuvvetli olmak zorundadır. (Kahraman Güvenç,

B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 47)

45. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu insan hakları

ihlallerinin araştırılması ve önlenmesi konusunda çalışmalar yapan yargı dışı

bir kurumdur. 5/12/1990 tarihli ve 3686 sayılı İnsan Hakları İnceleme Komisyonu

Kanun'u kapsamında görev yapan Komisyonun görevlerinden biri, 3686 sayılı

Kanun'un dördüncü maddesinin (e) bendinde belirtildiği üzere insan haklarının

ihlale uğradığına dair iddialar ile ilgili başvuruları incelemek veya gerekli

gördüğü hâllerde ilgili mercilere iletmektir. Ayrıca birçok cezaevi hakkında

Komisyonun inceleme raporu bulunmaktadır. (Kahraman

Güvenç, § 48)

46. Mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan

hükümlülerin ve tutukluların dış dünya ile en önemli bağlantısı olduğu

gerçeğini gözönünde bulundurarak cezaevi yetkilileri,

dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmeleri hususunda mahpuslara destek ve

yardım sağlamalıdırlar.

47. Birinci mektuba konu olayda, başvurucunun ileri sürdüğü

iddiaların gerçeğe uygun olduğu açıkça tartışmalı olsa bile Cezaevi idaresinin

bu iddiaların TBMM çatısı altında görev yapan milletvekilline gönderilmesini

tamamen engellemek gibi bir yetkisi olduğundan söz edilemez. Nitekim başvurucu

sadece mektubu yazdığı sırada bulunduğu cezaevi hakkında değil, cezaevlerinin

tümü hakkında da iddialarda bulunmaktadır (bkz. § 19).

48. Ayrıca Disiplin Kurulu kararlarında, başvurucunun göndermek

istediği mektubun alıkonulması işlemine gerekçe olarak söz konusu mektuplarda

5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca “kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve

yanlış bilgileri” bulunması gösterilmiştir (bkz. § 11). Bununla

beraber somut olayda başvurucunun mektuplarında hangi sözlerin yalan ve yanlış

bilgiler içerdiği, bu bilgilerin kimi ya da hangi kuruluşu ne suretle paniğe

yöneltecek nitelikte olduğu belirtilmeden bu gerekçeye dayanıldığı

anlaşılmaktadır.

49. Disiplin Kurulu kararlarına karşı yapılan şikâyetler ise

İnfaz Hâkimliğince "dosya kapsamıda hep birlikte değerlendirildiğinde"

şeklindeki gerekçeyle reddedilmiştir (bkz. § 13). Bu karara yapılan itirazlar

da Bolu Ağır Ceza Mahkemesince, İnfaz Hâkimliği kararına atıf yapılarak

reddedilmiştir. Dolayısıyla İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi kararlarında

başvuruya konu mektup içeriği hakkında herhangi bir somut değerlendirme

yapılmamıştır.

50. Bu bağlamda başvuruya konu olayda kamu düzeninin korunması,

suçun önlenmesi ilecezaevinde disiplinin ve

güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gereklilikler, somut

bilgilere dayalı olarak ortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucunun

göndermek istediği mektubun alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine

yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin

"demokratik bir toplumda gerekli"

olmadığı kanaatine varılmıştır.

51. Başvurucunun yazmış olduğu faks niteliğindeki ikinci

mektubun ilk mektupla olan bağlantısı sebebiyle inceleme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

52. Bu sebeplerle başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde

güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

53. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin

(3) numaralı fıkrası uyarınca bilgi edinilmesi için Bakanlığa gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

54. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

55. Başvurucu Anayasa Mahkemesince takdir edilecek bir tutarda

manevi tazminat talep etmektedir.

56. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

57. Birden fazla metnin birleştirilerek incelenmesi, metnin

içeriğinde cezaevi uygulamaları bağlamında kötü muamele iddialarının yer

alması, başvurucunun bu süreçte başka bir cezaevine nakledilmesi, mektubun

yazıldığı tarihten itibaren aradan uzunca bir süre geçmesi ve başvurucunun

talebi birlikte değerlendirildiğinde yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir

yarar bulunmamaktadır.

58. Başvurucunun Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına

alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi sebebiyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya takdiren net 1.500 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

59. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Bolu İnfaz Hâkimliğine

ve Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme

hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya net 1.500 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Bolu İnfaz Hâkimliğine GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın

bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Hikmet Murat

AKKAYA

Başvurucu

:

Mehmet Sabri

YAKUT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9709, 23 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Chp
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 47)
  13. B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  14. C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. G. Kararın
  17. Akkaya
  18. Yakut
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9709
Tarih
23 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Servet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/8700)
  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/9037)
  • Kemal Aydın Başvurusu (B. No: 2013/9050)
  • Emine Kural Başvurusu (B. No: 2013/7741)
  • Orhan Ersoy Başvurusu (B. No: 2013/8060)
  • Mustafa Avcıoğlu Başvurusu (B. No: 2013/6831)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.