İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa Özbey Başvurusu (B. No: 2013/8705)

1. Başvuru, işkence ve görevi kötüye kullanma suçlarının

Başvuru No2013/8705Tarih23 Mart 2016Okuma11 dk · 2.204 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa Özbey Başvurusu

Karar tarihi
23 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/8705
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.204 kelime·11 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, işkence ve görevi kötüye kullanma suçlarının

işlendiği iddiasıyla yapılan şikâyet sonucunda hukuk kurallarının ve delillerin

eksik ve hatalı değerlendirilmesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair

karar verilerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının

ve işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/11/2013 tarihinde Kağızman Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 15/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 15/6/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin

görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bakanlığın 6/8/2015 tarihli görüşü başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Kars ili Kağızman ilçesi Tut köyünde ikamet eden başvurucu

9/6/1994 tarihinde köye gelen askerî özel hareket timlerinin kendilerinden

yiyecek istediklerini ancak kendilerinin bu isteği kabul etmediklerini, ertesi

gün yanında amcası ve yeğeni ile birlikte askerî tabura komutanla görüşmeye

gittiklerinde görevli askerlerin gözlerini bağlayarak kendilerini askerî çadıra

aldıklarını belirtmiştir.

8. Yanında bulunan amcası ve yeğeninin yaklaşık bir saat sonra

bırakıldığını, kendisinin ise gözleri kapalı şekilde yirmi dört saat su ve

aspirin verilerek tutulduğunu, bu zaman içinde falakaya yatırılarak sopa ile

dövüldüğünü, vücudunun kızgın demirle dağlandığını ve bıyıklarının yolunduğunu,

yüzünün sol tarafının kibrit ile yakıldığını, bayıldığında dışarıya çıkarılarak

bir süre bekletildikten sonra bırakıldığını, olaydan bir gün sonra Kars ve

Kağızman'da bulunan devlet hastanelerine başvurmasına rağmen doktorların rapor

düzenlemediğini iddia etmiştir.

9. Başvurucu, çadırdan ayrıldıktan yaklaşık kırk sekiz saat

sonra ayak tırnaklarından kan geldiğini; yapılanlar nedeni ile yıllar sonra

ayağında damar tıkanıklığı oluştuğunu belirtmiştir.

10. Başvurucu maruz kaldığı olayın bir gazetenin 5/8/1994

tarihli sayısında haber olarak kullanıldığını belirterek bu gazete sayfasını

delil olarak göstermiştir.

11. Olay nedeni ile başvurucu 21/5/2013 tarihinde şikâyette

bulunmuş, Kağızman Cumhuriyet Başsavcılığınca işkence suçundan dolayı yürütülen

soruşturma sonucunda 2/7/2013 tarihli ve S.2013/351, K.2013/247 sayılı kararla

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları

şöyledir:

''...İddia edilen işkence eylemine ilişkin

somut delilin bulunmadığı, Kars Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nce müştekinin

vücudundaki yaraların nasıl meydana geldiğini saptamanın mümkün olmadığı,

yaraların yaşamı tehlikeye sokmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir

nitelikte olduğu, yüzünde sabit ize, duyularında ve organlarından birinin

işlevinin zayıflamasına ve yitirilmesine neden olmadığı şeklinde rapor

düzenlendiği, müştekinin beyanında verdiği bilgiyle şüphelinin saptanmasının

mümkün olmadığı,

Ayrıca 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddeleri

gereğince lehe yasanın uygulanması yapıldığında eylemin suç tarihinde

yürürlükte bulunan 13/3/1926 tarih ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 243.

Maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, aynı suçun 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesinde düzenlenen işkence suçu ile

karşılaştırıldığında ceza miktarı bakımından 765 sayılı Kanun hükmünün daha

lehe olduğunu, zamanaşımı bakımından da 765 sayılı kanunun 5237 sayılı Kanuna göre

daha lehe olduğunu, 765 sayılı Kanun’un 102/3. maddesine göre suçun 10 yıllık

zamanaşımı süresine tabi olduğu, şikayet ve soruşturmanın yapıldığı tarih

itibari ile 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, bu süre içerisinde

zamanaşımın kesintiye uğramadığını, olağan ve olağanüstü zamanaşımı süresinin

dolması nedeni ile suçun takibin mümkün olmadığını,

Müşteki her ne kadar işkence suçlarından

zamanaşımının kaldırıldığını iddia etmişse de, 30/4/2013 tarihinde resmi

gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 9. maddesi ile 5237

sayılı Kanunun işkence suçunu düzenleyen 94. maddesinin son fıkrası ile bu

suçlarda zamanaşımı işlemez hükmü getirilse de, lehe kanun değerlendirilmesi

yapıldığında geçmişe dayalı olarak uygulamayacağı ....''

12. Başvurucunun anılan karara itirazı Ardahan Ağır Ceza

Mahkemesinin 26/9/2013 tarihli ve 2013/322 Değişik İş sayılı kararı ile

reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

''...zamanaşımı kesilmiş olsa bile suç tarihi

itibariyle olağan ve 765 sayılı TCK'nın 104/2 maddesinde belirtilen olağanüstü

zamanaşımı sürelerinin her ikisi de dolduğu, 6459 sayılı kanunun sanık aleyhine

geçmişe yönelik uygulamayacağı, Kağızman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 02/07/2013

tarih ve 2013/351 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının

usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından....''

13. İtirazın reddine dair karar 30/10/2013 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/11/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 13/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun

zamanaşımı sürelerini düzenleyen 102. maddesi şöyledir:

"Kanunda başka türlü

yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:

1- Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbed ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi

sene,

2- Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat

ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,

3- Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır

hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden

mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,

4- Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis

veya hapis yahud sürgün veya hidematı

ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim

cürümlerde beş sene,

5- Bir aydan ziyade hafif hapis veya otuz

liradan ziyade hafif para cezasını müstelzim fiillerde iki sene,

6- Bundan evvelki bendlerde

beyan olunan mikdardan aşağı cezaları müstelzim

kabahatlerde altı ay geçmesile ortadan kalkar.

Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında

yazılı ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya müebbed

yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim

cürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde dava müruru

zamanı yoktur."

15. 765 sayılı mülga Kanun’un

zamanaşımını kesen sebepleri düzenleyen 104. maddesi şöyledir:

"Hukuku amme davasının müruru zamanı,

mahkûmiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar

müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun

hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi

tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.

Bu halde müruru zaman, kesilme gününden

itibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan

itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci

maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesi ile baliğ olacağı

müddetten fazla uzatamaz."

16. 765 sayılı mülga Kanun’un

243. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Bir kimseye cürümlerini söyletmek,

mağdurun, şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olayları

bildirmesini engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahut

şikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğer

herhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya haysiyet

kırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz yıla

kadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezası

verilir."

17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 94.

maddesi şöyledir:

(1) Bir kişiye karşı insan onuruyla

bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade

yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları

gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki

yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Suçun;

a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini

savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,

b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı

görevi dolayısıyla,

İşlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde

gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar

hapis cezasına hükmolunur.

(4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer

kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.

(5) Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi

hâlinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz.

(6)Bu suçtan dolayı

zamanaşımı işlemez

18. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Zaman bakımından uygulama" kenar

başlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Suçun işlendiği zaman

yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri

farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 23/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu olay tarihinde köylerine gelen askerî özel hareket

timlerinin bulunduğu tabura komutanla görüşmeye gittiğinde yaklaşık yirmi dört

saat askerî çadırda tutulduğunu, burada askerler ile tabur komutanının

işkencesine maruz kaldığını, işkencenin kendisinde kalıcı izler bıraktığını,

dönem itibarıyla etkin bir şekilde haklarını arayamadığını, işkence suçlarından

zamanaşımının kaldırılmasından sonra şikâyetçi olduğu soruşturma dosyasında

Kağızman Cumhuriyet Başsavcılığınca hukuk kurallarının ve delillerin eksik ve

hatalı değerlendirildiğini, olayın tanıklarının dinlenmediğini, konunun

yeterince araştırılmadığını ve etkili soruşturma yapılmadığını belirterek

Anayasa’nın 17., 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

21. Bakanlık görüşünde somut başvuru konu olayların, iddialara

göre 9/6/1994 tarihinde meydana geldiği ve Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

imkânının başladığı 23/9/2012 tarihinden önce olduğu hususları Anayasa

Mahkemesinin dikkatine sunulmuştur.

B. Değerlendirme

22. Başvurucunun iddiaları yaklaşık yirmi dört saat askerî

çadırda tutulduğu, bu sürede işkenceye maruz bırakıldığı, kendisine işkence ve

kötü muamelede bulunan şahısların cezalandırılması amacıyla yapılan şikâyeti

hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek adil yargılanma

hakkının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ve işkence yasağının ihlal

edildiği hususlarına ilişkindir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu nedenle adil yargılanma

hakkının ihlaline yönelik şikâyetler işkence ve kötü muamele yasağının usul

boyutu ile ilgili olması nedeniyle başvurucunun bütün iddiaları, Anayasa’nın

17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence ve kötü muamele

yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmiştir.

1. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu, işkence altında yaklaşık yirmi dört saat askerî

çadırda tutulduğunu belirterek Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai

işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler.”

25. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S.,

B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

26. Somut olayda başvurucunun askerî yetkililer tarafından

9/6/1994 tarihinde gözaltına alındığı, 10/6/1994 tarihinde serbest bırakıldığı

anlaşılmaktadır. Başvurucu serbest bırakıldığı 10/6/1994 tarihinden sonra ihlal

iddiasının dayanağı olan tutulma işlemine karşı herhangi bir hukuk yoluna

başvurmamıştır. Bu nedenle gözaltı tarihinin sona erdiği 10/6/1994 tarihini en

son karar tarihi olarak almak gerekir. Bu tarih ise bireysel başvurular için

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi başladığı 23/9/2012 tarihinden

öncedir.

27. Açıklanan nedenlerle başvurucunun kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin Anayasa Mahkemesinin

yetkisinin başladığı tarihten önceye ait olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

28. Başvurucunun iddiaları ve başvuruya konu soruşturma

kapsamında elde edilen bilgi ve belgeler, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği konusunda değerlendirme

yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte kanıt unsuru içermemektedir. Bu nedenle

başvurucunun işkence iddialarının sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilmesi

ancak devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirip

getirmediğinin tespiti ile mümkün olabileceğinden kabul edilebilirlik

incelemesinin de Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altında

alınan işkence yasağının usul boyutu ile sınırlı olarak yapılması gerekli ve

yeterli görülmüştür.

29. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

30. Başvurucu 9/6/1994 tarihinde gözaltına alındıktan sonra

serbest bırakılana kadar tutulduğu yirmi dört saat içinde kolluk görevlilerinin

kendisine işkence yaptıklarını ileri sürmektedir. Başvurucu, bu iddialarını

21/5/2013 tarihine kadar yetkili herhangi bir soruşturma mercii önüne

taşımaksızın beklemek suretiyle pasif bir tutum sergilemiştir. Başvurucu iddia

edilen olayın meydana geldiği tarihten yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra

etkili bir soruşturma yapılmasının mümkün olamayacağı bir aşamada işkence

iddialarını soruşturma makamlarının bilgisine sunmuştur. Başvurucunun şikâyeti

üzerine soruşturmaya başlayan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun

ifadesi alınarak gerekli yazışmalar yapıldıktan sonra " ...

765 sayılı

Kanun’un 102/3. maddesine göre suçun 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu,

şikâyet ve soruşturmanın yapıldığı tarih itibari ile 10 yıllık zamanaşımı

süresinin dolduğunu, bu süre içerisinde zamanaşımın kesintiye uğramadığını,

olağan ve olağanüstü zamanaşımı süresinin dolması nedeni ile suçun takibin

mümkün olmadığı..." gerekçesine dayanılarak kovuşturmaya yer olmadığına

karar verilmiştir.

31. Her ne kadar başvurucu; işkence iddiaları ile ilgili olarak

terör olaylarının yoğun olduğu bir dönemde haklarını etkin olarak

arayamadığını, şartların normalleşmesi ve işkence suçlarında zamanaşımı

süresinin kaldırılması üzerine başvuru yaptığını belirtmişse de başvurucunun

sorumlular hakkında şikâyetçi olmasını ve konuyu soruşturma makamlarının önüne

taşımasını engelleyen bir durumun bulunmadığı, başvurucu tarafından ortaya

konulan yeni argümanların ve Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından toplanan

delillerin soruşturma öncesinde gerçekleşen dava zamanaşımını ortadan

kaldıramayacağının kabulü gerekir.

32. Bu çerçevede 21/5/2013 tarihli şikâyet üzerine yürütülen

soruşturma sonucunda işkence, eziyet veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan

muamele iddialarının gerçekliğinin tespitinin ve varsa sorumluların

belirlenerek etkili bir şekilde cezalandırılmalarının sağlanamamış olmasında

iddia edilen olay tarihi ile soruşturmanın başlatıldığı tarih arasında geçen

yirmi yıla yakın sürenin etkili olduğu kuşkusuzdur. Anılan sürede başvurucunun

işkence iddialarını, etkili soruşturma yürütülmesinin mümkün olduğu bir dönemde

bu konuda herhangi bir engelleyici durum söz konusu olmamasına rağmen

soruşturma makamlarının önüne taşımamış olmasından soruşturma makamlarının

sorumlu tutulması ve dolayısıyla işkence yasağı bağlamında devlet tarafından

etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğinin kabul edilmesi mümkün

değildir.

33. Belirtilen nedenlerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal

edilmediği açık olduğundan başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

23/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Hüseyin

PATIRAMAN

Başvurucu

:

Mustafa

ÖZBEY

Vekili : Av. Seyfettin KAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/8705, 23 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Patıraman
  12. Özbey
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/8705
Tarih
23 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Günver Coşkun Başvurusu (B. No: 2013/7869)
  • Mehmet Sabri Yakut Başvurusu (B. No: 2013/9709)
  • Servet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/8700)
  • Aziz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/9037)
  • Kemal Aydın Başvurusu (B. No: 2013/9050)
  • Emine Kural Başvurusu (B. No: 2013/7741)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.