İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Salih Akkuş Başvurusu (B. No: 2012/1017)

1. Başvurucu, motosikleti ile seyir

Başvuru No2012/1017Tarih18 Eylül 2013Okuma10 dk · 2.065 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Salih Akkuş Başvurusu

Karar tarihi
18 Eylül 2013
Başvuru Numarası
2012/1017
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.065 kelime·10 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, motosikleti ile seyir

halinde iken eşi R. A.’nın da arkasında yan bir

şekilde oturduğunu, daha önceden aralarında husumet bulunan S. K.’nın da aynı yönden kendilerini geçtiği sırada eşinin dizine

çarparak düşmesine ve ölümüne sebebiyet verdiğini, olayla ilgili olarak

Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından etkili soruşturma yapılmayarak kovuşturmaya

yer olmadığına karar verildiğini, bu nedenle yaşam hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/12/2012 tarihinde

İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir

eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 10/6/2013

tarihinde başvurunun çözümünün ilke kararını gerektirmesi nedeniyle Anayasa

Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralı

fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 24/1/2012 tarihinde

sevk ve idaresindeki 31 KF 894 plakalı motosikletiyle arka kısımda oturan eşi

R. A. ile birlikte Üçgüllük Beldesinden İskenderun

istikametine seyir halinde iken, R. A. motosikletten düşerek yaralanmış ve

İskenderun Devlet Hastanesinde yoğun bakım ünitesinde tedavi görmekte iken,

1/2/2012 tarihinde yaşamını yitirmiştir.

6. Başvurucu, aralarında husumet bulunan S. K.’nın, yönetimindeki kamyonet ile yanlarından geçerken

kendilerini sıkıştırıp, eşinin dizine dokunarak düşmesine ve ölmesine sebebiyet

verdiğini belirterek, 27/1/2012 tarihinde İskenderun

Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmuş, Cumhuriyet Savcılığınca aynı gün

soruşturma başlatılmıştır.

7. 1/2/2012 tarihinde Cumhuriyet Savcısı

huzurunda doktor tarafından yapılan ölü muayenesinde, R. A.’nın

başının sağ tarafında çökme kırığı oluştuğu, bilek ve dirseklerinde sürtünmeye

bağlı yüzeysel deri kaybı olduğu, sol diz kapağının dış yan tarafında ekimoz ve sıyrık, sol baş parmakta ise lezyon bulunduğu,

kesin ölüm sebebinin trafik kazası ile gerçekleşmesi mümkün kafa travmasına

bağlı beyin içi kanaması olduğu, klasik otopsi yapılmasına gerek bulunmadığı

tespit edilmiştir.

8. 24/1/2012 tarihli kaza tespit tutanağında

başvurucunun, motosikleti; hız, görüş, yol, hava ve teknik durumun gerektirdiği

şartlara uygun şekilde kullanmayarak tali kusurlu olduğu, S. K.’nın ise motosiklete çarptığına dair herhangi bir bulguya

rastlanmadığından kusurunun bulunmadığı saptanmıştır.

9. 24/1/2012 tarihli olay yeri inceleme

raporunda, motosikletin park halinde olduğu yerden itibaren geriye 20 metre 40

cm kan lekeleri ve fren izi bulunduğu, motosiklet üzerinde çarpmaya bağlı

herhangi bir izin olmadığı, kamyonetin üzerinde de silinme, kırılma ve kazınma

gibi izlerin bulunmadığı, ayrıca sürücü ve yolcuya ait kaskların olmadığı

belirlenmiştir.

10. Cumhuriyet Savcılığınca 15/2/2012

tarihinde başvurucunun da katılımıyla gerçekleşen keşifte, olayın meydana

geldiği yerin tek gidiş ve tek gelişli asfalt yol olduğu, yolda kısmen tamirat

ve yamalar bulunduğu, asfaltın bittiği yer ile banket arasındaki kısmın çimenli

olduğu belirlenmiş ve hazırlanan bilirkişi raporunda olayın oluşumunda

başvurucunun asli kusurlu olduğu, S. K.’ya, illiyet

bağı kurabilecek herhangi bir iz, emare ve somut bir delil bulunmadığından

kusur izafe edilemeyeceği tespit edilmiştir.

11. Keşif yerinde tanık olarak dinlenen

A. D. “kazadan sonra olay yerine gittiğini,

başvurucunun kendilerini S. K.’nın sıkıştırdığını

söylediğini, motosikletin 5-6 metre ilerde devrilmemiş vaziyette park halinde

bulunduğunu”, N. K. ise “kaza

anını görmediğini, müteveffanın düştüğü yerden 5-6 metre geride fren izleri

olduğunu, izlerin yol hizasında dümdüz olarak asfalttaki çukurlardan itibaren

başladığını, motosikletin nizami bir şekilde iki tekerleği üzerinde park

edilmiş vaziyette durduğunu” ifade etmişlerdir.

12. Keşifte dinlenen başvurucu da, “eşinin, arkasında yan vaziyette oturduğunu, 50 km civarında bir hızla

gittiğini, S. K.’nın arkadan gelerek sıkıştırdığını,

ancak eşine çarpıp çarpmadığını görmediğini, sıkıştırması nedeniyle asfalttan

çıktığını, eşinin düştüğünü görünce de motosikletini durdurduğunu, kazaya

sebebiyet veren S. K.’dan

şikayetçi olduğunu” söylemiştir.

13. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 28/3/2012 tarihli raporuna göre başvurucunun tali kusurlu

olduğu, R. A.’nın kasksız bir şekilde düşerek kafa

travmasına bağlı beyin kanaması sonucu hayatını kaybettiği, sıkıca tutunmayıp

dengesini kaybederek düşmesi ve ölmesi olayında asli kusurlu olduğu, S. K.’nın ise, başvurucunun yönetimindeki motosiklete herhangi

bir teması saptanmadığından kabul edilebilir illiyet bağı olmayıp, atfı kabil

kusuru bulunmadığı belirtilmiştir.

14. S. K. ifadesinde, “olay

günü kamyoneti ile seyir halinde iken, başvurucu ile arkasında oturan eşine

rastladığını, kendilerini düzgün bir şekilde sollayarak geçtiğini, motosikletle

herhangi bir temasının olmadığını, başvurucu ile aralarında husumet

bulunduğunu, ancak olayla hiçbir ilgisinin olmadığını, kazayı sonradan

öğrendiğini” söylemiştir.

15. Diğer taraftan, başvurucunun şikayetçi, S. K. ve diğer

beş kişinin de şüpheli olarak bulunduğu dosyada, her iki tarafın akraba

oldukları, şüphelilerin tehdit ve hakaret suçlarını işledikleri belirtilerek 3/10/2012 tarihli iddianameyle haklarında dava açılmıştır.

16. Cumhuriyet Savcılığınca 2012/1073 sayılı dosya üzerinden

somut olayla ilgili olarak yürütülen soruşturma sonucunda 18/7/2012

tarih ve 2012/4025 sayılı kararda “her ne

kadar müşteki Salih Akkuş, şüpheli S. K.’nın eşinin

hayatına kastederek ölmesine neden olduğunu iddia etmişse de, kaza tespit

tutanağı, olay yeri inceleme tutanağı, ölü muayene tutanağı, mahalde yapılan

keşif sonucu hazırlanan trafik bilirkişi raporu, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik

İhtisas Dairesi raporu ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde, şüpheli S. K.’nın sevk ve idaresindeki pikapla, aynı istikamette seyir

halinde olan müştekinin motosikletinin arka koltuğunda oturan eşi R. A.’ya dokunarak yere düşmesine neden olup motosikletin

devrilmemesi şeklindeki iddiasının, hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı,

soyut kaldığı, şüphelinin savunmasının aksine müştekinin iddialarını doğrular

şekilde dava açmayı gerektirir somut kanıt veya emare bulunmadığı”

gerekçe gösterilerek, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

17. Buna karşı başvurucunun 20/9/2012

tarihinde yaptığı itiraz, Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/10/2012 tarih ve

2012/1526 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiş ve bu karar başvurucuya

27/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 7/12/2012

tarihli dilekçesi ile 30 gün içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu’nun “Kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar” kenar başlıklı 172. maddesi şöyledir:

“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi

sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde

edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer

olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi

alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı,

süresi ve mercii gösterilir.

(2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu

davası açılamaz.

(3) (Ek fıkra: 11/04/2013-6459

S.K./19. md) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma

yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla

tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep

edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.”

19. 5271 sayılı Kanun’un “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” kenar başlıklı 173. maddesi

şöyledir:

“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer

olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının

yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza

mahkemesine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının

açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353

S.K./26.mad) Mahkeme, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek

görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hâkimini

görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa,

istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı

Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve

şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353

S.K./26.mad) Mahkeme istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame

düzenleyerek mahkemeye verir.

(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının

açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu Madde hükmü

uygulanmaz.

(6) İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet

savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden

verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan ağır ceza mahkemesinin bu hususta

karar vermesine bağlıdır.”

20. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun “Kasten öldürme” kenar

başlıklı 81. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis

cezası ile cezalandırılır.”

21. 5237 sayılı Kanun’un “Taksirle

öldürme” kenar başlıklı 85. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi,

iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

22. Mahkemenin 18/9/2013 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/12/2012 tarih ve 2012/1017 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, motosikleti ile seyir

halinde iken aynı yönden kamyoneti ile giden S. K.’nın

kendisini sıkıştırarak ve arkasında oturan eşinin dizine çarpmak suretiyle

ölümüne neden olduğunu, adı geçen şahısla aralarında daha önceden husumet

bulunduğunu, söz konusu olayın kaza olmadığını, kasten öldürmeden soruşturma

yapılması gerekirken, iddialarının dikkate alınmadığını, tüm deliller

araştırılıp toplanmadan Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda “kovuşturmaya yer olmadığına” karar

verildiğini ve buna karşı yaptığı itirazın da Mahkemece reddedildiğini

belirterek, yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve soruşturmanın

yenilenmesi ile birlikte uygun görülecek bir miktar tazminata da hükmedilmesini

talep etmiştir.

B. Değerlendirme

24. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde, başvurunun; trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm olayından

dolayı, başvurucunun da iddialarını karşılayacak yeterlikte etkili bir şekilde

yürütülmeden sonuçlanan soruşturma ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp, olay ve olguların gerçekliğinin hukuki tavsifini kendisi takdir

eder. Bu nedenle başvurucunun tüm iddiaları Anayasa’nın 17. maddesi ile

ilişkili görülerek bu kapsamda değerlendirilmiştir.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkraları uyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal

edildiğini iddia eden kişilere Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı

tanınmıştır.

26. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir.”

27. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları

ve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

28. Başvurucu, eşinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasında

bir üçüncü kişinin kusurunun yeterince ve etkili bir şekilde soruşturulmaması

nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bütün diğer haklar için bir temel oluşturan yaşam hakkı,

Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmış ve bu maddede belirlenen

istisnalar dışında hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemeyeceği

belirtilmiştir. Devletin yaşam hakkına saygı gösterme yükümlülüğü öncelikle

kamu otoritelerinin yaşam hakkına müdahale etmemelerini, yani maddede

belirtilen istisnalar dışında öldürmemelerini gerektirir. Bu, devletin yaşam

hakkından kaynaklanan negatif ödevidir. Yaşam hakkına saygı, ikinci olarak

devletin üçüncü kişilerden gelecek tehlikelere karşı bireylerin hayatını

korumasını gerektirir. Bir kimsenin hayatına yönelik çok özel ve ciddi bir

tehdidin varlığı kanıtlanmışsa, devletin bu tehdide karşı bireyin hayatını

korumak için makul tedbirleri alması gerekir. Bu, devletin yaşam hakkından

kaynaklanan pozitif yükümlülüğüdür. Bir ölüm meydana gelmişse, devletin pozitif

yükümlülüğü kapsamında ölümün nedenlerini soruşturma ve sorumluları tespit

ederek cezalandırma ödevi de vardır. Bu usul yükümlülüğünün gerektiği şekilde

yerine getirilmemesi halinde devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine

gerçekten uyup uymadığı tespit edilemez. Bu nedenle, devletin bu madde

kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülüklerinin güvencesini soruşturma

yükümlülüğü oluşturmaktadır.

30. Bireyin, bir devlet görevlisi ya da

özel bir kişi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini

ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir

iddiasının bulunması halinde, Anayasa’nın 17. maddesi, “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili resmi

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirir. Bu soruşturma, sorumluların

belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Devletin

pozitif yükümlülüğü kapsamında hiç soruşturma yapılmaması ya da yapılan soruşturmanın

yeterli olmaması bazen tek başına yaşam hakkının ihlalini teşkil edebilir. Bu

bağlamda soruşturmanın derhal başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi

olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir.

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Batı ve diğerleri/Türkiye, 33097/96 -

57834/00, 3/6/2004, § 133, 134)

31. Somut olayda başvurucu, Savcılıkça gerekli delillerin

toplanmadığını, kasten öldürme fiilinden işlem yapılmadığını, taleplerinin

dikkate alınmadığını iddia etmiş ve adı geçen kişinin tutuklanarak

soruşturmanın yenilenmesini istemiştir.

32. Bireylerin cezai sorumluluğuna ilişkin hukuki sorunların

incelenmesi kural olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisi kapsamında olmayıp,

suçluların tespiti ve cezalandırılması derece mahkemelerin görev ve

yetkisindedir. Ancak yukarıda belirtilen yaşam hakkına yönelik müdahaleleri

soruşturma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği Mahkemece

incelenmelidir.

33. Savcılığın kararı bu açıdan

değerlendirildiğinde; başvurucunun iddiası kapsamında “kasten öldürme” suçundan dolayı

soruşturmanın derhal başlatıldığı, olaylar kısmında belirtildiği şekliyle

gerekli delillerin toplanarak, soruşturmanın makul sürede tamamlandığı, haksız

eylemde bulunduğu iddia edilen kişinin meydana gelen kazada bir rolünün olup

olmadığının tespiti amacıyla uzman bilirkişilere inceleme yaptırıldığı, bu

incelemeler sonucunda söz konusu kişiye bir kusur izafe edilemediği gibi

başvurucunun da söylemlerinde çelişkiye düştüğü (bkz. § 12) ve iddiasını destekleyen

somut deliller sunamadığı, ayrıca başvuru dosyasında yer alan belgeler dikkate

alındığında, soruşturmanın yetersiz olduğuna ilişkin ihmali bir davranış veya

yetkililere yüklenebilecek bir eksikliğin de saptanmadığı görülmüştür. Dolayısıyla, kişinin yaşam hakkının

korunması kapsamında yürütülen soruşturmanın etkisiz olduğuna ilişkin bir

sonuca varılmasını gerektirecek bir husus tespit edilememiştir.

34. Açıklanan gerekçelerle, Cumhuriyet

Savcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda verilen karar nedeniyle

başvurucunun yaşam hakkına yönelik bir ihlal tespit edilmediğinden

başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Başvurunun, “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 18/9/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Özcan ÖZBEY Başvurucu : Salih AKKUŞ Vekili : Av. Bülent AKBAY

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1017, 18 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. R. A. ile birlikte Üçgüllük Beldesinden İskenderun
  11. B. İlgili Hukuk
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun İddiaları
  15. B. Değerlendirme
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1017
Tarih
18 Eylül 2013

İlgili Kararlar

  • Ali Becerikli Başvurusu (B. No: 2013/1484)
  • Nevruz Bozkurt Başvurusu (B. No: 2013/664)
  • Güher Ergun ve Tosun Tayfun Ergun Başvurusu (B. No: 2012/12)
  • Ahmet Sağlam Başvurusu (B. No: 2013/3351)
  • Mehmet Şerif Ay Başvurusu (B. No: 2012/1181)
  • Hakan Fuat Komili Başvurusu (B. No: 2013/2470)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.