İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Salih Söylemezoğlu Başvurusu (B. No: 2013/3758)

1. Başvuru, 8/3/2012

Başvuru No2013/3758Tarih6 Ocak 2016Okuma15 dk · 3.025 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Salih Söylemezoğlu Başvurusu

Karar tarihi
6 Ocak 2016
Başvuru Numarası
2013/3758
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.025 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, 8/3/2012

tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetinin Önlenmesine

Dair Kanun hükümlerine göre verilen koruma kararına yapılan itirazda, ileri

sürülen iddia ve delillerin kararda tartışılmaması nedeniyle gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru 23/5/2013 tarihinde İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.

Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5.

Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)

gönderilmiştir. Bakanlığın 7/8/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında

görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7.

Başvurucu hakkında İstanbul Anadolu 14. Aile Mahkemesinin 8/3/2013 tarihli ve

E.2013/73, K.2013/75 Değişik İş sayılı kararı ile 6284 sayılı Kanun’un 5/1.

maddesinin a, c, d, f, g, ğ bentleri uyarınca önleyici tedbir kararı

verilmiştir. Mahkeme kararının ilgili kısmı şöyledir:

“Dosyanın incelenmesinden, aleyhine tedbir istenilen Salih

Söylemezoğlu hakkında 6284 sayılı Kanun'un 5/1-a, c, d, f, g, ğ maddeleri

gereğince tedbir uygulanması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm

kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1- 6284 Sayılı Kanun'un 5/1-a maddesi gereğince K. ili, E.

ilçesi, G., CN:4, HN:57, BSN:50' de nüfusa kayıtlı, Ç. oğlu, S.'den olma, 07/01/1964 E. doğumlu SALİH SÖYLEMEZOĞLU'nun, eşi D.E. ile küçük Ö.’ye

yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren

söz ve davranışlarda bulunmamasına,

2- 6284 Sayılı Kanun'un 5/1-c maddesi gereğince, aleyhine

tedbir istenilen SALİH SÖYLEMEZOĞLU'nun, eşi D.E. ile

küçük Ö.’ye ve eşi D.E. ile küçük Ö.’nün

bulunduğu,

a) İ. Mah. No:3. S. Sitesi A4 Blok D:5 İ. /İ. adresinde

bulunan konuta,

b) İ. Mah. R. T. Cad. No:1/. M. İ. adresinde bulunan P. M., M.

ve T. Tic. Ltd. Şti isimli işyerine,

c) İdealtepe Mah. 34841 Maltepe

İstanbul adresinde bulunan Hasan Şadoğlu İlköğretim Okuluna,

d) İ. Mah. R. T. Mah. H. Sok. No:4./. M./İ. adresinde

bulunan annesinin evine YAKLAŞMAMASINA,

3- 6284 Sayılı Kanun' un 5/1-d maddesi gereğince, aleyhine

tedbir istenilen SALİH SÖYLEMEZOĞLU'nun eşi D.E. ile

küçük Ö.’nün yakınlarına yaklaşmamasına,

4- 6284 Sayılı Kanun' un 5/1-f maddesi gereğince, aleyhine

tedbir istenilen SALİH SÖYLEMEZOĞLU'nun, eşi D.E.

küçük Ö.’yü iletişim araçlarıyla veya sair surette

rahatsız etmemesine,

5-6284 Sayılı Kanun'un 5/1-g maddesi gereğince, aleyhine

tedbir istenilen SALİH SÖYLEMEZOĞLU'nun

bulundurmasına veya taşımasına kanunen izin verilen silahları varsa kolluğa

teslim etmesine,

6-6284 Sayılı Kanun' un 5/1-ğ maddesi gereğince, aleyhine

tedbir istenilen SALİH SÖYLEMEZOĞLU'nun taşınması

zorunlu olan bir kamu görev ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde

bulunan silahı kurumuna teslim etmesine,

7- 6284 Sayılı Kanun'un 8/2 maddesi gereğince hükmolunan

tedbirlerin 6 ay süre ile geçerli olmasına,

…”

8.

Başvurucunun 2/4/2013 tarihinde karara yaptığı itiraz, İstanbul Anadolu 15.

Aile Mahkemesinin 3/4/2013 tarihli ve E.2013/151, K.2013/150 Değişik İş sayılı

kararı ile reddedilmiştir. Mahkeme kararının gerekçe kısmı şöyledir:

“Tüm dosya kapsamına

göre; İstanbul Anadolu 14. Aile Mahkemesinin E.2013/73, K.2013/75 D.İş sayılı dosyasında verilen

6284 sayılı yasaya göre koruma kararının yasaya uygun olduğundan ve itiraz eden

şüpheli vekilinin itirazı yerinde görülmediğinden şüpheli vekilinin itirazının

reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”

9.

Karar başvurucuya 25/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 23/5/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

10.

6284 sayılı Kanun’un 5. maddesi şöyledir:

“(1)

Şiddet uygulayanlarla ilgili olarak aşağıdaki önleyici tedbirlerden birine,

birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere hâkim tarafından karar

verilebilir:

a)

Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük

düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.

b)

Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek

konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.

c)

Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine

yaklaşmaması.

ç) Çocuklarla ilgili daha

önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin

refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle

kaldırılması.

d)

Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile

yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı

kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.

e)

Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.

f)

Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.

g)

Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim

etmesi.

ğ) Silah taşıması zorunlu

olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan

silahı kurumuna teslim etmesi.

h)

Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı

madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve

bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde,

hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.”

11.

6284 sayılı Kanun’un 8. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

“Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için, şiddetin

uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı,

geciktirilmeksizin verilir. Bu kararın verilmesi, bu Kanunun amacını

gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez.”

12.

6284 sayılı Kanun’un 9. maddesi şöyledir:

“(1) Bu Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı

tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından

aile mahkemesine itiraz edilebilir.

(2) Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz

üzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması

hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için

birinci daireye, o yerde aile mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye

hukuk mahkemesine, aile mahkemesi hâkimi ile asliye hukuk mahkemesi hâkiminin

aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye hukuk mahkemesine gecikmeksizin

gönderilir.

(3) İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir. İtiraz

üzerine verilen kararlar kesindir.”

13.

6284 sayılı Kanun’un 10. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi,

kararın uygulanmasına engel teşkil etmez.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14.

Mahkemenin 6/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 23/5/2013

tarihli ve 2013/3758 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15.

Başvurucu; eski eşi ile arasında görülen boşanma davası sırasında eşinin gerçek

dışı beyan ve iddialarına dayalı olarak 6284 sayılı Kanun kapsamında aleyhinde

önleyici tedbir kararı verildiğini; boşanma, nesebin reddi dava dosyaları ve

çocuk teslimine ilişkin icra dosyası kapsamında herhangi bir şiddet veya

benzeri davranışlarda bulunmadığını ve böyle bir yapıda olmadığı hususunun

tespit edilebileceğini, lehine tedbir kararı verilenin iddialarının

gerçekliğinin araştırılması için yaptığı itirazın hiçbir inceleme ve araştırma

yapılmaksızın gerekçesiz olarak reddedildiğini, esasen iddiaların doğruluğu

ihtimaline binaen araştırma yapılmaksızın tedbir kararı verilmesinin Kanun

hükmüne dayandığını ve bu durumun doğru olduğunu ancak bu iddiaların gerçek

dışı olduğu ve talebin de kötü niyetli yapıldığının ispatı için aleyhine tedbir

kararı verilen kişiye itiraz imkânı getirildiğini, itiraz makamının yeterli

inceleme yapmaksızın bir gün içinde, sadece kanunda yer alan prosedüre uygun

olup olmama şeklindeki denetim yapmak suretiyle beyanı alınmadan karar

verdiğini, bu nedenle savunma hakkına riayet edilmediğini, kararda taleplerine

cevap verilmediğini, matbu bir ret kararı verildiğini, karar nedeniyle fiziksel

ve ruhsal sağlığının olumsuz etkilendiğini, yargılama makamlarının tedbir

talebini kabul ederken talepte bulunan şahsın kadın olmasını yeterli görmesi nedeniyle

ayrımcılığa maruz kaldığını belirterek Anayasa’nın 10., 17., 23. ve 36.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; yeniden

yargılama talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

16.

Başvuru formunda, Derece Mahkemesinin verdiği karar nedeniyle eşitlik hakkı ve

seyahat özgürlüğünün ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp

olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun bu yöndeki iddialarının özü, söz konusu kararın adil olmadığı

hususu ile ilgilidir.

17.

Bunun yanında başvuru dilekçesinde 6284 sayılı Kanun hükümlerinin, Mahkemeye

delil ve belge aranmadan tedbir kararı verebilme imkânı sağlaması nedeniyle

kişinin maddi ve manevi bütünlüğünün ihlal edildiğine yönelik bir iddianın dile

getirilmediği, itiraz makamının kararında başvurucunun ileri sürdüğü savların

dikkate alınmadığı, tedbir kararına dayanak iddiaların gerçekliğinin deliller

çerçevesinde tartışılmadığı ve bu şekilde karar verilmesi nedeniyle kişinin

maddi ve manevi bütünlüğünün zedelendiğinin iddia edildiği anlaşılmıştır. Bu

nedenle Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında ileri sürülen ihlal iddiaları da

adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

18.

Yine başvurucu; Mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, gerçeklerin

araştırılmadığını, itiraz dilekçesinde bildirdiği tanıklar hakkında

değerlendirme yapılmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını iddia etmişse

de bu iddiaların da gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirilmesi

gerektiğinden başvuru, itiraz makamının kararıyla bağlantılı olarak gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği iddiası başlığı altında incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

19.

Başvurucu, dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve delillerin, itiraz merciince

karar gerekçesinde değerlendirmediğini belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20.

6284 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen tedbir kararlarının, boşanma ve diğer

benzeri davalardan bağımsız olarak talep edilebilmesi ve Kanun’da belirlenen

prosedür çerçevesinde kesinleşerek hüküm ve sonuçlarını doğurması nedeniyle

İstanbul 15. Aile Mahkemesinin itiraz üzerine verdiği 3/4/2013 tarihli kararla

birlikte başvuru yollarının tüketildiği anlaşılmıştır.

21.

Başvurucunun, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

bulunmaması nedeniyle başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22.

Başvurucu, tedbir kararına yaptığı itirazda Mahkemenin, dilekçesinde ileri

sürdüğü iddia ve deliller hakkında değerlendirme yapmadığını belirterek

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

23.

Başvurucunun temel iddiasının, itiraz aşamasında ileri sürülen ve esasa etkili

olduğu belirtilen hususların itiraz mercii kararında değerlendirilmemiş

olmasına dayanması nedeniyle başvuru, gerekçeli karar hakkı yönünden

incelenecektir.

24.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

25.

Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır.”

26.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

27.

Anılan kurallar uyarınca ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması,

adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri, dava konusu maddi

olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu,

sonuca varırken kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde

gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açık keyfîlik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe

gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (İbrahim Ataş, B. No: 2013/1235, 13/6/2013,

§ 23).

28.

Gerekçeli karar olgusu adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla

beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya

ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle

gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir.

Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren

usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline

neden olacaktır. Bunun yanı sıra kanun yolu mahkemelerince verilen karar

gerekçelerinin ayrıntılı olmaması da bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır.

Kanun yolu mahkemelerince verilen bu tür kararların, ilk derece mahkemesi

kararlarında yer verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde

yorumlanması uygun olup bu durumda, üst dereceli mahkeme tarafından önceki

mahkeme kararının gerekçesinin benimsendiği kabul edilmelidir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt

Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/1213, 4/12/2013, § 26).

29.

Bununla birlikte adil yargılanma kavramı, ister alt mahkemenin gerekçelerine

katılarak isterse farklı bir şekilde olsun, kararları için az sayıda gerekçe

sunan bir ulusal mahkemenin kendisine sunulan temel konuları gerçekte ele almış

olmasını ve yalnızca alt bir mahkemenin sonuçlarını onaylamakla yetinmemiş

olmasını gerektirir. Bu koşul, davanın tarafının iç hukukta yürütülen

yargılamalarda davasını sözlü olarak sunamadığı durumlarda daha da önemlidir (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997,

§ 60).

30.

Makul gerekçe ise davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl

nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere

dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki

bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır. Zira tarafların o dava yönünden,

hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp

değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün

hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur (İbrahim Ataş, § 24). Mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir

husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini

gerektiren usul ve esasa dair iddia veya savunmaların cevapsız bırakılması adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlaline neden olabilir (Nurten Esen, B. No.2013/7970, 10/6/2015, §

43) .

31.

Delillerin kabul edilebilirliği, öncelikle ulusal hukuk kurallarına göre millî

mahkemelerce değerlendirilir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), yargılama

sürecini bütün olarak dikkate alarak bu süreçte delillerin nasıl sunulduğu da

dâhil olmak üzere tüm deliller yönünden hakkaniyetsiz bir değerlendirme yapılıp

yapılmadığını inceler (Schuler-Zgraggen/İsviçre, B. No: 14518/89, 24/6/1993, §

66).

32.

Somut olayda başvurucunun eski eşinin, şiddete uğrama tehlikesi altında

olduğunu iddia ederek 6284 sayılı Kanun hükümleri gereği tedbir talebinde

bulunduğu, aynı Kanun’un 5. maddesi gereğince Mahkemenin başvurucu aleyhinde

birtakım önleyici tedbirlere hükmettiği, başvurucunun karara yaptığı itirazın

da reddedildiği anlaşılmıştır.

33.

Kanun koyucu tarafından ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi

için etkili ve süratli bir yöntem izlenmesi, şiddete maruz kalan veya uğrama

tehlikesi altında olan kişinin gecikmeksizin korunması amacıyla Türkiye’nin de

taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle belirlenen standartlara uygun olarak 6284

sayılı Kanun hükümleri ihdas edilerek yürürlüğe konulmuştur.

34.

6284 sayılı Kanun’un 5. maddesinde örnekleyici olarak

bir kısım önleyici koruma tedbirleri belirlenmiş, 8. maddenin (3) numaralı

fıkrasında Kanun’un 4. maddesinde belirtilen ve hâkim tarafından verilebilen

koruyucu tedbir kararları için,şiddetin

varlığı hususunda delil veya belge aranmayacağı belirtilmiştir. Bunun yanında

ağırlıklı olarak aleyhine tedbir kararı verilen kişinin temel hak ve

özgürlüklerini kısıtlayıcı niteliği olan ve Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen

önleyici tedbir kararları için böyle bir ayrıksı durum öngörülmemiştir.

35.

Buna ilişkin Kanun gerekçesinde, şiddete maruz kalan veya maruz kalma tehlikesi

altında bulunan kişilerle ilgili koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için

herhangi bir delil araş­tırması veya belge ibrazı aranmazken önleyici tedbir

kararı verilebilmesi için kişinin şiddete maruz kaldığı veya maruz kalma

tehlikesi altında bulunduğu hususunda olguların varlığının gerektiği, aksi

yöndeki uygulamanın kişilere kanunla sağlanan hakkın kötüye kullan­ılmasına

sebebiyet verebileceği hususu vurgulanmıştır.

36.

Nitekim tedbir kararları ile bir tarafın vücut dokunulmazlığı veya yaşam hakkı

gibi kişi için olmazsa olmaz hak ve menfaatlerin korunması amaçlanırken diğer

taraftan özellikle mahkemece verilen veya onaylanan önleyici tedbirlerle kişi

hak ve özgür­lüklerine önemli ölçüde sınırlamalar getirilmiş olacaktır.

Dolayısıyla tedbir kararlarından olumlu ya da olumsuz etkilenen tarafların

temel hak ve özgürlükleri arasındaki dengenin gözetilmesi gerekmektedir.

37.

6284 sayılı Kanun’un 8. maddesinde tedbir kararlarına karşı, tefhim veya

tebliğden itibaren iki hafta içerisinde itiraz edilebi­leceği, itiraz makamının

en geç bir hafta içeri­sinde kararını kesin olarak vereceği hususunun

düzenlendiği; yine aynı Kanun’un 10. maddesinin (5) numaralı fıkrasında tedbir

kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesinin kararın uygulanmasına

engel teşkil etmeyeceği yani kararın verildiği anda uygulanacağı

belirtilmiştir.

38.

Başvurucu; aleyhine verilen tedbir kararına yaptığı itirazda tedbir kararının,

karşı tarafın soyut iddialarına dayalı olarak verildiğini, iddiaların

gerçekliğinin araştırılması için taraflar arasında görülen boşanma, nesebin

reddi davalarında toplanan deliller, tanık beyanları ve raporların

incelenmesini, çocuk teslimine ilişkin icra tutanaklarının incelenerek

tutanakta imzaları bulunan Mahkemede görevli uzmanların beyanlarının

alınmasını, lehine tedbir kararı verilenin boşanma davası sırasında şiddete ve

korkuya yönelik davranışlarda bulunmaması yönünde Mahkemece verilen koruma

kararının değerlendirilmesini, 6284 sayılı Kanun’un 15. maddesi gereğince

sosyal araştırma raporunun düzenlenmesini, lehine tedbir kararı verilen eski

eşin annesinin kendisine hakaret etmesi nedeniyle Kartal 2. Sulh Ceza

Mahkemesine açılan E.2010/581 sayılı dava dosyasının değerlendirilmesini talep

etmiştir.

39.

6284 sayılı Kanun’da düzenlenen tedbir kararlarının, verildiği anda infaz

kabiliyetini haiz olması nedeniyle Kanun’da amaçlanan “acil müdahale” olgusunun

bu aşamada sağlanmış olacağı, bu amacın gerçekleşmesi adına tedbir kararında,

şiddetin var olduğuna yönelik kanaate nasıl ulaşıldığının açıklanması yani

gerekçe açısından daha esnek bir yaklaşım usulünün benimsenebileceği ancak bu

yaklaşıma ait sınırın olayların özelliğine göre gerekçeli karar hakkının temel

esaslarına zarar vermeyecek düzeyde belirlenmesinin de gerekli olduğu açıktır.

Bu kapsamda söz konusu kararlarda yer verilen gerekçelerde, ileri sürülen zarar

riski ve olgulara göre, talebin ilgili mevzuat çerçevesinde kabul görmesi için

temel unsurları taşıyıp taşımadığının ortaya konulması yeterli olacaktır.

40.

Bunun yanında başvuru konusu olayda olduğu gibi aciliyet

unsurunun ortadan kalktığı ve başvurucunun itirazlarını sözlü olarak sunamadığı

itiraz aşamasında ise mahkemenin, tek taraflı iddiaya dayanılarak verilen

tedbirlerin yerindeliğini, itiraz edenin ileri sürdüğü beyan ve deliller

çerçevesinde her iki taraf için öngörülen hak ve menfaat dengesini de gözeterek

değerlendirmesi gerekmektedir.

41.

Bu tespitler ışığında somut olayda itiraz merciinin kararında, başvurucunun

dilekçesinde belirttiği dosyalar ve bu dosyaların içeriğindeki belge ve

beyanlar ile dinlenilmesi istenilen tanıklarla ilgili hiçbir hususa değinilmediği,

tedbire dayanak olgunun gerçekliğinin bu çerçevede tartışılmadığı, tedbir

kararında esasa ilişkin hususlarda gerekçe bulunması hâlinde bu karara atıf

yapılarak değerlendirme yapılmasının makul görülebileceği ancak ihlal iddiasına

konu itiraz mercii kararında, dosyaya sunulan delillerle sonuç arasında ne

şekilde bağ kurulduğunun, gerekçesiz olarak verilen tedbir kararına yapılan

itirazın neden reddedildiğinin asgari düzeyde dahi açıklanmadığı anlaşılmıştır.

42.

Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

43.

Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edildiğini belirterek ihlalin ortadan

kaldırılmasını ve yeniden yargılama kararı verilmesini talep etmektedir.

44.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, Anayasa

Mahkemesince bir ihlalin tespit edilmesi hâlinde yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan durumlarda talep edilmesi hâlinde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebileceği belirtilmiştir.

45.

Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlalin, adil yargılanma hakkının

unsurlarından olan gerekçeli karar hakkının ihlal edilmesinden kaynaklandığı,

başvuru konusu tedbir kararının süreli olması ve belirlenen sürenin sonunda

hüküm ve sonuçlarının ortadan kalkması nedeniyle ihlalin giderilmesi amacıyla

dosyanın tekrar Mahkemesince ele alınmasında hukuki yarar bulunmadığı ancak

bilgi edinilmesi açısından ihlal kararının Mahkemesine gönderilmesinin yararlı

olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

46.

Başvuru formu ve eklerinde başvurucunun tazminat talebinde bulunmadığı

anlaşıldığından başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Bu

nedenle başvuruda ihlalin tespiti ile yetinilmiştir.

47.

Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden

oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 198,35

TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D.

Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru

tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde

bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ

UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin

İstanbul 14. Aile Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet

Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

6/1/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Salih SÖYLEMEZOĞLU Vekili : Av. Nuray KARAKİYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3758, 6 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Hüküm
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Gerekçeli karar hakkının
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde
  14. C. 198,35
  15. E. Kararın bir örneğinin
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3758
Tarih
6 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Kommersan Kombassan Mermer Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.ş. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7114)
  • Murat Gül Başvurusu (B. No: 2013/8037)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/2037
  • Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı Başvurusu (B. No: 2013/2581)
  • Aligül Yüksel Başvurusu (B. No: 2013/9507)
  • Feride Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2365)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.