İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/2037

Z.M. ve I.M. BAŞVURUSU

Başvuru No2015/2037Tarih6 Ocak 2016Okuma21 dk · 4.172 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm

Başvuru No
2015/2037
Karar tarihi
6 Ocak 2016
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.172 kelime·21 dk okuma·17 bölüm

Z.M. ve I.M. BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/2037)

Karar Tarihi: 6/1/2016

R.G. Tarih ve Sayı: 11/3/2016-29650

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; sınır dışı edilme işleminin tesisinde hukuka

aykırı uygulamalarda bulunulduğu ve işlemin hukuki denetiminin yapıldığı

yargılama sürecinin adil yürütülmediği, bu nedenle Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlal edildiği, diğer taraftan sınır dışı edilme kararının uygulanmasının

özgürlük, yaşam ve vücut bütünlükleri yönünden risk oluşturduğu, bu nedenlerle

Anayasa’nın 17., 19. ve 20. maddelerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/2/2015 tarihinde Bakırköy 4. Ağır Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla tedbir talepli olarak yapılmıştır. Başvuru formu ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona

sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm tarafından başvurucuların yaşamlarına ya da

maddi veya manevi bütünlüklerine yönelik bir tehlike olduğu iddiasının ciddi

bulunması nedeniyle tedbir taleplerinin kabulüne, Mahkemece yeniden bir karar

verilinceye kadar başvurucuların Rusya Federasyonu Dağıstan Cumhuriyeti’ne

sınır dışı edilmelerine ilişkin işlemin fiilen uygulanmamasına, ara kararı

gereğinin ivedi olarak ifası için kararın bir örneğinin ilgili yerlere

bildirilmesine 19/2/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir. Birinci Bölümün

7/7/2015 tarihli ara kararı ile 19/2/2015 tarihli tedbirin 19/8/2015 tarihinden

geçerli olmak üzere üç ay süreyle, 18/11/2015 tarihli ara kararı ile aynı

tedbirin 19/11/2015 tarihinden geçerli olmak üzere ikinci defa üç ay süreyle

devamına oy birliğiyle karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 13/4/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 7/8/2015 tarihinde

Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

18/8/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 2/9/2015 tarihinde ibraz etmişlerdir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Rusya Federasyonu Dağıstan Cumhuriyeti vatandaşı olan ve

12/5/2014 ile 1/6/2014 tarihlerinde Türkiye’ye giriş yapan başvurucular, kısa

dönem ikamet izni sağlanması istemiyle gerçekleştirdikleri başvuru neticesinde

verilen randevu gereği bulundukları İstanbul Beylikdüzü

İlçe Emniyet Müdürlüğünde, birinci başvurucu hakkında 7/8/2013 tarihli “genel

güvenlik-yurda giriş yasağı”, ikinci başvurucu hakkında 18/11/2013 tarihli

“genel güvenlik-yurda giriş yasağı” ile 14/9/2013 tarihli “hakkında yasal işlem

yapılan kaydı” tahdit kararı bulunduğundan bahisle 25/6/2014 tarihinde

gözaltına alınmışlardır.

10. 27/6/2014 tarihli İstanbul Valiliği işlemiyle

başvurucular hakkında 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve

Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesi uyarınca sınır dışı edilme, 57.

maddesi uyarınca da idari gözetim altında bulundurulma kararı alınmış ve aynı

tarihte başvurucular İstanbul Kumkapı Geri Gönderme Merkezine teslim

edilmişlerdir.

11. Başvurucular ülkelerinde özgürlüklerinin, yaşam ve vücut

bütünlüklerinin tehlike altında olduğunu ileri sürerek 1/7/2014 tarihinde

İstanbul Valiliğine yaptıkları başvuru ile uluslararası koruma talebinde

bulunmuşlardır. Ancak bu talepleri, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel

Müdürlüğünün 22/7/2014 tarihli işlemiyle reddedilmiştir.

12. Başvurucular, anılan ret işlemi aleyhine Ankara 1. İdare

Mahkemesinde dava açmıştır.

13. Ayrıca başvurucuların haklarındaki tahdit kararlarının

kaldırılmasına yönelik 2/9/2014 tarihli idari başvuru ile başlattıkları hukuki

sürecin sonuçlandığına dair herhangi bir bilgi veya belge sunulmamıştır.

14. Başvurucuların idari gözetim altında bulundurulmalarına

ilişkin karara karşı yaptıkları itiraz, İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin

2/10/2014 tarihli ve 2014/1509 Değişik İş sayılı kararı ile “usulüne uygun olarak idari gözetim kararı alınmadığı”

gerekçesine yer verilerek kabul edilmiş ve başvurucuların İstanbul Geri

Gönderme Merkezinde gözetim altında tutulmalarına 2/10/2014 tarihinde son

verilmiştir.

15. Başvurucuların sınır dışı edilmelerine ilişkin 27/6/2014

tarihli işlemlere karşı açtıkları davalar, İstanbul 1. İdare Mahkemesinin

22/12/2014 tarihli ve E.2014/1781, K.2014/2313 ile 22/12/2014 tarihli ve

E.2014/1782, K.2014/2314 sayılı kararlarıyla kesin olarak reddedilmiştir.

Anılan kararlarda, çatışma bölgeleriyle bağlantılı faaliyet göstermeleri

nedeniyle haklarında yurda giriş yasağı konulan başvurucuların kamu düzeni ve

kamu güvenliği açısından tehdit oluşturan kişilerden oldukları, bu nedenle dava

konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmediği gerekçelerine yer

verilmiştir.

16. Başvurucular, imza vermek üzere bulundukları İstanbul

Kumkapı Geri Gönderme Merkezinde, 19/1/2015 tarihli İstanbul Valiliği işlemi

uyarınca yeniden idari gözetim altına alınmışlar ve 26/1/2015 tarihinde Edirne

Geri Gönderme Merkezine nakledilmişlerdir.

17. Başvurucular, sınır dışı edilmelerine ilişkin işlemlere

karşı açtıkları davaların reddine ilişkin kararların 6/1/2015 ve 13/1/2015

tarihlerinde kendilerine tebliğ edilmesi üzerine 3/2/2015 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

18. Uluslararası koruma talebinin reddine dair işlem (bkz. §

13), Ankara 1. İdare Mahkemesinin 17/4/2015 tarihli ve E.2014/1660, K.2015/818

sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

19. Anılan karar, davalı idare tarafından temyiz edilmiş olup

temyiz incelemesinin sonuçlandığına dair herhangi bir bilgi veya belge

sunulmamıştır.

B. İlgili Hukuk

1. Ulusal Hukuk

20. 6458 sayılı Kanun’un 125. maddesi uyarınca 11/4/2014

tarihinde yürürlüğe giren, aynı Kanun’un “Sınır

dışı etme kararı” kenar başlıklı 53. maddesi şöyledir:

“(1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatı

üzerine veya resen valiliklerce alınır.

(2) Karar,

gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veya

yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etme

kararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veya

yasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkında

bilgilendirilir.

(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı

etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde idare

mahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını

veren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün

içinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir.

Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı

yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı

edilmez.”

21. 6458 sayılı Kanun’un “Sınır

dışı etme kararı alınacaklar” kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:

“(1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme

kararı alınır:

a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sınır dışı

edilmesi gerektiği değerlendirilenler

b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar

amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar

c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan

işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar

ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini

meşru olmayan yollardan sağlayanlar

d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı

açısından tehdit oluşturanlar

e) Vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar

veya vizesi iptal edilenler

f) İkamet izinleri iptal edilenler

g) İkamet izni bulunup da süresinin sona ermesinden itibaren

kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini on günden fazla ihlal

edenler

ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespit

edilenler

h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’den yasal çıkış

hükümlerini ihlal edenler

ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasına rağmen Türkiye’ye

geldiği tespit edilenler

i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen, uluslararası

korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarak değerlendirilen,

başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan, uluslararası koruma

statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarında verilen son karardan

sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalma hakkı bulunmayanlar

…”

22. 6458 sayılı Kanun’un “Sınır

dışı etme kararı alınmayacaklar” kenar başlıklı 55. maddesi

şöyledir:

“(1) 54 üncü madde

kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı

alınmaz:

a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına,

işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı

konusunda ciddi emare bulunanlar

b) Ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik

durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler

c) Hayati tehlike arz eden hastalıkları için

tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı

bulunmayanlar

ç) Mağdur destek sürecinden yararlanmakta olan insan ticareti mağdurları

d) Tedavileri tamamlanıncaya kadar,

psikolojik, fiziksel veya cinsel şiddet mağdurları

(2) Birinci fıkra kapsamındaki

değerlendirmeler, herkes için ayrı yapılır. Bu kişilerden, belli bir adreste

ikamet etmeleri, istenilen şekil ve sürelerde bildirimde bulunmaları

istenebilir.”

23. 6458 sayılı Kanun’un “Mülteci”

kenar başlıklı 61. maddesi şöyledir:

“(1) Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle;

ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi

düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için

vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından

yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen yabancıya

veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında bulunan,

oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen vatansız

kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında mülteci statüsü verilir.”

24. 6458 sayılı Kanun’un “Şartlı

mülteci” kenar başlıklı 62. maddesi şöyledir:

“(1) Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar

sebebiyle; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya

siyasi düşüncelerinden dolayı zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu

için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından

yararlanamayan, ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen

yabancıya veya bu tür olaylar sonucu önceden yaşadığı ikamet ülkesinin dışında

bulunan, oraya dönemeyen veya söz konusu korku nedeniyle dönmek istemeyen

vatansız kişiye statü belirleme işlemleri sonrasında şartlı mülteci statüsü

verilir. Üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar, şartlı mültecinin Türkiye’de

kalmasına izin verilir.”

25. 6458 sayılı Kanun’un “İkincil

koruma” kenar başlıklı 63. maddesi şöyledir:

“(1) Mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemeyen,

ancak menşe ülkesine veya ikamet ülkesine geri gönderildiği takdirde;

a) Ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz

edilecek,

b) İşkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya

muameleye maruz kalacak,

c) Uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışma

durumlarında, ayrım gözetmeyen şiddet hareketleri nedeniyle şahsına yönelik

ciddi tehditle karşılaşacak,

olması nedeniyle menşe ülkesinin veya ikamet

ülkesinin korumasından yararlanamayan veya söz konusu tehdit nedeniyle

yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişiye, statü belirleme işlemleri

sonrasında ikincil koruma statüsü verilir.”

26. 6458 sayılı Kanun’un “İdari

itiraz ve yargı yolu” kenar başlıklı 80. maddesi şöyledir:

“(1) Bu Kısımda yazılı hükümler uyarınca

alınan kararlara karşı idari itiraz ve yargı yoluna başvurulduğunda aşağıdaki

hükümler uygulanır:

a) İlgili kişi veya yasal temsilcisi ya da

avukatı tarafından kararın tebliğinden itibaren on gün içinde Uluslararası

Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edilebilir. Ancak 68 inci, 72 nci ve 79 uncu maddelere göre

verilen kararlara karşı sadece yargı yoluna başvurulabilir.

b) İdari itiraz sonucu alınan karar, ilgiliye

veya yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Kararın olumsuz olması

hâlinde, ilgili kişi bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kararın sonucu,

itiraz usulleri ve süreleri hakkında kendisi veya yasal temsilcisi

bilgilendirilir.

c) Bakanlık, verilen kararlara karşı yapılan

idari itiraz usullerini düzenleyebilir.

ç) 68 inci maddede düzenlenen yargı yolu hariç olmak üzere, 72 nci ve 79 uncu maddeler çerçevesinde alınan kararlara

karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün, alınan diğer idari karar ve

işlemlere karşı kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde, ilgili kişi veya

yasal temsilcisi ya da avukatı tarafından yetkili idare mahkemesine

başvurulabilir.

d) 72 nci

ve 79 uncu maddeler çerçevesinde mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde

sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir.

e) İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya

kadar ilgili kişinin ülkede kalışına izin verilir.”

2. Uluslararası Hukuk

27. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin

Uluslararası Sözleşme’nin 13. maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’ye Taraf Devletlerden birinin

ülkesinde yasal olarak bulunan bir yabancı, bu ülkeden ancak yasalara uygun

olarak verilmiş bir karar uyarınca sınır dışı edilebilir ve ulusal güvenlik

bakımından zorunlu nedenler aksini gerektirmedikçe, sınır dışı edilmesine karşı

nedenler ileri sürmesine ve durumunun yetkili makamlar ya da yetkili makamlarca

özel olarak atanmış kişi ya da kişilerce yeniden gözden geçirilmesine ve bu

amaçla yetkili merciler önünde temsil edilmesine izin verilecektir.”

28. Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme’nin 32.

maddesi şöyledir:

“1. Taraf Devletler, ülkelerinde yasal olarak bulunan bir

mülteciyi, ulusal güvenlik veya kamu düzeni ile ilgili sebepler dışında sınır

dışı edemeyeceklerdir.

2. Böyle bir mültecinin sınır dışı edilmesi, ancak ilgili

yasal sürece göre alınmış bir karara uygun olabilir. Zorunlu ulusal güvenlik

nedenlerinin, aksine bir uygulamayı gerekli kıldığı haller dışında, mültecinin,

durumunu açıklaması için delil sunmasına, temyiz etmesine, bu amaçla yetkili

bir makamın ya da, yetkili makamın özel olarak

atayacağı bir kişinin veya kişilerin önünde temsil edilmesine izin

verilecektir.

3. Taraf Devletler bu gibi bir mülteciye, diğer bir ülkeye

yasal olarak kabulünü sağlayabilmesi için makul bir süre tanıyacaklardır. Taraf

Devletler, bu süre içinde, gerekli gördükleri içişleriyle ilgili her hangi bir önlemi alma hakkını saklı tutarlar.”

29. Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme’nin 33.

maddesi şöyledir:

“1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini,

tâbiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla

hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne

şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir.

2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin

güvenliği için tehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya

özellikle ciddi bir adi suçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğu için söz konusu ülkenin halkı açısından bir tehlike

oluşturmaya devam eden bir mülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep edemez.”

30. 13/12/1955 tarihinde imzalanan ve 12/4/1989 tarihli ve

3527 sayılı Kanun’la onaylanması uygun bulunan Avrupa İkamet Sözleşmesi’nin 3.

maddesi şöyledir:

“1. Akit Taraflardan birinin, diğer akit ülkesinde yasal

olarak ikamet eden uyrukları ancak milli güveliği tehdit ettikleri veya kamu

düzenine veya genel ahlaka aykırı davrandıkları takdirde sınır dışı

edilebilirler.

2. Akit taraflardan birinin, diğer herhangi bir akit taraf

ülkesinde yasal olarak iki yıldan fazla bir süredir ikamet etmekte olan uyruğu;

milli güvenlik açısından kesin zorunluk yoksa, kendisi hakkındaki sınır dışı

kararına karşı itirazda bulunmasına ve bu amaçla yetkili makama veya yetkili

makamca özel olarak belirlenmiş kişi veya kişilere başvurmasına ve bu organlar

önünde temsil olunmasına müsaade edilmeksizin sınır dışı edilemez.

3. Akit Taraflardan

birinin, diğer bir Akit Taraf ülkesinde on yıldan fazla bir süredir. İkamet

eden uyrukları, yalnızca mili güvenlik nedeniyle veya bu maddenin birinci

bendinde zikredilen diğer nedenlerin, özellikle ciddi bir nitelikte olması

hallerinde sınır dışı edilebilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

31. Mahkemenin 6/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

32. Başvurucular; Rusya Federasyonu Dağıstan Cumhuriyeti’nde

çatışmaların ve terör olaylarının devam ettiğini, faili meçhul cinayetlerin,

insan kaçırılmalarının ve işkence vakalarının yaşandığını, Rus güvenlik

güçlerinin insan haklarını ihlal eden uygulamalar yaptığını, Müslüman oldukları

için baskı gördüklerini, sınır dışı edilmeleri hâlinde Türkiye’de dedeleri ile

birlikte kalan çocuklarından ayrı kalacaklarını, sınır dışı edilme kararının bu

nedenlerle özgürlükleri, yaşam ve vücut bütünlükleri yönünden risk

oluşturduğunu belirterek Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence

altına alınan işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele

yasağının; diğer taraftan sınır dışı işleminin hukuki denetimin yapıldığı idari

dava kapsamında süresinde verilmemiş olan savunma dilekçelerindeki gerekçelere

atıf yapılarak karar verildiğini, savunma dilekçeleri tebliğ edilmeyerek

haklarındaki iddialara cevap verme imkânının kendilerine sağlanmadığını, 6458

sayılı Kanun’un 55. maddesi gereğince sınır dışı işlemine engel teşkil eden,

sınır dışı edileceği ülkede yaşam ve vücut bütünlüğünün tehlikede olduğu

iddialarının Mahkemece dikkate alınmadığını ve gerekçeli kararda

tartışılmadığını, bu nedenlerle adil yargılanma hakkı kapsamında silahların

eşitliği ve gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

34. Başvurucuların, sınır dışı edilmelerine dair kararın

uygulanması hâlinde, yaşam ve vücut bütünlüklerinin zarar görme riski altına

gireceği yönündeki şikâyetlerinin, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında

güvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağı yönünden incelenmesi

gerekir. Başvurucuların diğer iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

1. Adli Yardım Talepleri Yönünden

35. Başvurucuların dinî inançları ve siyasi düşünceleri

nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kaldıkları ve herhangi bir gelirlerinin

bulunmadığı, bu nedenlerle geçimlerini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin

yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun oldukları başvuru formunda sunulan

bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181,

17/9/2013) kararında belirtilen adli yardım talebinin değerlendirilmesine

ilişkin ilkeler temelinde başvurucuların açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli

yardım taleplerinin kabulü gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Sınır Dışı Edilmesi Durumunda Öldürülme,

İşkence ve Kötü Muameleye Tabi Tutulma Riskinin Bulunması Nedeniyle Anayasa’nın

17. Maddesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Başvurucular, açtıkları davanın kesin olarak reddedilmesi

nedeniyle uygulanması gündeme gelen Rusya Federasyonu’na sınır dışı

edilmelerine ilişkin işlem nedeniyle anılan ülkede öldürülme, işkence görme,

insanlık dışı ve aşağılayıcı ceza veya muamelelere maruz kalma gibi telafisi

imkânsız ve ciddi nitelikte tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya olduklarını;

ayrıca anılan sınır dışı işleminin uygulanmasının Türkiye’nin taraf olduğu 1951

tarihli Cenevre Sözleşmesi’nin 33. maddesinde düzenlenen “non-refoulement” (geri göndermeme)

ilkesinin ihlali sonucunu doğuracağını, belirtilen nedenlerle Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence, eziyet ve kötü

muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

37. Bakanlık görüş yazısında; başvuruya konu ihlal iddiasıyla

ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa hükmünün

ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını

kanıtlama yükümlülüğünün başvurucuya ait olduğu, somut olayda başvurucuların

bireysel başvuru dilekçesinde şikâyetlerini anlatım biçimlerinin soyut ve genel

nitelikte olduğu; başvurucuların, Rusya Federasyonu’nun Dağıstan Cumhuriyeti’ne

birtakım operasyonlar düzenlediği; faili meçhul cinayetlerin, insan kaçırma ve

işkence vakalarının yaşandığı, Rus güvenlik güçlerinin insan haklarını ihlal

eden uygulamalar yaptığı şeklinde birtakım bilgiler sundukları ancak bu bilgilerin

başvurucuların kendilerinin iade edilmeleri durumunda yaşamaları muhtemel somut

ve yakın bir tehlikeden ziyade Dağıstan Cumhuriyeti’nin genel durumuna ilişkin

olduğu bildirilmiştir.

38. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyan

dilekçelerinde Bakanlık görüşünün aksine bireysel başvuru dilekçelerinde

şikâyetlerini anlatım biçimlerinin somut olduğunu, Dağıstan’da devam eden insan

hakları ihlallerine ve ayrım gözetmeyen şiddet hareketlerine ilişkin sunulan

bilgi ve belgelerin yaşadıkları endişe ve korkuyu tamamlayıcı nitelikte

olduğunu, başvurucuların işkence ve benzeri muameleye uğrayacaklarına dair

korkularının yaşanmış bir dizi olaya dayandığını ifade etmişlerdir.

39. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

41. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan

önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

42. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır (Cemal Ay,

B. No: 2013/8674, 16/10/2014, § 29).

43. Anayasa’nın 148.

maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrası uyarınca Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası

ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise bireysel

başvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da

ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini

öncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının

tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20).

44. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği;

başvurucuların temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını öncelikle

yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak

iletmeleri, bu konuda sahip oldukları bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere

sunmaları, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurularını takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olmaları gerekir. Bu şekilde olağan denetim

mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin

ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu

yapılamaz (Bayram Gök, B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 19).

45. Başvurucular, Bakanlık görüş yazısına karşı sundukları

beyan dilekçesinde, ilgili idareye yaptıkları “uluslararası

koruma” başvurusunun reddine dair işleme karşı açtıkları iptal

davasının Ankara 1. İdare Mahkemesinin 17/4/2015 tarihli ve E.2014/1660,

K.2015/818 sayılı kararı ile kabul edildiğini ve anılan işlemin iptaline karar

verildiğini bildirmişlerdir.

46. Anılan karar, davalı idare tarafından temyiz edilmiş

olup, temyiz incelemesinin sonuçlandığına dair herhangi bir bilgi veya belge

sunulmamıştır.

47. 6458 sayılı Kanun’un 54. maddesinin (i) bendinde sınır

dışı etme kararı alınacak kişiler arasında “Uluslararası

koruma başvurusu reddedilenler” sayılmaktadır. Dolayısıyla bu

ifadenin karşıt anlamından, uluslararası koruma talebi kabul edilenler hakkında

sınır dışı etme kararı alınamayacağı sonucuna varılmaktadır.

48. Her ne kadar başvurucular hakkında tesis edilen sınır

dışı etme işlemi, yargı kararı ile kesinleşmiş ise de başvurucuların

uluslararası koruma talebinin reddine dair işlem idari yargı mercii tarafından

iptal edilmiş olup bu yönüyle uluslararası koruma statüsünün sınır dışı

işleminin uygulanmasına engel teşkil ettiği anlaşılmaktadır.

49. Diğer taraftan 6458 sayılı Kanun’un üçüncü kısmında, 61.

ve devamı maddelerinde uluslararası korumaya ilişkin düzenlemelere yer

verilmiştir. Bu kısımda yazılı hükümler uyarınca alınan kararlara karşı itiraz

ve yargı yoluna başvurulduğunda uygulanacak hükümleri düzenleyen “İdari itiraz ve yargı yolu” kenar başlıklı

80. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde “İtiraz veya yargılama süreci sonuçlanıncaya kadar ilgili kişinin ülkede

kalışına izin verilir.” ifadesi hükme bağlanmaktadır.

50. Görüldüğü üzere, yargısal denetimi devam etmekte olan

uluslararası koruma başvuru süreçlerinde, bu süreç sonuçlanıncaya kadar ilgili

kişinin ülkede kalmasına izin verilmesi gerekmekte olup, aksi yönde bir idari

uygulamanın mevcudiyetine dair herhangi bir bilgi veya belgeye ulaşılamamıştır.

51. Belirtilen yönleriyle, uluslararası koruma statüsünün

sağlanmasına ilişkin devam etmekte olan prosedürün, mevcut başvurunun amacı ve

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ile güvence altına alınan hukuksal

değerlerin korunması noktasında, çözüm üretme kabiliyetini haiz ve makul bir

başarı şansı sunan bir yol olduğu görülmektedir.

52. Açıklanan nedenlerle, hukuk sisteminde düzenlenen başvuru

yolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,

başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

53. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence

altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla

Anayasa Mahkemesine başvurabilir. …”

54. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

55. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

56. Başvurucular, uluslararası koruma ve tahditlerin

kaldırılmasına dair başvuruları bulunduğunu bildirmelerine ve ayrıca 6458

sayılı Kanun’un 55. maddesine istinaden ileri sürmüş oldukları “sınır dışı

edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza

veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emareler” bulunduğunu iddia

etmelerine rağmen bu hususların Mahkemece hiçbir şekilde değerlendirmeye

alınmadığını, bu nedenle gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini, İlk

Derece Mahkemesinin kararında davalı idare tarafından süresi geçtikten sonra

sunulan savunma yazısında belirtilen hususlara yer verildiğini, anılan savunma

dilekçesi kendilerine tebliğ edilmeyerek karşı tezlerini ileri sürme imkânından

mahrum bırakıldıklarını, bu nedenlerle çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

57. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

58. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“1. Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

59. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen

“adil yargılanma hakkının”

kapsamı Anayasa’da açık bir şekilde düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve

içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma

hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, § 22).

60. Sözleşme’nin adil

yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve

ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç

isnadının” esasının karara bağlanması süreçleri bakımından geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak

arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek

için başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın

tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadının esasının incelenmiş

olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan

adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve

Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz,

§ 22).

61. Bireysel başvuruya konu olan bir uyuşmazlığın,

Sözleşme’nin 6. maddesi anlamında bir medeni

hak ve yükümlülük veya bir suç isnadının esasının karara bağlanması ile ilgili

olup olmadığının tespitinde Sözleşme’nin yorumunda belirleyici bir role sahip

olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarının da dikkate

alınması gerekmektedir.

62. AİHM; yabancıların ülkeye girişleri, ikametleri ve sınır

dışı edilmeleri ile ilgili işlem ve yargılama süreçlerinin, Sözleşme’nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası anlamında bir “medeni

hak ve yükümlülük” veya bir “suç isnadının” esasının karara bağlanması ile

ilgili olmadığını kabul ederek anılan Sözleşme hükmünün, belirtilen

yargılama süreçleri bakımından uygulanabilir olmadığına karar vermiştir (Maaouia/Fransa [BD], B. No: 39652/98, 5/1/2000,

§§ 33-40).

63. Görüldüğü üzere sınır dışı edilme kararlarına ilişkin

uyuşmazlıkları konu alan yargılama süreçleri, Sözleşme’nin 6. maddesinin koruma

alanı dışında yer almaktadır. Bu çerçevede başvurucuların sınır dışı

edilmelerine dair işlemlere karşı açtıkları dava süreçlerinde adil yargılanma

haklarının ihlal edildiği iddialarının konusunun, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında yer aldığının kabulü

gerekir.

64. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların adli yardım

taleplerinin KABULÜNE,

B. Başvurucuların kamuya açık

belgelerde kimliklerinin gizli tutulması taleplerinin KABULÜNE,

C. 1. Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetlerine neden olacağından başvurucuların

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMALARINA

6/1/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi

DURSUN

Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör : Recep ÜNAL Başvurucular : Z. M. I. M. Vekili : Av. Ferdi AMCA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/2037, 6 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Birinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun
  6. Konusu
  7. II. Başvuru Süreci
  8. III. Olay Ve
  9. Olgular
  10. A. Olaylar
  11. B. İlgili Hukuk
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucuların
  15. B. Değerlendirme
  16. A. Başvurucuların adli yardım
  17. B. Başvurucuların kamuya açık
  18. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100
  19. Dursun
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/2037
Tarih
6 Ocak 2016

İlgili Kararlar

  • Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı Başvurusu (B. No: 2013/2581)
  • Aligül Yüksel Başvurusu (B. No: 2013/9507)
  • Feride Kaya Başvurusu (B. No: 2013/2365)
  • S.s. Metin Konut Yapı Kooperatifi Başvurusu (B. No: 2013/2181)
  • Turgay Şen Başvurusu (B. No: 2013/6941)
  • Cemal Bayseferoğulları Başvurusu (B. No: 2013/8474)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.