İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Savaş Çelik Başvurusu (B. No: 2018/11375)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2018/11375Tarih4 Kasım 2020Okuma21 dk · 4.183 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Savaş Çelik Başvurusu

Karar tarihi
4 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/11375
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.183 kelime·21 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 10/4/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası

bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul

edilemez olduğuna karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl

19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal

temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır

faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)

ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın

olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:

2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK)

16/7/2016 tarihli kararı ile İstanbul Hâkimi olarak görev yapmakta olan

başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve 24/8/2016 tarihinde meslekten

çıkarılmasına karar verilmiştir.

11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla

görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki

yazısı üzerine başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık)

talimatıyla 18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.

12. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde müdafi huzurunda

Başsavcılıkta ifade vermiş, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin

bulunmadığını savunmuştur. Başsavcılık aynı tarihte silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine

sevk etmiştir.

13. Başvurucunun sorgusu İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği

tarafından aynı tarihte yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır

bulunmuştur. Başvurucu, ifadesinde isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini

belirtmiştir.

14. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne

üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü

şöyledir:

"Soruşturmanın henüz tamamlanmaması

nedeniyle şüpheliler ... Savaş Çelik ... delilleri yok etme, gizleme şüphesinin

bulunduğu, işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik önlemi

değerlendirildiğinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 13. maddesinde ifade

olunan ölçülülük ilkesi uyarınca, daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol

uygulanmasının bu aşamada soruşturmaya konu suç ve bu şüpheliler açısından

yetersiz kalacağı ve amaca hizmet etmeyeceği kanaatine varılarak şüpheliler ve

müdafilerin serbest bırakılma istemlerinin reddi ile şüphelilerin üzerine atılı

olan Silahlı Fetö/Pdy Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan 5271 sayılı CMK'nun

100. ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.] "

15. Başvurucu; tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul

2. Sulh Ceza Hâkimliği 1/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar

vermiştir.

16. Başsavcılık 8/6/2017 tarihli iddianamesi ile

başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma, Anayasal düzeni ortadan

kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya

veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti

Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme

suçlarından cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava

açmıştır. 15 Temmuz darbe teşebbüsüne ve FETÖ/PDY'ye ilişkin genel

açıklamaların da yer aldığı iddianamede başvurucunun gerek organik olarak

gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer

aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle

özetlenebilir:

i. Başvurucu, FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle

HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği belirtilmiştir.

ii. Başvurucunun 2011 yılında İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesi'nde (TMK 250. madde ile görevli) üye olarak görev yaptığı ve bu

görevi sırasında kamuoyunda Ergenekon, Selam Tevhid, Balyoz, Oda TV,

Poyrayköz olarak bilinen davalar kapsamında usulsüz dinleme, teknik takip,

tutuklama vs. kararları verdiği ileri sürülmüştür. Ayrıca bu iddialar

kapsamında başvurucu hakkında yapılan ihbar ve şikâyetler nedeniyle HSYK

nezdinde çok sayıda soruşturma bulunduğu belirtilmiştir.

iii. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne

irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde beyanların yer aldığı belirtilmiştir.

17. İddianamede; başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin

olarak şüpheli sıfatı ile ifadesi alınan O.A.nın beyanına dayanılmıştır. Eski

Cumhuriyet savcısı olan O.A. ifadesinde özetle; 2014 yılı Aralık ayında

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının usulsüz dinlemeler ile ilgili yaptığı

soruşturma kapsamında 2014/86... soruşturma sayılı dosyası ile 2011 yılında

Kırklareli Başsavcısı olarak görev yaptığı tarihte, FETÖ şüphelisi olarak

tutuklu bulunan dönemin Emniyet İstihbarat Şube Müdürü İ.Ş.nin talebi üzerine,

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile görevli) Hâkimi olan

başvurucu tarafından hakkında uydurma ve iftiraya dayalı 'organize suç örgütü

üyesi olmak' iddiasıyla teknik takip ve dinleme kararı verildiğini öğrendiğini,

başvurucunun 2011 yılında İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olduğunu,

hakkında istihbari dinleme kararını veren kişi olduğunu, kendisinin adıyla,

sanıyla ve sıfatıyla bu kararı verebilmesi için HSYK'ya danışması gerektiğini,

dolayısıyla o dönemin HSYK'sı ile iş birliği hâlinde şahsına ve eşine kumpas

kurmaya çalışan ekibin içinde olduğunu bildirdiğini beyan etmiştir.

18. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara

ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:

"15 Temmuz 2016 tarihinde Türk

Silahlı Kuvvetleri’nin hiyerarşik yapısı dışında bulunan FETÖ / PDY silahlı

terör örgütü mensuplarının bir araya gelerek ve sahip oldukları silahlı gücü

kullanarak, kaynağını Anayasa' dan ve yasalardan almayan güce dayanarak, cebir

ve şiddet yolu ile Anayasal düzeni, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ve TBMM'ni

ortadan kaldırmaya ve görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye

teşebbüs ettikleri, esasen şüphelinin de konumu ve örgüt adına gerçekleştirdiği

eylemler ile anılan örgütün adeta silah olarak kullandığı yargı yapılanmasının

en mahrem sınıfı olan özel yetkili mahkemelere Hâkim olarak yerleştirildiği,

Anayasayı ihlâl suçunun oluşumu için

failin hukuka aykırı usullere veya cebre matuf bir iradesinin mevcudiyetinin

suçun oluşması için yeterli olduğu, faildeki kusurlu iradede cebrin mevcut

bulunabileceği, Anayasa iradesine aykırı iradeler, netice olarak hukuka aykırı

bulunan her türlü vasıta ve usulün cebir unsuruna dahil olduğu, suçun oluşması

için cebrin bilfiil tahakkuk etmesine gerek bulunmadığı, suçun oluşması için

failin gayri hukuki vasıtalarla neticeye erişmek hususundaki kastının

mevcudiyeti yeterli olduğu, görevin kötüye kullanılması, yetki gasbı, hile,

keyfi işlemler yolu ile de Anayasayı ihlâl suçunun işlenebileceği,

Şüpheliye yüklenen kül halindeki

eylemler ve beraberinde kronolojik olarak gerçekleşen silahlı terör örgütünün

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu

düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını

önlemeye teşebbüs niteliğindeki amaç suçu gerçekleştirmeye yeterli 15.07.2016

tarihli darbe girişimi eylemleri birlikte dikkate alındığında;

Şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör

örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde bilerek ve isteyerek yer aldığı,

anılan örgütün nihai amacı doğrultusunda yukarıda açıklandığı üzere bütün

halindeki ve süreklilik arz eden eylemleri ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün

üyesi olarak 5237 sayılı TCK'nın 309/1 maddesi kapsamında düzenlenen “Anayasayı

İhlâl” ve 311/1 ve 312/1 maddesi kapsamında düzenlenen “Cebir ve Şiddet

Kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ve TBMM’ni Ortadan Kaldırmaya veya

Görevlerini Yapmasını Kısmen veya Tamamen Engellemeye Teşebbüs”, TCK'nın 314/2

maddesinde düzenlenen “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçlarını işlediği

anlaşılmıştır."

19. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 22/6/2017

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/47 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 21/6/2017 tarihinde dosya

üzerinden tensiben yapılan inceleme sonucu görevsizlik kararı verilerek

dosyanın Yargıtay 16. Ceza Dairesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluk

hâlinin devamına karar verilmiştir.

20. Yargıtay 16. Ceza Dairesi ilk derece mahkemesi

sıfatıyla tensiben yaptığı incelemede 19/9/2017 tarihli kararıyla dosyanın

Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.

21. Yargıtay 9. Ceza Dairesi ilk derece mahkemesi

sıfatıyla tensiben yaptığı incelemede 2/10/2017 tarihli kararıyla, karşı

görevsizlik kararı vererek İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesiyle aralarında

oluşan görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna

gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 28/11/2017 tarihli kararıyla İstanbul 30. Ağır

Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve yargılamanın İstanbul

30. Ağır Ceza Mahkemesince yapılmasına karar vermiştir.

22. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı üzerine yargılamaya

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/1 sayılı dosyası üzerinden devam

edilmiştir.

23. Başvurucunun tutukluluk durumunu inceleyen Mahkeme

22/2/2018 tarihinde tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

24. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, İstanbul 31. Ağır

Ceza Mahkemesi 28/3/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar

vermiştir.

25. Başvurucu anılan kararın 4/4/2018 tarihinde kendisine

tebliğ edildiğini belirterek 10/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

26. Mahkemece 3/4/2018 tarihinde yapılan ilk duruşmada

başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında eski beyanlarını

tekrar ederek suçlamaları kabul etmemiştir. Mahkeme, duruşma sonunda

başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.

27. Mahkemece 6/6/2018 tarihli duruşmada eski bir yargı

mensubu olan tanık M.H.nin beyanı alınmıştır. Tanık M.H.nin beyanı özetle

şöyledir:

"Sanığı Beşiktaş'da bulunan

İstanbul Adliyesinin ek binasında aynı katta farklı mahkemelerde

çalıştığımızdan dolayı tanırım, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nde vermiş olduğum

2016/2 esas sayılı dosyadaki beyanım doğrudur, ben Savaş Çelik'in herhangi bir

cemaat anlamında faaliyetini o tarih itibari ile görmedim, ancak Ö.D.nin

beyanını Yargıtay'da ilettim. Ben 2006-2010 yılları arası çalıştım, sanığı

Yargıtay'dan tanımam, Ö.D. 2006 gibi Yargıtay'dan ayrılmış olabilir, dodeks

iğnesi kullanıyorum, bu iğne hafızamda hiçbir sorun yaratmıyor, Ö.D. ile

konuşmamız 2012 veya 2013 yılları arasında Çağlayan Adliyesine taşındıktan

sonra olmuştur, ben çok dilekçe yazarım ama kimseyle ilgili özel bir fişleme

çalışması yapmadım."

28. Aynı tanık M.H.nin Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin

E.2016/2 sayılı dosyasındaki beyanı ise şöyledir:

"Savaş Çelik, Yargıtay 6 Ceza

Dairesi tetkik hakimliğinden sonra İstanbul 10 Ağır Ceza Mahkemesinin

Beşiktaş'taki şeysinde çalıştı. Kendi mahkeme başkanı Ö.D. bunun cemaatçi

olduğunu söylemişti, Yargıtaydayken cemaatçi olduğunu bildiğini söylemişti.

Savaş Çelik 6 cezada çalışmış, daha önce ben tanımıyordum, kendisini orada

tanıştım."

29. Mahkeme 23/1/2019 tarihli duruşmada başvurucunun

tahliyesine karar vermiştir. Devam eden yargılamada Mahkeme 4/2/2020 tarihli

kararıyla başvurucunun ve müdafinin hazır bulunduğu duruşmada başvurucunun

silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis

cezasıyla cezalandırılmasına ve diğer suçlardan beraatine karar vermiştir.

Kararın gerekçesinin ilgi kısmı şöyledir:

"...sanık hakkında HSK'ya yapılan

şikayetler ve içerikleri, tanık M.H. ve O.A.nın beyanları dikkate alındığında

sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağının olduğu, örgütün

hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgüt içinde emir ve talimatı altında yer

aldığı anlaşıldığından sanığın suçlamaları inkar eden savunmalarına itibar

edilmeyerek sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğuna kanaat

getirilerek sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir..."

30. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet hükmüne karşı

istinaf yoluna başvurmuştur.

31. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde derdesttir.

32. Öte yandan başvurucu hakkında yapılan ihbar ve

şikâyetler üzerine HSYK'nın verdiği soruşturma izni ile yapılan soruşturma

sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 7/6/2018 tarihli iddianamesiyle

başvurucu ile birlikte görev yapan toplam 34 eski yargı mensubu hakkında

silahlı terör örgütüne üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve görevi

kötüye kullanma suçlarından Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde haklarında

kovuşturma açılıp yargılanmalarının yapılması talep edilmiştir. Bakırköy 2.

Ağır Ceza Mahkemesi E.2018/369 sayılı dosyasında verdiği 4/4/2019 tarihli

kararıyla başvurucuyla birlikte diğer şüpheliler hakkında ayrı ayrı son

soruşturmanın Yargıtayın görevli ceza dairesinde açılmasına karar vermiştir.

33. Başvurucu hakkında yapılan ihbar ve şikâyetler

üzerine HSYK'nın verdiği diğer bir soruşturma izni ile yapılan soruşturma

sonucunda da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 6/2/2019 tarihli

iddianamesiyle başvurucu ile birlikte görev yapan toplam 16 eski yargı mensubu

hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi kötüye kullanma suçlarından

Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde haklarında kovuşturma açılıp yargılanmalarının

yapılması talep edilmiştir. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi E.2019/30 sayılı

dosyasında verdiği 11/6/2019 tarihli kararıyla başvurucuyla birlikte diğer

şüpheliler hakkında ayrı ayrı son soruşturmanın Yargıtayın görevli ceza

dairesinde açılmasına karar vermiştir.

34. Başvurucu hakkında verilen son soruşturmanın açılması

kararları neticesinde davalar Yargıtayın ilgili ceza dairelerinde derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

35. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No:

2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39); Mustafa Özterzi ([GK], B. No:

2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48) başvurularına ilişkin kararlar.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

36. Mahkemenin 4/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

37. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan somut olgu

ya da deliller olmamasına rağmen mesleğinden kaynaklanan güvencelere de riayet

edilmeksizin yasal düzenlemelere aykırı olarak hakkında tutuklama kararı

verildiğini, delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda

bulunmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

38. Bakanlık görüşünde, başvurucu hakkında dayanılan

tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu, soruşturma yürütülen suç için

öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi, ayrıca başvurucunun

üyesi olduğu iddia edilen terör örgütünün yapılanma ve toplanma biçimleri de

gözönünde bulundurulduğunda dosyada mevcut olan somut delillere dayanılarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, bu delillerin

değerlendirilmesi sonucunda adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı

sonucuna varılmasının keyfî olduğunun savunulamayacağı ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

39. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

40. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve

güvenliğine sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya

değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan

ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."

41. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki

olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

42. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin

kullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik veya olağanüstü

hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,

durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya

tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı

tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda

da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin

yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,

vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı

suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile

saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

43. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

44. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve

tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün

arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayasa

Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla

ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:

2016/49158, 26/7/2017, § 57).

45. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

46. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

47. Genel ilkeler için bkz. Metin Evecen, B. No:

2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, 9/1/2020,

§§ 38-45.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

48. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının

kanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbe

teşebbüsü sonrasında hakkında yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör

örgütüne üye olma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.

49. Diğer taraftan başvurucu 24/2/1983 tarihli ve 2802

sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nda -hâkimlerle ilgili- öngörülen usule

ilişkin güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin yetkili ve görevli olmayan

mahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.

50. Anayasa Mahkemesi, Yıldırım Turan kararında

ilgili Kanunlar çerçevesinde konuyu etraflıca değerlendirmiş ve Yargıtay

içtihatlarına da değinerek terör örgütüne üye olma suçunun kişisel bir suç

olduğunu, Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı olarak hâkim ve Cumhuriyet

savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâli bulunmasa

da kişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturma yürütülmesi için izin şartı

bulunmadığını belirterek Vergi Mahkemesi üyesi (hâkim) olan başvurucunun

tutuklanmasının kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna varmıştır (ayrıntı için

bkz. Yıldırım Turan [GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 102-147).

51. Somut olayda anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir

durum söz konusu değildir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun

kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

52. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

53. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında,

soruşturmanın henüz tamamlanmadığı, delilleri yok etme ve gizleme şüphesinin

bulunduğu belirtilmiş olup isnat edilen suçun işlendiğine dair kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut delillere ilişkin herhangi bir bilgiye yer

verilmemiştir (bkz. § 14).

54. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede ise

HSYK'nın meslekten çıkarma kararına, 2011 yılında İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesinde (TMK 250. madde ile görevli) üye olarak görev yapması ve bu görevi

sırasında kamuoyunda Ergenekon, Selam Tevhid, Balyoz, Oda TV, Poyrayköz olarak

bilinen davalar kapsamında usulsüz dinleme, teknik takip, tutuklama vs.

kararları verdiği iddiasıyla hakkında yapılan ihbar ve şikâyetler nedeniyle

HSYK nezdinde çok sayıda soruşturma bulunmasına ve FETÖ/PDY silahlı terör

örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde tanık beyanlarına dayanılmıştır

(bkz. §§ 16-18).

55. Başvurucu, kamuoyundaki ismiyle Balyoz Davası olarak

bilinen davanın görüldüğü İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde üye hâkim olarak

görev yapmış ve anılan davada heyette yer almıştır. Söz konusu davanın FETÖ/PDY

ile bağlantılı yargı mensupları tarafından örgütle ilişkisi olmayan askerî

personelin tasfiyesini sağlamak amacıyla yürütülen bir süreç olduğu ve ilgili

yargı mensuplarının örgütsel amaçla bu dava sürecinde usulsüz işlemler

yaptıkları başvurucu hakkındaki iddianamede ifade edilmiştir.

56. Diğer taraftan başvurucu hakkında İstanbul 10. Ağır

Ceza Mahkemesi'nde üye olarak görev yaptığı sırada kamuoyunda Ergenekon,

Selam Tevhid, Balyoz, Oda TV, Poyrayköz olarak bilinen davalar kapsamında

usulsüz dinleme, teknik takip, tutuklama vs. kararları verdiği iddiasıyla

hakkında yapılan ihbar ve şikayetler nedeniyle HSYK nezdinde çok sayıda

soruşturma yürütüldüğü anlaşılmaktadır (bkz. § 16). Bu soruşturmaların bir

kısmında başvurucu hakkında eski yargı mensubu bir kısım kişilerle birlikte

silahlı terör örgütüne üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve görevi

kötüye kullanma suçlarından soruşturma izni verilmiş ve Yargıtayın ilgili ceza

dairelerinde kovuşturmaların hâlen devam ettiği de görülmektedir (bkz. §§ 32,

33).

57. Anılan iddialarla bağlantılı olarak İstanbul 10. Ağır

Ceza Mahkemesi başkanı olarak görev yapmış olan Ö.D. tarafından Anayasa

Mahkemesine yapılan başvuruda (B. No: 2016/37804, 18/7/2018) aşağıdaki

değerlendirmelerle kuvvetli suç belirtisinin olduğu sonucuna varılmıştır:

"45. Başvuruya

konu soruşturmada, yargı içinde aktif olarak bulunan ve abi olarak adlandırılan

sivil yöneticilerin örgüt üyesi hâkim ve savcılara, baktıkları soruşturma ve

kovuşturma dosyalarında verilecek kararlara yönelik olarak talimat verdikleri,

bu hususta gizli tanık beyanlarının mevcut olduğu, yine gizli tanık

beyanlarında bu şekilde örgüt mensubu hâkim ve savcıların yargısal yetkilerini

örgütsel olarak hiyerarşik anlamda kendilerinden üstün olan sivillerden almış

olduklarının belirtildiği, başvurucunun da görev yapmış olduğu İstanbul 10.

Ağır Ceza Mahkemesi ve Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinde, kamuoyunda Balyoz

davası olarak bilinen davada örgütün talimatı ile yukarıda bahsedildiği şekilde

hareket ederek usulsüz kararlar verdiği ve bu nitelikteki bir davada başkan

olarak görev yapan ve bu süreçteki uygulamaları HSYK tarafından çok sayıda

soruşturmaya konu edilen başvurucunun da aynı şekilde talimatla hareket ettiği

ifade edilmiştir.

46.

Soruşturma mercilerince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken tanık, müşteki ve itirafçı

beyanları yoluyla, mahkemelerde birer örgüt sorumlusunun bulunduğu, sorumlu

kişinin, örgütü ilgilendiren davaları takip ederek ve bu davalarla ilgili olmak

üzere örgüt üyesi hâkimlerle görüşerek kararların istenilen şekilde çıkması

yönünde telkinlerde bulunulduğu sonucuna varılmış, başvurucunun da görev yapmış

olduğu mahkemelerin bu şekilde talimat almış olması nedeniyle başvurucunun

örgütün hedef ve amaçları doğrultusunda hareket ettiği olgularına

dayanılmıştır. Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli

belirtilerin bulunduğu görülmektedir."

58. Öte yandan başvurucu hakkındaki soruşturma

dosyasında, eski yargı mensubu olduğu anlaşılan O.A. isimli kişinin şüpheli

sıfatıyla verdiği ifadede, başvurucunun FETÖ/PDY mensubu olduğu yönünde

anlatımda bulunduğu görülmektedir (bkz. § 17). O.A., kendisinin Kırklareli

Başsavcısı olarak görev yaptığı tarihte, sonradan FETÖ/PDY şüphelisi olarak

tutuklu bulunan dönemin Emniyet İstihbarat Şube Müdürü İ.Ş.nin talebi üzerine,

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinde görevli başvurucu tarafından hakkında

uydurma ve iftiraya dayalı olarak organize suç örgütü üyesi olma

iddiasıyla teknik takip ve dinleme kararı verildiğini, kendisinin sıfatı gereği

bu kararı verebilmesi için HSYK'ya danışması gerektiğini, dolayısıyla o dönemin

HSYK'sı ile iş birliği hâlinde şahsına ve eşine kumpas kurmaya çalışan ekibin

içinde olduğunu ifade etmiştir. Kovuşturma evresinde de benzer yönde beyanda

bulunmuştur. Yine kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla beyanı alınan M.H.,

kendi mahkeme başkanı Ö.D.nin, başvurucunun bu yapı mensubu olduğunu

söylediğini ifade etmiştir (bkz. §§ 27, 28).

59. Bu itibarla başvurucu yönünden üye hâkim olarak görev

aldığı Balyoz davasına ilişkin olarak ilgili yargı mercilerince yapılan bu

davanın FETÖ/PDY'nin sivil imamlarının talimatıyla örgütle bağlantılı yargı

mensupları tarafından örgütün Türk Silahlı Kuvvetlerindeki etkinliğinin

artırılması amacıyla -örgütsel bir ilişki içinde- açılıp görüldüğü yönündeki

tespit ve değerlendirmeler ile başvurucu hakkındaki tanık beyanları birlikte

dikkate alındığında başvurucu yönünden kuvvetli suç belirtisi olduğu yönünde

soruşturma mercilerince ve tutukluluğa karar veren yargı organlarınca yapılan

değerlendirmelerin keyfi ve temelsiz olduğunu söylemek mümkün değildir

60. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir.

61. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olayların

toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin

örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz ettiği tehlike (Aydın

Yavuz ve diğerleri, §§ 15-19, 26) darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler

kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suç

oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı

sıra çoğunluğu önemli yerlerde kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında

doğrudan darbeyle ilişkili olmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle

ivedilikle soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında

soruşturma konusu olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §

271; Selçuk Özdemir, § 78).

62. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüyle

bağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftan

FETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmiş

olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede

uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak

soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışında

barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler için

bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir, § 79).

63. Başvurucunun tutuklanmasına esas alınan silahlı terör

örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017,

§ 148).

64. Somut olayda İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken; işlendiği iddia olunan silahlı

terör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, Kanun'da öngörülen yaptırımın

ağırlığına ve delilleri karartma şüphesinin bulunmasına, tutuklamanın

ölçülülüğüne dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).

65. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul

1. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen-

delilleri karartma ve kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal

temellerinin olduğu söylenebilir.

66. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

67. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde

mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman

Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; Devran

Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik,

hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık

atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate

alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve

karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

68. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu

söylenemez.

69. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin

üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

70. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve

19. maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Tutuklamanın hukuki olmaması iddiasıyla ilişkili

olarak Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 4/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Murat BAŞPINAR Başvurucu : Savaş ÇELİK Vekili : Av. Elkan ALBAYRAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/11375, 4 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti
  16. B. Tutuklamanın hukuki olmaması iddiasıyla ilişkili
  17. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  18. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/11375
Tarih
4 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Enes Besli ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27841)
  • Hatun Horuz ve Zemci Horuz Başvurusu (B. No: 2017/17723)
  • Gökhan Gündüz Başvurusu (B. No: 2017/39507)
  • Adem Erden Başvurusu (B. No: 2017/36537)
  • Ayşe Adıgüzel Başvurusu (B. No: 2019/2182)
  • M.i. Başvurusu (B. No: 2018/3181)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.