İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sebğatullah Altın Başvurusu (B. No: 2013/1503)

1.

Başvuru No2013/1503Tarih2 Aralık 2015Okuma14 dk · 2.767 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sebğatullah Altın Başvurusu

Karar tarihi
2 Aralık 2015
Başvuru Numarası
2013/1503
R.G. Tarih ve Sayı
19/1/2016-29598
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.767 kelime·14 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.

Başvuru, göreve son verilmeye dayanak yapılan ceza davasında zamanaşımından

düşme kararı verildiği hâlde göreve başlatılmama nedeniyle açılan davada

masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiası hakkındadır.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.

Başvuru, 21/2/2013 tarihinde doğrudan Anayasa

Mahkemesine yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde tespit edilen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun

Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3.

Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/3/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4.

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş,

başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.

5.

Bakanlığın 10/8/2015 tarihli görüş yazısı 17/8/2015

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı

cevaplarını 31/8/2015 tarihinde sunmuştur

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6.

Başvuru dilekçesi ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit

edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7.

İmam hatip olarak görev yapmakta iken hakkında yapılan bir ihbar üzerine

başlatılan soruşturma sonucu başvurucunun görevine son verilmiş ve aynı zamanda

“Hizbullah terör örgütünün sair efradı olmak” suçundan aleyhine kamu davası

açılmıştır.

8.

Başvurucunun görevine son verilmesi işlemine karşı açtığı dava Diyarbakır 2.

İdare Mahkemesinin 20/4/2006 tarihli ve E.2000/709,

K.2006/451 sayılı kararıyla reddedilmiş, karar Danıştay Onikinci

Dairesinin 23/5/2008 tarihli ve E.2006/5841, K.2008/3080 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

9.

Başvurucu hakkında açılan ceza davasında ise Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.1995/375, K.2008/133 sayılı kararı ile davanın zamanaşımı

nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.

10.

Başvurucu, Ceza Mahkemesi kararının ardından göreve dönme istemiyle Diyanet

İşleri Başkanlığına başvurmuş; başvurusu 20/6/2008

tarihli ve 3555 sayılı işlemle reddedilmiştir.

11.

Başvurucu tarafından, anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada Ankara 4.

İdare Mahkemesi 17/2/2009 tarihli ve E.2008/1534,

K.2009/253 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

“Bir kamu görevine açıktan veya yeniden atama yapmak

konusunda idarelere takdir yetkisinin tanınmış bulunduğu, idarenin bu konuda

yargı kararı ile zorlanamayacağı, diğer bir ifadeyle idari işlem niteliğinde

yargı kararı verilemeyeceği, ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp, kamu

yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin sebep

ve maksat bakımından yargı denetimine bağlı bulunduğu hususu idare hukukunun

bilinen ilkelerindendir.

Bir

başka ifadeyle, bu takdir yetkisi açıktan atamaya ilişkin bir işlemde

kullanılmış ise, bunun kadro, ihtiyaç hizmet gerekleri ve atama isteminde

bulunan kişinin kişisel konumu gibi durumlar dikkate alınarak kullanılıp

kullanılmadığının yargı merciince incelenmesi idari eylem ve işlem niteliğinde

karar vermeyi değil, idari işlemin sebep ve maksat yönlerinden yargı

denetiminin işlevini sağlamak olarak kabulü gerekir.

Dosyanın

incelenmesinden, davacının Mardin İli Nusaybin İlçesi, Durucasu

beldesi Camii İmam Hatibi olarak görev yapmakta iken hakkında yapılan

soruşturma sonucunda davacının Hizbullah terör örgütüne özgeçmiş ve fotoğraf

verdiği bu vesile ile örgütün sair mensuplarından olmayı kabul ettiği ve örgüt

adına çeşitli faaliyetlerde bulunduğu bu nedenle davalı idarece davacının siyasi

amaçlı devleti yıkmaya yönelik yasadışı terör örgütü ile ilişkisi olması

nedeniyle Diyanet İşleri Başkanlığı Sınav Atama Nakil ve Görevde Yükselme

Yönetmeliğinin 9. maddesinde belirtilen şartları kaybettiği anlaşılan davacı

hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 98/b maddesi uyarınca görevine

son verildiği bu işleme karşı Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 2000/709 esasına

kayden dava açıldığı ve mahkemenin 20.04.2006 gün ve

E:2000/709, K:2006/451 nolu kararıyla davanın

reddedildiği ve bu kararın Danıştay 12. Dairesinin 23.05.2008 gün ve

E:2006/5841, K:2008/3080 nolu kararıyla onandığı

anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere, din

görevlilerinin, görevlerini ifası sırasında ve gündelik yaşantıları itibariyle

eğitici olmaları ve yanlış inanışları düzeltici davranışlar içerisinde din

adamı imajına uygun olarak davranış sergilemeleri gerekmektedir.

Dava

konusu olayda ise Hizbullah terör örgütüne özgeçmiş ve fotoğraf vererek örgütün

mensubu olma yönünde irade koyan ve örgüt adına sair faaliyetlerde bulunması nedeniylede görevine son verilen davacının bu işleme karşı

açtığı davanın Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi kararıyla reddedilerek söz konusu

Kararın Danıştay 12. Dairesi kararıyla onanması karşısında davacının yeniden

eski görevine atanması hususunda davalı idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin

davalı idarece değerlendirilerek hizmetin özelliği ve hassasiyeti dikkate

alınarak atanmama yönünde kullanılmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.

Her

ne kadar davacı tarafından, “Hizbullah Terör Örgütünün Sair Efradı Olmak”

suçundan cezalandırılması istemi ile hakkında açılan kamu davasının görüldüğü

Diyarbakır 2 nolu Ağır Ceza Mahkemesinin 17.4.2008

gün ve E:1995/375, K:2008/133 nolu kararıyla hakkında

beraat kararı verildiği bu nedenle suçsuz olduğunun mahkeme kararıyla ortaya

konulması nedeniyle yeniden görevine iade edilmesi gerektiği ileri sürülmekte

ise de; söz konusu mahkeme kararında suç türünün zamanaşımı nedeniyle ortadan

kaldırıldığı belirtildiğinden bu durumun suçun varlığını ortadan kaldırmadığı

da açık olup bu yöndeki iddiaları dava konusu işlemi sakatlar nitelikte

görülmemiştir.”

12. Temyiz

talebi Danıştay Onikinci Dairesinin 19/3/2012 tarihli ve E.2009/5047, K.2012/1618 sayılı

ilamıyla reddedilerek karar onanmıştır. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 2/11/2012 tarihli ve E.2012/7569, K.2012/7361 sayılı ilamı

ile reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 22/1/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13.

Başvurucu 21/2/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuru yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

14. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Memurluğun sona ermesi” kenar başlıklı

98. maddesi şöyledir:

“Devlet memurlarının

a) Bu kanun hükümlerine göre memurluktan çıkarılması;

b) Memurluğa alınma şartlarından her hangi birini

taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında bu şartlardan

her hangi birini kaybetmesi;

c) …

hallerinde memurluğu sona erer.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

15.

Mahkemenin 2/12/2015 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvurucunun 21/2/2013 tarihli ve 2013/1503 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16.

Başvurucu; ceza yargılamasında verilen ortadan kaldırma kararı uyarınca

görevine dönmesi gerektiği hâlde isteminin kabul edilmediğini, İdare Mahkemesi

tarafından ceza davasında verilen karar yanlış değerlendirilerek kendisine

suçlu muamelesi yapıldığını, bu şekilde masumiyet karinesinin ihlal edildiğini

oysa ceza davasının uzun sürerek zamanaşımına uğratılmasında kendi kusurunun

bulunmadığını, hakkında beraat kararı verilen kişilerin görevlerine

başladıklarını, zamanında yargılama yapılmış olsaydı kendisinin de beraat ederek

görevine başlayabileceğini, Danıştayın temyiz ve

karar düzeltme kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa’nın 36. ve

38. maddesinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

göreve iade talebinin reddine dair idari işlemin iptaliyle yoksun kaldığı

aylıklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle

birlikte ödenmesi ve aylıksız kalması nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zarara

karşılık tazminata hükmedilmesi taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

17.

Başvuru dilekçesi ve eklerinin bir bütün hâlinde incelenmesi neticesinde

başvurucunun temel şikâyetinin, yargılandığı ceza davasında verilen

zamanaşımından düşme kararının İdare Mahkemesi tarafından yanlış

değerlendirilerek başvurucuya suçlu muamelesi yapılması ve böylece görevine

döndürülmemesi olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun

iddialarının tamamının masumiyet karinesinin ihlal edildiği şikâyeti

çerçevesinde değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

18.

Başvurucunun şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmayıp kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de görülmediğinden başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19.

Başvurucu; “Hizbullah terör örgütünün sair efradı olmak” suçuna istinaden açılan davanın

zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmış olmasına rağmen mahkûmiyeti varmış

gibi değerlendirildiğini, suçlu muamelesine maruz bırakıldığını ve masumiyet

karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık

görüş yazısında masumiyet karinesinin kural olarak, hakkında bir suç isnadı

bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilke olduğu

ve suç isnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar”

çerçevesinde değerlendirilen idari davaların, kural olarak masumiyet

karinesinin uygulama alanı dışında kaldığı, ancak idari davada uyuşmazlık

konusu olan maddi olayın tespitinde idari yargı merciinin aynı maddi olayı ele

alan ceza mahkemesinin daha önce verdiği beraat kararına uygun hareket etmesi

gerektiği, bununla birlikte daha düşük ispat standardı kullanılarak kişinin

disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi tutulabileceği, -idari

uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından- kişi beraat etmiş olsa

dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesinin

kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal

edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli olmadığı, karar gerekçesinin

bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran kişinin yargılandığı

ve sonuçta beraat ettiği fiillerin işlendiği kabulüne dayanıp dayanmadığının

incelenmesi gerektiği, somut olayda İdare Mahkemesinin memurluğa yeniden atama

konusunda idarenin takdir yetkisini ve başvurucunun memuriyetinin sona ermesine

neden olan eylemin niteliğini dikkate aldığı belirtilerek masumiyet karinesinin

ihlal edilip edilmediğine ilişkin yapılacak değerlendirmede bu hususların

dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir.

21. Başvurucu

cevap dilekçesinde, başvuru formunda yer alan masumiyet karinesinin ihlal

edildiğine yönelik iddialarını tekrar etmiştir.

22.

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu

sayılamaz.”

23.

Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal

olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”

24.

Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı

olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu

olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia

makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca

hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu

otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi

tutulamaz (Kürşat Eyol,

B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

25.

Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan

ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı

kesin hükümle mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise artık “hakkında suç

isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesinin ihlal

edildiği iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davası

sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu

işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında

beraat kararı verilen durumlarda ise kişi hakkında masumiyet karinesinin devam

ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin

suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu sayılamaz (Uğur Ayyıldız, B. No: 2012/574, 6/2/2014, § 76).

26.

Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir usul güvencesi olmasına

rağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve etkili şekilde

sağlanabilmesi için beraat eden veya bir şekilde hakkındaki ceza yargılaması

devam etmeyen kişilerin, kamu görevlileri veya otoritelerinin suçlu muamelesine

maruz kalmalarını önlemelidir. Bu kapsamda ceza davasını takip eden “ceza

yargılaması niteliğinde olmayan herhangi bir yargılamada” da (hukuk, disiplin

gibi) masumiyet karinesine özen gösterilmelidir. Bununla birlikte ceza

yargılamasında mahkûmiyetle sonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak bir kişinin

disiplin suçundan suçlu bulunması veya hakkında tazminata karar verilmesi

masumiyet karinesini otomatik olarak ihlal etmez. Bu kapsamda “karar

vericilerin kullandıkları dil” kritik önem taşır (Mustafa Akın, B. No: 2013/2696, 9/9/2015,

§ 38).

27.

Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından, hakkında soruşturma veya

kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yargılama süreci bir mahkûmiyet

hükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaat ifade edilmiş

olması ya da ceza yargılaması mahkûmiyet dışında bir kararla sona ermesine

rağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifade edilmiş

olması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir (Mustafa Akın, § 39). Dolayısıyla mahkeme

kararlarında, resmî yazılarda ve kamu görevlilerinin ifadelerinde sarf edilen

söz veya ifadeler nedeniyle kişiler hakkındaki masumiyet karinesinin ihlal

edilmemesi için kullanılan ifadelerde seçilecek kelimelere azami özen

gösterilmesi gerekir (Ali Atlı, B.

No: 2013/500, 20/3/2014, § 35).

28. Yine

ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden

idari uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen bu

karara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraat

kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşın -idari

uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından- kişi beraat etmiş olsa

dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi,

kişinin suçlu muamelesi gördüğünden dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal

edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın

gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın, münhasıran

kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiilleri işlediği kabulüne dayanıp

dayanmadığının incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol, § 29).

29.

Öte yandan ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kural

ve ilkelere tabi disiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre

kamu görevlisinin davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin

sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin

soruşturması ayrı ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat

edilen eylemi işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin

makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, § 30). Ancak bu

kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı olsa bile kişi

hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz olmadığı yönünde

değerlendirmelerden kaçınılması gerekir (Uğur

Ayyıldız, § 79).

30.

Masumiyet karinesinin ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken özellikle

hukuk ve idari yargılama bakımından üzerinde durulması gereken önemli

hususlardan biri, yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip

etmediği ve beraat kararını sorgulayıp sorgulamadığıdır.

31.

Bireysel başvuruya konu olan İdare Mahkemesi kararında (bkz. § 11); kamu

görevine açıktan veya yeniden atama yapmak konusunda idarelere takdir

yetkisinin tanınmış bulunduğu ancak bu takdir yetkisinin de mutlak olmayıp kamu

yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdir yetkisinin açıktan atamaya

ilişkin bir işlemde kullanılması hâlinde bunun kadro, ihtiyaç, hizmet gerekleri

ve atama isteminde bulunan kişinin kişisel konumu gibi durumlar dikkate

alınarak kullanılıp kullanılmadığının yargı merciince incelenebileceği

belirtildikten sonra başvurucunun ilişiğinin kesilmesine ilişkin işleme karşı

daha önce açtığı ve reddedilmiş olan davaya ilişkin bilgiler verilmiş ve din görevlilerinin

meslekleri gereği bulunmaları gereken tutum ve davranışlara değinilerek

başvurucunun yeniden eski görevine atanmaması hususunda idarenin takdir

yetkisini hizmetin özelliğini ve hassasiyetini dikkate alarak kullandığı ve bu

durumda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesine yer verildiği anlaşılmaktadır.

32.

Görüldüğü üzere kararda, olay ve olgulara değinilerek din görevlisi mesleğinin

özelliği ve idarenin takdir yetkisi çerçevesinde atanmama işleminin hukuka

uygun olduğu sonucuna varılırken başvurucunun masumiyetine aykırı düşecek

herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir.

33.

Ancak gerekçenin devamında başvurucunun zamanaşımı nedeniyle düşme kararı

verilen ceza davasına ilişkin iddiası karşılanırken kullanılan “… söz konusu mahkeme

kararında suç türünün zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı

belirtildiğinden bu durumun suçun varlığını ortadan kaldırmadığı da açık olup

bu yöndeki iddiaları dava konusu işlemi sakatlar nitelikte görülmemiştir.” şeklindeki

gerekçede yer verilen “suçun varlığının ortadan

kalkmadığı” ifadesiyle başvurucunun ceza davasına konu suçu işlediği

izlenimi verilmiştir. Bu çerçevede başvuruya konu kararın gerekçesinde yer alan

söz konusu ifadeyle suçluluğu ilgili Mahkeme kararıyla sabit olmayan ve

zamanaşımı nedeniyle hakkında açılan ceza davası ortadan kaldırılan

başvurucunun suçlu olduğu inancının yansıtıldığı görülmektedir.

34.

İlk Derece Mahkemesi göreve yeniden atamama işleminin hukuka uygun olduğu

sonucuna ulaşırken başvurucunun durumunu ceza yargılamasından ayrı olarak değerlendirdikten

sonra başvurucunun yargılandığı fiili işlediği kabulünü kararına ek gerekçe

yapmıştır. Gerekçesinde kullanılan “suçun

varlığının ortadan kalkmadığı” ifadesinin, başvurucunun masumiyet

karinesine saygı ilkesiyle bağdaştığı söylenemez.

35. Yukarıdaki

açıklamalar çerçevesinde İdare Mahkemesi kararında, suçluluğu mahkeme

kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun yargılamaya konu eylemleri işlediği ve

suçlu olduğu inancının karara yansıtıldığı anlaşıldığından başvurucunun

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet

karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

36.

Başvurucu, Anayasa’nın 36. ve 38. maddesinde güvence altına alınan haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş; göreve iade talebinin reddine dair idari işlemin

iptaliyle yoksun kaldığı aylıklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren

işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve aylıksız kalması nedeniyle

uğradığı maddi ve manevi zarara karşılık tazminata hükmedilmesi taleplerinde

bulunmuştur.

37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

38.

Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, mahkeme kararından kaynaklandığından

ve yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

39. Başvurunun

incelenmesinde Anayasa'nın 38. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Başvurucu, 400 TL maddi ve 250 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

40.

Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber tespit

edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı

anlaşıldığından başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

41.

Masumiyet karinesi ilkesine yönelik başvuru açısından ihlalin tespitine ve

yeniden yargılamaya karar verilmesinin yeterli tatmin sağladığı

değerlendirildiğinden başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

42. Dosyadaki

belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A.

Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B.

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet

karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C.

İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere kararın bir örneğinin Ankara 4. İdare Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminata ilişkin

taleplerin REDDİNE,

E.

198,35 TL başvuru harcı ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35

TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F.

Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru

tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde,

bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz

uygulanmasına,

2/12/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE

karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Mehmet Sadık YAMLI Başvurucu : Sebğatullah ALTIN Vekili : Av. Serkan GÜÇLÜ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1503, 2 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. D. Tazminata ilişkin
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1503
Tarih
2 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • İzzettin Güngördü ve Mehmet Şerif Güngördü Başvurusu (B. No: 2013/5814)
  • Zübeyir Bozkurt Başvurusu (B. No: 2014/3403)
  • İbrahim Bilmez Başvurusu (B. No: 2013/7943)
  • Balçova Termal Turizm ve Otelcilik Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/2687)
  • Yusuf Deniz Dilsizoğlu ve Aral Ali Ersin Başvurusu (B. No: 2013/4711)
  • Kurbani Çıldır Başvurusu (B. No: 2013/6239)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.