İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selahaddin Aydoğdu Başvurusu (B. No: 2016/80280)

1. Başvuru, yerel yayın yapan bir televizyon kanalında

Başvuru No2016/80280Tarih23 Ekim 2019Okuma13 dk · 2.695 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Selahaddin Aydoğdu Başvurusu

Karar tarihi
23 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2016/80280
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.695 kelime·13 dk okuma·23 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yerel yayın yapan bir televizyon kanalında

yayımlanan ifadeleri nedeniyle başvurucunun cezalandırılmasının ifade

özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. 2014-2015 yılları arasında Adana Demirspor Kulübü

Başkanlığını yürüten başvurucu 23/6/2015 tarihinde kulübün yönetiminin

seçileceği kongre öncesinde, başkan olarak yerel bir televizyon kanalında canlı

yayına katılmıştır. Soru cevap şeklindeki programda başvurucuya 2012 yılında

kulüp başkanlığı yapmış olan M.G.nin (müşteki)

yeniden adaylığıyla ilgili görüşleri sorulmuştur.

9. Başvurucu; başkanlığı döneminde müştekinin kulübe zarar

verdiği yönünde değerledirmelerde bulunmuş ve

ifadelerine “Kulüp başkanları para çalmasın,

kulüpler kendi kendine döner.” Şeklinde bir cümle kullanmıştır.

Sunucu tarafından kendisine yöneltilen “Bu

yönde bir tespitiniz mi var?” sorusu üzerine başvurucu; daha önce

aynı televizyon kanalında yayına katılan müştekinin kulüpten olan alacağının

faizini talep etmeyeceği yönünde açıklama yaptığını ifade ederek müştekinin

sözünde durmadığını, 500.000 TL olan alacağını icra kanalı ile 587.000 TL

olarak tahsil ettiğini belirtmiştir.

10. M.G.nin yapmış olduğu şikâyet

sonucunda başvurucunun hakaret suçundan cezalandırılması için kamu davası

açılmıştır

11. Başvurucu, Adana 7. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme)

yaptığı savunmasında televizyon programındaki açıklamalarında müştekinin

kulüpten olan senede bağlı alacağını tahsil ederken icra yolunu kullanmasını

eleştirdiğini belirtmiş; “Kulüp başkanları

para çalmasın.” Şeklindeki ifadesinin ise genel ifade niteliğinde

olduğunu ve müştekiyi hedef almadığını ileri sürmüştür.

12. Yargılamayı yapan Mahkeme 1/12/2016 tarihli kararında

başvurucunun yerel yayın yapan televizyon kanalında canlı yayında kullandığı “ [M.G.] aday

olsaydı ben de aday olacaktım. Vicdanen rahatsız olurdum. Bu kulübe zarar veren

kim olursa olsun, önüne çıkarım. Ben [M.G.]nin kulübe zarar

verdiğini düşünüyorum. Belgeler var, zaten ben anlamıyorum. Kulübe zarar

vereceksin. Utanmadan gelip aday olacaksın. Ben böyle bir şey görmedim. Kulüp

başkanları para çalmasın, kulüpler kendi kendine döner.” Şeklindeki

ifadelerinin hakaret mahiyetinde olduğunu belirterek başvurucunun 1.500 TL adli

para cezası ile cezalandırılmasına kesin olarak karar vermiştir.

13. Mahkûmiyet kararı 2/12/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

14. Başvurucu 30/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hakaret” kenar başlıklı 125. Maddesinin

ilgili kısımları şöyledir:

“(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını

rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden … veya sövmek

suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki

yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında

hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek

işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı

veya görüntülü bir iletiyleişlenmesi hâlinde,

yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.”

…

B. Uluslararası Hukuk

16.İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu verildiği

bir karar için Mehmet Doğan

([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 18-24) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 23/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu;

i. Öncelikle canlı yayında kullanmış olduğu ifadelerin hakaret

niteliğinde kabul edilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini,

ii. Cezalandırmaya konu ifadelerin temelini oluşturan olayların

tespiti amacı ile Türkiye Futbol Federasyonuna müzekkere yazılması talep

etmesine karşın söz konusu müzekkere yazılmayarak adil yargılanma ve silahların

eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini,

iii. Hakaret suçu kapsamında neredeyse herkes hakkında hükmün

açıklanmasının geriye bırakılması (HAGB) kararı verilirken kendisi hakkında

doğrudan ve kesin olarak adli para cezasına hükmedilmesinin eşitlik ilkesine

aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu tarafından eşitlik ilkesine

aykırılık iddiası ileri sürülmüş ise de hangi nedene dayalı olarak ayrımcılığa

uğradığı belirtilmemiştir.

B. Değerlendirme

19. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”

kenar başlıklı 26. Maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,

resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar…

Bu hürriyetlerin kullanılması,…

başkalarının şöhret veya haklarının,… korunması … amaçlarıyla sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

21. Yerel bir televizyon kanalında canlı yayında kullanılan

ifadeler nedeni ile başvurucu adli para cezasına mahkûm edilmiştir. Söz konusu

mahkeme kararı ile başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahalede

bulunulduğu belirlenmiştir.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

22. Anayasa’nın 13. Maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, … yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, … demokratik toplum düzeninin …

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

23. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. Maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 26. Maddesinin ihlalini

teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. Maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. Maddesinin

ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,

demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama koşullarına uygun olup

olmadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

24. 5237 sayılı Kanun’un 125. Maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

25. Başvurucunun adli para cezasına mahkûm edilmesine ilişkin

kararın başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir

parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a) Demokratik

Toplum Düzeninin Gerekleri Kavramı

26. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleri

ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.

İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe

ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek

başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,

anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına

gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü

araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi

gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu

çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.

Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin

barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama

ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın

[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).

27. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2007/4,

K.2007/81, 18/10/2007). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli

olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak

kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51). Orantılılık ise

bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının

haklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir

dengenin kurulmasına işaret etmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,

§§ 59, 68).

(b) Başkalarının

Şöhret veya Haklarının Korunması

28. Anayasa’nın 26. Maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade

özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünü

kullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarının

şöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel

kimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. Maddesinin

birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan

Cihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014,

§ 44) Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve

üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184,

16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3),

B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir

Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, B.

No: 2014/6009, 15/2/2017, § 44).

(c) Çatışan

Haklar Arasında Dengeleme

29. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında başvurucunun müdahale

edilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle davacının müdahale

edilen şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengenin gözetilip

gözetilmediğini değerlendirmiştir. (Nilgün Halloran, § 27;

İlhan Cihaner (2), § 49). Bu, soyut bir

değerlendirme değildir. Çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi için

başvurucunun kullandığı ifadelerin türünün, kamusal tartışmalara katkı sunma

kapasitesinin, ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime

yöneldiğinin, tarafların ünlülük derecelerinin ile ilgili kişilerin önceki

davranışlarının ve kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında

sahip oldukları hakların ağırlığının değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran,

§ 44; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No:

2013/8503, 27/10/2015, § 56; Kadir

Sağdıç [GK], B. No:

2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§ 66-73).

30.Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirli

bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir kısıtlamanın ifade özgürlüğü

ile bağdaşıp bağdaşmadığı hususuna karar vermede yetki sahibi olan iç hukuktaki

son mercidir (Sinan Baran, B. No:

2015/11494, 11/6/2018, §37).

31. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirken

derece mahkemelerinin yerini almak değildir fakat söz konusu yargı mercilerinin

takdir yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa’nın 26. Maddesi

açısından doğruluğunu denetlemektir. Anayasa Mahkemesi, başvuru konusu olan

müdahalenin gözetilen meşru amaçla orantılı olup olmadığını ve bunu haklı

göstermek için ulusal makamlar tarafından ortaya konan gerekçelerin ilgili ve yeterli görünüp görünmediğini

tespit edebilmek amacıyla söz konusu müdahaleyi davanın bütününe bakarak

değerlendirecektir (Sinan Baran,

§ 38).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

32. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruda ilk olarak şikâyet konusu

ifadelerin sarf edildiği atmosferi gözönünde

bulunduracaktır. Şikâyete konu demeç başvurucunun başkanı olduğu Adana

Demirspor Kulubünün başkanlık ve divanının seçiminin

yapıldığı kongre günü verilmiştir. Müşteki de 2012 yılında aynı spor kulübünün

başkanlığını yapmıştır. Dolayısıyla başvuruya konu sözlerin belirli bir

derecede gerilimli geçen seçim yarışı çerçevesinde dile getirildiğinin gözönünde alınması gerekir.

33. Gözönünde bulundurulması gereken

diğer bir husus ise başvurucu tarafından kullanılan ifadelerin niteliğidir.

Olayda başvurucunun canlı yayında verdiği mülakatta kullandığı “ …ben her zaman söylüyorum kulüp başkanları para

çalmasın kulüpler kendi kendine döner…” şeklindeki ifade lafzi

yorumla suç isnadı olarak nitelendirilebilir. Buna karşın başvurucu tarafından

söylenen sözlerin ve yapılan konuşmaların tamamının söylendiği bağlamdan

koparılmaksızın olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran,

§ 52; Önder Balıkçı, § 45). İlk

olarak müştekiyi hedef alarak onu hırsızlıkla suçladığının kabul edilmesi

başvurucunun sözlerine onun kastettiğinin ötesinde bir anlam yüklemek

olacaktır. Öte yandan sözleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucu,

müştekinin kulübe vermiş olduğu borç paraya karşı kulüpten aldığı senedi icra

takibi yolu ile tahsil etmesini ve kulüpten anapara dışında ayrıca faiz de

almasını eleştirmektedir.

34. Öte yandan dava konusu söylemlerin maddi vakıaların

açıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi önemlidir. Bu noktada

maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir (Meral Özata Özgürol,

B. No: 2015/2326, 26/12/2018, § 46). Maddi olgular ispatlanabilse de değer

yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (Kadir Sağdıç, § 57; İlhan Cihaner (2),

§ 64). Ancak bir açıklamanın tamamen değer yargısından oluşması durumunda bile

müdahalenin orantılılığı ihtilaflı açıklamanın somut unsurlarla yeterince

desteklenip desteklenmemesine göre tespit edilmelidir. Çünkü somut unsurlarla

desteklenmiyorsa değer yargısı ölçüsüz olabilir (Cem Mermut, B. No: 2013/7861,

16/4/2015, § 48).

35. Somut olaya dönersek gerçekten de müşteki tarafından söz

konusu senedin tahsilinde icra yolunun tercih edildiği anlaşılmaktadır.

Başvurucuya göre müşteki icra takibine başvurarak kulübün asıl alacaktan daha

fazla para ödemesine sebebiyet vermiş ve kulüp müşteki tarafından zarara

uğratılmıştır. Bu itibarla başvurucu tarafından ileri sürülen somut olguların

tümüyle gerçek dışı olduğu ileri sürülemez. Öte yandan başvurucunun müştekiye

yönelik değer yargısı niteliğindeki eleştirileri kimi somut unsurlarla

desteklendiğinden ölçüsüz olduğu da değerlendirilmemiştir.

36. Bir haber veya yazının kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar

yüksek ise kişinin söz konusu haber veya makalenin yayımlanmasına o kadar çok

boyun eğmesi gerekir (İlhan Cihaner (2), § 74; Kadir Sağdıç, § 67). Bu doğrultuda kulübün eski

başkanlarından olan müştekinin eylemlerinin yeni yönetimin seçileceği kongre

sürecinde kulüp başkanı olan başvurucu tarafından değerlendirilmesi, anılan

spor kulübünü takip eden bireyleri yakından ilgilendirir niteliktedir.

Dolayısıyla başvurucunun konuşmasının kulüp kamuoyu gündeminin ilk sırasında

yer alan seçim sürecinde yaşanan tartışmalara faydası yüksek bir katkı

sunduğunda kuşku bulunmamaktadır.

37. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında başvurucu tarafından

mülakatta kullanılan değerlendirmelerin kabul edilebilir eleştiri sınırını

aşmadığı, derece mahkemelerinin müştekinin itibarını koruma amacının

başvurucunun ifade özgürlüğüne uygulanan sınırlamaların haklı çıkarılması için

yeterli olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Derece mahkemelerince ifade

özgürlüğünün korunması ile şeref ve itibar hakkı arasında adil bir denge

kurulmamıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. Maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

39.Başvurucunun adil yargılanma hakkının bazı usule ilişkin

güvenceleri ile eşitlik ilkesinin ihlaline ilişkin şikâyetlerinin de bulunduğu

görülmekle birlikte ifade özgürlüğü yönünden ihlal bulunması nedeniyle bu

şikâyetlerin ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

Yıldız SEFERİNOĞLU bu görüşe katılmamıştır.

3. 6216 Sayılı Kanun’un

50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. Maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

41. 6216 sayılı Kanun’un 50. Maddesinin uygulanmasına ilişkin

kabul edilen ilkeler için bkz. Mehmet Doğan

([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) başvurusuna ilişkin karar.

42. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve 15.000

TL manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.

43. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun katılmış olduğu televizyon

programında kullanmış olduğu ifadeler nedeni ile adli para cezasına mahkûm

edilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut

başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

44. Bu durumda ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun’un 50. Maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Adana 7. Asliye Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

45. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılama

yapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olan

başvurucunun bu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir. Dolayısıyla

eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan

kaldırılabilmesi için ifade özgürlüğünün ihlali nedeniyle yalnızca ihlal

tespitiyle ve yeniden yargılama suretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 9.150 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 26. Maddesinin birinci fıkrasında güvence altına

alınan ifade özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE Yıldız SEFERİNOĞLU’nun

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Adana 7. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2016/376, K.2016/826) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 9.150 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

23/10/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Adana Spor Kulübü Başkanı olan, yeniden yapılacak kongre

öncesinde yerel bir televizyon kanalında canlı yayına katılan Başvurucu'nun, daha evvel kulüp başkanlığı yapmış M.G.nin yeniden adaylığıyla ilgili görüşleri sorulması

üzerine, M.G.nin başkanlığı döneminde kulübe zarar

verdiği yönünde değerlendirmelerde bulunmuş ve devamında "Kulüp başkanları

para çalmasın, kulüpler kendi kendine döner" şeklindeki ifadeleri

nedeniyle M.G.nin şikayeti üzerine, bu ifadeler

nedeni ile adli para cezasına mahkum edilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal

ettiğine dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Bireyin şeref ve itibarı, Anayasa'nın 17. maddesinde yer alan

"Manevi varlık" kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi

varlığının bir parçası olan şeref ve itibara üçüncü kişilerin saldırısını

önlemekte yükümlüdür.

Başvurucunun TV programındaki ifadeleri müştekiyi hedef alarak,

kongre öncesi onu hırsızlıkla suçlamaktadır. Kişilerin manevi varlığını

oluşturan şeref ve haysiyeti hiçe sayan, toplum nazarında küçük düşüren bu

beyanların ifade hürriyeti olarak görmek mümkün değildir. Zira bu beyanlar

eleştiri sınırlarını ziyadesi ile aşmış durumdadır.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Fatma Gülbin

ÖZCÜRE

Başvurucu

:

Selahaddin

AYDOĞDU

Vekili

:

Av. Dursun

KÜÇÜK

Üye Yıldız SEFERİNOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/80280, 23 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir
  13. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  14. B. Anayasa’nın 26. Maddesinin birinci fıkrasında güvence altına
  15. C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerinin
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Karşıoy Gerekçesi
  19. Yıldırım
  20. Kömürcü
  21. Akıncı
  22. Seferinoğlu
  23. Özcüre
  24. Aydoğdu
  25. Küçük
  26. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/80280
Tarih
23 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Orhan Ok Başvurusu (B. No: 2016/4913)
  • A.b. Başvurusu (B. No: 2016/22702)
  • Mustafa Özterzi Başvurusu (B. No: 2016/14597)
  • Abdulkadir Demircan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/23178)
  • Orhan Bingöl Başvurusu (B. No: 2016/9154)
  • Gökhan Koçar ve Mesut Kasırğa Başvurusu (B. No: 2016/777)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.