İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selim Çobanoğlu Başvurusu (B. No: 2015/10652)

1. Başvuru, davanın sonucunu etkileyen iddiaların gerekçeli

Başvuru No2015/10652Tarih30 Ekim 2018Okuma12 dk · 2.454 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Selim Çobanoğlu Başvurusu

Karar tarihi
30 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/10652
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.454 kelime·12 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, davanın sonucunu etkileyen iddiaların gerekçeli

kararda cevapsız bırakılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu ile Tarım Kredi Kooperatifi (Koperatif)

arasında 24/5/2008 tarihinde iş sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmede; yapılacak

işin niteliği, sözleşmenin süresi, işin görüleceği yer, işe başlama tarihi,

ödenecek ücret, sözleşmenin hangi şartlarda feshedileceği ve cezai şart gibi

hususlar maddeler hâlinde düzenlenmiştir.

10. Ceza şartı öngören sözleşmenin 10. maddesi ''Aday personel bu sözleşme süresince çalışmayı

kabul ve taahhüt eder. Sözleşmenin yürürlük süresi içinde (2 aylık süreden

sonra) taraflardan biri bu sözleşmeyi (4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II ve 18-21

maddeleri ile Personel Yönetmeliğinin aday personele ilişkin özel hükümleri ve

disiplin cezalarına ilişkin genel hükümleri dışında) haksız ve geçersiz olarak

feshederse diğer tarafa işçinin ihbar tazminatına esas giydirilmiş en son aylık

ücretinin 6 aylık tutarı kadar cezai şartı nakden ve defaten ödemekle

yükümlüdür.'' hükmünü içermektedir.

11. Sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte 24/9/2008 tarihinde işe

başlayan başvurucu 2/6/2009 tarihinde işveren Kooperatif'e

işten ayrılma isteğini bildirmiştir.

12. Kooperatif, işten ayrılmak isteyen başvurucudan sözleşmenin

10. maddesindeki cezai şart uyarınca 9.202,50 TL'yi ödemesini istemiş;

başvurucu alacağının mahsubundan sonra kalan miktarı 10/6/2009 tarihinde

Kooperatife ödemiştir.

13. Başvurucu 6/6/2011 tarihli dava dilekçesinde, Kooperatifle

yapılan sözleşmenin belirsiz süreli bir sözleşme olduğunu, cezai şartın kendi

aleyhine hükümler içermesi nedeniyle denklik ilkesine aykırı olduğunu,

tarafların ekonomik gücü dikkate alındığında miktar itibarıyla adaletsiz bir

sonuç doğurduğunu ve geçerli kabul edilse dahi çalıştığı süre dikkate alınarak

hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini belirterek ödemiş olduğu miktarın

istirdadına karar verilmesini istemiştir.

14. Ankara 6. İş Mahkemesi (Mahkeme) 31/1/2013 tarihli kararla

başvurucunun yapmış olduğu iş nazara alındığında sözleşmenin belirsiz süreli iş

sözleşmesi niteliğinde olduğu ancak başvurucunun sözleşmenin 10. maddesiyle

asgari bir yıl çalışmayı taahhüt ettiği saptamasında bulunmuştur. Mahkeme, bu saptamadan

sonra başvurucunun asgari olarak çalışması gereken bir yıllık süre dolmadan iş

akdini haksız olarak feshettiğini ve cezai şarta ilişkin olarak sözleşmenin 10.

maddesinin her iki tarafı yükümlülük altına soktuğundan geçerli olduğunu

belirterek çalışılan günler itibarıyla ödenmesi kararlaştırılan cezai şart

miktarından hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğine işaret etmiş ve davanın

kısmen kabulüne karar vermiştir.

15. Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Yargıtay 22. Hukuk

Dairesi 26/6/2014 tarihli kararla taraflar arasında asgari çalışma süreli

hizmet sözleşmesi bulunduğunu belirtmiş ve başvurucunun haklı bir sebep olmadan

iş ilişkisini sona erdirmesi nedeniyle cezai şart olarak öngörülen miktarın

tamamını ödemesi gerektiğine işaret ederek ilk derece mahkemesi kararını

bozmuştur.

16. Mahkeme bozma ilamına uymuş ve 19/11/2014 tarihli kararla

bozma kararındaki esasları tekrar ederek davanın reddine karar vermiştir.

17. Hüküm başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 22.

Hukuk Dairesi 27/4/2015 tarihli kararla hükmü onamıştır.

18.Nihai kararın başvurucuya tebliğine ilişkin olarak dosyada

herhangi bir belge ve bilgi bulunmamaktadır. Başvurucu 29/6/2015 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Kanun Hükümleri

19. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesinin

(1) numaralı fıkrası şöyledir:

"İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi)

bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi

üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe,

özel bir şekle tâbi değildir."

20. 4857 sayılı Kanun'un 11. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak

yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya

belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi

objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde

yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.''

21. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun

179. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa

edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden

anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın

ifasını isteyebilir. İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde

sözleşme belirsiz süreli sayılır.''

22. 6098 sayılı Kanun'un 182. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Taraflar, cezanın miktarını serbestçe

belirleyebilirler."

23. 6098 sayılı Kanun'un ''Ceza

koşulu ve ibra'' kenar başlıklı 420. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Hizmet sözleşmelerine sadece işçi

aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir.''

B. Yargısal Kararlar

24. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22/11/2016 tarihli ve

E.2016/29069, K.2016/20651 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"4857 Sayılı İş Yasasında cezai şarta

ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Cezai Şart, 818 sayılı Borçlar

Kanunu’nun 158-161, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk

Borçlar Kanunu’nun 179-180 maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK.’un 420. maddesinde de hizmet sözleşmelerine sadece

işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu belirtilmiştir. Genel

hüküm niteliğinde olması sebebiyle Borçlar Kanunu dışındaki uyuşmazlıklar

bakımında da bu hükümler uygulanmamaktadır. İşçi lehinde tek taraflı ceza

koşulu içeren sözleşme hükümleri geçerlidir. Bunun yanında ceza koşulunun

özellikle işveren lehine geçerli olabilmesi için karşılıklı olması ve eşit

koşulları taşıması, denk olması gerekir.

Dosya kapsamına göre; her ne kadar yerel

mahkemece davanın kısmen kabulüne ve davalı işçinin sözleşmede kararlaştırılan

cezai şartın tahsiline karar verilmiş ise de, taraflar

arasındaki hizmet sözleşmesinin 8/a maddesinde düzenlenen cezai şart hükmünün

incelenmesinden işveren açısından 'İş Kanunu 25. madde dışında bir sebeple

fesih' şeklinde bir şartın yer aldığı, işçi yönünden ise haklı fesih hali

öngörülmeden salt 'sözleşme süresi dolmadan işi bırakanlar' ibaresi koyulduğu

anlaşılmaktadır. Bu halde cezai şartın karşılıklı olduğundan

bahsedilemeyecektir. Taraflar arasındaki denge işçi aleyhine bozulmuş olup, bu

nedenle cezai şart geçersiz olduğundan, davacıların cezai şart talebinin reddi

yerine kabulü hatalıdır.''

25. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 25/9/2017 tarihli ve

E.2015/16777 K.2017/19243 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Cezai şart, mevzuatımızda Borçlar

Kanunu'nda düzenlenmiş olup, İş Kanunlarında konuya dair bir hükme yer

verilmemiştir. Asgari süreli sözleşmelerde cezai şart konulamayacağı yönünde

bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu tür iş sözleşmelerinde, cezai

şart içeren hükümler, karşılıklılık prensibinin bulunması halinde kural olarak

geçerlidir.

Dosya içeriğinden, sözleşmedeki düzenlemenin

karşılıklılık prensibine uygun olduğu, davacı işçinin işten ayrılış

dilekçesinde haklı sebebe dayanmadığı, yargılama aşamasında da bu yönde bir

iddiada ve ispatta bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak cezai şart miktarının

belirlenmesinde oranlama ve indirim yapılması gerekmektedir. Şu halde, davacının çalıştığı ve çalışması gereken süreler

oranlanmak ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182. maddesinin son fıkrası

gereği indirim yapılmak suretiyle belirlenecek cezai şart miktarının, davacının

yaptığı cezai şart ödemesi ile karşılaştırılarak, davacı tarafından fazla ödeme

yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi

gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

27. Başvurucu; cezai şartın geçerli olabilmesi için taraflara

tanınan haklar ve yüklenen yükümlülükler arasında bir denklik bulunması

gerekirken düzenlenen sözleşmenin kendi aleyhine hükümler taşıdığını, anılan

iddialarını dile getirmesine rağmen derece mahkemelerince bu hususta herhangi

bir değerlendirme yapılmadan karar verildiğini ve aynı nedene dayalı olarak

açılıp Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen birçok davada bu husus gözönünde tutularak işçiler lehine karar verildiğini

belirtip adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

28. Bakanlık görüşünde, ilk derece mahkemesi kararında cezai

şartın geçerliliği hakkında bir değerlendirme yapıldığı ileri sürülmüştür.

29. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında; Bakanlık

tarafından verilen cevabın somut uyuşmazlığa çözüm getirmekten uzak olduğunu

belirtmiştir.

2. Değerlendirme

30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü cezai şartın

unsurlardan olan denklik hususu hakkında herhangi bir değerlendirme

yapılmamasına ilişkin olduğundan bu iddiaların adil yargılanma hakkı

kapsamındaki gerekçeli karar hakkı bakımından incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa'nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında

ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle gerek Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa'nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

34. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin düzenlemenin gerekçesinde, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce güvence altına alındığı hususuna atıfta bulunularak adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim AİHM'in birçok kararında, gerekçeli karar hakkının

Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında yer aldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla gerekçeli

karar hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı

kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

35. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını

gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği

anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).

36. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

37. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değillerse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) gerekçeli karardan davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu

anlaşılmalıdır.

38. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

39. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve

yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul

veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir

(Sencer Başat ve diğerleri, §

39).

40. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus; temyiz merciinin

bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini, derece

mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu göstermesidir (Yasemin Ekşi, § 57).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

41. Mahkemenin 31/3/2013 tarihli kararında, taraflar arasındaki

iş sözleşmesinin asgari süreli olup başvurucunun asgari olarak çalışmayı

taahhüt ettiği süreden önce haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi sona erdirdiği

ve iki taraf için yükümlülükler içermesi nedeniylesözleşmenin

cezai şarta ilişkin hükümlerinin geçerli olduğu tespitinde bulunulmuştur.

Mahkeme, çalışılan süreyi esas alıp hakkaniyet indirimi yaptıktan sonra bir

miktar tazminata karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi,

cezai şartın geçerli olduğuna işaret etmiş ve haklı bir sebep olmadan iş

ilişkisini sona erdiren başvurucunun kararlaştırılan cezai şartın tamamından

sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmek üzere ilk derece

mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi davanın

reddine karar vermiş ve temyiz edilen bu karar Yargıtay tarafından onanarak

kesinleşmiştir.

42. İlk derece mahkemesinin 31/3/2013 tarihli kararında, 6098

sayılı Kanun'un 420. maddesinin (1) numaralı fıkrasında öngörülen denklik

kuralı irdelenmiştir. Bu kararı ortadan kaldıran 26/6/2014 tarihli bozma

kararında sözleşmenin niteliği ve şartları gözönünde

tutularak iş sözleşmesinin asgari süreli ve dolayısıyla cezai şartın geçerli

olduğu yönünde bir tespit yapılmıştır. Bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi

de bozma kararındaki gerekçeye yapmış olduğu atıfla davanın reddine karar

vermiş, bu karar Yargıtay tarafından usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır.

43. Başvurucu, hizmet sözleşmesinin cezai şarta ilişkin

hükümlerinin taraflara yüklediği yükümlülüklerin denkliği hususunun davanın

reddine dair kararda ve bu karara ilişkin Yargıtay onama kararında

irdelenmediğini ileri sürmüştür.Yargılama

bir bütün olarak ele alındığında ilk derece mahkemesinin 31/3/2013 tarihli

kararında denklik ilişkisinin irdelendiği ve hükmün temyizi üzerine verilen

bozma kararında bu değerlendirmeyi ortadan kaldıran bir ibareye yer verilmediği

saptanmıştır. Başka bir anlatımla Yargıtay, ilk derece mahkemesinin denkliğe

ilişkin değerlendirmesini yerinde bulmuş ancak varılan sonuca katılmayarak

hükmü bozmuştur. İlk derece mahkemesi de bireysel başvuruya konu 19/11/2014

tarihli kararını bu bozma kararındaki saptamaya atıf yaparak vermiştir. Bu

itibarla 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesinde emredici hükümlere dayalı olarak

başvurucunun yargısal süreçte dile getirdiği, ayrı ve açık bir yanıt

verilmesini gerektiren ve uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan iddiaların (bkz.

§§ 14, 15) derece mahkemeleri kararlarında değerlendirildiği anlaşılmış ve dava

koşullarında bu iddialarla ilgili olarak hangi gerekçelerle ret kararı

verildiğinin makul ve kabul edilebilir ölçüde ortaya konulduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

45. Başvurucu, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve feshin

haklı bir nedene dayalı olması nedeniyle cezai şartın uygulanamayacağını ve bir

an için geçerli olduğu kabul edilse dahi çalışılan süre nedeniyle tazminat

miktarından hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini belirterek bu hususlar

gözetilmeden varılan sonucun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

46. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan

sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren yorum, uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi

kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B.

No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

47. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddia, mahkemelerce

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkına yönelik diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli

karar hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Selim

ÇOBANOĞLU

Vekili

:

Av. Hasan

BIYIKLI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/10652, 30 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Kanun Hükümleri
  8. B. Yargısal Kararlar
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Gerekçeli Karar
  11. B. Diğer İhlal İddiaları
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli
  13. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Çobanoğlu
  19. Bıyıklı
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/10652
Tarih
30 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Tarhan Tekstil Turz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/3115)
  • Ramazan Fatih Uğurlu Başvurusu (B. No: 2015/2461)
  • Aydın Gür Başvurusu (B. No: 2015/3640)
  • Rasim Burak Cica Başvurusu (B. No: 2015/14217)
  • Emrah Kaplan Başvurusu (B. No: 2014/11469)
  • Orhan Kahveci Başvurusu (B. No: 2014/17284)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.