İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Semira Babayiğit ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3283)

1. Başvurucular, 1961 yılında

Başvuru No2013/3283Tarih19 Aralık 2013Okuma17 dk · 3.411 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Semira Babayiğit Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Aralık 2013
Başvuru Numarası
2013/3283
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.411 kelime·17 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 1961 yılında

murisleri tarafından açılan hukuk davasının henüz karara bağlanmamış olması

nedeniyle adil yargılama haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin

tespitiyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini

talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/5/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölümün Birinci

Komisyonunca, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33.

maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm

tarafından yapılmak üzere, dosyaların Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 24/10/2013

tarihinde yapılan toplantıda, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik

ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Mardin ili Kızıltepe ilçesi

Elbeyli Köyü 23, 25 ve 26 parsel sayılı taşınmazların tapulama tespitine karşı,

başvurucular murisi Ahmet Tuncer tarafından 30/3/1961 tarihinde tespite itiraz

davası açılmıştır.

7. Kızıltepe Tapulama

Mahkemesinin E. 1961/111 sırasına kaydı yapılan davanın yargılaması sonucunda

Mahkemenin 20/11/1973 tarih ve E. 1961/111 sayılı kararıyla davanın kabulüne

karar verilmiştir.

8. Kararın temyiz edilmesi

üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13/10/1975 tarih ve E.1974/5851,

K.1975/5168 sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi hükmünün bozulmasına karar

verilmiştir.

9. Bozma kararı sonrası

Kızıltepe Tapulama Mahkemesinin E. 1976/4 sırasına kaydı yapılan davanın

yargılaması sonucunda, Mahkemenin 15/5/1985 tarih ve E.1976/4, K.1985/4 sayılı

kararıyla yeniden davanın kabulüne karar verilmiştir.

10. İlk derece Mahkemesi

kararının temyiz edilmesi üzerine, belirtilen kararın Yargıtay 7. Hukuk

Dairesinin 13/3/1986 tarih ve E.1985/18960, K.1986/2568 sayılı kararı ile

bozulmasına hükmedilmiştir.

11. Bozma kararı sonrası

Kızıltepe Tapulama Mahkemesinin E. 1986/2 sırasına kaydı yapılan dosya,

Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılması üzerine Mardin Kadastro Mahkemesine

devredilmiş olup, Mardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/89 sırası üzerinde

derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

12. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

13. 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi;

taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh

edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü

uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve

özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile

ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine

veraset belgesi de verebilir.”

14. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”

kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro

müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro

tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava

dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile

uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili

dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara

Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”

15. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar

başlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

16. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin

takdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Kadastro

tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe

gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,

kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında

çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri

tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro komisyonlarından

gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların

muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında

başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim

resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına

tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait

olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak

suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.”

17. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun

yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi

kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”

18. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro

harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince

resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,

ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten

karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 19/12/2013

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 20/5/2013 tarih ve 2013/3283

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

20. Başvurucular, murislerinden

intikal eden taşınmaza ilişkin yürütülen yargılamanın elli iki yıldan uzun bir

süredir devam ettiğini, dava süresinin uzamasında kendilerinin kusuru

bulunmadığını, değişik gerekçelerle yargılama işlemlerinin icrası tehir

edilerek ve bu işlemlerin yapılması hususunda gerekli özen gösterilmeyerek

yargılama süresinin uzatıldığını, bu nedenle yargılamanın makul sürede

tamamlanmayarak Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Başvurucular, somut

başvuruya ilişkin olarak yürütülen yargılamanın hâlihazırda ilk derece

mahkemesi önünde derdest olduğunu, bu açıdan yargı yollarının tüketilmesinin beklenmediğini

belirtmişlerdir.

22. Başvuru konusu dava, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan 23/9/2012’den önce

açılmış olup, başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu anlaşılmakla, başvurunun

incelenmesi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dâhilindedir. Ayrıca,

bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekmekle birlikte, hukuk sistemimizde,

yargılamanın uzamasını önleyici etkiye sahip olan veya yargılamanın makul

sürede yapılmaması sonucunda oluşan zararları tespit ve tazmin edici nitelik

taşıyan bir idari veya yargısal başvuru yolunun bulunmadığı anlaşıldığından, başvuru

kanun yollarının tüketilmesi yönünden kabul edilebilir niteliktedir. (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 21-30).

23. Açıklanan nedenlerle, açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

24. Başvurucular, murislerinden

intikal eden taşınmaza ilişkin olarak yürütülen yargılamanın elli iki yıldan

uzun bir süredir devam etmesi ve hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde

derdest olması nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18)

26. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

27. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

28. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

29. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,

ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

30. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.

31. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde

göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir

başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13,

2/7/2013, § 40).

32. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 41–45).

33. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

34. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

35. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, üç adet taşınmaz hakkında kadastro mahkemesinde açılan bir tespite

itiraz davasının söz konusu olduğu görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı

Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin,

medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

36. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından 30/3/1961 tarihidir. Sürenin bitiş

tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona

erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

37. Başvuruya konu dava,

başvurucuların miras bırakanlarından intikalle takip etmekte oldukları bir

uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre değerlendirmesi bakımından dikkate

alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların yargılamaya katıldıkları an değil,

somut olayda muris açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç

anıdır (AİHM’nin benzer yaklaşımı için bkz. Cocchiarella/İtalya, B. No: 64886/01, 29/3/2006, §

113; Namlı ve Diğerleri/Türkiye,

B. No: 51963/99, 23/5/2007, § 17-19; M.

Ö./Türkiye, B. No:21136/95, 19/5/2005, § 25).

38. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir.(B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 51).

39. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun üç adet taşınmaza ilişkin

kadastro tespitine itiraz talebi olduğu, Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin

E.1961/111 sırasına kaydı yapılan davanın 20/3/1961 tarihli tensip zaptı

sonrasında, ilgili yargılama evrakının ikmaline ve taraflara tebligat

işlemlerine başlanıldığı, ancak üç yıl dokuz ay süreyle tahsisat

bulunmadığından bahisle usul işlemlerinin yerine getirilmediği ve celsenin

günsüz olarak tehir edildiği, akabinde yaklaşık dört yıl sekiz ay boyunca

taraflara veraset ilamı ibrazı hususunda mehil verildiği görülmektedir. Verilen

on adet keşif ara kararının, bazı ara karalar uyarınca taşınmazların bulunduğu

mahalle gidilmekle birlikte, fen bilirkişisi veya mahalli bilirkişi temin

edilememesi ve hava muhalefeti nedenleriyle icra edilemediği belirtilmiştir.

Akabinde yapılan reddi hâkim talebi dokuz aylık bir yargılama süreci sonrasında

neticelendirilmiş, verilen altı keşif ara kararının icra edilmemesini müteakip

1/9/1973 tarihinde keşif icra edilerek yaklaşık iki buçuk ay sonra ilk derece

Mahkemesince dosya karara bağlanarak, başvurucular murisi olan davacının

itirazının kabulü ile dava konusu taşınmazların dosyaya sunulan veraset

ilamları uyarınca davacı ve müşterekleri adına tapuya tesciline hükmedilmiştir.

40. Karar temyiz edilmekle,

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13/10/1975 tarih ve E.1974/5851, K.1975/5168

sayılı ilamı ile, Mahkemece yapılan araştırma, uygulama ve incelemenin hüküm

kurmaya yeterli olmadığından bahisle bozulmuştur. Yargıtay ilamının 10/11/1975

tarihinde dosyaya havale edilmesi sonrasında, dosyanın Mahkemenin E.1976/4

sırasına kaydı yapılmış, ancak tahsisat olmadığından bahisle iki yıl bir ay

süreyle usul işlemleri yerine getirilmemiş, akabinde iki yıl dört ay süreyle

bir kısım yargılama evrakının teminine çalışılmış ve bu belgelerin tetkiki hususunda

davacı vekiline mehil verilmiş, verilen iki adet keşif ara kararının yerine

getirilmemesi sonrasında bir yılı aşkın süre tekrar evrak temini için ilgili

kurumlarla yazışma yapılarak, dosya dört buçuk ay süreyle tetkike alınmış,

17/6/1983 tarihinde yapılan keşif sonrasında yeniden tarafların nüfus

kayıtlarının ve veraset ilamlarının teminine çalışılarak, bir yıl on bir ay

sonra davanın kabulü yönünde tekrar hüküm kurulmuştur.

41. İlk derece Mahkemesinin

15/5/1985 tarih ve E.1976/4, K.1985/4 sayılı kararı temyiz edilmekle, Yargıtay

7. Hukuk Dairesinin 13/3/1986 tarih ve E.1985/18960, K.1986/2568 sayılı ilamı

ile bozulmuştur. Bozma ilamı üzerine Mahkemenin E.1986/2 sırasına kaydı yapılan

dosyanın 28/11/1986 tarihinde tensip zaptı tanzim edilerek tebligat işlemlerine

başlanılmış ve yaklaşık dört yıl bozma ilamında belirtilen yargılama evrakı

temin edilemeye çalışılmıştır. Verilen on adet keşif ara kararının yerine

getirilmemesini takiben yaklaşık on ay boyunca, mevsim şartları müsait

olduğunda keşif hususu değerlendirilmek üzere yargılama tehir edilmiş, akabinde

verilen üç keşif ara kararının da yerine getirilmemesi sonrasında beş ayı aşkın

süreyle mevsim şartları müsait olduğunda ve keşif avansı taraflarca

yatırıldığında keşif hususu değerlendirilmek üzere yargılama yeniden

ertelenmiş, takip eden on celsede tekrar bir kısım evrakın temini için muhtelif

kurumlarla yazışmalar yapılmıştır. Devam eden yargılama sürecinde yaklaşık bir

yıl bir ay süreyle, güvenlik ve mevsim şartları nedeniyle keşif yapılamadığı

belirtilerek, verilen altı keşif ara kararı icra edilmemiştir. Takip eden üç

celsede, dosya hâkim değişikliği nedeniyle incelemeye alınmış, bir yıl altı ay

süreyle bir kısım evrakın temini için yeniden ilgili kurumlara müzekkereler

yazılmış ve bu süreçte taraf vekili mazeretleri de kabul olunmuş, altı celse

boyunca dosya keşif hususunda incelemeye alınarak keşif işleminin bilahare

değerlendirilmesine karar verilmiş, takip eden sekiz ay boyunca tekrar bazı

kurumlarla yazışmalara devam edilmiş, on ay süreyle yargılama keşif günü tayin

edilmek üzere ertelenerek, dosya yeniden tetkike alınmıştır. Akabinde, üç yıl

on bir ay süreyle, verilen onu aşkın keşif ara kararı yerine getirilmeksizin

bir kısım yargılama evrakının teminine çalışılmış ve dosya muhtelif celselerde

tetkike alınmıştır.

42. Dosyanın safahat

geçirdiğinden bahisle, taraflara ait nüfus kayıt örneklerinin ve bir kısım tapu

kayıtlarının celbine karar verilen celse sonrasında, yaklaşık beş yıl süreyle,

belirtilen kayıtların temini hususunda ilgili kurumlarla yazışma yapıldığı,

akabinde dosyanın bir yıl altı ay boyunca ve toplamda yedi celse tetkike

alındığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın 17/7/2013 tarihli celsesinin Mardin

Kadastro Mahkemesinin E.2013/89 sırası üzerinde yapıldığı, duruşma zaptında,

kapatılan Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin E.1986/4 sayılı dosyasının Mardin

Kadastro Mahkemesinin E.2013/89 sırasına kaydedildiğinin, ancak dosyanın

herhangi bir yetkisizlik kararı verilmeksizin UYAP üzerinden gönderildiğinin ve

taraflara tebligat işlemlerinin yapılması ile Mahkemeye yeni intikal eden dava

evrakının tasnif ve değerlendirilmesi için duruşmanın ertelendiğinin

belirtildiği, 4/12/2013 tarihli son celsede ise davacı tarafça masraf

yatırılması halinde taraflara duruşma gününün tebliğ edilmesine karar

verilerek, bir sonraki celse tarihinin 12/3/2014 olarak belirlendiği

anlaşılmaktadır.

43. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, özellikle bazı yargılama evrakının ilgili kurumlardan kısım kısım talep edildiği, ara karar gereklerinin yerine

getirilmediği muhtelif celselerde taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulüne

dair karar tesisi ile yetinildiği, celse harcı tayini gibi usuli

imkânların yargılama makamlarınca kullanılmadığı, bazı usuli

işlemlerin ikmali veya dosya hakkında beyanda bulunmak üzere taraflara

defalarca kesin olmayan mahiyette süreler verilerek başka usuli

işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul

hükümlerine riayet edilmeksizin, Mahkemece defalarca taraflara masraf ikmali

hususunda süreler verildiği, verilen yaklaşık elli bir keşif ara kararının

bilirkişi temin edilememesi ve mevsim şartları gibi nedenlerle yerine

getirilmediği, Mahkemenin veraset ilamı tanzim yetkisi bulunmasına rağmen vefat

eden dava taraflarına ait veraset ilamlarının ibrazı hususunda taraf

vekillerine defalarca mehil verildiği ve bu uygulamaların davada yer alan taraf

sayısı da nazara alındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye

sahip olduğu anlaşılmaktadır.

44. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu yargılamanın üç adet taşınmazın malikinin

belirlenmesine ilişkin bir uyuşmazlık olduğu, davanın taraflarında elliyi aşkın

kişinin bulunduğu, yargılamanın özellikle taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilaf

olması nedeniyle, keşif ve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini

gerektirmesine bağlı olarak karmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama

sürecindeki gecikme periyotları ayrı ayrı değerlendirildiğinde, özelikle

Kadastro Mahkemesinde geçen yargılama sürecinde, Kadastro Mahkemesinde tatbiki

gereken yargılamayı hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet

edilmediği ve verilen ara kararların birçoğunda taraflara usul hükümlerine

aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin masraf ikmal

edilmemesi gibi nedenlerle yerine getirilmediği, dosyanın defalarca tetkike

alındığı anlaşılmaktadır.

45. 3402 sayılı Kanun’da yer

alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama

alanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu

alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

46. Özellikle Kadastro

Mahkemesinde geçen somut yargılama açısından dava malzemesinin taraflarca

hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında, yargılama

makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha dikkatli bir

şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No: 2012/12, 17/9/2013, § 58; Benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Ümmühan

Kaplan/Türkiye, B. No.24240/07, 20/3/2012, § 22; Veli Uysal/Türkiye, B. No.57407/02,

4/3/2008; Namlı ve Diğerleri/Türkiye,

B. No.51963/99, 23/5/2007; Nalbant/Türkiye,

B. No.61914/00, 10/8/2006).

47. Yargılama sürecinde

başvurucular dışındaki tarafların yargılamayı geciktirici yöndeki işlem ve

davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında taraf kusuru olarak kabul

edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri

engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, başvurucular vekili de dâhil

olmak üzere taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret dilekçeleri

sunulduğu görülmekle birlikte, yukarıda belirtilen özel usul hükümleri

nedeniyle başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi

olduğu tespit edilememiştir.

48. Davada yer alan kişi sayısı

ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği

başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya

bütün olarak bakıldığında söz konusu elli iki yıllık yargılama sürecinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

50. Başvurucular, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle uğradıklarını iddia ettikleri zarar

karşılığında 500.000,00 TL maddi ve her bir başvurucu lehine 150.000, 00 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

51. Adalet Bakanlığı görüşünde,

başvurucuların tazminat taleplerine ilişkin görüş bildirilmemiştir.

52. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak

şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

53. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

54. Başvurucuların tarafı

oldukları uyuşmazlığa ilişkin elli iki yıllık yargılama süresi nazara

alındığında, başvurucuların yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında ve

başvurucuların yargılamayı murislerinden intikalle takip etmekte oldukları

nazara alınarak, başvuruculardan Şükrü Tuncer’e takdiren

2.250,00 TL, başvurucular Semira Babayiğit, Melahat

Çelik, İzzettin Tuncer, Ziya Tuncer, Hıdır Tuncer, Abdülkadir Tuncer, Nurettin

Tuncer, Remziye Tuncer’e ayrı ayrı takdiren 250,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

55. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 2.640,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.838,35 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

56. Başvuruya konu yargılamanın

elli iki yıl sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği

gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

A. Açıklanan nedenlerle

B. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği

yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvuruculardan Şükrü Tuncer’e 2.250,00 TL, başvurucular Semira Babayiğit, Melahat Çelik, İzzettin Tuncer, Ziya

Tuncer, Hıdır Tuncer, Abdülkadir Tuncer, Nurettin Tuncer, Remziye Tuncer’e ayrı

ayrı 250,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

E. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

F. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 2.640,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.838,35 TL yargılama giderinin müştereken BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

H. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

19/12/2013

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Raportör

:

Şebnem NEBİOĞLU ÖNER

Başvurucular

:

Semira

BABAYİĞİT

Melahat ÇELİK Şükrü TUNCER İzzettin TUNCER Ziya TUNCER Hıdır TUNCER Abdülkadir TUNCER Nurettin TUNCER Remziye TUNCER Vekili : Av. Ali Aydemir

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3283, 19 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. A. Açıklanan nedenlerle
  17. B. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği
  18. F. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca
  19. G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  20. Babayiğit

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3283
Tarih
19 Aralık 2013

İlgili Kararlar

  • Yağız Teks. ve Gıda Ürünleri Paz. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2012/650)
  • Deniz Baykal Başvurusu (B. No: 2013/7521)
  • Mehmet Akdoğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/817)
  • Sevim Akat Eşki Başvurusu (B. No: 2013/2187)
  • Bilal Turan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1942)
  • Fikret Eskin Başvurusu (B. No: 2012/348)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.