İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

Sencer Başat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7800)

1. Başvurucular, 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147.

Başvuru No2013/7800Tarih18 Haziran 2014Okuma50 dk · 10.012 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Sencer Başat Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/7800
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

10.012 kelime·50 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucular, 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147.

maddesinde düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini Cebren Iskat

veya Vazife Görmekten Men suçuna teşebbüsten İstanbul 10. Ağır Ceza

Mahkemesinde yürütülen yargılama ve yargılama sonunda verilen mahkûmiyet kararı

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde koruma altına alınan adil yargılanma hakkı

ile Anayasa’nın 19. maddesinde koruma altına alınan özgürlük ve güvenlik

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru dilekçeleri ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyonlara sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Komisyonlarca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler

tarafından yapılmasına, dosyaların Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

2013/7800 numaralı başvuruya ilişkin olarak Birinci Bölüm, 14/1/2014 tarihinde

yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte

yapılmasına karar vermiştir. 2013/8282 numaralı başvuruya ilişkin olarak İkinci

Bölüm, 7/1/2014 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas

hakkındaki incelemenin birlikte yapılmasına karar vermiştir.

4. 2013/7800 ve 2013/8282 numaralı başvuruların konusu olay

ve olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş, Adalet Bakanlığı başvuruya ilişkin

görüşlerini 10/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı

tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşler başvuruculara bildirilmiş

başvurucular, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı beyanlarını Anayasa

Mahkemesine sunmuşlardır.

5. Bölümler, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurular hakkında ivedilikle

karar verilmesini gerekli görerek Bakanlık cevapları beklenilmeden

incelenmesine ve başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara

bağlanmasını gerekli gördüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca görüşülmek üzere Genel Kurula

sevkine karar vermiştir.

6. Aşağıda numaraları belirtilen;

2013/7742, 2013/7743, 2013/7796, 2013/7801, 2013/7814,

2013/7818, 2013/7867, 2013/7878, 2013/7879, 2013/7880, 2013/7881, 2013/7882,

2013/7883, 2013/7884, 2013/7885, 2013/7886, 2013/7891, 2013/7892, 2013/7897,

2013/7914, 2013/7955, 2013/7956, 2013/7957, 2013/7972, 2013/7973, 2013/7974,

2013/7975, 2013/7976, 2013/7978, 2013/7980, 2013/7981, 2013/7982, 2013/7993,

2013/7995, 2013/7997, 2013/7999, 2013/8000, 2013/8001, 2013/8002, 2013/8003,

2013/8004, 2013/8005, 2013/8008, 2013/8009, 2013/8012, 2013/8014, 2013/8015, 2013/8016,

2013/8017, 2013/8018, 2013/8019, 2013/8020, 2013/8021, 2013/8022, 2013/8023,

2013/8024, 2013/8025, 2013/8026, 2013/8027, 2013/8050, 2013/8051, 2013/8052,

2013/8066, 2013/8067, 2013/8072, 2013/8076, 2013/8077, 2013/8078, 2013/8079,

2013/8080, 2013/8081, 2013/8082, 2013/8083, 2013/8084, 2013/8085, 2013/8086,

2013/8087, 2013/8088, 2013/8089, 2013/8092, 2013/8093, 2013/8094, 2013/8095,

2013/8096, 2013/8097, 2013/8099, 2013/8101, 2013/8103, 2013/8197, 2013/8198,

2013/8205, 2013/8206, 2013/8208, 2013/8209, 2013/8205, 2013/8206, 2013/8208,

2013/8209, 2013/8210, 2013/8211, 2013/8212, 2013/8213, 2013/8214, 2013/8215,

2013/8216, 2013/8217, 2013/8218, 2013/8219, 2013/8220, 2013/8221, 2013/8224,

2013/8225, 2013/8226, 2013/8227, 2013/8228, 2013/8229, 2013/8230, 2013/8231,

2013/8232, 2013/8233, 2013/8234, 2013/8235, 2013/8236, 2013/8237, 2013/8238,

2013/8239, 2013/8240, 2013/8241, 2013/8242, 2013/8243, 2013/8244, 2013/8245,

2013/8246, 2013/8247, 2013/8248, 2013/8249, 2013/8250, 2013/8251, 2013/8252,

2013/8253, 2013/8254, 2013/8257, 2013/8258, 2013/8259, 2013/8260, 2013/8261,

2013/8262, 2013/8263, 2013/8264, 2013/8265, 2013/8266, 2013/8267, 2013/8268,

2013/8269, 2013/8270, 2013/8271, 2013/8272, 2013/8273, 2013/8274, 2013/8275,

2013/8276, 2013/8277, 2013/8278, 2013/8279, 2013/8280, 2013/8281, 2013/8282,

2013/8283, 2013/8284, 2013/8285, 2013/8286, 2013/8287, 2013/8288, 2013/8289,

2013/8290, 2013/8291, 2013/8292, 2013/8293, 2013/8294, 2013/8295, 2013/8296,

2013/8297, 2013/8298, 2013/8299, 2013/8300, 2013/8301, 2013/8302, 2013/8303,

2013/8304, 2013/8305, 2013/8306, 2013/8307, 2013/8308, 2013/8309, 2013/8310,

2013/8311, 2013/8312, 2013/8313, 2013/8314, 2013/8315, 2013/8317, 2013/8327,

2013/8328, 2013/8340, 2013/8352, 2013/8375, 2013/8376, 2013/8377, 2013/8383,

2013/8401, 2013/8436, 2013/8439, 2013/8440, 2013/8441, 2013/8453, 2013/8468,

2013/8993, 2013/9109, 2014/188, 2014/263, 2014/1223, 2014/1335, 2014/2723,

2014/5035 sayılı başvuruların konu bakımından aynı nitelikte bulunmaları

nedeniyle 2013/7800 sayılı başvuru ile birleştirilmesine

ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formlarında ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

8. 20-21 Ocak 2010 tarihlerinde ulusal yayın yapan günlük

bir gazetede “Fatih Camii Bombalanacaktı

- İki Yüz Bin Kişiye Tutuklama” başlıklı haberlerin

yayınlanmasından sonra, haberi yapan gazeteci tarafından 21/1/2010 tarihinde

habere dayanak teşkil eden 3 adet DVD ve 1 adet CD, 29/1/2010 tarihinde de 19

adet CD, 10 adet ses kaseti ve 2229 sayfalık belge İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığına teslim edilmiştir.

9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma kapsamında

el konulan 11 nolu CD’de 1. Ordu, 2, 3, 5 ve 15.

Kolordular, Donanma, Harp Akademileri, Bursa ve İstanbul Jandarma Bölge

Komutanlıklarınca hazırlanan harekât ve tedhiş planları, listeler ile 2003 yılı

plan seminerine ait bir kısım yazışmalar, 16 nolu

CD’de Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümetince yapılan bazı atamalar hakkında

bilgiler, 17 nolu CD’de ise 11 nolu

CD’de bulunan harekât ve tedhiş planlarının bulunduğu değerlendirilmiştir.

10. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2/7/2010 tarih ve

2010/420 sayılı iddianamesiyle 196 sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 147, 61/1, 31, 33, 40. maddeleri kapsamında kamu davası açılmıştır.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/7/2010 tarihli iddianamenin kabulü ve

tensip kararı sonrası 16/12/2010 tarihli duruşmayla yargılama başlamıştır.

11. Yargılama sürecinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

16/6/2011 tarih ve 2011/288 sayılı iddianamesiyle 28 sanık hakkında, 11/11/2011

tarih ve 2011/554 sayılı iddianamesiyle 143 sanık hakkında Türkiye Cumhuriyeti

İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten men etmeye teşebbüs

suçundan açılan davalar, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/283 Esas

sayılı dosyasında birleştirilmiştir. Üç ayrı iddianameyle açılan ve

birleştirilen dava kapsamında 367 sanık hakkında yargılama yapılmıştır.

12. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/9/2012 tarih ve

E.2010/283, K.2012/245 sayılı kararıyla, yargılanan 36 sanık hakkında beraat,

başvurucuların da aralarında olduğu 325 sanık hakkında ise Türkiye Cumhuriyeti

İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten men etmeye teşebbüs

suçundan 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. ve 61. maddeleri gereğince mahkumiyet kararı verilmiştir.

13. Temyiz incelemesi sonunda, başvurucuların da aralarında

olduğu 237 sanık hakkındaki mahkûmiyet kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 9/10/2013

tarih ve E.2013/9110, K.2013/12351 sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmıştır.

Ayrıca, 36 sanık hakkındaki beraat kararı onanmış, 88 sanık hakkındaki

mahkûmiyet kararı ise ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi veya

beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. Mahkumiyet esas alınan suç tarihinde

yürürlükte olan 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. maddesi

şöyledir:

“Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren menedenlerle bunları

teşvik eyliyenlereağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezası hükmolunur.”

15. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 171. maddesi şöyledir:

125, 131, 133, 146, 147, 149 ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümlerden birini veya

bazılarını hususi vasıtalarla işlemek üzere bir kaç kişi aralarında gizlice

ittifak ederlerse bunlardan her biri aşağıda yazılı cezaları görür.

1 - Yukarıdaki fıkrada yazılı ittifak 125, 131,

133 ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümlerin

yapılmasına dair ise sekiz seneden on beş seneye kadar ağır hapis cezası

hükmolunur.

2 -

Bu ittifak 146 ve 147 nci maddelerde gösterilen

cürümlerin icrasına müteallik ise dört seneden on iki seneye ve 149 uncu

maddede gösterilen cürümlerin icrasına aid ise üç

seneden yedi seneye kadar ağır hapis cezası verilir.

Cürmün icrasına ve

kanuni takibata başlanmazdan evvel bu ittifaktan çekilenler ceza görmezler.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru dosyası incelenerek gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

17. Başvurucular,

i. Soruşturma

ve kovuşturma boyunca tutuklu olarak tutulduklarını, adli kontrol taleplerinin

kalıplaşmış gerekçelerle ve sistematik olarak reddedildiğini ve bu sebeple

Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini,

ii. Dijital

deliller üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmadığını ve

tekrarlanmasına ilişkin taleplerin reddedildiğini,

iii. Bilirkişi

raporları arasındaki çelişkiler nedeniyle ortaya çıkan delillerin sıhhati

konusundaki tereddütlere rağmen mahkûm edildiklerini,

iv. Kendilerine

isnat edilen suçun işlenmesine anılan tarihte görevde olan Genelkurmay Başkanı

ve Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından engel olunduğunun kabul edilmesi

nedeniyle bu kişilerin tanıklık yapmak üzere davet edilmeleri taleplerinin

reddedildiğini,

v. Delillerin

ortaya konulması ve tartışılması safhasının usulünce yerine getirilmediğini,

vi. Hükmün,

sanık müdafileri olmaksızın verildiğini ve Cumhuriyet Savcısının esas

hakkındaki mütalaasına karşı beyanda bulunmak üzere sanıklara yeterli süre

verilmediğini,

vii. Duruşma

salonunda uygulanan oturum düzeni ve duruşma sırasında yapılan ses kaydı

nedeniyle başkaları tarafından duyulmadan avukatla iletişim kurarak müdafi

yardımından yararlanamadıklarını,

viii. Hukuka

aykırı olarak elde edilen, gerçek dışı delillere dayanılarak mahkûm

edildiklerini,

ix. Soruşturma

aşamasında tutuklama kararı veren hâkimlerin yargılamaya katılmaları nedeniyle

mahkemenin tarafsızlığı ilkesinin ihlal edildiğini,

x. İlk

Derece Mahkemenin görevli ve yetkili olmadığını,

xi. Duruşma

salonunun konum itibariyle uzaklığının, duruşma salonuna erişimin zorluğunun,

girişte alınan güvenlik önlemlerinin, duruşmaların aleniyetini ihlal ettiğini,

xii. Haklarında

yeterli somut delil bulunmaksızın kolektif gerekçelere dayanılarak mahkûm

edildiklerini, darbe planlarının sunulduğu plan seminerine katılmadıklarına

veya o tarihlerde yurtdışında görevde olmak vb. engelleyici nedenlerinin

olduğunu, dijital verilerin kendileri ile illiyet bağlarının ispatlanamadığını,

xiii. Derece

mahkemesi kararının temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay’ca verilen

düzeltilerek onama kararının gerekçesinin yeterli olmadığını,

xiv. Kendileriyle

aynı durumda olan bir kısım şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığı

kararı, bir kısmı sanıklar hakkında da beraat kararı verildiğini, söz konusu

plan seminerine katılmadıklarını, buna karşın dava konusu plan seminerine

katılan, ortaya çıkan ses kayıtlarını kabul eden, dava konusu dijital verilerin

üst veri yollarında isimleri olan ve bu şekilde eylemleri sabit görülerek

mahkum edilen bir kısım sanıkların gerekçesiz olarak Yargıtay tarafından

mahkumiyet hükümlerinin bozulduğunu,

xv. Sabit

kabul edilen eylemlerinin yanlış vasıflandırıldığını, hazırlık hareketlerinin

icra hareketi olarak değerlendirildiğini ve temel cezanın yanlış

belirlendiğini,

xvi. Başvurucular

tarafından alınan bilirkişi raporları ile başvurucuların isteği üzerine

dinlenen bilirkişi beyanlarının mahkûmiyet kararının dayanağı olan dijital

delillerin manipülasyona açık olduğunu ortaya koymasına rağmen bu delillere

dayanarak mahkûmiyet kararı verildiğini,

Belirterek, Anayasa’nın 10. maddesinde güvence altına alınan

eşitlik ilkesinin, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılama hakkının ve Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan

masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Tutuklulukla İlgili

Şikâyetler

18. Soruşturma ve kovuşturma boyunca tutuklu olarak

tutulduklarını, adli kontrol taleplerinin kalıplaşmış gerekçelerle

reddedildiğini ve bu sebeple Anayasa’nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

19. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler.”

20. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme’nin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/832, § 14, 12/2/2013).

21. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolunda çelişmeli

yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir inceleme

yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle

ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak

bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla, tutukluluk

hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, §

30).

22. Ancak, başvurunun kabul edilebilir bulunabilmesi için

ihlal iddiasına dayanak teşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012

tarihinden evvel kesinleşmemiş olmaları da gerekmektedir. Mahkemenin yargı

yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında

yapılabilmesi mümkündür.

23. Somut olayda başvurucuların mahkûmiyet kararının

açıklandığı 21/9/2012 tarihinde tutukluluk halleri sona ermiştir. Buna göre

tutuklulukla ilgili şikâyetlerin bir bütün olarak başvurucular hakkında hüküm

verilmeden önceki dönemde kesinleşen kararlara ilişkin olduğu açıktır.

24. Başvurucuların tutukluluk halleri davanın esasına ilişkin

kararın açıklanmasıyla birlikte sona ermiş ve başvuruculara isnat olunan suç

sabit görülerek cezalandırılmalarına hükmedilmiştir. Dolayısıyla, hükmen

tutukluluğa itiraz incelemesinin 23/9/2012 tarihinden sonra gerçekleştirilmiş

olmasının Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi üzerinde herhangi bir

etkisi bulunmamaktadır (B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 35).

25. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların tutukluluğa ilişkin

şikâyetlerine konu olan kararların Anayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığı

tarihten önce kesinleştiği anlaşıldığından, başvuruların bu kısmının “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Tanık Dinlenmesi Talepleri ve

Dijital Delillerin Değerlendirilmesine İlişkin Şikâyetler

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de görülmeyen başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Dijital

Delillerin Değerlendirilmesine İlişkin Şikâyetler

27. Başvurucuların bu başlık altındaki şikâyetleri özetle

şöyledir:

i. Bilirkişi raporları ile mahkûmiyet kararının dayanağı olan Eskişehir’de

ele geçirilen flaş bellek, Gölcük Donanma Komutanlığında ele geçirilen CD’ler

ve harddisklerin 2003 yılında oluşturulduğu iddia

edildiği halde bu depolama araçlarında yer alan verilerin 2007 yılına ait bir

program olan Microsoft Office 2007 programı ile yazılmış olmasının belgelerin

sahteliğini kanıtladığı,

ii. Savunma tarafınca yurtiçi ve yurtdışındaki çeşitli üniversite ve

bağımsız kuruluşlardan alınan bilirkişi raporlarının mahkûmiyet kararının temel

dayanağı olan dijital verilerdeki manipülasyonları ortaya koyduğu ve dijital

veriler üzerinde ikibine yakın çelişkiyi ortaya

çıkardığı halde İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtayca bu

raporların dikkate alınmayarak dijital belgelerin ilk oluşturuldukları gibi

orijinal olduğu şeklindeki TÜBİTAK raporuna dayandığı,

iii. Mahkeme tarafından itibar edildiği gerekçeli hükümde kabul ve ifade

edilen TÜBİTAK görevlilerince düzenlenmiş raporlarda ve mahkemeye sunulan uzman

raporlarında ortak görüş olarak ifade edilen; dijital bir verinin kullanıcı

dosya yollarının, oluşturulma ve son kaydedilme tarihlerinin kolaylıkla

değiştirilebileceği veya manipüle edilebileceği ya da eski tarihli olarak

sonradan düzenlenebileceği gerçeği karşısında, bir gazeteci olan M.B.

tarafından savcılığa teslim edilen 11, 16 ve 17 no.lu CD’ler içerisinde yer

alan imzasız dijital verilerin, verilerde isimleri yazılı kişi veya sanıklar

bakımından hukuka uygun şekilde elde edilmiş bir delil olarak kabul edilmesinin

adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu,

iv. Delil olarak ileri sürülen tüm dijital materyaller ile ilgili olarak

kapsamlı bir bilirkişi incelemesi yaptırtılması taleplerinin davaya bir katkı

sağlamayacağı gerekçesiyle reddedilmiş olmasının savunma hakkının kısıtlanması

niteliğinde olduğu, ileri sürülmüştür.

28. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. AİHS’nin “Adil

yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“1. Herkes davasının, … cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla

kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık

olarak, … görülmesini isteme hakkına sahiptir.

30. Anayasa’daki hakların etkili bir biçimde korunması için,

davaya bakan mahkemelerin Anayasa’nın 36. maddesine göre “tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini

etkili bir biçimde inceleme görevi” vardır (benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33). AİHM içtihatlarına göre bir

mahkemenin davaya yaklaşımı, başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve

başvurucuların temel şikayetlerini incelemekten kaçınmalarına neden olması

halinde Sözleşme’nin 6. maddesi davanın düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı

bakımından ihlal edilmiş olur (bkz. Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84-85).

31. Öte yandan mahkemelerin, başvurucuların önemli bazı

iddialarına yanıt vermemiş olması, kişinin iddialarının incelenmesi hakkının

yanında, adil yargılanma hakkının önemli gerekliliklerinden biri olan

mahkemelerin kararı gerekçelendirme yükümlülüğü ile de ilişkilidir. Zira bir

muhakemede usule ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli

unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkı da kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır.

32. Nitekim Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında,

Anayasa’nın, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak

yazılmasını ifade eden 141. maddesinin, adil yargılanma hakkının kapsamının

belirlenmesinde gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir (bkz. B. No: 2013/3351,

18/9/2013, § 49).

33. Derece Mahkemeleri, kararların yapısı ve içeriği ile

ilgili olarak geniş bir takdir yetkisine sahiptirler. Özellikle taraflarca

ileri sürülen kanıtların kabulü ve değerlendirilmesi öncelikle derece

mahkemelerinin görevidir (bkz. Van Mechelen ve Diğerleri/Hollanda, B. No: 21363/93,

21364/93, 21427/93 ve 22056/93, 23/4/1997, § 50). Bu nedenle, açıkça keyfi

olmadıkça, belirli bir kanıt türünün kabul edilebilir olup olmadığına,

değerlendirme şekline veya aslında başvurucunun suçlu olup olmadığına karar

vermek, Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (benzer değerlendirmeler için bkz.

Garcia Ruiz /İspanya, B.No. 30544/96, 21/1/1996, § 28).

34. Buna karşın mahkemeler, “kararlarını

hangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme”

yükümlülüğü altındadırlar. Bu yükümlülük, tarafların temyiz hakkını

kullanabilmeleri için gerekli olmasının yanı sıra (bkz. Hadjıanastassıou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33), tarafların, muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun bir biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, toplumun kendi

adına verilen yargı kararlarının sebeplerini öğrenmelerinin sağlanması için de

gereklidir.

35. Mahkemelerin bu yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya, karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi şeklinde anlaşılamaz (bkz. B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26). Bu

nedenle, bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği, davanın niteliğine

ve koşullarına bağlıdır. Bununla birlikte muhakeme sırasında açık ve somut bir

biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka

bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması halinde,

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir.

36. Ayrıca, insan haklarına ilişkin güvencelerin soyut ve

teorik olarak değil, uygulamada ve etkili bir şekilde sağlanması gerekir. Buna

göre, mahkemelerin ileri sürülen iddia ve savunmalara şeklen cevap vermiş

olmaları yeterli olmayıp, iddia ve savunmalara verilen cevapların dayanaksız

olmaması, mantıklı ve tutarlı olması da gerekir. Diğer bir ifadeyle

mahkemelerce belirtilen gerekçeler, davanın şartları dikkate alındığında makul

olmalıdır.

37. Makul gerekçe, davaya konu olay ve olguların mahkemece

nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal

düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm

arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (bkz. B. No: 2013/1235,

13/6/2013, § 24). Gerekçelendirme, davanın sonucuna etkili olay, olgu ve

argümanları açıklamak yükümlülüğü olmakla birlikte, bu şekildeki

gerekçelendirmenin mutlaka detaylı olması şart değildir. Ancak gerekçelendirmenin,

iddia ve savunmadan birinin diğerine üstün tutulma sebebinin ve bu kapsamda

davanın taraflarınca gösterilen delillerden karara dayanak olarak alınanların

mahkemelerce kabul edilme ve diğerlerinin reddedilmesi hususunda, makul

dayanakları olan bir bilgilendirmeyi sağlayacak ölçü ve özene sahip olması

gerekmektedir.

38. Zira bir davada tarafların, hukuk düzenince hangi nedenle

haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne

uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken

mahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle

seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna

uyumlu hüküm fıkralarının bulunması “gerekçeli

karar hakkı” yönünden zorunludur.

39. Aksi bir tutumla, mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili

ve yeterli bir yanıt” vermemesi

veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız

bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olabilecektir.

40. Başvurucular somut davada, bir gazeteci tarafından

Cumhuriyet Savcılığına teslim edilen 11, 16 ve 17 nolu

CD’ler ile Gölcük Donanma Komutanlığında bulunan 5 nolu

harddisk ve Eskişehir’de bir sanığın evinde bulunan flash bellekte yer alan dijital verilerin sahte olarak

oluşturulduklarını, bu verilerde pek çok manipülasyon yapıldığını, savunma

tarafınca yurtiçi ve yurtdışındaki çeşitli üniversite ve bağımsız kuruluşlardan

alınan bilirkişi raporlarında mahkûmiyet kararının temel dayanağı olan dijital

verilerdeki manipülasyonların ortaya konulduğunu ve dijital veriler üzerinde ikibine yakın çelişkinin ortaya çıkartıldığını, buna rağmen

İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtayın bu raporları

dikkate almadığını ve dikkate almama nedenlerinin makul bir gerekçeyle izah

etmediklerini ileri sürmüşlerdir.

41. Başvurucuların, esas olarak sanıklardan elde edilmemiş,

Türk Silahlı Kuvvetlerinde bulunan bir bilgisayarda hazırlandığı kanıtlanamamış,

zaman, mekan ve muhteva çelişkileri bulunan ve bu sebeple esas itibariyle sahte

olarak oluşturulmuş dijital belgelere dayanarak suçlandıkları yolundaki

savunmalarına karşı Mahkemenin aşağıda özetlenen gerekçelerinin makul, başka

bir deyişle yeterince açık ve yeterli olup olmadığının tespiti için

başvurucular tarafından sunulan bilirkişi raporları ve uzman mütalaalarının

denetlenebilir, makul yanıtının verilmesi gerekir (bkz. gerekçeli karar, s.874-904).

42. Özet olarak İlk Derece Mahkemesi, elde edilen dijital

belgelere ilişkin olarak hazırlanan bilirkişi raporlarından yalnızca Cumhuriyet

savcılığınca soruşturma aşamasında TÜBİTAK uzmanlarınca hazırlanan bilirkişi

raporu ile arama ve el koyma tedbirleri sırasında ele geçirilen delillerin tespitine

yönelik üç raporu hükme esas almış, başvurucular tarafından alınmış olan

bilirkişi raporları ile duruşmada dinlenen uzman mütalaalarının hiçbirine

itibar etmemiştir. Mahkeme, başvurucular tarafından sunulan tüm rapor ve

mütalaaların özünün dijital veriler üzerinde değişiklik yapıldığına ilişkin

olduğunu, kendisinin de bu değişiklik işlemini zaten kabul ettiğini, rapor ve

uzman mütalaalarının bunun dışındaki kısımlarında ise “dijital verilerin delil olamayacağı yönünde ve adeta

sanık müdafii gibi ayrıntılı tespitlerde bulunmuş ve

tüm çabaları ile bu delilleri çürütmeye çalışmış” olmaları nedeniyle

bu bilirkişi raporları ve uzman mütalaalarının hükme esas alınamayacağını

belirtmiştir.

43. İlk Derece Mahkemesi, başvurucular tarafından sunulan

rapor ve mütalaalara rağmen dijital verileri hükme esas alma nedenini şu

hususlara dayandırmıştır (bkz. gerekçeli

karar, s.1036-1044)

Mahkeme;

a. Üç ayrı yerden elde edilen dijital

delillerin birbirlerini doğrular içeriklere sahip olduğu;

b. Belgelerde zaman çelişkilerinin bulunduğu

ve 2003 yılından sonraki tarihlerdeki olaylara ilişkin bilgilerin olduğu doğru

ise de 2003 yılından sonra oluşturulmuş olan belgelerin Balyoz Harekat Planı, Eylem Planları ve ses kayıtlarında yer alan

bilgilerin güncelleneceği yönündeki talimatların yerine getirilmesinden ibaret

olduğu ve 2003 yılından sonra da plan, bilgi ve listelerin güncelleştirildiği;

c. Balyoz Planında yazışma kurallarına riayet

edilmediği, evraklarda imla hataları ile askeri yazışma ilkelerine aykırılıklar

bulunduğu, bu nedenle de Balyoz Harekat Planının sahte

olduğu iddiasına karşın insan unsurunun bulunduğu her yerde yazım hatası ya da

imla yanlışlıklarının olabileceği, hukuk dışı bir yapılanma içerisinde yazışmaların

bir düzen ve intizam içerisinde olmasının, askeri yazışma ilkelerinin geçerli

olmasının beklenemeyeceği;

d. Balyoz Harekat Planı kapsamındaki cunta

yapılanmasının elinde bulunan dijital belgelerin veri yollarında, yazar bilgilerinde

uygunsuzluk olmasının, dijital verilerin delil olma niteliğini tek başına

ortadan kaldırmayacağı, sanıkların birçok konuyu öngördükleri ve bu kapsamda

mevzuat çalışmaları yaptıkları, hata kod tabloları ve ihtimalat

planları hazırladıkları, gerek sanıkların belgelerin oluşturulma aşamasında

gerekse sanıkların ve cunta yapılanmalarının güncellenmesi çalışmalarında

dijital verilerde bugünkü savunmaların temelini oluşturabilmek amacıyla birçok

çelişkinin yakalanmaları halinde kullanılmak üzere bizzat sanıklar tarafından

bilerek yapılmış olma ihtimalinin bulunduğu;

e. Davanın esasını oluşturan CD’lerin

2007-2008 yıllarına kadar plan odasında kaldığı ve daha sonra bir şekilde

buradan çıkartıldığı sabit olmakla birlikte plan odasının herkesin girip

çıkmasına açık, kontrolünün zayıf bir yer olduğu;

f. Dijital belgelerden bazıları 2007 yılına

ait Microsoft Office programı ile yazılmış olmakla birlikte, Microsoft

Office’in önceki versiyonları kullanılmak suretiyle bir veri hazırlandıktan

sonra, hazırlanan verinin yeni tarihli bir program ile açılmaya çalışıldığında

bilgisayarın eski tarihli veriyi sanki açılma tarihindeki yeni versiyonu ile

yazılmış gibi dönüştürerek açabileceği, bu nedenle de somut olarak 2003 yılında

yazılmış olan bir word belgesinin 2007 yılında yeni

versiyon yüklü bir bilgisayarda açıldığında bu 2003 tarihinde yazılmış olan

belgenin sanki 2007 yılında hazırlanmış ve yazılmış gibi görünebileceği;

g. 2003 yılında tanzim

edildiği iddia edilen keşif ve plan krokilerindeki sokak isimlerinden

bazılarının resmi olarak 2007 yılından sonra verilmesi nedeniyle krokilerin,

sokaklara resmi olarak bu isimler verildikten sonra çizildiği iddia edilmiş ise

de bu sokakların isimlerinin halk arasında, açık kaynaklarda da görüleceği

üzere, değişiklikten önceki isimleriyle 40-50 yıldır kullanıldığı;

h. 2005-2006 yıllarında fiilen Türk Silahlı

Kuvvetleri bünyesine katılan bir geminin adının 2003 yılında hazırlanan bir CD

içerisinde olmasının CD’nin sahteliğine işaret ettiği ileri sürülmüş ise de, bir geminin isminin inşa ve satın alma sözleşmesinin

kesinleşmesine müteakip verilmiş olabileceği;

ı. Sanıkların, kendilerince hazırlanan bir

darbe çalışmasında şu veya bu şekilde, bilerek veya bilmeyerek yaptıkları

yanlışlar ve çelişkilerin, tüm dosya göz önüne alındığında teşebbüs edilen

darbe suçunun sübutunu etkilemeyeceği;

şeklinde

açıklamalarda bulunmuştur.

44. İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde rapor ve

mütalaalarda ileri sürülen görüşleri yeterince açık olarak değerlendirme

yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini tespit edebilmek için başvurucular

tarafından sunulan rapor ve mütalaaların özünün kavranması gerekir.

45. Gerek iddia makamı ve gerekse savunma makamı tarafından

sunulan rapor ve mütalaalarda mahkumiyet kararının

dayanağı olan 11, 16 ve 17 no’lu CD’lerdeki

dokümanlarda, 5 no’lu harddiskte

ve flash bellekte yer alan dokümanların kolayca

kurgulanma veya bu tür veriler üzerinde kolayca manipülasyon yapılma ihtimali

bulunduğu, bu dijital verilerin, bir gerçekliği kesin olarak temsil ettiğinin

söylenemeyeceği ifade edilmiştir. Nitekim İlk Derece Mahkemesi de bu sebeple

kararını yalnızca dijital verilere dayandırmadığını başka delillerle birlikte

başvurucuların mahkûmiyetlerine karar verdiğini belirtmiştir.

46. İlk Derece Mahkemesine sunulan bilirkişi raporlarında, 17

no’lu CD’nin 04/03/2003 tarihinde saat 23:52:02’de,

11 no’lu CD’nin 05/03/2003 tarihinde saat 23:50:42’de, 16 no’lu

CD’nin ise 14/10/2003 tarihinde saat 12:14:34’de oluşturulduğu görülmektedir.

Aynı raporlarda, CD’lerde yer alan dosyaların oluşturma ve son kaydetme

tarihleri CD’lerin yazdırıldığı tarih olan 04/03/2003, 05/03/2003 ve 14/10/2003 tarihinden önceye ait olmakla

birlikte pek çok belgenin aslında bu tarihlerden sonra üretildiği, 2003 yılı

sonrasına ait programların kullanıldığı veya belge içeriklerinde 2003 yılı

sonrasına ait bilgilerin yer aldığı tespit edilmiştir. Bu tespitler üzerine

bilirkişiler, söz konusu belgelerin bir defada, sistem saati güncel olmayan bir

bilgisayarda CD’lere yazdırıldığı görüşünü bildirmişlerdir. İlk Derece

Mahkemesi, 2003 yılından sonra oluşturulmuş belgelerin plan, bilgi ve

listelerin güncelleştirildiğini gösterdiğini kabul etmiştir. Bununla birlikte

Mahkeme, 2003 yılı sonrası “güncelleştirilmiş”

olarak kabul ettiği belgelerin, nasıl olup da CD’lerin yazdırılma tarihlerinden

önceki tarihleri gösterdiğini cevaplamamıştır.

47. İlk derece Mahkemesinin kararında dayanak aldığı İstanbul

Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen Emniyet Müdürlüğü uzmanlarınca

hazırlanan bilirkişi raporunda (gerekçeli

karar, s.887); 11 nolu CD’nin oluşturulma

tarihi ve saati "05/03/2003, 23:50:42" olduğu, CD içerisinde 68 adet

klasör içerisinde toplam 287 adet dosya bulunduğu ve tüm dosyaların

"08.04.1996 16:39:44" ila "04.03.2003 13:01" tarihleri

arasında oluşturulduğu, bu noktadan hareketle bütün dosyaların oluşturulma

tarihlerinin CD’nin oluşturulma tarihinden önce olduğu ve son düzenlenme tarihi

en geç olan dosyanın, "04.03.2003, 22:07" tarihinde düzenlenen

"EK-M LAHİKA-İ BİRLEŞTİRİLMİŞ LİSTE.doc" isimli MS Word dosyası

olduğu, bu dosyanın son düzenlenme tarihinin de yine CD’nin oluşturulma

tarihinden önce olduğu belirtilmiştir.

48. Mahkeme, bu çelişkilerin bizzat sanıklarca daha sonra

yargılanma ihtimallerine karşın bilinçli olarak oluşturulmuş olabileceği

ihtimalini kararına gerekçe yapmış ve ayrıca bu tür belgelerin mahkûmiyet

kararının dayandığı belgeler olmadığı, sayıca fazla olmadığı ve kararın

sonucunu etkileyecek nitelikte olmadıklarını belirtmiştir.

49. Mahkemenin bu gerekçesine karşın, Mahkemenin itibar

etmediği 1. Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından görevlendirilen

bilirkişi heyetince hazırlanan 28/06/2010 tarihli raporda (gerekçeli karar, s.888) esaslı belgelerden

biri olan “BALYOZ Güvenlik Harekat Planı”

olarak adlandırılan dokümanın en son kaydedilme tarihi olarak görülen

02/12/2002 tarihinden sonraki tarihlerde oluşturulan ve rapor ekinde gösterilen

belgelerden, takdimlerden ve konuşma metinlerinden alıntıların Doküman Metni

içerisinde yer aldığı, 2006 yılında kurulan bir Sivil Toplum Kuruluşunun adının

doküman metninde geçtiği gösterilmiştir. Bir başka önemli belge olan “milli mutabakat hükümeti programı” adlı

dokümanın ise en son kaydetme tarihi olarak görülen 03/03/2003 tarihinden

sonra, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı tarafından 27/11/2005 tarihinde

yapılan bir Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi Kapanış Konuşma

metninden 25 paragraftan alıntıları içerdiği ve bu durumun ise dokümanın 2005

yılından sonra oluşturulduğunu gösterdiği belirtilmiştir.

50. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği

Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. A. Coşkun Sönmez ve Dr. Ö. Özgür

Bozkurt’tan alınan 28/03/2011 tarihli uzman mütalaasında, 11, 16 ve 17 no’lu CD’lerde toplam 80 adet dosyanın, CD’lerin hazırlanma

tarihinden sonraki yıllarda kullanıma sunulan programlarla hazırlandığı veya

CD’lerin hazırlandığı tarihlerde bulunmayan olanaklar içerdiği gösterilmiştir.

51. Ayrıca Arsenal Consulting

isimli firmadan alınan raporlarda (gerekçeli

karar, s.896 vd), 11 ve 17 numaralı

CD’lerde bulunan en az 76 dokümanın tarih ve zamanlarında çelişki bulunduğu

saptanmıştır. Arsenal’e göre son kayıtlarının yapılmasının akabinde 2003

yılında CD’ye kaydedilmiş gibi görünen dokümanların Microsoft Offıce 2007 programından önce mevcut olmayan XML şemalarına

ve Calibri yazı karakterlerine referanslar taşıması

mümkün değildir ve 11 ve 17 numaralı CD’lerin oluşturulma tarihi, en erken 2006

ortası olabilir. Arsenal, Gölcük’ten elde edilen 5 no’lu

Samsung marka sabit diske, tarihi geriye çekilmiş (en

az) 120 dosya ve klasörün kopyalandığını belirtmiştir. Arsenel’in

DATA MFT’de tespit ettiği tarih ve zaman

aykırılıklarından biri, Samsung Sabit Disk’e en son yazılan 120 dosya ve klasörün, 8 Nisan 2004

‘de oluşturulmuş gibi görünmesidir. Arsenal’e göre bu husus, Samsung sabit diski 28 Temmuz 2009 ‘a kadar kullanımda

olduğu için mümkün değildir. Arsenal ayrıca Gölcük’ten elde edilen 1 nolu CD’de bulunan en az 65 dokümanın tarih ve zamanlarında

çelişki bulunduğu sonucuna da varmıştır. Arsenal’e göre son kayıtlarının

yapılmasının akabinde 2003’de 1 nolu CD’ye

kaydedilmiş gibi görünen dokümanların Microsoft Offıce

2007 programından önce mevcut olmayan ClearType yazı

karakterlerine ve XML şemalarına referanslar taşıması mümkün değildir. Gölcük 1

nolu CD, en erken 2006 yılı ortasında oluşturulmuş

olabilir.

52. Yukarıdakine benzer zaman ve içerik çelişkileri Uzman

kişi Tevfik Koray Peksayar ve Uzman kişi Türker Gülüm’ün (gerekçeli

karar, s.898) rapor ve mütalaalarında da tekrar edilmektedir. Mahkeme,

bu rapor ve mütalaaların hiçbirini hükme esas almamıştır.

53. İlk Derece Mahkemesi 2003 yılında oluşturulmuş CD’lerde

daha sonraki yıllara ait dokümanların bulunmasını şu şekilde özetlemiştir:

“Mevcut dijitallerde yer alan belgelerin 5-7 Mart 2003 1.

Ordu Plan Seminerinden önce oluşturuldukları, belgelerin yazılı ve ıslak imzalı

olarak ilgili birimlere ulaştırıldığı, bu belgelerden sanık Yüksel Gürcan

imzalı olan bir tanesinin ele geçirildiği, daha sonraki tarihlerde belgeler

üzerinde güncellemeler yapıldığı, bir kısmının oluşturma tarihlerinin

değiştirildiği bu şekilde belgelerin ele geçme ihtimaline karşı mevcut

çelişkiler ortaya atılarak savunma imkanı hazırlanılmaya çalışıldığı, diğer

yandan da Ağustos 2003 tarihinden sonra devam eden cunta yapılanmalarının bu

belgeleri kullanılmaya hazır halde tuttukları anlaşılmaktadır.” (gerekçeli karar, s.1044)

54. İlk Derece Mahkemesi, dijital verilerdeki çelişkileri ve

bazı belgelerin CD’lerin kaydedilme tarihinden sonra üretilmiş olabileceğini

kabul etmektedir. Buna karşın Mahkeme verilerin uzun süre sanıkların ve dava

dışı kişilerin elinde bulunması sırasında zaman ve içerik çelişkileri bulunan

belgelerin ileride yeni bir darbe yapmak amacıyla kısmen veya tamamen

güncellenmiş olma ihtimalini de dışlamamaktadır. Bazı belgelerin CD’lerin

oluşturulma tarihinden sonra yaratılmış veya güncellenmiş olabileceğini kabul

eden Mahkeme, bu belgelerin CD’lerin oluşturma tarihinden önceki tarihlerde

oluşturulmuş gibi görünmesine ilişkin var olan zaman çelişkilerini, söz konusu

çelişkilerin sanıklarca bilinçli olarak yapılmış olabileceği ihtimali ile

açıklamıştır.

55. Mahkumiyet kararının dayanağını oluşturması nedeniyle,

söz konusu CD’lerin sistem saati güncel olmayan bir bilgisayarda 2003 yılından

sonra ve muhtemelen 2007 yılından sonraki bir tarihte oluşturulduğu kabul

edilse bile CD’lerin oluşturulduğu tarihe kadar sanıkların ya da dava dışı bazı

kimselerin elinde bulunan ve Mahkemenin kabulüne göre güncellenen bir kısım

dokümanın oluşturulma tarihinin hangi surette CD’lerin oluşturulduğu tarihten

önce üretildiği hususunun, Mahkemece şüpheye yer bırakmayacak ve ikna edici bir

şekilde açıklanması gerekmektedir.

56. İlk Derece Mahkemesinin güncelleme varsayımına karşı

başvurucular tarafından ileri sürülen önemli bir iddia da davaya konu

belgelerin üstveri bilgilerinde güncelleme

yapıldığının görülmediğidir. İlk Derece Mahkemesine sunulan bilirkişi raporları

ve uzman mütalaalarına göre (örneğin Prof. Dr. Ahmet Coşkun Sönmez’in

mütalaası) 2003 yılında yazılmış olan bir belgenin 2007 yılında üretilmiş bir

programla açılması tabiidir. Ancak bu durumun belgenin üstveri

bilgilerine muhakkak kaydedildiği ancak dava konusu belgelerde bunun

görülmediği iddia edilmiştir. Başka bir deyişle başvurucular, derece

mahkemelerinde “2003 yılında üretilmiş ve

2007 yılına ait bir yazılım ile açılmış” bir belge ile “2007 yılında üretilmiş belgenin” farklı

olduğunu, 2003 yılında üretilmiş bir belge 2007 yılına ait bir yazılım ile

açıldığında söz konusu belgenin özgün halinin de 2007 yılına ait hale

gelmeyeceğini ileri sürmüş ve bilirkişi raporu ve uzman mütalaaları ile sunmuş

iseler de derece mahkemeleri bu rapor ve mütalaalar hakkında bir açıklamada

bulunmamışlardır.

57. Öte yandan davanın temelini teşkil eden CD’lerden 11 ve

17 numaralı CD’ler üzerinde yazılmış alan ve sanık Süha Tanyeri’nin eli

ürünüymüş izlenimi uyandıran “Or.K.na”

ve “K.Özel”

şeklindeki el yazılarının bir insan eli ürünü değil de bir yazı makinesi

tarafından yazıldığını gösteren Amerikan Forensic Labratory isimli firmanın bilirkişi raporuna ve İstanbul

Adli Tıp uzmanlarından Dr. Jale Bafra’nın uzman mütalaasına da değinilmemiştir.

Söz konusu rapor ve mütalaa, 2/5/2011 tarihli duruşmada tartışılmış olmasına ve

CD’ler üzerindeki yazıların sanık Süha Tanyeri’nin davaya konu 1. Ordu Plan

Semineri sırasında tuttuğu el yazısından kopyalandığı iddia olunmasına rağmen,

İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtay tarafından bu hususta bir açıklama

yapılmamıştır.

58. Tarafsızlığı, keyfiliği, denetimden kaçmayı ve

perdelemeyi önlemek için mahkemeler, kararın verilmesine neden olan temelleri

yeterince açık olarak belirtmekle yükümlüdürler. Mahkemelerin yargılama

süresince kendilerine iletilen her iddia ve talebi gözetme zorunda olmadıkları

biçimindeki serbesti, kararın verilmesine neden olan temellere asgari açıklıkta

değinilmesi görevini ortadan kaldıracak şekilde yorumlanamaz.

59. Bireysel başvuru yolunda derece mahkemelerinin gerekçelerinin

niteliği, ancak açık bir keyfilik veya takdir hatası oluşturduğu ya da makul ve

ikna edici açıklamalar içeren bir gerekçe gösterilmediği, iddia olunan eylem

ile hüküm arasında “uygun illiyet bağı”

kurulmadığı durumlarda denetlenebilir. Derece mahkemesi kararlarının, adalet

gereksinimini giderecek ölçü ve nitelikte yeterli gerekçe ile açıklanıp

açıklanmadığı hususları, adil yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla yapılan

bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesince yapılacak denetimin kapsamında yer

almaktadır.

60. Somut başvuruda, İlk Derece Mahkemesinin hükme esas

aldığı, bir gazeteci tarafından Cumhuriyet Savcılığına teslim edilen 11, 16 ve

17 nolu CD’ler ile Gölcük Donanma Komutanlığında

bulunan 5 nolu harddisk ve

Eskişehir’de bir sanığın evinde bulunan flash

bellekte yer alan ve başvurucuların Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini

Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Men Etmek suçuna teşebbüs ettiklerini

ispatladığı kabul edilen dijital dokümanların güvenilirliğine ilişkin iddialar

ileri sürülmüş, savunmalarda bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi bu

çelişkilerin varlığını kabul etmiş, bir kısım zaman çelişkilerinin dava konusu

belgelerin sanıklarca güncellenmiş olması nedeniyle oluşmuş olabileceği

ihtimaline, bir kısmının bizzat sanıklarca daha sonra yargılanma ihtimallerine

karşın bilinçli olarak oluşturulmuş olabileceği ihtimaline dayandırmış ve bu

tür belgelerin mahkûmiyet kararının dayandığı belgeler olmadığı, sayıca fazla

olmadığı ve kararın sonucunu etkileyecek nitelikte olmadıklarını belirtmiştir.

Buna karşın, Amerikan Forensic Labratory

isimli firmanın bilirkişi raporu örneğinde olduğu gibi davanın esasını

etkileyecek bazı savunma delillerine ise gerekçeli kararda hiç değinilmemiş,

bazı raporlara neden itibar edilmediğine ilişkin bir açıklamaya da yer

verilmemiştir.

61. Savunmaların dayanağını oluşturan ve dijital verilerin

güvenilirliğine ilişkin ciddi kuşkular uyanmasına neden olan bilirkişi

raporları ve uzman mütalaaları gözetildiğinde, önemli ölçüde, dijital veri ve

içeriklerine dayanan İlk Derece Mahkemesince verilen kararın gerekçesi, adalet

gereksinimini giderecek ölçü ve nitelikte, yeterli ve makul olarak

değerlendirilemez. Bu sebeple “gerekçeli

karar hakkı” ihlal edilmiştir.

62. İlk Derece Mahkemesince, başvurucular tarafından

mahkemeye sunulan rapor ve uzman mütalaalarının hükme esas almaması gerekçesi

olarak, söz konusu rapor ve mütalaalarda Mahkemenin yerine geçerek delil

değerlendirmesi yapılması hususu gösterilmiştir. Mahkemeye göre bu rapor ve

beyanlarda “dijital verilerin delil

olamayacağı yönünde ve adeta sanık müdafii gibi

ayrıntılı tespitlerde” bulunulmuş ve uzman kişiler “tüm çabaları ile bu delilleri çürütmeye

çalışmışlardır”. Mahkeme, 5271 sayılı Kanun’un 67. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve bilirkişilerin raporlarında, hâkim tarafından

yapılması gereken hukuki değerlendirmede bulunamayacağına ilişkin hükmü

hatırlatmış ve başvurucular tarafından sunulan rapor ve mütalaaların “bilimsel tespitlerde bulunup değerlendirmeyi

Mahkemeye bırakması gerekirken bu yönde bir çaba içerisine girmeleri de

tarafsız olmadıkları yönünde” kanaat oluşturduğu belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, “Mahkemenin yerine geçerek delil değerlendirmesi

niteliği taşıyan bu yetersiz ve tarafsızlıktan uzak bir yöntemle hazırlanmış

bilirkişi raporlarına itibar edilmemiş, Mahkememizin hukuki bilgisi kapsamında

yapacağı değerlendirme de yeni bir bilirkişi görüşüne ihtiyaç bulunmadığından

tekrar bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır” (gerekçeli karar, s.1043-1044) demiştir.

Başka bir deyişle İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi rapor ve mütalaalarında

bulunan hukuki değerlendirmelerin bu rapor ve mütalaaları hazırlayanların

tarafsız olmadıklarını gösterdiğini belirterek başvurucular tarafından sunulan

hiçbir rapor ve mütalaaya itibar etmemiştir.

63. İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi rapor ve uzman

mütalaalarında bulunan ve hakim tarafından yapılması

gereken hukuki değerlendirmelerin neler olduğunu belirtmemiş, sunulan rapor ve

mütalaaların oldukça karmaşık teknik sorunların ele alındığı teknik bilgi

içeren kısımlarına da hangi sebeple itibar edilmediğini kararında

göstermemiştir.

64. İlk Derece Mahkemesi yukarıda gösterildiği gibi, yeterli

olmayan gerekçeler ile başvurucular tarafından sunulan bilirkişi raporları ve

uzman mütalaalarını göz ardı etmiştir. AİHM içtihatlarında da ortaya konulduğu

gibi adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan “silahların eşitliği” ilkesi iddia

makamının tanık veya bilirkişileri ile sanıkların tanık ve bilirkişilerinin

duruşmalarda eşit muameleye tabi tutulması gerekir (bkz. Bönısch/Avusturya, B.

No: 8658/79,

6/5/1985, §§ 32-33).

65. Hem cezai, hem de cezai olmayan

davalarda uygulanan silahların eşitliği ilkesi, taraflara, talep ve

açıklamalarını diğer tarafa nazaran dezavantajlı olmayacak şekilde ileri

sürebilmeleri için fırsat verilmesini gerektirir (Kress/Fransa, B. No: 39594/98,

7/6/2001, § 72). Bu gerekliliğin bir sonucu olarak Sözleşme’de

bilirkişilerin mahkeme önünde dinlenmesi ile ilgili özel bir hüküm

bulunmamasına karşın AİHM, bilirkişilik kurumunu, Sözleşme’nin 6. maddesinin

(3) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan tanık dinletme hakkından yola

çıkarak “silahların eşitliği ilkesi”

ile bağlantı kurarak değerlendirmiştir (bkz. Bönisch/Avusturya, B. No: 8658/79, 6/5/1985, § 32; Brandstetter/Avusturya, B. No: 11170/84, 12876/87,

13468/87, 28/8/1991, § 42).

66. AİHM, bilirkişi raporlarının kapsamını oldukça geniş bir

şekilde yorumlamaktadır. Bilirkişi raporlarının yazılı ya da sözlü olabileceği

gibi inceleme konuları açısından da bilimsel, teknik ya da olay analizleri

şeklinde olabileceğini kabul etmektedir (Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya,

B. No: 11082/06, 13772/05, 25/7/2013, § 717).

67. İlk Derece Mahkemesi, başvurucular tarafından sunulan

bilirkişi raporları ile duruşmada dinlenen uzman görüşlerinden hiçbirine itibar

etmemiş buna karşın Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma sırasında alınan

bilirkişi raporlarının tümüne ise itibar etmiştir (gerekçeli karar,

s.1042-1043). Bunun üzerine başvurucular, Cumhuriyet Savcısınca alınan

bilirkişi raporlarının eksik olduğunu ve olayı aydınlatmaya yeterli olmadığını,

kendileri tarafından sunulan rapor ve mütalaalara da itibar edilmediğini ileri

sürerek yargılamanın temelini oluşturan dijital delillere ilişkin olarak

Mahkemenin bilirkişi raporu aldırması talebinde bulunmuşlardır. İlk Derece

Mahkemesi, bu talepleri ise “Hâkimlik

mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözülmesi olanaklı konuların

değerlendirilmesi” için bilirkişi raporu alınmasına gerek

bulunmadığı gerekçesi ile reddetmiştir (gerekçeli

karar, s.1042).

68. Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davada bilirkişi

raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek değildir.

Savunma makamının tanık dinletme taleplerinin gerekliliği ya da bilirkişi

raporu benzeri delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi hususları

derece mahkemelerinin yetkisi dâhilindedir (bkz. S.N./İsveç, B. No:34209/96, 2/7/2002, § 44). AİHM’e göre, derece mahkemeleri, Sözleşme ile uyumlu olmak

koşuluyla, somut davadaki maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yardımcı olmayacağını

değerlendirdiği savunma tanıklarının dinlenmesi talebini reddedebilir (bkz. Huseyn ve Diğerleri/Azerbaycan, B. No: 35485/05,

45553/05, 35680/05 ve 36085/05, 26/7/2011, § 196).

69. Buna karşın Anayasa Mahkemesi, başvurucular tarafından

savunma kapsamında talep edilen savunma tanıklarının dinlenmesi talebinin reddi

kararı gibi bilirkişi raporu alınması talebinin reddi kararının da sanıkların

haklarını koruma amacına yönelik yeterli güvenceleri içeren bir usul

çerçevesinde verilip verilmediğini incelemelidir.

70. Kural olarak, bilirkişilerin sunduğu rapor ve mütalaalar

derece mahkemeleri açısından bağlayıcı olmamakla birlikte, İlk Derece Mahkemesi

tarafından esasa ilişkin değerlendirmeler yapılırken Cumhuriyet Savcısı

tarafından sunulan bilirkişi raporlarının belirleyici bir etkisi olmuştur.

Başka bir deyişle somut davada İlk Derece Mahkemesi, yalnızca Cumhuriyet

Savcısı tarafından sunulan bilirkişi raporlarına itibar etmiş, bu raporlara

karşın başvurucuların savunmalarının bir parçası olarak sundukları bilirkişi

rapor ve uzman görüşleri ise dikkate alınmamıştır. Mahkeme ayrıca

başvurucuların, mahkumiyet kararının dayanağı olan

dijital verilerin gerçeği yansıtmadığı iddialarını değerlendirmek üzere

mahkemenin bilirkişi heyeti tayin etmesi ve rapor aldırması yönündeki

taleplerini de yeterli olmayan gerekçe ile reddetmiştir.

71. Böylece başvurucuların, haklarında yöneltilen

suçlamaların dayanağı olan delillere karşı kovuşturmanın genişletilmesini

isteme hakları kısıtlanmış, ceza yargılamasının, maddi gerçeğin ortaya

çıkartılması amacına yönelik olarak “silahların

eşitliği” ilkesi ihlal edilmiştir.

72. Açıklanan nedenlerle, dijital delillerin

değerlendirilmesine ilişkin şikayetler yönünden, başvurucuların sundukları

bilirkişi raporları ve uzman mütalaalarının İlk Derece Mahkemesince kabul

edilmemesi ve bu konularda Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılması

yolundaki taleplerinin de yetersiz gerekçelerle reddedilmesi, “gerekçeli karar hakkına” ve “silahların eşitliği” ilkesine aykırı

olduğundan, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı ihlal edilmiştir.

b. Tanık Dinlenmesi Talepleri

Yönünden

73. Başvurucular, ilk derece mahkemesi tarafından

mahkûmiyetlerine karar verilen suçun tamamlanmasına engel oldukları kabul

edilen dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı

Aytaç Yalman’ın tanıklıklarına ilişkin talebin reddi nedeniyle adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

74. AİHS’nin “Adil

yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve (3)

numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:

“1. Herkes davasının, … cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla

kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık

olarak, … görülmesini isteme hakkına sahiptir.

…

3. Bir suç

ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

…

d) İddia

tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia

tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin

sağlanmasını istemek;”

75. AİHS’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinde, sanığın iddia tanıklarını sorguya çekme veya çektirme hakkı güvence

altına alınmıştır. Kovuşturma sırasında bütün kanıtların tartışılabilmesi için,

kural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığın huzurunda ortaya

konulması gerekir. Bu kural istisnasız olmamakla birlikte, eğer bir mahkûmiyet

sadece veya belirleyici ölçüde, sanığın soruşturma veya yargılama aşamasında

sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen

ifadelere dayandırılmış ise, sanığın hakları AİHS’nin 6. maddesindeki

güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (B. No: 2013/99, 20/3/2014,

§ 46).

76. Mahkemeler, somut davadaki maddi gerçeğin ortaya

çıkmasına yardımcı olmayacağını değerlendirdiği savunma tanıklarının dinlenmesi

talebini reddedebilir (Huseynve diğerleri/Azerbaycan, B. No: 35485/05, 45553/05,35680/05ve36085/05,

26/7/2011, § 196).

77. Tanıkların dinlenmek üzere çağırılmasının uygun olup

olmadığının değerlendirilmesi kural olarak derece mahkemelerinin takdir yetkisi

dâhilindedir. Dolayısıyla bir sanığın bazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet

etmesi yeterli olmayıp, ayrıca bu tanıkların dinlenmesinin niçin önemli

olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkması için niçin gerekli olduğunu açıklamak

suretiyle tanık dinletme talebini desteklemelidir (B. No: 2013/99, 20/3/2014, §

54).

78. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecinde iddia makamının

sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir

şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını

sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi,

mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış

eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe ilişkin bir iddianın dayanaklarıyla ileri

sürülmüş olması gerekir (B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

79. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri

sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır.

Bununla birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını denetlemek

Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp, Mahkemenin görevi başvuru

konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir

(B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

80. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi

için “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri ışığında,

taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır.

Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme

noktasında uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin

dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının yargılamanın bütünü ışığında

değerlendirilmesi gerekir (B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

81. İlk Derece Mahkemesi kararında,

“Balyoz Darbe Planının hayata geçirilmesi için

gereken ortam şekillendirmesini sağlamak üzere, Havacı unsurların Oraj ve Denizci unsurların Suga

isimli harekât planları hazırladıkları, bu planlar vasıtasıyla Ege’de

Yunanistan ile gerginlik çıkartılıp, bu durumun yürütme organı üzerinde

çekilmeye yönelik baskı aracı olarak kullanılmasının istendiği,

Jandarma

unsurlarınca Fatih ve Beyazıt camilerine yönelik olarak Çarşaf ve Sakal isimli

bombalı eylem planları hazırlandığı, bu eylemler sonrasında iltisaklı şahıslar

aracılığıyla irticai görüntülü protesto eylemleri düzenlenip, kargaşa ortamı

oluşturulmak istendiği,

Gereken

ortam şekillendirilmesinin ardından sıkıyönetim ilanım müteakip yürütme

organının devrilip, devlet idaresinin cunta yapılanmasının istediği şekilde

yeniden yapılandırılmasının planlandığı, bu kapsamda yukarıda belirtilen

hazırlıkların tamamlandığı, harekât planının düşünce aşamasından çıktığı,

Muhtemel

eylem yerlerinin keşfi, tutuklanacak kişiler (siyasi parti mensupları, belediye

başkanları, sivil toplum örgütlerinin yönetici ve üyeleri, gazeteciler,

aydınlar, bilim adamları, kanaat önderleri), okulundan atılacak öğrenciler, el

konulacak araçlar, görevden uzaklaştırılacak, tutuklanacak, emekliye sevk

edilecek, kullanılacak kamu görevlilerinin belirlenmesi, hassas olarak

belirlenen kurum ve kuruluşların başına hangi askeri personelin atanacağı,

zararlı olarak nitelenmesi sebebiyle ilişiği kesilmesi planlanan askeri

personelin belirlenmesi, polis teşkilatının ne şekilde yönlendirileceği ve

kullanılacağının tespiti, basın yayın kuruluşları ve çalışanlar hakkında

yapılan planlamalar (kimlerin tutuklanacağı, kimlerin kullanılabileceğinin

tespiti), Milli Mutabakat Hükümeti ismiyle harekât sonrasında işbaşına

getirilmesi planlanan hükümetin dizayn edilmesi gibi icra aşamasına geçildiği,

ancak icra hareketlerinin tamamlanamadığı, harekât planının Genelkurmay

Başkanlığı ve Kara kuvvetleri Komutanlığınca öğrenildiği, bu hususun Yaşar

Büyükanıt’ın seminer sonuç raporunu hukukçulara inceletmesi, KKK’nın OEYTS’nin oynanmaması

talimatları, Genelkurmay Başkanının sanık Çetin Doğan’ı bu konuda uyarması ile

belli olduğu”

ifade edilmektedir (gerekçeli

karar, s.1022).

82. İlk Derece Mahkemesi, Çetin Doğan liderliğindeki cunta

yapılanmasının suçun icrası için elverişli araç gereç ve personelle icra

hareketlerini gerçekleştirmeye başladığını ancak Çetin Doğan’ın kalp ameliyatı

olması ve ardından Ağustos 2003’te emekliye sevk edilmesi, bazı sanıkların

görev yerlerinin değişmesi ve “Genelkurmay

Karargâhının öncelikle muhtemel darbeye karşı çıkması, sonrasında da günün

şartlarının elverdiği ölçüde engellemek için çaba göstermesi sebebiyle cunta

yapılanmasının darbe suçunu işleme elverişliliğini kaybettiğini ve icra

hareketlerinin tamamlanamadığını” belirtmektedir (gerekçeli karar, s.1023).

83. Anılan tarihlerde görevde olan Genelkurmay Başkanı Hilmi

Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın tanık olarak dinlenmesi

talepleri,

“Mahkemenin

ilk ve asıl hedefi maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Bir delilin ileri

sürülmesinin gerçeğin ortaya çıkarılmasına yararı olmayacağı gibi davayı uzatma

durumu varsa Mahkemenin bu hususta bir karar vermesi gerekir. Tüm tanıkların ve

bilirkişilerin dinlenmeleri ve öteki kanıtların ortaya konulmalarına imkan

vermek kural ise de; dinlenen bir kısım tanığın anlatımı ve bilirkişinin

görüşünün alınmasıyla olay hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde

çözümlenmiş ise zaman kaybına ve gereksiz uğraşıya yol açılmaması için,

yargılamaya yenilik getirmeyecek ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına hizmet

etmeyecek nitelikteki geride kalan tanık ve bilirkişilerin dinlenilmemesi

doktrinde ve uygulamada kabul görmüş bir uygulamadır. Aksi halde tüm delillerin

ortaya konulması zorunluluğu yargılamayı uzatmayı amaçlayan kötü niyetlilerin

işine yarar. Bu nedenlerle delillerin reddi ve sınırlandırılması durumlarının

delil gösterilmesine yasal olanak bulunmadığı, durumun delil gerektirmeyecek

şekilde açık olduğu, kanıtlanması istenilen olayın karara etkisinin olmadığı ya

da daha önce kanıtlanmış bir hususa ilişkin olduğu, yine kanıtın amaca

elverişli olmadığı, elde edilmesinin mümkün bulunmadığı, kanıt gösterilmesi

isteğinin işi uzatmak amacıyla yapılmış olduğu ileri sürülen olayın gerçek

olarak kabul edilebilecek nitelikte olduğu durumlarda kanıtın reddi gerektiği

doktrinde tartışılmıştır. Belirtilen bu hususlar değişik aşamalarda gösterilen

tüm tanık ve bilirkişiler için uygulanması mümkündür.

Sanıklar

ve müdafileri dosyaya rapor düzenleyen bilirkişiler ile tanıklar Aytaç Yalman

ve Hilmi Özkök’ün dinlenilmesini ısrarla talep etmişlerdir. Bilirkişilerin ve

adı geçen tanıkların, sanıklara atılı suçun niteliği göz önüne alındığında

toplanan kanıtlara göre beyanlarının alınmasının karara etkisi bulunmadığı,

kanıtın amaca uygun olmadığı değerlendirildiğinde; tanık gösterilmesi isteğinin

mahkeme üzerinde kamuoyu nezdinde baskı oluşturmak amacıyla yapılması, seminer

ve diğer belgelerin gerçek olması nedeniyle de bilirkişiler ve tanıkların

dinlenilmesinin sonuca etkili olmadığı kanaatine varılarak…” gerekçesiyle reddedilmiştir

(gerekçeli karar, s. 1046).

84. İsnat edilen darbe suçunun, yapılanmanın lideri kabul

edilen Çetin Doğan’ın sağlık durumu, bazı sanıkların tayin edilmeleri yanında,

Genelkurmay Karargâhının öncelikle

muhtemel darbeye karşı çıkması, sonrasında da günün şartlarının elverdiği

ölçüde engellemek için çaba göstermesi sebebiyle işlenemediğinin belirtilmesine

karşın, suçun niteliği göz önüne alınarak toplanan delillere göre Genelkurmay

Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanının tanıklıklarının karara etkisi

bulunmadığı belirtilmektedir.

85. Sanıklara isnat edilen suç fiillerinin esaslı biçimde

bilgisayar programlarıyla oluşturulmuş belgelere dayandığı, bu belgelerin

içeriklerinin maddi olay ve olguları yansıttığı ve gerçek olduklarının kabul

edildiği, bilirkişi raporlarında/uzman görüşlerinde belirtildiği üzere bu

verilerin müdahale edilebilir nitelikte olduğu ve bu verilerin teknik bilgileri

ile içeriklerinin uyumsuzluğu dikkate alındığında, tanık olarak dinlenmesi

talep edilen bu kişilerin beyanları maddi gerçeğe ulaşma bakımından önemsiz

kabul edilemez.

86. Ayrıca 1. Ordu Komutanlığı merkezli bir yapılanmanın

darbe amacına yönelik faaliyetlerinin Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri

Komutanlığınca öğrenildiği ve teşebbüs edilen suça engel olunduğu kabul

edildiğine göre, toplanan kanıtlara göre tanık olarak dinlenmesi talep edilen

anılan görevdeki kişilerin beyanlarının karara etkisi bulunmadığı gerekçesi

makul değildir.

87. Bunun yanında tanık dinlenmesine ilişkin talepler, “mahkeme üzerinde kamuoyu nezdinde baskı oluşturmak

amacıyla yapıldığı” ek gerekçesiyle reddedilmiştir. Başka bir amaçla

yapıldığı ve karara etkisi bulunmadığı kabul edilen bu talepler, yalnızca objektif

olarak yargılamaya etkisi dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

88. Başvurucuların tanık olarak çağrılmalarını istedikleri

kişilerin, gösterdikleri tutum ve görevleri kapsamında yaptıkları işlemlerle

suçun işlenmesini engellediklerinin kabul edilmesi karşısında, bu kişilerin

beyanları sadece sanıklar lehine sonuç doğuracak tanık beyanı olmanın ötesinde

bir delil niteliği taşımaktadır. Bu nitelikteki bir delilin yargılama

bakımından belirleyici özelliği dikkate alındığında aleni bir duruşmada ve sanıkların

huzurunda ortaya konulması gerekir.

89. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme

ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme

yetkisi kural olarak yargılamayı yürüten mahkemeye ait olmakla birlikte, somut

olayda yargılama konusu suç, sanıkların durumu, isnat edilen suçun işleniş

biçimi, suç eylemleri, tanıkların konumu ve diğer delillerin niteliği dikkate

alındığında, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri

Komutanı Aytaç Yalman’ın tanık olarak dinlenmeleri taleplerinin reddi

yargılamanın bütünü yönünden adil yargılanma hakkını ihlal eder niteliktedir.

90. İsnat edilen suçun sübutu bakımından objektif olarak

esaslı olduğu mahkemenin gerekçesinde de ifade edilen dönemin Genelkurmay Başkanı

Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın tanıklıklarının reddi “çelişmeli yargılama ilkesine” ve “savunma tanıklarının davet edilmelerinin ve

dinlenmelerinin sağlanması hakkına” uygun olmaması nedeniyle adil

yargılanma hakkını ihlal etmiştir.

91. Başvurucuların, “gerekçeli

karar hakkının”, “silahların

eşitliği” ve “çelişmeli

yargılama” ilkeleri ile “savunma

tanıklarının davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanması hakkının” ihlal

edildiğine karar verildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer

şikâyetleri (§ 17) hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1. Özgürlük ve güvenlik hakkına

ilişkin şikâyetlerinin “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı

kapsamındaki şikâyetlerinin;

i. Dijital delillerin

değerlendirilmesine ilişkin şikâyetlerinin giderilmediğine dair iddialarının,

ii. Dönemin Genelkurmay Başkanı

Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın tanık olarak

dinlenmesi taleplerinin reddi nedeniyle tanık dinletme hakkına ilişkin

şikâyetlerinin,

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. İhlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

D. Dökümü yapılan yargılama giderlerinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Yargılama giderleri dökümü:

1-

Başvurucular; Sencer

BAŞAT, Turgut KETKEN, Ökkeş Alp KIRIKKANAT, Hasan HOŞGİT, Fikret GÜNEŞ, Taner

BALKIŞ, Mustafa KARASABUN, Nadir Hakan ERAYDIN, İsmail TAŞ, Emin KÜÇÜKKILIÇ,

İsmail TAYLAN, Nuri Selçuk GÜNERİ, Yusuf AFAT, Celal Kerem EREN, Berker Emre

TOK, Erhan KUBAT, Doğan TEMEL, Mete DEMİRGİL, Erhan ŞENSOY, Hayri GÜNER, Ahmet

Feyyaz ÖĞÜTCÜ, Hüseyin HOŞGİT, Ali Yasin TÜRKER, Levent Kerim UÇA, Bülent

OLCAY, Zafer Erdim İNAL, Erdinç ALTINER, Mehmet Cem OKYAY, Mehmet Baybars

KÜÇÜKATAY, Mustafa Erhan PAMUK, Ümit ÖZCAN, Engin BAYKAL, Lütfü SANCAR, Nuri

ÜSTÜNER, Ahmet KÜÇÜKŞAHİN, Nuri Ali KARABABA, Aykar

TEKİN, Engin KILIÇ, Refik Levent TEZCAN, Kemalettin YAKAR, Yaşar Barbaros

BÜYÜKSAĞNAK, Kıvanç KIRMACI, Mustafa Haluk BAYBAŞ, Levent ÇEHRELİ, Ayhan Türker

KOÇPINAR, Fahri Can YILDIRIM, Bahadır Mustafa KAYALI, Ertuğrul UÇAR, Mesut

Zafer SARI, Ercan İRENÇİN, Mehmet Cem KIZIL, Hasan ÖZYURT, Murat ÜNLÜ, Hannan ŞAYAN, Alpay ÇAKARCAN, İbrahim Özdem KOÇER, Mehmet

Ferhat ÇOLPAN, Aydın SEZENOĞLU, Rafet OKTAR, Ahmet DİKMEN, Ergün BALABAN, Ayhan

GEDİK, Önder ÇELEBİ, Servet BİLGİN, Mücahit ERAKYOL, Tuncay ÇAKAN, Kadri Sonay

AKPOLAT, Abdullah GAVREMOĞLU, Onur ULUOCAK, Özgür Ecevit TAŞCI, Özer KARABULUT,

Derya GÜNERGİN, Haydar Mücahit ŞİŞLİOĞLU, Yurdaer OLCAN, Halil KALKANLI ve

Abdülkadir ERYILMAZ’a ayrı ayrı

yaptıkları ve harç ücreti olan 198,35 TL’nin ayrı ayrı;

2-

Başvurucular; Ender KAHYA, Fahri Yavuz URAS, Faruk

Oktay MEMİOĞLU ve Mustafa ÇALIŞ’a ayrı ayrı yaptıkları ve harç

ücreti olan 206,10 TL’nin ayrı ayrı;

3-

Başvurucular; Yavuz KILIÇ, Aşkın ÖZTÜRK, Ali Cengiz ŞİRİN, Bulut Ömer

MİMİROĞLU, Bayram Ali TAVLAYAN, Korcan PULATSÜ, Ziya

GÜLER, Rıdvan ULUGÜLER, Beyazıt KARATAŞ, Mehmet ELDEM, Hüseyin ÇINAR, Sefer

KURNAZ, Berna DÖNMEZ, Mehmet Cem ÇAĞLAR, Ali Deniz KUTLUK, Mustafa Aydın GÜRÜL,

Ahmet Sinan ERTUĞRUL, Bülent KOCABABUÇ, Osman KAYALAR, Recep YILDIZ, Alpar

KARAAHMET, Nihat ALTUNBULAK, Hakan Mehmet KÖKTÜRK, Ayhan ÜSTBAŞ, Hakan İsmail

ÇELİKCAN, Ali TÜRKŞEN, Tayfun DUMAN, İbrahim Koray ÖZYURT, Muharrem Nuri

ALACALI, Dora SUNGUNAY, Şafak YÜREKLİ, Binali AYDOĞDU, Oğuz TÜRKSOYU, Cemal

TEMİZÖZ, Uğur UZAL, Ergin SAYGUN, Kubilay AKTAŞ, Armağan AKSAKAL, Sinan TOPUZ,

Recep Rıfkı DURUSOY, Aşkın ÜREDİ, Çetin DOĞAN, Ahmet YAVUZ, Mehmet OTUZBİROĞLU,

Devrim REHBER, Mustafa KOÇ, Erdal AKYAZAN, Cenk HATUNOĞLU, Namık SEVİNÇ,

Mustafa İLHAN, Süleyman Namık KURŞUNCU, Yalçın ERGÜL, Mehmet ERKORKMAZ, Hüseyin

DİLAVER, Şenol BÜYÜKÇAKIR, Bülent GÜNÇAL, Gürkan YILDIZ, Ayhan GÜMÜŞ, Ahmet

ERDEM, Kubilay BALOĞLU, Atilla ÖZLER, Rasim ARSLAN, Çetin CAN, Turgut ATMAN,

Cengiz KÖYLÜ, Yusuf Volkan YÜCEL, Necdet Tunç SÖZEN, Osman BAŞIBÜYÜK, Cahit

Serdar GÖKGÖZ, Halit Nejat AKGÜNER, Haldun ERMİN, Derya ÖN, Mehmet AYGÜN,

Mustafa ÖNSEL, Erdem Caner BENER, İhsan BALABANLI, Hanifi

YILDIRIM, Bekir MEMİŞ, Kahraman DİKMEN, Hüseyin TOPUZ, Taylan ÇAKIR, Aziz

YILMAZ, Nail İLBEY, Bülent TUNÇAY, Yusuf KELLELİ, Ali DEMİR, Hakan SARGIN,

Erdinç ATİK, Murat ÖZÇELİK, Ümit METİN, Hüseyin ÖZÇOBAN, Salim Erkal BEKTAŞ,

Şükrü SARIIŞIK, Nejat BEK, Bilgin BALANLI, Meftun HIRACA, Deniz CORA, Engin

ALAN, Serdar Okan KIRÇİÇEK, Taner GÜL, Halil İbrahim FIRTINA, Osman Fevzi GÜNEŞ,

Turgay ERDAĞ, Memiş Yüksel YALÇIN, Özden ÖRNEK, Ayhan

TAŞ, Mehmet Cenk DALKANAT, Ramazan Kamüran GÖKSEL,

Ali Sadi ÜNSAL, Behzat BALTA, Gürkan KOLDAŞ, Mehmet Seyfettin ALEVCAN, Ahmet

HACIOĞLU, Mehmet ÖRGEN, Ender GÜNGÖR, Murat SAKA, Hakan BÜYÜK, Ahmet Bertan

NOGAYLAROĞLU, Süha TANYERİ, Cemalettin BOZDAĞ, Ahmet Zeki ÜÇOK, Mehmet Koray

ERYAŞA, Turgay YAMAÇ, Abdullah Can ERENOĞLU, Kadir SAĞDIÇ, Mehmetfatih

İLĞAR, Davut İsmet ÇINKI, Nedim Güngör KURUBAŞ, Mehmet Fikri KARADAĞ, Yusuf

Ziya TOKER, Hasan Fehmi CANAN, Mehmet Kaya VAROL, Gürbüz KAYA, İzzet OCAK, Suat

AYTIN ve Mehmet YOLERİ’ne ayrı ayrı yaptıkları, 198,35 TL harç ile 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL’nin ayrı ayrı;

4-

Başvuruculardan; Ali Semih

ÇETİN, Cem Aziz ÇAKMAK, Faruk DOĞAN, Metin Yavuz YALÇIN, Ramazan Cem GÜRDENİZ,

Soner POLAT, Taner GÜL, Fatih Uluç YEĞİN, Kürşad Güven ERTAŞ, Murat ÖZENALP,

Utku ARSLAN’a 198,35 TL harç ve

1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL’nin ayrı ayrı;

5-

Başvuruculardan; Gürsel ÇAYPINAR ve Mehmet ULUTAŞ tarafından ayrı ayrı yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL’nin ayrı ayrı;

6-

Başvuruculardan Dursun ÇİÇEK ile Mustafa Korkut ÖZARSLAN’a

ayrı ayrı ikişer başvuru yapmaları nedeniyle her biri 198,35 TL olan iki adet

harç ücreti ile 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.896,70 TL’nin

ayrı ayrı;

Ödenmesine

karar verilmiştir.

Başkan

:

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

:

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Zehra Ayla PERKTAŞ

Recep KÖMÜRCÜ

Burhan ÜSTÜN

Engin YILDIRIM

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Celal Mümtaz AKINCI

Erdal TERCAN

Muammer TOPAL

Zühtü ARSLAN

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Serhat ALTINKÖK

Yunus HEPER

Recep ÜNAL

Muharrem İlhan KOÇ

Özcan ÖZBEY

1. Başvurucu

:

Sencer BAŞAT

2. Başvurucu

:

Aşkın ÖZTÜRK

Vekili

:

Av. Kemal Nevzat GÜLEŞEN

3. Başvurucu

Turgut KETKEN

4. Başvurucu

:

Yavuz KILIÇ

Vekili

:

Av. Kemal Nevzat GÜLEŞEN

5. Başvurucu

:

Ökkeş Alp KIRIKKANAT

6. Başvurucu

:

Ali Cengiz ŞİRİN

Vekili

:

Av. Ayfer UZUNIRMAK

7. Başvurucu

:

Bulut Ömer MİMİROĞLU

Vekili

:

Av. Kazım GÖZÜŞİRİN

8. Başvurucu

:

Bayram Ali TAVLAYAN

Vekili

:

Av. Mustafa BAŞAR ENGİN

9. Başvurucu

:

Korcan

PULATSÜ

Vekili

:

Av. Ali Fahir KAYACAN

10. Başvurucu

:

Ziya GÜLER

Vekili

:

Av. Ali Fahir KAYACAN

11. Başvurucu

:

Rıdvan ULUGÜLER

Vekili

:

Av. Ali Fahir KAYACAN

12. Başvurucu

:

Beyazıt KARATAŞ

Vekili

:

Av. Ali Fahir KAYACAN

13. Başvurucu

:

Mehmet ELDEM

Vekili

:

Av. Ali Fahir KAYACAN

14. Başvurucu

:

Hüseyin ÇINAR

Vekili

:

Av. Ali Fahir KAYACAN

15. Başvurucu

:

Sefer KURNAZ

Vekili

:

Av. Ali Fahir KAYACAN

16. Başvurucu

:

Berna DÖNMEZ

Vekili

:

Av. Ali Fahir KAYACAN

17. Başvurucu

:

Mehmet Cem ÇAĞLAR

Vekili

:

Av. Ali Fahir KAYACAN

18. Başvurucu

:

Ali Deniz KUTLUK

Vekili

:

Av. Ayşe Gül HANYALOĞLU

19. Başvurucu

:

Mustafa Aydın GÜRÜL

Vekili

:

Av. Ayşe Gül HANYALOĞLU

20. Başvurucu

:

Hasan HOŞGİT

21. Başvurucu

:

Ahmet Sinan ERTUĞRUL

Vekili

:

Av. Günizi DİZDAR

22. Başvurucu

:

Fikret GÜNEŞ

23. Başvurucu

:

Taner BALKIŞ

24. Başvurucu

:

Mustafa KARASABUN

25. Başvurucu

:

Bülent KOCABABUÇ

Vekili

:

Av. Kemal Yener SARAÇOĞLU

26. Başvurucu

:

Osman KAYALAR

Vekili

:

Av. Kemal Yener ŞARAÇOĞLU

27. Başvurucu

:

Recep YILDIZ

Vekili

:

Av. Kemal Yener SARAÇOĞLU

28. Başvurucu

:

Alpar KARAAHMET

Vekili

:

Av. Kemal Yener ŞARAÇOĞLU

29. Başvurucu

:

Nihat ALTUNBULAK

Vekili

:

Av. Kemal Yener SARAÇOĞLU

30. Başvurucu

:

Hakan Mehmet KÖKTÜRK

Vekili

:

Av. Kemal Yener SARAÇOĞLU

31. Başvurucu

:

Ayhan ÜSTBAŞ

Vekili

:

Av. Kemal Yener SARAÇOĞLU

32. Başvurucu

:

Ali Semih ÇETİN

Vekili

:

Av. Şule EROL

33. Başvurucu

:

Cem Aziz ÇAKMAK

Vekili

:

Av. Şule EROL

34. Başvurucu

:

Faruk DOĞAN

Vekili

:

Av. Şule EROL

35. Başvurucu

:

Metin Yavuz YALÇIN

Vekili

:

Av. Şule EROL

36. Başvurucu

:

Ramazan Cem GÜRDENİZ

Vekili

:

Av. Şule EROL

37. Başvurucu

:

Soner POLAT

Vekili

:

Av. Şule EROL

38. Başvurucu

:

Fatih Uluç YEĞİN

Vekili

:

Av. Şule EROL

39. Başvurucu

:

Kürşad Güven ERTAŞ

Vekili

:

Av. Şule EROL

40. Başvurucu

:

Murat ÖZENALP

Vekili

:

Av. Şule EROL

41. Başvurucu

:

Utku ARSLAN

Vekili

:

Av. Şule EROL

42. Başvurucu

:

Hakan İsmail ÇELİKCAN

Vekili

:

Av. Şule EROL

43. Başvurucu

:

Nadir Hakan ERAYDIN

44. Başvurucu

:

İsmail TAŞ

45. Başvurucu

:

Emin KÜÇÜKKILIÇ

46. Başvurucu

:

Ali TÜRKŞEN

Vekili

:

Av. İbrahim ŞAHİNKAYA

Av. Şeref DEDE

47. Başvurucu

:

Tayfun DUMAN

Vekili

:

Av. Şeref DEDE

48. Başvurucu

:

İbrahim Koray ÖZYURT

Vekili

:

Av. İbrahim ŞAHİNKAYA

Av. Şeref DEDE

49. Başvurucu

:

Muharrem Nuri ALACALI

Vekili

:

Av. Şeref DEDE

50. Başvurucu

:

Dora SUNGUNAY

Vekili

:

Av. İbrahim ŞAHİNKAYA

Av. Şeref DEDE

51. Başvurucu

:

Şafak YÜREKLİ

Vekili

:

Av. İbrahim ŞAHİNKAYA

52. Başvurucu

:

İsmail TAYLAN

53. Başvurucu

:

Binali AYDOĞDU

Vekili

:

Av. Nihat Taner ÇATALSAKAL

54. Başvurucu

:

Oğuz TÜRKSOYU

Vekili

:

Av. Osman OĞUZHAN

55. Başvurucu

:

Cemal TEMİZÖZ

Vekili

:

Av. Ünsal AKTAŞ

56. Başvurucu

:

Uğur UZAL

Vekili

:

Av. Emiş Özgür ERYILMAZ

57. Başvurucu

:

Nuri Selçuk GÜNERİ

58. Başvurucu

:

Yusuf AFAT

59. Başvurucu

:

Celal Kerem EREN

60. Başvurucu

:

Berker Emre TOK

61. Başvurucu

:

Erhan KUBAT

62. Başvurucu

:

Ergin SAYGUN

Vekili

:

Av. Metin KAYAÇAĞLAYAN

63. Başvurucu

:

Kubilay AKTAŞ

Vekili

:

Av. Metin KAYAÇAĞLAYAN

64. Başvurucu

:

Armağan AKSAKAL

Vekili

:

Av. Levent TÜRKOĞLU

65. Başvurucu

:

Sinan TOPUZ

Vekili

:

Av. Ali ALTAY

66. Başvurucu

:

Recep Rıfkı DURUSOY

Vekili

:

Av. Deniz ATA

67. Başvurucu

:

Doğan TEMEL

68. Başvurucu

:

Mete DEMİRGİL

69. Başvurucu

:

Aşkın ÜREDİ

Vekili

:

Av. Rahile HORZUM

70. Başvurucu

:

Çetin DOĞAN

Vekili

:

Av. Hüseyin ERSÖZ

71. Başvurucu

:

Ahmet YAVUZ

Vekili

:

Av. Duygun YARSUVAT

Av. Mehmet Selim YAVUZ

72. Başvurucu

:

Mehmet OTUZBİROĞLU

Vekili

:

Av. Ahmet KÖKSAL

73. Başvurucu

:

Devrim REHBER

Vekili

:

Av. Abdullah KAYA

74. Başvurucu

:

Mustafa KOÇ

Vekili

:

Av. Abdullah KAYA

75. Başvurucu

:

Erdal AKYAZAN

Vekili

:

Av. Selda Uğur AKYAZAN

76. Başvurucu

:

Cenk HATUNOĞLU

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

77. Başvurucu

:

Namık SEVİNÇ

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

78. Başvurucu

:

Mustafa İLHAN

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

79. Başvurucu

:

Süleyman Namık KURŞUNCU

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

80. Başvurucu

:

Yalçın ERGÜL

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

81. Başvurucu

:

Mehmet ERKORKMAZ

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

82. Başvurucu

:

Hüseyin DİLAVER

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

83. Başvurucu

:

Şenol BÜYÜKÇAKIR

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

84. Başvurucu

:

Erhan ŞENSOY

85. Başvurucu

:

Bülent GÜNÇAL

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

86. Başvurucu

:

Gürkan YILDIZ

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

87. Başvurucu

:

Ayhan GÜMÜŞ

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

88. Başvurucu

:

Ahmet ERDEM

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

89. Başvurucu

:

Kubilay BALOĞLU

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

90. Başvurucu

:

Atilla ÖZLER

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

91. Başvurucu

:

Rasim ARSLAN

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

92. Başvurucu

:

Çetin CAN

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

93. Başvurucu

:

Turgut ATMAN

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

94. Başvurucu

:

Cengiz KÖYLÜ

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

95. Başvurucu

:

Yusuf Volkan YÜCEL

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

96. Başvurucu

:

Necdet Tunç SÖZEN

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

97. Başvurucu

:

Osman BAŞIBÜYÜK

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

98. Başvurucu

:

Cahit Serdar GÖKGÖZ

Vekili

:

Av. Serhad ZENGİNPEDÜK

99. Başvurucu

:

Halit Nejat AKGÜNER

Vekili

:

Av. Refik Ali UÇARCI

100. Başvurucu

:

Dursun ÇİÇEK

Vekili

:

Av. İrem ÇİÇEK

101. Başvurucu

:

Hayri GÜNER

102. Başvurucu

:

Ahmet Feyyaz ÖĞÜTCÜ

103. Başvurucu

:

Hüseyin HOŞGİT

104. Başvurucu

:

Ali Yasin TÜRKER

105. Başvurucu

:

Levent Kerim UÇA

106. Başvurucu

:

Bülent OLCAY

107. Başvurucu

:

Zafer Erdim İNAL

108. Başvurucu

:

Erdinç ALTINER

109. Başvurucu

:

Mehmet Cem OKYAY

110. Başvurucu

:

Mehmet Baybars KÜÇÜKATAY

111. Başvurucu

:

Mustafa Erhan PAMUK

112. Başvurucu

:

Ümit ÖZCAN

113. Başvurucu

:

Engin BAYKAL

114. Başvurucu

:

Lütfü SANCAR

115. Başvurucu

:

Nuri ÜSTÜNER

116. Başvurucu

:

Ahmet KÜÇÜKŞAHİN

117. Başvurucu

:

Nuri Ali KARABABA

118. Başvurucu

:

Haldun ERMİN

Vekili

:

Av. Ali SEZENOĞLU

119. Başvurucu

:

Derya ÖN

Vekili

:

Av. Haluk PEKŞEN

120. Başvurucu

:

Mehmet AYGÜN

Vekili

:

Av. Mete KUBİLAY

121. Başvurucu

:

Aykar

TEKİN

122. Başvurucu

:

Mustafa ÖNSEL

Vekili

:

Av. Ziya KARA

123. Başvurucu

:

Erdem Caner BENER

Vekili

:

Av. Abdullah Alp ARSLANKURT

124. Başvurucu

:

Engin KILIÇ

125. Başvurucu

:

Refik Levent TEZCAN

126. Başvurucu

:

Kemalettin YAKAR

127. Başvurucu

:

Yaşar Barbaros BÜYÜKSAĞNAK

128. Başvurucu

:

Kıvanç KIRMACI

129. Başvurucu

:

Mustafa Haluk BAYBAŞ

130. Başvurucu

:

Levent ÇEHRELİ

131. Başvurucu

:

Ayhan Türker KOÇPINAR

132. Başvurucu

:

Fahri Can YILDIRIM

133. Başvurucu

:

Bahadır Mustafa KAYALI

134. Başvurucu

:

Ertuğrul UÇAR

135. Başvurucu

:

Mesut Zafer SARI

136. Başvurucu

:

Ercan İRENÇİN

137. Başvurucu

:

İhsan BALABANLI

Vekili

:

Av. Ziya KARA

Av. Ramazan BULUT

138. Başvurucu

:

Hanifi

YILDIRIM

Vekili

:

Av. Ziya KARA

139. Başvurucu

:

Bekir MEMİŞ

Vekili

:

Av. Ramazan BULUT

140. Başvurucu

:

Kahraman DİKMEN

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

141. Başvurucu

:

Hüseyin TOPUZ

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

142. Başvurucu

:

Mehmet Cem KIZIL

143. Başvurucu

:

Taylan ÇAKIR

Vekili

:

Av. Hasan Adil ATABAY

144. Başvurucu

:

Hasan ÖZYURT

145. Başvurucu

:

Murat ÜNLÜ

146. Başvurucu

:

Hannan

ŞAYAN

147. Başvurucu

:

Alpay ÇAKARCAN

148. Başvurucu

:

İbrahim Özdem KOÇER

149. Başvurucu

:

Mehmet Ferhat ÇOLPAN

150. Başvurucu

:

Aydın SEZENOĞLU

151. Başvurucu

:

Aziz YILMAZ

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

152. Başvurucu

:

Rafet OKTAR

153. Başvurucu

:

Nail İLBEY

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

154. Başvurucu

:

Ahmet DİKMEN

155. Başvurucu

:

Ergün BALABAN

156. Başvurucu

:

Ayhan GEDİK

157. Başvurucu

:

Bülent TUNÇAY

Vekili

:

Av. Cengiz ERDOĞAN

158. Başvurucu

:

Önder ÇELEBİ

159. Başvurucu

:

Yusuf KELLELİ

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

160. Başvurucu

:

Servet BİLGİN

161. Başvurucu

:

Ali DEMİR

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

162. Başvurucu

:

Hakan SARGIN

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

163. Başvurucu

:

Erdinç ATİK

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

164. Başvurucu

:

Murat ÖZÇELİK

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

165. Başvurucu

:

Ümit METİN

Vekili

:

Av. Naim KARAKAYA

166. Başvurucu

:

Hüseyin ÖZÇOBAN

Vekili

:

Av. Mahir IŞIKAY

167. Başvurucu

:

Mücahit ERAKYOL

168. Başvurucu

:

Salim Erkal BEKTAŞ

Vekili

:

Av. İlkay SEZER

169. Başvurucu

:

Şükrü SARIIŞIK

Vekili

:

Av. Osman TOPÇU

170. Başvurucu

:

Nejat BEK

Vekili

:

Av. İlkay SEZER

171. Başvurucu

:

Bilgin BALANLI

Vekili

:

Av. İlkay SEZER

172. Başvurucu

:

Meftun HIRACA

Vekili

:

Av. Naim KARAKAYA

173. Başvurucu

:

Deniz CORA

Vekili

:

Av. Naim KARAKAYA

174. Başvurucu

:

Engin ALAN

Vekili

:

Av. Yakup AKYÜZ

175. Başvurucu

:

Serdar Okan KIRÇİÇEK

Vekili

:

Av. İhsan Nuri TEZEL

176. Başvurucu

:

Taner GÜL

Vekili

:

Av. Atakay BALA

Av. Şule EROL

177. Başvurucu

:

Halil İbrahim FIRTINA

Vekili

:

Av. Hasan Fehmi DEMİR

Av. Kazım Yiğit AKALIN

178. Başvurucu

:

Osman Fevzi GÜNEŞ

Vekili

:

Av. İlkay SEZER

179. Başvurucu

:

Turgay ERDAĞ

Vekili

:

Av. İhsan Nuri TEZEL

180. Başvurucu

:

Memiş

Yüksel YALÇIN

Vekili

:

Av. İlkay SEZER

181. Başvurucu

:

Özden ÖRNEK

Vekili

:

Av. Turgay SARIAKÇALI

182. Başvurucu

:

Ayhan TAŞ

Vekili

:

Av. Hilal DEMİRELLİ

Av. İlkay SEZER

183. Başvurucu

:

Mehmet Cenk DALKANAT

Vekili

:

Av. Turgay SARIAKÇALI

184. Başvurucu

:

Ramazan Kamüran GÖKSEL

Vekili

:

Av. Hüseyin Mitat TOMBAK

185. Başvurucu

:

Tuncay ÇAKAN

186. Başvurucu

:

Ali Sadi ÜNSAL

Vekili

:

Av. Hüseyin Mitat TOMBAK

187. Başvurucu

:

Behzat BALTA

Vekili

:

Av. Salim ŞEN

188. Başvurucu

:

Gürkan KOLDAŞ

Vekili

:

Av. Derya ERDOĞAN

189. Başvurucu

:

Mehmet Seyfettin ALEVCAN

Vekili

:

Av. İhsan Nuri TEZEL

190. Başvurucu

:

Kadri Sonay AKPOLAT

191. Başvurucu

:

Ahmet HACIOĞLU

Vekili

:

Av. Mustafa KARADENİZ

192. Başvurucu

:

Mehmet ÖRGEN

Vekili

:

Av. İhsan Nuri TEZEL

193. Başvurucu

:

Abdullah GAVREMOĞLU

194. Başvurucu

:

Ender GÜNGÖR

Vekili

:

Av. İhsan Nuri TEZEL

195. Başvurucu

:

Onur ULUOCAK

196. Başvurucu

:

Özgür Ecevit TAŞCI

197. Başvurucu

:

Murat SAKA

Vekili

:

Av. İhsan Nuri TEZEL

198. Başvurucu

:

Hakan BÜYÜK

Vekili

:

Av. Celal ÜLGEN

199. Başvurucu

:

Ahmet Bertan NOGAYLAROĞLU

Vekili

:

Av. Celal ÜLGEN

200. Başvurucu

:

Süha TANYERİ

Vekili

:

Av. Celal ÜLGEN

201. Başvurucu

:

Cemalettin BOZDAĞ

Vekili

:

Av. İhsan Nuri TEZEL

202. Başvurucu

:

Ahmet Zeki ÜÇOK

Vekili

:

Av. Celal ÜLGEN

Av. Serkan GÜNEL

203. Başvurucu

:

Mehmet Koray ERYAŞA

Vekili

:

Av. Murat ERGÜN

204. Başvurucu

:

Turgay YAMAÇ

Vekili

:

Av. Murat ERGÜN

205. Başvurucu

:

Abdullah Can ERENOĞLU

Vekili

:

Av. Murat ERGÜN

206. Başvurucu

:

Kadir SAĞDIÇ

Vekili

:

Av. Murat ERGÜN

207. Başvurucu

:

Mehmetfatih

İLĞAR

Vekili : Av. Murat ERGÜN 208. Başvurucu : Davut İsmet ÇINKI Vekili : Av. Hasan Fehmi DEMİR 209. Başvurucu : Özer KARABULUT 210. Başvurucu : Nedim Güngör KURUBAŞ Vekili : Av. Haluk PEKŞEN 211. Başvurucu : Mehmet Fikri KARADAĞ Vekili : Av. Nevzat ÇETİN 212. Başvurucu : Yusuf Ziya TOKER Vekili : Av. Yahya KOÇ 213. Başvurucu : Derya GÜNERGİN 214. Başvurucu : Hasan Fehmi CANAN Vekili : Av. Ahmet KOÇ 215. Başvurucu : Mehmet Kaya VAROL Vekili : Av. Muzaffer DEĞİRMENCİ 216. Başvurucu : Gürbüz KAYA Vekili : Av. Ahmet KOÇ 217. Başvurucu : İzzet OCAK Vekili : Av. Muammer KÜÇÜK 218. Başvurucu : Mustafa Korkut ÖZARSLAN Vekili : Av. Mehmet Tolga AKALIN 219. Başvurucu : Haydar Mücahit ŞİŞLİOĞLU 220. Başvurucu : Yurdaer OLCAN 221. Başvurucu : Halil KALKANLI 222. Başvurucu : Suat AYTIN Vekili : Av. Muammer KÜÇÜK 223. Başvurucu : Abdülkadir ERYILMAZ 224. Başvurucu : Mehmet YOLERİ Vekili : Av. Eyyup Sabri GÜRSOY 225. Başvurucu : Fahri Yavuz URAS 226. Başvurucu : Faruk Oktay MEMİOĞLU 227. Başvurucu : Ender KAHYA 228. Başvurucu : Gürsel ÇAYPINAR Vekili : Av. Alp ÇAKMUT 229. Başvurucu : Mehmet ULUTAŞ Vekili : Av. Durgut CAN 230. Başvurucu : Mustafa ÇALIŞ

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2013/7800, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence
  13. Kaleli
  14. Dursun
  15. M. Emin KUZ
  16. Pulatsü
  17. Tekin
  18. Yıldırım
  19. Şayan
  20. İlğar
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2013/7800
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Ahmet Alkan Başvurusu (B. No: 2013/8172)
  • Burhan İsmailoğlu Başvurusu (B. No: 2012/349)
  • Hasip Kaplan Başvurusu (B. No: 2013/4681)
  • Haşim Çelik Başvurusu (B. No: 2014/433)
  • Sino Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3839)
  • Süleyman Coşkun Başvurusu (B. No: 2014/1586)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.