İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sino Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3839)

1. Başvurucular tarafı

Başvuru No2013/3839Tarih18 Haziran 2014Okuma14 dk · 2.828 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sino Kaya Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/3839
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.828 kelime·14 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular tarafı

oldukları hukuk davasının otuz beş yılı aşkın süredir karara bağlanmamış olması

ve uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan gerekli şekilde istifade

edememeleri nedeniyle adil yargılama ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine

karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/6/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 10/10/2013 tarihinde

yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 11/11/2013 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Mardin ili Derik ilçesi

Çataltepe Köyü 397, 398, 402, 403, 406 ve 409 parsel sayılı taşınmazların

kadastro tespit çalışmaları neticesinde hazine adına tespit edilmesi üzerine,

başvurucular dışındaki bazı şahıslar tarafından, yapılan tespitlerin iptali

amacıyla 8/2/1978 tarihinde Derik Kadastro Mahkemesine davalar açılmış ve

belirtilen bu davalar Mahkemenin E.1978/26-27-28-29-30-31 sıralarına

kaydedilmiştir.

8. 12/12/1979 tarihinde

başvurucular tarafından yukarıda belirtilen davalara müdahil olmak için asli

müdahale dilekçesi verilerek, taşınmazların kadastro çalışmaları öncesinde

Derik Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1978/24 sayılı dosyasında taraflarınca dava

konusu edildiği bildirilmiştir.

9. Başvurucuların belirttiği

Derik Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1978/24 sayılı dosyasının tetkikinden,

başvurucu Sino Kaya ve diğer başvurucuların murisleri

tarafından 3/11/1975 havale tarihli dilekçeyle Derik Asliye Hukuk Mahkemesine

açılmış olan ve Mahkemenin E.1975/86 sırasına kaydı yapılan davanın yargılaması

sonucunda verilen kararın bozulması üzerine, dosyanın Mahkemenin E.1978/24

sırasına kaydının yapıldığı ve Derik Kadastro Mahkemesinin 8/2/1978 tarihli

yazısı ile taşınmazlara ilişkin kadastro tespit çalışmaları yapıldığının

bildirilmesi üzerine, belirtilen dosyanın Derik Asliye Hukuk Mahkemesinin

16/5/1978 tarihli görevsizlik kararı ile Derik Kadastro Mahkemesine devredilmiş

olduğu anlaşılmıştır.

10. Görevsizlik kararı ile

devredilen dosya ve Derik Kadastro Mahkemesinin E.1978/26-27-28-29-31 sayılı

dosyaları ilgileri nedeniyle Mahkemenin E.1978/30 sayılı dosyası üzerinde

birleştirilmiştir.

11. Derik Kadastro Mahkemesinin

4/6/1982 tarih ve E.1978/30, K.1986/228 sayılı kararı ile 397, 398, 402, 403,

406 ve 409 parsel sayılı taşınmazların müdahiller adına tapuya tesciline karar

verilmiştir.

12. Derik Tapulama Mahkemesinin

kararı temyiz edilmekle, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 27/12/1982 tarihli

kararlarıyla bozulmuş, bozma sonrası dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin

E.1983/58 sırasına kaydı yapılmış, ilk derece Mahkemesinin 25/5/1984 tarih ve

E.1983/58, K.1984/49 sayılı kararı ile taşınmazların müdahiller adına tapuya

tesciline karar verilmiştir.

13. İlk derece Mahkemesi kararı

Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 29/9/1987 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma

sonrası dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin E.1987/28 sırasına kaydı

yapılmıştır.

14. Derik Kadastro Mahkemesinin

E.1987/28 sayılı dosyasında yürütülen yargılama neticesinde verilen 27/1/1993

tarih ve E.1987/28, K.1993/1 sayılı karar Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin

8/4/1994 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma sonrası dosyanın Derik Kadastro

Mahkemesinin E.1994/6 sırasına kaydı yapılmıştır.

15. Derik Kadastro Mahkemesince

E.1994/6 sayılı dosyanın, aralarındaki bağlantı nedeniyle Mahkemenin E.1995/6

sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, akabinde E.1994/6 sayılı

dosya tefrik edilerek Mahkemenin E.1999/1 sırasına kaydı yapılmış olup, hâlihazırda

ilk derece Mahkemesi önünde derdesttir.

B. İlgili

Hukuk

16. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider

yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

17. 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi;

taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh

edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü

uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve

özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile

ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine

veraset belgesi de verebilir.”

18. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”

kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro

müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro

tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava

dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile

uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili

dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara

Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”

19. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar

başlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

20. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin

takdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Kadastro

tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe

gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,

kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında

çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri

tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro

komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen

dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının

dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak

taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür.

Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit

edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı

verilir.”

21. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun

yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi

kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”

22. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro

harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince

resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,

ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 18/6/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 7/6/2013 tarih ve 2013/3839

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

24. Başvurucular, kendilerine

ait taşınmazlara ilişkin olarak Derik Kadastro Mahkemesinin E.1999/1 sayılı

dosyasında yürütülen yargılamanın otuz beş yıldan uzun bir süredir devam

ettiğini, dava süresinin uzamasında kusurlarının olmadığını, değişik

gerekçelerle yargılama işlemlerinin icrası tehir edilerek ve bu işlemelerin

yapılması hususunda gerekli özen gösterilmeyerek yargılama süresinin

uzatıldığını, ayrıca uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdan diledikleri

şekilde istifade edemedikleri gibi, taşınmazlara bağlı olarak sağlanan

destekleme primi gibi gelirlerden de mahrum kaldıklarını belirterek,

Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

25. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi

sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

26. Başvurucular, tarafı

oldukları hukuk davasının otuz beş yılı aşkın süredir karara bağlanmamış olması

nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18)

28. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak

iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

30. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

31. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,

ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

32. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 39).

33. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 40).

34. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının

tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 41–45).

35. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti

ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

36. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

37. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların

makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, birkaç

adet taşınmaz hakkında asliye hukuk mahkemesinde açılan ve görevsizlik kararı

sonrasında kadastro mahkemesinde açılan tespite itiraz davası ile

birleştirilmek suretiyle yürütülen bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu

görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

38. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih, başvurucu Sino

Kaya ve diğer başvurucuların murisleri tarafından Derik Asliye Hukuk

Mahkemesine açılan tapu iptal davası tarihi olan 3/11/1975 tarihidir.

Başvuruculardan Sino Kaya, belirtilen tarihte açılan

davanın davacıları hanesinde yer almakta olup, diğer başvurucular ise

davacıların murisleridir. Ancak miras bırakanlarından intikalle davayı takip

etmekte olan başvurucular açısından da makul süre değerlendirmesinde dikkate

alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçıların yargılamaya katıldıkları an değil,

somut olayda murisleri açısından değerlendirmeye esas alınan sürenin başlangıç

anı olan 3/11/1975 tarihidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Sürenin bitiş

tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona

erme tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

39. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir.( B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 51).

40. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başlangıçta birkaç adet

taşınmaza ilişkin tapu iptal talebi olduğu, dava konusu taşınmazlara ilişkin

kadastro tespit çalışmaları yapılması üzerine dosyanın görevsizlik kararı ile

kadastro mahkemesine devredildiği ve belirtilen mahkeme nezdinde açılan tespite

itiraz davaları ile birleştirildiği, davanın taraflarında otuzu aşkın kişinin

yer aldığı ve yaklaşık otuz dokuz yıllık yargılama sürecinde ilk derece

mahkemesince davanın esasına dair üç karar verildiği, belirtilen kararların

temyiz incelemesi neticesinde bozularak Derik Kadastro Mahkemesinin E.1994/6

sırasına kaydının yapıldığı, akabinde verilen birleştirme ve tefrik kararları

neticesinde son olarak Derik Kadastro Mahkemesinin E.1999/1 sırasına kaydı

yapılan davanın hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğu

anlaşılmaktadır.

41. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin ilk derece mahkemesi

nezdinde geçen bölümünün iki yıl altı aylık yargılama periyodu dışındaki

kısmının kadastro mahkemesinde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402

sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması

durumunda uygulama alanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin,

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır

(§ 16-22).

42. Özellikle somut yargılama

açısından dava malzemesinin taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı

nazara alındığında, yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme

yükümlülüğünün daha dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No:

2012/12, 17/9/2013, § 58; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 64).

43. Kadastro mahkemesi

nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle

3402 sayılı Kanun’da yer alan ve yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden

özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/12,

17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673,

19/12/2013, §§ 37-43), başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak

bakıldığında, 3402 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama

sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık otuz dokuz yıllık yargılama

sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

45. Başvurucular tarafından

ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan yararlanamadıkları ve

taşınmazlar nedeniyle sağlanan gelir desteklerinden istifade edemedikleri

belirtilerek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddia edilmiş olmakla beraber, somut yargılama bağlamında

başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde

yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

46. Başvurucular, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 500.000 TL maddi ve başvurucuların

her biri için 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

47. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48. Başvurucuların tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık otuz dokuz yıllık yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında ve

başvuruculardan Sino Kaya’nın belirtilen davanın

davacılarından olduğu, diğer başvurucuların ise yargılamayı murislerinden

intikalle takip etmekte oldukları göz önünde bulundurulduğunda, takdiren başvuruculardan Sino

Kaya’ya 22.450,00 TL, başvurucular Kayhan Kaya ve Abdülhalim Kaya’nın her

birine 1.150,00 TL, başvurucu Mehmet Kaya’ya 1.750,00 TL ve başvurucu Mehmet

Nezir Kaya’ya 2.050,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

49. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

50. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

51. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık otuz dokuz yıldır sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucuların,

1.

Makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvuruculardan Sino Kaya’ya 22.450,00

TL, başvurucular Kayhan Kaya ve Abdülhalim Kaya’nın her birine 1.150,00 TL,

başvurucu Mehmet Kaya’ya 1.750,00 TL ve başvurucu Mehmet Nezir Kaya’ya 2.050,00

TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

C. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA

MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme

olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

18/6/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucular : Sino KAYA Kayhan KAYA Mehmet KAYA Abdülhalim KAYA Mehmet Nezir KAYA Vekili : Av. Ali AYDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3839, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvuruculardan Sino Kaya’ya 22.450,00
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3839
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Süleyman Coşkun Başvurusu (B. No: 2014/1586)
  • Abdullah Doğtaş Başvurusu (B. No: 2012/1123)
  • Erdoğan Duru Başvurusu (B. No: 2013/2607)
  • Vedat Sunay Başvurusu (B. No: 2013/6816)
  • Hüseyin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/7283)
  • Zeliha Taşkın ve Aysel Taşkın Başvurusu (B. No: 2013/8485)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.