İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Süleyman Coşkun Başvurusu (B. No: 2014/1586)

1. Başvurucu, murisi aleyhine

Başvuru No2014/1586Tarih18 Haziran 2014Okuma13 dk · 2.641 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Süleyman Coşkun Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2014/1586
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.641 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, murisi aleyhine

1/12/1961 tarihinde Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine

itiraz davasında makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, mülkiyet ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talep

etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/2/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci

Bölüm Birinci Komisyonunca, 14/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 2/5/2014

tarihli ara kararı gereğince başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığı, 21/5/2014

tarihli yazı ile görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Mardin ili Kızıltepe ilçesi Elbeyli köyünde yapılan

kadastro çalışmaları sırasında 23, 25 ve 26 parsel numaralı taşınmazlar

başvurucunun murisi ve diğer hissedarlar adlarına tespit edilmiştir.

8. A.T. ve arkadaşları, 1/12/1961 tarihinde, Kızıltepe

Kadastro Mahkemesinde başvurucunun murisi ve arkadaşları aleyhine açtıkları

kadastro tespitine itiraz davasında, kadastro tespitinin iptali ile

taşınmazların kısmen adlarına tescilini talep etmişlerdir.

9. Mahkemece, 20/11/1973 tarih ve E.1961/111, K.1973 sayılı

kararla davanın kabulüne, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile

davacılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiştir.

10. Temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13/10/1975

tarih ve E.1974/5851, K.1975/5168 sayılı ilamıyla; eksik inceleme yapıldığı

gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

11. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 15/5/1985 tarih ve E.1976/4, K.1985/4 sayılı kararla davanın kabulüne,

taşınmazların davacılar adlarına tapuya tescillerine karar verilmiştir.

12. Temyiz üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince, 13/3/1986

tarih ve E.1985/18960, K.1986/2568 sayılı ilamla, eksik incelemeye dayalı karar

verildiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

13. Mahkemece bozma kararına uyularak, E.1986/2 sayılı dava

dosyasında yargılamaya devam edilmiştir.

14. Başvurucunun murisi Mehmet Emin Coşkun’un vefatı üzerine,

başvurucu davaya devam etmiştir.

15. Kızıltepe Kadastro Mahkemesinin kapatılması nedeniyle

yargılamaya Mardin Kadastro Mahkemesinin E.2013/89 sayılı dava dosyasında devam

edilmektedir.

B. İlgili

Hukuk

16. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

17. 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev”

kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı

ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde

gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu

sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen

işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları

çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir. ”

18. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı

28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve

kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait

kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında

dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları

ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri

ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu

hükümlerine göre resen tebliğ eder.”

19. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı 29.

maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim,

toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara

bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

20. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri” kenar başlıklı

30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu

beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler.

Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı

deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına

başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli

mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı

veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı

takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın

kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü

bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse, ölü olduğu

yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.”

21. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma ve

ilamların infazı” kenar başlıklı 32. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine

göre resen taraflara tebliğ olunur.”

22. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku”

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve

tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan

alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 7/2/2014 tarih ve 2014/1586 numaralı başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, murisi aleyhine, 1/12/1961 tarihinde Kızıltepe

Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itiraz davasının makul sürede

sonuçlanmadığını, taşınmazı bu sürede kullanamadığını belirterek, mülkiyet ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

25. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Başvurucu, 1/12/1961 tarihinde Kızıltepe Kadastro

Mahkemesinde murisi aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasının halen

devam ettiğini ve makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, Anayasa’nın

35. ve 36. maddesinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

28. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

30. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

31. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38).

32. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.

33. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda,

taşınmaz mülkiyeti hakkında Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro

tespitine itiraz davasında, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan

usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

34. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde gözardı

edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup olmadığının başvurucu

açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

35. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

36. Ancak, belirtilen

kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici

değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu

kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun

yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 46).

37. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

38. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

1/12/1961 tarihidir.

39. Başvuruya konu dava, başvurucunun miras bırakanından

intikalle takip etmekte olduğu bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçının

yargılamaya katıldığı an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeye

esas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

40. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

41. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

42. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusunun, kadastro tespitine itiraz ile taşınmazın başvurucunun

murisi adına olan kadastro tespitinin iptali istemine ilişkin olduğu

anlaşılmıştır.

43. 1/12/1961 tarihinde, A.T. ve 16 arkadaşı tarafından,

başvurucunun murisi ve 16 arkadaşı aleyhine Kızıltepe Kadastro Mahkemesinde

açılan davada 23, 25 ve 26 parsel numaralı taşınmazların kadastro tespitlerinin

iptali ile davacılar adlarına tescili talep edilmiştir. Mahkemece 1/9/1973

tarihinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmış ve 20/11/1973 tarihinde

davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz üzerine 13/10/1975 tarihinde,

Yargıtay 7. Hukuk Dairesince hüküm bozulmuştur.

44. Mahkemece, bozma kararına uyularak yeniden keşif yapılmış

ve 15/5/1985 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz üzerine,

Yargıtay 7. Hukuk Dairesince 13/3/1986 tarihinde, eksik incelemeye dayalı karar

verildiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

45. Mahkeme bozma kararına uyarak, E.1986/2 sayılı dava

dosyasında yargılamaya devam etmiş, anılan Mahkemenin kapatılmasından sonra

dava dosyası Mardin Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Yargılama halen Mardin

Kadastro Mahkemesinde devam etmektedir.

46. Yargılama evrakının

incelenmesinden, özellikle tensip zaptı kapsamında ikmaline başlanılması

gereken tapu kaydı, birleşik kroki, mahalli bilirkişi listesi gibi evrakın

ilgili kurumlardan talep edilmeyerek, yargılama sırasında münferit celselerde

verilen ara kararları uyarınca kısım kısım talep

edildiği, Mahkemece birçok defa dosyanın incelemeye alındığı ve bu sebeple

duruşmaların ertelendiği, keşif ara kararlarının farklı gerekçelerle yerine

getirilmediği ve birçok defa keşiflerin ertelendiği anlaşılmaktadır.

47. 402 sayılı Kanun’da yer alan

özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama alanı

bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan

yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

48. Belirtilen hükümlere rağmen, Mahkemece defalarca davaya

dâhil edilmesi gereken şahısların tespiti ve davaya dâhil edilmeleri, yargılama

sırasında vefat edenlere ait veraset ilamlarının sunulması için taraflara

süreler verildiği, birçok defa keşif ara kararlarının müracaat yokluğu, hava

şartları, bilirkişi temin edilememesi, keşif masrafının yatırılmaması, güvenlik

gibi nedenlerle yerine getirilmediği ve bu uygulamanın davada yer alan taraf

sayısı da nazara alındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye

sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda verilen bir kısım keşif ara

kararlarından dönülerek tekrar taraf teşkili sağlanmaya çalışıldığı

görülmektedir.

49. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, başvuruya konu

yargılamanın gerek taşınmaz sayısı gerekse taraf sayısı bakımından, keşif ve

bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak karmaşık

bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı

değerlendirildiğinde Kadastro Mahkemesinde tatbiki gereken yargılamayı

hızlandırıcı niteliğe sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen

ara kararların birçoğunda taraflara eksikliklerin ikmali hususunda usul

hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek, yapılması gereken işlemlerin uzun

sürelerle yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.

50. Özellikle somut yargılama açısından dava malzemesinin

taraflarca hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında,

yargılama makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha

dikkatli bir şekilde ele alınması gerekmektedir (B. No: 2013/4687, 23/1/2014, §

47).

51. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri

engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, başvurucuların tutumunun

yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilememiştir.

52. Davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle

icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık

olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında yaklaşık

elli üç yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

53. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

54. Başvurucu ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle

taşınmazdan yararlanamadığı gibi taşınmazdan sağlanan gelir desteğinden de

mahrum kaldığını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

55. Başvurucu, taşınmazlarını uzun süren yargılama boyunca

kullanamadığını ve gelirlerinden istifade edemediğini belirterek, maruz kaldığı

zarar karşılığı 50.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata

hükmedilmesini talep etmiştir.

56. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

57. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş

olmakla beraber, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

58. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık

elli üç yıldır devam eden yargılama süreci nazara alındığında, başvurucunun

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya takdiren 2.650,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

59. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

60. Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık elli üç yıldır devam

ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek,

anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka,

adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi

amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 2.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE

C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili

Mardin Kadastro Mahkemesine gönderilmesine,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Süleyman COŞKUN Vekili : Av. Seher GELERİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1586, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Başvurucuya 2.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. F. Kararın bir örneğinin ilgili
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1586
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Abdullah Doğtaş Başvurusu (B. No: 2012/1123)
  • Erdoğan Duru Başvurusu (B. No: 2013/2607)
  • Vedat Sunay Başvurusu (B. No: 2013/6816)
  • Hüseyin Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/7283)
  • Zeliha Taşkın ve Aysel Taşkın Başvurusu (B. No: 2013/8485)
  • Şerban Şahin Başvurusu (B. No: 2013/7223)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.