İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Serhat Oyman Başvurusu (B. No: 2017/25497)

1. Başvuru, naklen atama işlemi nedeniyle özel hayata ve

Başvuru No2017/25497Tarih13 Ekim 2020Okuma23 dk · 4.686 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Serhat Oyman Başvurusu

Karar tarihi
13 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/25497
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.686 kelime·23 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, naklen atama işlemi nedeniyle özel hayata ve

aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 30/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, sivil ve askerî ortak kullanımlı bir havalimanı

olan Malatya Havalimanı Müdürlüğü bünyesinde ARFF (aircraft rescue and fire

fighting -uçak kurtarma ve yangın söndürme) memuru olarak 2010 yılında göreve

başlamıştır.

10. 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi

Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde

Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde

Kararname'ye (399 sayılı KHK) tabi olan ve sözleşmeli olarak çalışan başvurucu

hakkında düzenlenen ve Malatya Valiliği Hava Meydanı Mülki İdare Amirliği

tarafından Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına sunulan gizli

ibareli yazıda başvurucunun başka bir görevde değerlendirilmesi teklif

edilmiştir.

11. 15/1/2013 tarihli söz konusu yazıda; 2012 yılında

Cudi Dağı'nda öldürülen PKK terör örgütü mensubu beş teröristin cenazelerinin

sivil toplum örgütleri ve aileleri tarafından teslim alınması esnasında çekilen

ve haber sitelerinde yer alan videolarda başvurucunun da görüntülendiği, olayla

ilgili olarak Malatya İl Emniyet Müdürlüğünden konunun araştırılmasının

istendiği, yapılan araştırmada başvurucunun Cudi Dağı'nda öldürülen Arin kod

isimli G. O. ile kardeş olduklarının tespit edildiği belirtilmiştir.

Başvurucunun kardeşinin cenazesini teslim almak üzere Cudi Dağı'na gittiği,

otopsi işlemlerinin ardından cenazenin başvurucu tarafından teslim alındığı

ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun iki kardeşinin PKK terör örgütünün

propagandasını yapma suçu kapsamında Malatya 1 Nolu Devlet Güvenlik

Mahkemesinde yargılandıkları ve haklarında 2000 yılında davanın ertelenmesine

karar verildiği belirtilmiştir. Yazıda başvurucunun genel bilgi tarama

sisteminde kaydının olmadığı, arşiv kayıtlarında herhangi bir suç kaydının

bulunmadığı, yasa dışı örgütlerle irtibatını gösterir bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,

terör örgütüne müzahir kurum ve kuruluşlarla irtibatının olmadığı ifade

edilmiştir. Yazının son kısmında Malatya Hava Meydanının 7. Ana Jet Üs

Komutanlığı ile sorumluluk ve çalışma sahalarının ortak olduğu, Malatya Hava

Meydanının konumu, hassasiyeti ve başvurucunun yerine getirdiği ARFF memurluğu

görevinin özellikleri dikkate alındığında başvurucunun Malatya Hava Meydanı

güvenliği için risk oluşturabileceği vurgulanmış ve başvurucunun başka bir

görevde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

12. Bunun üzerine başvurucu, Devlet Hava Meydanları

İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü tarafından 25/1/2013 tarihinde Çanakkale

Gökçeada Havalimanı Müdürlüğü emrine naklen atanmıştır.

13. Başvurucu adına üyesi olduğu sendika tarafından söz

konusu atama işleminin hukuka aykırı olduğu ve keyfîlik içerdiği ileri

sürülerek 18/2/2013 tarihinde Malatya İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi)

iptal davası açılmıştır. Dava dilekçesinde başvurucunun iki buçuk yıllık

memuriyet hayatında hakkında herhangi bir adli ve idari tahkikatın yapılmadığı,

güvenlik güçleri ile girdiği çatışmada kardeşi ölen başvurucunun cenazeyi

teslim almasının atama nedeni olarak kabul edildiği, cezaların şahsiliği ilkesi

gereğince kardeşinin işlediği suç nedeniyle başvurucunun cezalandırılamayacağı,

tesis edilen işlemin kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olmadığı

belirtilmiş ve işlemin iptal edilmesi talep edilmiştir.

14. Davalı DHMİ Genel Müdürlüğünce Mahkemeye sunulan

22/4/2013 tarihli cevap dilekçesinde; Türkiye'de bulunan havaalanlarının

işletilmesi ve Türk hava sahasındaki hava trafiğinin düzenlenmesi ve kontrol

edilmesi görevlerinin DHMİ tarafından yerine getirildiği, Malatya Havalimanının

sivil ve askerî ortak kullanımlı havalimanlarından olduğu, dava konusu işlemin

Malatya Valiliği Hava Meydanı Mülki İdare Amirliğinin 15/1/2013 tarihli yazısı

doğrultusunda tesis edildiği ve hukuka aykırı olmadığı belirtilerek davanın

reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

15. İdare Mahkemesinin 20/3/2014 tarihli kararıyla dava

konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; güvenlik

güçleri ile girdiğiçatışmada ölen terör örgütü üyesi kız kardeşinin cenazesini

almak için başvurucunun Cudi Dağı'na gitmesi ve otopsi sonrası cenazeyi teslim

alması idari ve adli yönden suç teşkil etmese ve başvurucu hakkında yasa dışı

örgütlerle irtibatını gösteren bilgi ve belge bulunmasa da başvurucunun askerî

sorumluluk ve çalışma sahası olan Malatya'da görev yapmasının hem kendisinin

hem de burada görev yapan diğer personelin çalışma huzurunu olumsuz

etkileyebileceği ve Malatya dışında başka bir göreve atanmasının gerekli olduğu

ifade edilmiştir. Ancak atama işlemi tesis edilirken sorumluluk ve çalışma

sahaları askerî kurumlarla ortak olmayan hava meydanlarından birine atanması

konusunda başvurucunun tercihinin alınması gerektiği, bu hâliyle potansiyel

suçlu izlenimi oluşturacak şekilde ve sürgün mahiyetinde başvurucunun Gökçeada

Havalimanı Müdürlüğü emrine naklen atandığı, bu nedenle dava konusu işlemde

hukuka uygunluk bulunmadığı ve iptal edildiği belirtilmiştir.

16. Söz konusu karar, Davalı DHMİ Genel Müdürlüğü

tarafından temyiz edilmiş ve Danıştay Beşinci Dairesinin 3/11/2015 tarihli

kararıyla bozulmuştur. Bozma kararının gerekçesinde, 399 sayılı KHK'nın 9.

maddesinde sözleşme süresi içinde gelişen hizmet şartlarına göre sözleşmeli

personelin görevinin veya görev yerinin değiştirilebileceğinin düzenlendiği

vurgulanmıştır. Başvurucu hakkındaki atama işlemine dayanak alınan nedenler

hatırlatılmış ve Malatya Havalimanının sivil ve askerî amaçlı kullanılması

nedeniyle güvenlik riskinin ortaya çıktığı belirtilmiştir. Ayrıca Havalimanının

stratejik konumu ile personel emniyetinin sağlanması konusundaki ihtiyaç

gözönüne alındığında söz konusu riskin bertaraf edilmesi amacıyla başvurucunun

atama işlemine tabi tutulduğu, işlemin idarenin takdir yetkisi kapsamında

kaldığı ve işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.

17. Danıştay Beşinci Dairesi tarafından verilen karara

karşı başvurucu adına dava açan sendika tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş

ise de bu yöndeki talep aynı Dairenin 26/1/2017 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

18. Bozma kararı üzerine yeniden inceleme yapan İdare

Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. 24/3/2017 tarihli kararda; 399

sayılı KHK'sının anılan hükmüne yer verilmiş ve bozma kararında açıklanan

gerekçelere dayanılmıştır.

19. Söz konusu karara karşı temyiz kanun yoluna

başvurulmamış ve karar kesinleşmiştir.

20. İdare Mahkemesince verilen 24/3/2017 tarihli karar

5/5/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

21. Başvurucu, 30/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

22. 399 sayılı KHK'nın "Görev ve Yer

Değişikliği" kenar başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

kısmı şöyledir:

"Sözleşme süresi içerisinde gelişen

hizmet şartlarına göre sözleşmeli personelin görevi veya görev yeri

değiştirilebilir. ..."

B. Uluslararası

Hukuk

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

"Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi

şöyledir:

"(1) Herkes özel ve aile hayatına,

konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir."

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mesleki

hayat özel hayat kavramı dışında tutulamaz. Özel hayat unsurları gerekçe

gösterilerek mesleki hayata getirilen sınırlamalar, bireyin sosyal kimliğini

etkilediği ölçüde Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamına girebilmektedir. AİHM,

bireylerin genellikle iş yaşamında dış dünyayla ilişkiler kurduğunu

hatırlatarak bireyin kimliğini oluşturmasının ve sosyalleşmesinin önemli bir

aracı olan dış dünyayla ilişki kurma hakkının bireyin iş çevresini de

kapsadığını, bu durumun serbest meslek bağlamında özellikle geçerli olduğunu

ifade etmiştir (Niemitz/Almanya, B. No: 137/1088, 16/12/1992, § 29; Özpınar/Türkiye,

B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45; Campagnano/İtalya, B. No:

77955/01, 23/3/2006, § 53).

25. AİHM, kural olarak ilgili kişinin mesleki yaşantısına

getirilen bir kısıtlamayı (örneğin naklen atama işlemi) Sözleşme'nin 8.

maddesinin kapsamı içinde kabul etmektedir. AİHM tarafından öncelikle mesleki

hayatın kişiliğin geliştirilmesi üzerindeki etkisi tartışılarak mesleki hayata

getirilen sınırlamaların bireyin yakın çevresiyle ilişkilerini geliştirmesi ve

sosyal kimliğini şekillendirmesi üzerinde etki doğuracağı belirtilmiş ve bu

bağlamdaki müdahalelerin 8. madde kapsamına girebileceği değerlendirilmiştir (Sodan/Türkiye,

B. No: 18650/05, 2/2/2016, § 37).

26. AİHM, bu konudaki her somut olay değerlendirmesinde özel

hayat kavramının kapsamına ilişkin açıklamalarda bulunmuş ve bu kavramın

bireyin kişisel hayatını istediği gibi yaşayabileceği bir iç alan ile

sınırlandırmayı ve dış dünyayı bu alandan tamamen uzak tutmayı hakkın koruma

alanını aşırı şekilde sınırlayan bir yaklaşım tarzı olarak nitelendirmiştir (Fernández

Martínez/İspanya [BD], B. No. 56030/07, 12/6/2014, § 109).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 13/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayata

Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu;

i. İki buçuk yıldır Malatya Havalimanında çalışmasına ve

bu süre zarfında risk oluşturan personel olarak görülmemesine rağmen uzun

süredir haber alamadığı PKK terör örgütü üyesi kardeşinin cenazesini teslim

alması nedeniyle riskli personel kabul edildiğini, böylesi bir değerlendirmenin

suç ve cezaların şahsiliği ilkesiyle çeliştiğini ileri sürmüştür.

ii. Hakkında herhangi bir adli ya da idari soruşturmanın

veya riskli olarak nitelendirilmesine neden olacak somut bir delilin

bulunmadığını, yasa dışı örgütlerle bir irtibatının bulunmadığına ilişkin resmî

raporlar düzenlendiğini, sürgün mahiyetinde olan söz konusu atama işleminin

hukuka aykırı olduğunu ve keyfîlik içerdiğini iddia etmiştir.

iii. İdarenin tesis ettiği işlemin gerekçesi dikkate

alındığında âdeta terör örgütü üyesi gibi kabul edildiğini, bu konuda aleyhine

verilmiş herhangi bir yargı kararı bulunmamasına rağmen sergilenen yaklaşım ile

potansiyel bir suçlu izlenimi oluşturulduğunu belirtmiştir.

iv. Atama işleminin gerekçesi gözönüne alındığında ailesi

önünde ve sosyal çevresinde küçük düşürüldüğünü, bu işlemin etkilerinin ömür

boyu devam edeceğini ileri sürmüştür.

v. Söz konusu işlemin ayrımcılığa dayandığını ve açtığı

iptal davasının hukuka aykırı şekilde reddedildiğini belirterek tüm bu

nedenlerle özel hayata saygı hakkının, adil yargılanma hakkının, suç ve

cezaların şahsiliği ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

29. Ayrıca başvurucu, Danıştayın bozma kararında

belirtilen gerekçe doğrultusunda İdare Mahkemesi tarafından ret kararı

verildiğini ve bozma kararına uyulduğunu, bu konuda Danıştayın içtihadının açık

olduğunu ifade etmiştir. Bu nedenle temyiz kanun yoluna gitmeden doğrudan

Anayasa Mahkemesine başvurduğunu ve başvuru yollarını tükettiğini ileri

sürmüştür.

30. Bakanlık görüşünde; başvurucunun İdare Mahkemesince

verilen 24/3/2017 tarihli karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmadığı, bu

suretle iddialarını olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürerek inceletme

ve davasını takip etme hususunda gerekli özeni göstermediği belirtilmiş ve

başvuru hakkında başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik

kararı verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesince aksi kanaate

varılması durumunda özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı yönünden yapılacak

değerlendirmelerde derece mahkemelerince de açıklanan başvurucunun içinde

bulunduğu koşulların ve Malatya Havalimanının özelliklerinin dikkate alınması

gerektiği belirtilmiştir. Görüşte; ulusal güvenlik, kamu güvenliği, kamu

düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması amaçlarına uygun şekilde hareket edildiği, idarenin

takdir yetkisi kapsamında ve kamu yararı gözetilerek uyuşmazlık konusu işlemin

tesis edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca atama işlemiyle başvurucunun görev

yaptığı çevrede kendisine gelebilecek istenmeyen müdahalelerden uzak, daha

uygun bir yerde görevlendirilmesinin sağlandığı ve başvurucu ile görev yaptığı

kurumun çevresel faktörlerden korunduğu, dolayısıyla başvurucunun bireysel

yararının da dikkate alındığı iddia edilmiştir. Öte yandan başvurucunun

Gökçeada Havalimanı Müdürlüğüne atanmasından dolayı özel hayatının ne şekilde

etkilendiği hususunda somut gerekçeler ileri sürmediği belirtilmiştir.

31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, ilgili

sınır komutanlığının resmî izniyle kardeşinin cenazesini teslim aldığını ve

etkili başvuru yollarının tamamını tükettiğini ifade ederek başvuru

dilekçesinde yer verdiği iddialarını tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

32. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği" kenar

başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ...saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ... gizliliğine

dokunulamaz.”

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16).

34. Başvurucunun temel iddialarının hukuka aykırı şekilde

atama işlemine tabi tutulmasına, bu suretle kamu gücü marifetiyle mesleki

hayatına müdahale edilmesine ve atama işleminin iptal edilmesi talebiyle açtığı

davanın reddedilmesine ilişkin işlemler bütününe ilişkin olduğu görülmektedir.

Kişilerin mesleki hayatlarının onların özel hayatlarıyla sıkı bir irtibatının

olduğu ve meslek hayatına yönelik tedbirlerin ya da müdahalelerin söz konusu

olduğu dava süreçlerinde özel hayata saygı hakkının gündeme geldiği yadsınamaz.

Bununla birlikte öncelikle mesleki hayata yönelik tedbirlerin ya da

müdahalelerin hangi durumlarda özel hayat kapsamında görülmeye uygun

olduğu veya başvuru konusu edilen uyuşmazlıkların hangilerinin bu bağlamda

uygulanabilir kabul edileceği hususlarında belirlenen ölçütlerin dikkate

alınması gerekir (C. A. (3) [GK], B. No: 2018/10286, 2/7/2020, § 88).

35. Anayasa Mahkemesi yakın tarihte açıkladığı C. A.

(3) kararında; özel hayata ilişkin hususların kişinin mesleği ile ilgili

tasarruflara esas alındığı durumlarda özel hayata saygı hakkının uygulanabilir

olduğuna ve özel hayata ilişkin herhangi bir nedene dayanılmaksızın mesleki

hayata yönelen müdahalelerin özel hayata saygı hakkı kapsamında

değerlendirilebilmesi gerekli olan koşulların neler olduğuna ilişkin detaylı

değerlendirmelerde bulunmuştur (C. A. (3), §§ 90-96).

36. Belirtilen kararlarda açıklanan kriterler kapsamında

somut olay değerlendirildiğinde başvurucunun atama işlemine tabi tutulmasının

özel hayata ilişkin bir nedene dayanmadığı söylenemeyecektir. Zira işleme

dayanak olarak alınan başlıca olgu başvurucunun kardeşinin cenazesini teslim

aldığının tespit edilmesidir. Bununla birlikte başvurucunun mesleki hayatına

yönelik müdahalenin onun özel hayatına ciddi şekilde etki ettiği ve bu

etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığı da anlaşılmaktadır. Nitekim

alınan tedbirin başvurucunun sosyal ve mesleki itibarını koruyabilmesi

açısından ciddi sonuçlar doğurmasına yol açacağı değerlendirilmektedir.

37. Neticede gerek nedene gerekse sonuca dayalı olarak

somut başvurunun özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenebilir

nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun iddialarının

özel hayata saygı hakkı bağlamında incelenmesi gerektiği kanaatine

ulaşılmıştır.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

38. Başvurucu, İdare Mahkemesince verilen 24/3/2017

tarihli karara karşı temyiz kanun yoluna gitmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine

başvurduğundan öncelikle başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği yönünden

bir değerlendirme yapılması gerekecektir.

39. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası, 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı ve 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ikincil nitelikte bir kanun

yolu olup bu yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır (Şahin Tosun, B. No: 2014/10857, 11/1/2017, §

34).

40. Temyiz mahkemesinin yakın zamanda vermiş olduğu ve

başvurucunun davasına da uygulanacak nitelikte bir karar varsa ve temyiz

mahkemesinin bu kararını değiştirmesi ihtimal dâhilinde görünmüyorsa başvurucu,

iç hukuk yollarını tüketmiş sayılacaktır (Deniz Baykal, B. No:

2013/7521, 4/12/2013, § 30; Şahin Tosun, § 35).

41. Somut olayda, temyiz kanun yoluna başvurulması

başvurucu tarafından tüketilmesi gerekli bir yol olarak değerlendirilmemiştir.

Başvurucu tarafından açılan davada İdare Mahkemesi ilk olarak dava konusu

işlemin iptaline karar vermiş; temyiz üzerine Danıştay Beşinci Dairesi bu

kararı bozarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne

karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Karar

düzeltme talebinin de reddedilmesi üzerine İdare Mahkemesi, anılan bozma

kararına uyarak davanın reddine karar vermiş ve karar temyiz edilmeyerek

kesinleşmiştir.

42. Bu durumda, somut başvuruya konu olan uyuşmazlığa

ilişkin olarak temyiz mercii kararını vermiş ve İdare Mahkemesi de temyiz

merciinin verdiği karar doğrultusunda hüküm kurmuştur. Bu aşamadan sonra

başvurucudan İdare Mahkemesince verilen son karara yönelik olarak temyiz yoluna

başvurmasını beklemenin bireysel başvuru hakkının kullanılması önünde orantısız

bir engel oluşturabileceği değerlendirilmektedir. Bu yönüyle İdare Mahkemesince

verilen 24/3/2017 tarihli son karara karşı temyiz kanun yoluna gidilmeden

gerçekleştirilen somut başvuruda etkili hukuk yollarının tüketildiği sonucuna

varılmıştır.

43. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Müdahalenin

Varlığı

44. Başvurucu, DHMİ Genel Müdürlüğünce tesis edilen

işlemle Malatya Havalimanı Müdürlüğü bünyesindeki görevinden Gökçeada

Havalimanı Müdürlüğü emrine naklen atanmıştır. Dolayısıyla atama işleminin

tesis edilmesiyle kamusal bir makam tarafından başvurucunun özel hayata saygı

hakkına bir müdahalede bulunulduğu değerlendirilmektedir.

ii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

45. Anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 20. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın "Temel hak ve hürriyetlerin

sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin

... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

46. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma, demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük koşullarını sağlayıp sağlamadığının

belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

47. Somut olaya konu olan müdahalenin 399 sayılı KHK'nın

9. maddesinin (1) numaralı fıkrası dayanak alınarak gerçekleştirildiği

görülmektedir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

(2) Meşru Amaç

48. Anayasa'nın 13. maddesi temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasını, ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesinde

gösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır.

Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası yönünden ise özel sınırlama nedeni

düzenlenmemiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, birtakım sınırlama sebeplerine

yer verilmiş olmakla beraber bu sebepler sadece arama ve elkoyma tedbirlerine

yöneliktir. Dolayısıyla bu sebeplerin özel hayata saygı hakkının tüm boyutları

yönünden uygulanması mümkün görünmemektedir (AYM, E.2012/100, K.2013/84,

4/7/2013; Ahmet Çilgin, B. No: 2014/18849, 11/1/2017, § 40).

49. Anayasa'nın 20. maddesinde özel hayata saygı hakkı

için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte söz konusu

hakkın hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu

söylenemez. Anayasa'nın 12. maddesinde düzenlendiği üzere temel hak ve

hürriyetler kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını da ihtiva eder. Bu bağlamda özel sınırlama nedeni öngörülmemiş

olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu

sonuca ulaşılabilmektedir. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Buna

göre Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete

yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere

sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2014/87, K.2015/112,

8/12/2015; E.2016/37, K.2016/135, 14/7/2016, § 9; E.2013/130, K.2014/18,

29/1/2014; Ahmet Çilgin, § 39). Bir başka deyişle temel hak ve özgürlüklerin

kapsamının, objektif uygulama alanının her bir norm yönünden bağımsız olarak

değil Anayasa’nın bütünü içindeki anlama göre belirlenmesi gerekir (AYM,

E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 12).

50. Anayasa'nın 5. maddesinde ise "Devletin temel

amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin

bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun

refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,

sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan

siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî

varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." denilmektedir.

Buna göre kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak devletin

temel amaç ve görevlerindendir (Ö.N.M., B. No: 2014/14751, 15/2/2017, §

71). Kişinin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamanın ön koşulu millî

güvenlik ve kamu düzeninin tesisidir. Millî güvenlik ve kamu düzeninin

sağlanmadığı bir ortamda hak ve özgürlüklerden gereği gibi yararlanılması,

kişinin özel hayatına saygı gösterilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda devletin

hak ve özgürlükleri koruma ödevinin yanında millî güvenliği ve kamu düzenini

sağlama görevi de bulunmaktadır (Ö.N.M., § 72).

51. Özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil eden

mesleğe ilişkin tedbirlerde millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunmasının,

kamu hizmetinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasının hakkın doğasından

kaynaklanan bir sınırlandırma nedeni olarak kabul edilebileceği

değerlendirilmektedir. Somut başvuruda da kamu gücünü kullanan idarenin millî

güvenliğin ve kamu düzeninin korunması ile kamu hizmetinin

sürdürülebilirliğinin sağlanması amacını taşıdığı değerlendirilmiş ve bu

suretle meşru amaç unsurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

52. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre demokratik

toplum düzeninin gerekleri kavramı öncelikle ilgili hak yönünden getirilen

sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmasını,

başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek en son önlem olarak kendisini

göstermesini gerektirmektedir. Demokratik toplum düzeninin gereklerinden

olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal

ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir (AYM,

E.2016/179, K.2017/176, 28/12/2017; Haluk Öktem, § 49; Erhun Öksüz,

§ 53; G.G., § 56; Ata Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, §

44; Salim Onur Şakar, B. No: 2015/2711, 21/9/2017, § 35).

53. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum

düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak

düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır.

Ölçülülük ilkesinin amacı temel hak ve özgürlüklerin gereğinden fazla

sınırlandırılmasının önlenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca

ölçülülük ilkesi, sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacını

gerçekleştirmeye uygun olmasını ifade eden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin

sınırlama amacına ulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden gereklilik

ve araçla amacın orantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz

bir yükümlülük getirmemesi anlamına gelen orantılılık unsurlarını

içermektedir (Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 48; Bülent

Polat, § 106; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704, 3/3/2016

§ 70; Bülent Kaya, [GK], B. No: 2013/2941, 11/5/2016, § 82).

54. Kişinin kamu görevlisi olması, kendisine sağladığı

birtakım ayrıcalıklar ve avantajların yanında birtakım külfet ve sorumluluklara

katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı birtakım sınırlamalara tabi olmayı

gerektirmektedir. Kişi, kamu görevine kendi isteği ile girmekle bu statünün

gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş

sayılmakta olup kamu hizmetinin kendine has özellikleri, bu avantaj ve

sınırlamaları zorunlu kılmaktadır (İhsan Asutay, B. No: 2012/606,

20/2/2014, § 38).

55. Bazı kamu görevlilerinin hizmetin niteliği gereği

belirli nedenlerle veya dönemlerde başka yerlere atanmaları ya da

görevlendirilmeleri söz konusu olabilir. Bu konuda idareye, belirli bir takdir

alanı tanınması makul karşılanmalıdır. Kişilerin birtakım mazeretler

çerçevesinde başka yere atanma veya görev yerinin değiştirilmemesi konusunda

talep hakları var ise de atamaya ilişkin mazeretlerini değerlendirip karara

bağlayacak olan idarenin -kendi mevzuatı çerçevesinde- ifa edilen kamu

hizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimli kullanılması, teşkilat

yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate alarak bu talepleri

karşılayamaması olağandır. Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir

şekilde yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin

öncelikli görevi ve sorumluluğudur (İhsan Asutay, § 39). Bu noktada kamu

hizmetlerinin sürekliliği ve düzenliliği ilkesi ile kamu görevlilerinin özel

hayatına saygı hakları arasında adil bir dengenin gözetilmesi ve alınan

tedbirin bireyselleştirilmesi gerekir. Başka bir anlatımla temel haklara müdahale

teşkil eden işlemin temelini oluşturan meşru amaç karşısında bireye düşen

fedakârlığın ağırlığı, başvurucunun mesleğinin niteliği ve atama işlemine tabi

tutulmasına neden olan koşullar gözönünde bulundurulmalı, kamunun veya kimi

zaman başka bir bireyin menfaati ile müdahalenin süjesi olan bireyin menfaati

arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığı belirlenmeli ve tedbirin

gerekliliği konusunda somut olaya özgü açıklamalarda bulunulmalıdır.

56. Ayrıca özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin demokratik

bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük ilkelerine uygun olduğu

konusunda idari ve yargısal makamlar tarafından oluşturulan gerekçelerin ikna

edici nitelikte ilgili ve yeterli olması gerekir (benzer yönde değerlendirmeler

için bkz. Ata Türkeri, §§ 45, 47; Murat Deniz, B. No: 2014/5318,

21/9/2016, § 66). Yine söz konusu tedbirlerin yargısal denetiminin usule

ilişkin gereklilikler yerine getirilerek etkili bir şekilde ve makul bir süre

içinde tamamlanması önemlidir.

57. Öte yandan yapılacak değerlendirmelerde her somut

olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınacağı, dolayısıyla ulaşılacak

sonuçların olaydan olaya farklılık gösterebileceği gözardı edilmemelidir.

(b) İlkelerin Olaya Uygulanması

58. Somut olayda sivil ve askerî ortak kullanımlı

havalimanlarından biri olan Malatya Havalimanında iki buçuk yıldır ARFF memuru

olarak görev yapan başvurucu, güvenlik riskinin meydana geldiği gerekçesiyle

Gökçeada Havalimanı Müdürlüğü emrine atanmıştır.

59. İdari ve yargısal makamlarca açıklanan gerekçelerden

anlaşıldığı üzere, havalimanlarının işletilmesi ve Türk hava sahasındaki hava

trafiğinin düzenlenmesi ve kontrol edilmesi görevleri DHMİ tarafından yerine

getirilmekte ve bazı havalimanları askerî amaçlarla da kullanılmaktadır. Bu

kapsamdaki havalimanlarından birinde görev yapan başvurucunun PKK terör örgütü

mensubu olduğu belirtilen ve güvenlik görevlileriyle girdiği çatışmada

öldürülen kardeşinin cenazesini Cudi Dağı'ndan teslim aldığının ve diğer kardeşleri

hakkında PKK terör örgütünün propagandasını yaptıkları gerekçesiyle adli işlem

yapıldığının tespit edilmesi üzerine, başvurucunun askerî sorumluluk ve çalışma

sahası olan Malatya'da görev yapmasının hem kendisinin hem de görev yapan diğer

personelin çalışma huzurunu olumsuz etkileyebileceği değerlendirilmiştir. Bu

doğrultuda Malatya dışında başka bir göreve atanmasının gerekli olduğu

kanaatine varılmış ve başvuruya konu olan atama işlemi tesis edilmiştir.

60. Atama işleminin kanuni dayanağı olan mevzuat

incelendiğinde sözleşme süresi içerisinde gelişen hizmet şartlarına göre

sözleşmeli personelin görevinin veya görev yerinin değiştirilebileceğinin hüküm

altına alındığı görülmektedir.

61. Millî güvenliğin sağlanması amacı doğrultusunda görev

ifa eden Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen askerî

operasyonlarda kullanılan bir havalimanında görev yapan personelin

belirlenmesinde idarenin takdir yetkisinin bulunduğu tartışmasızdır. Nitekim

ilgili mevzuatta, hizmet şartlarına göre görev yerinin değiştirilebileceği

konusunda idareye tanınan takdir yetkisi geniş tutulmuştur. Bu bağlamda yapılan

incelemede, tesis edilen işlemin gerekliliği ve nedenlerinin idarece ortaya

konulduğu, sözleşmeli olarak görev yapan başvurucu hakkında tesis edilen işlemin

görev yeri değişikliği ile sınırlı tutulduğu, başvurucunun görev tanımının

değiştirilmediği ve işlemin başvurucuya özgü somut koşullar dikkate alınarak

tesis edildiği değerlendirilmektedir. Bu bakımdan aile bireylerinin PKK terör

örgütü ile olan ilişkilerinin tespit edilmesi gerekçe gösterilerek başvurucunun

görev yerinin değiştirilmesinde, idarenin takdir yetkisinin keyfî şekilde

kullanıldığı ve gerçekleştirilen müdahaleyle takdir yetkisinin sınırlarının

aşıldığı söylenemeyecektir. Dolayısıyla başvuruya konu olan atama işleminin

belirli olay ve olgulara dayandırıldığını ve müdahalenin gerekliliğinin

başvurucu özelinde bireyselleştirildiğini söylemek mümkündür.

62. Ayrıca idari ve yargısal organlar tarafından konunun

tüm yönleriyle ele alındığı ve müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı

karşıladığı konusunda ikna edici nitelikte ilgili ve yeterli gerekçelerin

açıklandığı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla somut olaydaki müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk koşulunu sağladığı kanaatine

varılmaktadır.

63. Öte yandan başvurucu, mesleki faaliyetini yerine

getirmekten alıkonulmamıştır. Bu konuda bir kısıtlamanın getirilmemiş olması

nedeniyle başvurucunun özel hayatına saygı hakkına yönelik müdahalenin

öngörülen meşru amaçla ölçülü şekilde gerçekleştirildiği değerlendirilmektedir.

Yine atama işlemi nedeniyle başvurucu ile DHMİ Genel Müdürlüğü arasında doğan

uyuşmazlığın çözümüne olanak sağlamaya uygun yasal düzenlemelerin mevcut

olduğu, başvurucunun derece mahkemeleri önünde delillerini sunduğu, iddiada

bulunma ve savunma haklarını herhangi bir engellemeyle karşı karşıya kalmadan

kullandığı ve yargılamanın makul bir süre içinde tamamlandığı, dolayısıyla

yargılamalarda usule ilişkin güvencelerin sağlandığı anlaşılmaktadır.

64. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 20. maddesinde

güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediği sonucuna

ulaşılmıştır.

B. Aile

Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

65. Başvurucu; evli olduğunu, eşinin hekim olarak Malatya

ilinde görev yaptığını, atama işlemi nedeniyle aile bütünlüğünün bozulacağını

belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

66. Bakanlık görüşünde, atama işleminden dolayı başvurucunun

aile hayatının ne şekilde etkilendiği hususunda somut gerekçelerin ileri

sürülmediği ifade edilmiştir.

67. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında, atama

işlemi nedeniyle hekim olarak çalışan eşinden ayrı kaldığını belirtmiş ve

başvuru dilekçesinde yer verdiği iddialarını tekrar etmiştir.

2. Değerlendirme

a. Genel

İlkeler

68. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 59.

maddesinin (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine

başvuru konusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki

iddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine

dair açıklamalarda bulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer.

Zikredilen kurallara göre başvurucunun, kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali

nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa

hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine

eklemesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia

edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle

ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No:

2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19; Sabah Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın

İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, [GK], B. No: 2014/12727,

25/5/2017, § 19).

69. Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmediği

takdirde Anayasa Mahkemesi, başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğu

gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı

konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından ortaya

konulan somut bilgi ve belgelerin niteliğine bağlıdır. Başvurucunun

başlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için

başvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve

gerekli açıklamaları yapması zorunludur (Veli Özdemir, § 23; Ünal

Yiğit, § 22).

70. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda,

başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri

vardır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun soyut şekilde Anayasa hükümlerine

atıfta bulunmasının iddiaların ispatlandığı anlamına gelmeyeceğini birçok kez

vurgulamıştır. Başvurucu; başvuru formunu özenle doldurmak, ihlal iddiasının

dayanağı olan tüm olayları göstermek, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını

etkileyecek argümanları destekleyici tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemek

ve bir bilgi veya belge elde edilememişse bunun da nedenlerini açıklamak

zorundadır (Ünal Yiğit, §§ 25, 26; Sabah Yıldızı Radyo ve Televizyon

Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, §§ 22-26).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

71. Başvurucu, Gökçeada Havalimanı Müdürlüğüne atanması

işlemi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise

de ihlal iddiasını kanıtlama konusunda üzerine düşen yükümlülükleri yerine

getirebilmiş değildir. Başvurucu, başvuru formunda yalnızca eşinin hekim olarak

Malatya ilinde görev yaptığını ve başka bir ile atanması nedeniyle aile

hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini soyut bir şekilde ileri sürmekle

yetinmiştir. Başvurucu, eşinin hangi koşullarda görev yaptığına, zorunlu hizmet

kapsamında ya da atama işlemine tabi olmayan statüde bulunup bulunmadığına,

atama işlemi nedeniyle ailenin bir araya gelme konusunda hukuki imkânların

mevcut olup olmadığına ve yer değişikliği nedeniyle yaşanması muhtemel etki

dışında atama işlemi nedeniyle kendi ailesinin somut koşulları üzerinde ne tür

sonuçların meydana geleceğine ilişkin hiçbir açıklamada bulunmamış ve olaya

özgü gerekçelerini izah etmemiştir.

72. Sonuç olarak başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin

delillerini sunma ve bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi

nedenle ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü

yerine getirmemiş; bu bağlamda ileri sürdüğü ihlal iddialarını

temellendirememiştir.

73. Önemle belirtilmelidir ki bireysel başvuru

incelemesinde Anayasa Mahkemesinin görevi başvurucunun başvuru formunda ileri

sürdüğü gerekçelerle sınırlı bir incelemeyi kapsamaktadır. Başvurucunun

bireysel başvuru formunda mağduriyetini gösteren açıklamaları yapmaması ve/veya

mağduriyetine dayanak olarak ileri sürdüğü hususları delillendirmemesi

durumunda, Anayasa Mahkemesi başvurucu yerine geçerek delil toplama ve ihlal

iddialarını gerekçelendirme görev ve yükümlülüğüne sahip değildir.

74. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel

hayata saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

13/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : M.Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Fatih ALKAN Başvurucu : Serhat OYMAN Vekili : Av. Salih EKİZLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/25497, 13 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Özel Hayata
  16. B. Aile
  17. B. Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel
  18. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  19. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/25497
Tarih
13 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Haydar Kol ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/277)
  • Ahad Alperen Bulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/24417)
  • Yaşar Koşar Başvurusu (B. No: 2018/37550)
  • Mehmet Tokay Başvurusu (B. No: 2018/5378)
  • Ekoloji Derneği Başvurusu (B. No: 2018/6345)
  • Muhammet Kalip Başvurusu (B. No: 2017/34863)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.