İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sermet Gökçe Başvurusu (B. No: 2013/3736)

1. Başvuru,

Başvuru No2013/3736Tarih14 Ekim 2015Okuma13 dk · 2.539 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sermet Gökçe Başvurusu

Karar tarihi
14 Ekim 2015
Başvuru Numarası
2013/3736
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.539 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru,

Mahkemece delillerin hatalı değerlendirilerek karar verilmesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 4/6/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca 26/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

30/10/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 30/10/2014 tarihinde Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir. Balkanlığın

5/11/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı

bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konusu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu 9/9/1997 tarihinde

geçirdiği trafik (iş) kazasında, %100 oranında malul olması neticesinde sürekli

iş göremezlik aylığı almaya başlamıştır.

8. Başvurucu, 2007 yılında

şirket kurarak ticari faaliyette bulunmaya başlamış; adına BAĞ-KUR kaydı açılmıştır.

2012 yılında bu faaliyeti nedeniyle prim borcu olduğunu öğrenince kaza

sonrasında malulen emekli olduğunu, BAĞ-KUR kapsamında prim borcu

çıkarılmasının mümkün olmadığını belirterek Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK)

internet üzerinden müracaatta bulunmuştur.

9. SGK, başvurucunun maluliyet

aylığı talebinde bulunmadığını, aldığı maaşın sürekli iş göremezlik aylığı

olduğunu belirterek talebini reddetmiştir.

10. Başvurucu 1/11/1997 tarihinden

itibaren geçerli olmak üzere maluliyet aylığına hak kazandığının tespiti

istemiyle Ankara 12. İş Mahkemesine dava açmıştır.

11. Mahkeme, 15/2/2013 tarihli

ve E.2012/272, K.2013/32 sayılı kararı ile davayı kabul etmiş; başvurucunun

maluliyet aylığının başlangıcının 1/12/1997 tarihi olduğunu tespit etmiştir.

Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

“...

Tetkik edilen kayıtlardan davacının 506 sayılı yasa

kapsamında 965 günlük prim ödeme gün sayısı olup ayrıca emekli sandığı

kapsamında 2460 gün hizmet süresinin bulunduğu, buna göre toplam 3425 gün

kesenek ve primli gün sayısı olup SSK kapsamındaki işten 30.11.1997 tarihinde

ayrıldığı, maluliyet aylığında zorunlu şart işten ayrılmanın olduğu, bu nedenle

iş kazası sigortasından sürekli iş göremezlik gelirinin iş akdinin devamı

sırasında bağlanmış olması maluliyet aylığının da iş akdi devam ederken

bağlanmasının gerektiren bir husus olmadığı anlaşılmıştır.

Hizmetlerin birleştirilmesine ilişkin 2929 sayılı yasanın

8/2 maddesi gereğince malullük aylığının ilgilinin en son tabi olduğu kurumca

bağlanması gerektiğinden davacının da 30.11.1997 tarihi itibarı ile SSK'na tabi

olduğundan talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Alınan 5/11/2012 tarihli bilirkişi raporu ve 28/01/2013

tarihli bilirkişi ek raporu, tarafların iddia ve savunmalarını irdeler

mahiyette olmakla, dosya kapsamına ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına uygun

bulunmakla, bilirkişinin yaptığı tespit ve değerlendirmelere aynen iştirak olunarak,

aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.”

12. Temyiz üzerine karar,

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 27/3/2013 tarihli ve E.2013/5141, K.2013/5933

sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmış; maluliyet aylığının başlangıcı 1/5/2012

tarihi olarak düzeltilmiştir. İlamın gerekçesi şöyledir:

“Dava, maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içerisinde yer

alan sürekli iş göremezlik geliri bağlama kararından davacının sürekli iş

göremezlik oranının %100 olduğu ancak davacının malullük aylığı bağlanması için

yazılı başvurusunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

506 sayılı Yasa'nın 56. maddesine göre malullük aylığı

yazılı istek tarihini takip eden ay başından başlar. Somut olayda davacının

dava tarihinden önce yazılı isteğinin bulunmadığı anlaşılmakla, dava tarihinin

malullük aylığı bağlanması için istekte bulunulduğu tarih kabul edilerek dava

tarihini takip eden ay başından itibaren malullük aylığının bağlanmasına karar

verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle 01.12.1997 tarihinden itibaren

malullük aylığı bağlanmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma

nedenidir.

Ne var ki bu

yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm

bozulmamalı, HUMK 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 1.

bendinde yer alan 01.12.1997 tarihinin silinerek yerine 01.05.2012 tarihinin

yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 27/03/2013 gününde

oybirliğiyle karar verildi.”

13. Yargıtay kararı 6/5/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 4/6/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 17/7/1964 tarihli ve 506

sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrası şu

şekildedir:

“Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı

istekte bulunan ve malullük aylığına hak kazanan sigortalının aylığının

ödenmesine, kendisinin yazılı isteğinden, malul sayılmasına esas tutulan

raporun tarihi yazılı isteğini takibeden takvim

ayından sonraki bir tarih ise bu raporun tarihinden sonraki ay başından

başlanır.”

16. 31/5/2006 tarihli ve 5510

sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 26. maddesi

şöyledir:

“Malûllük sigortasından

sigortalılara sağlanan hak, malûllük aylığı

bağlanmasıdır.

Sigortalıya malûllük aylığı

bağlanabilmesi için sigortalının;

a) 25 inci maddeye göre malûl sayılması,

b) (Değişik:

17/4/2008-5754/14 md.) En az on yıldan

beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli

bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi

aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm

sigortaları primi bildirilmiş olması,

c) Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten

ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı

istekte bulunması,

halinde

malûllük aylığı bağlanır. Ancak, 4

üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların

kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve prime

ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.”

17. 5510 sayılı Kanun’un

uygulamasına yönelik 12/5/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta

İşlemleri Yönetmeliği’nin 53. maddesi şöyledir:

“(1) Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasına göre malûl

sayılan sigortalının Kanunun 4 üncü maddesinin birinci

fıkrasının;

a) (a) bendi kapsamında bulunması hâlinde,

çalıştığı işten ayrıldıktan sonra,

b) (b) bendi kapsamında bulunanların, iş

yerini kapattıktan veya devrettikten sonra,

c) (c) bendi kapsamında

sigortalı olup, çalışmaya devam edenlerin, çalıştıkları kurumlarına

müracaatları ile kurumlarınca alınacak emekliye sevk onayının ilgili üniteye

gönderilmesi, görevinden ayrıldıktan sonra başka bir sigortalılık hâline tabi

olarak çalışmamış olanların ise örneği Kurumca hazırlanacak tahsis talep

dilekçesi ile ilgili üniteye başvurması şarttır.

(2) Tahsis talep

dilekçesine, sigortalının bir adet belgelik fotoğrafı ve Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki

sigortalılardan ilgili döneme ait aylık prim ve hizmet belgesi henüz Kuruma

verilmemiş olanlar için sigortalı işten ayrılış bildirgesi eklenir.

(3) Malûllük

durumunu gösteren sağlık kurulu raporu alınmadan doğrudan malûllük

aylığı bağlanması talebinde bulunan sigortalılar, öncelikle Kurumca

yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarına sevk edilerek, malûllük durumunun tespitine esas sağlık kurulu raporunun

temini yoluna gidilir.”

18.

18/6/1927 tarihli ve

1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) yürürlükte olan

438. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Temyiz olunan kararın,

esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş

olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden

yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek

onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir

yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 14/10/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 4/6/2013 tarihli ve 2013/3736

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, idare tarafından

kendisine bağlanan aylığın niteliği ile ilgili herhangi bir tebligat

yapılmadığını, %100 oranında iş ve güç kaybına uğraması nedeniyle bağlanan

aylığın maluliyete ilişkin olduğunu düşündüğünü ve bunun için Kuruma ayrı bir

dilekçe vermediğini, SGK’nın emekli sandığı

kapsamındaki 2.460 günlük çalışmasını dikkate almayarak görevini ihmal

ettiğini, öte yandan Yargıtay tarafından verilen düzelterek onama kararının, mahiyeti

gereği aslında bozma kararı olduğunu, bu şekilde Mahkemenin direnme hakkının

elinden alındığını ayrıca düzelterek onama ilamındaki görüş kabul edilse bile

3/2/2012 tarihinde internet üzerinden Kuruma malulen emeklilik başvurusunda

bulunduğunu, bu açıdan maluliyet aylığının başlangıç tarihinin 1/3/2012 tarihi

olması gerektiğini, bu hususun Yargıtay tarafından göz ardı edildiğini, kararın

bu açıdan da hatalı olduğunu, sırf dilekçe vermediği için maluliyet aylığı

bağlanmaması nedeniyle hak ettiği maaşları alamadığını, ayrıca Bağ-Kur borcuyla karşı karşıya kaldığını ve sağlık

hizmetlerinden yararlanamadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

mağduriyetinin giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Başvurucu, SGK’nın yaptığı uygulamalar ve Yargıtay kararı nedeniyle

anayasal haklarının ihlal edildiğini belirterek idari ve yargısal işlemler

temelinde ayrı ayrı şikâyette bulunmuş ise de SGK’nın

tesis ettiği işlemlerin tümünün yargılamaya konu olması nedeniyle başvuru,

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 27/3/2013 tarihli kararı çerçevesinde incelenerek

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası ve düzelterek onama kararı

verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası başlıkları

altında değerlendirilmiştir.

1. Yargıtay

Tarafından Düzelterek Onama Kararı Verilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının

İhlal Edildiği İddiası

22. Başvurucu, Ankara 12. İş

Mahkemesince verilen “maluliyet aylığının

başlangıcının 1/12/1997 tarihi olarak tespitine” ilişkin kararın

temyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının, “maluliyet aylığının başlangıcına ilişkin 1/12/1997

tarihinin silinerek yerine 1/5/2012 tarihinin yazılmasına” şeklinde

düzeltilerek onandığını, Yargıtay kararının esasen bozma niteliğinde olduğunu,

bu şekilde Mahkemenin direnme hakkının elinden alındığını belirterek adil

yargılanma hakkını ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa'nın 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

24. Anayasa'nın 141. maddesinin

son fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

25. Anayasa'nın 142. maddesi

şöyledir:

“Mahkemelerin kuruluşu,

görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.”

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

27. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa

Mahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlaline yönelik açık ve görünür bir

belirti bulunmadığı hâllerde açık ve görünür bir ihlalin olmadığı gerekçesiyle

açıkça dayanaktan yoksunluk kararı verebilir.

28. Anayasa’da mahkemelerin

kuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişinin ve yargılama usullerinin

kanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Buna göre usul kanunlarının Anayasa’ya

uygun olmak koşuluyla düzenlenmesi kanun koyucunun takdirine bırakılmıştır (Tufan Şahin, B. No: 2012/799, 26/3/2013, §

19).

29. Kanun koyucu, usul ekonomisi

gereği yeniden yargılamayı gerektirmeyecek nitelikte hatalı olan mahkeme

kararlarının bir an önce düzeltilerek taraflar arasında icra edilebilir konuma

getirilmesi amacıyla 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun (HMK) 370. maddesinde (mülga HUMK’un hâlen

yürürlükte olan 438. maddesi) düzelterek onama müessesesini öngörmüştür. Buna

göre temyiz olunan kararın, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olması

nedeniyle bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden

yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtayın

kararı düzelterek onayabileceği hususu düzenlenmiştir. Yine Kanun’da sayılan

diğer sebeplerle de bu nitelikteki kararların düzelterek onanabileceği hususu

hükme bağlanmıştır. Bu yolun kanun koyucu tarafından öngörülmemesi durumunda

Yargıtay bu nitelikteki kararları bozarak ilk derece mahkemesine gönderecek,

yeniden yapılacak yargılama sonucu şartlar oluştuysa kanun yoluna başvurulacak,

böylelikle uzayan yargılama sürecinde gereksiz zaman ve emek sarfına yol

açılarak mahkemelerin iş yükü artmış olacaktır.

30. Nitekim Anayasa ve Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (Sözleşme) yer verilen adil yargılanma hakkı

kapsamında, temyiz incelemesi sonucunda kararın hukuka aykırılığının tespit

edilmesi hâlinde yeniden karar verilmesi için dosyanın mutlaka ilk derece

mahkemesine geri gönderilmesine yönelik bir hak bulunmamaktadır (Bayram Özkaptanoğlu, B.

No: 2013/1015, 8/4/2015, § 45).

31. Başvuruya konu yargılama

sürecinde, Ankara 12. İş Mahkemesince yapılan yargılamada tarafların gösterdiği

deliller toplanmış, bilirkişi raporları alınmış, Yargıtayca

kararın esas yönünden kanuna uygun olduğu ancak kanunun olaya uygulanmasında

hata edilmiş olması nedeniyle bozulması gerektiği ve bu husus hakkında yeniden

yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı değerlendirilerek maluliyet aylığının

başlangıç tarihi 1/5/2012 olarak düzeltilmek suretiyle hükmün onandığı

anlaşılmıştır.

32. Yargıtay, yargılama sürecini

hızlandırma amacına yönelik olarak Kanun’la getirilen kuralı takdir yetkisi

sınırları içerisinde somut olaya uygulamış; mahkeme kararının, yeniden

yargılamayı gerektirmeyecek nitelikte hatalı bir karar olduğunu değerlendirerek

hükmü düzelterek onamıştır. Yargıtayın kanunun

verdiği yetkiye dayanarak gerçekleştirdiği başvuru konusu, yargısal işlemde

başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucunu doğuracak bir

husus tespit edilmemiştir.

33. Açıklanan nedenlerle başvuru

konusu olayda Yargıtay tarafından düzelterek onama kararı verilmesinde adil

yargılanma hakkına yönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılamanın

Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası

34. Başvurucu, idare tarafından

kendisine bağlanan aylığın niteliği ile ilgili herhangi bir tebligat

yapılmadığını, 3/2/2012 tarihinde Kuruma malulen emeklilik hakkı için internet

üzerinden başvuruda bulunduğunu, bu açıdan maluliyet aylığının başlangıç

tarihinin 1/3/2012 tarihi olması gerektiğini, bu hususun Yargıtay tarafından

göz ardı edildiğini, sırf dilekçe vermediği için maluliyet aylığı bağlanmaması

nedeniyle bu şekilde karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkraları şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz”

36. 6216 sayılı Kanun’un 49.

maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda

inceleme yapılamaz.”

37. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

38. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri ile kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda

incelenemeyeceği ve bu çerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir

anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin

kararlarının yeniden incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan

yoksun ve Anayasa ve Kanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında

bırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz. Yay. San.

Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 34).

39. Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvurular için benimsediği temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak

bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması

bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa’da yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfîlik

içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar

bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derece

mahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde ve hukuk kuralını yorumlamasında

bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi

söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,

B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).

40. Başvurucu, Ankara 12. İş

Mahkemesinde açtığı davada 9/9/1997 tarihinde iş kazası geçirerek %100 oranında

malul kaldığını, 15 yıl süreyle aldığı maaşın bu nitelikte olduğunu, bağlanan

aylığın sürekli iş göremezlik aylığı olduğuna ilişkin bildirimde

bulunulmadığını ileri sürerek 1/11/1997 tarihinden itibaren maluliyet aylığı

bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

41. Başvurucu, kazadan sonra idare

tarafından kendisine bağlanan aylığın niteliği ile ilgili herhangi bir

bildirimde bulunulmadığını belirtmişse de dosya kapsamına göre 506 sayılı mülga

Kanun’un 19. maddesine istinaden bağlanan sürekli iş göremezlik gelirine ait

12/5/1999 onay tarihli gelir bağlama kararı başvurucuya tebliğ edilmiştir.

42. Mahkemece toplanan deliller

ve alınan bilirkişi raporları değerlendirilerek davanın kabulüne, davacının

maluliyet aylığı başlangıcının 1/12/1997 tarihi olarak tespitine karar

verilmiştir.

43. Kararın temyiz edilmesi

üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, olay tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı

mülga Kanun’un 56. maddesine göre malullük aylığının yazılı istek tarihini

takip eden ay başından başlayacağını, somut olayda davacının dava tarihinden önce

yazılı isteğinin bulunmadığının anlaşıldığını, dava tarihini malullük aylığı

bağlanması için istekte bulunulan tarih kabul edilerek dava tarihini takip eden

ay başından itibaren malullük aylığının bağlanmasına karar verilmesi

gerektiğini belirterek hükmü bozmuş; karardaki yanlışlığın giderilmesinin

yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğini belirterek hüküm fıkrasındaki

1/12/1997 tarihini silerek yerine 1/5/2012 tarihi yazılmak suretiyle kararı

düzelterek onamıştır.

44. Nihai karar gerekçesi ve başvurucunun

iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün Yargıtay 22. Hukuk Dairesi

tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

45. Açıklanan nedenlerle

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının açıkça keyfîlik

veya bariz bir takdir hatası da içermediği anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargıtay tarafından

düzelterek onama kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun

olması,

2. Yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı iddiasının açıkça

dayanaktan yoksun olması

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde bırakılmasına

14/10/2015

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Yakup MACİT Başvurucu : Sermet GÖKÇE Vekili : Av. Hikmet GÖKÇE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3736, 14 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. Sonuç
  11. B. İlgili
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. B. Yargılama giderlerinin
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3736
Tarih
14 Ekim 2015

İlgili Kararlar

  • Sevinj İbrahimova Başvurusu (B. No: 2013/7512)
  • Kemal İnan Başvurusu (B. No: 2013/1524)
  • Mürsel Malkoç Başvurusu (B. No: 2013/9466)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu Başvurusu (B. No: 2014/8691)
  • Mustafa Aydin Başvurusu (B. No: 2013/275)
  • Cuma Çiftçi Başvurusu (B. No: 2014/277)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.