İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Setenay Çereren Başvurusu (B. No: 2014/5669)

1. Başvuru, iş bırakma eylemine katılma gerekçesiyle işten

Başvuru No2014/5669Tarih16 Haziran 2016Okuma14 dk · 2.763 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Setenay Çereren Başvurusu

Karar tarihi
16 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/5669
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.763 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, iş bırakma eylemine katılma gerekçesiyle işten

çıkarılmaya karşı açılan davanın benzer davalarda verilen onama kararlarıyla

çelişir biçimde Yargıtay tarafından reddedilmesi ve eksik inceleme ile karar

verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/4/2014 tarihinde Bakırköy 5. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 16/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 24/10/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 26/12/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

12/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 27/1/2015 tarihinde sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığında uçuş kabin

personeli olarak çalışmakta iken 1/6/2012 tarihinde iş akdi feshedilerek işten

çıkarılmıştır.

9. Başvurucu, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar

verilmesi istemiyle Bakırköy 15. İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.

10. Mahkeme 27/2/2013 tarihli ve E.2012/281, K.2013/138 sayılı

kararı ile davanın kabulüne, işverence yapılan feshin geçerli nedene

dayanmadığının tespitine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir.

11. Davalı işverenin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 22.

Hukuk Dairesi, 16/5/2013 tarihli ve E.2013/5984, K.2013/11244 sayılı ilamı ile

feshin geçerli sebebe dayandığı gerekçesiyle kararın bozularak ortadan

kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Anılan Yargıtay

ilamından başvurucunun hangi tarihte bilgi sahibi olduğu konusundaki bilgiye

dosya kapsamında ulaşılamamamıştır.

12. Başvurucu 29/8/2013 havale tarihli dilekçesiyle Yargıtay

kararının maddi hataya dayandığını ileri sürerek düzeltilmesini talep etmiş,

başvurucunun bu talebi aynı Dairenin 28/1/2014 tarihli ve E.2014/151,

K.2014/1007 sayılı ilamı ile “temyiz

incelemesi sonucunda verilen kararda maddi hata saptanamadığı, ayrıca İş

Mahkemelerinin kararları ile ilgili Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme

istenemeyeceği” gerekçesiyle reddedilmiştir. Yargıtay ilamı

şöyledir:

“Davacı Setenay Çereren adına Avukat ... ile davalı Türk Hava Yolları A.O.

adına Avukat ... aralarındaki dava hakkında Bakırköy 15. İş Mahkemesinden

verilen 27.02.2013 tarihli ve 2012/281 esas, 2013/138 sayılı kararı Dairenin

16.05.2013 tarihli ve 2013/5984 esas, 2013/11244 karar sayılı ilamıyla

BOZULMASINA karar verilmiştir. Davacı avukatınca kararın maddi hataya dayandığı

gerekçesiyle ortadan kaldırılması istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği

konuşulup düşünüldü:

Dosya içeriğine göre, Dairemizce temyiz

incelemesi sonucunda verilen kararda maddi hata saptanamadığı gibi, maddi

hataya dayandığı ileri sürülen hususun hukuki takdire ilişkin olduğu ve 5521

sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi gereğince İş Mahkemelerinin

kararları ile ilgili Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme istenemeyeceği

de dikkate alınarak davacı vekilinin dilekçesinin REDDİNE, 28.01.2014 gününde

oyçokluğu ile karar verildi.”

13. Söz konusu Yargıtay ilamı, başvurucuya 17/3/2014 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 16/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran

işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş

sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya

da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe

dayanmak zorundadır...”

16. 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesi şöyledir:

“İşveren fesih bildirimini yazılı olarak

yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.

Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan

bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile

ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı

bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.”

17. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesi şöyledir:

“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih

bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep

olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay

içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (...) taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık

aynı sürede özel hakeme götürülür.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat

yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia

ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde

sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay

içinde kesin olarak karar verir.

(İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin

19/10/2005 tarihli ve E.2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.)”

18. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na

2/3/2005 tarihli ve 5308 sayılı Kanun ile eklenen geçici 1. madde şöyledir:

“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004

tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî

Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında

yapılan temyiz başvuruları, kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafından

sonuçlandırılır. Bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanununun bu Kanunla

yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümleri uygulanır.”

19. 5521 sayılı Kanun’un 5308 sayılı Kanun ile yapılan

değişiklikten önceki 8. maddesi şöyledir:

“İş Mahkemesinin nihai kararları tefhim

tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir.

İş Mahkemelerinden verilen kararlar, Yargıtayca iki ay içinde tetkik olunarak karara bağlanır.

Yargıtay’ın bu kararlarına karşı karar tashihi

istenemez.”

20. 18/6/1927 tarihli 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu’nun 459. maddesi şöyledir:

“İki tarafın isim ve sıfat ve neticei iddialarına mütaallik

hatalar ve esas hükümdeki hesap hataları kendilerinin istimaından

sonra mahkeme tarafından tashih olunur. Tashih olunan cihet hüküm zirine

yazılır.”

21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 304. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer

benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine

düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı

düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak

karar verilebilir.”

22. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2/7/2003 tarihli ve

E.2003/21-425, K.2003/441 sayılı ilamı şöyledir:

“...

Şu duruma göre; sorunun çözümü yönünden

öncelikle iş davalarına ilişkin, Yargıtay’ca verilen kararların maddi yanılgıya

dayalı düzeltilmelerinin mümkün bulunup bulunmadığı ve maddi yanılgı kavramının

öncelikle ortaya konması gerekir.

İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmüne

göre Yargıtay’ın verdiği kararlara karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır.

Ne var ki, Yargıtay’ın bugüne kadar ki uygulamasında kabul edildiği üzere;

maddi yanılgıya dayalı kararlar bu kuralın dışındadır.

Gerçekten; maddi yanılgı kavramından amaç; [h]ukuksal değerlendirme ve

denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu

açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür

bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının

mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez

tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.

Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi,

Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda,

davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim

tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer

durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması

mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin gözardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı

sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.

Bu nedenledir ki; Yargıtay;

bugüne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş

baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Bu yönde

sayısız daire kararları olduğu gibi çok kısa bir süre önce Yargıtay Hukuk Genel

Kurulunun 23.10.2002 günlü Esas:2002/10-895, Karar:2002/838 sayılı kararında

gösterildiği üzere; maddi yanılgıya dayalı Onama ve Bozma kararlarının karşı

taraf lehine sonuçdoğurmayacağı, iş mahkemelerince

verilen kararlara karşı karar düzeltme yolunun kapalı oluşunun maddi yanılgıya

dayalı yargı kararlarının düzeltilmesine engel olamayacağı, hatalı biçimde hak

sahibi olmanın evrensel hukukun temel ilkelerine ters düşeceği, maddi gerçeğin

her zaman için adli gerçekten önce geleceği kabul edilmiştir. Kaldı ki; 5521

sayılı İş Mahkemeleri Yasası günün ihtiyaçlarına cevap vermemektedir. Yarım

asır önce yapılmış, üstelik önemli maddelerinin Anayasa Mahkemesince iptal

edildiği bir Yasal düzenlemenin bütünlüğünün bozulduğu ve bu yönde yeni

düzenleme yapılmasının gerçeği de ortadadır. Bu arada ilave edilmelidir ki, iş

davalarının nitelik ve nicelik itibariyle alanlarının genişlediği ve yeni

boyutlar kazandığı bilinen bir gerçektir.

Sonuç olarak; kimi açık maddi yanılgıya dayalı

ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi

kamu düzeni açısından zorunludur.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 16/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, yasa dışı greve katıldığı gerekçesiyle ve

savunması alınmadaniş akdinin feshedildiğini, feshin

haklı nedene dayandığının davalı işveren tarafından ispatlanamadığını, iddia

edilen grev tarihinde rahatsızlığı nedeniyle istirahat raporlu olduğunu, greve

katılmadığını gösteren birçok delil bulunduğunu, Mahkemece lehine karar

verilmesine rağmen Yargıtay 22. Hukuk Dairesince söz konusu deliller ve sağlık

raporu dikkate alınmadan Mahkeme kararı bozularak aleyhine karar verildiğini,

buna karşılık aynı olay nedeniyle iş akdi feshedilen iş yeri arkadaşlarının

açtıkları işe iade davalarının kabul edildiğini ve bu kararların Yargıtay 9.

Hukuk Dairesince onandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi ve tazminat

talebinde bulunmuştur.

25. Başvurucu ayrıca maddi hata düzeltme talebinin özellikle iş

davalarında olağan kanun yolu işlevi gördüğünü, Yargıtayın

maddi hata düzeltme dilekçelerini kabul ederek kararlarını düzelttiği örnekler bulunduğunu

nitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 10/7/2012 tarihli ve E.2012/1688,

K.2012/16331 sayılı kararında, maddi hata düzeltme dilekçesinin kabul edilerek

“eksik inceleme” nedeniyle Dairenin önceki kararının ortadan kaldırılmasına

karar verildiğini, oysa “eksik inceleme”nin olağan

kanun yolu sürecinde değerlendirilebilecek bir husus olduğunu, Yargıtay

uygulamasında “maddi hata nedeniyle kararın ortadan kaldırılması” yolunun

etkili bir başvuru yolu olduğunu belirterek Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kesin

nitelikli kararına yönelik maddi hata düzeltme başvurusunun reddedilmesinin

ardından yaptığı bireysel başvurunun süresinde kabul edilmesi gerektiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

26. Bakanlık görüş yazısında, başvuru konusu davada Mahkeme

kararının, Yargıtay 22. Hukuk Dairesince ortadan kaldırılarak 16/5/2013

tarihinde davanın reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği, başvurucunun

bu karar üzerine aynı Daireye yaptığı 29/8/2013 tarihli başvurunun karar

düzeltme talebi olarak değerlendirilerek dilekçenin reddine karar verildiği,

Yargıtay kararının kesin olduğu dikkate alındığında başvurucunun 29/8/2013

tarihli talebinin var olmayan kanun yolu başvurusu niteliğinde olduğu, bu

nedenle başvuru konusu kararın 26/8/2013 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniyle

başvuru tarihi itibarıyla otuz günlük bireysel başvuru süresinin geçirildiği

ifade edilerek başvurucunun şikâyetleri incelenirken bu hususların gözönünde bulundurulması gerektiği yönünde beyanda

bulunulmuştur.

27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru

formundaki iddialarını tekrar etmiş; maddi hatanın düzeltilerek kararın ortadan

kaldırılması yolunun yargısal içtihatlarla oluşturulmuş etkili bir başvuru yolu

olduğunu ileri sürmüştür.

28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi

içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle

birlikte başvurabilirler."

29. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) "Başvuru süresi ve mazeret"

kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel

başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse

ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."

30. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de otuz günlük süre

kuralıdır. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (Deniz Baykal, B. No:

2013/7521, 4/12/2013, § 32).

31. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler ya da yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 19).

32. Hukuk davalarında olağan kanun yolları temyiz ve karar

düzeltme yoludur. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm, temyiz onama karar

tarihi itibarıyla kesinleşir. Bu durumda temyiz merciinin nihai kararının

başvurucu tarafından öğrenildiği tarihten itibaren otuz günlük sürede bireysel

başvuruda bulunulması gerekir.

33. Başvuru konusu olayda başvurucu tarafından açılan işe iade

davası Mahkemece kabul edilmiş; ancak davalının temyizi üzerine Yargıtay 22.

Hukuk Dairesince 16/5/2013 tarihinde kararın bozularak ortadan kaldırılmasına

ve davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.

34. Başvurucu, Yargıtay 22. Hukuk Dairesince kesin olarak

verilen karar üzerine 29/8/2013 havale tarihli dilekçesiyle söz konusu Yargıtay

kararının maddi hataya dayandığını ileri sürerek düzeltilmesini talep etmiş ise

de başvurucunun bu talebi aynı Daire tarafından “temyiz incelemesi sonucunda verilen kararda maddi hata saptanamadığı,

ayrıca İş Mahkemelerinin kararları ile ilgili Yargıtay kararlarına karşı karar

düzeltme istenemeyeceği” gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucunun

davanın esasına ilişkin iddiaları temyizen incelenmiş

ve Yargıtay 22. Hukuk Dairesince davanın esası hakkında 16/5/2013 tarihinde

kesin olarak karar verilmesiyle bu tarihte başvuru yolları tüketilmiştir.

35. Başvurucu, Yargıtay uygulamasında “maddi hata nedeniyle

kararın ortadan kaldırılması” yolunun etkili bir başvuru yolu olduğunu belirterekmaddi hata düzeltme talebinin reddedilmesinin

ardından yaptığı bireysel başvurunun süresinde kabul edilmesi gerektiğini ileri

sürmüştür.

36. Bu noktada hukuk davalarında olağan kanun yollarından geçip

kesinleşen kararlara karşı maddi hatanın düzeltilmesi talebiyle yapılan

başvuruların bireysel başvuru süresinin başlangıç tarihine bir etkisi olup

olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

37. Mahkeme kararlarındaki maddi hatanın düzeltilmesi yolu 6100

sayılı Kanun'un 304. maddesinde “hükmün

tashihi” başlığı altında düzenlenmiştir. Benzer düzenleme 1086

sayılı mülga Kanun'un 459. Maddesinde de yer almıştır. Anılan hükümler uyarıncadavanın taraflarının isim, sıfat ve netice-i

taleplerine ilişkin maddi hatalar ve esas hükümde yapılmış hesap hataları

mahkeme tarafından düzeltilebilir.

38. Özellikle 5521 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince iş

mahkemelerinin kararlarına ilişkin olarak temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay

ilgili Dairesinin verdiği kararlara karşı karar düzeltme yolu kapalı olduğundan

Daire kararlarında maddi hata tespit edilmesi hâlinde söz konusu kararların

aynı Daire tarafından ortadan kaldırılarak yeniden karar verilebildiği

görülmektedir.

39. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca maddi hata (yanılgı) kavramı

“hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk

bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup her nasılsa inceleme sırasında

gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı

yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde

etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık

yanılgı” olarak tarif edilmektedir (bkz. § 22).

40. Öte yandan Yargıtay uygulamasına göre uyuşmazlık konusuna

ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde,

uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam

ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda yanlış algılama sonucu, açık ve belirgin

yanlışlıklar yapılması durumunda bu tür açık hatalarda ısrarla maddi gerçeğin gözardı edilmesinin yargıya duyulan güven ve saygınlığı,

adalete olan inancı sarsacağı, hatalı biçimde hak sahibi olmanın evrensel

hukukun temel ilkelerine ters düşeceği, maddi gerçeğin her zaman önde gelmesi

gerektiği düşüncesiyle Yargıtay denetimi sırasında da baştan yapılmış açık

maddi yanlışlığın düzeltilmesi yolu kabul edilmiştir (bkz. § 22; Yargıtay Hukuk

Genel Kurulunun 13/4/2011 tarihli ve E.2011/9-101, K.2011/128 sayılı, 19/6/2015

tarihli ve E.2013/21-2361, K.2015/1728 K sayılı ve 11/11/2015 tarihli ve

E.2014/21-521, K.2015/2586 sayılı kararları).

41. Hükmün tashihi yoluyla karardaki açık hataların (maddi hata)

düzeltilmesi talebi için 6100 sayılı Kanun'da herhangi bir süre sınırı

düzenlenmediği gibi yargısal uygulamada da bu konuda bir sınır

benimsenmemiştir. Bunun sonucu olarak kararlardaki maddi hataların düzeltilmesi

yoluna her zaman başvurulabileceği ve kesinleşmiş hükümde bu yolla her zaman

değişiklik yapılabileceği anlaşılmaktadır.

42. Buna karşılık 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinde bireysel

başvurular için otuz günlük başvuru süresi öngörülmüştür. Bireysel başvurunun

süre koşuluna bağlanmasıyla başvuruculara bireysel başvuruda bulunmak için

imkân tanımanın yanında hukuki belirlilik de sağlanmaktadır (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013,

§ 27).

43. Bu tespitler ışığında yapılan değerlendirmede maddi hata

kavramının, hukuksal değerlendirme ve denetim dışında tamamen maddi olgulara

yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup her nasılsa inceleme

sırasında gözden kaçmış açık yanılgı olarak tarif edildiği; maddi hatanın

düzeltilmesi yolunun kararın tüm yönleriyle yeni bir incelemeden geçirildiği

bir kanun yolu olmadığı, sınırlı bazı hatalar hakkında uygulanan istisnai bir

yol olarak kabul edildiği gözönünde

bulundurulduğunda, etkili bir başvuru yolu olmadığı anlaşılan maddi hatanın

düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmasının bireysel başvuru süresinin başlangıç

tarihine bir etkisi olmayacağı sonucuna varılmıştır.

44. Öte yandan maddi hatanın düzeltilmesi yoluna her zaman

başvurulabileceği dikkate alındığında, bu yolun tüketilmesinden sonra bireysel

başvuru süresinin başlayacağının kabul edilmesi hâlinde, otuz günlük bireysel

başvuru süresinin başlangıcıyla ilgili objektif birtarih

ortaya konması mümkün olamayacağı gibi bireysel başvurular için öngörülen süre

koşulu da uygulanamaz hâle gelecektir. Süresiz bireysel başvuru yapabilme

yolunu açabilecek böylesi bir uygulamanın hukuki belirlilik ilkesi ve bireysel

başvurunun mahiyetiyle bağdaştığı söylenemez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de

kesin bir süre sınırı bulunmayan hukuk yollarının belirsizlik yaratacağını ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 35. maddesinde yer alan altı aylık süre

kuralını işlevsiz kılacağını içtihatlarında belirtmiştir (Williams/Birleşik Krallık (k.k.), B. No: 32567/06, 17/2/2009).

45. Başvuruya konu davada Yargıtay 22. Hukuk Dairesince davanın

esası hakkında 16/5/2013 tarihinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere kesin

karar verilmesiyle bu tarihte başvuru yolları tüketilmiştir. Anılan Yargıtay

kararının başvurucuya tebliğ tarihi dosya kapsamından anlaşılmamakla birlikte

başvurucunun, maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinin havale tarihi

olan en geç 29/8/2013 tarihinde Yargıtay kararını öğrendiğinin kabul edilmesi

gerekir. Başvurucu, bu tarihten itibaren otuz günlük başvuru süresi içinde

bireysel başvuruda bulunması gerekirken bu sürenin geçmesinden sonra 16/4/2014

tarihinde başvuruda bulunmuştur. Karar düzeltme yolu açık olmayan hükme yönelik

olarak maddi hata düzeltme talebinde bulunması, başvurucuya bireysel başvuru

için yeni bir süre kazandırmaz. Dolayısıyla başvuruda süre aşımı bulunduğu

sonucuna varılmaktadır.

46. Açıklanan nedenlerle ihlale neden olduğu iddia edilen karara

ilişkin olarak otuz gün geçtikten sonra yapılan başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun süre aşımı

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

16/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Kamil KAYA

Başvurucu

:

Setenay ÇEREREN

Vekili

:

Av. İlke

ÇANDIRBAY UYAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5669, 16 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Başvurunun süre aşımı
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. Çandırbay Uyar
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5669
Tarih
16 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Zöhre Fidanay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/5474)
  • A. M. S. T. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/6855)
  • Süleyman Günaydın Başvurusu (B. No: 2014/4870)
  • Sam Yağcılık Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/6675)
  • Serpil Bilgin Akyağcı Başvurusu (B. No: 2014/5679)
  • Ali Tezel Başvurusu (B. No: 2014/411)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.