İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Süleyman Günaydın Başvurusu (B. No: 2014/4870)

1. Başvuru, taşınmaz üzerindeki ruhsatsız yapıların mühürlenmesi,

Başvuru No2014/4870Tarih16 Haziran 2016Okuma36 dk · 7.253 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Süleyman Günaydın Başvurusu

Karar tarihi
16 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/4870
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.253 kelime·36 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, taşınmaz üzerindeki ruhsatsız yapıların mühürlenmesi,

yıkımı ve imar para cezası verilmesi nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/4/2014 tarihinde Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/6/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP)aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucuya ait taşınmazın da bulunduğu Yozgat ili Çekerek

ilçesinde Süreyyabey Barajı inşaatı yapılması planlanmış ve Bayındırlık ve

İskan Bakanlığının 24/5/2001 tarihli, 2384 sayılı onayı ile Devlet Su İşleri

Genel Müdürlüğünce (İdare) yürütülen proje kapsamında yapılacak kamulaştırmalar

için kamu yararı kararı alınmıştır.

8. İdare, Çekerek Belediye Başkanlığına (Belediye) gönderdiği

5/7/2010 tarihli yazıda kamulaştırma sahalarında zaman zaman maliklerce daha

fazla kamulaştırma bedeli alınabilmesi için amaçsız sabit tesis ve yapı

yapıldığının gözlemlendiği, Süreyyabey Barajı ile ilgili projenin yapımına

hâlen devam edildiği, 2010 yılında barajda su tutulmasının planlandığı, baraj

gölü alanında sabit tesis ve yapı yapılmasının, kısa süre sonra kamulaştırılıp

su altında kalacak olması sebebiyle tesisi yapana fayda sağlamayacağı gibi

yapılan kamulaştırmalarda devletin haksız olarak yüksek bedel ödemesine

sebebiyet vereceği, bu bakımdan proje alanında kalarak kamulaştırmadan tamamen

veya kısmen etkilenecek yerleşim yerlerinde sabit tesis ve yapı inşasına izin

verilirken ilgili bölge müdürlüklerinden görüş sorulması ve haksız kazanç

sağlamak amacıyla kamulaştırma sahalarında yapılan ve iyi niyet taşımayan

yapıların önlenmesi gereği ifade edilmiştir.

9. Başvurucu, kendisine ait bulunan Yozgat ili Çekerek ilçesi

Bahçelievler Mahallesi 247 ada 247 parsel sayılı taşınmaz üzerine iki kapalı

ahır ve bir yarı açık besi ahırı inşa ettirmiştir.

10. Belediye Fen ve İmar İşleri Müdürlüğü 15/4/2011 tarihinde

düzenlenen inşaat durdurma zaptı ile bu ahırların ruhsatsız yapılar olduğu,

3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. ve 42. maddelerine aykırı

olarak inşa edildiği gerekçesiyle inşaatın mühürlenerek durdurulmasına karar

vermiştir.

11. Belediye İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 19/4/2011 tarihli

yazısı ile başvurucu tarafından yapılan ahırlara Çekerek ilçesinde yapımına

devam edilen Süreyyabey Barajı göl alanında kalması nedeniyle ruhsat

verilmesinin mümkün olmadığı, ruhsatsız yapılara 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi

gereğince işlem yapılması gerektiği ve aynı Kanun'un 42. maddesi gereğince de

uygulanması gereken idari para cezasıyla ilgili rapor tanzim edildiği

belirtilmiş; yazı ekinde yer alan "İmar Cezası Hesaplama Raporu"

kapsamında toplam para cezası tutarı 17.696 TL olarak tespit edilmiştir.

12. Belediye Encümeninin 20/4/2011 tarihli ve 2011/16 sayılı

kararı ile başvurucunun 3194 sayılı Kanun'un 22. maddesine göre ruhsat

müracaatında bulunmadan inşaat yapımına başladığı, aynı Kanun'un 32. maddesi

gereğince inşaatın mühürlenerek durdurulduğu belirtilerek kaçak olarak

yapıldığı tespit edilen yapının yıkımına; 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesi

kapsamında 17.696 TL idari para cezasının uygulanmasına karar verilmiştir.

13. Belediye Encümeninin 20/4/2011 tarihli kararı, 25/4/2011

tarihli yazı ile başvurucuya bildirilmiştir.

14. Bu arada İdare, Belediyeye gönderdiği 25/4/2011 tarihli yazı

ile Süreyyabey Barajı'nda kamulaştırma çalışmalarının devam ettiğini ancak göl

alanında kalarak kamulaştırılması gereken taşınmazlar üzerinde haksız kazanç

elde etmek amacıyla yapılar yapıldığının tespit edildiğini, bu hususta ilgili

idarelerce idari para cezası ile beraber yıkım kararları alındığı bilinmekle

birlikte ekli listedeki taşınmazlar üzerinde yeni yapılar yapıldığının tespit

edildiği belirtilerek başvurucuya ait 247 ada 247 parsel sayılı taşınmazın da

bulunduğu ekli listedeki taşınmazlarla ilgili olarak herhangi bir işlem yapılıp

yapılmadığının bildirilmesi istenmiş; ayrıca kamulaştırma sahasında kalan

taşınmazlar üzerinde yeni yapılaşmalara izin verilmemesi, izinsiz yapı yapanlar

hakkında yasal işlemlerin yapılması talep edilmiştir.

15. Başvurucu 6/5/2011 tarihinde Belediyeye başvurarak Belediye

Encümeninin 20/4/2011 tarihli ve 2011/16 sayılı kararı kapsamında verilen idari

para cezasının ve yıkım kararının iptaline, inşa edilen yapıda eksiklik var ise

bunların tespit edilerek bildirilmesi ve eksikliklerin giderilmesi için süre

verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

16.İdarece Belediyeye gönderilen 27/5/2011 tarihli yazıda,

Süreyyabey Barajı inşaatı nedeniyle kısa süre sonra su altında kalacak

taşınmazlarda hem millî ekonomi açısından kayıp oluşmaması hem hak sahiplerinin

mağduriyetine sebebiyet verilmemesi bakımından yapılaşmaya izin verilmemesi

gerektiği hususunun daha önce 14/5/2010 tarihli yazı ile bildirildiği, bu

bakımdan Süreyyabey Barajı göl alanında kalması nedeniyle kamulaştırma

işlemleri devam eden ve tapu kayıtlarına şerh konulan aralarında başvurucuya

ait taşınmazın da bulunduğu ekli listedeki taşınmazlarda herhangi bir yapı izni

verilmemesi, izinsiz yapı yapanlar hakkında gerekli işlemlerin yapılması

istenmiş; yine İdarece Çekerek Kaymakamlığına gönderilen 26/9/2011 tarihli

yazıda, Süreyyabey Barajı'nda inşaat çalışmalarının tamamlanma aşamasına geldiği,

2011 yılında su tutulacağı ve kamulaştırma işlemleri tamamlanan taşınmazların

bir an önce tahliyesinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir.

17. Başvurucu 6/5/2011 tarihli başvurusuna Belediyece cevap

verilmemesi üzerine başvurusunun zımnen reddedildiğini kabul ederek Belediye

Encümeninin 20/4/2011 tarihli kararı ile alınan idari para cezası ve yıkım

kararının kaldırılmasına, yapılan inşaatların fen ve sağlık bakımından uygun

olduğu yönünde karar alınması talebinin reddine dair idari işlemin iptaline karar

verilmesi istemiyle 5/9/2011 tarihinde Belediye aleyhine Yozgat İdare

Mahkemesinde dava açmıştır.

18. Mahkemece 24/2/2012 tarihinde yapılan keşif sonrasında

düzenlenen 9/4/2012 tarihli bilirkişi raporunda, 247 ada 247 parsel sayılı

taşınmazın Belediye mücavir alan sınırları içinde, imar planı sınırları dışında

ve kamulaştırma alanında kaldığı; 247 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki

ahırların inşaat durdurma zaptının düzenlendiği tarih itibarıyla inşaat

ruhsatının olmadığı, taşınmazın tapu kaydında kamulaştırma şerhi bulunması

sebebiyle ruhsat verilemeyeceği, ruhsatsız olduğu tespit edilen yapılar için

kesilen idari para cezasının kanun ve mevzuat gereği olduğu, dava konusu

yapıların ruhsatlandırılamayacağı ve ruhsatsız olduğundan bahisle kesilen idari

para cezasının 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinde yer alan hesaplama

kriterlerine uygun olduğu belirtilmiştir.

19. Mahkemenin 17/5/2012 tarihli ve E. 2011/1146, K.2012/420

sayılı kararında idari işlemin yıkım ile 10.433,90 TL imar para cezasına

ilişkin kısmı yönünden davanın reddine, 7.262,10 TL imar para cezasına ilişkin

kısmı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesi

şöyledir:

"...davacı tarafından Süreyyabey Barajı

kamulaştırma alanı içinde kalan yerde "iki adet kapalı, bir adet yarı açık

ahır" yapılmasının imar mevzuatı açısından ruhsat gerektirdiği açık

olduğundan, dava konusu işlemin yapının ruhsatsız olarak yapıldığından bahisle

3194 sayılı yasanın 32. maddesi uyarınca 30 gün içinde sahipleri tarafından

yıktırılmaması halinde belediyece yıkılmasına ilişkin kısmında anılan mevzuata

ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Öte yandan, her ne kadar ruhsatsız olarak

yapılan yapılar için yapı tatil tutanağının düzenlenmesinden sonra 1 aylık süre

beklenilmeden yıkım kararı verilmiş ise de, ruhsatsız olarak yapılan yapıların

baraj kamulaştırma alanı içinde kalıyor olması ve kamulaştırma şerhinin

bulunması nedeniyle ruhsata bağlanamayacak nitelikte olması karşısında işlemin

yıkıma ilişkin kısmında bu yönden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Dava konusu işlemin, davacının imar para

cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmına gelince;

3194 sayılı İmar Kanunu'nun09.12.2009 günlü,

5940 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 42. maddesinde; ... hükmüne yer

verilmiştir.

Bu çerçevede anılan Yasa kuralı

incelendiğinde, yasa koyucu tarafından öncelikle yapıların gruplara ayrılarak

yapının inşaat alanı üzerinden temel ceza verilmesinin, inşaat alanı üzerinden

ceza miktarının hesaplanamadığı durumlarda ise imalat birim fiyatı üzerinden

para cezası hesaplanmasının kurala bağlandığı, hesaplanan temel ceza miktarının

hangi hal ve durumlarda ve ne kadar oranda artırılacağının da yine yasa koyucu

tarafından maddenin c fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.

... bilirkişi raporunun, davacı hakkında para

cezası verilirken idare tarafından uygulanmayan artırım sebeplerinin

uygulanması suretiyle bulunan para cezası miktarına ilişkin kısmına

uyulmamıştır.

Olayda, dava konusu işlemin tesisi sırasında

davacı tarafından toplam 1149,09 m² yapı yapıldığı ve yapının I. sınıf B grubu

yapı olarak nitelendirilmesine karşın bilirkişi tarafından davacının yaptığı

yapıların 2 farklı grupta değerlendirildiği ve 389,1 m² kapalı ahır

niteliğindeki yapının I. sınıf B grubu yapı olarak nitelendirilmesine karşın

480 m² yarı açık yapının I. sınıf A grubu yapı olduğunun belirtildiği, bu

çerçevede hesaplama yapıldığında davacıya verilmesi gereken temel ceza

miktarının her iki grup yapı için toplam 3.726,39 TL olacağı, anılan temel

cezaya yapının ruhsatsız olarak yapılmış olması nedeniyle idarece uygulanan

%180 oranında artırımın uygulanması durumunda ise davacıya verilmesi gereken

toplam cezanın 10.433,90 TL olacağı görülmektedir.

Bu durumda, davacı tarafından yapılan

ruhsatsız yapıya yönelik olarak 3194 sayılı Yasanın 42. maddesi çerçevesinde

para cezası verilmesine olanak bulunmakta ise de, cezanın hesaplanmasına

yönelik Yasanın atıfta bulunduğu Tebliğ çerçevesinde davacı tarafından yapılan

yarı açık yapıların I. sınıf A grubu yapı olmasına karşın idarece I. sınıf B

grubu yapı olarak nitelendirildiği ve yapıların m² sinin hatalı ölçüldüğü

gözetildiğinde, bu çerçevede yapılan hesaplama doğrultusunda davacıya verilmesi

gereken para cezası miktarının 10.433,90 TL olması gerektiği açık olduğundan,

dava konusu belediye encümeni kararının para cezasına ilişkin kısmının

10.433,90 TL'lik kısmında hukuka aykırılık, 7.262,10TL'lik kısmında ise hukuka

uyarlık bulunmamaktadır."

20. Temyiz üzerine Danıştay Ondördüncü Dairesinin 26/12/2013

tarihli ve E.2012/6223, K.2013/10239 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin

kararı onanmıştır.

21. Karar, başvurucuya 4/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucu 3/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B.İlgili Hukuk

23. 3194 sayılı Kanun'un 2. maddesi şöyledir:

"Belediye ve mücavir alan sınırları

içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve

özel bütün yapılar bu Kanun hükümlerine tabidir."

24. 3194 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Yapı:

a) Kuruluş veya kişilerce kendilerine ait

tapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde,

...

İmar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine

uygun olarak yapılabilir."

25. 3194 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar

için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden

(....) yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir."

26. 3194 sayılı Kanun'un 22. maddesi şöyledir:

"Yapı ruhsatiyesi almak için belediye,

valilik (...) bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile

müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine

geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri,

resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir.

Belediyeler veya valiliklerce (....) ruhsat ve

ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en

geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.

Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat

tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve

yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra

yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi

verilir."

27. 3194 sayılı Kanun'un 30. maddesi şöyledir:

"Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının,

kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının

kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik (...)

bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya

kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması

mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun

olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir.

Belediyeler, valilikler (...) mal sahiplerinin

müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi

halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına

izin verilmiş sayılır.(...)

Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini

kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı

gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz."

28. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat

alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya

ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce

(...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması

üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı

mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine

asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda

muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı

sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden

veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın

giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,

inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve

inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata

aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu

kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı

sahibinden tahsil edilir."

29. 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına

aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş

günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir

sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler

uygulanır.

Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki

etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine,

yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen

ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine,

durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal

emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk

Lirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları

uygulanır:

a) Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve

gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata

aykırılığın her bir metrekaresi için;

1) I. sınıf A grubu yapılara üç, B grubu

yapılara beş Türk Lirası,

2) II. sınıf A grubu yapılara sekiz, B grubu

yapılara onbir Türk Lirası,

3) III. sınıf A grubu yapılara onsekiz, B

grubu yapılara yirmi Türk Lirası,

4) IV. sınıf A grubu yapılara yirmiüç, B grubu

yapılara yirmibeş, C grubu yapılara otuzbir Türk Lirası,

5) V. sınıf A grubu yapılara otuzsekiz, B

grubu yapılara kırkaltı, C grubu yapılara elliiki, D grubu yapılara altmışüç

Türk Lirası,

idari para cezası verilir. Bu miktarlar her

takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213

sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit

ve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkate

alınmak suretiyle artırılarak uygulanır.

...

c) (a) ve (b) bentlerine göre cezalandırmayı

gerektiren aykırılığa konu yapı;

...

8) Ruhsatsız ise cezanın % 180’i,

...

(a) ve (b) bentlerinde belirtilen şekilde

tespit edilen para cezalarının miktarına göre ayrı ayrı hesap edilerek ilave

olunur. Para cezalarına konu olan alanın hesaplanmasında, aykırılıktan

etkilenen alan dikkate alınır.

18, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 41 inci

maddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelere

aykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve proje

müelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisine

göre ayrı ayrı olmak üzere ikibin Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlık

şartlarına aykırı olması halinde dörtbin Türk Lirası, can ve mal emniyetini

tehdit etmesi halinde altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir.

...

Yukarıdaki fıkralar uyarınca tahsil olunan

idari para cezaları, aynı fiil nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iade

edilir."

30. 2/11/1985 tarihli ve 18916 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 1. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmeliğin amacı belediye ve

mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan ve plânı bulunmayan alanlardaki

yapılaşmaların fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü

sağlamaktır."

31. Aynı Yönetmelik'in 2. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Bu Yönetmelik hükümleri;

...

4) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde

veya dışında imar planı ve yerleşik alan sınırları dışında kalan iskan dışı

alanlarda, uygulanır."

32. Aynı Yönetmelik'in 7. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmelik esaslarına göre yapılacak

bütün yapılarda Türk Standartları Enstitüsü standartları dikkate alınarak, fen,

sağlık ve çevre şartları ile ilgili diğer kanun, tüzük ve yönetmelik

hükümlerine uyulmak zorundadır."

33. Aynı Yönetmelik'in 10. maddesinin ilgili bölümü şöyledir.

"Ruhsat alınması gerektiği halde ruhsat

alınmadan yapılan veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapılar İmar

Kanunu ve bu Yönetmelik esaslarına uygun hale getirilmedikçe bunların iskan,

tamir, tadil ve ilavelerine izin verilmez."

34. Aynı Yönetmelik'in 36. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Yeni inşaat, ilave ve esaslı tadil

işlerinde; yapı ruhsatiyesi almak için yapı sahipleri veya kanuni vekillerince

dilekçe ile yapılan müracaatlarda, dilekçeye eklenmesi gereken tapu (istisnai

hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), plan, proje ve resimleri aşağıda

gösterilmiştir."

35. Aynı Yönetmelik'in 63. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı

alanlarda bulunan parsellerde; inşaat alanı katsayısı %5 den fazla olmamak,

yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m2 yi geçmemek, saçak

seviyelerinin tabii zeminden yüksekliği (6.50) m.yi ve 2 katı aşmamak, yola ve

parsel sınırlarına (5.00) m.den fazla yaklaşmamak şartı ile bir ailenin oturmasına

mahsus bağ ve sayfiye evleri, kır kahvesi, lokanta ve bu tesislerin müştemilat

binaları yapılabilir.

(Değişik:RG-2/9/1999-23804) Bu alanlarda

tarımsal üretimi korumak amacı ile üretimden pazarlamaya kadar tüm faaliyetleri

içeren entegre tesis niteliğinde olmamak kaydıyla, konutla birlikte veya ayrı

yapılan mandıra, kümes, ahır, ağıl, ... gibi konut dışı yapılar, mahreç aldığı

yola (10.00) m.den, parsel hudutlarına (5.00) m.den fazla yaklaşmamak, parselde

bulunan bütün yapılara ait inşaat alanı katsayısı %40 ı ve yapı yüksekliği

(6.50) m.yi ve 2 katı aşmamak şartı ile yapılabilir. Bu yapıların birinci fıkra

koşullarına uyulmak üzere yapılacak konutla birlikte yapımı halinde de inşaat

alanı katsayısı (0.40) ı geçemez.

Beton temel ve çelik çatılı ser’alar yapı

yaklaşma mesafelerine uyulmak şartı ile inşaat alanı katsayısına tabi değildir.

...

(Değişik:RG-2/9/1999-23804) Ayrıca bu tesisler

hakkında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve diğer ilgili kurum ve kuruluşların

taşra teşkilatlarının uygun görüşünün alınması ve başka bir amaçla

kullanılmayacağı hususunda tesis sahiplerince ilgili idareye noterlikçe

tasdikli yazılı taahhütte bulunulması gerekmektedir.

Bu maddede anılan yapılar ilgili Bakanlık ve

kuruluşlarca hazırlanmış bulunan 1/50 veya 1/100 ölçekli tip projeler üzerinden

yapılabilir."

36. Aynı Yönetmelik'in 64. maddesi şöyledir:

"(Değişik:RG-30/6/2001-24448) İskan dışı

alanlarda yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni, yapının niteliğine göre

"3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin"

Yapı Ruhsat İşleri başlıklı bölümünde yer alan hükümlere uygun olarak ilgili

idarece verilir.

Ayrıca, bu bölümde bulunmayan yapılaşmaya

ilişkin hususlarda bu Yönetmeliğin Dördüncü Bölüm hükümlerine uyulur."

37. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7.

maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Kamulaştırmayı yapacak idare,

kamulaştırma veya kamulaştırma yolu ile üzerinde irtifak hakkı kurulacak

taşınmaz malların veya kaynakların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterir

ölçekli planını yapar veya yaptırır; ...

İdare kamulaştırma kararı verdikten sonra

kamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmaz

malın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildirir. Bildirim tarihinden itibaren

malik değiştiği takdirde, mülkiyette veya mülkiyetten gayri ayni haklarda

meydana gelecek değişiklikleri tapu idaresi kamulaştırmayı yapan idareye

bildirmek zorundadır. (Değişik cümle: 24/4/2001 - 4650/2 md.) İdare tarafından,

şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10 uncu maddeye göre kamulaştırma

bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair

mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh

tapu idaresince resen sicilden silinir."

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 16/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

39.Başvurucu, taşınmazı üzerine ruhsatsız olarak yapmış olduğu

ahırların yıkımı ve idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemin iptali

istemiyle Belediyeye yaptığı başvurunun ve açtığı davanın reddedildiğini,

yapıların üzerinde bulunduğu taşınmazın Belediye mücavir alanı içinde, imar

planı dışında kalan alanda olması sebebiyle somut olayda 3194 sayılı Kanun

hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmayıp Yönetmelik'in uygulanması

gerektiğini, 3194 sayılı Kanun'un 22. maddesi kapsamında ruhsat işlemlerinin

yapılması, yapıların kanun ve yönetmeliklere uygun hâle getirilmesi için

kendisine süre verilmediğini, otuz günlük süre verilmesi ve bu sürede ruhsat

alınmaması hâlinde yıkım kararı verilerek idari para cezası uygulanması

gerektiğini, bu bakımdan usulüne uygun olarak verilmiş yıkım kararı ve idari

para cezasından bahsedilemeyeceğini, 3194 sayılı Kanun'un 30. maddesinin ikinci

fıkrası kapsamında Derece Mahkemelerince bir değerlendirme yapılmadığını,

taşınmazın Süreyyabey Baraj Gölü içinde kalacağına dair İdare yazısının inşaat

durdurma zaptının düzenlenmesinden sonra gönderildiğini, 3194 sayılı Kanun'un

32. maddesinin ruhsat alınması zorunlu yapılar için uygulanması mümkün olup

yapılan ahırlarınYönetmelik'e tabi bulunduğunu, uygulanan idari para cezası

tutarının ve cezada artırım yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca 3194 sayılı

Kanun'un 42. maddesinin yedinci fıkrasında "Yukarıdaki

fıkralar uyarınca tahsil olunan idari para cezaları, aynı fiil nedeniyle

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göre

mahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilir." hükmünün

bulunmasına ve Çekerek Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla aynı fiil nedeniyle

mahkûmiyetine karar verilmesine rağmen bu hususun Derece Mahkemelerince dikkate

alınmadığını, öte yandan taşınmazın kamulaştırma sahasında kalmasının taşınmazı

kendiliğinden yapılaşmaya yasak hâle getirmeyeceğini, bedeli ödenerek tescil kararı

verilmeden taşınmaz mülkiyetine kısıtlama getirilemeyeceğini, bu bağlamda süre

verilmeksizin mühürlenen ahırların yıkımına karar verilmesinin hatalı olduğunu

belirterek Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile idari

işlem ve Derece Mahkemeleri kararlarının iptaline karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

B.Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

40. Başvurucu, yıkım ve idari para cezası uygulanmasına ilişkin

işlemin iptali istemiyle Belediyeye yaptığı başvurunun ve açtığı davanın

reddedildiğini, yapıların üzerinde bulunduğu taşınmazla ilgili olarak İlk

Derece Mahkemesince yanlış mevzuat uygulanarak karar verildiğini, 3194 sayılı

Kanun hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığını,Yönetmelik'in uygulanması

gerektiğini, 3194 sayılı Kanun'un 22. maddesi kapsamında ruhsat işlemlerinin

yapılması, yapıların kanun ve yönetmeliklere uygun hâle getirilmesi için kendisine

süre verilmediğini, bu bakımdan usulüne uygun olarak verilmiş yıkım kararı ve

idari para cezası bulunmadığını, Derece Mahkemelerince 3194 sayılı Kanun'un 30.

maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirme yapılmadığını, taşınmazın

Süreyyabey Baraj Gölü içinde kalacağına dair İdare yazısının inşaat durdurma

zaptının düzenlenmesinden sonra gönderildiğini, somut olayda 3194 sayılı

Kanun'un 32. maddesinin uygulanamayacağını, belirlenen idari para cezası

tutarının ve cezada artırım yapılmasının hatalı olduğunu, uygulanan idari para

cezasına konu eylem nedeniyle yapılan ceza yargılamasında hakkında mahkumiyet

kararı verilmiş olmasına rağmen 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin yedinci

fıkrasındaki düzenlemenin Derece Mahkemelerince dikkate alınmadığını belirterek

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı; 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir.

42. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması

bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden

incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

43. Başvuruya konu davada İlk Derece Mahkemesi 17/5/2012 tarihli

kararı ile başvurucuya ait taşınmaz üzerine yapı yapılmasının imar mevzuatı

yönünden ruhsat gerektirdiğini, ahırların ruhsatsız olarak yapıldığından

bahisle 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında yıkım kararı verilmesinde

ve ahırların baraj kamulaştırma alanı içinde kalması, kamulaştırma şerhinin

bulunması nedeniyle ruhsata bağlanamayacak nitelikte olması sebebiyle süre

verilmeksizin yıkım kararı alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığını kabul

ederek bu yönlerden davayı reddetmiş; idari para cezası tutarını ise 10.433,90

TL olarak hesaplayarak bu kısım yönünden davanın kısmen kabulüne karar

vermiştir (bkz. §19). Bu karar temyiz incelemesinden geçmek suretiyle 25/3/2014

tarihinde kesinleşmiştir.Başvurucu ise İlk Derece Mahkemesince yanlış mevzuat

uygulanarak ve uygulanan mevzuat hükümleri hatalı ve eksik yorumlanarak karar

verildiğini iddia etmektedir.

44. Başvurucunun iddiaları ile beraber Yozgat İdare Mahkemesinin

17/5/2012 tarihli kararında belirtilen gerekçeler incelendiğinde iddiaların

özünün, Derece Mahkemelerince dava konusu uyuşmazlığa ilişkin davada

uygulanacak mevzuatın tespiti ile uygulanan mevzuat hükümlerinin

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

45. 3194 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, belediye ve mücavir alan

sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek

resmî ve özel bütün yapıların bu Kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş;

aynı Kanun'un 21. maddesinde ise bu Kanun kapsamına giren bütün yapılar için

26. maddede belirtilen istisnalar dışında yapı ruhsatı alınmasının mecburi

olduğu ifade edilmiştir.

46. Yönetmelik'in 1. maddesinde ise Yönetmelik'in amacının

belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan ve planı bulunmayan

alanlardaki yapılaşmaların fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü

sağlamak olduğu belirtilmiş; Yönetmelik'in 2. maddesinin (4) numaralı bendinde,

belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya dışında imar planı ve yerleşik

alan sınırları dışında kalan iskân dışı alanlarda Yönetmelik'in uygulanacağı

ifade edilmiştir.

47. Yönetmelik'in "Parsel

ve Yapılarla İlgili Hükümler" başlıklı dördüncü bölümünde yer

alan 36. maddesinde yeni inşaat, ilave ve esaslı tadilat işlerinde yapı

ruhsatnamesi almak için yapılan müracaatlarda temin edilmesi gereken belgeler

tek tek sayılmış; yine Yönetmelik'in "Genel

Esaslar" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 10. maddesinde de

yapılan yapılar yönünden ruhsat alınması gerekliliğine değinilmiştir.

Başvurucunun somut olaydaki yapılar yönünden uygulama alanı bulacağını iddia

ettiği Yönetmelik'in altıncı bölümünde yer alan 63. maddesinde yapı şartlarının

belirtildiği, aynı bölümde yer alan 64. maddede ise iskân dışı alanlarda yapı

ruhsatı ve yapı kullanma izninin yapının niteliğine göre "19 Ağustos 2008

tarihli ve 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar

Yönetmeliği" hükümlerine uygun olarak ilgili idarece verileceği ve altıncı

bölümde bulunmayan yapılaşmaya ilişkin hususlarda Yönetmelik'in dördüncü bölüm

hükümlerinin uygulama alanı bulacağı vurgulanmıştır.

48. Bu durumda hem 3194 sayılı Kanun hem Yönetmelik'e göre

yapılacak yapıların ruhsata tabi tutulmasının genel kural olarak düzenlendiği,

yapı ruhsatına tabi bulunmayan yapıların ise ilgili mevzuat hükümleri

kapsamında ayrıca ve özel olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda

inşa edilen ahırların 3194 sayılı Kanun'un veya Yönetmelik'in ruhsata tabi

bulunmayan yapıları düzenleyen maddeleri kapsamında kaldığına dair bir bilgi ve

belge sunulmamıştır. İlk Derece Mahkemesi kararında da somut olayda

Yönetmelik'in uygulanamayacağına dair bir tespitte bulunulmadığı, yalnızca dava

konusu ahırların ruhsata tabi olmasına rağmen ruhsatsız olarak yapıldığının

ifade edildiği anlaşılmıştır.

49. Başvurucu 3194 sayılı Kanun'un 22. maddesi kapsamında

kendisine süre verilmediğini, aynı Kanun'un 30. maddesinin ikinci fıkrası

kapsamında değerlendirme yapılmadığını iddia etmiştir. 3194 sayılı Kanun'un 22.

maddesinde ruhsat alma şartları düzenlenmiş olup yapılan ruhsat başvurusu

kapsamında sunulan belgelerde eksik ve yanlışlık bulunması hâlinde müracaatçıya

süre verileceği düzenlenmiştir. Başvurucunun ruhsat başvurusunda bulunduğuna dair

bilgi ve belge sunulmadığı gibi bu yönde bir iddia da bulunmamaktadır. 3194

sayılı Kanun'un 30. maddesi ise ruhsat alınmasından sonra yapının kısmen veya

tamamen tamamlanması hâlinde bu kısımların kullanılabilmesi için alınması

gereken yapı kullanma iznini düzenlemekte olup yapının ruhsatlı hâle gelmesine

ilişkin bir düzenleme içermemektedir.

50. Öte yandan taşınmazın Süreyyabey Baraj Gölü içinde

kalacağına dair İdare yazısının inşaat durdurma zaptının düzenlenmesinden sonra

gönderildiği, bu sebeple taşınmazın kamulaştırılacak sahada yer alması

nedeniyle ruhsat verilmesinin mümkün olmadığı şeklindeki gerekçenin yerinde

olmadığı iddia edilmiş ise de konuya ilişkin olarak 15/4/2011 tarihli inşaat

durdurma zaptından önce İdare ile Belediye arasında 14/5/2010 ve 5/7/2010

tarihli yazışmaların yapıldığı ve kamulaştırma sahalarında haksız kazanç

sağlamaya yönelik olarak inşa edilen yapılara dikkat çekilerek kısa süre sonra

sular altında kalacak kamulaştırma sahalarında yeni yapılaşmanın önüne

geçilmesinin istendiği, 25/4/2011 ve 27/5/2011 tarihli yazışmalarda da benzer

hususların tekrarlandığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 8,14,16).

51. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinde, kanun hükümlerine göre

ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç ruhsat alınmadan yapıya başlandığının

öğrenilmesi üzerine inşaat durumu tespit edilerek yapının mühürleneceği ve

inşaatın derhâl durdurulacağı düzenlenmiştir. İlgili maddenin devamında

tebliğden itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibinin yapısına ruhsat alarak

ilgili kurumdan mührün kaldırılmasını isteyebileceği, ruhsat alındığının ve

yapının bu ruhsata uygunluğunun inceleme sonucu anlaşılması hâlinde ise mührün

kaldırılarak inşaatın devamına izin verileceği, aksi takdirde ruhsatsız yapının

belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip yıktırılacağı

belirtilmiştir.

52. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinin gerekçesinde de

vurgulandığı üzere imar mevzuatına aykırı yapılaşmayı önlemek için ruhsata

bağlanmayan yapıların yıktırılması ve ruhsatsız yapılaşmanın önlenmesi için kesin

yapı yasağı şartı getirilmiştir.

53. Konuya ilişkin olarak Danıştay Altıncı Dairesi ve Danıştay

Ondördüncü Dairesi, 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesindeki "en çok bir ay içinde ruhsat alınması veya

yapının ruhsata uygun hâle getirilmesine" ilişkin düzenleme ile

irtibatlı olarak açılan pek çok davanın temyiz incelemesinde, ruhsatsız veya

ruhsat ve eklerine aykırı inşa edilmiş ancak ruhsata bağlanması olanağı bulunan

yapıların mühürleme tarihinden itibaren bir ay içinde ruhsata bağlanmamış

olması hâlinde 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca yıkım işlemi tesis

edilmesinin mümkün olduğu, ilgili Kanun maddesinin düzenleniş amacı dikkate

alındığında ruhsata bağlanması olanağı bulunmayan yapılarda ise bir aylık

sürenin verilmemiş olmasının veya verilen süre beklenmeden yıkım kararı

alınmasının yapı tatil zaptı ve yıkıma ilişkin idari işlemi hukuka aykırı hâle

getirmeyeceğinin yerleşik olarak kabul edildiğini vurgulamıştır (Danıştay

Altıncı Dairesinin 5/10/2004 tarihli ve E.2004/2041, K.2004/4621; 5/10/2004 tarihli

ve E.2004/2040, K.2004/4619; 8/6/2004 tarihli ve E.2004/990, K.2004/3598;

10/4/2009 tarihli ve E.2007/5599, K.2008/3716; 19/6/2009 tarihli ve

E.2008/3145, K.2009/7492; Danıştay Ondördüncü Dairesinin 21/5/2014 tarihli ve

E.2012/5137, K.2014/5911; 29/5/2013 tarihli ve E. 2012/2893, K.2013/4109;

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/12/1997 tarihli ve E.1995/589,

K.1997/648 sayılı kararları).

54. Yine başvurucu tarafından belirlenen idari para cezası

tutarının ve cezada artırım yapılmasının hatalı olduğu iddia edilmiş ise de

idari para cezasının belirlenmesine ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesi, alınan

bilirkişi raporunda Belediye tarafından uygulanmayan artırım sebeplerinin

uygulanması suretiyle tespit edilen para cezası miktarına ilişkin kısmın benimsenmediğini

vurgulamış; yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre tespit edilen

yapı grup ve sınıflarını dikkate alarak temel ceza tutarını kendisi belirlemiş

ve yapının ruhsatsız olarak yapılmış olması sebebiyle 3194 sayılı Kanun'un 42.

maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezada artırım yapmak suretiyle para cezası

tutarını 10.433,90 TL olarak nasıl belirlediğini gerekçesinde açıklamıştır.

55. Ayrıca, başvuru konusu olayda başvurucu her ne kadar

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesi kapsamında

hakkında açılan ceza davası sebebiyle mahkûmiyetine karar verildiğini iddia

etmiş ise de UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre247 ada 247

parsel sayılı taşınmaz ve başka taşınmazlar üzerine ruhsat alınmaksızın ahır

inşa edilmesi suretiyle imar kirliğine sebebiyet verme suçundan başvurucu ve

diğer şüpheliler hakkında Çekerek Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/372

Soruşturma sayılı dosyası kapsamında iddianame düzenlendiği ve 19/12/2011

tarihli iddianameye istinaden Çekerek Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığı

görülmüş ise de Çekerek Asliye Ceza Mahkemesinin E.2012/1 sayılı dosyası

kapsamında yapılan yargılamanın devam ettiği, 3194 sayılı Kanun'un 42.

maddesinin yedinci fıkrasının uygulanabilirliği yönünden verilmiş bir

mahkûmiyet kararının bulunmadığı anlaşılmıştır.

56. İmar Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca ileri sürülen

hususların belirtilen mevzuat hükümleri kapsamında irdelenmesi, mevzuat

hükümlerinin yorumu ve somut olayın özellikleri ile delillerin mevzuat hükümleri

çerçevesinde değerlendirilmesi noktasındaki takdir derece mahkemelerine aittir.

57. Başvurucunun dava ve temyiz aşamasında da ileri sürdüğü

iddialarının idari makamların ve Mahkemelerin delilleri değerlendirmesine ve

konuya ilişkin hukuk kurallarının Mahkemeler tarafından yorumlanmasına ilişkin

olduğu, başvurucunun nihai olarak lehine olmayan mahkeme kararının sonucundan

şikâyet ettiği anlaşılmakta olup Derece Mahkemelerinin kararında bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

58. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediği

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

59. Başvurucunun, kendisine ait taşınmaz üzerinde ruhsatsız

olarak yapılmış bulunan ahırların mühürlenmesine ve ahırların kamulaştırma

sahasında kalması sebebiyle ilgili mevzuat hükümlerine uygun hâle getirilmesi

için süre verilmeksizin yıkıma karar verilmesine rağmen kamulaştırma işlemi

yapılmadan ve bedeli ödenerek tescil kararı verilmedentaşınmaz mülkiyetine

kısıtlama getirilemeyeceğini belirtmek suretiyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de

bulunmaması nedeniyle başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı ve Türü

60. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasının

ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"e

ihlal sonucunu doğuracak bir müdahalenin bulunması gerekmektedir. (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,

20/3/2014, § 26).

61. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,

kapsam itibarıyla 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer

alan mülkiyet kavramı ile sınırlı olmamakla birlikte taşınmaz mülkiyetinin

Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına girdiğine kuşku yoktur.

Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğini ileri süren

başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle

öncelikle başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren

mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki

durumunun değerlendirilmesi gerekir (İhsan

Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, §§ 30, 31).

62.Somut olayda başvurucunun tapu sicilinde adına kayıtlı 247

ada 247 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 4721 sayılı Kanun uyarınca mülkiyet

hakkının bulunduğu tartışmasızdır. Başvurucu mülkiyet hakkına sahip olduğu

taşınmaz üzerine ruhsatsız olarak inşa edilen ahırların mühürlenmesinden sonra

ruhsat işlemlerini gerçekleştirmek ve ahırları ilgili mevzuat hükümlerine uygun

hâle getirmek için kendisine süre verilmediğini, buna gerekçe olarak ahırların

üzerinde bulunduğu taşınmazın kamulaştırma sahasında, yapılaşmaya yasak alan

içinde yer aldığının belirtildiğini, bedel ödenerek tescil kararı verilmeden

mülkiyete hiçbir kısıtlama getirilemeyeceğini belirtmiştir.

63. Anayasa’nın 35. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesi benzer

düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. Her iki düzenleme de üç kural

ihtiva etmektedir. Sözleşmenin ilk cümlesi herkese mülkünden barışçıl

yararlanma hakkı verirken Anayasa daha geniş manada mülkiyet hakkını

tanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri ise kişilerin hangi koşullarda

mülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilere ait mülkiyetin hangi

koşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altına almaktadır.

64. Her iki düzenlemenin üçüncü cümleleri ise mülkiyetin

kullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir. Anayasa’nın 35.

maddesinin son fıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı

olamayacağı şeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel bir ilkeye yer verirken,

Sözleşme'ye Ek (1) No. lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci fıkrası devletlere

mülkiyeti kamu yararına düzenleme ile vergiler ve diğer katkılar ile cezaların

tahsili konusunda gerekli gördükleri yasaları uygulama konusundaki haklarını

saklı tutarak taraf devletlerin genel yarara uygun olarak “mülkiyetin

kullanımını kontrol” yetkisine sahip olduklarını kabul etmektedir. Bununla

beraber Anayasa’nın birçok maddesi ilgili olduğu hususta devlete mülkiyetin

kullanımının kontrolü ya da mülkiyeti düzenleme yetkisi vermektedir.

65. Başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik şikâyetinin özü

ruhsatsız ahırların mühürlenmesi ve mühürleme işleminden sonra taşınmazın

kamulaştırma sahasında kalması gerekçe gösterilerek ahırların ilgili mevzuat

hükümlerine uygun hâle getirilmesi için süre verilmeden yıkılmasına karar

verilmesidir. Başvurucunun taşınmazın kamulaştırılacak olmasına, kamulaştırma

şerhi konmasına veya kamulaştırmaya ilişkin sürecin somut olayda uzun sürdüğüne

ilişkin doğrudan bir şikâyeti bulunmayıp mülkiyet hakkı yönünden şikâyet edilen

temel husus yapının mühürlenmesi ve yıkım kararı alınmasıdır. Bu bakımdan

başvurucunun mülkiyet hakkına ilişkin temel şikâyeti de dikkate alındığında,

imar mevzuatı nedeniyle ruhsatsız ve ruhsata bağlanması mümkün olmayan

yapıların yıkılması şeklinde gerçekleşen müdahalenin mülkiyetin kullanımını

kontrol/düzenleme suretiyle mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği

değerlendirilmiştir.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

66. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 35.

maddelerine uygunluğunun denetlenmesi gerekmekte olup bu itibarla müdahalenin

hakkın özünedokunmama, Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerle ve

kanunla sınırlandırma ve ölçülülük ilkesi kapsamında değerlendirilmesi

gerekmektedir.

i. Kanunilik

67. Anayasa'nın 35. ve 13. maddelerine göre mülkiyet hakkına

getirilecek sınırlamaların kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Somut olayda,

başvurucu tarafından mülkiyeti kendisine ait bulunan taşınmaz üzerine yaptırıldığı

anlaşılan ahırların ruhsatsız olarak yapıldığı ve ruhsata bağlanması olanağı

bulunmadığından 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında mühürlenerek

durdurulduğu ve inşaat durdurma zaptı düzenlenerek yıkım kararı alındığı

anlaşılmaktadır. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinde, ruhsatsız veya ruhsat ve

eklerine aykırı olarak yapılan yapılara ilişkin düzenleme getirilmiş olup

ruhsata aykırı yapılarda aykırılığın giderilmemiş olması, ruhsatsız yapılarda

ise yapının ruhsata bağlanmaması hâlinde ilgili idarece yapının yıktırılacağı

düzenlenmiştir.

68. Bu bakımdan mülkiyetin kullanımını kontrol/düzenleme

şeklindeki müdahalenin 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinde yasal dayanağı

bulunmakta olup başvuruya konu müdahale kanunilik unsurunu taşımaktadır.

ii. Meşru Amaç

69. Kamu yararı kavramı, genel bir ifadeyle özel veya bireysel

çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Bütün

kamusal işlemler, nihai olarak kamu yararını gerçekleştirmek hedefine yönelmek

durumundadır (AYM, E.2010/30, K.2012/7, 19/1/2012).

70. Kamu yararı doğası gereği geniş bir kavramdır. Özellikle

kişileri bedelini ödeyerek mülkiyetlerinden yoksun bırakmayı düzenleyen yasalar

gibi sosyal ve ekonomik politikaların uygulanmasını belirleyen düzenlemeler

konusunda yasama organının geniş bir takdir yetkisi olması doğaldır. Kural

olarak kamu makamları ekonomik veya toplumsal bir politikayı hayata geçirmek

amacıyla mülkiyet hakkına müdahale etmişlerse burada meşru bir kamu yararı

amacının bulunduğunu varsaymak gerekir. Kamu yararı konusunda bir uyuşmazlığın

çıkması hâlinde ise uzmanlaşmış ilk derece ve temyiz yargılaması yapan

mahkemelerin uyuşmazlığı çözmek konusunda daha iyi konumda oldukları açıktır.

Bu nedenle müdahalenin kamu yararına uygun olmadığını ispat yükümlülüğü bunu

iddia edene aittir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesinde açıkça

temelden yoksun veya keyfî olduğu anlaşılmadıkça yetkili kamu organlarının kamu

yararı tespiti konusundaki takdirine müdahalesi söz konusu olamaz (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, §§ 35, 36).

71. Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama hakkına sahip olduğu düzenlenmiş; çevreyi geliştirmenin, çevre

sağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devlet ve vatandaşların

ödevi olduğu belirtilmiştir. Bu bakımdan yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre

şartlarına uygunluğunun sağlanması ve buna ilişkin düzenlemelerde kamu yararı

bulunduğu kabul edilmelidir.

72. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de toplumun genel çıkarlarının

büyük önem taşıdığı bölgesel planlama ve çevre koruma politikalarının bilhassa

medeni haklar söz konusu olduğunda devlete geniş bir takdir yetkisi tanıdığını

belirtmiştir (Depalle/Fransa,

[BD], B. No:34044/02, 29/3/2010, § 84).

73. Başvurucu tarafından inşa ettirilen ahırların ruhsatsız

olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İnşa edilecek yapıların imar

mevzuatına uygun olarak yapılmasının sağlanması ve bu kapsamda ilgili mevzuat

hükümleri uyarınca ruhsat alınmadan yapılabileceği açıkça düzenlenen yapılar

hariç diğer yapıların ruhsata bağlanması suretiyle yapılaşmanın fen, sağlık ve

çevre şartlarına uygun olarak teşekkülü, sağlıklı, güvenli, kaliteli ve

ekonomik yaşam çevrelerinin oluşturulması bakımından önemli olup ruhsata

bağlanması mümkün olmayan yapıların yıkılmasında kamu yararı bulunduğu

anlaşılmaktadır. Öte yandan taşınmazın yapımı devam etmekle birlikte yakın

zamanda tamamlanacağı anlaşılan Süreyyabey Baraj Gölü kamulaştırma sahasında

kalması sebebiyle taşınmaz üzerindeki yapılara ruhsat verilmesinin mümkün

olamayacağı yönünde değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Geniş bir alandaki

tarım arazilerinin sulanması ve enerji üretimi sağlanması amacıyla

gerçekleştirildiği anlaşılan Süreyyabey Baraj Gölü projesi sebebiyle kısa bir

süre sonra baraj gölü altında kalacak olan alanda kaynakların verimli

kullanılmasının sağlanması ve ekonomik kayıpların önlenmesi bakımından yapı

yapılmasına izin verilmemesinde de meşru amaç bulunmadığı söylenemez.

iii. Ölçülülük

74. Başvurucu,

sahip olduğu taşınmaz üzerine inşa edilen ruhsatsız ahırların mühürlenmesi ve

taşınmazın yapımı devam eden Süreyyabey Baraj Gölü kamulaştırma sahasında

kalması sebebiyle ruhsat verilmesinin mümkün olmadığı kabul edilerek yıkım

kararı verilmesinden ve bu bağlamda bedel ödenerek tescil kararı verilmeden

mülkiyet hakkına yapılan müdahaleden şikâyet etmektedir.

75. Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma (başkasına

devretme, biçimini değiştirme, harcama ve tüketme hatta yok etme) olanağı verir

(Mehmet Akdoğan ve diğerleri, §

32).

76. Öte yandan Anayasa'nın 35. maddesine göre mülkiyet hakkı

ancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilir.

Ayrıca Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen "ölçülülük ilkesi",

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli

olarak dikkate alınması gereken bir güvencedir.

77. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hak

ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak

için seçilen aracın denetlenmesidir (Adalet

Mehtap Buluryer, B. No: 2013/5447, 16/10/2014, § 106).

78. Ölçülülük ilkesi "elverişlilik",

"gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. "Elverişlilik" öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen

amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, "gereklilik" ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, "orantılılık" ise

bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir

dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

79. Mülkiyet hakkının, hakkın özüne dokunulmadan ve ölçülülük

ilkesine riayetle sınırlandırılması gerekmektedir. Hakkın özü, dokunulduğunda

söz konusu temel hak ve özgürlüğü anlamsız kılan asli çekirdeği ifade etmekte

olup bu yönüyle her temel hak açısından kişiye dokunulmaz asgari bir alan

güvencesi sağlamaktadır. Bu çerçevede hakkın kullanılmasını önemli ölçüde

güçleştiren, hakkı kullanılamaz hâle getiren veya ortadan kaldıran

sınırlamaların hakkın özüne dokunduğu kabul edilmelidir. Mülkiyet hakkı

bağlamında da mülkiyet hakkını oluşturan yetkilerin tamamının veya bir ya da belirli

bir kısmının ortadan kaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veya

kullanılmasının aşırı derecede güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerin

bu hakkın özünü zedeleyeceği açıktır (AYM, E.2002/112, K.2003/33, 10/4/2003;

E.1999/33, K.1999/51, 29/12/1999).

80. Anayasa'nın 35. maddesine uygun olarak bir kimsenin mülkiyet

hakkına devlet tarafından müdahale edilmişse veya mal varlığı üzerindeki

hakları kullanılamaz hâle getirilmişse bu kişinin hakkının korunması gerekir.

Öte yandan mülkiyetin kullanımını düzenleyen kanun ve uygulamaların elde

edilmek istenen kamu yararıyla bireysel menfaatler arasında adil bir denge

kurması yani ölçülü olması gerekmekle birlikte mülkiyetin kullanımını

düzenleyen bu uygulamalar sebebiyle bireyin kişisel hakları ile toplumun genel

menfaati arasında dengeyi sağlamak için her zaman tazminat ödenmesi zorunlu

görülemez (Necmiye Çiftçi ve diğerleri,

B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 63).

81. Somut olayda başvurucu taşınmazın baraj gölü alanında

kalması nedeniyle kamulaştırılacak olmasından veya doğrudan ilgili imar

mevzuatı hükümlerinden şikâyet etmemektedir. Yine başvurucunun, taşınmazdan

yararlanma olanağının tamamen yitirildiği,mevcut durum itibarıyla taşınmazın

değer kaybetmesine sebebiyet verildiği, taşınmazı piyasa değeri üzerinden satma

imkânını kaybettiği veya taşınmaza ilişkin hukuki işlemlerde bulunma hakkını

yitirdiği gibi bir iddiası da bulunmamaktadır. Başvurucu yalnızca hâlihazırda

mülkiyeti kendisine ait bulunan taşınmazın kamulaştırma alanında kalması

sebebiyle mülkiyetin kullanımına ilişkin bir kısım hak ve yetkinin

sınırlandırılmasından şikâyet etmektedir.

82. Başvurucunun maliki olduğu taşınmazı dilediği şekilde

kullanma hakkıAnayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının kapsamına

dâhil olmakla beraber devletin bu kullanımı kontrol/düzenleme yetkisi

bulunmaktadır.

83. Devlet, düzenlemeyi bireylerin veya tüzel kişilerin olumlu

eylemlerde bulunmalarını zorunlu tutarak veya faaliyetlerine kısıtlamalar

getirerek gerçekleştirebilir. Bu tür düzenlemeler, mevzuatı kabul edilemez

duruma getirecek kadar alışılmışın dışında sonuçlar doğurmadığı sürece devletin

takdir yetkisi içinde kabul edilmektedir (Denev/İsveç,

B. No: 12570/86, 18/1/1989; J.A. Pye

(Oxford) Ltd And J.A. Pye (Oxford) Land Ltd./Birleşik Krallık, 44302/02,

30/7/2007, § 83).

84. Anayasa'nın 56. maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir

çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını

korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devlet ve vatandaşların ödevi olduğu

düzenlenmiştir. Bu bakımdan yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun

olarak teşekkülü ile sağlıklı, güvenli, kaliteli, ekonomik yaşam çevrelerinin

oluşturulması şeklindeki üstün kamusal yararın sağlanması bakımından taşınmaz

sahiplerinin imar mevzuatının gerektirdiği kısıtlama ve kullanma esaslarına

uyması zorunludur.

85. Başvurucunun taşınmazın baraj gölü alanında kalması

sebebiyle yapılacak kamulaştırma işlemine, bu kapsamda alındığı anlaşılan kamu

yararı kararına ve tapu kaydındaki kamulaştırma şerhine bireysel başvuru

dosyası kapsamında bir itirazınınbulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak bu husus

başvurucu tarafından yaptırılan ahırların ruhsata bağlanmasının mümkün

olmayacağı yönünde idari makamlarca yapılan değerlendirmeye doğrudan etki

etmiştir.

86. Somut olayda İdarenin yatırım programında yer alan

Süreyyabey Barajı için Bayındırlık ve İskan Bakanlığının 24/5/2001 tarihli ve

2384 sayılı onayı ile kamu yararı kararı alındığı anlaşılmaktadır. İdarenin

Belediyeye gönderdiği 5/7/2010 tarihli yazıda Süreyyabey Barajı'nın yapımının

devam ettiği, 2010 yılında barajda su tutulmasının planlandığı belirtilmiş

(bkz. § 8); 27/5/2011 tarihli yazıda ise Süreyyabey Barajı göl alanında kalması

nedeniyle kamulaştırma işlemleri devam eden ve tapu kaydına kamulaştırma şerhi konulan,

aralarında başvurucuya ait taşınmazın da bulunduğu taşınmazlar üzerinde haksız

kazanç elde etmeye yönelik yapılaşmanın önlenmesi istenmiştir (bkz. § 16).

İdarenin Çekerek Kaymakamlığına gönderdiği 26/9/2011 tarihli yazı da ise

Süreyyabey Barajı'nda inşaat çalışmalarının tamamlanma aşamasına geldiği, 2011

yılında su tutulmaya başlanacağı, can ve mal emniyeti açısından kamulaştırma

işlemi tamamlanmış taşınmazların bir an önce tahliyesinin sağlanması

istenmiştir (bkz. § 16). Başvurucuya ait ahırlara ilişkin inşaat durdurma

zaptının 15/4/2011 tarihinde tutulduğu anlaşılmaktadır. Başvurucunun ahırları

bu tarihten çok önceki bir tarihte yaptırdığı yönünde bir iddiası olmadığı gibi

bu hususta bireysel başvuru dosyası kapsamında sunulmuş bir bilgi ve belge de

bulunmamaktadır. Başvurucunun taşınmaza yapı yapmak şeklindeki iradesini ortaya

koyduğu 2011 yılı içinde baraj yapım çalışmalarının devam etmesi ve yapılan

yazışmalar doğrultusunda aynı yıl içinde inşaatın tamamlanma aşamasına

getirilerek barajda su tutulmaya başlanacağına dair ciddi verilerin bulunması

karşısında geniş bir alanda yapıldığı anlaşılan kamulaştırma işlemlerine

ilişkin sürenin belli bir zaman dilimine yayılmasına rağmen başvurucu yönünden

öngörülemez bir sürede gerçekleşmediği, ahırların inşa edildiği sürede yapımına

başlanan ve büyük oranda tamamlanmış bulunan bir baraj projesinin bulunduğu

anlaşılmaktadır. Bu bakımdan başvurucu yönünden idarenin ne zaman

gerçekleştirileceği belli olmayan projesinden, ne zaman yapılacağı

öngörülemeyen kamulaştırma işleminden ve bu kapsamda belirsiz bir süre ile

mülkiyet hakkının kullanımının sınırlandırılmasından söz edilemez.

87. Başvurucu tarafından inşa ettirilen ahırların 15/4/2011

tarihinde inşaat durdurma zaptı ile mühürlenerek durdurulmasına karar verilmiş,

ahırlar için 20/4/2011 tarihinde yıkım kararı alınmış ve karar 25/4/2011

tarihli yazı ile başvurucuya bildirilmiştir. Bu bakımdan ruhsatsız olarak inşa

edildiği anlaşılan ahırlara hemen müdahale edildiği anlaşılmaktadır. Yakın

zamanda baraj gölü alanında kalacak olan ve buna ilişkin idari sürecin devam

ettiği bilinen bir taşınmaz üzerinde imar mevzuatına aykırı şekilde yapılaşmaya

sessiz kalınarak bu alanda ekonomik ve sosyal bir çevrenin oluşturulmasına izin

verilmesi, ileride daha ciddi zararların doğmasına sebebiyet verebilecektir.

Nitekim İdare ile Belediye arasındaki 14/5/2010, 5/7/2010 ve 25/4/2011 tarihli

yazışmalarda, kamulaştırma amacıyla yapılan tespit çalışmalarında göl alanında

kalarak kamulaştırılması gereken taşınmazlar üzerinde daha fazla kamulaştırma

bedeli alabilmek için amaçsız yapılar yapıldığının tespit edildiği, bu

yapıların kısa süre sonra su altında kalacak olması sebebiyle tesis yapana

fayda sağlamayacağı gibi kamulaştırma aşamasında İdarenin haksız olarak yüksel

bedel ödemesine, yatırım maliyetlerinin yükselmesine, kamu kaynaklarının

israfına ve millî ekonomi açısından kayba sebebiyet vereceği belirtilerek yeni

yapılaşmalara izin verilmemesinin istendiği anlaşılmaktadır.

88. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde başvurucuya ait

bulunan ve tarla vasıflı olduğu anlaşılan taşınmazda zirai faaliyetlerde

bulunulması ve taşınmazın vasfına uygun olarak kullanılmasının mümkün olduğu,

taşınmazdan yararlanma imkânının yitirilmediği, taşınmaz üzerinde tasarruf

işlemlerinde bulunma hak ve yetkisinin devam ettiği, taşınmaz üzerinde inşa

edilen ruhsatsız ahırlara ruhsat verilemeyeceği değerlendirilmiş ise de ahır

inşaatlarına baraj inşaatının bitim aşamasında başlandığı ve derhâl müdahale

edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, mülkiyetin kullanımını

kontrol/düzenleme suretiyle gerçekleştirilen sınırlamanın ortaya çıkardığı

durumun, başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamusal menfaatin

gerekleri arasında sağlanması gereken dengeyi bozmadığı ve başvurucu açısından

meşru sayılamayacak olan ferdi ve aşırı nitelikte bir yük oluşturmadığı

değerlendirilmiştir.

89. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun ihlal iddiasına

konu müdahalenin belirtilen sınırlama ve güvence ölçütlerine aykırı olmadığı

anlaşıldığından, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V.HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A.1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

16/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucu

:

Süleyman

GÜNAYDIN

Vekili

:

Av. Recep

AKYÜREK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4870, 16 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. No: 12570/86, 18/1/1989; J.A. Pye
  10. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  11. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Yıldırım
  13. Kömürcü
  14. Altan
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. Karaman Odabaşı
  18. Günaydın
  19. Akyürek
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4870
Tarih
16 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Sam Yağcılık Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/6675)
  • Serpil Bilgin Akyağcı Başvurusu (B. No: 2014/5679)
  • Ali Tezel Başvurusu (B. No: 2014/411)
  • Döndü Karaş Başvurusu (B. No: 2014/6253)
  • Özkan Kaya Başvurusu (B. No: 2014/2694)
  • Alper Aldemir Başvurusu (B. No: 2014/4987)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.