İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Alper Aldemir Başvurusu (B. No: 2014/4987)

1. Başvuru, mahkeme kararında gösterilen temyiz süresi içinde

Başvuru No2014/4987Tarih9 Haziran 2016Okuma16 dk · 3.141 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Alper Aldemir Başvurusu

Karar tarihi
9 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/4987
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.141 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mahkeme kararında gösterilen temyiz süresi içinde

yapılan temyiz başvurusunun süre yönünden reddedilmesiyle mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/4/2014 tarihinde Konya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 11/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu; işe girerken boş vaziyette verdiği teminat

senedinin işten çıktıktan sonra işvereni tarafından kendisine iade edilmeyip

doldurularak bono hâline getirildiğini ve senette yazılan bedelin icra yoluyla

kendisinden tahsil edildiğini iddia ederek söz konusu haksız ödemenin iadesi

istemiyle Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) istirdat davası

açmıştır.

8. Mahkemece 27/6/2012 tarihli ve E.2008/282, K.2012/242 sayılı

karar ile davanın reddine karar verilmiş; hükümde, kararın tebliğinden itibaren

on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Kararın hüküm

kısmı şöyledir:

“1-Davanın REDDİNE,

...

Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin

yüzlerine karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 15 günlük yasal süre

içerisinde Yargıtay (Temyiz) yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup

usulen anlatıldı. ”

9. Mahkeme kararı 23/11/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu bu kararı 5/12/2012 tarihinde (tebliğden itibaren on ikinci

gün) temyiz etmiştir.

10. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 13/2/2014 tarihli ve E.2013/3251,

K.2014/2193 sayılı ilamı ile iş mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı

kanun yoluna başvurma süresinin karar yüze karşı verilmişse kararın taraflara

tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gün

olduğu, Mahkeme kararı “iş mahkemesi sıfatıyla” verildiğinden gerekçeli kararda

temyiz süresinin on beş gün olarak belirtilmesinin sonuca etkili olmadığı,

temyiz dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra ibraz edildiği gerekçesiyle temyiz

isteminin süre yönünden reddine karar vermiştir. Yargıtay ilamı şöyledir:

“5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8.

maddesine göre, iş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı kanun yoluna

başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi,

yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.

...

Somut olayda, mahkeme kararı, 27.06.2012

tarihinde usulüne uygun olarak davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı tefhim

edilmiş, gerekçeli karar davalı vekiline 19.11.2012, davacı vekiline ise

23.11.2012 günü tebliğ edilmiş, davacı vekili 05.12.2012 günü temyiz dilekçesi

vermiş ve temyiz harcını yatırmıştır. Karar “iş mahkemesi sıfatıyla

verildiğinden” mahkemenin gerekçeli kararında temyiz süresinin onbeş gün olduğunu belirtmesi sonuca etkili değildir.

SONUÇ

Temyiz dilekçesi kanunda öngörülen süre geçirildikten sonra ibraz

edilerek 05.12.2012 tarihinde temyiz defterine kaydedildiğinden davacının

temyiz talebinin 6100 sayılı Kanun'un 346. maddesi gereğince REDDİNE ... karar

verildi.”

11. Mahkeme dosyasının incelenmesinde davanın iş mahkemesi

sıfatıyla görüldüğü yönünde herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır.

12. Yargıtay ilamı başvurucuya 26/3/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13. Başvurucu 10/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72.

maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

“Takibe itiraz etmemiş veya itirazının

kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde

kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler

dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.”

15. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun

1. maddesi şöyledir:

“İş Kanununa göre

işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E

fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren

vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak

iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum

görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.

...

İş

mahkemesi kurulmamış olan yerlerdeki bu davalara o yerde görevlendirilecek

mahkeme tarafından, temsilci üyeler alınmaksızın, bu kanundaki esas ve usullere

göre bakılır.

...”

16. 5521 sayılı Kanun’un 2/3/2005 tarihli ve 5308 sayılı Kanun

ile yapılan değişiklikten önceki 8. maddesi şöyledir:

“İş Mahkemesinin nihai kararları tefhim

tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir.

İş Mahkemelerinden verilen kararlar, Yargıtayca iki ay içinde tetkik olunarak karara bağlanır.

Yargıtay’ın bu kararlarına karşı karar tashihi istenemez.”

17. 5521 sayılı Kanun’a5308 sayılı Kanun ile eklenen geçici 1.

madde şöyledir:

“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli

ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî

Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında

yapılan temyiz başvuruları, kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafından

sonuçlandırılır. Bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanununun bu Kanunla

yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümleri uygulanır.”

18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun geçici 3. maddesi gereğince temyize ilişkin hükümlerinin

uygulanmasına devam olunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun 432. maddesinin 1. fıkrası şöyledir:

“Temyiz süresi on beş gündür. Temyiz süreleri,

ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.”

19. 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir

ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a) Hükmü veren mahkeme

ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil

numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla

verildiğini.

…

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın

harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 9/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu, icra yoluyla kendisinden haksız tahsil edilen

paranın iadesi için Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı istirdat davasının

reddedildiğini, tüm duruşmalarda davaya asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla

bakıldığını, tefhim edilen kısa karar ve gerekçeli kararda da davaya bu sıfatla

bakıldığının belirtilip temyiz süresinin on beş gün olarak gösterildiğini,

kararda gösterilen süre içinde temyiz yoluna başvurduğunu ancak kararın iş

mahkemesi sıfatıyla verildiği ve temyiz süresinin sekiz gün olduğu, temyiz

dilekçesinin yasal süreden sonra ibraz edildiği gerekçesiyle Yargıtay 22. Hukuk

Dairesince temyiz isteminin süre yönünden reddedildiğini, davaya iş mahkemesi

sıfatıyla bakılmadığını, Mahkemenin dava sürecinde açıkladığı sıfatın Daire

tarafından değiştirilerek temyiz hakkının elinden alındığını, bunun yanı sıra

karar gerekçesinin tefhim edilen kısa kararla birlikte açıklanmadığını,

gerekçenin açıklanmama nedeninin de gösterilmediğini belirterek Anayasa'nın 2.,

10., 36., 40., ve 141. maddelerinde düzenlenen ilke ve hakların ihlal

edildiğini ileri sürmüş; temyiz talebinin incelenmesi için ihlalin tespiti

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

23. Başvurucunun şikâyetinin özü, temyiz talebinin haksız

şekilde süre yönünden reddedilmesiyle temyiz itirazlarının merci tarafından

incelenmediğine ilişkin olduğundan başvurucunun iddiasının adil yargılanma

hakkının güvencelerinden olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

24. Başvurucu, asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla verilen ve

temyiz süresi on beş gün olarak gösterilen kararı belirtilen süre içinde temyiz

ettiğini ancak kararın iş mahkemesi sıfatıyla verildiği ve sekiz günlük yasal

temyiz süresinin geçirildiği gerekçesiyle temyiz isteminin süre yönünden

reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan söz

konusu iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

26. Başvurucu, Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı istirdat

davasının reddine karar verildiğini, tüm duruşmalarda davaya asliye hukuk

mahkemesi sıfatıyla bakıldığını, tefhim edilen kısa karar ve gerekçeli kararda

da davaya bu sıfatla bakıldığı belirtilip temyiz süresinin on beş gün olarak

gösterildiğini, kararda gösterilen süre içinde temyiz yoluna başvurduğunu ancak

kararın iş mahkemesi sıfatıyla verildiği ve temyiz süresinin sekiz gün olduğu,

temyiz dilekçesinin yasal süreden sonra ibraz edildiği gerekçesiyle Yargıtay

22. Hukuk Dairesince temyiz isteminin süre yönünden reddedildiğini, davaya iş

mahkemesi sıfatıyla bakılmadığını,Mahkemenin dava

sürecinde açıkladığı sıfatı Dairenin değiştirerek temyiz hakkını elinden

aldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Anayasa’nın 40. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri

ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının

sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi

kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. ”

29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi

bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2013/64,

K.2013/142, 28/11/2013). Bu bağlamda Anayasa’nın, devletin işlemlerinde ilgili

kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmesi gerektiğini ifade eden 40. maddesinin de adil yargılanma hakkının

kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır. Bunun yanında

Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam

ve içeriğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi

çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

30. Sözleşme’nin 6. maddesi mahkemeye başvurma hakkını açıkça

düzenlenmemekle beraber Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından,mahkemeye başvurma

hakkının hukukun temel prensibi olduğu, mahkemeye başvurma hakkı olmaksızın

hakkaniyete uygun, aleni bir yargılamadan söz edilemeyeceği ve adil yargılanma

hakkının içerdiği güvencelerden yararlanmanın olanaksız hâle geleceği kabul

edilmektedir (Golder/Birleşik Krallık, B. No. 4451/70,

21/2/1975, § 35).

31. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

32. Mahkemeye erişim hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava

açma hakkını değil iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına

başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da içerir (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, §

49).

33. AİHM, mahkemeye etkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü”

ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkili

erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasını

ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkili

fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukuki

belirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeye

erişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine karar

verilmektedir (Geffre/Fransa (k.k),

B. No: 51307/99, 23/1/2003).

34. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön

koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki

güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem

ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde

bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden

herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır

ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına

karşı koruyucu önlem içermeyi ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,

28/11/2013).

35. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların

hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,

açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir

(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 38).

36. Dava açma hakkı birtakım sınırlamalara tabi tutulabileceği

gibi bu hakkın kullanımı da belli kurallara bağlanabilir. Bununla birlikte bu

sınırlamalar dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,

11/10/2001, § 22).

37. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak

yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler, dava açma ya da

kanun yollarına başvurma hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§

36-40).

38. Başvuruya konu somut olayda başvurucu, işe girerken boş

vaziyette verdiği teminat senedinin işten çıktıktan sonra işvereni tarafından

kendisine iade edilmeyip doldurularak bono haline getirildiğini ve senette

yazılan bedelin icra yoluyla kendisinden tahsil edildiğini iddia ederek söz

konusu haksız ödemenin iadesi istemiyle asliye hukuk mahkemesinde istirdat

davası açmıştır. Dava dilekçesinde, davaya iş mahkemesi sıfatıyla bakılması

yönünde bir talep olmadığı görülmüştür. Mahkeme, yargılama boyunca duruşma

tutanaklarında ve yazışmalarında asliye hukuk mahkemesi sıfatını kullanmış,

davaya iş mahkemesi sıfatıyla bakılmasına ilişkin bir karar vermemiştir.

39. Mahkeme 27/6/2012

tarihli duruşmada asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla verdiği kararı “kararın tebliği tarihinden itibaren 15 günlük yasal

süre içerisinde Yargıtay (temyiz) yolu açık olmak üzere” şeklindeki

ibareyle taraflara tefhim etmiştir. Gerekçeli kararda da davaya iş mahkemesi

sıfatıyla bakıldığına dair açıklamaya yer verilmemiştir.

40. Mahkeme kararı 23/11/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu bu kararı 5/12/2012 tarihinde (tebliğden itibaren on ikinci

gün) temyiz etmiştir. Ancak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, iş mahkemelerince

verilen nihai kararlara karşı kanun yoluna başvurma süresinin sekiz gün olduğu,

Mahkeme kararı “iş mahkemesi sıfatıyla” verildiğinden gerekçeli kararda temyiz

süresinin on beş gün olarak belirtilmesinin sonuca etkili olmadığı, temyiz

dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra ibraz edildiği gerekçesiyle temyiz

isteminin süre yönünden reddine karar vermiştir.

41. Başvurucu, asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla verilen ve

temyiz süresi on beş gün olarak gösterilen kararı belirtilen süre içinde temyiz

ettiğini ancak temyiz talebinin haksız şekilde süre yönünden reddedilmesiyle

temyiz hakkının elinden alındığını ileri sürmüştür.

42. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması, derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu

yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının Anayasa

Mahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönünden

yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır (Emre Kartal, B. No: 2014/5020, 6/10/2015,

§ 40).

43. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletin

işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve

sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu, devlet

organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları ve hangi mercilere başvuracağı

ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibi olmalarını

sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğini bilmeyen

yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklı bir

şekilde kullanmaları amaçlanmıştır.

44. 1086 sayılı mülga Kanun'un uygulanmasına devam olunan 432.

maddesi gereğince hukuk mahkemelerince verilen kararlara karşı temyiz süresi on

beş gün olup bu süre kararın tebliği ile başlamaktadır. 5521 sayılı Kanun'un 8.

maddesine göre ise iş mahkemelerinin nihai kararlarına karşı temyiz süresi

kararın tefhiminden itibaren sekiz gündür. Ayrı iş mahkemelerinin bulunmadığı

yerlerde bu mahkemelerin görev alanına giren davalara asliye hukuk mahkemeleri

tarafından iş mahkemesi sıfatıyla bakılmaktadır (bkz. §§ 15-18).

45. 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

(a) bendinde, hükmü veren mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün

hangi sıfatla verildiğinin; (ç) bendinde ise varsa kanun yolları ve süresinin

hüküm içeriğinde yer alması gerektiği belirtilmiştir. Bu gereklilik özellikle

ayrı ihtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde çeşitli sıfatlarla görev yapan

asliye hukuk mahkemeleri açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Zira asliye

hukuk mahkemelerinin bu durumda kararı hangi mahkeme sıfatıyla verdiğini

açıklaması davada uygulanan yargılama usulü ile verilen karara karşı kanun

yolları bakımından tarafların doğru bilgi sahibi olmalarını sağlayarak

tarafların kararları temyiz haklarını zamanında ve usulüne uygun olarak

kullanabilmelerine hizmet etmektedir (Aktif

Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855,

26/6/2014, § 41).

46. Somut olayda başvurucunun davayı doğrudan asliye hukuk

mahkemesi sıfatıyla açması; Mahkemenin, duruşma tutanakları ve yazışmalarında

davaya iş mahkemesi sıfatıyla baktığını belirtmemesi, gerekçeli kararda da bu

yönde bir açıklamaya yer vermemesi, tüm bu hususların yanı sıra hükümde,

kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceğini

belirtmesi karşısında Mahkemenin davaya hangi sıfatla baktığı konusunda hukuki

belirsizlik olduğu görülmektedir. Bu belirsizliğin başvurucunun kanun yoluna

başvurmasına, bir başka ifadeyle mahkemeye erişimine zarar verdiği açıktır. Bu

koşullarda yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin

süre yönünden temyiz isteminin reddine karar vermesiyle başvurucunun temyiz

itirazlarının esastan görüşülmesi imkânı kalmamıştır.

47. İlk derece mahkemelerince davaya hangi sıfatla bakıldığı

açıkça belirtilmeden yapılan yargılamalar sonunda verilen kararlarda

başvurulabilecek kanun yolu süresinin hatalı gösterilmesi nedeniyle

başvurucuların temyiz sürelerini geçirmeleri ve temyiz başvurularının süre

yönünden reddedilmesi üzerine yapılan bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesi,

oluşan hukuki belirsizliğin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiğine

dolayısıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.,

§§ 28-50; Kommersan Kombassan Mermer Maden

İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,

20/1/2016, §§ 30-57).

48. Anayasa Mahkemesinin anılan kararları ve yukarıda yer

verilen açıklamalar ışığında davaya hangi sıfatla bakıldığı konusunda

belirsizlik mevcut olduğu, yargılama süreci boyunca davaya iş mahkemesi

sıfatıyla bakılmasına dair bir karar verilmediği, duruşma tutanaklarında ve

yazışmalarda bu yönde bir ibare

kullanılmadığı, iş mahkemelerince verilen kararlara karşı temyiz süresi sekiz

gün olmasına rağmen hükümde kararıntebliğinden

itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceğinin belirtildiği,

buna karşın Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kararın iş mahkemesi sıfatıyla

verildiğini kabul ederek başvurucunun temyiz istemini reddettiği

değerlendirildiğinde, ayrıca Mahkemenin kanun yolunu ve süresini taraflara

doğru gösterme yükümlülüğü de gözönüne alındığında

başvurucunun temyiz istemini süre yönünden reddeden Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin bu uygulamasının öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabul

edilemeyeceği, öte yandan başvurucunun Mahkeme kararında gösterilen süre içinde

temyiz yoluna başvurduğu dikkate alınmadan başvurucunun temyiz talebini süre

yönünden reddeden kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkının özünü

zedelediği sonucuna ulaşılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usuller Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

51. Başvurucu temyiz talebinin incelenmesi için ihlalin tespiti

talebinde bulunmuştur.

52. Adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

53. Adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir örneğinin başvuru

konusu dava dosyasının Yargıtay ilgili Dairesine gönderilmek üzere Beyşehir

Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında

mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için

başvuru konusu dava dosyasının Yargıtay ilgili Dairesine gönderilmek üzere

Beyşehir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Kamil KAYA

Başvurucu

:

Alper

ALDEMİR

Vekili

:

Av. Melek

GÜNGÖR DİNDAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4987, 9 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Sonuç
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının
  13. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  14. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamında
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Aldemir
  18. Güngör Dindar
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4987
Tarih
9 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Cüneyt Karataş Başvurusu (B. No: 2014/2069)
  • Sadullah Remzi Karagöz Başvurusu (B. No: 2014/8870)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/6209)
  • Osman Nihat Şen Başvurusu (B. No: 2014/16517)
  • Muhsin Karaca Başvurusu (B. No: 2014/2211)
  • Mehmet Siraç Taran Başvurusu (B. No: 2014/5139)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.