İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Özkan Kaya Başvurusu (B. No: 2014/2694)

1. Başvuru; uzman jandarma çavuşlukta geçirilen sürenin astsubay

Başvuru No2014/2694Tarih8 Haziran 2016Okuma15 dk · 2.933 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Özkan Kaya Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/2694
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.933 kelime·15 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; uzman jandarma çavuşlukta geçirilen sürenin astsubay

rütbe bekleme süresinden sayılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan

davanın süre aşımı yönünden reddedilmesinin, karar düzeltme talebinin reddi

nedeniyle para cezası verilmesinin, iki dereceli yargılanma hakkı tanınmaması

ile yargılamanın bağımsız ve tarafsız mahkemede yapılmamasının eşitlik ilkesini

ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 20/10/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu 30/8/2002 tarihinde Uzman Jandarma Okulundan mezun

olduktan sonra uzman jandarma çavuş olarak nasbedilmiş,

daha sonra astsubaylığa geçiş sınavında başarılı olmuş ve eğitimini

tamamlamasının ardından 30/8/2010 tarihinde astsubay çavuş rütbesiyle mezun

olmuştur.

8. Başvurucunun rütbesi 30/8/2013 tarihi itibarıyla astsubay

kıdemli çavuş rütbesine yükseltilmiştir.

9. Başvurucu, uzman jandarma çavuşlukta geçen sürenin astsubay

rütbe bekleme süresinden sayılarak 30/8/2012 tarihi itibarıyla astsubay kıdemli

çavuş rütbesine yükseltilmesi gerekirken 30/8/2013 tarihi itibarıyla astsubay

kıdemli çavuş rütbesine yükseltilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava

açmıştır.

10. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinin

24/9/2013 tarihli ve E.2013/949, K.2013/921 sayılı kararıyla dava süre aşımı

yönünden reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Belirtilen mevzuat ve açıklamalar

ışığında dava konusu işlem değerlendirildiğinde: davacı vekili, uzman jandarma

statüsünde iken, astsubaylığa geçiş sınavını kazanarak gördüğü eğitimi müteakip

30.08.2010 tarihinde astsubay çavuşluğa naspedilen davacının, uzman jandarma

çavuşlukta geçen hizmet sürelerinin astsubay bekleme süresinden sayılması

gerektiğini iddia ederek aksi yönde tesis edilen işlemin iptali isteminde bulunmak

suretiyle dava konusu etmiş ve dava açma süresinin davacının Astsb. Kd. Çvş. rütbesine

yükseltildiği 30.08.2013 tarihi itibarıyla başladığının kabul edilmesi

gerektiğini ve buna göre davanın süresi içerisinde açıldığını öne sürmüş ise

de; davacı 30.08.2010 tarihi itibariyle Astsb. Çvş. nasbedildiğinden, bir an için astsubay çavuşluk nasıp

kararnamesinin davacıya tebliğ edilmediği düşünülse dahi, eğer iddia ettiği

gibi uzman jandarma çavuşlukta geçen hizmet sürelerinin astsubay rütbe bekleme

süresinden sayılması gerekiyorsa, davacı vekilince dava dilekçesinde de

belirtildiği üzere davacının 30.08.2012 tarihi Astsb.

Kd. Çvş. rütbesine yükseltilmesi gerekeceğinden,

davacının 30.08.2012 tarihi itibarıyla Astsb. Kd. Çvş. Rütbesine yükseltilmemesi suretiyle uzman jandarma

çavuşlukta geçen hizmet sürelerinin astsubay rütbe bekleme süresinden

sayılmaması yönünde tesis edilen idarenin menfi işlemine 30.08.2012 tarihi

itibarıyla muttali olduğu, bu nedenle davacı yönündendava

açma süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, buna göre; 30.08.2012

tarihini takip eden günden itibaren 1602 sayılı AYİM Kanunu'nun 40'ncı

maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresi içinde anılan işlemin iptali

istemiyle doğrudan dava açması ya da bu süre içerisinde aynı Kanun'un 35/a

maddesi uyarınca ihtiyari idari başvuruda bulunarak sonuçlarına göre hareket

etmesi gereken davacının, dava açma ve ihtiyari müracaat süresini geçirdikten

sonra 13.09.2013 tarihinde vekili aracılığıyla açmış olduğu iş bu davada süre

aşımı bulunduğu değerlendirilmekle, davanın süre aşımı nedeniyle reddi cihetine

gidilmiştir."

11. Başvurucunun bu karara karşı karar düzeltme istemi de aynı

Dairenin 4/2/2014 tarihli ve E.2014/156, K.2014/74 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

Ret kararında ayrıca 218 TL para cezasının başvurucudan alınmasına karar

verilmiştir.

12. Karar düzeltme isteminin reddine dair karar, başvurucuya

17/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 3/3/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun “İhtiyari müracaat ve

idari makamların sükûtu” kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"a) İhtiyari müracaat:

Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis

edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni

bir işlem yapılması; üst makamdan, yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava

açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış

olan dava açma süresini durdurur.

Altmış gün içinde cevap verilmez ise, istek

reddedilmiş sayılır.

İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar

ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır.

b) İdari makamların sükûtu:

İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek

bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde

yetkili makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler.

Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek

reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bitiminden itibaren idari dava açma

süresi içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler. Dava açılmayan

haller ile davanın altmış günlük süre geçtikten sonra açılması sebebiyle

dilekçenin reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra cevap

verilirse, bunun tebliğinden itibaren dava açma süresi yeniden işlemeye başlar.

Müracaatçıya kayıt tarihi ve sayısını gösterir

imzalı ve mühürlü pulsuz bir alındı kâğıdı verilir."

14. 1602 sayılı Kanun’un "Dava

açma süresi" kenar başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde dava açma süresi her çeşit işlemlerde yazılı bildirim tarihinden

itibaren kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde altmış gündür. Adresleri

belli olmayanlara özel kanunlardaki hükümlere göre ilan yolu ile bildirim

yapılan hallerde, özel kanunda aksine hüküm bulunmadıkça süre, son ilan

tarihinden itibaren onbeş gün sonra başlar."

15. AYİM’in 5/12/1983 tarihli ve

E.1983/1, K.1983/17 sayılı içtihadı birleştirme kararında aşağıdaki ilkeler

benimsenerek kararda şu ifadelere yer verilmiştir:

"-İdarece tebliği

zorunlu ve tebliğ edilmeden uygulama imkânı bulunmayan işlemlerde, tebliğ

suretiyle yazılı bildirimin yapılması şartı aranmalıdır.

-İdarenin teb1iğle kendi kendini sınırlayarak

bağladığı ve fakat tebliğ edilmeden uygulama imkânı bulunmayan işlemlerde, gene

tebliğ suretiyle yazılı bildirimin yapılması şartı aranmalıdır.

-İhtiyari başvuru yoluna gidilmesi, yazılı

bildirimin yapıldığının bir karinesidir. Uyuşmaz1ık konusu idari işlem tarihi

belirtilerek imza karşılığı tebliğ edilmemiş yahut Tebligat Kanunu’na göre

geçerli bir tebligat yapı1mamışsa, bu takdirde ihtiyari başvuru tarihi yazılı

bildirim tarihi olarak kabul edilmelidir.

Sayılan hallerin dışındaki işlemlerde ise

işlemin uygulanması, bu uygulama i1e kişinin statüsünde bir değişiklik olması

ve bu değişikliğin kişi tarafından bilinmesi halinde, uygulama tarihi yazılı

bildirim tarihi olarak kabul edilmelidir.

Yukarıda sıralanan esaslara göre öğrenme

(muttali olma) hususunun yazılı bildirim olarak kabulü, ancak istisnai hallere

inhisar etmekte ve istisnalar dışındaki hallerde yazılı bildirimin tebliğ

suretiyle yerine getirilmesi zorunlu olmaktadır."

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu; AYİM'in aynı konuda

farklı kararlar vererek eşitlik ilkesini ihlal ettiğini, dava açma süresinin

yazılı bildirim tarihinden başlayacağı mevzuatın açık hükmü iken sürenin

öğrenme tarihinden itibaren başlatıldığını kaldı ki süregelen bir hak ihlali

bulunduğu için uyuşmazlığın hak ihlali devam ettiği müddetçe idari davaya konu

edilebileceğini, diğer yandan AYİM’de bulunan sınıf

subaylarının atanmalarında ve seçimlerinde büyük ölçüde idarenin müdahalesinin

olduğunu, AYİM kararları temyiz edilemediğinden ve karar düzeltme talebi de

aynı Daire tarafından incelendiğinden tek dereceli yargılama yapıldığını, karar

düzeltme isteminin reddedilmesi sonucunda para cezası verildiğini, tüm bu

nedenlerle hukuk devleti ilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş ve 20.000 TL maddi, 50.000TL manevi tazminat ile yargılamanın

yenilenmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun uzman jandarma çavuşlukta

geçirdiği hizmet süresinin astsubay rütbe bekleme süresinden sayılması için açtığı

dava, AYİM tarafından davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş

olup başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkına ilişkin olduğundan inceleme

adil yargılanma hakkı kapsamında aşağıdaki başlıklar altında yapılmıştır:

1. Mahkemeye Erişim Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Davanın Süre Aşımı Yönünden Reddedilmesi

Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkınınİhlal Edildiğine

İlişkin İddia

19. Başvurucu, 1602 sayılı Kanun’un 40. maddesine göre her çeşit

işlemde dava açma süresinin yazılı bildirim tarihinden başlayacağını, olayda

süregelen bir hak ihlali olduğundan hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğini

belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

20. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

21. Mahkemeye erişim hakkı, adil yargılanma hakkının en temel

unsurlarından biridir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da

imkânsız hâle getiren uygulamalar, mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.

Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu

süreler dava açmayı ya da kanun yollarına başvurmayı imkânsız kılacak ölçüde

kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim

hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça

hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle

kişiler, dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013,

§ 27).

22. İdari işlemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi

altında kalmasını engellemek ve kamu hizmetinin hızlı ve etkin biçimde

yürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari davaların açılması kanunlarla belli

sürelere bağlanmıştır.

23. Bir kanuni düzenlemenin, bireylerin davranışını ona göre

düzenleyebileceği kadar kesinlik içermesi ve kişinin gerektiği takdirde hukuki

yardım almak suretiyle bu kanunun düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle

ortaya çıkacak sonuçları makul bir düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir.

Öngörülebilirliğin mutlak ölçüde olması gerekmez. Kanunun açıklığı arzu edilir

bir durum olmakla birlikte bazen aşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir.

Oysa hukukun ortaya çıkan değişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok

kanun -işin doğası gereği- yorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı

olan yoruma açık formüller içermektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00, 76292/01, §

83).

24. Başvurucu, süregelen hak ihlali bulunduğu iddiasından

hareketle idareye yaptığı başvuru üzerine dava açabileceğini ileri sürmüş; AYİM’in dava açma süresine ilişkin kanun hükümlerini

yorumlayış şeklinden şikâyetçi olmuştur. Dava konusu olayda başvurucu 30/8/2002

tarihinde uzman jandarma çavuş olarak nasbedilmiş,

daha sonra girdiği astsubaylığa geçiş sınavında başarılı olarak eğitimini

tamamlamasının ardından 30/8/2010 tarihinde astsubay çavuş olmuş, 30/8/2013

tarihinde astsubay kıdemli çavuş rütbesine yükseltilmiştir. Başvurucu, uzman

çavuşlukta geçirdiği sürelerin astsubay rütbe bekleme süresinden sayılarak

30/8/2012 tarihi itibarıyla astsubay kıdemli çavuş rütbesine yükseltilmesi

gerekirken 30/8/2013 tarihi itibarıyla astsubay kıdemli çavuş rütbesine

yükseltilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle 13/9/2013 tarihinde dava

açmıştır. AYİM ise davacının 30/8/2010 tarihinde astsubay çavuşluğa

naspedildikten sonra 30/8/2012 tarihi itibarıyla astsubay kıdemli çavuş

rütbesine yükseltilmediğini ve bu tarih itibarıylauzman

çavuşlukta geçirdiği sürelerin astsubay rütbe bekleme süresinden sayılmama

işleminden haberdar olduğu, nasıp kararnamesinin tebliğ edilmediği düşünülse

dahi başvurucunun hâlen bulunduğu rütbe olan astsubay kıdemli çavuşluğa erken

terfi ettirilmemekle uzman jandarma çavuşlukta geçirdiği sürenin astsubay rütbe

bekleme süresinden düşürülmediği, idarenin menfi işleminin sonuçlarını bizzat

yaşayarak kesin olarak muttali olduğunda kuşku bulunmadığı, bu durumda idarenin

menfi işlemine muttali olan başvurucu yönünden dava ve buna bağlı olarak idari

müracaat süresinin 30/8/2012 tarihinden itibaren başlayacağı, bu durumda

davacının menfi işleme muttali olduğu tarihten itibaren dava açması gerekirken

süresi geçirildikten sonra 13/9/2013 tarihinde açılan davada süre aşımı

bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

25. AYİM, yazılı tebligatın bulunmadığı durumda dava açma

süresinin işleme muttali olunan tarihten başlayacağı yönündeki yerleşik

içtihada (bkz. § 15) uygun şekilde başvurucunun erken terfi ettirilmemekle

uzman jandarma çavuşlukta geçirdiği sürenin astsubay rütbe bekleme süresinden

sayılmadığını yani idarenin olumsuz işleminin sonuçlarına bizzat yaşayarak

kesin şekilde muttali olduğunu kabul ederek dava açma süresinin aşıldığı

sonucuna varmıştır.

26. Anayasa Mahkemesi, Kamil Koç (B. No: 2012/660, 7/11/2013) kararında, tebliğ

edilmedikçe başvurucu açısından yerine getirme yükümlülüğü doğurmayan atama

işlemine yönelik dava açma süresinin, yazılı tebliğ yerine ıttıla tarihinden

başlatılarak davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar

verilmesinin, başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine karar

vermiştir. Anayasa Mahkemesi kararında, başvurucunun hukukunu doğrudan

etkileyen ve tebliğ edilmeden icra edilmeyen idari işleme karşı dava açma

süresinin 1602 sayılı Kanun’da öngörülen yazılı tebliğe ilişkin kuralın aksi

yönünde yorumlanmasının öngörülebilir olmadığına dikkat çekilmiştir.

27. Somut olayda ise başvurucunun AYİM’deki

davasına esas şikâyeti, uzman jandarma çavuşlukta geçirdiği sürenin astsubay

rütbe bekleme süresinden sayılmamasıdır. Söz konusu şikâyete esas yasal

değişikliğin, başvurucunun uzman jandarma olarak görev yaptığı 2003 yılında

gerçekleştiği, başvurucunun 2010 yılında astsubaylığa atandığı, gerekli

intibakının yasal değişikliğe göre anılan süreler değerlendirilmeyerek

yapıldığı ve astsubaylığa atandıktan yaklaşık üç yıl sonra 13/9/2013 tarihinde

dava açtığı görülmektedir.

28. AYİM’in yerleşik içtihada uygun

şekilde uygulaması dolayısıyla başvurucu hakkında icra edilmesi yazılı tebliğe

bağlı olmayan, anılan sürelerin sayılmaması yönündeki olumsuz idari işleme

karşı ıttıla tarihinden itibaren dava açılması gerektiği yönündeki kararının

başvurucu açısından öngörülebilir olmadığının söylenemeyeceği gibi kararda

bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik de

bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

29. Öte yandan başvurucu, hakkında verilen karar ile AYİM

tarafından bir başka dosyada verilen 2013/921 sayılı kararın çeliştiğini ileri

sürmüşse de belirtilen kararın da yine ıttıla tarihinin esas alınarak davanın

süre aşımından reddine ilişkin bir karar olduğu anlaşılmış olup sonuç olarak

başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı

sonucuna varılmıştır.

30. Diğer taraftan Mahkememizin, AYİM tarafından karara bağlanan

benzer uyuşmazlık hakkında yapılan bireysel başvuruya yönelik verdiği (Sinan Çınkır, B.

No: 2013/9751, 18/2/2016) kararında da mahkemeye erişim hakkının ihlal

edilmediği sonucuna ulaşılmış olup bu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmadığı anlaşılmaktadır.

31. Açıklanan nedenlerle AYİM tarafından davanın süre aşımı

yönünden reddedilmesinde bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmek sizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Karar Düzeltme Talebinin Reddedilmesi Sonucu

Verilen Para Cezası Nedeniyle Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

32. Başvurucu, karar düzeltme talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi

üzerine ayrıca aleyhine para cezasına hükmedilmiş olmasının mahkemeye erişim

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

33. Somut olayda başvurucu karar düzeltme isteminde bulunmuş,

AYİM tarafından talebi reddedilerek başvurucu aleyhine 218 TL para cezasına

hükmedilmiştir.

34. 1602 sayılı Kanun'un 67. maddesinin dördüncü fıkrasında

"Yargılamanın iadesi ve kararın

düzeltilmesi istekleri kanunda yazılı sebeplere dayanmıyor ise isteğin reddine

karar verilir ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bu husustaki hükümlerine

göre para cezasına da hükmolunur." kuralına yer verilmiştir.

35. Anılan maddeyle karar düzeltme isteminin reddi hâlinde

başvurucu aleyhine para cezasına hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Bu

kural, mahkemeye erişim hakkı ile ilişkili bir düzenlemedir. Ancak mahkemeye

erişim hakkı mutlak bir hak değildir. Bazı sınırlamalara tabi tutulabilir.

Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece

mahkemelerin gereksiz meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi

amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin

kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen

yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecede

zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,

§§ 38, 39). Diğer bir ifadeyle yükletilen para cezası miktarının bu hakkı,

özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması; meşru bir amaç izlemesi, açık ve

ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir.

Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlinde başvurucuya verilecek olan para cezası

miktarı bu çerçevede değerlendirilmelidir (Mustafa

Kemal Sungur, B. No: 2013/2507, 6/3/2014, § 39).

36. Buna göre adli sürecin istismarı gerekçesiyle para cezası

verilmesi, ilke olarak adil yargılanma hakkına aykırı değildir. Adaletin doğru

idaresini sağlamak ve kötü niyetli başvuruları önlemek açısından bu nitelikte

düzenlemelerin yapılması meşru ise de uygulanacak para cezası miktarı,

mahkemeye erişim için bir engel olarak kabul edilebilecek kadar yüksek

olmamalıdır (Mustafa Kemal Sungur, § 40).

37. Somut iddia bu ilkeler kapsamında incelendiğinde

başvurucunun karar düzeltme isteminin reddedilmesi sonucunda 218 TL para cezası

ödemekle yükümlü tutulmasına karar verilmiş ise de hükmolunan bu miktarın

gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve

başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı görülmüştür. Dolayısıyla söz

konusu yaptırımın mahkemeye erişim hakkına bir engel teşkil etmediği sonucuna

varılmıştır.

38. Açıklanan nedenlerle AYİM tarafından karar düzeltme

isteminin reddine karar verilmesi üzerine başvurucu aleyhine para cezasına

hükmedilmesinin açık bir ihlal niteliğinde olmadığı anlaşıldığından başvurunun

bu kısmının da diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizinaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

39. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki

sınıf subayları nedeniyle bağımsız ve tarafsız olmadığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca Bakanlık

görüşüne verdiği cevapta AİHM tarafından da söz konusu subay üyelerin tarafsız

ve bağımsız olmadıklarına karar verildiği belirtilmiştir.

40. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce incelenirken

belirtildiği üzere AYİM’in oluşumu, statüsü ve

görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve

ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri

yönünden askerî hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,

kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disipline

ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı

görülmektedir.

41. Açıklanan nedenlerle mahkemenin bağımsız ve tarafsız

olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmek sizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. İki Dereceli Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

42. Başvurucu, AYİM daire kararlarına karşı başvurulabilecek

etkili bir kanun yolunun olmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

43. Anayasa ve kanun hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü

tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış

olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

44. Sözleşme’nin 7. Protokolü’nün 2. maddesinde cezai konularda

iki dereceli yargılanma hakkı tanınmıştır. Ancak başvuru konusu edilen olay bir

ceza yargılaması değildir.

45. Başvurucunun başvuru dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde

temyiz yani iki dereceli yargılanma hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin

taraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir (Mahir Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,

§ 42-45).

46. Açıklanan nedenlerden başvuru konusu ihlal iddialarının

Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Bağımsız ve tarafsız

mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. İki dereceli

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Özkan KAYA

Vekili

:

Av. Cihan

KOÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2694, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Mahkemeye erişim
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Topal
  17. Yalçınöz
  18. Koç
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2694
Tarih
8 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Alper Aldemir Başvurusu (B. No: 2014/4987)
  • Cüneyt Karataş Başvurusu (B. No: 2014/2069)
  • Sadullah Remzi Karagöz Başvurusu (B. No: 2014/8870)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2013/6209)
  • Osman Nihat Şen Başvurusu (B. No: 2014/16517)
  • Muhsin Karaca Başvurusu (B. No: 2014/2211)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.