İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Serpil Bilgin Akyağcı Başvurusu (B. No: 2014/5679)

1. Başvuru, bir siyasi partinin ilçe başkanının basında yer alan

Başvuru No2014/5679Tarih30 Haziran 2016Okuma16 dk · 3.294 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Serpil Bilgin Akyağcı Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/5679
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.294 kelime·16 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir siyasi partinin ilçe başkanının basında yer alan

gerçeğe aykırı beyanları nedeniyle şeref ve itibarının korunması hakkının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.Başvuru 19/2/2014 tarihinde Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3.Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/7/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Bursa ili İznik ilçesi İznik Devlet Hastanesi

Başhekimliği görevini yürütmekte iken Bursa Valililiğinin

26/5/2008 tarihli işlemiyle Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesinde hekim

olarak görevlendirilmiştir.

7. Başvurucunun, anılan görevlendirme işlemi üzerine yaptığı

birtakım açıklamalar basında yer almıştır. Bu açıklamalar şöyledir:

"Başhekim Akyağcı'yı

Valilik görevden aldı." başlıklı haberden (11/6/2008/Bursa Gündem)

"...Kaymakam ve Ak Parti İlçe Başkanı tarafından gönderildim.

Ayrıca iktidar partisine yakın kişileri işe aldırmaya kalktılar, bunları

engelledim. Hakkımı Bölge İdare Mahkemesinde arayacağım."

"ŞOK SUÇLAMA'" başlıklı haberden (15/6/2008 /Bursa

Gündem)

"İznik Devlet Hastanesinin Bursa Valiliği tarafından gönderilen

Başhekimi Op. Dr. Serpil Bilgin Akyağcı,

gönderilmesinin tek sorumlusunun AKP İlçe Teşkilatı ve Kaymakam olduğunu öne

sürmüş ve ihalelere de dahil olmak üzere her işine AKP'nin karıştığını iddia

etmişti."

"Başhekime politik oyun" başlıklı haberden (11/6/2008

/Hürriyet Bursa)

"...Akyağcı olayla ilgili olarak

'Hastane ihaleleri dahil her işime karışıldı. Engellemek isteyince Kaymakam ve

AK Parti İlçe Başkanı tarafından gönderildim. Hakkımı Bölge İdare Mahkemesinde

arayacağım.' dedi."

"Kanıt isteyen suçlamalar" başlıklı haberden (15/6/2008

/Hürriyet Bursa)

"İznik Devlet Hastanesinin Bursa Valiliği

tarafından gönderilen Başhekimi Op. Dr. Serpil Bilgin Akyağcı,

bu işin tek sorumlusunun AKP İlçe Teşkilatı ve Kaymakam olduğunu öne

sürmüştü."

8.Başvurucunun görevlendirme işlemi nedeniyle İznik'teki

görevinden ayrılmasının ardından İznik Ak Parti İlçe Başkanı A.Ö.nün başvurucu hakkındaki birtakım beyanları 2008 yılı

Haziran ayı içinde yerel ve ulusal basında yer almış; bu beyanlar bazı köşe

yazılarına da konu olmuştur.

9. Bahsi geçen beyanlar basında şu şekilde yer almıştır:

"Başhekime politik oyun" başlıklı

haberden (11/6/2008 /Hürriyet Bursa)

"... Açıklama yapan AK Parti İlçe Başkanı A.Ö. ise, 'Hakkında

aşırı derece şikâyet vardı. İmzalar toplandı. Onu biz gönderdik. Hastane onun

değil, vatandaşın.' dedi."

"Bu ne saçmalık" başlıklı

köşe yazısından (12/6/2008/ Bursa Meydan gazetesi)

"...İktidar partisi ilçe başkanı herkesi yok sayıp 'biz gönderdik.

Hakkında çok şikayet vardı' gibi bir açıklama yapıyor."

"Kanıt isteyen suçlamalar" başlıklı

haberden (15/6/2008 /Hürriyet Bursa)

"...Akyağcı'nın bu iddialarına şoke eden

bir karşılık AKP İlçe Başkanı Ö.'den geldi. Kanıt

gerektirecek iddiaları şaşırtan Ö. şunları söyledi: 'Keyfine göre vatandaşa

ameliyat yapan ve bir bebeğin ölümüne sebep olan başhekimi işte bu sebeplerden

dolayı gönderdik. Vatandaşlara 'Bugün moralim bozuk poliklinik servisini

açmıyorum.' diyor. Biz burada AK Parti iktidarına yakışır bir şekilde görev

yapmaya çalışıyoruz."

"ŞOK SUÇLAMA" başlıklı

haberden (15/6/2008 /Bursa Gündem)

"AKP

İznik İlçe Başkanı A.Ö. '... Başhekim

konusunda bize gelen şikâyetler had safhaya ulaşmıştı. Başhekimin ihmali

yüzünden 5 ay önce yaklaşık 1,5 aylık bebek ölmüştür. Hastanede vatandaşları

ameliyat için yatıran Başhekim daha sonra ameliyat yapmadan vatandaşları

gönderiyor. Vatandaşlara 'Bugün moralim bozuk poliklinik servisini açmıyorum'

diyen başhekim hakkında yaklaşık 1200 imza toplanarak partimize ve kaymakamlığa

gönderilmiştir. AK Partili yöneticiler olarak bu durum karşısında sessiz

kalamazdık."

"Başhekim Akyağcı

görevinden alındı" başlıklı haberden (16/6/2008/ Olay)

"AK Parti İlçe Başkanı A.Ö. İse, başhekim hakkında yoğun şikâyet

olduğunu iddia ederek, 'Hakkında imzalar toplandı. Onu biz gönderdik. Hastane

onun değil, vatandaşındır.' dedi."

"Bürokratlar nerede?" başlıklı köşe

yazısından (16/6/2008/ Bursa Hakimiyet gazetesi)

"AKP İznik İlçe Başkanı, görev değişikliğinin kendisi tarafından

yapıldığını saklamayarak, 'Onu biz gönderdik.' ifadesini kullandı."

10. Başvurucu, söz konusu beyanlar nedeniyle basın yoluyla

hakkında asılsız ithamlarda bulunulduğunu ve buna bağlı olarak psikolojisinin

ve mesleki performansının olumsuz etkilendiğini ileri sürerek oluşan maddi ve

manevi zararının tahsili talebiyle A.Ö. aleyhine 7/7/2008 tarihinde İznik

Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.

11. Diğer yandan başvurucunun Bursa iline hekim olarak

görevlendirilmesine ilişkin işlem Bursa 3. İdare Mahkemesinin 10/10/2008

tarihli ve E.2008/457, K.2008/752 sayılı kararı ile iptal edilmiş ve başvurucu

İznik'teki görevine geri dönmüştür.

12.İznik Asliye Hukuk Mahkemesi 26/11/2010 tarihli ve

E.2008/139, K.2010/408 sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin reddine,

manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçe

kısmı şöyledir:

"Bazı telefon mesajları polis bilirkişi tarafından rapor halinde

dökümü yapılmış, tarafların gösterdikleri tanıklar dinlenmiş, yine davacı

hakkında adliyemizde yapılan soruşturma ve kovuşturmalar dosyaya celbedilmiştir. Tanık İ.H.Ç.'nin

beyanı incelendiğinde davacının görev yeri değişikliğinin sebebinin siyasi

parti ile ilgili olmadığını, yapılan şikâyetlerin yoğunluğu ve davacının da

isteği ile Valilikçe gerçekleştirildiğini beyan etmiştir. Dolayısıyla davacının

İznik'ten alınıp geçici olarak Bursa'ya atanması Valiliğin tasarrufu olup

davalının bunu sağladığına dair delil yoktur. Davacı bu durumdan dolayı döner

sermayede zarar görse bile davacının eylemiyle bu zarar arasında illiyet bağı

yoktur. Tüm tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının

hekimliğinden ziyade idare işlemlerinden dolayı bazı kişilerle davalık olduğu

tanık beyanlarından ve dosyaya gelen soruşturma ve kovuşturma evraklarından

anlaşılmaktadır. Davalının basına verdiği demeçte ise davacının doktorluğuna

ilişkin bir beyanat vardır. Davalı davacıyı bebeğin ölümünden sorumlu tutarak

hakaret ettiği bunu basın yoluyla yaptığı gazetede yazılı ise de haberi yapan

tanık M.B. davalının bu şekilde konuşmadığını, 'bebeğin babasının beyanına göre

sorumlu başhekimdir, gerekli yerlere başvurduk.' dediğini beyan etmiştir. Bu

olay nedeniyle davacı hakkında soruşturma izni verilmemiştir. Her ne kadar M.B.

İsimli tanık beyanlarında, haber yaptığı beyanların doğru olmadığını beyan

etmiş ise de hem yerel hem de ulusal gazetelerde çıkan bu haberi davalının

tekzip etmemesive tüm dosya kapsamı ele alındığında

davalını habere konu sözleri söylediği kanaati hasıl olmuştur. 'Bebeğin ölümüne

neden oldu.' şeklindeki sözler davacını şahsına yönelik hukuka aykırı

sözlerdir. Dosyada bulunan ve davacı ile ilgili diğer soruşturma dosyalarının

bu olayla ilgisi yoktur. Hatta davacı doktor hakkında bu konuda açılmış bir

dava da yoktur. Dolayısıyla davalının basın yoluyla davacıya alenen hakaret

ettiği açıktır. Tarafların kusuru, mali sosyal durumları, davacını çektiği acı

ve manevi ızdırap göz önüne alınarak manevi

tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiştir."

13. Anılan karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 12/4/2012

tarihli ve E.2011/4132, K.2012/6333 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Kararın

gerekçe kısmı şöyledir:

"...haberi yapan muhabir M.B. Mahkemece tanık olarak dinlenmiş,

beyanında 'N.C. isimli vatandaşın telefonla aradığını, çocuğunun hasta

olduğunu, hastaneye gittiğini, kendisi ile ilgilenilmediğini, Başhekimle

tartışması nedeniyle iğnenin o anda vurulamadığını, iğnenin geç vurulması

nedeniyle çocuğunun hastalandığını, 15 gün sonra da vefat ettiğini söylediğini,

kendisinin de bunu haber yaptığını, bu olaydan sonra N.'yi

alıp AKP ilçe başkanı A.Ö.'nün yanına gittiğini, N.'nin orada da olanları başkana anlattığını, başkan iktidar

partisinin başkanı olduğu için ve ellerinde imzalar da olduğu için ona

gittiklerini, hastane hakkında yoğun şekilde şikâyetler olduğunu' beyan

etmiştir. Yine N.C. tanık olarak dinlenmiş, bebeğin ölümü ile ilgili

gazetecilerle görüştüğünü, onlara olay nedeniyle hastanede tartışma

yaşandığını, bu tartışma sonucunda çocuğunun iğnesinin yapıldığını söylediğini

beyan etmiştir. Yine dosya kapsamında dinlenen tanık A.T. de N.C.'nin davalının yanına gelerek başhekimi şikayet ettiğini

beyan etmiştir.

Bu kapsamda, davalının bir siyasi parti ilçe başkanı olarak kendisine

yapılan şikayetleri dile getirdiği, bu beyanların davacının kişilik haklarına

saldırı oluşturmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Davanın tümden reddedilmesi

gerekirken yazılı şekilde manevi tazminat yönünden kabulüne karar verilmesi

doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir."

14. Anılan karar üzerine karar düzeltme yoluna yapılan başvuru,

aynı Dairenin 26/12/2012 tarihli ve E.2012/16327, K.2012/20050 sayılı kararı

ile reddedilmiştir.

15. Bozma kararı sonrası yapılan yeni yargılamada İznik Asliye

Hukuk Mahkemesi 11/4/2013 tarihli ve E.2013/32, K.2013/59 sayılı kararı ile

bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar vermiştir.

16. Bu karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 1/10/2013 tarihli ve

E.2013/11096, K.2013/15451 sayılı kararı ile onanmış; karar düzeltme yoluna

yapılan başvuru, aynı Dairenin 13/2/2014 tarihli ve E.2014/681, K.2014/2386

sayılı kararı ile reddedilmiştir.

17. Ret kararı başvurucu vekiline 25/3/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu 22/4/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

19. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49.

maddesi şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar

verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir

fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 30/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21.Başvurucu bir siyasi partinin ilçe başkanı tarafından yerel

ve ulusal yayın yapan basın organları aracılığıyla kendisi hakkında gerçekle

ilgisi olmayan birtakım açıklamalarda bulunulduğunu,

i. Aleyhine toplanmış 1200 imza olduğu iddiasının doğru

olmadığını, bir vatandaşın (M.K.P.) Acil Servis doktoruna ve kendisine

saldırmasıyla sonuçlanan aynı zamanda Adliyeye de yansıyan olay sonrasında bu

kişinin Hastaneye teknolojik destek adı altında, esasında ise kendisi aleyhine

200 imza topladığını, bu imzalar nedeniyle idarece hakkında başlatılan inceleme

sonucu herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına karar verildiğini,

ii. Bir bebeğin ölümüne sebep olduğu iddiasının davalı

tarafından ispatlanamadığını, bu konu ile ilgili yapılan incelemede de

şikâyetlerin yerinde olmadığına karar verildiğini, başvuruya konu tazminat

davasında ölen bebeğin babasının (N.C.) tanık olarak dinlendiğini ve

ifadelerinden davalının iddiasının asılsız olduğunun görüldüğünü,

iii.Bu iki iddia nedeniyle M.K.P. ve N.C.ninşikâyet dilekçeleri üzerinehakkında

başlatılan idari inceleme sonucu kendisiyle ilgili işlem yapılmasına gerek

olmadığı yönünde verilen kararın 2/5/2008 tarihli olduğunu, davalının ise bu

durumu bilmemesinin mümkün olmadığı hâlde anılan karardan bir buçuk ay sonra

aynı iddiaları ileri sürmesinin iyi niyetli olmadığını,

iii. Keyfî olarak ameliyat yaptığı ve canı istemeyince

poliklinik açmadığı iddialarının da asılsız olduğunu, Hastanedeki sekiz cerrah

içinde idari görevi de olmasına rağmen en çok ameliyat yapan cerrah olduğunu,

iv. Açıkça iftira ve hakaret içeren söz konusu ifadeler

nedeniyle kötü bir hekim olduğu imajının yaratıldığını ve kamuoyu nezdinde

mesleki itibarının zedelendiğini, maddi ve manevi kayıplarının oluştuğunu, kamu

yararı olmayan, güncelliğini kaybetmiş ve gerçek dışı iddialara dayanan

ifadelerin kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek Anayasa’nın 17. ve 20.

maddelerinde güvence altına alınan şeref ve itibarın korunması hakkı ile özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Başvuru formu

ve ekleri incelendiğinde başvurucu, hakkında basın yoluyla yapılan açıklamalar

nedeniyle Anayasa'nın 17. ve 20. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini iddia etmektedir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının incelenmesi

neticesinde iddialarının özünün mesleğine yönelik birtakım iddialar olduğu,

şeref ve itibarının korunması hakkının ihlaline ilişkin olduğu anlaşıldığından

söz konusu iddiaların Anayasa'nın 17. maddesikapsamında

değerlendirmeye tabi tutulması uygun görülmüştür.

23. Başvurucu, Ak Parti İznik İlçe Başkanı'nın kendisine yönelik

basına yapmış olduğu gerçekle ilgisi olmayan açıklamalar (bkz. § 11) nedeniyle

maddi ve manevi yönden zarar gördüğünü ve kişilik haklarının zedelendiğini

ileri sürmüştür.

24. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde

yer alan “manevi varlık” kapsamında yer almaktadır. Devletin, bireyin manevi

varlığının bir parçası olan kişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale

etmemek şeklinde negatif yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek

şeklinde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır (Adnan

Oktar(3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Bir kişi gazete

vasıtasıyla kamuoyu önünde tartışma çerçevesinde eleştirilmiş olsa dahi o

kişinin şeref ve itibarı manevi bütünlüğünün bir parçası olarak

değerlendirilmelidir (Tuğrul Culfa, B. No: 2013/2593, 11/3/2015, § 38).

25. Öte yandan ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini

oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci

fıkrası saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul

gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil

incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi ve düşünceler için de geçerli

olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğu hâlinde “demokratik bir toplum”dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve

açık fikirliliğin bir gereğidir ve bazı istisnalara tabi ise de bu istisnaların

dar yorumlanması ve anılan hakkın sınırlandırılmasına ilişkin gerekçelerin ikna

edici olması gerekir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, § 48; İlhan Cihaner (2),B.

No: 2013/5574, 30/6/2014, § 55; Handyside/Birleşik

Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49).

26. Dolayısıyla ifade özgürlüğünün kullanılmasıyla başkalarının

şeref ve itibarına zarar verildiğinin iddia edildiği durumlarda devletin,

bireylerin maddi ve manevi varlığının korunması ile ilgili pozitif

yükümlülükleri çerçevesinde her ikisi de Anayasa'da güvence altına alınmış olan

şeref ve itibarın korunması hakkı ile diğer tarafın Anayasa'da güvence altına

alınmış olan ifade özgürlüğünden yararlanma hakkı arasında adil bir dengenin

kurulması gerekir (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41;

benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Von

Hannover/Almanya (No. 2) [BD], B. No: 40660/08 ve 60641/08,

7/2/2012, § 99).

27. İfade özgürlüğü ile başkalarının şöhretinin çatışması

hâlinde çatışan menfaatlerin dengelenip dengelenmediğini, dolayısıyla

müdahalenin demokratik toplumda gerekli ve orantılı olup olmadığını belirlemeye

yönelik kriterler şu şekilde sayılabilir: a) Basında yer alan yazı veya

ifadelerin kamuoyunu ilgilendiren genel yarara ilişkin bir tartışmaya sağladığı

katkı b) Hedef alınan kişinin tanınmışlık düzeyi ve yazının amacı c) İlgili

kişinin yayından önceki davranışı d) Bilginin elde edilme yöntemi ve doğruluğu

e) Yayının içeriği, biçimi ve sonuçları f) Yaptırımın ağırlığı (Tuğrul Culfa, B.

No: 2013/2593, 11/3/2015, § 40).

28. Bu kriterlerden özellikle

"yazının hedef aldığı kişinin kimliği ve yazının amacı"nın özel önemi bulunmaktadır. Zira başkalarının

şöhret ve haklarının korunması kapsamında ifade özgürlüğüne müdahalenin

demokratik toplumlarda gerekliliği konusunda sade vatandaşlar ile kamuya mal

olmuş kişileri, kamu görevlileri ile siyasetçileri birbirlerinden ayırarak

değerlendirme yapmak gerekir. Kamusal yetki kullanan görevlilerin sade

vatandaşlara göre eleştiriye daha açık olmaları kaçınılmazdır (Nilgün Halloran,

§ 43).

29. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu, prensip

olarak başvurunun ihtilaflı sözlerin sahibi tarafından Anayasa’nın 26.

maddesine dayanılarak yapılmış olması ile bu sözlere konu olan kişi tarafından

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak yapılmış olmasına göre

değişmez. Aksi hâlde Anayasa’nın anılan maddelerinde korunan hakların

dengelenmesinde benzer olaylarda çelişkili sonuçlar ortaya çıkabilir. Yargı

mercilerinin bu iki maddede düzenlenen haklar arasında Anayasa Mahkemesi

içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir şekilde bir denge kurması

gerekir.

30. Başvuruya konu sözler ve iddialar (bkz. § 11) nedeniyle

başvurucunun kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiği kabul

edilmelidir. Bu sebeple başvurucunun bir siyasi partinin ilçe başkanı

tarafından hakkında basın yoluyla yapılan açıklamalardan dolayı açtığı tazminat

davasının reddedilmesine ilişkin kararda, demokratik bir toplumda başvurucunun

şeref ve itibarının korunması hakkı ile başkalarının düşünceyi açıklama ve

yayma özgürlüğü arasında makul bir dengenin kurulup kurulmadığı

değerlendirilmelidir.

31. Başvurucu; davalının kendisi hakkında basın aracılığıyla

yapmış olduğu açıklamaların iftira ve hakaret oluşturduğunu, yerel ve ulusal

bazda yer tutan söz konusu ifadeler nedeniyle kötü bir hekim olduğu imajının

yaratıldığını, mesleki itibarının zedelendiğini, toplum önünde küçük

düşürüldüğünü iddia etmektedir. Buna karşın İlk Derece Mahkemesi, davalının bir

siyasi parti ilçe başkanı olarak kendisine yapılan şikâyetleri dile getirdiği,

bu beyanların başvurucunun kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle

davayı reddetmiştir.

32. İlk olarak davalının basın aracılığıyla dile getirdiği

düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı ve

içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip geçmediği

sorularına cevap verilmelidir.

33. Başvuruya konu ifadeler kısaca "başvurucu hakkında

aşırı derecede şikâyet bulunduğu ve bu nedenle hakkında toplanmış yaklaşık 1200

imza bulunduğu, keyfine göre ameliyat yapıp morali bozuk olduğunda poliklinik

servisini açmadığı ve bir bebeğin ölümüne sebep olduğu" şeklinde

özetlenebilir. Söz konusu ifadeler, başvurucunun Bursa iline görevlendirilmesi

üzerine İznik Devlet Hastanesindeki görevinden ayrıldığı tarihin ertesi gününde

dile getirilmiştir ve başvurucu bir ilçedeki devlet hastanesindebaşhekim

unvanına sahip bir kamu görevlisidir. Öte yandan başvurucu hakkında görevine

ilişkin yapılan bazı şikâyetler üzerine idari inceleme başlatıldığı ve herhangi

bir işlem yapılmasına gerek olmadığı yönünde muhakkik tarafından görüş

bildirildiği (bkz. § 23), anılan karardan bir kaç gün sonra da başvurucunun

Bursa iline görevlendirildiği görülmektedir.

34. Şikâyet konusu ifadelerden İlk Derece Mahkemesinin de ilk

esas kararında davanın kabul gerekçesi yaptığı "başvurucunun ihmali

yüzünden bir bebeğin ölümüne sebebiyet verdiği" yönündeki ifadenin dilinin

sert olduğu kabul edilmelidir. Bununla birlikte ölen bebeğin babasının

gazetecilerle ve şikâyete konu ifadelerin sahibi davalıyla başvurucu aleyhinde

konuştuğu ve başvurucu hakkında idareye şikâyet dilekçesi verdiği, başvurucu

hakkında başka şikâyetlerin de olduğu, bu şikâyetler üzerine başvurucu hakkında

idari inceleme başlatıldığı da bir vakıadır. Dolayısıyla başvurucuyla ilgili

olarak başhekimlik görevini ifası noktasında yoğunlaşan ve basına da yansıyan

birtakım tartışmaların yaşandığı gerçeğinden hareketle şikâyete konu ifadelerin

yeterli bir olgusal temele sahip olduğu değerlendirilmiştir.

35. Başvuruya konu ifadelerin başvurucunun mesleğiyle ilgili

olduğu görülmektedir. Başvurucunun bir ilçedeki devlet hastanesinin başhekimi

olarak yürüttüğü görevle ilgili seslendirilen birtakım iddiaların

tartışılmasında anılan görevin önemi ve özelliği dikkate alındığında kamu

yararı bulunduğu ve başvuruya konu ifadelerin bir ölçüde genel yarar nitelikli

tartışmaya katkı sunduğu kabul edilebilir. Bununla birlikte başvurucunun da

şikâyet konusu ifadelerin sahibi hakkında birtakım iddialarda bulunarak (bkz. §

9) söz konusu tartışmaya dâhil olduğu anlaşılmaktadır.

36. Öte yandan devlet memurlarının görevlerini yerine getirirken

performanslarını etkilemeyi ve kamuoyunun bu kişilere olan güvenine zarar

vermeyi amaçlayan aşağılayıcı ve hakaret içerikli saldırılara karşı korunmaları

zorunludur. Anayasa'nın 26. maddesi çerçevesinde devlet memurlarına yönelik

izin verilen eleştirilerin sınırları memurun üstlendiği kamu görevinin

kapsamına, niteliğine ve bulunduğu makama verilen yetkilere bağlı olarak

değişebilir. Somut olayda başvurucu bir ilçe devlet hastanesinin başhekimidir

ve tarafına yöneltilen eleştirilerin anılan görevin icrasına ilişkin ilişkin

olduğu, bu sebeple davacının eleştirilere sıradan kişilere göre daha fazla

katlanması gerektiği gözönünde bulundurulmalıdır.

37. Şikâyet konusu ifadelerin sahibi ise bir siyasi partinin

ilçe başkanıdır ve siyasi kimliği nedeniyle kendisine aktarılan birtakım

şikâyetleri başvuruya konu ifadeler ile basına aktardığıgörülmektedir.

38. Diğer taraftan başvurucunun toplum önünde küçük

düşürüldüğünü ileri sürdüğü başvuru konusu ifadeler kamuoyunun bilgisine basın

aracılığıyla aktarılmıştır. Dolayısıyla anılan ifadelerin kamuoyu ve başvurucu

üzerinde oluşan etkisi basının bu ifadeleri aktarış biçiminden bağımsız

değildir. Başvurucunun şeref ve itibarını zedelediğini ileri sürdüğü ifadelerin

basında yansıma şekline bakıldığında ilgili haberlerde, başvurucunun il

merkezinde görevlendirilmesinin ardından hem başvurucunun (bkz. § 9) hem de

şikâyet konusu ifadelerin sahibinin(bkz. § 11) anılan görevlendirme hususunda

birbirleri hakkında birtakım iddiaları içeren açıklamalarına yer verilmiştir.

Söz konusu haber başlıklarınınobjektif bir dil

içerdiği hatta "Başhekime politik oyun", "Kanıt

isteyen suçlamalar" başlıklarında

başvurucu hakkındaki iddia ve ifadelere eleştirel ve temkinli bir bakış

açısıyla yaklaşıldığı görülmektedir. "Bürokratlar

nerede" başlıklı köşe yazısında ise başvurucunun

görevlendirilmesiyle ilgili davalının

"Onu biz gönderdik." ifadesine yer verildikten sonra

"Ancak yaşanan gelişmeyi lokal

zannetmeyin. AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana Bursa'da

yaşananlara 'bürokrat kıyımı' diyenlerin haklı olup olmadığının kararını size

bırakalım. Şimdi sıkı durun! 2002-2008 yılları arasında Bursa'da yaklaşık 500

bürokratın görev yeri değiştirildi..." şeklinde yazının devam

ettiği, "Bu ne saçmalık"

başlıklı köşe yazısında da "iktidar

partisi ilçe başkanı herkesi yok sayıp 'biz gönderdik. Hakkında çok şikâyet

vardı.' gibi bir açıklama yapıyor...."ifadelerinin yer aldığı,

bu anlatım tarzından söz konusu köşe yazılarının davalının başvuruya da konu olan

ifadelerini eleştirmek amacıyla kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

şikâyete konu ifadelerin basında tek başına değil başvurucunun açıklamalarına

da yer verilmek suretiyle ve genel olarak davalının ifadelerine temkinli bir

yaklaşım gösterilerek yer aldığı, bu durumun da ifadelerin tek başına

aktarıldığında bırakacağı muhtemel olumsuz etkiyi zayıflattığı görülmüştür.

39. Sonuç olarak başhekimlik görevini yürüten başvurucunun

mesleğine ilişkin şikâyet konusu ifadelerin olgular temelinde gelişen genel

yarar nitelikli bir tartışmaya katkı sağlaması, söz konusu ifadelerin basında

yer alış şekli ve olayın bütünselliği gözönünde

bulundurulduğunda başvuruya konu ifadelerin kabul edilebilir eleştiri sınırları

içinde kaldığı değerlendirilmiştir.

40. İlk Derece Mahkemesi esastan verdiği ilk kararında,

başvurucunun bir bebeğin ölümüne neden olduğu yönündeki davalı sözlerinin

hakaret içerdiği gerekçesiyle başvurucu lehine davanın kısmen kabulüne karar

vermiştir. Temyiz aşamasında ise Yargıtay, dosya kapsamında yer alan tanık

ifadelerinden iki tanık (M.B. ve A.T.) tarafından ölen bebeğin babasının (N.C.)

davalıya gelerek başvurucuyu şikâyet ettiğini, N.C.nin

de kendi tanık ifadesinde bebeğe yapılacak iğneyle ilgili olarak başvurucuyla

arasında geçen tartışma hakkında gazetecilerle görüştüğünü kabul ettiğini

belirtmiş ve davalının bir siyasi parti ilçe başkanı olarak kendisine yapılan

şikâyetleri dile getirdiği, beyanlarının başvurucunun kişilik haklarına saldırı

oluşturmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur. İlk Derece Mahkemesi bozma

kararına uyarak aynı gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir.

41. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi tarafından, davalının

ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının korunması hakları arasında

bir dengeleme yapılmış ve İlk Derece Mahkemesi, şikâyet konusu ifadelerin

verildiği şartlar üzerine ve gerçekliği meselesine eğilmiş; sonucunda da

başvuruya konu ifadelerin kişisel haklara saldırı niteliğinde olmadığına karar

vermiştir.

42. Bu şartlarda yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve yargı

mercilerinin farklı çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir payları da

dikkate alındığında Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan

pozitif yükümlülüklere uyulduğu, Derece Mahkemelerince tarafların haklarının

değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda bir

ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

30/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucu

:

Serpil

BİLGİN AKYAĞCI

Vekili

:

Av. Aysun

DİNÇELİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/5679, 30 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. "Akp
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Gökcan
  14. Bilgin Akyağcı
  15. Dinçeli
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/5679
Tarih
30 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Ali Tezel Başvurusu (B. No: 2014/411)
  • Döndü Karaş Başvurusu (B. No: 2014/6253)
  • Özkan Kaya Başvurusu (B. No: 2014/2694)
  • Alper Aldemir Başvurusu (B. No: 2014/4987)
  • Cüneyt Karataş Başvurusu (B. No: 2014/2069)
  • Sadullah Remzi Karagöz Başvurusu (B. No: 2014/8870)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.