İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Surp Haç Tibrevank Ermeni Lisesi Vakfı Başvurusu (B. No: 2017/20289)

1. Başvuru miras yolu ile intikal ettiği hâlde Maliye Hazinesi

Başvuru No2017/20289Tarih21 Temmuz 2020Okuma16 dk · 3.274 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Surp Haç Tibrevank Ermeni Lisesi Vakfı Başvurusu

Karar tarihi
21 Temmuz 2020
Başvuru Numarası
2017/20289
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.274 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru miras yolu ile intikal ettiği hâlde Maliye Hazinesi

adına tescil edilen taşınmazların gayrimüslim cemaat vakfına iadesi sürecinde

açılan tazminat davasının kısmen reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/4/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, merkezi İstanbul şehrinde olan Ermeni Lisesi

Vakfıdır.

A. Vasiyetname ve Tenfiz

Süreci

9. İstanbul'un Kadıköy ilçesi Zühtüpaşa Mahallesi 279 ada 5

parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazın 24/32 payı -1.048,87 m2- Ermeni kökenli vatandaş K.Ç. (vasiyet eden) adına

kayıtlıdır. Vasiyet eden, Beyoğlu 3. Noterliğinin 31/8/1960 tarihli

vasiyetnamesi ile adına kayıtlı taşınmazdaki hissesinin tamamını başvurucu

Vakfa vasiyet etmiştir. Vasiyet eden 17/1/1968 tarihinde vefat etmiştir.

10. Başvurucu Vakıf, vasiyet edenin mirasçılarının ve miras

paylarının belirlenmesi için İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesinde veraset

davası açmıştır. Mahkemenin 7/5/1969 tarihli veraset belgesine göre vasiyet

edenin tek mirasçısı kardeşidir.

11. Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 10/9/1970 tarihli kararı ile

itiraza uğramayan Beyoğlu 3. Noterliğinin 31/8/1960 tarihli vasiyetnamenin

tenfizine karar vermiştir.

12. Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesince 12/10/1970 tarihinde

verilen izne istinaden vasiyete konu arsa niteliğindeki taşınmaz, kat

mülkiyetine çevrilmiş ve 24/32 hisseye karşılık olarak altı bağımsız bölüm

düşmüştür.

13. Vasiyet eden adına kayıtlı olup Mahkemenin tenfiz kararı

uyarınca başvurucu Vakfa devredilmesi gereken taşınmazlar on iki on üç yıl

boyunca devredilmemiştir. Başvurucu Vakıf anılan karar uyarınca zilyetliğinde

bulundurduğu taşınmazları kiraya vermek suretiyle taşınmazlardan gelir elde

etmiştir. Ayrıca bahsi geçen taşınmazların vergileri 1983 yılına kadar Vakıfça

ödemiştir.

B. Hazine Adına Tescil ve

Arsa Payı Karşılığı İnşaat Süreci

14. Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi vasiyet edenin başkaca mal

varlığı bulunması nedeniyle tereke dosyasında Av. O.A.nın kayyum olarak

atanmasına karar vermiş, kayyum ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1974 tarihli

bir kararına istinaden vakıfların vasiyetname ile mal edinemeyeceklerinden

bahisle dosyanın yeniden ele alınmasını ve keyfiyetin Hazineye ihbar edilmesini

istemiştir. Mahkeme, bu dilekçe üzerine durumu Hazineye ve Vakıflar Genel

Müdürlüğüne bildirmiş; Vakıflar Genel Müdürlüğü ve başvurucu Vakıf

dilekçelerini sunmuştur.

15. Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 20/9/1984 tarihli ek karar

ile başvurucu Vakfın veraset yoluyla mal edinemeyeceği kanaatiyle daha önce

verilen ve itiraza uğramadan kesinleşmiş tenfiz kararını iptal ederek tereke

kapsamından çıkarılan taşınmazları yeniden terekeye dâhil etmiştir.

16. Bunun üzerine Maliye Hazinesi tarafından vasiyet edenin

kardeşi hakkında gaiplik kararı alınması amacıyla Kadıköy 3. Asliye Hukuk

Mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkeme 15/11/1989 tarihinde vasiyet edenin

kardeşinin gaipliğine hükmetmiş, kararın kesinleşmesinin ardından tavzih

yoluyla vermiş olduğu 16/10/1990 tarihli kararla ise vasiyete konu

taşınmazların Hazine adına tapuya tescil edilmesine karar vermiştir. Karar

üzerine altı bağımsız bölüm 18/12/1990 tarihinde Hazine adına tescil

edilmiştir.

17. Maliye Hazinesi 1992 yılında A. İnşaat ve Dış Tic. A.Ş. ile

inşaat sözleşmesi yapmış ve İstanbul 25. Noterliğinin 25/6/1992 tarihli işlemi

ile 5 parsel sayılı taşınmazın diğer hissedarlarıyla birlikte adı geçen Şirkete

vekâlet vermiştir. Bina yıkılmış ve 5/11/1992 tarihli işlem ile cins tashihi

yapılarak arsaya dönüştürülmüştür. İstanbul'un Kadıköy ilçesi Zühtüpaşa

Mahallesi 279 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ile vasiyetname kapsamında kalan 5

parsel sayılı taşınmaz 5/11/1992 tarihinde tevhit edilmiş ve oluşan 2.771 m2 büyüklüğündeki 19 parsel sayılı taşınmazın 1.049 m2 si Hazine adına tescil edilmiştir.

18. Tevhit edilen taşınmazla ilgili olarak 30/11/1992 tarihinde

inşaat ruhsatı alınmış ve otuz iki daire yapılmasına karar verilmiştir. Kadıköy

7. Noterliğinin 29/1/1993 tarihli işlemi ile bağımsız bölümlerin kimlere ait

olacağı belirlenmiştir. Başvurucu Vakfın beyanına göre biri hisseli olmak üzere

on üç bağımsız bölüm Hazineye kalmıştır. Başvurucu Vakıf, noter işlemi

neticesinde 279 ada 19 parsel sayılı taşınmazda kayıtlı 1, 5, 6, 7, 9, 10, 11,

12, 13, 14, 19 ve 20 numaralı bağımsız bölümlerin tamamı ile 8 numaralı

bağımsız bölümün 77078/171802 hissesinin Hazineye ait olacağının öngörüldüğünü

ifade etmiştir. Maliye Hazinesi tarafından 7, 8, 10, 12 ve 14 numaralı bağımsız

bölümler muhtelif tarihlerde üçüncü kişilere satılmıştır.

C. İade Süreci

19. 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 27/2/2008

tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5737 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi ile 1936

beyannamelerinde kayıtlı olup hâlen bu vakıfların tasarruflarında bulunan,

nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar ile

1936 beyannamesinden sonra cemaat vakıfları tarafından satın alınmış, cemaat

vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı hâlde mal edinememe gerekçesiyle

Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, vasiyet edenler veya bağışlayanlar adına

tapuda kayıtlı olan taşınmazların tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri

ile birlikte bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on sekiz ay içinde

müracaat edilmesi hâlinde Vakıflar Meclisinin olumlu kararından sonra ilgili

tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescil edilmeleri hükme

bağlanmıştır.

20. Başvurucu Vakıf 5737 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi

kapsamında vasiyetnameye konu taşınmazların iade edilmesi için Vakıflar Genel

Müdürlüğünden talepte bulunmuştur. İdare 5/7/2010 tarihli yazısıyla taleplerin

değerlendirmeye alınmadığını bildirmiştir.

21. 5737 sayılı Kanun'a 22/8/2011 tarihli ve 651 sayılı Kanun

Hükmünde Kararname'nin 17. maddesiyle eklenen geçici 11. maddesinin birinci

fıkrası ile cemaat vakıflarının 1936 beyannamesinde kayıtlı olup malik hanesi

açık olan taşınmazları, 1936 beyannamesinde kayıtlı olup kamulaştırma, satış ve

trampa dışındaki nedenlerle Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediye ve il

özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları ve 1936 beyannamesinde kayıtlı olup

kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmelerinin tapu

kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarihten itibaren on iki ay içinde müracaat edilmesi hâlinde Vakıflar

Meclisinin olumlu kararından sonra ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat

vakıfları adına tescil edilmesine olanak tanınmıştır. Ayrıca maddenin ikinci

fıkrasında da cemaat vakıfları tarafından satın alınmış, cemaat vakıflarına

vasiyet edildiği veya bağışlandığı hâlde mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya

Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan üçüncü

şahıslar adına kayıtlı olanların Maliye Bakanlığınca tespit edilen rayiç

değerinin Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ödeneceği düzenlenmiştir.

22. Başvurucu Vakıf, 5737 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesinin

yürürlüğe girmesi üzerine sekiz taşınmazın adına tescili talebiyle Vakıflar

İstanbul 2. Bölge Müdürlüğüne müracaat etmiştir. Vakıflar Meclisi 25/3/2013

tarihinde taşınmazların anılan Kanun maddesinin kapsamında olmadığı

gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir.

D. Tazminat Davası Süreci

23. Başvurucu Vakıf, 5737 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesi

kapsamında diğer taşınmaz bölümleriyle ilgili talepte bulunma hakları saklı

kalmak kaydıyla sadece Maliye Hazinesi tarafından üçüncü kişilere satılan beş

bağımsız bölümle ilgili olarak İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme)

haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası açmıştır. Başvurucu Vakıf dava

dilekçesinde özetle dava konusu taşınmazla ilgili olarak yapılan tevhit işlemi

neticesinde inşaat ruhsatı alındığını, noterde tüm hissedarların katılımıyla

yapılan paylaşıma göre on üç bağımsız bölümün Hazineye düştüğünü belirtmiştir.

Vakıf ayrıca sekiz bağımsız bölümün hâlen Hazine adına kayıtlı olduğunu, 7, 8,

10, 12 ve 14 numaralı bağımsız bölümlerin ise Hazine tarafından üçüncü kişilere

satıldığını ileri sürmüştür. Son olarak üçüncü kişilere satılan bu

taşınmazlarla ilgili tazminat talebinde bulunmuştur.

24. Maliye Hazinesi savunma dilekçesinde özetle başvurucu Vakıf

tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden Hazineye on üç bağımsız

bölüm düştüğü iddiasının yersiz olduğunu, sözleşme gereğince dokuz bağımsız

bölümün Hazine adına tescil edildiğini vurgulamıştır. Yüklenici inşaat firması

tarafından Hazine alacağına karşı teminat olarak fazladan dört bağımsız bölümün

üzerinde kat irtifakı kurulmuş ise de bunların inşaat yapımı aşamalarında

kademeli ve belli bir program dâhilinde, şirketin inşaatı bitirme oranına göre

şirket tasarrufuna bırakıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucu Vakfın 5737

sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinde belirtilen vakıflardan olmadığı ve bu

taşınmaz üzerinde hak iddia etmesinin söz konusu olmayacağı öne sürülmüştür.

25. Mahkemece 21/3/2014 tarihinde bilirkişilerle birlikte keşif

yapılmıştır. Yapılan keşif sonucu 15/4/2014 tarihli bilirkişi raporu ve bu

rapora itiraz üzerine düzenlenen ek raporlar Mahkemeye sunulmuştur.

26. Bilirkişi raporu ve ek raporlarda özetle şu tespitlere yer

verilmiştir:

i. Dava konusu 279 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 24/32 hissesi

K.Ç. adına kayıtlıyken komşu 4 parsel sayılı taşınmaz ile tevhit edilerek 19

parsel sayılı taşınmaz oluşmuştur. Bu parsel üzerinde 18 kattan oluşan binada

32 bağımsız bölüm bulunmaktadır.

ii. Taşınmazda kayıtlı 1, 5, 6, 7, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 19 ve

20 numaralı bağımsız bölümlerin tamamı Maliye Hazinesi adına kayıtlıyken 8

numaralı bağımsız bölüm M.D. ile hisseli olarak Maliye Hazinesi adına

kayıtlıdır.

iii. 7, 8, 10, 12 ve 14 numaralı bağımsız bölümlerin satışı

Hazine tarafından gerçekleştirilmiştir. 7 numaralı bağımsız bölüm ihale yoluyla

satılmıştır. Son duruma göre sekiz bağımsız bölüm hâlen Hazine adına

kayıtlıdır.

iv. Dava konusu parselin bulunduğu yer, mevki ve mimari projesi

itibarıyla 10, 12 ve 14 numaralı bağımsız bölümlerin dava tarihi itibarıyla

rayiç değeri ayrı ayrı 2.200.000 TL, 8 numaralı bağımsız bölümün dava tarihi

itibarıyla rayiç bedeli 2.000.000 TL, 7 numaralı bağımsız bölümün dava tarihi

itibarıyla rayiç bedeli 1.600.000 TL'dir.

v. İtiraz üzerine dosya yeniden değer yönünden bilirkişilere

tevdi edilmiş ve ek rapor alınmıştır. Buna göre 8, 10, 12 ve 14 numaralı

bağımsız bölümlerin maliki Hazine iken Hazine temsilcisinin verdiği vekâlet ile

satışlar A. İnşaat ve Dış Tic. A.Ş. tarafından yapılmıştır. 7 numaralı bağımsız

bölüm ise ihale ile Hazine tarafından satılmıştır. Raporda belirtilen değerler

değerlendirme tarihine uygundur.

vi. Dava konusu yapılan 8, 10, 12 ve 14 numaralı bağımsız

bölümlerin kat karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhite düşen yerlerden olup

olmadığı hususunda net bir açıklama bulunmadığı ifade edilerek anılan bağımsız

bölümlerin sözleşme gereğince arsa sahibi Hazineye düşen bağımsız bölümler mi

yoksa müteahhite düşen bağımsız bölümler mi olduğunun net olarak belirlenmesi

için dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişiler tarafından

26/8/2015 tarihli ikinci ek rapor Mahkemeye sunulmuştur.

vi. Raporda yükleniciyle yapılmış kat karşılığı inşaat

sözleşmesine göre %34,60 hissenin müteahhite, %65,40 hissenin arsa sahibine ait

olacağının kararlaştırıldığı açıklanmıştır. Sözleşmenin özel idari teknik

şartnamesinde hazineye verilecek daire adedinin 1, 3, 4, 5, 6, 7 ve 10.

katlardan 140 m2 alanlı toplam yedi, 3 ve 10. katta

217 m2 alanlı iki olacağının öngörüldüğü

ifade edilmiştir.

27. Mahkeme 3/9/2015 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle;

i. Başvurucu Vakfın mevcut yasal düzenlemeler kapsamına göre

dava açma hakkının bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılması

gerektiği açıklanmıştır. Bilirkişiler tarafından hazırlanan 26/11/2014 tarihli

raporda başvurucu Vakfın 5737 sayılı Kanun'un geçici 11. maddesinin ikinci

fıkrasına dayanarak Hazineden tazminat talep edebileceğinin belirtildiği ifade

edilerek Vakfın dava açma hakkının olduğu kabul edilmiştir.

ii. Dava konusu taşınmazda resen oluşturulan bilirkişi kurulu

ile birlikte 21/3/2014 tarihinde keşif yapıldığı, yapılan keşif sonucu

düzenlenen 15/4/2014 tarihli bilirkişi raporu ve ek raporuna itibar edildiği

ifade edilmiştir. Raporda özetle sözleşmeye göre Hazineye dokuz bağımsız bölüm

verileceği açıklanmıştır.

iii. Başvurucu Vakfın dosya kapsamına göre cemaat vakıflarından

olduğu ve yabancı vakıf niteliğinde bulunmadığı belirtilmiştir.

iv. Hazinenin kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve satış vaadi

sözleşmesi ile taşınmaz üzerinde inşaat yapımını sağladığına ve Hazinenin

başvurucunun halefi olarak sözleşmeyi imzaladığına dikkat çekilmiştir.

v. Sözleşmede arsa sahibinin oranının %65,40 olduğu ve buna

karşılık dokuz bağımsız bölüm isabet ettiği açıklanmıştır. Kalan dört bağımsız

bölümün ise sözleşmede müteahhit hissesine tekabül eden bağımsız bölümler

olduğu belirtilmiştir. Bu bağımsız bölümlerin idare tarafından verilen

vekâletname ile yüklenici şirket tarafından satıldığının tapu kaydından

görüldüğünün altı çizilmiştir. Buna göre anılan bağımsız bölümlerin sözleşme

gereğince müteahhidin emeği karşılığında verildiğinin açık olduğu

belirtilmiştir.

vi. Sonuç olarak davalı idarenin sadece 7 numaralı bağımsız

bölümün satışı nedeni ile başvurucu Vakfa karşı sorumlu olduğu, diğer dört

bağımsız bölümün ise müteahhidin sözleşmedeki %34,60 hissesine denk geldiği

kanaatine varılmıştır.

28. Başvurucu Vakıf tarafından temyiz edilen karar Yargıtay 20.

Hukuk Dairesince (Daire) 4/10/2016 tarihinde onanmıştır. Başvurucu Vakfın karar

düzeltme talebi Daire tarafından 27/2/2017 tarihinde reddedilmiş, nihai karar

başvurucu vekiline 13/3/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.

29. Başvurucu 10/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

30. İlgili hukuk için bkz. Haralambos

Sakati ve diğerleri, B. No: 2015/15815, 4/4/2019, §§ 34-37.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 21/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

32. Başvurucu;

i. Dava konusu taşınmazların Maliye Hazinesi ile yüklenici

arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında müteahhide düşen

bağımsız bölümler olmadığını, Tapu Müdürlüğü ve noterler tarafından düzenlenen

belgelerin kesin delil niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Anılan sözleşme

uyarınca dava konusu bağımsız bölümlerin Maliye Hazinesince müteahhide

devredilmediğini, buna ilişkin bir belge bulunmadığını, kaldı ki bu sözleşmenin

kendilerini bağlamayacağını ifade etmiştir. Dava konusu taşınmazların Maliye Hazinesince

doğrudan üçüncü kişilere satıldığının altını çizmiştir.

ii. Tavzih kararının hukuka ve içtihatlara aykırı olduğundan,

verilen kararların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla çeliştiğinden

ve eksik inceleme ve araştırma neticesinde hüküm tesis edildiğinden

yakınmıştır.

iii. Maliye Hazinesinin kat karşılığı inşaat sözleşmesini

yaparken basiretli davranmadığını, basiretli davranabilseydi ya arsa payından

daha fazlasını ya da daha değerli olan üst katlardaki bağımsız bölümleri

alabileceğini iddia etmiştir. Sözleşmenin Vakfın menfaatine uygun

yapılmadığından şikâyet etmiştir. Taşınmazın iyi idare edilmemesi nedeniyle

uğranılan zarardan Maliye Hazinesinin sorumlu olduğuna dikkat çekmiştir.

B. Değerlendirme

33. Anayasa’nın ''Mülkiyet hakkı''

kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

1. Genel İlkeler

34. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:

2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35.

maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaatinin olup

olmadığı noktasındaki hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §

26; İhsan Vurucuoğlu, B. No:

2013/539, 16/5/2013, § 31).

35. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu

bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve

gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni ve fikrî

hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının

kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve

diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

36. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen

mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu

alanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı

içtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166,

25/6/2015, § 31; Mustafa Ateşoğlu ve

diğerleri, § 51).

37. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma beklentisi -kişinin bu konudaki

menfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı

içinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyut

bir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değil

mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak belli

durumlarda bir ekonomik değer

veya icrası mümkün bir alacağı

elde etmeye yönelik meşru bir beklenti

Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet

Şentürk [GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).

38. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp

belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu

gösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da aynı menfaatle ilgili hukuki bir

işleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,

20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk,

§ 42). Dolayısıyla Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma

kapsamında olan, meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk

sisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit,

mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., B. No:

2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece

mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin

kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve

Ali Arslan Çelebi, § 37).

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

39. Başvuruya konu somut olayda vasiyet eden, Beyoğlu 3.

Noterliğinin 31/8/1960 tarihli vasiyetnamesi ile adına kayıtlı taşınmazdaki

hissesinin tamamını başvurucu Vakfa vasiyet etmiştir. Vasiyet edenin 1968

yılında vefatı üzerine itiraza uğramayan vasiyetnamenin Kadıköy 2. Sulh Hukuk

Mahkemesinin 10/9/1970 tarihli kararıyla tenfizine karar verilmiş ancak bu

kararın anılan Mahkemenin 20/9/1984 tarihli ek kararıyla iptal edilmesi üzerine

vasiyetnameye konu taşınmazlar yeniden tereke kapsamına alınmıştır. Kadıköy 2.

Sulh Hukuk Mahkemesinin 16/10/1990 tarihli tavzih kararıyla ise vasiyetnameye

konu taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

40. Buna göre miras yolu ile başvurucu Vakfa kalan taşınmazların

Hazine adına tescil edilmekle 16/10/1990 tarihinde elden çıktığı

anlaşılmaktadır. Hâl böyle iken başvurucu Vakfın mülkiyet hakkına konu ettiği

vasiyetname konusu taşınmazlar ile hukuki ilişkisi Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruları incelemeye başladığı 23/9/2012 tarihinden yaklaşık yirmi

iki yıl önce kesilmiş olduğundan mülkiyet hakkına yönelik şikâyet Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin dışında kalmaktadır. Bununla birlikte Anayasa

Mahkemesi zaman bakımından yetki içinde sonuçlanmış olmak kaydıyla kamu

makamlarınca müdahalenin incelenerek esası hakkında bir karar verilmesi veya

müdahaleyle ilgili tanınan tazminat ve benzeri bir yolun mevcut olması

durumlarını da dikkate alarak değerlendirme yapacaktır (benzer bir yaklaşım

için bkz. Agavni Mari Hazaryan ve diğerleri,

B. No: 2014/4715, 15/6/2016, §§ 111-120).

41. Somut olayda derece mahkemeleri ilgili kanun kapsamında

miras yolu ile intikal ettiği hâlde Maliye Hazinesi adına tescil edilen

taşınmazların başvurucu Vakfa ait olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Buna göre

derece mahkemelerinin tespitlerinden ayrılmayı gerektirir bir durum

bulunmamaktadır.

42. 22/8/2011 tarihinde 5737 sayılı Kanuna eklenen geçici 11.

madde ile belirli şartlar dâhilinde gayrimüslim cemaat vakıflarının taşınmazlarının aynen iade edilmesine

veya bunun mümkün olmaması hâlinde taşınmazın rayiç bedeli üzerinden zararın

tazminine yönelik düzenlemeler getirilmiştir. Başvurucu Vakıf da bu düzenleme

çerçevesinde idareye müracaat etmiş, talebin reddi üzerine açılan dava kısmen

kabul edilmiştir.

43. Başvurucu Vakıf vasiyetname konusu taşınmazla ilgili olarak

yapılan tevhit işlemi neticesinde inşaat ruhsatı alındığını, noterde tüm

hissedarların katılımıyla yapılan paylaşıma göre on üç bağımsız bölümün

Hazineye düştüğünü belirtmiştir. Vakıf ayrıca sekiz bağımsız bölümün hâlen

Hazine adına kayıtlı olduğunu, 7, 8, 10, 12 ve 14 numaralı bağımsız bölümlerin

ise Hazine tarafından üçüncü kişilere satıldığını ileri sürmüştür.

44. Bu durumda öncelikle Hazine tarafından üçüncü kişilere

satıldığı öne sürülerek 5737 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında tazminata

konu edilen beş bağımsız bölümün kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre

Hazineye ait olup olmadığının ve başvurucunun bu yerlerde hak iddia edip

edemeyeceğinin belirlenmesi gerekir.

45. Mahkemeye göre başvurucu Vakfın halefi olarak kat karşılığı

inşaat sözleşmesini imzalayan Hazineye bu sözleşmeye istinaden dokuz bağımsız

bölüm düşmektedir. Mahkeme 8, 10, 12 ve 14 numaralı bağımsız bölümlerin ise

yüklenicinin hissesine düşen bağımsız bölümler olduğu sonucuna vararak bu

bağımsız bölümler yönünden tazminat talebinin reddine karar vermiştir.

Sözleşmeye göre 7 numaralı bağımsız bölümün Hazine payına düşen bağımsız bölümlerden

olduğunu tespit eden Mahkeme bu bağımsız bölüm yönünden ise tazminat talebini

kabul etmiştir. Buna göre başvuruya konu bağımsız bölümlerden bir kısmının

Hazinenin, dolayısıyla da başvurucu Vakfın mülkünde olmadığı, Hazine adına

tescil edilen bağımsız bölüm yönünden ise tazminat talebinin kabul edildiği

anlaşılmaktadır.

46. Meşru beklentinin varlığını gösteren koşulların mevcut olup

olmadığını değerlendirme konusunda takdir yetkisi -kural olarak- yargılamada

sunulan delillere ilk elden ulaşma imkânı bulunan derece mahkemelerine aittir.

Somut olayda Mahkemenin yukarıda değinilen gerekçeleri, tarafların delilleri ve

ilgili hukuk kurallarının yorumuna ilişkin olup açıkça keyfî olduğu veya bariz

bir takdir hatası içerdiği de söylenemez.

47. Ayrıca bireysel başvuru formu ve eki belgelerden Hazine

adına kayıtlı olan diğer bağımsız bölümler yönünden de başvurucu Vakıf

tarafından hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yollara başvuruda

bulunulduğu görülmektedir. Bahsi geçen taşınmazların başvurucu Vakfa iade edilmemesi

durumunda ayrı bir bireysel başvuruda bulunulmasının önünde de herhangi bir

engel bulunmamaktadır.

48. Diğer taraftan başvurucu Vakıf kat karşılığı inşaat

sözleşmesinin Vakfın menfaatine uygun yapılmadığını ve taşınmazın iyi idare

edilmemesi nedeniyle uğradıkları zarardan Maliye Hazinesinin sorumlu olduğunu

ileri sürmüş ise de bu iddiasını tazminat davasında dile getirmemiştir. Bu

nedenle konuyla ilgili ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek

görülmemiştir.

49. Son olarak başvurucunun başvuruya konu bağımsız bölümler

yönünden meşru bir beklentisi olduğunu gösteren bir kanun hükmü veya yerleşik

yargı içtihadı gibi somut bir temele dayanmadığı görülmektedir. Buna göre somut

olayda başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkı kapsamında bir mülkünün veya somut ve yeterli bir hukuki temele dayalı

olarak mülkiyeti elde etme yönünde meşru bir beklentisinin bulunduğunu

kanıtlayamadığı anlaşılmaktadır.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Umut FIRTINA Başvurucu : Surp Haç Tibrevank Ermeni Lisesi Vakfı Vekili : Av. Ömer KANTİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2017/20289, 21 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Vasiyetname ve Tenfiz
  7. B. Hazine Adına Tescil ve
  8. C. İade Süreci
  9. D. Tazminat Davası Süreci
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucuların
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2017/20289
Tarih
21 Temmuz 2020

İlgili Kararlar

  • K.k. Başvurusu (B. No: 2017/22295)
  • Rifat Erdalı Başvurusu (B. No: 2017/39019)
  • Reşit Ölçer Başvurusu (B. No: 2016/11371)
  • Sherapat Yagmyrova Başvurusu (B. No: 2017/11905)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Karar Agit Sev ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/42367)
  • Devrim Zengin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/26413)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.