İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tansel Çölaşan Başvurusu (B. No: 2014/10279)

1. Başvuru; depremde konutların yıkılması üzerine kamu

Başvuru No2014/10279Tarih14 Eylül 2017Okuma15 dk · 2.934 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tansel Çölaşan Başvurusu (2)

Karar tarihi
14 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/10279
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.934 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; depremde konutların yıkılması üzerine kamu

makamlarının kusurlarından dolayı açılan tam yargı davasında idarelerin kusur

oranlarının düşük belirlenmesi ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz

görülmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının, reddedilen kısım üzerinden nispi

vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, davanın uzun

sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1943 doğumlu olup Ankara'da ikamet etmektedir.

A. Bireysel Başvurudan

Önceki Gelişmeler

9. Başvurucuya ait Yalova ili Çiftlikköy ilçesi "Aydın 5

Sahil Sitesi A Blok No:18 ve D Blok No: 24" adreslerinde bulunan iki adet

taşınmaz, 17/8/1999 tarihinde meydana gelen deprem sonucu yıkılmıştır.

10. Başvurucu 16/8/2000 tarihinde Yalova Belediye Başkanlığı

(Belediye) ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığına (Çevre

ve Şehircilik Bakanlığı) tazminat ödenmesi istemiyle başvurmuştur.

11. Talebin reddi üzerine başvurucu 2005 yılı içinde ancak

dosyadan tam olarak anlaşılamayan bir tarihte, Belediye ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı aleyhine Bursa 2. İdare Mahkemesinde

(Mahkeme) 35.000 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminat talepli tam yargı davası

açmıştır.

12. Mahkemece, zararın meydana gelmesinde davalı idarelerin

kusurlarının bulunup bulunmadığının ve varsa kusur oranlarının tespiti amacıyla

bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Üç akademisyenden oluşan bilirkişi heyeti

tarafından Mahkemeye sunulan raporda, yapının inşa edildiği yörenin etkili

depremler ürettiği bilinen Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) üzerinde bulunduğu

belirtilmiş; yapının inşa edildiği yerde taban kayası ve taban formasyonunun

üzerindeki zeminin kalınlığının kontrol edilmediği ifade edilmiş; Belediye

tarafından yörenin zemini için makro bölgelendirme

çalışmasının yapılmadığına işaret edilmiş; depremden önce afete uğrayabilecek

yerlerin tespit ve ilan edilmediği ve bu tür yerlerde kat kısıtlamalarının

belirlenmediği vurgulanmış ve sonuç olarak Belediyenin tam kusurlu olduğu

kanaatine ulaşılmıştır. Raporda buna karşın Bayındırlık ve İskan

Bakanlığının gereken yönetmelik ve haritaları yaptığının altı çizilerek bir

sorumluluğunun bulunmadığı görüşü açıklanmıştır. Raporda ayrıca, yıkılan

konutların maliyeti 7.083,39 TL olarak tespit edilmiştir.

13. Mahkeme 28/5/2007 tarihli kararla bilirkişi raporunu esas

alarak Belediye aleyhine 7.083,39 TL maddi tazminata hükmetmiş, davanın

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı aleyhine açılan

bölümünü ise Bakanlığın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

Mahkeme ayrıca Belediye aleyhine 4.000 TL manevi tazminata da hükmetmiştir.

14. Mahkeme kararı, Danıştay Altıncı Dairesinin (Daire) 3/3/2008

tarihli ilamıyla bozulmuştur.

15. Bozma kararına uyan Mahkeme tekrar bilirkişi incelemesi

yaptırmıştır. Bilirkişi raporunda, ihtilaf konusu yapıların alüvyonlu topraklar

üzerine yapılmış olmasının depremin olumsuz etkilerini artırdığı

belirtilmiştir. Raporda;

i. Bayındırlık ve İskan Bakanlığının

bölgede şiddetli depremlerin olabileceği öngörülmesine rağmen detaylı bir zemin

araştırması ve mikro bölgelendirme çalışmalarını

yapmaması, afete uğramış ve uğrayabilecek bölgeleri tespit etmemesi, zemin

parametrelerine göre inşa edilebilecek yapıların kat adetleri ve diğer

özelliklerini belirlememesi, gerçekleşen depremi boyutlandırma açısından

yeterli düzenleyici işlemleri çıkarmaması nedeniyle%20,

ii. Belediyenin imar planlarının hazırlanmasında mikro bölgelendirme çalışmalarını yapmaması, afete uğramış ve

uğrayabilecek bölgeleri tespit etmemesi, zemin parametrelerine göre inşa

edilebilecek yapıların kat adetlerini ve diğer özelliklerini ayrıntılı olarak

belirlememesi, Belediye sınırlarındaki yerleri imara açması ve yapı ruhsatı

vermesi nedeniyle %50,

iii. Fenni mesulün yapıya ait statik projeleri zemin

parametreleri olmadan uygulatması, müteahhitin yerine

getirdiği uygulamalarda gerekli denetim ve kontrolleri eksik yapması nedeniyle

%15,

iv. Müteahhitin zemin etüdü yapılmadan

oluşturulan yapının uygulamasını yapması ve muhtemelen standartlara uygun

olmayan malzemelerin kullanılmasına sebep olması nedeniyle %10,

v. Statik proje müellifinin yapının bulunduğu zeminin

özellikleri bilinmeden statik hesapları ve deprem hesaplarını yapması nedeniyle

%5 oranlarında kusurlu bulundukları saptanmıştır.

16. Mahkeme 8/7/2011 tarihli kararıyla, toplam 7.083,89 TL olan

maddi zararın bilirkişi raporundaki kusur oranları doğrultusunda 3.541,94

TL'sinden (%50) Belediyeyi, 1.416,77 TL'sinden (%20) Bayındırlık ve İskan Bakanlığını sorumlu tutarak anılan tutarların idareye

başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte söz konusu

idareler tarafından başvurucuya ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca

Belediye aleyhine 2.000 TL, Bayındırlık ve İskan

Bakanlığı aleyhine ise 800 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Mahkeme son

olarak, reddedilen miktar üzerinden kararın verildiği tarihte yürürlükte

bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca hesaplanan 4.550,70 TL

nispi vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak davalı Belediyeye verilmesine

karar vermiştir. Kararın gerekçesinde 6785, 3194 ve 7169 sayılı Kanunlar ile

180 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve bunlara dayanılarak çıkartılan ikincil

mevzuatın Belediye ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığına

yapıların inşa edileceği yerin seçimi ve inşası ile ilgili sorumluluklar

yüklediği belirtilmiş ve somut olayda her iki idarenin de bu sorumluluklarını

yerine getirmediği ifade edilmiştir.

17. Temyiz edilen karar, Danıştay 6. Dairesinin 29/1/2013

tarihli ilamıyla yargılama giderleri dışındaki kısım yönünden onanmış; kararın

yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrası, nispi vekâlet ücretine

hükmedilmesine ilişkin kısmı dâhil bozulmuştur. Kararın gerekçesinde, davanın

açıldığı tarihte yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekâlet ücretine hükmedilmesi

gerektiği vurgulanmıştır.

18. Başvurucunun karar düzeltme talebi de Dairenin 21/4/2014

tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

19. Anılan karar 21/5/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 20/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. Bireysel Başvurudan

Sonraki Gelişmeler

21. Bozma kararına uyan Mahkemece yeniden yapılan yargılama

sonucu davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen

miktar üzerinden 116,64 TL vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak davalı

Belediyeye verilmesine karar verilmiştir.

22. Mahkeme kararı, Dairenin 13/6/2016 tarihli kararıyla

onanmıştır.

23. Daire kararına karşı başvurucu ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş

olup karar düzeltme istemi henüz karara bağlanmamıştır.

IV. İLGİLİ ULUSLARARASI

HUKUK

24. İlgili uluslararası hukuk içinbkz.

Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik

Hizmetleri A. Ş., B. No: 2014/8649, 15/2/2017, §§ 22-28.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiği İddiası Yönünden

26. Başvurucu, davanın reddedilen kısmı üzerinden davalı

Belediye lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasından şikâyet

etmektedir.

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder. (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Vekâlet ücretine ilişkin şikâyetin mahkemeye

erişim hakkına ilişkin olduğu anlaşıldığından başvuru bu kapsamda

incelenmiştir.

28. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya

eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması

gerekir.

29. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların

öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme

kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin

bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

18).

30. Somut olayda Mahkemenin 8/7/2011 tarihli kararıyla,

reddedilen miktar üzerinden kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT

uyarınca hesaplanan 4.550,70 TL nispi vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak

davalı Belediyeye verilmesine hükmedilmiş ise de vekâlet ücretine ilişkin hüküm

fıkrasının Dairenin 29/1/2013 tarihli ilamıyla bozulduğu ve davanın bu kısmının

başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu görülmüştür. Bu durumda başvurucunun

hukuk sisteminde mevcut yargı yollarını tüketmeksizin bireysel başvuruda

bulunduğu anlaşılmıştır.

31. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, hükmedilecek tazminatın idarelerin kusur oranına

göre hesaplanmasının doğru olmadığını ve söz konusu idarelerin zarardan

müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmaları

gerektiğini ileri sürmüştür. Her iki idarenin de ilgili mevzuattan kaynaklanan

planlama ve denetim görevlerini gereği gibi yerine getirmemeleri nedeniyle %100

oranında kusurlu bulunduklarını savunan başvurucu, aynı sitede bulunan başka

kişiler tarafından açılan davada Belediyenin %100 kusurlu olduğuna

hükmedildiğini ve bu kararın Danıştay tarafından onanarak kesinleştiğini

belirtmiştir. Başvurucu, hükmedilen manevi tazminatın da düşük olduğundan

yakınmıştır.

2. Değerlendirme

33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun depremde yıkılan daireleri için

hükmedilen tazminata ilişkin şikâyetinin mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

34. 6216 Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

35. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

36. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan

maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve

parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Somut olayda başvurucunun iki konutu

1999 yılında meydana gelen depremde yıkılmıştır. Taşınmaz mal varlığının

Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği hususunda tartışma

bulunmamaktadır.

37. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet güvencesi, negatif

yükümlülüklerin yanında kimi durumlarda devlete pozitif yükümlülükler de

yüklemektedir. Mülkiyet hakkının devlete tahmil ettiği pozitif yükümlülükler,

devletin koruyucu önlemler almasını gerektirebilmektedir. (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş.,

§ 46). Mülkiyet hakkının koruma yükümünün ihlali sebebiyle malikin mal

varlığında meydana gelen zarar ve kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari

veya yargısal birtakım hukuki mekanizmaların oluşturulması devletin pozitif

yükümlülüklerinin bir gereğidir. Bu bağlamda hak ihlalinin sonuçlarının

giderilmesi bakımından ne tür hukuki mekanizmaların öngörüleceği hususu

devletin takdirindedir. Bu husus, kural olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı

dışındadır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin, tercih edilen idari veya

yargısal mekanizmanın malik üzerinde doğurduğu olumsuz etkilerin düzeltilmesi

bakımından yeterli ve elverişli olup olmadığı hususundaki denetim yetkisi

saklıdır. Bu bağlamda düzeltici bir mekanizmanın hiç oluşturulmaması veya oluşturulan

mekanizmanın müdahaleden önceki durumu tesis edici veya oluşan kayıpları

giderici bir nitelik arz etmemesi durumunda mülkiyet hakkının devlete yüklediği

pozitif yükümlülükler ihlal edilmiş olur (Osmanoğlu

İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri A.Ş., § 48).

38. Somut olayda davalı idarelerin ilgili mevzuattan kaynaklanan

planlama ve denetim görevlerini gereği gibi yerine getirmedikleri Derece

Mahkemelerince saptanmak suretiyle mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin

pozitif yükümlülüğün ihlal edildiği tespit edilmiştir. Ayrıca Mahkeme, kamu

makamlarının planlama ve denetim görevlerini ihlal etmeleri nedeniyle neden

oldukları maddi zararı da bilirkişi marifetiyle 7.083,89 TL olarak belirlemiş

ve bu zararın %70'inin (toplam 4.931,71 TL) davalı idareler tarafından

başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucunun meydana gelen maddi zararın

miktarına yönelik bir şikâyeti bulunmamaktadır. Başvurucu, davalı idarelerin bu

zararın tamamından ve müteselsilen sorumlu olmaları

gerektiğini ileri sürmektedir.

39. Birden fazla kişinin ortak kusurunun bulunduğu fiil veya

fiiller nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve bunun sonucunda zarar

oluştuğu durumlarda zararın doğmasında katkısı bulunanların kusur oranlarının

belirlenmesi, teknik bir mesele olarak derece mahkemelerinin takdirindedir.

Anayasa Mahkemesi bu konuda uzmanlaşmış bir mahkeme olmadığı gibi Mahkemenin

mülkiyet hakkı kapsamında yapılan bireysel başvurularda zararın doğmasına sebep

olan kişilerin kusur oranlarını belirlemek gibi bir görevi de bulunmamaktadır (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

45; Sadık Koçak ve diğerleri, B.

No: 2013/841, 23/1/2014, §§ 86, 87). Anayasa Mahkemesinin görevi, adil

giderimin sağlanıp sağlanmadığını incelemekten ibarettir. Somut olayda Mahkeme

tarafından bilirkişi raporuna istinaden davalı idarelerden Belediyenin kusur

oranı %50, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının kusur

oranı ise %20 olarak takdir edilmiş ve Mahkemenin ulaştığı bu kanaat Daire

tarafından hukuka aykırı bulunmamıştır. Ayrıca başvurucu, bilirkişi raporuna

karşı itirazlarını sunma fırsatı da bulmuştur. Dolayısıyla davalı idarelerin

kusur oranlarının bu şekilde belirlenmesinin herhangi bir hak ihlaline yol

açtığı saptanmamıştır.

40. Öte yandan koruma yükümlülüğünün ihlali durumunda devlete

düşen ödev, zararın tazmin edilmesini temin edecek mekanizmaları oluşturmak

olup bunun yöntemini belirlemek kanun koyucunun takdirindedir. Kanun koyucunun,

sorumluluğun yaygınlaştırılması amacıyla zarara neden olanlar arasında

müteselsil sorumluluk öngörmesi mümkündür. Ancak müteselsil sorumluluk

öngörülmesinin anayasal bir zorunluluk olduğu ileri sürülemez. Bu bağlamda

zararın zarara neden olanlar arasında kusurları oranında paylaştırılmasının

adil giderimin sağlanmasına engel teşkil ettiği söylemez. Bununla birlikte

tespit edilen zararın kısmen de olsa karşılanamaması sonucunu doğuran yasal

düzenlemeler, idari ya da yargısal uygulamalar pozitif yükümlüklerin ihlaline

neden olabilir.

41. Somut olayda, Mahkemece bilirkişi marifetiyle tespit edilen

ve başvurucu tarafından itiraz edilmeyen toplam 7.083,89 TL maddi zararın

%70'inden kamu otoritelerinin, kalan %30 oranındaki zarardan da fenni mesulün,

müteahhidin ve statik proje müellifinin sırasıyla %15, %10ve %5 oranında

sorumlu oldukları saptanmış ve kamu otoritelerinin sorumlu olduğu tutarın

tazminat olarak faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir.

Zararın, kamu otoritelerinin kusurundan değil özel hukuk kişilerinin kusurundan

kaynaklanan %30 oranındaki bölümünden davalı idareler sorumlu tutulmamış ve

davanın buna ilişkin kısmı reddedilmiş ise de özel kişilerin kusurundan

kaynaklanan zararlardan kamu otoritelerine herhangi bir sorumluluk yüklenmemiş

olması, devletin Anayasa'nın 35. maddesinden kaynaklanan yükümlülüğünün

ihlaline yol açmamaktadır. Ayrıca özel hukuk kişilerinin sorumlu olduğu %30

oranındaki zarar miktarına başvurucunun katlanması gerekmemekte, bu zararın

tazmini için adli yargıda dava açma yolu açık bulunmaktadır.

42. Sonuç olarak başvurucunun dairelerinin depremde yıkılması

nedeniyle oluşan zararın kamu makamlarının kusurundan kaynaklanan bölümünün

bireysel başvuruya konu davada tazmin edildiği görülmektedir. Zararın özel

kişilerin kusurundan kaynaklanan bölümüne yönelik ise yeterli bir tazmin

mekanizmanın oluşturulduğu anlaşılmaktadır.

43. Öte yandan mülkiyet hakkının devlete yüklediği koruma

yükümlülüğünün ihlali sonucunda maddi zararın yanında manevi zarar doğması da

mümkündür. Devletin koruma yükümlülüğünün ihlalinden doğan zararları giderim

yükümü, manevi zararları da kapsamaktadır. Ancak ihlalin manevi zarar doğurup

doğurmadığının tespiti ve doğurmuşsa manevi zararın miktarının tayini kural

olarak derece mahkemelerinin takdirindedir. Somut olayda Mahkemece manevi

zararın varlığı kabul edilmiş ve Belediye aleyhine 2.000 TL, Bakanlık aleyhine

ise 800 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Mahkeme kararında bariz bir takdir

hatası veya açık bir keyfîlik tespit edilmediğinden

Anayasa Mahkemesinin manevi tazminat miktarının belirlenmesi konusunda

Mahkemenin takdir yetkisine müdahalesi söz konusu olamaz.

44. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının

açık olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

45. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin Şikâyet Yönünden

46. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

48. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi kural

olarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu

zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği,

yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği

tarih esas alınır (Selahattin Akyıl,

B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47). Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili

uyuşmazlıklarda idari yargı yoluna başvurulmadan önce tüketilmesi kanunen

zorunlu olan idari bir usulün öngörüldüğü ve bu usul uyarınca idari başvuru

yapıldığı durumlarda makul süre değerlendirmesinin başlangıç tarihinin idari

başvurunun yapıldığı tarih olarak kabul edilmesi gerekir (Hasan Aktürk, B. No: 2014/3705, 29/6/2016,

§ 46)

49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).

50. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, idari eylemlerden

hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri

öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem

tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine

getirilmesini istemeleri gereklidir. Buna göre idari eylemden kaynaklanan

zararlara ilişkin olarak tam yargı davası açılmadan önce idareye başvurulması

zorunludur. Somut olayda zarar 17/8/1999 tarihinde gerçekleşen deprem nedeniyle

meydana gelmiştir. Başvurucu 16/8/2000 tarihinde zararın tazmini istemiyle

idareye başvurmuştur. Dolayısıyla yargılama süresinin makul olup olmadığının

tespiti bakımından dikkate alınması gereken tarihin 16/8/2000 olduğu

anlaşılmaktadır. Bu durumda derdest olan yargılamanın yaklaşık 17 yıl sürdüğü

görülmektedir. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında başvuru konusu davadaki yaklaşık 17 yıllık yargılama süresinin makul olmadığı

sonucuna varılmaktadır.

51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53. Başvurucu, ihlalin tespiti ve Derece Mahkemeleri tarafından

verilen kararların bozulması ile yeniden yargılama taleplerinde bulunmuştur.

54. Somut olayda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

55. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmadığından tazminata

hükmedilmesine gerek görülmemiştir.

56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucu

:

Tansel

ÇÖLAŞAN

Vekili

:

Av. Melek

GÜNEBAK

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10279, 14 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Bireysel Başvurudan
  7. B. Bireysel Başvurudan
  8. IV. İlgili Uluslararası
  9. Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Mahkemeye Erişim
  12. B. Mülkiyet Hakkının
  13. C. Makul Sürede
  14. D. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  16. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Necipoğlu
  19. Gökcan
  20. Çölaşan
  21. Günebak
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10279
Tarih
14 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/13217
  • Ayten Karakavas Başvurusu (B. No: 2014/8492)
  • Kazım Aka Başvurusu (B. No: 2014/6566)
  • İbrahim Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2249)
  • Nurten Aksu Başvurusu (B. No: 2014/6996)
  • Zülfi Kınık Başvurusu (B. No: 2014/19461)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.