İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tayyar Tercan Başvurusu (B. No: 2014/15983)

1. Başvuru, gözaltında fiziksel ve psikolojik baskıya maruz

Başvuru No2014/15983Tarih21 Mart 2018Okuma12 dk · 2.349 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tayyar Tercan Başvurusu

Karar tarihi
21 Mart 2018
Başvuru Numarası
2014/15983
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.349 kelime·12 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltında fiziksel ve psikolojik baskıya maruz

kalınması nedeniyle işkence ve kötü muamele yasağının; hukuka aykırı

yöntemlerle elde edilen delillerin mahkûmiyete esas alınması, başvurucunun

gözaltında iken müdafii yardımından

yararlandırılmaması ve yargılamanın makul olmayan sürede sonuçlandırılması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube

Müdürlüğünün İBDA/C isimli terör örgütü hakkında yapmış olduğu çalışmalar

kapsamında 8/5/1996 tarihinde gözaltına alınmış ve 17/5/1996 tarihinde

tutuklanmıştır.

9. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının

13/6/1996 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında yasa dışı İBDA/C adlı

terör örgütü üyesi olma, patlayıcı madde imal etme ve atma suçlarından

cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

10. Başvurucu; 8/5/1997 havale tarihli dilekçesiyle hakkındaki

iddiaların gözaltında uygulanan sistemli işkenceler sonucunda elde edildiğini,

kendisine işkence yapıldığı hususunun adli raporlar ile sabit olduğunu,

gözaltındaki beyanları haricinde isnat edilen eylemleri işlediğine dair herhangi

bir delil bulunmadığını savunmuştur.

11. Başvurucu müdafii 8/5/1997 tarihli

dilekçesinde, işkence altında alınan beyanalara

dayalı olarak dava açıldığını, adli hekim raporu ile sabit olduğu üzere

başvurucuya gözaltında işkence yapıldığını ve baskı altında alınan ifadeler

dışında aleyhe delil bulunmadığını belirterek beraat kararı verilmesini talep

etmiştir.

12. İstanbul 5 Nolu Devlet Güvenlik

Mahkemesi 24/6/1997 tarihli karar ile isnat edilen eylemin bir bütün olarak

yasa dışı terör örgütü üyeliğini oluşturduğu gerekçesiyle başvurucuyu 12 yıl 6

ay hapis cezasıyla cezalandırmıştır.

13. Hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 4/8/1998

tarihli karar ile patlayıcı madde atma eyleminin örgüt üyeliği suçundan

bağımsız bir suç olup her bir eylem yönünden ayrıca cezalandırılması

gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

14. İstanbul 5 Nolu Devlet Güvenlik

Mahkemesi bozma ilamına uymuş ve 22/4/1999 tarihli karar ile başvurucunun

silahlı terör örgütü üyeliğinden 12 yıl 6 ay ağır hapis ve değişik tarihlerde

patlayıcı madde atma suçundan toplam 17 yıl 6 ay hapis ve 1.875.000 TL ağır

para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

15. Anılan hüküm, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 27/12/1999 tarihli

onama kararıyla kesinleşmiştir.

16. İstanbul (kapatılan) 13. Ağır Ceza (CMK 250. madde ile

görevli) Mahkemesi, 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun

yürürlükten kaldıran 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun

yürürlüğe girmesinin ardından başvurucunun durumunu resen değerlendirmiştir.

Mahkeme yapmış olduğu uyarlama sonucunda 5237 sayılı Kanun hükümlerinin lehe

olduğundan hareketle başvurucunun hapis ve adli para cezasıyla

cezalandırılmasına 11/5/2006 tarihinde karar vermiştir.

17. Bu arada başvurucu hakkındaki ilamın infazı İstanbul

(kapatılan) 13. Ağır Ceza (CMK 250. madde ile görevli) Mahkemesinin 10/9/2007

tarihli kararı ile durdurulmuştur.

18. Hüküm başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 9.

Ceza Dairesi 4/11/2009 tarihli karar ile hükümlüye veya tayin etmiş olduğu

müdafiye usulüne göre tebligat yapılmadan yokluklarında tayin edilen müdafii huzuruyla yapılan yargılamanın savunma hakkını

kısıtladığı gerekçesiyle hükmü bozmuştur.

19. Yargıtay bozma kararına uyan İstanbul (kapatılan) 13. Ağır

Ceza (CMK 250. madde ile görevli) Mahkemesi, 27/12/2011 tarihli ek karar ilebaşvurucunun yasa dışı örgüt üyeliği suçundan 6 yıl 3

ay, patlayıcı madde atma suçundan her bir eylem için 5 ay ve izinsiz patlayıcı

madde imal etme ve nakletme suçlarından her bir eylem için 3 yıl 9 ay hapis ve

300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

20. Hüküm temyiz edilmiş ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin

14/4/2014 tarihli kararıyla kesinleşmiştir. Yargıtay internet sitesinde dosya

üzerindeki işlemlerin tamamlanması nedeniyle 4/6/2014 tarihinde dosyanın

kapatıldığı belirtilmiştir.

21. Nihai kararın başvurucuya tebliğine ilişkin dosya içinde

herhangi bir belge bulunmaktadır. Başvurucu, nihai kararı Yargıtayın

resmî sitesinden yapmış olduğu sorgulama sonucunda 24/9/2014 tarihinde

öğrendiğini bildirmiş ve 8/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 21/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu, uyarlama yargılamasının uzun sürmesi nedeniyle

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip

olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)

“Adil yargılanma hakkı” kenar

başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

25. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının

karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu

konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı

dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).

26. Kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik (uyarlama)

yargılaması, asıl ceza yargılamasının bütünüyle sonuçlanıp hükmün

kesinleşmesinden sonra ancak infazın tamamlanmasından önce yürürlüğe giren bir

ceza yasasının kesinleşmiş mahkûmiyet hükmüne, dolayısıyla infaza etkisi

bulunup bulunmadığının saptanmasına ilişkin ve esas itibarıyla infazı

ilgilendiren ve etkileyen bir yargılama faaliyetidir. Temel özelliği, tali

yargılama olmasıdır. Bu tali yargılamada, asli ceza yargılaması sürecinde

kesinleşmiş bulunan önceki kararın dışına çıkılamayacak, oradaki suça konu

sabit eyleme uygulanması olanağı bulunan yeni yasadaki hükümler bütünüyle

tatbik olunduktan sonra yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması hâlinde

hükümlünün bu sonuçtan faydalanması için infaza konu olabilecek nitelikte bir

hüküm kurulmasıyla yetinilecektir. Ayrıca, esas itibarıyla yargılamanın

yenilenmesine konu olabilecek biçimde yeni kanıt ileriye sürülmesi ve

toplanması da mümkün olmadığından olay yargılamasının zorunlu olduğu durumlar

dışında sübut sorunu da çözümlenemeyecek, sadece hukuki değerlendirme

yapılabilecektir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2013/8-604, K.2015/204,

9/6/2015).

27. Somut olayda 13/6/1996 tarihli iddianame ile yasa dışı

İBDA/C adlı terör örgütü üyesi olma, patlayıcı madde imal ve atma suçlarından

açılan kamu davasında yargılama İstanbul 5 Nolu

Devlet Güvenlik Mahkemesinin 22/4/1999 tarihli kararının Yargıtay tarafından

onanmasıyla 27/12/1999 tarihinde kesinleşmiştir. İlk derece mahkemesi

kesinleşen hükmün infazı aşamasında suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı

mülga Kanun'u yürürlükten kaldıran 5237 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi

nedeniyle lehe olan kanun hükümlerinin uygulanması amacıyla 11/5/2006 tarihinde

resen dosyayı yeniden ele almış ve Yargıtayın

14/4/2014 tarihli kararı ile uyarlama sonucu verilen karar kesinleşmiştir.

Uyarlama yargısal bir faaliyet olmakla birlikte suç isnadının esası daha

önceden karara bağlandığından uyarlama aşaması Sözleşme'nin 6. maddesinde

düzenlenen adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin sağladığı güvencelerin

kapsamında değildir. Bu itibarla ihlal iddiasının kişinin cezai anlamda

"suç isnadı altında" olduğu bir aşamaya ilişkin olmadığı ve bu

nedenle başvurunun adil yargılanma hakkı kapsamına girmediği anlaşılmaktadır

(Benzer yöndeki bir karar için bkz. İnan

Çoban, B. No: 2014/15208, 19/12/2017).

28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkı

Kapsamındaki Diğer İhlal İddiaları

29. Başvurucu, gözaltında tutulduğu süre boyunca müdafii yardımından yararlanma imkânı tanınmadığını ve

isnat edilen suçu işlemediğini ileri sürmüştür.

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

31. Somut olayda başvurucunun ihlal iddiaları İstanbul 5 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 22/4/1999 tarihli asıl

yargılama sonucunda verdiği karara yönelik olup anılan karar Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 27/12/1999 tarihli onama kararı ile kesinleşmiştir. Bu aşamadan

sonra yapılan yargılama 5237 sayılı Kanun'un 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe

girmesi nedeniyle yapılan uyarlamaya ilişkindir. Başvurucu hakkında verilen

cezanın 23/9/2012 tarihinden sonra yerine getirilmesinin kararın kesinleşmesi

üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır (Y.C.K.,

B. No: 2012/889, 26/3/2013, § 19).

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

C. Aynı Suçtan İki Kez

Yargılanmama ve Cezalandırılmama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvurucu, isnat edilen suçu işlediği kabul edilse dahi

patlayıcı madde atma ve taşıma eyleminin tek bir eylem olup aynı eylem

nedeniyle iki kez cezalandırıldığını ileri sürmüştür.

34. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği Anayasa Mahkemesine yapılan

bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Sözleşme'nin veya Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına

da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

35. Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün

4. maddesinde aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı

tanınmış ise de başvuruya konu ihlal iddiası tarihi itibarıyla anılan protokol

yürürlüğe girmemiştir. Bu itibarla başvurucunun hak ihali

iddiasının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının dışında kaldığı

anlaşılmaktadır (İffet İnci Gültekin, B.

No: 2013/9585, 9/3/2016, § 42).

36. Başvurucunun aynı suçtan iki kez yargılandığı yönündeki

iddiasının adil yargılanma hakkı altında incelenmesi de mümkün değildir. Aksi

bir yaklaşım, belirtilen ilkenin Sözleşme ile teminat altına alınanlardan

farklı bir hak olarak ek 7 No.lu Protokol içinde düzenlenmesiyle ve anılan

Protokol'e taraf olmamak suretiyle ortaya konulan iradeyle bağdaşmaz (İffet İnci Gültekin, § 45).

37. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

38. Başvurucu, ifadelerinin kollukta fiziksel ve psikolojik

baskıyla alındığını, böylelikle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

39. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle

bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.''

40. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

"Devletin temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi

korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin

temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır."

41. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"...

Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır."

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

43. 6216 sayılı Kanun’un "Bireysel

başvuru usulü" kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru

yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekir."

44. Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanun yollarının

tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son

ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 20).

45. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

46. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıdır. Ayrıca

başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir

kural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının

dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru

yollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile

başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması

gerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların kendilerinden başvuru yollarının

tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediklerinin

başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §

28).

47. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek etkili bir

başvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunmak,

dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü

bulunan başvurucular en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdırlar. Zira

zaman geçtikçe delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta ve

gerçeklerin ortaya çıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sedat Azizoğlu, B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §

84).

48. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda daha önceden

verdiği kararlarda başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmen

uğradıklarını ileri sürdükleri kötü muameleyle ilgili soruşturma

başlatılmamışsa başvurucuların gerekli özeni göstermesi ve şikâyetlerini çok

uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunmaları gerektiğine karar vermiştir

(Benzer yöndeki bir karar için bkz. Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848, 17/7/2014, § 77).

49. Somut olayda başvurucu, mahkemeye sunmuş olduğu 8/5/1997

tarihli dilekçesinde gözaltında vermiş olduğu beyanın kötü muamele sonucunda

elde edilmiş olması nedeniyle aleyhine delil olarak kullanılamayacağını

bildirmiştir. Başvurucunun gözaltında tutulduğu sırada kolluk görevlileri

tarafından kötü muameleye tabi tutulduğu yönündeki bu beyanları sonrasında

ilgili görevliler hakkında resen bir soruşturma başlatılmamıştır. Başvurucu

hakkındaki asıl yargılama 27/12/1999 tarihinde ve kanun değişikliği nedeniyle

uyarlama yargılaması da 14/4/2014 tarihinde sonuçlanmıştır. İlgili

şikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya bireysel başvuru yapmada güçlük çektiği

yönünde herhangi bir iddiada bulunmayan başvurucu, kötü muameleye ilişkin

iddialarını dile getirdiği 1997 yılından Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başlangıç tarihi olan 23/9/2012 tarihini de aşacak şekilde 10/8/2014

tarihine kadar sessiz kalmıştır. Bu itibarla başvurucunun uğradığını ileri

sürdüğü kötü muamale tarihi ile bireysel başvuruda

bulunduğu tarih arasında geçen oldukça uzun sürenin makul olduğu ve başvurunun

süresinde yapıldığı kabul edilemez.

50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın konu bakımından yetkisizlik

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki diğer ihlal iddialarının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. İşkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddiaların süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Heysem KOCAÇİNAR

Başvurucu

:

Tayyar

TERCAN

Vekili : Av. Abdulhalim YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/15983, 21 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Makul Sürede
  8. B. Adil Yargılanma Hakkı
  9. C. Aynı Suçtan İki Kez
  10. D. İşkence ve Kötü
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Necipoğlu
  13. Gökcan
  14. Tercan
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/15983
Tarih
21 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • Hacı Polat Başvurusu (B. No: 2014/15959)
  • C.k. Başvurusu (B. No: 2014/19685)
  • Sertaç Demir Başvurusu (B. No: 2014/12533)
  • Ali Diren Başvurusu (B. No: 2015/13108)
  • Erdal Tercan Başvurusu (B. No: 2016/15637)
  • Cembeli Erdem Başvurusu (B. No: 2014/19077)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.