İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Genel Kurul

ANAYASA MAHKEMESİ · GENEL KURUL

KARAR

C.k. Başvurusu (B. No: 2014/19685)

1. Başvuru, isim yazılarak yapılan araştırmada arama motorlarında

Başvuru No2014/19685Tarih15 Mart 2018Okuma27 dk · 5.442 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Genel Kurul C.K. Başvurusu

Karar tarihi
15 Mart 2018
Başvuru Numarası
2014/19685
R.G. Tarih ve Sayı
17/5/2018 - 30424
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.442 kelime·27 dk okuma·25 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, isim yazılarak yapılan araştırmada arama motorlarında

listelenen ve internet haber arşivlerinde yer alan bazı haberler ile ilgili

içeriğe erişimin engellenmesi yönündeki taleplerin reddedilmesi nedeniyle şeref

ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Birinci Bölüm tarafından 24/1/2018 tarihinde yapılan

toplantıda, niteliği itibarıyla başvurunun Genel Kurul tarafından karara bağlanması

gerekli görülmüş ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin (3) numaralı

fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, olayların olduğu tarihten bu yana mankenlik ajansı

sahibidir ve kendisi de eski bir mankendir. Başvurucunun sinema ve tiyatro

alanında da çalışmaları bulunmaktadır.

9. 2001 yılında Türkiye Yüz Güzeli seçilmiş ve başvurucunun

sahibi olduğu mankenlik ajansına bağlı olarak çalışan bir manken, 2004 yılında

aşırı dozda uyuşturucudan hayatını kaybetmiştir.

10. Türkiye Yüz Güzeli seçilmesinin ardından tanınmışlık düzeyi

oldukça artan mankenin ölüm nedeni ülke gündeminde geniş yer bulmuş, olay tarihi

ve sonrasında birçok gazetede ve internet haber sitesinde konuyla ilgili

haberler yapılmıştır. Haberlerde olayın oluş şekli, mankene uyuşturucuyu temin

eden zanlılar, olaya ilişkin savcılık soruşturması ile ilgili bilgiler yer

almaktadır.

11. Yine bu konuyla ilgili olarak başvurucunun bireysel başvuru

konusu yaptığı haberlerden birinde yargılamayı yapan mahkeme tarafından

mankenin çalıştığı ajansın sahibi olarak başvurucunun da tanık olarak

dinlendiği bilgisi aktarılmıştır. Bir diğer haberde, ölen mankenin basına

verdiği son röportajda içinde bulunduğu durumun sorumlusu olarak başvurucuyu

gösterdiğinin öğrenilmesi üzerine başvurucunun adli makamlar tarafından uzun

süre sorgulandığı belirtilmiştir. Haberlerde, ölen mankenin başvurucunun

asistanı ile de ilişkisi olduğu ve ortak arkadaşları olan bir transseksüel ile

hep birlikte para karşılığında cinsel ilişkiye girdikleri iddialarına yer

verilmiştir. Haberlerde ayrıca yine kamuoyunda tanınmış bir kişi olan

başvurucunun eşinin de yıllar önce aşırı dozda uyuşturucudan öldüğü

bildirilmiştir.

12. Başvurucu; yaşanan olaylarla bir ilgisi olmadığı hâlde arama

motorlarına ismi yazıldığında hem ölen manken ile hem de ölen eşi ile ilgili

haberlerin listelendiğini, bu haberler nedeniyle şeref ve itibarının zedelendiğini

ileri sürerek internet içeriklerine erişimin engellenmesi talebinde

bulunmuştur.

13. İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği 30/9/2014 tarihinde dava

konusu haberlerin başvurucunun kişilik haklarına saldırı niteliğinde ve

incitici mahiyette olmadığı, ayrıca haber içerikleri dikkate alındığında

talebin kabulü hâlinde haber alma ve haber verme hürriyetinin

sınırlandırılacağı gerekçesiyle erişimin engellenmesi talebinin reddine karar

vermiştir.

14. Başvurucunun anılan karara itirazı İstanbul 3. Sulh Ceza

Hâkimliğince 16/10/2014 tarihinde reddedilmiştir.

15. Karar, başvurucuya 11/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Başvurucu 11/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

16. 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan

Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele

Edilmesi HakkındaKanun’un "İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi"

kenar başlıklı 9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) İnternet ortamında

yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden

gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna

ulaşamaması hâlinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin

yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hâkimine

başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir.

(2) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği

nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerin talepleri,

içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi dört saat içinde

cevaplandırılır.

(3) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği

nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hâkim bu

maddede belirtilen kapsamda erişimin engellenmesine karar verebilir.

(4) Hâkim, bu madde kapsamında vereceği

erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının

ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb.

şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça

internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar

verilemez. Ancak, hâkim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi

yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi hâlinde, gerekçesini de

belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin

engellenmesine de karar verebilir.

(5) Hâkimin bu madde kapsamında verdiği

erişimin engellenmesi kararları doğrudan Birliğe gönderilir.

(6) Hâkim bu madde kapsamında yapılan

başvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu

karara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.

(7) Erişimin engellenmesine konu içeriğin

yayından çıkarılmış olması durumunda hâkim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.

(8) Birlik tarafından erişim sağlayıcıya

gönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararının gereği derhâl, en geç dört

saat içinde erişim sağlayıcı tarafından yerine getirilir.

(9) Bu madde kapsamında hâkimin verdiği

erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının

(…) başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda ilgili kişi

tarafından Birliğe müracaat edilmesi hâlinde mevcut karar bu adresler için de

uygulanır.

(10) Sulh ceza hâkiminin kararını bu maddede

belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi,

beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır."

B. Uluslararası Hukuk

17. Somut olayla ilgili uluslararası hukuk kuralları için

Anayasa Mahkemesinin Ali Kıdık

(B. No: 2014/5552, 26/10/2017, §§ 22-29) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 15/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; sahibi olduğu mankenlik ajansında çalışan bir

mankenin aşırı dozda uyuşturucudan ölmesi olayıyla ilgili medyada sayısız haber

yapıldığını, bu haberlerde kendisi ile ilgili bilgilere de yer verildiğini

ifade etmiştir. Başvurucu; yaşanan olaylarla bir ilgisi olmadığı hâlde arama

motorlarına ismi yazıldığında hem ölen manken ile hem de kendisinin ölen eşi

ile ilgili haberlerin listelendiğini, bu haberler nedeniyle şeref ve itibarının

zedelendiğini iddia etmiştir. İnternet içeriklerine erişimin engellenmesi

talebinin Mahkemece reddedilmesi ve bunun sonucunda söz konusu haber ve

yazıların internet ortamında yer almaya devam etmesi nedeniyle özel hayatın

gizliliği, şeref ve itibarın korunması ile adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi

varlığı" kenar başlıklı 17. maddesi ile “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesi ve “Basın hürriyeti” kenar

başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(17) Herkes, yaşama, maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

(26) Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,

televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine

bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik,

kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi

ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların

cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin

açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının

yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin

gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.

…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.

(28) “Basın hürdür, sansür edilemez…

…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır.

…”

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, hakkında yayımlanan haberlerin

internet ortamında yer almaya devam etmesi nedeniyle kişilik haklarının

zedelendiğinden şikâyet etmektedir. Başvurucunun bu şikâyeti şeref ve itibarın

korunması hakkı kapsamında incelenmiştir.

Hasan Tahsin GÖKCAN farklı gerekçeyle bu görüşe katılmıştır.

1. Genel İlkeler

a. Kişinin Manevi

Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkı

22. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa'nın 17. maddesinde

yer alan "manevi varlık" kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin

manevi varlığının bir parçası olan kişisel şeref ve itibara keyfî olarak

müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Adnan Oktar (2), B. No: 2013/1123,

2/10/2013, § 33). Başka bir deyişle kişisel itibarın korunması hakkı

Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının koruması altındadır (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, § 36; İlhan Cihaner

(2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 42).

23. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasının olaya

uygulanabilmesi için kişinin itibarına yapılan saldırının belli bir ağırlık

düzeyine erişmiş olması ve kişinin itibarına saygı gösterilmesini isteme

hakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasını güçleştirecek şekilde

yapılmış olması gerekir (Kadir Sağdıç, §

39; İlhan Cihaner

(2), §§ 45, 46; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Mater/Türkiye, B. No: 54997/08, 16/7/2013,

§ 52).

24. Anayasa Mahkemesi; N.B.B.

(B. No: 2013/5653, 3/3/2016, § 37) kararında internet ortamının sağladığı

ulaşılabilirlik, yaygınlık, haber ve fikirlerin depolanmasındaki ve

muhafazasındaki kolaylık dikkate alındığında yayımlandığı tarihte belirli

ağırlık eşiğini aşmayan veya kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanan haber ve

yazıların internet ortamında uzun süre erişilebilir kalması hâlinde kişilerin şeref

ve itibarının zedelenebileceğini belirtmiş ve bu durumu unutulma hakkı

kapsamında incelemiştir.

b. İfade Özgürlüğü

ve İnternetin Rolü

25. Anayasa’nın “Düşünceyi

açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesine göre

herkes düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına

veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet, resmî

makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek

serbestliğini de kapsar. Anılan maddede ifade özgürlüğünün kullanımında

başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade

edilmiş ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifade aracının anayasal koruma

altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın, B.

No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43).

26. İnternet haberciliğinin -basının temel işlevini yerine

getirdiği sürece- basınözgürlüğü kapsamında

değerlendirilmesi gerekir (Medya Gündem

Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015,

§§ 36-42; Önder Balıkçı, B. No:

2014/6009, 15/2/2017, § 39; Orhan Pala,

B. No: 2014/2983, 15/2/2017, § 45). Basın yönünden düşünce ve kanaat açıklama

özgürlüğü kapsamında değerlendirilen internet özgürlüğü, internete erişenler

yönünden ise Anayasa tarafından korunan ve ifade özgürlüğünün özünde yer alan

haber veya fikir almak özgürlüğü olarak mütalaa edilmektedir.

27. Ulaşılabilirliği, haber ve fikirlerin saklanma süresi ve

kapasitesi ile hacimce büyük haber ve fikirleri iletme imkânı gözetildiğinde

internet, halkın haber almasının ve bilgilerin iletilmesinin gelişiminde önemli

bir role sahiptir. İnternet, herhangi bir sınırlama gözetmeksizin herkesin

haber ve fikirlere ulaşması ile fikirlerini yayması noktasında çok önemli bir

imkân sağlamaktadır. Bu durum ifade özgürlüğü açısından da çok geniş bir alan

yaratmaktadır (Medya Gündem Dijital

Yayıncılık Ticaret A.Ş., § 34).

28. Dolayısıyla internet sitelerine veya internet sitelerinde

yer alan haberlere erişimin engellenmesi biçiminde getirilen her türlü

kısıtlama, bilgi alma ve verme özgürlüğüne müdahale niteliğindedir. Basın

özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi, bunlara ilişkin

bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birini sağladığı bilinmektedir (İlhan Cihaner (2),

§ 63).

2. 5651 Sayılı Kanun'un

9. Maddesine Dayanan Erişimin Engellenmesi Kararı Hakkında Bazı Tespitler

29. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun ile getirilen içeriğin yayından

çıkarılması ve yayına erişimin engellenmesi kararlarına yönelik usulü ayrıntılı

bir şekilde incelemiştir (bkz. §§

55-63). Mahkemeye göre bu usul, kanun koyucunun internet ortamında işlenen

suçlarla mücadelenin daha etkin yapılabilmesi, özel hayatın ve kişilik

haklarının hızlı ve etkili bir şekilde korunması ihtiyacı nedeniyle öngördüğü

özel ve hızlı sonuç alınabilecek bir koruma tedbiri kararıdır, dolayısıyla

istisnai bir yoldur (Ali Kıdık,

§ 55).

30. Kişilik haklarına saldırı nedeniyle erişimin engellenmesi

yolunun istisnai bir yol kabul edilmesinin sebebi bu yolun ifade ve basın

özgürlükleri önünde orantısız bir mühadale

oluşturması ihtimalidir.

31. 5651 sayılı Kanun'da öngörülen erişimin engellenmesi yolu

çekişmesiz bir yargı yolu olduğundan, başka bir deyişle karşı taraf

bulunmadığından karardan etkilenecek basın organının temsilcileri ile sorumlu

kişiler silahların eşitliği ilkesinden faydalanamamakta; talepte bulunanın

iddialarına karşı delil sunmak da dâhil olmak üzere savunmalarını ortaya koymak

için makul ve kabul edilebilir olanaklara sahip olamamaktadır. Özet olarak

hâkim kararını dosya üzerinden, delil toplamaksızın, sınırlı bir inceleme ile

yani talepte bulunanın sunduğu bilgi ve belgelere göre vermekte; bu yargılamada

karşı tarafın görüşleri alınamamaktadır (Ali

Kıdık, §§ 60-62).

32. Dahası 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesinde internet

erişiminin engellenmesi kararından sonra failler hakkında adli soruşturma

açılıp açılmayacağı belirsizdir. Kişilik haklarına müdahale nedeniyle

soruşturma açıldığı takdirde soruşturma veya kovuşturmanın sonucuna göre yargı

mercileri, erişimin engellenmesi tedbirinin akıbeti hakkında bir karar

verebilir. Buna karşılık bir soruşturma açılmadığı takdirde erişimin

engellenmesine ilişkin söz konusu tedbir, internet kullanıcılarını engellenen

içeriğe belirsiz bir süreyle erişmekten alıkoyacaktır (Ali Kıdık, §

59).

33. Bu sebeplerle başvuruya konu internet yayınına erişimin

engellenmesi tedbirinin alınmasının haklılığı, ancak bir görüşte haklılık veya

"ilk bakışta" (prima

facia) haklılık olarak nitelendirilebilir. Anayasa Mahkemesi, bu

usulün ancak internet yayınının kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal

ettiğinin daha ilk bakışta anlaşıldığı durumlarda işletilebileceğini

belirtmiştir. Bir kimsenin çıplak resimlerinin veya video görüntülerinin

yayımlanması gibi kişilik haklarının ihlal edildiğinin daha ileri bir inceleme

yapılmaya gerek olmaksızın ilk bakışta anlaşılabildiği hâllerde 5651 sayılı

Kanun'un 9. maddesinde öngörülmüş olan istisnai usul işletilebilir. Böyle

durumlarda "ilk bakışta ihlal doktrini" internet ortamında yapılan

yayınlara karşı kişilik haklarının hızlı bir şekilde korunması ihtiyacıyla

ifade hürriyeti arasında adil bir denge sağlayacaktır (Ali Kıdık, §§

62, 63).

3. Şeref ve İtibara

Yapılan Müdahalelerde Başvurulabilecek Diğer Hukuki Yollar

34. Yukarıdaki değerlendirmeler dikkate alındığında internet

içeriğine erişimin engellenmesi taleplerinin zorunlu durumlarda kabul edilmesi

gerektiği ortadadır. Bununla birlikte internet üzerinden yapılan yayınlara

ulaşılmasının kolaylığı gözetildiğinde başvurucular açısından yayın içeriği

bakımından toplumda sürekli olarak bir ön yargının ve özel hayata müdahalenin

oluşması söz konusu olabilir.

35. Bu tür durumlarda üçüncü kişilerce kişilik haklarına yapılan

müdahaleler için ülkemizde hem cezai hem de hukuki koruma yolları

öngörülmüştür. Kişilik haklarına internet ortamında yapılan bir yayınla

saldırıda bulunulan kişi tarafından, özel hukuk davaları yoluyla örneğin

22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24. ve 25. maddelerine

dayanılarak müdahalenin önlenmesi, durdurulması veya devam eden müdahaleye son

verilmesi, müdahalenin hukuka aykırılığının saptanması, mahkemenin alacağı

kararın veya cevap ve düzeltme metninin yayımlanması ya da üçüncü kişilere

bildirilmesi istenebilir; maddi veya manevi tazminat davaları açılabilir.

Gecikmesinde sakınca bulunan ve ciddi bir zararın doğacağı anlaşılan hâllerde

tehlike veya zararın önlenmesi için hâkimden gereken tedbirlere karar vermesi

istenebilir. Bu kapsamda talep edildiği takdirde 4/2/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. ve devamı maddeleri uyarınca

gecikmesinde sakınca bulunan ya da gecikmesi durumunda önemli zarar oluşacağı

hâllerde tehlike veya zararı önlemek için ihtiyati tedbir kararı verilebilir.

Bunlardan başka basın yoluyla kişilik haklarına müdahalede bulunulan kişi,

açıklamalarından dolayı sebepsiz yere zenginleşen kişi aleyhine sebepsiz

zenginleşme davası açabilir veya yayın nedeniyle elde ettiği kazancın

vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine ödenmesini isteyebilir (Ali Kıdık, §

64).

36. İnternet yolu ile kişilik haklarına yönelik bir saldırı ceza

kanunlarına göre suç oluşturuyor ise müşteki yalnızca veya aynı zamanda failin

cezalandırılmasını da isteyebilir, bu durumda ceza soruşturması ve kovuşturması

için Cumhuriyet savcılığına da başvurabilir. Zaten suç, şikâyete tabi olmayan

suçlardan ise Cumhuriyet savcısının resen soruşturma başlatması kanuni bir

zorunluluktur. Bir ceza kovuşturması açıldığı takdirde 4/12/2014 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin (6) numaralı fıkrasına

göre hâkim mahkûmiyet kararı verdiği takdirde güvenlik tedbirlerine de

hükmedebileceği için internet erişiminin engellenmesi tedbiri hakkında da bir

karar verilmiş olacaktır (Ali Kıdık, § 65).

37. Anayasa Mahkemesi 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre

ortada ilk bakışta ihlal bulunmadığı gerekçesiyle istediği korumayı elde

edemeyen kişinin de kişilik haklarının korunması için genel hukuk yoluna her hâlde başvurabileceği, sulh ceza hâkiminin ilk bakışta

ihlalin olduğuna veya olmadığına karar vermesinin uyuşmazlığın tümüyle çözümlendiği

anlamına gelmeyeceği sonucuna varmıştır. Bu tür kararların hiçbir zaman normal

bir dava için maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğini ifade eden Anayasa

Mahkemesi, genel mahkemelerde görülen davalarda erişimin engellenmesi talebinin

kabul edilebilmesi için ihlal iddiasının ispatlanması gerekeceğini belirtmiştir

(Ali Kıdık, §§

66, 67).

4. Genel İlkelerin Somut

Olaya Uygulanması

38. Somut olayda başvurucunun şikâyetine konu olan yayınlar

internet haber arşivlerinde yer alan bazı haberlerdir. Haberler 2001 yılında

güzellik yarışmasında derece almış bir mankenin hızlı yükselişini ve 2004

yılındaki dramatik ölümünü konu almaktadır. Bu olay ülke gündemini uzun süre

meşgul etmiş, olay tarihinden sonra konuyla ilgili sayısız haber yapılmıştır.

Haberler, mesleğinde umut vadeden bir geleceğe sahip olabilecek bir gencin

uyuşturucu ile tanıştıktan sonra yaşamının seyrindeki değişiklik ile kısa

sürede ölümle sonuçlanan yaşamı hakkında bilgi vermektedir. Verilen bilginin

bir kısmı ölen manken tarafından tutulan günlüğe dayanırken bir kısmı olaya

ilişkin ceza yargılamasına dayanmaktadır. Haberlerde, ölen mankenin bağlı

olduğu mankenlik ajansının sahibi ve toplumda tanınmış bir kişi olan

başvurucunun ismi açık olarak yazılmış ve başvurucu hakkında bazı bilgilere de

yer verilmiştir. Bu bilgiler; ölüm olayına ilişkin soruşturmada başvurucunun

önce tanık, sonra şüpheli sıfatıyla dinlenmesi, ölen mankenin başvurucunun

asistanı ile arasındaki ilişki, yine kamuoyunda tanınmış bir kişi olan

başvurucunun eşinin de aşırı dozda uyuşturucudan ölmüş olması hakkındadır.

39. Başvurucu; arama motorlarına ismi yazılarak yapılan aramada

hem ölen manken ile hem de ölen eşi ile ilgili haberlerin çıktığını, bu

haberler nedeniyle şeref ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek internet

içeriklerine erişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 2. Sulh Ceza

Hâkimliği, başvurucunun şeref ve itibarının korunması ile kamu yararı

bağlamında yaptığı değerlendirme neticesinde söz konusu yayınların basın

özgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek talebin reddine karar vermiştir.

Başvurucunun anılan karara itirazı da reddedilmiştir.

40. Çelişmesiz bir dava sonucunda yayın içeriğine erişimin

engellenmesi kararı verilebilmesinin ancak hukuka aykırılığın ve kişilik

haklarına müdahalenin ilk bakışta anlaşılacak kadar belirgin olduğu ve zararın

süratle giderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkün olduğu hatırlanmalıdır

(bkz. § 31). Bu yolun amacı; internet faaliyetleri ile kişilik hakları arasında

gerekli hassas dengenin kurulmasını sağlamak, kişi ve kuruluşlara haksız zarar

veren, onlar hakkında gerçek dışı bilgiler yayan ve şeref ve itibarlarını ihlal

eden internet kullanımına karşı bireylerin haklarını korumaktır. O hâlde bu

yol, basın özgürlüğünün ve basın mensuplarının haber verme ve eleştiri

haklarının özüne dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibinin çıkarlarını

koruyacak şekilde kullanılmalıdır.

41. Başvurucunun internetten kaldırılmasını talep ettiği

haberler 2004 yılına aittir. Başvurucu 2014 yılında erişimin engellenmesi

talebinde bulunmuştur. Başvurucunun kişisel verilerin işlenme amacının dışında

kullanıldığına yönelik bir şikâyeti de bulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucu,

şeref ve itibarına yapılan müdahalenin çelişmeli bir yargılama yapılmadan,

gecikmeksizin ve süratle bertaraf edilmesi ihtiyacını ortaya koyabilmiş

değildir. Haber içeriklerinin incelenmesinden de içeriğe erişimin engellenmesi

tedbirinin uygulanmasını gerektirecek ağırlıkta bir durum bulunmadığı

görülmektedir.

42. Dahası başvurucu, açacağı çelişmeli bir hukuk davasında

internet yayınını kaldırma veya hazırlayacağı bir metni yayınlatma imkânına da

sahiptir. Dolayısıyla somut davada olduğu gibi hukuka aykırılığın ve gerçek

dışılığın çok belirgin olduğu ve zararın süratle giderilmesinin zaruri olduğu

hâller dışında diğer ceza veya hukuk yollarının daha yüksek başarı şansı

sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olduğu anlaşılmaktadır.

43. Yukarıda yer verilen tespitler çerçevesinde başvurucunun

ortaya çıktığını iddia ettiği zararın giderimi için uyuşmazlığın esasına dair

ve somut başvuru açısından koşullara göre sulh ceza hâkimliklerinin görevinde

bulunan içeriğin yayından çıkarılması dışındaki daha etkili diğer koruma

yollarına başvurmadığı anlaşıldığından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için tüm başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine

getirildiği söylenemez.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

Hicabi DURSUN ve Muammer TOPAL bu görüşe

katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE OYBİRLİĞİYLE,

B. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA Hicabi DURSUN ve Muammer TOPAL'ın

karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

15/3/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvuru, isim yazılarak yapılan araştırmada arama motorlarında

listelenen ve internet haber arşivlerinde yer alan bazı haberler ile ilgili

içeriğe erişimin engellenmesi yönündeki taleplerin reddedilmesi nedeniyle şeref

ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Başvurucu; sahibi olduğu mankenlik ajansında çalışan bir

mankenin aşırı dozda uyuşturucudan ölmesi olayıyla ilgili medyada sayısız haber

yapıldığını,buhaberlerde

kendisi ile ilgili bilgilere de yer verildiğini ifade etmiştir. Başvurucu;

yaşanan olaylarla bir ilgisi olmadığı halde arama motorlarına ismi yazıldığında

hem ölen manken ile hemde kendisinin ölen eşi ile

ilgili haberlerin listelendiğini, bu haberler nedeniyleşerefveitibarının

zedelendiğini iddia etmiştir. İnternet içeriklerine erişimin engellenmesi

talebinin mahkemece reddedilmesi ve bunun sonucunda söz konusu haber veyazılarıninternetortamındayer almaya devam etmesi

nedeniyle özel hayatın gizliliği, şeref ve itibarın korunması ile adil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Somut olayda başvurucu; arama motorlarına ismi yazılarak yapılan

aramada hem ölen manken ile hem de ölen eşi ile ilgili haberlerin çıktığını, bu

haberler nedeniyle şeref ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek internet

içeriklerine erişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 2. Sulh Ceza

Hakimliği, başvurucunun şeref ve itibarının korunması ile kamu yararı

bağlamında yaptığı değerlendirme neticesinde söz konusu yayınların basın

özgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek talebin reddine karar vermiştir.

Başvurucunun anılan karara itirazı da reddedilmiştir. Diğer yollara başvurulmamıştır.

Unutulma hakkı Anayasa'mızda açıkça düzenlenmemiş omakla birlikte Anayasa'nın "Devletin temel amaç ve ödevleri" başlığı altında

düzenlenen 5. Maddesinde "insanın maddi

ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak"

ifadesi ile devlete pozitif bir yükümlülük yüklenmiştir. Bu yükümlülük

bağlamında Anayasa'nın 17.maddesinde düzenlenen kişinin manevi bütünlüğü

bağlamında şeref ve itibarının korunması hakkı ve Anayasa'nın 20. maddesinin

üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kişisel verilerin korunmasını isteme

hakkı ile birlikte düşünüldüğünde, devletin bireye geçmişte yaşadıklarının

başkaları tarafından öğrenilmesi engellenerek "yeni bir sayfa açma"

olanağı verme hususunda bir sorumluluğu olduğu açıktır. Özellikle kişisel verilerin

korunması hakkı kapsamında kişisel verilerin silinmesini talep edebilme hakkı,

kişilerin geçmişlerinde yaşadıkları olumsuzlukların unutulmasına imkan tanımayı kapsamaktadır. Dolayısıyla Anayasa'da açıkça

düzenlenmeyen unutulma hakkı, internet vasıtasıyla ulaşılması kolay olan ve

dijital hafızada bulunan haberlere erişimin engellenmesi için Anayasa'nın 5.,

17. ve 20. maddelerinin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer

taraftan unutulma hakkının kabul edilmemesi, internet vasıtasıyla kolayca

ulaşılabilir ve uzun süre muhafaza edilebilir kişisel veriler nedeniyle

başkaları tarafından kişiler hakkında ön yargı oluşturabilmesi nedeniyle manevi

varlığının geliştirilmesi için gerekli onurlu bir yaşam sürdürmesine ve manevi

bağımsızlığına müdahaleyi sürekli kılmaktadır (N.B.B., B. No: 2013/5653,

3/3/2016, § 47).

Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa'nın 17. maddesinde yer

alan "manevi varlık"

kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan

kişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin

saldırılarını önlemekle yükümlüdür (Adnan

Oktar (2), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Kamusal bir tartışma bağlamında ve

yayımlanan yazılar nedeniyle eleştirilmiş olsa bile bir kişinin itibarı, kimliğinin

ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur (Pfeifer/Avusturya, § 35) ve Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrasının koruması altındadır (Kadir Sağdıç,

§ 38; İlhan Çihaner

(2), § 44).

AİHM de kişisel şeref ve itibara yapılan müdahaleleri Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "özel ve

aile yaşamına, konuta ve haberleşmeye saygı hakkı" kenar

başlıklı 8. maddesi kapsamında değerlendirmektedir. AİHM'e göre kişisel

itibarın korunması hakkı, Sözleşme'nin 8. maddesi tarafından korunan özel

yaşama saygı hakkının bir parçasıdır (Pfeifer/Avusturya, B.No:

12556/03, 15/11/2007 § 35;Axel SpringerAGIAlmanya, B.No:

39954/08 7/2/2012, § 83).

Unutulma hakkı internet ortamında bir haberin, uzun süredir

kolayca ulaşılabilir olması nedeniyle kişinin şeref ve itibarını zedeleyen bir

hâle dönüşmesi durumunda karşımıza çıkmaktadır. Bu hakkın amacı, internetin

yaygınlaşması ve sağladığı imkanlar nedeniyle ifade ve basın özgürlükleri ile

kişilerin manevi varlığının geliştirilmesi hakkı arasında gerekli hassas

dengenin kurulmasını sağlamaktır. O hâlde bu yol, internet ortamında haber

arşivini koruma altına alan basın özgürlüğünün ve halkın haber ve fikirlere

ulaşma özgürlüğünün özüne dokunmayacak ve aynı zamanda hak sahibinin

çıkarlarını koruyacak şekilde kullanılmalıdır (N.B.B.,

§ 70).

Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvuruda

bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının

tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle

derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi

koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20).

Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları

ibaresinin, başvurucuların şikayetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne mutlak ne de şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu

kurala riayetin denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate

alınması esastır. Bu anlamda hukuk sisteminde yalnızca birtakım başvuru

yollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulanma şartları ile

başvurucuların kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir.

Bu nedenle başvurucuların başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

kendilerinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediği incelenirken

başvurunun özellikleri dikkate alınmalıdır (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28).

O hâlde somut başvuruda devletin pozitif yükümlülüğünün, sulh

ceza mahkemelerinin yetkisinde bulunan internet içeriklerine erişimin

engellenmesini gerekli kılıp kılmadığı değerlendirilmelidir. Başka bir deyişle

sulh ceza mahkemeleri nezdinde bulunan içeriğin yayından çıkarılması ve

erişimin engellenmesi yolunun şeref ve itibar hakkının korunmadığı yönündeki

şikayetler açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikte kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu olup

olmadığı tespit edilmelidir.

Hukuk sistemimizde internet içeriğinin yayından çıkarılmasının,

başvurudaki gibi sulh ceza hakimliklerine başvurmak suretiyle veya hukuk

mahkemelerinde açılacak dava yolu ile gerçekleştirilmesi mümkündür (Ahmet Oğuz Çinko ve Erkan Çelik [GK], B.

No: 2013/6237, 2/7/2015). Ancak somut başvuruda, arama motorlarına ismi

yazılarak yapılan aramada hem ölen manken hem de ölen eşi ile ilgili haberlerin

çıktığı, haber arşivleri üzerinden olayca ulaşılabildiği; bu şekilde

başvurucunun şeref ve itibarını koruma bakımından müdahalenin çok uzun süredir

devam ettiği gözetilerek; başvurucunun şeref ve itibar hakkının ve kişisel

verilerinin korunmasının, bu yayının bir an önce kaldırılması ile sağlanacağı

değerlendirildiğinde, sulh ceza hakimliğine başvuru yolunun somut olayın

koşulları açısından etkili bir yol olduğu kabul edilmelidir. Nitekim hukuk

mahkemelerinde çekişmeli bir yargılama yolunun, somut olaydaki şeref ve

itibarın korunması hakkına yönelik uzun süredir devam eden müdahalenin

gecikmeksizin ve süratle bertaraf edilmesi ihtiyacını karşılayabileceği

söylenemez (Türkiye İş Adamları ve

Sanayiciler Konfederasyonu, B. No: 2014/8691,6/10/2015, § 22; N.B.B., § 27).

Başvurucunun manevi varlığına internet haberleri yoluyla (bkz. §

11) yapılan müdahalenin, önceki kararımızdaki başvurucuya aynı yolla yapılan

müdahaleden (N.B.B., § 9) daha

hafif olduğu değerlendirilemez. Anayasa Mahkemesi sözü edilen kararında,

internet ortamının sağladığı ulaşılabilirlik, yaygınlık, haber ve fikirlerin

depolanmasındaki ve muhafazasındaki kolaylık dikkate alındığında, yayımlandığı

tarihte belirli ağırlık eşiğini aşmayan veya kişinin kendi eylemlerinden

kaynaklanan haber ve yazıların internet ortamında uzun süre erişilebilir

kalması halinde kişilerin şeref ve itibarının zedelenebileceğini belirtmiş ve

bu durumu unutulma hakkı kapsamında incelemiştir. O halde internet ortamında

uzun süre erişilebilir durumda kalan ve manevi varlığın daha fazla örselendiği

bu olayda da önceki kararımızdan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

Başvurucunun arama motorlarında listelenen ve internet haber

arşivlerinde yer alan bazı haberler ile ilgili içeriğe erişimin engellenmesi

yönündeki taleplerinin reddedilmesi nedeniyle kişilik haklarının zarar

gördüğüne ve Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğine ilişkin şikayetleri

açıkça dayanaktan yoksun değildir. İstanbul 2. Sulh Ceza Hakimliğinin kararına

itiraz edilmek suretiyle başvuru yolları da tüketilmiş durumdadır. Ayrıca başka

bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle çoğunluğun kararına katılmıyoruz.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

C.K.

Vekili

:

Av. Müşerref

SEKO

ÖZEL HAYAT HAKKI VE KAPSAMI KONUSUNDA FARKLI

GEREKÇE

1. Başvuranın 2004 yılında meydana gelen bir olayla ilgili olarak

internet arama motorlarında halen ismi geçtiği için haber içeriğine erişimin

engellenmesi isteminin reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibar hakkının ihlal

edildiğine ilişkin başvurusu Mahkeme çoğunluğu tarafından Anayasa'nın 17/1.

maddesinde düzenlenen “maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı”

çerçevesinde incelenmiştir. Kararda ulaşılan kabul edilemezlik sonucuna ve

gerekçesine iştirak etmekle birlikte, aşağıda açıklanan gerekçelerle konunun

incelendiği anayasal dayanak konusunda farklı düşünmekteyim.

2. Öncelikle, Anayasa'nın 148/3. maddesi uyarınca, Mahkememizin

konu bakımından yetkisine girebilmesi için, bireysel başvuruya konu hakkın AİHS

veya Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerden birine girmesi gerekmektedir.

Bu nedenle bireysel başvuruya konu hakkın Sözleşme kapsamına girip girmediğinin

belirlenmesi gerekmektedir. Mahkememiz kararında başvurunun Anayasa'nın 17/1.

maddesi kapsamına girdiği belirtilmiş, fakat Sözleşmeyle ortak konuyu tespit

bakımından hangi hakka ilişkin olduğundan söz edilmemiştir (bkz. par. 20-23).

3. AİHS’nin 8. maddesinde özel hayata saygı hakkı

düzenlenmiştir. Kişinin iyi bir itibara sahip olma hakkı, nam, şeref, şöhret, isim, resim vb. manevi

varlıkları ile ‘fiziksel ve zihinsel/ruhsal bütünlüğü’ üzerindeki hakları

Sözleşmenin 8. maddesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkı içerisinde

değerlendirilmektedir. (özellikle itibar, şeref,

şöhret hakkı yönünden bkz. AİHM Chauvy/Fransa, par.

70; Abeberry/Fransa; Leempoel

ve S.A. Ed. Cine Revue/Belçika, par. 67; Minelli/İsviçre,

No: 14991/02; A./Norveç, No: 28070/06, par. 64; Osman Doğru-Atilla Nalbant,

AİHS Açıklama ve Önemli Kararlar, Ankara 2013, s. 41) İfade özgürlüğü yönünden

yapılan başvurularda da muhatabın Sözleşmenin 8. maddesi kapsamındaki şöhreti

ve onurunun korunması meşru müdahale nedeni olarak kabul edilmekte ve hakların

dengelenmesi açısından değerlendirilmektedir (Shabanov

ve Tren/Rusya, 2006, par. 46; Hachette Filipachi Associes/Fransa, 2007,

par. 43; DJ. Harris/M.O’Boyle/E.P.

Bates/C.M. Buckley, Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi Hukuku, 2013, s. 493).

4. Bilindiği üzere özel hayata saygı ve gizliliğinin korunması

hakkı Anayasa'nın 20/1. maddesinde düzenlenmektedir. Özel hayata saygı hakkının

kapsamında bulunduğunda şüphe olmayan kişinin itibar, nam, şöhret ve şerefi

üzerindeki haklarının da anılan 20/1. madde içerisinde değerlendirilmesi

gerektiği açıktır.

5. Buna karşın heyetimiz çoğunluğunun konunun 17/1. madde

kapsamında incelenmesi gerektiğine ilişkin bu yaklaşımı, Anayasa'nın 20.

maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkının kapsamını daralttığı gibi,

temel kişilik haklarının tümünün kendinden neşet ettiği “varlığını koruma ve

geliştirme hakkını” içeren 17/1. maddedeki genel nitelikli kişilik hakkını özel

hayatın spesifik bir alanına hapsetmektedir.

6. Çoğunluğun dayandığı Anayasa'nın 17/1. maddesinde; “Herkes,

yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir”

denilmektedir. Madde gerekçesinde bu fıkra hakkında; “Kişinin sahip olduğu hak

ve hürriyetler bu maddeden itibaren önem dereceleri göz önünde tutularak

belirlenmiştir. Bu madde ile yaşama, maddi ve manevi varlığın bütünlüğü ve

bunun geliştirilmesi hakkı korunmaktadır.” izahatı yapılmıştır. Gerekçedeki

açıklamadan, bu fıkra ile birbirini tamamlayan iki ayrı hakkın düzenlendiği

anlaşılmaktadır. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasında vücut bütünlüğünün

dokunulmazlığı hakkı, 3. fıkrasında ise işkence ve kötü muamele yasakları yer

almaktadır.

7. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı

öyle anaç bir haktır ki, Anayasa'da özel olarak sayılan bütün temel hakların

ondan doğduğu, onun türevi olduğu söylenebilir. Anayasa'da düzenlenen temel

hakları hatırlayalım; zorla çalıştırma yasağı (m.18), kişi hürriyeti ve

güvenliği (m.19), konut dokunulmazlığı (m.21), haberleşme hürriyeti (m.22),

yerleşme ve seyahat hürriyeti (m.23), din ve vicdan hürriyeti (m.24), düşünce

ve kanaat hürriyeti (m.25), düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti (m.26), bilim

ve sanat hürriyeti (m.27), basın hürriyeti (m.28), dernek kurma hürriyeti

(m.33), toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı (m.34), mülkiyet hakkı

(m.35), hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı (m.36), ailenin korunması

ve çocuk hakları (m.41), eğitim ve öğrenim hakkı (m.42), çalışma ve dinlenme

hakları (m.49, 50), sendika kurma hakkı (m.51), ücrette adalet hakkı (m.55),

sağlık ve çevre hakkı (m.56), seçme, seçilme ve siyasi faaliyet hakkı (m.67),

dilekçe ve bilgi edinme hakkı (m.74). Düşüncemize göre kişinin maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkı, yukarıda sayılan hakların her birinin

içinde yer almaktadır.

8. Bu durumda Anayasa'nın 17/1. maddesinde düzenlenen hakkın

anayasal niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Doktrinde Gören, 17/1.

maddedeki hakkın hiyerarşik olarak temel teşkil ettiğini ve bu hakkın kişiye ‘genel nitelikte bir eylem özgürlüğü’

tanıyan sübjektif bir kamu hakkı niteliğinde olduğunu ifade etmiştir. Yazar

ayrıca bütün temel hakların bu hakkın sonuçları olduğunu belirtmektedir (Prof.

Dr. Zafer Gören, Anayasa Hukuku, Ankara 2006, s. 412, 413). Diğer bazı

yazarlarca da benimsenen bu nitelemenin Anayasa'nın sistemi açısından oldukça

yerinde olduğu düşünülmelidir. Sağlam ise, Federal Alman Anayasasının 2/1.

maddesinde de düzenlenen kişiliğini geliştirme hakkının düzenlenmesinin

amacının, insan yaşamının Anayasa'da öngörülen diğer temel haklar dışında kalan

bölümünü de kapsayarak, eksiksiz bir temel hak güvencesini temin etmek olduğuna

dikkat çekmektedir. Sağlam’ın işaret ettiği üzere kişiliği geliştirme hakkı ile

diğer temel haklar arasında özel-genel hüküm ilişkisi bulunduğundan, bir insan

eylemi Anayasa'daki temel haklardan birinin geçerlik alanına girmekteyse

yalnızca özel nitelikli olan temel hak uygulanır. Dolayısıyla kişiliği

geliştirme hakkı, diğer temel haklarla düzenlenmemiş olan tüm hakları kapsayan

‘genel bir fiil özgürlüğü’ niteliğindedir (Doç. Dr. Fazıl Sağlam, Temel

Hakların Sınırlanması ve Özü, AÜSBFY Ankara 1982, s. 42).

9. Doktrinde diğer bazı yazarlar da Anayasa'daki maddi ve manevi

varlığını koruma ve geliştirme hakkının genel fiil özgürlüğü niteliğinde olduğu

ve Anayasa'da sayılan temel haklar ile arasında özel-genel hüküm ilişkisi

bulunduğu görüşünü paylaşmaktadırlar (bkz. Doç. Dr. Ali Tarık Gümüş, “Türk

Anayasasında Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkı”,

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 13, Sayı 2, Yıl 2005, s. 149;

Dr. Oğuz Şimşek, Anayasa Hukukunda İnsan Onuru Kavramı ve Korunması, Basılmamış

Doktora Tezi, İzmir 1999, s. 55) Bu yazarlardan Gümüş, madde gerekçesinde 17.

maddeden itibaren hak ve hürriyetlerin önem derecesine göre sıralandığına

ilişkin açıklama ile kastedilen hususun, varlığını koruma ve geliştirme

hakkının temel haklardan biri ve en önemlisi olduğu değil, bu hakkın diğer

haklara kaynaklık ettiğini izah anlamına geldiğini ifade etmektedir (agm. s.

153).

10. Daha önce belirtildiği gibi kişinin maddi ve manevi kişilik

değerleri içerisinde olan şeref, itibar, isim, resim, vücudu, vb. hakları

Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı ve gizliliğinin korunması

hakkı kapsamındadır. Belirtilen kişilik değerlerine yönelik bir saldırıya karşı

korunma hakkı ile bu değerlerini geliştirmeye yönelik hakları da anılan hakkın

içerisindedir. Başka bir ifadeyle, bireyin kişiliğini (maddi-manevi varlığını)

koruma ve geliştirme hakkı özel hayattan ayrılamaz niteliktedir.

11. Diğer taraftan, konut dokunulmazlığına, haberleşmeye,

yerleşme ve seyahat özgürlüğüne, düşünce açıklama veya bilim sanat yapma ve

yayma özgürlüğüne karşı yapılacak müdahaleler de özünde kişiliğini koruma ve

geliştirme hakkının ihlali mahiyetinde olmakla birlikte, Anayasa’da özel olarak

düzenlenmesi dolayısıyla 21. ila 27. maddeler kapsamında incelenmesi

gerekmektedir. Bölüm çoğunluğunun dayandığı görüşün bu konulara yansıtılması

durumunda, belirtilen hakların da 17/1. madde üzerinden incelenmesi gerekecek,

böylece Anayasada özel olarak düzenlenen ilgili temel hakların alanı

daraltılırken, genel kapsamlı olan kişiliği koruma-geliştirme hakkı, amacı

dışında ve anayasal sistematiğe aykırı biçimde kullanılmış ve genişletilmiş

olacaktır.

12. Sonuç olarak, Anayasa'nın 20. maddesinde özel olarak

düzenlenen özel hayata saygı hakkı, maddi ve manevi varlığa (ve bu arada şeref

ve itibara) yönelik müdahaleleri de kapsamaktadır. Anayasa'nın 17/1.

maddesindeki “maddi ve manevi varlığı koruma ve geliştirme hakkı” özel hayat

hakkını değil, tüm temel hakların özünü ve ideal formunu düzenlemektedir.

Anayasa'nın, kişinin maddi-manevi varlığına farklı bağlamlarda yer veren 5, 12,

15/2 ve 17/1,2. maddeleri, ilgili özel/temel hak bağlamında yalnızca destek

norm olarak değerlendirilmelidir. Ne var ki başvuru konusu olay ölçü norm olan

20. madde üzerinden incelenmesi gerekirken, Anayasa'nın genel nitelikli 17/1.

maddesi çerçevesinde değerlendirilmiştir.

Belirtilen nedenlerle “başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğu” şeklindeki karar sonucuna, konunun Anayasa'nın

20/1. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği yolundaki farklı gerekçeyle katılmış bulunmaktayım.

Üye Hicabi DURSUN Üye Muammer TOPAL Üye Hasan Tahsin GÖKCAN

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, E. 2014/19685, 15 Mart 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  13. B. Başvurunun başvuru
  14. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Karşıoy Gerekçesi
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Necipoğlu
  20. Akıncı
  21. Topal
  22. M. Emin KUZ
  23. Gökcan
  24. Hakyemez
  25. Seko
  26. Özel Hayat Hakkı Ve Kapsamı Konusunda Farklı
  27. Gerekçe
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Genel Kurul
Başvuru No
2014/19685
Tarih
15 Mart 2018

İlgili Kararlar

  • Sertaç Demir Başvurusu (B. No: 2014/12533)
  • Ali Diren Başvurusu (B. No: 2015/13108)
  • Erdal Tercan Başvurusu (B. No: 2016/15637)
  • Cembeli Erdem Başvurusu (B. No: 2014/19077)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2017/17837
  • Ali Abbas Yalman Başvurusu (B. No: 2015/11456)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.