İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tekno Gayrımenkul Yatırım San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2013/62)

1. Başvuru, mahallî düzeyde

Başvuru No2013/62Tarih16 Eylül 2015Okuma15 dk · 3.099 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Tekno Gayrımenkul Yatırım San. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
16 Eylül 2015
Başvuru Numarası
2013/62
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.099 kelime·15 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, mahallî düzeyde

yayın yapan Yeni Zonguldak gazetesinde (Gazete) çıkan köşe yazısına (basın

açıklamalarına) karşı cevap ve düzeltme (tekzip) talebinin reddedilmesi

nedeniyle itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 26/12/2012

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

belirtilen olaylar özetle şöyledir:

5. Yeni Zonguldak gazetesinin

29/8/2012 tarihli nüshasında “Siyaset

Günlüğü” isimli köşede “eski

terminal arsası 5,5 milyona satılıyor. TEB, Murat Yüksel'in Lebiderya Loft konutlarını yapmak için Kozlu Belediyesinden satın

aldığı terminal arsasını kredi alacağından dolayı 5,5 milyona satmaya hazırlanıyor”

başlıklı yazı yayımlanmıştır.

6. Başvurucunun cevap ve

düzeltme yazısının yayımlanması için yaptığı başvuru, Zonguldak 3. Sulh Ceza

Mahkemesinin 23/10/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin

ilgili bölümü şöyledir:

“Taleple ilgili

değerlendirmede, 5187 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca cevap ve düzeltme

üzerinde haberin gerçekliğine yönelik incelemesini objektif ölçülere dayanması,

ilgilisince gerçeğe aykırı sayılmasını değil basının haber vermek hakkının

sınırlanmasına yol açmayacak biçimde görünürdeki gerçeğe uygun olup olmadığını

asıl alması maddi gerçeğini araştırmak durumunda olmadığı için ortada görünen

durumu ve tarafların iddialarını kanıtlamak için sundukları belgeleri

değerlendirmek suretiyle sonuca ulaşması cevap ve düzeltme sistemimizin

benimsediği yöntem olmasına göre gazete sorumlu yazı işleri müdürü Ö. Ç.'nin 29/8/2012 günlü üçüncü sayfadaki köşesinde 'eski

terminal arsası 5,5 milyona satılıyor. TEB, Murat Yüksel'in Lebiderya Loft konutlarını yapmak için Kozlu Belediyesinden satın

aldığı terminal arsasını kredi alacağından dolayı 5,5 milyona satmaya

hazırlanıyor' başlıklı yazının toplumu bilgilendirme amacı taşıdığı kişilerin

şeref ve haysiyetini ihlal edici özellikte olmadığı sonucuna varılmakla talebin

reddine karar verilip...”

7. Zonguldak 2. Asliye Ceza

Mahkemesi 26/11/2012 tarihli kararıyla söz konusu yazıda kişilerin şeref ve

haysiyetini ihlal edici söz ve ifadelerin bulunmadığı, yazının tamamen haber

yapma ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, kararın usul ve kanuna uygun

olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını reddetmiştir. Bu karar, başvurucu

vekiline 2/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

8. Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru 26/12/2012 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

9. 9/6/2004 tarihli ve 5187

sayılı Basın Kanunu’nun “Düzeltme ve cevap”

kenar başlıklı 14. maddesinin birinci, dördüncü ve beşinci fıkraları ile “Düzeltme ve cevabın yayımlanmaması” kenar

başlıklı 18. maddesi

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

10. Mahkemenin 16/9/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/12/2014 tarihli ve 2013/62

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiası

11. Başvurucu, iftira ve hakaret

içeren, gerçek dışı ifadelerden oluşan köşe yazısına ilişkin tekzip yayımlatma

talebinin reddedildiğini, ticari itibarının sarsıldığını belirterek Anayasa’nın

32., 36. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

12. Başvurucunun ihlal

iddialarının özü, söz konusu gazete haberinin, itibarına müdahale

oluşturduğudur. Bu sebeple şikâyetlerin bir bütün olarak Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

13. Başvuru konusu olaya benzer

olaylarda uygulanacak ilkeler Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından Ahmet Çinko ve Erkan Çelik kararında (B.

No: 2013/6237, 2/7/2015, §§ 35-57) ortaya konulmuştur.

14. Cevap ve düzeltme hakkı, bir

kişinin saygınlığına, onuruna, şeref ve itibarına müdahale eden veya gerçeğe

aykırı olan bir yayın yapılması durumunda aleyhine yayın yapılan kimsenin bu

yayına cevap verme ve düzeltmeyi isteme hakkıdır. Bu hak ile kişiler, yayın

organlarının, kendisinin saygınlığına, onuruna, şeref ve itibarına verdiği

zararlara karşı aynı yayın organını kullanarak kendini korumaktadır (Ahmet Çinko ve Erkan Çelik, §§ 43, 44).

15. Hukuk sistemimizde cevap ve

düzeltme hakkının, başvurudaki gibi 5187 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki usule

uyarak sulh ceza hâkimliklerine başvurmak suretiyle veya hukuk mahkemelerinde

açılacak çekişmeli dava yolu ile kullanılabilmesi mümkündür.

16. 5187 sayılı Kanun’un 14.

maddesinde düzenlenen cevap ve düzeltme yolu, ceza hukukuna özgü bir çekişmesiz

yargılama faaliyeti olup sulh ceza hâkimi talep sahibinin sunduğu evrak

üzerinden inceleme yapmakta dolayısıyla ilgili yayın organı ve sorumlular

yapılan başvurudan haberdar olmamaktadırlar. Dahası aleyhlerine cevap ve

düzeltme talep edilen ilgililer, duruşma açılmayacağı için çekişmeli davalar

gibi duruşmada hazır bulunamamakta, kendilerini savunamamakta, hâkimin kararını

etkilemek amacıyla sunulan delil, mütalaa ve görüşler hakkında bilgi sahibi

olamamakta ve bunlar hakkında yorum yapamamaktadırlar (Ahmet Çinko ve Erkan Çelik, § 50).

17. Cevap ve düzeltme yolu

çekişmesiz bir yargı yolu olduğu, başka bir deyişle yargılamada karşı taraf

bulunmadığı için karardan etkilenecek basın organının temsilcileri ile sorumlu

kişiler silahların eşitliği ilkesinden faydalanamamakta, davacının iddiaları

karşısında deliller de dâhil olmak üzere savunmalarını ortaya koymak için makul

ve kabul edilebilir olanaklara sahip olamamaktadırlar. Cevap ve düzeltme yolu

çekişmesiz bir yargı yolu olduğu için bu konuda verilen kararlar, basın yolu

ile kişilik hakkının ihlali nedeniyle açılan diğer ceza veya hukuk davalarında

da bir kesin hüküm teşkil etmemektedir (Ahmet

Çinko ve Erkan Çelik, §§ 50, 51).

18. Cevap ve düzeltme hakkının

kullanılmasının yollarından biri olan ve somut başvuruda kullanılmış bulunan

5187 sayılı Kanun’un 14. maddesinde düzenlenen sulh ceza hâkimliklerindeki

çekişmesiz yargı yolu, karardan etkilenecek olanlara yargılanma hukukunun usule

ilişkin güvencelerinin kullandırılamadığı dolayısıyla çatışan haklar arasında

dengelemenin yapılmasının zorlaştığı bir yoldur.

19. Tekzip kararı, bir haberin

gerçek dışı olduğunu açıklama ve maddi gerçeği kamuya bildirme işlevine

sahiptir. Çekişmesiz bir dava sonucunda bu kararı verebilmek ancak hukuka

aykırılığın ve gerçek dışılığın çok belirgin olduğu ve zararın süratle

giderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkündür. Bu sebeple bireyin şeref ve

itibarının korunması için hukuk düzenindeki diğer yollara göre (Örnek olarak

sayılan bazı hukuki yollar için bkz. Ahmet

Çinko ve Erkan Çelik, § 42) oldukça dar bir alanda etkili bir yol

olduğu kabul edilmelidir (Ahmet Çinko ve

Erkan Çelik, § 61).

20. Başvurucu, gerçek dışı haber

ile hukuka aykırı olarak itibarına yapılan müdahalenin 5187 sayılı Kanun’un 14.

maddesi uyarınca çekişmeli bir yargılama yapılmadan, gecikmeksizin ve süratle

bertaraf edilmesi gerekliliğini ortaya koyabilmiş değildir. Somut başvuruya

konu ihlal iddiasında, diğer ceza veya hukuk yollarının daha yüksek başarı

şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olduğu

anlaşılmaktadır.

21. Somut başvuruda, Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için tüm başvuru yollarının

tüketilmesi koşulunun yerine getirildiği söylenemez.

22. Açıklanan nedenlerle

başvurunun “başvuru yollarının tüketilmemesi”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

23. Alparslan ALTAN ve Celal

Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun, “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Alparslan ALTAN ile Celal Mümtaz AKINCI’nın karşıoyları ve

OYÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin

başvurucu üzerinde bırakılmasına

16/9/2015 tarihinde karar

verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvurucu, iftira ve hakaret

içeren, gerçek dışı ifadelerden oluşan köşe yazısına ilişkin tekzip yayımlatma

talebinin reddedildiğini, ticari itibarının sarsıldığını belirterek Anayasa’nın

32., 36. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Mahkememiz çoğunluğu

tarafından, basın ve yayın organlarınca yapılan bir yayın nedeniyle şeref ve

itibar hakkına hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen müdahalelerde mağdurun

asıl gayesinin zararının telafi edilmesi olduğu kabul edilerek benzer

uyuşmazlıklar açısından, koşullara göre diğer ceza veya hukuk yollarının daha

yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları

olduğunun anlaşıldığı, başvurucuların ortaya çıktığını iddia ettikleri zararın

giderimi için uyuşmazlığın esasına dair ve somut başvuru açısından koşullara

göre sulh ceza hâkimliklerinin görevinde bulunan cevap ve düzeltme yolu

dışındaki daha etkili diğer koruma yollarına başvurmadıkları, bu durumda

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için tüm başvuru yollarının

tüketilmesi koşulunun yerine getirildiğinin söylenemeyeceği gerekçesiyle

başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.

3. Yeni Zonguldak gazetesinin

29/8/2012 tarihli nüshasında “Siyaset

Günlüğü” isimli köşede “eski

terminal arsası 5,5 milyona satılıyor. TEB, Murat Yüksel'in Lebiderya Loft konutlarını yapmak için Kozlu Belediyesinden satın

aldığı terminal arsasını kredi alacağından dolayı 5,5 milyona satmaya

hazırlanıyor” başlıklı yazı yayımlanmış, başvurucunun cevap ve

düzeltme yazısının yayımlanması için yaptığı başvuru, Zonguldak 3. Sulh Ceza

Mahkemesinin 23/10/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Zonguldak 2. Asliye

Ceza Mahkemesi 26/11/2012 tarihli kararıyla söz konusu yazıda kişilerin şeref

ve haysiyetini ihlal edici söz ve ifadelerin bulunmadığı, yazının tamamen haber

yapma ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, kararın usul ve kanuna uygun

olduğu gerekçesiyle başvurucunun itirazını reddetmiştir.

4. Başvurucuların iddiaları

çoğunluk tarafından da Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen kişi

dokunulmazlığı ve maddi ve manevi varlığını koruyup geliştirme hakkı kapsamında

incelenmiştir. Yapılan değerlendirmede sulh ceza mahkemelerinin yetkisinde

bulunan cevap ve düzeltme yolunun başvuruya konu basın açıklamaları nedeniyle

şeref ve itibar hakkının korunmadığı yönündeki şikâyetler açısından makul bir

başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir

ve etkili bir başvuru yolu olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilerek

somut olayda kişi dokunulmazlığı ve maddi ve manevi varlığını koruyup

geliştirme hakkını koruyucu diğer ceza ve hukuk yollarının daha etkili olduğu

düşüncesiyle başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır.

5. Anayasa’nın 17. maddesinde

düzenlenen kişi dokunulmazlığı ve maddi ve manevi varlığını koruyup geliştirme

hakkını korumak üzere Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Ceza Kanunu, Ceza

Muhakemesi Kanunu gibi temel kanunlarda kişilerin başvurabileceği genel

nitelikte kanun yolları düzenlenmiştir.

6. Anayasa’nın 32. maddesinde

düzenlenen düzeltme ve cevap hakkı da kişi dokunulmazlığı ve maddi ve manevi

varlığını koruyup geliştirme hakkını güvenceye alma amacıyla Anayasa’da özel

olarak düzenlenen bir hukuki yoldur. Bu anlamda Anayasa’nın 32. ve Basın

Kanunu’nun 14. maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiş bulunan bu hak kişi

dokunulmazlığı ve maddi ve manevi varlığını koruyup geliştirme hakkını hızlı

bir şekilde ve farklı bir yolla koruyan istisnai nitelikte bir başvuru yolu

olarak ortaya çıkmaktadır.

7. Yayın yoluyla kamuoyunda

oluşan olumsuz kanaati giderebilecek veya etkisini azaltabilecek en hızlı ve

etkili yöntem cevap ve düzeltme hakkının kullanımıdır. Zira, diğer dava

yollarına başvurulması halinde yayın tarihi ile verilecek mahkeme kararı

arasında uzun zaman geçmesi nedeniyle bu yollar kişi aleyhine kamuoyunda oluşan

olumsuz kanaati gidermekte veya etkisini azaltmakta yetersiz kalmaktadır. Bu

yönüyle cevap ve düzeltme hakkının korunması açısından öngörülen cevap ve düzeltme

talebinde bulunma yolu düzenlendiği alan bakımından etkili bir başvuru yolu ve

kamuoyunda oluşan izlenimin etkisini azaltmanın en etkili ve hızlı yöntemidir.

Düzeltme ve cevap hakkının temelinde de bireylere diğer başvuru yollarına

nazaran daha hızlı ve etkin bir koruma sağlama düşüncesi bulunmaktadır.

8. İfade özgürlüğünün belirli

sınırlamalara tabi tutulabileceği, bu sınırlama şartlarından birinin de “başkalarının şöhret veya haklarını”

korumak olduğu dikkate alındığında, cevap ve düzeltme hakkının bu sınırlama

kapsamında olduğu kabul edilmelidir. (benzer

değerlendirmeler için bkz. Melnychuk/Ukrayna, B. No. 28743/03, 05/07/2005,

§ 2). Haber ve bilgilerin farklı kaynaklardan alınması ile haber ve bilgi

çoğulculuğunu ve dolayısıyla toplumun doğru bilgilendirilmesini sağlama

fonksiyonu da bulunmaktadır (bkz. Ediciones Tiempo S.A./İspanya, B. No. 13010/87, 12/7/1989;

Melnychuk/ Ukrayna, B. No. 28743/03, 05/07/2005, § 2). O

halde cevap ve düzeltme hakkı, aynı zamanda, bireyin ifade özgürlüğünün bir

parçasıdır ve bu hakkın kullanılmasını sağlamanın, devletin ifade özgürlüğü

kapsamında pozitif edim yükümlülüğü olduğu kabul edilmektedir.

9. Devletin ifade hürriyeti

alanındaki pozitif yükümlülüğü elbette kişilere veya kurumlara fikirlerini

duyurmak için medyaya erişimde sınırsız bir hak tanınmasını gerektirmez. AİHM’e göre kural olarak gazeteler ve diğer medya

kuruluşları, özel kişilerden gelen mektup, makale ve yorumları yayınlayıp

yayınlamama konusunda editoryal özerklikten

faydalanmalıdır. Bununla beraber çok istisnai koşullarda meşru olarak bir

gazeteden, hakaret davası neticesinde verilmiş bir yargı kararının

yayınlanması, bir özür yazısı ya da tekzip metninin yayınlanması istenebilir.

İşte devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında kişilerin medyada kendilerini

ifade etme hakkını garanti altına alması gerekebilir. Devlet, kitle iletişim

araçlarına erişim talebinin reddedilmesi ile ilgili şartları bireyin ifade

özgürlüğüne orantısız müdahale oluşturacak ölçüde bir keyfiliğe bırakmamalı ve

söz konusu reddedilmeye karşı yerel makamlar önünde itirazı olanaklı kılacak

düzenlemeleri yapmalıdır (Melnychuk/ Ukrayna, B. No. 28743/03, 05/07/2005, § 2).

10. Nitekim anılan kararda atıf

yapılan Avrupa Konseyi kararları da bu hususu belirtmektedir. AK Bakanlar

Komitesinin cevap hakkına ilişkin (74) 26 sayılı Kararında kişilere haklarında

yayınlar konusunda kısa bir sürede düzeltme imkanının aynı değerdeki bir

yazıyla sağlanması gerektiğini, kişinin ayrıca yayınlara karşı etkili bir

başvuru yoluna sahip olması gerektiğini ifade etmektedir. AK Parlamenter

Meclisi 1215 (1993) sayılı Tavsiye Kararına göre, medya konusundaki yasal

düzenlemelerin, bilgilerin tarafsız bir şekilde aktarılması, çoğulcu fikir yapısını,

cinsiyet eşitliğini ve iddialara maruz kalan her vatandaşa cevap hakkını

içerecek şekilde kaleme alınması gerekir. AK Bakanlar Komitesinin cevap hakkına

ilişkin (2004) 16 sayılı Tavsiye Kararında kişisel hakları etkileyen ve kişiler

hakkında gerçeğe aykırı beyanlar içeren yayınlar hakkında ilgililere cevap

hakkı ya da ona eşdeğerde bir başvuru yolunun tanınması gerekir. Eğer düzeltme

metni hiç ya da gerektiği şekilde yayınlanmaz ise buna karşı yazının yayınlanıp

yayınlanmamasına karar verecek bir mahkeme ya da bağımsız ve tarafsızlık

güvencelerine sahip bir makama itiraz yolunun öngörülmesi gerekir.

11. AİHM, benzer nitelikte bazı

başvurularda Türk Hükümetinin ceza davası açmadığından başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez bulunması gerektiği

yönündeki itirazı üzerinde durmamıştır (Ramazan

Yıldırım/Türkiye, B. No: 4300/05, 18/5/2010). Aynı şekilde hükümetin

tazminat davası açılmadığından kabul edilemezlik itirazı da üzerinde durulmaya

değer görülmemiştir (Adnan Oktar/Türkiye,

B. No: 42876/05, 10/5/2011). Bu iki kararda da kabul edilemezlik kararı

verilmiş ise de, başvurucuların cevap ve düzeltme

yolundan sonra tazminat veya ceza davası açma yoluna gitmemiş olmaları

nedeniyle başvuru yollarının tüketilmemiş olduğuna yönelik bir sonuca

varılmamıştır.

12. AİHM, Nazif Yavuz/Türkiye

(B. No: 34687/07, 18/11/2014) kararında başvurucunun kendisi hakkında basında

çıkan haberlerle alakalı olarak gazetelere bir tekzip metni yayınlamak üzere

gönderme dahil hiçbir girişimde bulunmadığını belirterek başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. Gerekçede

ilgilinin yazının sorumlularına karşı tazminat davası açabileceğini veya cevap

ve düzeltme hakkının kullanılması yani tekzip metninin yayınlanması için

mahkemelere başvurabileceğini, ancak başvurucunun bu başvuru yollarını

tüketmemiş olduğu ifade edilmiştir (§ 37). Buna göre başvurucu kendisi

açısından hangi yolu daha tatmin edici olarak değerlendirir ise o yolu

kullandıktan sonra başvuru yapabilecektir. Bu yaklaşım AİHM’in

başvuru yollarının tüketilmesi açısından benimsediği etkili başvuru yollarından

birinin tüketilmesinin yeterli olduğunu kabul eden genel yaklaşımına da

uygundur.

13. AİHM’e göre ihlalin giderimi

bakımından potansiyel olarak etkili iç hukuk yolu birden fazla ise başvurucunun

bu yollardan sadece birisine başvurması yeterli olup, bu yollardan hangisine

başvuracağı konusundaki tercih de başvurucuya kalmıştır (Karakó/Macaristan, B. No: 39311/05, 28/4/2009) Mahkeme bir hukuk

yolu tüketilmiş ise, aynı amaca matuf diğer hukuk yolunu tüketmenin gerekli

olmadığı düşüncesindedir. Öte yandan dikkat çekilmesi gereken bir husus, kendi

amaç ve talebi açısından en uygun hukuk yolunu seçmek konusunda başvurucunun

tercih hakkına sahip olduğudur (Ruža Jelıčıć/Bosna Hersek (k.k.), B. No: 41183/02, 15/11/2005). Eğer ulusal hukuk,

hukukun farklı alanlarında yani ceza ve medeni hukuk alanında birden fazla

hukuk yolu düzenlemişse, Sözleşme’yi ihlal iddiası

açısından bu hukuk yollarından sadece biri aracılığıyla sonuç almak isteyen bir

başvurucunun, esas olarak aynı amaca sahip diğer başvuru yollarını tüketmesi

gerekli değildir (Jasıńskı/Polonya, B. No: 72976/01, 6/12/2007, §

27).

14. Cevap ve düzeltme ile elde

edilmek istenen sonuç çoğu zaman kişilik haklarını koruyan diğer hukuk

yollarından farklı olarak değerlendirilebilir. Kural olarak başvurucunun cevap

ve düzeltme hakkını kullanmadaki amacı, doğru olmadığını iddia ettiği haber

veya bilginin kısa sürede düzeltilip doğrusunun yayınlanmasıdır. Diğer hukuk

yollarında ise uğranılan zararın giderilmesi veya sorumluların cezalandırılması

amaçlanır. Düzeltme ve cevap hakkının kullanılması kişiliği koruyan diğer

yollara başvurulmasına engel olmadığı gibi bu yollar birbirinin alternatifi de

değildir. Bu bağlamda cevap ve düzeltme hakkı ile diğer hukuki yollar aynı

hukuki değeri korumadıklarından birbirleri için başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik sebebi olmamalıdırlar.

15. Çoğunluk kararında da

belirtildiği gibi cevap ve düzeltme hakkının, aleyhine yayın yapılan kimseye,

aynı yayın organını kullanarak saygınlığına, onuruna, şeref ve itibarına

müdahale eden veya gerçeğe aykırı olan bir yayının yapılması durumunda

iddialara cevap verme ve düzeltmeyi isteme imkânı veren anayasal bir hak olduğu

göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim Anayasa’nın “Düzeltme ve cevap hakkı” kenar başlıklı 32. maddesinin

birinci fıkrasında “Düzeltme ve cevap hakkı,

ancak kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunulması veya kendileriyle ilgili

gerçeğe aykırı yayınlar yapılması hallerinde tanınır ve kanunla düzenlenir.”

denilmiştir.

16. Cevap ve düzeltme hakkı, bir

kişinin saygınlığına, onuruna, şeref ve itibarına müdahale eden veya gerçeğe

aykırı olan bir yayının yapılması durumunda aleyhine yayın yapılan kimsenin bu

yayına cevap vermek ve düzeltmeyi istemek hakkıdır. Bu hak ile bir kişi,

kendisinin saygınlığına, onuruna, şeref ve itibarına medyanın verdiği zararlara

karşı kendini korumaktadır (bkz. Ediciones Tiempo S.A./İspanya, B. No: 13010/87,

12/7/1989).

17. 5187 sayılı Basın Kanunu’nun

14. maddesine göre cevap ve düzeltme hakkı sadece basılmış eserler için ve

bunlar arasında sadece süreli yayınlar için kabul edilmiş bir haktır. Basın

açısından ise cevap ve düzeltme hakkı, basın özgürlüğünün kötüye kullanılmasına

karşı başvurulan ve klasik yargılama faaliyetlerinden daha kısa sürede netice

alınmasını sağlayan bir tür tedbirdir. Süreli yayındaki bir yazının kötü

tesirleri nasıl geniş bir alana süratle yayılıyorsa, cevap ve düzeltmeyle bunun

giderilmesinin de aynı geniş alanda ve süratle gerçekleşmesi sağlanarak

kişilerin korunması amaçlanmaktadır.

18. Özellikle sosyal ve görsel

medyanın hızının inanılmaz boyutlara ulaştığı günümüzde daha kısa sürede netice

alınmasını gerekli kılan hallerde Anayasa’nın 32. ve Basın Kanunu’nun 14.

maddelerine uygun olarak cevap ve düzeltme haklarını kullanmak amacıyla gerekli

başvuru yollarını tüketmiş olan başvurucuları diğer genel nitelikteki yollara

başvurmaya zorlamak bireysel başvurular açısından cevap ve düzeltme hakkını

anlamsız hale getirecek bir yaklaşımdır. Tazminat ve ceza davalarının

sonuçlanma süreleri gözetildiğinde verilecek kararın başvurucular açısından

etkili olacağını söylemek mümkün görünmemektedir. Cevap ve düzeltme hakkı

kullanılarak daha kısa sürede netice alınmasını gerekli kılan hallerde

başvurucuların yöneltildiği diğer dava yollarında geçecek süreler ihlali daha

da ağırlaştıracaktır.

19. Başvurucunun kendisi

hakkında kamuoyunda oluşan olumsuz imajı kısa sürede cevap ve düzeltme yoluyla

tamir etmeyi amaçladığı, ayrıca ve açıkça tazminat veya sorumluların

cezalandırılmasını hiçbir şekilde istemediği, yalnızca ve derhal cevap ve

düzeltme hakkını kullanmak istediği durumlarda veya düzeltme ve cevap hakkının

kullanılmasına konu yayında tazminatı veya cezalandırmayı gerektirmeyecek

beyanların kullanıldığı hallerde cevap ve düzeltme hakkını öngören başvuru

yolunun en etkili yol olduğu kuşkusuzdur.

20. Bu nedenle başvurucunun

şikayetleri ve talepleri ile somut olayın özellikleri dikkate alınarak

başvurucunun cevap ve düzeltmeden ziyade sorumluların cezalandırılmasını

ve/veya uğradığı zararlar nedeniyle tazminata karar verilmesini istediği

durumlarda cezalandırma ve tazminat bakımından etkili diğer hukuk yollarına

başvurması gerektiği söylenebilir. Ancak, cevap ve düzeltme hakkının

kullanımına ilişkin başvuru yolunu etkisiz bir yol olarak nitelendirmek Anayasa

ve Basın Kanunu’nun açık düzenlemelerine aykırı olacağı gibi bireysel

başvurunun amacıyla da bağdaşmaz.

21. Nitekim eldeki işe konu

olayda da, başvurucunun sıfatı, cevap ve düzeltme

talebini reddeden mahkemenin gerekçesi dikkate alındığında başvurucu Şirketin

düzeltme ve cevap hakkını kullanmaya yönelik başvuru yolu dışında tüketilmesi

öngörülen diğer başvuru yollarından herhangi bir sonuç alması olanağı da çok

fazla görünmemektedir.

22. Eldeki işte başvurucu vekili

açıkça, yerel ölçekte yayın yapan bir gazetede çıkan haberlerde başvurucu

Şirket aleyhine gerçek dışı, yalan, iftira ve hakaret içeren haberler

yayınlanması üzerine bu haberlerle ilgili olarak hazırladıkları tekzip metninin

yayınlanması için Basın Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca gazetenin sorumlu yazı

işleri müdürlüğüne bildirimde bulunmalarına rağmen bu metnin yayınlanmaması

üzerine aynı amaçla yargıya müracaat ettiklerini, ancak derece mahkemelerince

taleplerinin yetersiz gerekçelerle ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini,

anılan karara karşı yaptıkları itirazın da kesin olarak reddedildiğini, böylece

Anayasa’nın 32., 40. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

23. Başvurucunun başvuru

dilekçesinde ileri sürdüğü iddialar ve talepleri dikkate alındığında başvuru

tamamen cevap ve düzeltme hakkının kullanımına ilişkin bulunmaktadır. Başvurucu

bu konuda bizatihi Anayasa’nın 32. maddesiyle de düzenlenmiş bulunan etkili

başvuru yolunu tüketerek bireysel başvuruyu gerçekleştirmiştir. Bu durumda amaç

ve talepleri bakımından etkili bir başvuru yolunu tüketmiş olan başvurucuyu

sonuç alamayacağı başka başvuru yollarına gitmeye zorlamak bireysel başvurunun

amacı ile bağdaşmayacağı gibi başvurucunun hak arama hürriyetine de bir

müdahale oluşturacaktır.

24. Belirtilen gerekçelerle

başvurunun kabul edilerek esasının incelenmesi gerektiği düşüncesinde

olduğumuzdan, çoğunluğun “başvuru yollarının

tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna yönelik görüşüne

katılmadık.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Yunus HEPER

Başvurucu

:

Tekno

Gayrımenkul Yatırım San. Tic. Ltd. Şti

Vekili

:

Av. Hüsnü Nedim YÜKSEL

Başkan

Alparslan

ALTAN

Üye Celal Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/62, 16 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun, “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”
  16. B. Yargılama giderlerinin
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. M. Emin KUZ
  19. Altan
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/62
Tarih
16 Eylül 2015

İlgili Kararlar

  • Celalettin Sadık İzbudak Başvurusu (B. No: 2013/2810)
  • İbrahim Halil Yahli Başvurusu (B. No: 2014/176)
  • Ahmet Doğan Başvurusu (B. No: 2014/11359)
  • Bülent Akgül Başvurusu (B. No: 2013/3391)
  • Yüksel Keskin Başvurusu (B. No: 2013/7025)
  • Zeyneddin Erol Başvurusu (B. No: 2014/9903)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.