İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tuncay Öcalan ve Dilber Yener Başvurusu (B. No: 2016/14273)

1. Başvuru, katıldıkları bir toplantıdaki davranışları

Başvuru No2016/14273Tarih7 Nisan 2021Okuma12 dk · 2.445 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tuncay Öcalan Ve Dilber Yener Başvurusu

Karar tarihi
7 Nisan 2021
Başvuru Numarası
2016/14273
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.445 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, katıldıkları bir toplantıdaki davranışları

nedeniyle haklarında disiplin cezasına hükmedilen başvurucuların toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 8/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu Tuncay Öcalan (birinci başvurucu) İzmir'in

Tire ilçesinde bir ilkokulda, başvurucu Dilber Yener (ikinci başvurucu) ise

aynı ilçede bir lisede öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvurucuların ikisi

de Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Sendika) üyesidir.

7. Başvurucular 23/11/2013 tarihinde, Sendika tarafından

alınan karar uyarınca öğretmenlik mesleğiyle ilgili talep ve şikâyetlerin

duyurulması amacıyla Ankara Tandoğan Meydanı'nda toplanan binlerce Sendika

üyesinin açıklama yapmak üzere Millî Eğitim Bakanlığı binasına doğru yürüyüşe

başladığını fakat Kızılay Meydanı girişinde polis müdahalesiyle

karşılaştıklarını belirtmiştir. Başvurucular Sendika üyelerine gaz bombası ve

tazyikli suyla müdahale edildiğini, gazdan etkilenen ve gaz kapsülü isabet eden

birçok üyenin hastaneye kaldırıldığını, birçok üyenin de gözaltına alındığını

ifade etmiştir.

8. Başvurucular 24/11/2013 tarihinde Tire'ye dönen

Sendika üyelerinin maruz kaldıkları bu muameleyi kendilerinin de aralarında

bulunduğu diğer Sendika üyelerine anlattıklarını belirtmiştir. Bunun üzerine

başvurucuların da aralarında bulunduğu Sendika üyesi bir grup öğretmen

23/11/2013 tarihinde Sendika üyesi öğretmenlerin maruz kaldığı muamele konusunda

Tire kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu doğrultuda

Sendika ilçe temsilcisi, Tire Kaymakamı ve İlçe Millî Eğitim Müdürü'nü arayarak

24/11/2013 tarihinde gerçekleştirilecek Öğretmenler Günü resmî töreninde

konuşma yapmayı talep etmiş fakat talebi reddedilmiştir.

9. Bunun üzerine başvurucuların da aralarında bulunduğu

bir grup öğretmen 24/11/2013 tarihinde Öğretmenler Günü kutlamasının

gerçekleştirildiği Tire Belediyesi Kültür Salonu'na gitmiş ve burada sloganlar

atarak bir protesto eylemi gerçekleştirmiştir. Başvurucuların da dâhil olduğu

protestocu grup daha sonra salon dışına çıkarak bir gösteri yürüyüşü

gerçekleştirmiş, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Tire İlçe Başkanlığı binası

önünde sloganların eşlik ettiği bir basın açıklaması da yapmıştır.

10. Başvurucular, resmî tören sırasında Sendika ilçe

temsilcisinin konuşma talebini yinelediğini fakat salonda bulunan yetkililerin

talebi dikkate almamaları üzerine grup içinden kendiliğinden öne çıkan

kişilerin salonda kısa açıklamalar yaptıklarını ifade etmiştir.

11. Buna göre birinci başvurucu, anılan tören esnasında

salondakilere elindeki gaz bombası kapsülünü göstererek "Öğretmenler

gününüz kutlu olsun, hediyeniz bu işte, biz bunu yedik geldik, verdikleri

hediye bu, faşizm" şeklinde ifadelerde bulunmuştur. Birinci başvurucu

dışarıda devam eden yürüyüş esnasında "Gün Gelecek Devran Dönecek Akp

Halka Hesap Verecek", "AKP'ye Teslim Olmayacağız", Zam, Zulüm,

İşkence, İşte AKP" şeklinde sloganlar atmış, yürüyüş sonunda AKP İlçe

Başkanlığı önünde yapılan basın açıklamasından sonra ise elindeki gaz fişeği

kapsülünü göstererek "Bakın menşei diyorum ABD, emperyalizm nasıl bomba

üretmiş emekçilere atmak için, kimden aldı AKP bunları kendi

emperyalistlerinden, kendi yumuşaklık yaptıklarından, dün öğretmenleri bunlarla

boğdular. Bir arkadaşımın bacağını kırdılar. Bir arkadaşım beyin tramvası

geçirdi. Biz yerlerde sürüklendik, ıslatıldık. Öğretmenler günü hediyemiz, bu

günde canım cicim öğretmenlerimiz, böyle mi diyorsunuz bize" şeklinde

ifadelerde bulunmuştur.

12. İkinci başvurucu ise resmî törenin yapıldığı salonda

gerçekleştirilen protestoya ıslıklamak, alkışlamak ve slogan atmak suretiyle

katılmış; yürüyüş ve basın açıklaması esnasında da "Gün Gelecek Devran

Dönecek Akp Halka Hesap Verecek", AKP'ye Teslim Olmayacağız",

"Zam, Zulüm, İşkence, İşte AKP" şeklinde sloganlar atmıştır.

13. Yapılan idari soruşturmalar sonucu iki başvurucunun

da söz konusu eylemleri nedeniyle hizmet dışında devlet memurunun itibar ve

güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunduklarından bahisle

kınama disiplin cezasıyla tecziyeleri teklif edilmiş fakat geçmiş hizmetlerinin

olumlu olduğu gerekçesiyle başvurucular hakkında, mevzuatta bir alt ceza olarak

öngörülmüş uyarma disiplin cezasına hükmedilmiştir.

14. Başvurucular, haklarındaki disiplin cezalarının

iptali istemiyle dava açmıştır. İdare mahkemeleri başvurucuların davasını

reddetmiştir. İdare mahkemeleri gerekçelerinde öncelikle bir kamu görevlisi ve

özellikle bir öğretmenin herhangi bir siyasi parti, kişi ve zümrenin yarar veya

zararını hedef tutan davranışlarda bulunamayacağının açık olduğunu

belirtmiştir. Daha sonra gerek resmî törenin yapıldığı salonda gerek dışarıda

yapılan yürüyüş ve basın açıklaması esnasında atılan sloganların bir siyasi partiyi

hedef alan siyasi sloganlar olması nedeniyle toplantının amacı dışına çıkarak

siyasi bir eylem niteliği hâlini aldığını belirten idare mahkemeleri, yapılan

eylemin sendikal bir faaliyetle ilgisinin de bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Başvurucuların eylemlerinin sübutu konusunda bir tartışma bulunmadığını

belirten derece mahkemeleri, başvurucular hakkındaki disiplin cezalarının

hukuka uygun olduğuna hükmetmişlerdir.

15. Birinci başvurucunun açtığı dava hakkında karar veren

idare mahkemesi, başvurucunun disiplin cezası verilebilmesi için öngörülen

zamanaşımı süresinin geçtiği iddiasına da itibar edilmediğini ifade etmiştir.

Anılan mahkeme öngörülen bu sürenin idarenin iç işleyişine ilişkin olduğunu ve

başvurucu hakkında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmediğini

belirtmiştir. İkinci başvurucunun açtığı dava hakkında karar veren derece

mahkemeleri ise bu iddianın yerinde görülmediğini, disiplin cezasının usul ve

yasaya uygun olduğunu belirtmiştir.

16. Başvurucular açtıkları davaların reddi kararına karşı

istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge idare mahkemeleri başvurucuların istinaf

taleplerini, idare mahkemesi kararlarının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu

gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucular bu kararlara karşı karar düzeltme

yoluna başvurmuştur. Başvurucuların söz konusu talepleri de karar düzeltme

nedenlerinden birinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Nihai ret kararı

birinci başvurucuya 26/7/2016 tarihinde, ikinci başvurucuya ise 18/7/2016

tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 8/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ

HUKUK

18. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu'nun "Tarafsızlık ve Devlete Bağlılık" başlıklı 7.

maddesi şöyledir:

"Devlet memurları siyasi partiye

üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya

zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine

getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep

gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve

eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.

Devlet memurları her durumda Devletin

menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve

kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye

Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette

bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete,

gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler."

19. 657 sayılı Kanun'un " Disiplin cezalarının

çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Devlet memurlarına verilecek

disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

...

B - Kınama : Memura, görevinde ve

davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

Kınama cezasını gerektiren fiil ve

haller şunlardır:

...

d) Hizmet dışında Devlet memurunun

itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

..."

20. Diğer ilgili hukuk için bkz. Gülistan Atasoy ve

diğerleri, B. No: 2017/15845, 21/1/2021, §§ 26-33; Yasin Agin ve

diğerleri, B. No:2017/32534, 21/1/2021, §§ 20-27.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 7/4/2021 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Toplantı ve

Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

22. Başvurucular barışçıl biçimde gerçekleştirdikleri

toplantı ve gösteri yürüyüşü nedeniyle haklarında disiplin cezasına

hükmedilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarıyla birlikte

ifade özgürlüğü ve sendika haklarını ihlal ettiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucular resmî Öğretmenler Günü kutlamasında gerçekleştirdikleri

protestoyla başlayan, dışarıda gerçekleştirilen yürüyüş ve basın açıklamasıyla

devam eden eylemlerinin, attıkları sloganlar ve yaptıkları açıklamalar dikkate

alındığında siyasi niteliğe bürünmüş olması nedeniyle disiplin yaptırımına

uğramıştır. Derece mahkemeleri de başvurucuların söz konusu eylem sırasında attıkları

sloganlar ve yaptıkları açıklamalara odaklanarak karar vermiştir.

24. Bu bağlamda başvurucuların şiddet kullanmadan

katıldıkları toplantı ve yürüyüş nedeniyle haklarında hukuka aykırı olarak

disiplin cezasına hükmedildiği iddialarının bir bütün olarak ifade özgürlüğü

ışığında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi

gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Genel

İlkeler

25. Demokratik toplumda toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkının önemi, barışçıl toplantı, müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun olması, müdahalenin caydırıcı etkisi, devletin

takdir yetkisi ve müdahalenin gerekçesine ilişkin olarak kabul edilen ilkeler

için Gülistan Atasoy ve diğerleri (aynı kararda bkz. §§ 47-56, 59-66)

kararına bakılabilir.

26. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlisi olmanın sağladığı

birtakım ayrıcalıklar ve avantajların yanında bazı külfet ve sorumluluklara

katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da

gerektirdiğini belirtmiştir. Kişinin kamu görevine kendi isteği ile girmekle bu

statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve külfetlere katlanmayı

kabul etmiş sayıldığını, kamu hizmetinin kendine has özelliklerinin bu avantaj

ve sınırlamaları zorunlu kıldığını ifade etmiştir (İhsan Asutay, B. No:

2012/606, 20/2/2014, § 38).

27. Bu kapsamda kamu görevlileri kendileri hakkında

disiplin cezasına hükmedilmesini gerektirecek davranışlardan kaçınma

yükümlülüğü altındadır. Kamu görevlileri hakkında verilen disiplin cezalarının

hukuka uygunluğunu denetleyen yargı mercilerinin ise öncelikle somut olayda

kamu görevlisine atfedilebilir bir kusur olup olmadığını belirlemeleri gerekir.

Yargı mercileri daha sonra hükmedilen cezayla kamusal önemi bulunan objektif

amaca ulaşılıp ulaşılamayacağını göstermek ve böylece cezanın demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluğunu ortaya koyabilmek için kusurlu davranışın

kamu görevini ne şekilde etkilediğini ve bu etkilenmeyle orantılı bir disiplin

cezasına hükmedilip hükmedilmediğini ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya

koymalıdır (Gülistan Atasoy ve diğerleri, § 68).

28. Kamu görevlilerinin yalnızca çalışma yaşamlarında

değil çalışma düzeninin dışındaki özel yaşam alanlarında da yerine getirdikleri

kamu hizmetinin olumsuz etkilendiği durumlarda bazı sınırlamalara tabi

oldukları kabul edilmelidir. Bu kapsamda kamu görevlilerinin statüleri gereği

katlanmaları gereken külfetlerden biri de çalışma yaşamlarında ve görevleri ile

ilgili işler dışında özel yaşamlarında da memuriyet disiplinini etkileyen davranışlardan

kaçınmadır. Bu bağlamda kamu görevlilerinin özel hayatlarındaki davranışlarının

memuriyetlerini etkilemesi hâlinde fiilleriyle orantı bir disiplin yaptırımına

maruz bırakılabileceklerinin kabulü gerekir. Ancak bunun için de kamu

görevlisinin fiilinin memuriyetini etkilediğinin idari ve yargısal makamlarca

ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulması gerekir (Gülistan Atasoy

ve diğerleri, § 70).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

29. Öğretmen olan başvurucular 23/11/2013 tarihinde

kendileriyle aynı Sendikaya üye olan öğretmenlerin gerçekleştirdikleri gösteri

yürüyüşüne polisin orantısız müdahalesini protesto etmek amacıyla başvuru

konusu eylemleri gerçekleştirdiklerini belirtmiştir. Başvurucular,

meslekleriyle ilgili taleplerini ve sorunlarını iletmek amacıyla yürüyüş yapmak

isteyen öğretmenlere gerçekleştirilen ve birçok öğretmenin hastaneye

kaldırılması, birçoğunun da gözaltına alınmasıyla sonuçlanan polis

müdahalesinin kendileri yönünden kabul edilemez olduğunu, bu konuda öğretmenlik

yaptıkları ilçede, üstelik Öğretmenler Günü gibi sembolik bir günde barışçıl

bir şekilde kamuoyu yaratmayı amaçladıklarını ifade etmiştir.

30. Derece mahkemelerinin başvuru konusu disiplin

cezalarının hukuka uygunluğu konusunda başvurucuların bir siyasi parti aleyhine

attıkları sloganlar ve yaptıkları açıklamalar doğrultusunda başvuru konusu

eylemin siyasi bir faaliyet niteliğine büründüğü hususuna odaklandıkları

anlaşılmaktadır. Derece mahkemeleri açıkça bir siyasi parti aleyhine atılan bu

sloganların (bkz. §§ 10, 11), 657 sayılı Kanun'da devlet memurları yönünden

öngörülen tarafsızlık ve devlete bağlılık yükümlülüğüne aykırı olduğunu

değerlendirmiştir.

31. Öte yandan başvuru konusu eylemin önceden planlanmış

ve ayarlanmış bir organizasyon olmadığı, bir gün önce kendileriyle aynı sendika

üyesi öğretmenlere haksız olarak gerçekleştirildiğini düşündükleri müdahaleye

tepki amacıyla, spontane olarak gelişen bir protesto niteliğinde bulunduğu

anlaşılmaktadır. Başvurucular haksız olduğunu düşündükleri bu muamele nedeniyle

tepkilerini iktidardaki siyasi partiye yöneltmiştir. Yani başvurucular kamu

görevlisi statülerinden kaynaklanan tarafsızlık yükümlülüklerini ihlal edecek

biçimde kendi siyasi ideolojileri doğrultusunda bir siyasi parti yararına ya da

zararına davranışlarda bulunmaktan ziyade bir gün önce kendi meslek gruplarına

gerçekleştirildiğini düşündükleri haksız müdahaleden sorumlu tuttukları

iktidardaki siyasi partiyi protesto etme ihtiyacıyla hareket etmiştir. Bu

bağlamda başvurucuların attıkları sloganlar konusunda anılan hususlar da

dikkate alınarak yetkili otoriteler tarafından daha hoşgörülü yaklaşılması

gerektiği kabul edilebilir.

32. Bununla birlikte başvurucular, açıklama yapma

talepleri daha önce yetkililer tarafından reddedilmiş olmasına rağmen kapalı

bir salonda yapılan resmî bir devlet töreninin program dâhilinde ilerleyişine

attıkları sloganlar, alkışlamalar ve izinsiz açıklamalar ile müdahale etmiştir.

33. Başvurucuların bir gün önce mensubu oldukları

Sendikanın üyelerine Ankara'da yapılan ve haksız olduğunu düşündükleri müdahale

konusunda öğretmenlik yaptıkları ilçede toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

haklarını kullanarak kamuoyunu bilgilendirme konusunda meşru bir hakları

bulunduğu şüphesizdir. Başvurucuların bu haklarını, 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde

kullanmalarının kendileri yönünden özel bir önemi bulunduğu da kabul

edilebilir.

34. Öte yandan somut olayın bahsedilen koşullarına rağmen

söz konusu meşru hakkın kapalı bir salonda gerçekleştirilen resmî bir devlet

törenine müdahale eden ve programın devamını engelleyen başvurucuların -burada

attıkları sloganların ve yaptıkları açıklamaların içeriğinden bağımsız olarak-

disiplin hukuku kapsamında sorumsuzluklarını garantilediğinden de bahsedilemez.

Nitekim fikirlerini sözkonusu eylem dışında da ifade etme imkanı bulunan

başvurucuların -bu konuda hiçbir mecburiyet bulunmadığı da gözönüne

alındığında- anılan durumu protesto için resmî bir devlet törenini işgal

etmelerinin kamu görevlisi statülerinden kaynaklanan sorumluluklarını gündeme

getireceği öngörülebilir bir durumdur. Dolayısıyla başvurucular hakkında

verilen disiplin cezalarının zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşıladığı

değerlendirilmiştir.

35. Son olarak ilgili mevzuatta öngörülen en hafif

disiplin cezası olan uyarma şeklindeki müdahalenin de başvurucuların toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarına adil olmayan bir külfet yüklediği ve

orantısız olduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmıştır.

36. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde başvurucular hakkında

verilen disiplin cezası şeklindeki başvuru konusu müdahalelerin demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu

doğrultuda başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının

ihlal edildiği iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

bulunduğuna karar verilmiştir.

B. Hakkaniyete

Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

37. Başvurucular 657 sayılı Kanun'un 127. maddesi

uyarınca uyarma disiplin cezasına konu fiilin ve işleyenlerin öğrenildiği

tarihten itibaren 1 ay içinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekirken bu

süre geçirildikten sonra başlatılan disiplin soruşturması neticesinde

haklarında uyarma disiplin cezası verilmesinin hukuk güvenliği ilkesini ihlal

ettiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Bu bağlamda

başvurucuların söz konusu iddialarının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

39. Başvurucular 24/11/2013 tarihinde gerçekleştirilen

eyleme katılanların isim listesi ve olaya ilişkin görüntülerin yer aldığı CD

Çözüm Tutanağı'nın 25/11/2013 ve 26/11/2013 tarihlerinde İl Millî Eğitim

Müdürlüğüne bildirildiğini, İl Millî Eğitim Müdürlüğünce ilgili bildirimin

5/12/2013 tarihinde giriş kaydının yapıldığını ve Valilik makamının 22/1/2014

tarihli oluru ile haklarında disiplin soruşturmasına başlandığını belirtmiştir.

Başvurucular eyleme katılanların tespit edilebilir olduğu 25/11/2013 tarihinden

itibaren en geç 1 ay içinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekirken

22/1/2014 tarihli Valilik oluru ile başlandığı görüldüğünden haklarında verilen

disiplin cezalarının zamanaşımı süresi geçtikten sonra başlatılan soruşturmalar

neticesinde verildiğini ifade etmiştir.

40. Anayasa Mahkemesi Pınar Çankaya Ulaş (B. No:

2018/9270, 19/11/2019) kararında, katıldıkları eylem nedeniyle haklarında

disiplin cezasına hükmedilen kamu görevlilerinin zamanaşımı süresi geçtikten

sonra disiplin soruşturmasına başlanmış olması nedeniyle hakkaniyete uygun

yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir. Anayasa Mahkemesi

anılan kararında öncelikle uyuşmazlığa ilişkin maddi vakıaları

değerlendirmenin, yorumlamanın ve nitelemenin derece mahkemelerinin takdirinde

olduğunun altını çizmiştir. Somut olayda derece mahkemelerince, eyleme katılan

kamu görevlilerinin isimlerinin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Valiliklerden

istendiği tarihin disiplin soruşturmasına başlandığı tarih olarak kabul

edildiğini ve bu yorumun bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içerdiğinden bahsedilemeyeceğini ifade eden Anayasa Mahkemesi, bu nedenle

hakkaniyete uygun yargılama hakkı yönünden açık ve görünür bir ihlal

bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır (Pınar Çankaya Ulaş, §§ 37-39; bu

konudaki genel ilkeler için bkz. Pınar Çankaya Ulaş, §§ 33-35).

41. Somut olayda da Pınar Çankaya Ulaş kararında

varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı

değerlendirilmiştir.

42. Açıklanan gerekçelerle hakkaniyete uygun yargılanma

hakkı yönünden bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmı açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 7/4/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Recai AKYEL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Ceren Sedef EREN Başvurucular : Tuncay ÖCALAN : Dilber YENER Başvurucular Vekili : Av. Birgül DEĞİRMENCİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/14273, 7 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Toplantı ve
  14. B. Hakkaniyete
  15. A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal
  16. B. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  17. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/14273
Tarih
7 Nisan 2021

İlgili Kararlar

  • S.a.m.m.h. Başvurusu (B. No: 2017/32619)
  • Hasan Başaran Başvurusu (B. No: 2018/15130)
  • Muzaffer Sari Başvurusu (B. No: 2018/10947)
  • Hamit Şahinal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/1919)
  • M.ş.n. Başvurusu (B. No: 2018/3789)
  • Mustafa Gönülal Başvurusu (B. No: 2018/22450)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.