İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Turan Aksoy Başvurusu (B. No: 2014/8660)

1. Başvuru, elektrik akımına kapılarak ağır yaralanmadan doğan

Başvuru No2014/8660Tarih7 Şubat 2018Okuma13 dk · 2.641 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Turan Aksoy Başvurusu

Karar tarihi
7 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2014/8660
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.641 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, elektrik akımına kapılarak ağır yaralanmadan doğan

zararın tazmini istemiyle açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. 1980 doğumlu başvurucu 7/3/2011 tarihli dilekçe ile 12/2/2007

tarihinde Viranşehir'e bağlı Sağlam köyünde komşusu K.E.nin

evinin damında bulunduğu sırada elektrik akımına kapıldığını ve hayati tehlike

geçirecek şekilde ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldığını, yaralanma sonucu

vücudunun çeşitli yerlerinde yanıklar meydana geldiğini belirterek Dicle

Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (DEDAŞ) aleyhine tazminat davası açmıştır.

9. Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesince yürütülen yargılama

aşamasında Belediye ve İlçe Özel İdare Müdürlüğü ile yapılan yazışmalar

sonucunda yaralanmanın gerçekleşmiş olduğu bina ile ilgili herhangi bir imar

çalışması yapılmamış olduğu tespit edilmiştir.

10. Elektrik ve inşaat bilirkişilerinden alınan raporda, 1-36 kv. arası gerilime sahip iletken

ile K.E.nin iki katlı evi arasında olay tarihinde 4

metre yan açıklık ve 1.5 metre düşey açıklık bulunduğu tespit edilmiştir.

Rapora göre 4 metrelik yatay açıklık ilgili mevzuata göre güvenli mesafeyi

sağlarken düşey açıklığın en az 3.5 metre mesafede

olması gerekmektedir.

11. Anılan bilirkişi raporunda sonuç olarak düşey mesafenin en

az 3.5 metre olması gerekirken 1.5 metre olduğu, dava

dışı K.E.nin güvenli mesafeyi ihlal ederek gerilim

hattının altına binayı inşa ettiği, yapının ruhsatsız olduğu ve gerilim

hattının emniyetli mesafeye taşınması yönünde bir müracaatın da bulunmadığı, bu

nedenle bina sahibinin olayda %100 sorumlu olduğu kanaati bildirilmiştir.

12. Başvurucu bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazda, dava

dışı K.E.nin yaptığı iki katlı evin DEDAŞ'a ait elektrik tellerinin altından geçmesinin

engellenmesine ilişkin denetim yapılmaması, gerektiğinde evin yıkılması ya da

tellerin taşınması şeklinde önlem alınmaması nedenleriyle davalı Kurumun

kusurlu olduğunu ileri sürmüş; tehlikeli faaliyet yürüten bir kurum olarak DEDAŞ'ın gerekli önlemleri almak ve uyarıları yapmakla

yükümlü olduğunun dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Başvurucu;

maluliyet oranının tespiti için rapor, kusur oranının tespiti için kusur

raporu, sorumluluğun tespiti için uzman görüşü alınmasını, kusur tespit

edilmediği koşulda tehlike sorumluluğu çerçevesinde kusursuz sorumluluğun

değerlendirilmesini talep etmiştir.

13. Başvurucunun talepleri dosyanın karar aşamasında olması

nedeniyle Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesince reddedilmiştir. Mahkeme 2/4/2013

tarihinde, davanın dayanağını teşkil eden 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk

Borçlar Kanunu'nun 69. maddesinde öngörülen sorumluluğun söz konusu olması için

yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklanan bir zarar doğması

gerektiği, davalı Kurumun olayın meydana gelmesinde yapım eksikliği veya bakım

bozukluğu şeklinde nitelenebilecek herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve olayın

meydana gelmesindeki kusurun 3. kişi durumundaki bina malikine ait olduğu

gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

tarafından 12/2/2014 tarihinde onanan karar kesinleşmiştir.

14. Anılan kararın 5/5/2014 tarihinde kendisine tebliğ edilmesi

üzerine başvurucu, otuz günlük başvuru süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Yapılan araştırmada, meydana gelen olaya ilişkin yürütülmüş

bir ceza soruşturması tespit edilememiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 6098 sayılı Kanun’un 69. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin

maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden

doğan zararı gidermekle yükümlüdür."

17. 30/11/2000 tarihli ve 24246 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin

(Yönetmelik) 4., 5. ve 44. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:

"Madde 4-...

a) Genel tanımlar:

1) Elektrik kuvvetli akım tesisleri: İnsanlar,

diğer canlılar ve eşyalar için bazı durumlarda (yaklaşma, dokunma vb.)

tehlikeli olabilecek ve elektrik enerjisinin üretilmesini, özelliğinin

değiştirilmesini, biriktirilmesini, iletilmesini, dağıtılmasını ve mekanik

enerjiye, ışığa, kimyasal enerjiye vb. enerjilere dönüştürülerek kullanılmasını

sağlayan tesislerdir.

2) Alçak gerilim: Etkin değeri 1000 volt ya da

1000 voltun altında olan fazlar arası gerilimdir.

3) Yüksek gerilim: Etkin değeri 1000 voltun

üstünde olan fazlar arası gerilimdir.

..."

"Madde 5- Kuvvetli akım tesisleri her

türlü işletme durumunda, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike

oluşturmayacak bir biçimde yapılmalıdır.

Herhangi bir kimsenin dikkatsizlikle de olsa

yaklaşabileceği uzaklıktaki kuvvetli akım tesislerinin gerilim altındaki

bölümlerine (aktif bölümler) dokunulması olanaksız olmalıdır ve ilerideki

bölümlerde belirtilen emniyet mesafeleri ile koruma önlemleri

sağlanmalıdır."

"Madde 44- a) Hava hatlarında iletkenler

arasında alınması gerekli en küçük uzaklıklar aşağıdaki gibi hesaplanacaktır:

...

h) İletkenlerin 46 ncı maddeye göre hesaplanan en büyük salgılı durumda

üzerinden geçtikleri yer ve cisimlere olan en küçük düşey uzaklıkları

Çizelge-8'de verilmiştir.

i) Hava hattı iletkenleri ile yanından geçtikleri

yapıların en çıkıntılı bölümleri arasında, en büyük salınım konumunda en az

Çizelge-5'te verilen yatay uzaklık bulunmalıdır.

Çizelge 5- Hava hattı iletkenlerinin en büyük

salınımlı durumda yapılara olan en küçük yatay uzaklıkları

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Gizem Ceren

DEMİR KOŞAR

Başvurucu

:

Turan AKSOY

Vekili

:

Av. Eyüpsabri TİNAŞ

Çizelge-8 Hava hattı iletkenlerinin en büyük

salgı durumunda üzerinden geçtikleri yerlere olan en küçük düşey uzaklıkları

Hattın izin verilen en yüksek sürekli

işletme gerilimi

kV

Yatay uzaklık

m

0-1 (1 dahil)

1

1-36 (36 dahil)

2

36-72,5 (72,5 dahil)

3

72,5-170 (170 dahil)

4

170-420 (420 dahil)

5

İletkenlerin üzerinden geçtiği yer

Hattın izin verilen en yüksek sürekli

işletme gerilimi (kV)

0-1 (1 dahil) 1-17,5 3672,5 170 420

En küçük düşey uzaklıklar (m)

Üzerine herkes tarafından çıkılabilen düz

damlı yapılar

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 7/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, köylüsü K.E.nin evinin

damında bulunduğu sırada DEDAŞ'a ait elektrik

tellerinin boynuna dolanması sonucu elektrik akımına kapıldığını belirtmiş ve

olayın elektrik tellerinin anılan evin çok yakınından geçmesi sebebiyle meydana

geldiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; DEDAŞ tarafından gerekli önlemlerin

alınmaması nedeniyle yaşamı koruma yükümlülüğünün, açılan tazminat davasının

hukuka aykırı şekilde reddedilmesi nedeniyle ise etkili başvuru hakkı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına sahiptir."

21.Anayasa'nın “Devletin

temel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Uygulanabilirlik Yönünden

22. Somut olayda başvurucu Turan Aksoy hayattadır. Bu nedenle

başvuruda öncelikle yaşama hakkını güvence altına alan Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci fıkrasının uygulanabirliği

hususunda bir değerlendirme yapmak gerekir.

23. Bir olayda yaşama hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesi

için gerekli şartlardan biri doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesi olmakla

birlikte bazı durumlarda ölüm gerçekleşmese dahi olayın yaşama hakkı

çerçevesinde incelenebilmesi mümkündür (Mehmet

Karadağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, § 20).

24. Bu kapsamda, ölümün gerçekleşmediği durumda diğer

faktörlerle birlikte kişinin maruz kaldığı olayın öldürücü bir niteliğe sahip

olup olmadığı ile başvurucunun fiziksel bütünlüğü üzerinde yarattığı etkinin

değerlendirilmesi gerekmektedir.

25. Somut olayda başvurucu Turan Aksoy, yüksek elektrik akımına

kapılarak hayati tehlike geçirecek şekilde ağır yaralandığını ileri

sürmektedir. Gerek bireysel başvuru dosyasında gerek derece mahkemesi önündeki

yargılama dosyasında başvurucuya ait bir sağlık raporu bulunmamakla birlikte

başvurucunun sunduğu sağlık karnesi sayfalarından başvurucunun ikinci ve üçüncü

derece yanık teşhisi ile Şanlıurfa Devlet Hastanesinden Hacettepe Üniversitesi

Tıp Fakültesine sevk edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun gerek derece

mahkemesi önünde görülen yargılama sürecinde gerekse bireysel başvuru sürecinde

aksi ileri sürülmeyen iddiaları kapsamında yaralanmasına sebep olduğunu ileri

sürdüğü elektrik hattının yüksek gerilim hattı olması ve bu akımın öldürücü

niteliği değerlendirildiğinde başvurunun yaşama hakkı çerçevesinde incelenmesi

gerektiği sonucuna varılmıştır (Benzer yöndeki kararlar için bkz. Gürkan Kaçar ve diğerleri, B. No:

2014/11855, 13/9/2017, § 50; Hüseyin Münüklü, B. No: 2014/5973, 13/9/2017, § 47).

26. Anayasa’nın 36. ve 40. maddelerinde güvence altına alınan

adil yargılanma ve etkili başvuru hakları ile bağlantı kurularak başvurucu

tarafından ileri sürülen iddiaların da yaşama hakkı kapsamında olduğu

değerlendirilmiş olup söz konusu iddialara ilişkin inceleme bu çerçevede

yapılmıştır.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Genel İlkeler

27. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

28. Pozitif yükümlülükler kapsamında devletin yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşama hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve

hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi

vardır. Devlet, öncelikle yaşama hakkına yönelen tehdit ve risklere karşı

caydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı; bununla da yetinmeyerek

gerekli idari tedbirleri almalıdır. Bu ödev ayrıca bireyin yaşamını her türlü

tehlike, tehdit ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içerir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 51).

29. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında can

kaybının gerçekleştiği durumlarda kamu makamlarının Anayasa'nın 17. maddesi

gereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşama hakkına

yönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri oluşturmaları

gerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamda anılan yasal ve idari tedbirler,

yaşama hakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerin

cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşama

hakkının tehlikeye girebileceği her durum bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

30. Öte yandan yaşama hakkının gerektirdiği pozitif

yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacak tedbirlerin

belirlenmesi, idari ve yargısal makamların takdirinde olan bir husustur. Hak ve

özgürlüklerin güvence altına alınması adına pek çok yöntem benimsenebilir ve

mevzuatta düzenlenmiş herhangi bir tedbirin yerine getirilmesinde başarısız

olunsa bile pozitif yükümlülükler diğer bir tedbirle yerine getirilebilir (Bilal Turan ve diğerleri,B.

No: 2013/2075, 4/12/2013, § 59).

31.Bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikenin

bulunduğunun kamu makamlarınca bilindiği ya da bilinmesi gerektiği durumlarda

makul ölçüler çerçevesinde kamu makamlarının bu tehlikenin gerçekleşmesini

önleyebilecek şekilde önlem alması gerekir. Ancak özellikle insan

davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler ve

kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihi

dikkate alındığında pozitif yükümlülük kamu makamları üzerinde aşırı yük

oluşturacak şekilde yorumlanamaz (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri,§

53).

32. Öte yandan devletin yaşamı korumaya ilişkin yükümlülüğü,

tehlikeye karşı aşırı tedbirsiz davranan kişiler bakımından da sınırsız bir

şekilde söz konusu olamaz. Ayrıca bu yükümlülük her durumda ve koşulda

tehlikeye karşı mutlak bir güvenlik sağlamayı da garanti etmez. Bununla

birlikte kamusal makamların gerekli güvenlik tedbirlerini almaları gerekirken

almamaları hâlinde özellikle korunmaya özel muhtaç kişilerin bu

tedbirsizliğinin anılan makamların sorumluluklarını tamamen ortadan

kaldırmayacağını da belirtmek gerekir (Hüseyin

Münüklü, § 67).

33. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

usule ilişkin bir yönü bulunmaktadır. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki

pozitif yükümlülüklerinin usule ilişkin yönü, doğal olmayan her ölüm olayının

tüm yönleriyle ortaya konmasını ve sorumlu kişilerin belirlenmesine imkân

tanıyan bağımsız bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, § 94).

34. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma

türünün, yaşama hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip

gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir. Anılan yükümlülük olayın

niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikte soruşturmalarla yerine

getirilebilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

§ 55).

35. Buna göre yaşama hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline

kasten sebebiyet verilmemiş ise "etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük her olayda

mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

36. Yaşama hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma hakkı

kapsamında yürütülecek olan ceza soruşturmalarının yanı sıra hukuki sorumluluğu

ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarının da

makul derecede ivedilik ve özen şartını yerine getirmesi gerekmektedir. Derece

mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri yargılamalarda, Anayasa’nın

17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının

ya da ne ölçüde yaptıklarının da Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi

gerekmektedir. Zira derece mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek

hassasiyet, yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer

yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine

engel olacaktır (Cemil Danışman,

B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 110; Filiz

Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, § 33).

37. Yaşama hakkının ihlal edildiği şikâyetinin bulunduğu

tazminat ve tam yargı davalarında derece mahkemelerinin Anayasa’nın 17.

maddesinin gerektirdiği özende bir inceleme yapma yükümlülüğü bulunmakla

birlikte söz konusu özen yükümlülüğünün yaşama hakkı ile ilgili her davada

mutlaka mağdurlar lehine bir sonuca varılmasını garanti altına aldığı anlamına

gelmediğini ayrıca belirtmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki görevi,

derece mahkemelerinin belirli bir sonuca varırken Anayasa'nın 17. maddesinin

gerektirdiği dikkatli incelemeyi yapıp yapmadığını ya da ne ölçüde yaptığını

yaşama hakkının usul boyutu yönünden incelemektir (Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş, B. No: 2013/4086, 20/4/2016,

§ 73).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

38. Somut olayda başvurucu, DEDAŞ'a

ait yüksek gerilim hattı tellerinin teması sonucu ağır yaralandığını ileri

sürmektedir. Bu noktada öncelikle elektrik dağıtım işinin kamu hizmeti

niteliğinde olduğu ve kişilerin yaşamı ile vücut bütünlüğü bakımından birtakım

riskler içermesi sebebiyle tehlikeli bir faaliyet olduğu belirtilmelidir. Bu

durumda devletin yaşamı koruma yükümlülüğü kapsamında elektrik dağıtım işinin

yerine getirilmesinde gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması, ölüm ve

yaralanma olaylarının önüne geçmek için makul ölçüler çerçevesinde gerekenlerin

yapılması bir zorunluluktur.

39. Devletin yaşamı koruma yükümlülüğünü yerine getirip

getirmediğine ilişkin yapılacak değerlendirmede ilgililer tarafından makul

ölçüler çerçevesinde gereken tedbirlerin alınıp alınmadığının yanı sıra

başvurucunun tehlikeye karşı tedbirli davranma yükümlülüğüne aykırı hareket

edip etmediği de önem kazanmaktadır.

40. Elektrik kuvvetli akım tesislerinin kurulması, işletilmesi

ve bakımı yapılması hususlarında kişilerin yaşamı ve fiziksel bütünlüklerinin

korunması için alınması gereken tedbirler Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Buna

göre yüksek gerilim hatlarının yerleşim yerlerine olması gereken güvenli

minimum mesafeleri belirlenmiş durumdadır.

41. Öncelikle incelemeye konu başvuruda, fiziksel bütünlüğün

ihlaline kasten sebebiyet verildiği iddiası bulunmayıp olayda kamu makamlarının

ihmali bulunduğu ileri sürülmektedir. Bu kapsamda olayın niteliği de dikkate

alındığında somut başvuru açısından mutlaka ceza soruşturması yolunun

tüketilmesi gerekliliği bulunmamaktadır. Başvuru kapsamında da bir ceza

soruşturması yürütüldüğüne ilişkin bilgi ve belgenin bulunmamakta ve

başvurucunun bu yönde bir şikâyetinin de olmadığı anlaşılmaktadır.

42. Başvuru konusunu, yüksek gerilim hattından geçen elektrik

akımı nedeniyle meydana gelen yaralanma olayında ilgili Elektrik Dağıtım

Şirketinin kusuru bulunduğu iddiasıyla hukuk mahkemeleri önünde açılan tazminat

davasının reddedilmesi oluşturmaktadır.

43. Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesince yürütülen yargılamada

Belediye ve İlçe Özel İdare Müdürlüğü ile yapılan yazışmalar sonucunda,

yaralanmanın meydana geldiği bina ile ilgili herhangi bir imar çalışması

yapılmamış olduğu tespit edilmiştir.

44. Elektrik ve inşaat bilirkişilerinden alınan raporda, 1-36 kv. arası gerilime sahip iletken

ile K.E.nin iki katlı evi arasında olay tarihinde 4

metre yan açıklık ve 1.5 metre düşey açıklık bulunduğu tespit edilmiştir.

Rapora göre 4 metrelik yatay açıklık ilgili mevzuata göre güvenli mesafeyi

sağlarken düşey açıklığın en az 3.5 metre mesafede

olması gerekmektedir. Raporda, düşey mesafenin en az 3.5

metre olması gerekirken 1.5 metre olduğu, dava dışı K.E.nin

güvenli mesafeyi ihlal ederek gerilim hattının altına binayı inşa ettiği,

yapının ruhsatsız olduğu ve gerilim hattının emniyetli mesafeye taşınması

yönünde bir müracaatın da bulunmadığı, bu nedenle bina sahibinin olayda %100

sorumlu olduğu kanaati bildirilmiştir.

45. Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesince 2/4/2013 tarihinde,

davanın dayanağını teşkil eden 6098 sayılı Kanun'un 69. maddesinde öngörülen

sorumluluğun söz konusu olması için yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden

kaynaklanan bir zarar doğması gerektiği, davalı Kurumun olayın meydana

gelmesinde yapım eksikliği veya bakım bozukluğu şeklinde nitelenebilecek

herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve olayın meydana gelmesindeki kusurun dava

dışı 3. kişi durumundaki bina malikine ait olduğu gerekçeleriyle davanın

reddine karar vermiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından 12/2/2014

tarihinde onanan karar kesinleşmiştir.

46. Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesince yürütülen yargılamada

alınan bilirkişi raporu ve toplanan deliller doğrultusunda başvuruya konu

olayın meydana geldiği binanın imar planına uygun olmadığı ve ruhsatsız olduğu,

bina sahibi tarafından yüksek gerilim hattının altına güvenli mesafeyi ihlal

edecek şekilde inşa edilmiş olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın incelenmesi

neticesinde kamu makamlarının anılan tehlikenin farkında olmalarına karşın

önlem almadıklarına yönelik bir veri de tespit edilmemiştir.

47. DEDAŞ aleyhine açılmış tazminat davası ile sınırlı olan

yargılama süreci ve bireysel başvuru kapsamında ileri sürülen iddialar

değerlendirildiğinde devletin yaşamı koruma yükümlülüğü kapsamında elektrik

dağıtım işinin yerine getirilmesinde gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması,

ölüm ve yaralanma olaylarının önüne geçmek için makul ölçüler çerçevesinde

gerekenlerin yapılması yükümlülüğünü yerine getirmediğine ilişkin başvurucunun

şikâyetleri yönünden yaşam hakkı kapsamında bir ihlal bulunmadığının açık

olduğu anlaşılmaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiaların diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

7/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

2,5 3,5 3,5 4 5 8,7

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/8660, 7 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. Yıldırım
  8. Kömürcü
  9. Akıncı
  10. Demir Koşar
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 110; Filiz
  15. A. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  16. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/8660
Tarih
7 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • Fatma Nida Olçar Başvurusu (B. No: 2014/5456)
  • Ümit Özbek Başvurusu (B. No: 2014/14211)
  • Orhan Yüksel Başvurusu (B. No: 2015/8123)
  • Sedat Oktar Başvurusu (B. No: 2014/20151)
  • M.c. Başvurusu (B. No: 2014/15910)
  • Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/6728)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.