İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ufuk Çorbacı Başvurusu (B. No: 2016/15118)

1. Başvuru, dava dilekçesinde kullandığı ifadeler

Başvuru No2016/15118Tarih9 Eylül 2020Okuma14 dk · 2.792 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ufuk Çorbacı Başvurusu

Karar tarihi
9 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2016/15118
R.G. Tarih ve Sayı
4/11/2020-31294
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.792 kelime·14 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, dava dilekçesinde kullandığı ifadeler

nedeniyle baronun kınama cezası vermesinin başvurucunun ifade özgürlüğünü ihlal

ettiği iddiasına ilişkindir

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 31/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul Barosuna kayıtlı bir avukattır.

Kadıköy Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan sıra cetveline itiraz

davasında davacı C.Ö.nün vekilliğini üstlenen başvurucu, yargılama sırasında

dinlenen tanık ifadelerine ilişkin bir beyan dilekçesi hazırlayarak dosyaya

sunmuştur. Söz konusu beyan dilekçesinde tanık M.A.T.nin davalının oğlu ile

ilişkisi olduğunu, davalı ile bu sebepten yakınlığı bulunması dolayısıyla

tanıklığına itibar edilmemesi gerektiğini belirten başvurucu, dilekçesine tanık

M.A.T.nin Facebook isimli sosyal medya hesabına ait arkadaş ve durum bilgisini

içeren renkli ekran görüntüsünü de tanık ve taraf ilişkisini ispatlamak amacı

ile eklenmiştir. Dilekçede M.A.T. ile ilgili kısımda yer alan ifadeler şu

şekildedir:

"Diğer tanık [M.A.T]e gelince;

Bu kişinin O.K.'nın (davalının oğlunun)

sevgilisi olduğu duyumlarını alıyoruz. Bu kişinin Facebook sayfasının ekran

görüntüsünü renkli olarak ekte sunuyoruz. (EK 6)

[M.A.T]nin de bu sayfa görüntülerine

dikkat edilecek olursa [O.K] arkadaşları arasındadır ve o da [O.K.]nin

reklamını yapmaktadır. Ancak asıl arkadaşı olduğunu söylediği [S.U.] arkadaş

isimleri arasında yoktur.

Sayın Mahkemeye 25.03.2011 tarihinde

sunduğumuz Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2008/423 Esas nolu dosyanın

kararına dikkat edilecek olursa muvazaalı işleme adı karışan kişilerden biri [Ö.S.] isimli bir bayandır. Aldığımız

duyumlara göre bu kişinin de [O.K.]in, [S.U.]dan önceki

sevgilisidir.

Anlaşılacağı üzere diğer davalı [A.C.K.] muvazaalı işlerde oğlunun

sevgililerini kullanmaktadır.

Önce [Ö.S.], sonra [S.U.] ve şimdi de yönlendirilmiş

tanık [M.A.T.]

Dikkat edilecek olursa tanığın

yönlendirildiği ama kendi yalanını kendisinin ele verdiği görülmektedir.

Her şeyden önce borç verildiği ve

karşılığında senet alındığı söylenen rakam 150.000.-TL dir. Tanığın söylediği

rakam 200.000.-TL'dir.

Tanık evin 2008-2009 yıllarında

satıldığını söyledi. Halbuki satılıp da satım bedeli borç olarak verildiği

iddia edilen evin en geç Ekim 2005 den önce satılması gerekmektedir. Çünkü

04.12.2007 tarihinde icra takibine konan senedin tanzim tarihi 20.10.2005'dir.

Sayın stajyer avukat mesleği öğrenmeden

yanlı tanık olmayı öğrenmiş anlaşılan.

Tanık [M.A.T.], müvekkilim ile [K.] ailesinin borcun

ödenmemesi için işbirliği yaptığını söylüyor yani sözde [K.] ailesi

aleyhine tanıklık yapıyor ama Facebook sayfasında [O.K.]i başköşeye

koyuyor. Takdiri yüce mahkemeye bırakıyoruz.

Ayrıca [M.A.T.] ortaklığın 2008-2009

yıllarında kurulduğu konusunda tahminde bulunmuştur.

Maalesef tanığın bu tahmini de

tutmamıştır. Çünkü ortaklık Ocak 2006 da kurulmuş ve [A.C.K.]in (davalı) ihracat

bedellerini kendi sayfasına aktarması sonucunda 2006 Eylül ayında da sona

ermiştir.

Sayın mahkemedeki dosyada bulunan

2007/187 Esas sayılı icra dosyasındaki mahkeme kararında görüleceği üzere 2006

yılı Eylül ayında ihtilafa düşüldüğü ve fiili ortaklığın son bulduğu

görülmektedir.

Tanık [M.A.T.] bir de kanaat belirtmektedir. Sözde

müvekkilim diğer davalı [A.C.K.] ile işbirliği yaparak borçtan

kurtulmaya çalışıyorlar diye kanaat belirtmektedir.

Her şeyden önce tanık kanaat belirtemez.

Kanaat belirtmesi yanlı olarak tanıklık yaptığının delilidir. Borçtan

kurtulmaya çalışan bir kişi diğer tarafın taşınmazını cebri icra ile satmak

için bu kadar çaba sarf eder mi?"

9. M.A.T. dilekçede kendisi ile ilgili olarak kullanılan

ifadeler sebebi ile başvurucudan İstanbul Barosu Başkanlığı ve Üsküdar

Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikâyetçi olmuştur. Şikâyet sonucunda

başvurucu hakkında hem ceza hem de disiplin soruşturması başlatılmıştır.

10. Başvurucu hakkında hakaret suçundan Kadıköy 2. Ağır

Ceza Mahkemesinde ceza davası açılmıştır. Mahkeme başvurucunun beyan

dilekçesinde yer verdiği ifadeleri katılanı aşağılamak veya küçültmek amacı ile

değil, tanık olarak dinlenen katılanın taraflı beyanlarını ortaya koymak amacı

ile kaleme aldığını belirterek başvurucunun beraatine oyçokluğu ile karar

vermiştir.

11. İstanbul Barosunca yapılan disiplin soruşturması

sonucunda ise başvurucunun avukat sıfatı ile yazmış olduğu dilekçede yer

verdiği "Davalı [A.C.K.], oğlunun sevgililerini kullanmaktadır, bunlardan

biri de şimdi yönlendirilmiş tanık [M.A.K.] dir" ve "Sayın

stajyer avukat, mesleği öğrenmeden yanlı tanık olmayı öğrenmiş anlaşılan" şeklindeki

ifadeler savunmayı aşan hakaret cümlesi olarak değerlendirilerek başvurucuya

kınama cezası verilmesine karar verilmiştir. Söz konusu kararın kaldırılması

talebi ile başvurucu tarafından Türkiye Barolar Birliğine (TBB) itirazda

bulunulmuş ise de TBB tarafından başvurucunun itirazının reddine karar

verilmiştir.

12. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının

iptali talebi ile TBB aleyhine Ankara 2. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava

açmıştır. Başvurucunun hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan ve karşı

tarafın özel hayatı ile ilgili, savunma hakkının sınırını aşan ifadelerden bir

avukat olarak kaçınması gerektiğini vurgulayan Mahkeme, başvurucunun disiplin

cezasının konusunu teşkil eden ifadeleri sebebi ile savunma hakkının sınırını

aştığını değerlendirerek davanın reddine karar vermiştir.

13. Başvurucu tarafından Mahkeme kararına itiraz edilmesi

üzerine karar itiraz mercii olan Ankara Bölge İdare Mahkemesince (4. Kurul)

incelenmiştir. 4. Kurul 24/12/2015 tarihli kararı ile başvurucu tarafından

yapılan itirazı kabul ederek ilk derece mahkemesinin kararını bozmuş ise de

karar düzeltme incelemesi sonucunda 1/6/2016 tarihli karar ile ilk derece

mahkemesinin kararının onanmasına kesin olarak karar vermiştir.

14. Bu karar başvurucuya 2/8/2016 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 31/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

16. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun

ilgili kısımları şöyledir:

"Madde 34 – (Değişik : 2/5/2001 -

4667/21 md.)

Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu

görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine

getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde

davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla

yükümlüdürler.

...

Madde 134 – (Değişik : 2/5/2001 -

4667/65 md.)

Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri

ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî

çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun

şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.

...

Madde 135 – Disiplin cezaları şunlardır:

1.

(Değişik: 22/1/1986 -

3256/23 md.) Uyarma; avukatın mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması

gerektiğinin kendisine bildirilmesidir.

2.

Kınama; meslekinde ve

davranışında kusurlu sayıldığının avukata bildirilmesidir.

..."

17. TBB’nin 8-9 Ocak 1971 tarihli IV. Genel Kurulunda

kabul edilen ve 26 Ocak 1971 tarihli TBB Bülteni’nde yayımlanarak yürürlüğe

giren TBB Meslek Kuralları'nın ilgili kısmı şöyledir:

"5. Avukat, yazarken de,

konuşurken de düşüncelerini olgun ve objektif bir biçimde açıklamalıdır.

Mesleki çalışmasında avukat, hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan

kaçınmalıdır."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 9/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu, İstanbul Barosuna bağlı avukat olarak

görev yaptığını belirtmektedir. Başvuru konusu dilekçenin sunulduğu davada

tanık M.A.T.nin davalının sevgilisi olduğunu müvekkili olan davacıdan

öğrendiğini, M.A.T. ile davalı arasındaki yakınlığı ortaya koyarak M.A.T.nin

tanıklığına itibar edilmemesi amacı ile bu bilgiye dilekçesinde yer verdiğini

belirten başvurucu, dilekçede kullandığı ifadeler nedeniyle hakkında adli ve

idari soruşturma başlatıldığını ifade etmiştir.

20. Hakkında yapılan ceza soruşturması sonucunda dava

açıldığını dile getiren başvurucu; davanın görüldüğü Kadıköy 2. Ağır Ceza

Mahkemesi tarafından yapılan ceza yargılaması sonucunda beraatine karar

verildiğini, disiplin soruşturmasının ise kınama cezası ile sonuçlandığını

belirterek hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali için açmış olduğu

davanın beraat kararı dikkate alınmaksızın reddedilmesinin ifade özgürlüğünü ve

adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Bu bağlamda başvurucunun diğer tüm iddialarının ifade özgürlüğü kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

23. Başvurucu, davacı vekili sıfatı ile yazmış olduğu bir

dilekçede yargılamada dinlenen bir tanık için kullanmış olduğu ifadeler

dolayısıyla kınama cezası ile cezalandırılmıştır. Bu şekilde başvurucunun ifade

özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel

hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...

demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

25. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi

gerekir.

i. Kanunilik

26. TBB Meslek Kuralları'nın "Genel

Kurallar" kenar başlıklı 3. ve 4. maddesi ile 1136 sayılı Kanun'un

34., 134. ve 135. maddelerinin kanunilik koşulunu karşıladığı sonucuna

varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

27. Başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet kararının

başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin bir

parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

(a)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine

Uygun Olması

28. Anayasa Mahkemesinin daha önce bu konuda detaylı

olarak açıklama yaptığı kararlar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B.

No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 44, 47, 48, 51, 57;Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 68-72; AYM, E.2018/69, K.2018/47,

31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017, § 18;ansel Çölaşan,

B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378,

5/7/2017, §§ 58, 59, 61, 66, 68; Meral Özata Özgürol, B. No: 2015/2326,

26/12/2018, §§ 33-36 .

29. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale,

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.

(b) Bireyin

Şeref ve İtibarının Korunmasında Devletin Pozitif Yükümlülüğü

30. Bireyin şeref ve itibarı, kişisel kimliğinin ve

manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), B. No:

2013/5574, 30/6/2014, § 44) Devlet, bireyin şeref ve itibarına keyfî

olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle yükümlüdür

(Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan

Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder

Balıkçı, B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 44).

31. Devletin bireyin şeref ve itibarının korunmasında

pozitif yükümlülüklerine ilişkin geniş anlatım için bkz. Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 51; Hüdayi Ercoşkun, B. No:

2013/6235, 10/3/2016, § 94.

(c) Hak Arama

Hürriyeti

32. Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36.

maddesinin birinci fıkrasında, kişilerin hak arama özgürlükleri güvence altına

alınmıştır. Hak arama özgürlüğü toplumsal barışı güçlendiren dayanaklardan biri

olmanın yanında bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme ve haksızlığı

giderme yoludur. İnsan varlığını soyut ve somut değerleriyle koruyup

geliştirmek amacıyla hukuksal olanakları kapsamlı biçimde sağlama, bu konuda

tüm yollardan yararlanma hakkını içeren hak arama özgürlüğü hukuk devletinin ve

çağdaş demokrasinin vazgeçilmez koşullarından biridir (AYM, E.2014/86,

K.2015/109, 25/11/2015, § 91; Ali Abbas Yalman, B. No: 2015/11456,

19/4/2018, § 28; S.A., B. No: 2015/19664, 7/2/2019, § 37).

33. Hak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımanın

ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve

bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2015/61,

K.2016/172, 2/11/2016, § 123; Ali Abbas Yalman, § 29; S.A., §

38).

(2) İlkelerin Olaya Uygulanması

34. Somut olayda başvurucu; davacı vekili sıfatı ile yer

aldığı bir yargılamada, tanık olarak dinlenen M.A.T.nin davalının oğlu ile olan

yakınlığına ilişkin bir iddiayı ve bu durumun M.A.T.nin tanık olarak

güvenilirliğine tesirine ilişkin değerlendirmelerini içeren bir dilekçe kaleme

almış ve bu dilekçeyi mahkemeye sunmuştur. Dilekçede yer verilen ifadeler

sebebiyle tanık M.A.T., başvurucunun iddia ve savunma sınırlarını aştığını

belirterek başvurucu hakkında İstanbul Barosuna şikâyette bulunmuştur. Yapılan

idari soruşturma sonucunda başvurucunun kınama cezası ile tecziyesine karar

verilmiş, anılan karara karşı başvurucu tarafından açılan iptal davası da

reddedilerek karar kesinleşmiştir. Başvuruya konu dilekçe, yargılama ile ilgili

verilmiş olduğundan başvurunun hak arama hürriyeti ışığında ve ifade özgürlüğü

kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

35. Şüphesiz ki maddi ve manevi varlığı koruma ve

geliştirme hakkı ile hak arama hürriyetiyle bağlantılı olarak ifade

özgürlüğünün karşı karşıya geldiği durumlarda çatışan haklar arasında dengeleme

yapılabilmesi için;

i. Hak arama hürriyetinin kullanılmasını haklı gösterecek

-oldukça zayıf veya dolaylı da olsa- emarelerin varlığı,

ii. Hak arama hürriyetinin sırf üçüncü kişilere zarar

vermek amacıyla kullanılıp kullanılmadığı,

iii. Hak arama hürriyetinin kamu görevlilerine karşı,

görevlerinin yerine getirilmesiyle ilgili konularda kullanılıp kullanılmadığı,

iv. Hak arama hürriyetinin kullanılması esnasında hedef

alınan kişiye yönelik isnatların taraflar arasındaki uyuşmazlık konusuyla

-oldukça zayıf veya dolaylı da olsa- ilgisinin bulunup bulunmadığı ve

uyuşmazlığın çözümüne katkısının olup olmadığı,

v. Hak arama hürriyetinin kullanılması esnasında dile

getirilen ifadeler ve bunların hedef alınan kişinin yaşamına etkileri (Ali

Abbas Yalman, § 33; S.A., § 41) gibi kriterlerin somut olaya

uygulanması gerekmektedir.

36. İlk derece mahkemesinin kararı incelendiğinde

disiplin cezasına konu edilen isnada ilişkin hiçbir hususun kararda

tartışılmadığı görülmektedir. Mahkeme tarafından başvurucunun söz konusu

dilekçede tanık M.A.T. için kullanmış olduğu ifadeleri ona zarar vermek için

değil M.A.T. ile davalı arasındaki yakınlığı ortaya koymak suretiyle M.A.T.nin

tanıklığına itibar edilmemesi amacıyla yer verdiğine ilişkin savunması da

dikkate alınmamıştır. Yine bir tanık olan M.A.T.nin beyanlarının güvenilirliği

açısından taraflarla olan yakınlığının sorgulanmasının yargılamanın sıhhati

üzerindeki tesirine ilişkin olarak da gerekçeli kararda bir değerlendirme

yapılmamıştır.

37. Bu açıklamalar ışığında ilk derece mahkemesinin

başvurucunun disiplin cezası ile tecziyesinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca

karşılık geldiğini ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya

koyduğunun kabul edilmesi mümkün olmamıştır.

38. Başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa'nın 26. maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucu ihlalin tespiti ile birlikte yeniden

yargılama ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir

(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda

Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin

ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal

düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali

ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel

başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa

Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı

verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı

olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda

herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar

kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek

devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine

getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),

§§ 57-59, 66-67).

44. İncelenen başvuruda ifade özgürlüğünün ihlal edildiği

sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmıştır.

45. Bu durumda ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 2. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

46. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harçtan

oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara

2. İdare Mahkemesine (E.2013/1538 K.2014/1161) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun manevi tazminat talebinin REDDİNE,

E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin

başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 9/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Fatma Gülbin ÖZCÜRE Başvurucu : Ufuk ÇORBACI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/15118, 9 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  16. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  17. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalinin
  18. E. 239,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin
  19. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  20. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/15118
Tarih
9 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Onur Tuğlu Başvurusu (B. No: 2018/29719)
  • İbrahim Tolga Bay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/8676)
  • Haitham Salah Abdelkhalek Mahmoud ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/29511)
  • Hasan Fuat Seçkiner Başvurusu (B. No: 2017/14468)
  • Bayram Suver ve Kazım Uymaz Başvurusu (B. No: 2018/34851)
  • Ali Ergin Demirhan Başvurusu (B. No: 2017/35947)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.