İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Uğur Çelik Başvurusu (B. No: 2015/20244)

1. Başvuru 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Başvuru No2015/20244Tarih15 Haziran 2016Okuma28 dk · 5.598 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Uğur Çelik Başvurusu

Karar tarihi
15 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2015/20244
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.598 kelime·28 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu’nun 4. maddesinin (C) fıkrası (4/C) kapsamında çalışan personelin

11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı Kamu Görevlilerinin Mali Haklarının

Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 1. maddesi ile eklenen

27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ek 9.

maddesi uyarınca diğer personele ödenmekte olan ek ödemeden yararlandırılmaması

nedeniyle hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri ile ücrette adaletin sağlanması ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/12/2015 tarihinde Antalya Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 1/4/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvurucu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) Antalya 13.

Bölge Müdürlüğünde (Bölge Müdürlüğü) 4/C kapsamında geçici personel statüsünde

çalışmaktadır.

5. Başvurucu, 2/11/2011 tarihli ve 28103 (mükerrer) sayılı Resmî

Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 666 sayılı

KHK'nın 1. maddesi ile eklenen 375 sayılı KHK'nın ek 9. maddesi uyarınca ek

ödeme yapılması amacıyla 13/5/2014 tarihinde Bölge Müdürlüğünden talepte

bulunmuştur.

6. Başvurucunun talebi üzerine Bölge Müdürlüğünün 23/5/2014

tarihli yazısıyla DSİ Strateji Geliştirme Başkanlığının 15/4/2014 tarihli

"4/C personelinin ücretlerinin, tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre

belirlendiği ve başkaca birek ödeme ise yapılamayacağı"

yönündeki mütalaası başvurucuya gönderilmiştir.

7. Başvurucu; asli ve sürekli bir kamu hizmeti yürüttüğü, 4/C

kapsamındaki birçok personelin gerek idarelerin işlemleri gerekse de Mahkeme

kararları uyarınca ek ödemeden yararlandırıldıkları, aynı kurumdaki diğer

personele ödendiği hâlde kendisine ek ödeme yapılmamasının hukuka aykırı olduğu

gerekçeleriyle talebinin reddine dair idari işlemin iptali ve ek ödemelerinin

tarafına ödenmesi istemiyle 24/6/2014 tarihinde, Antalya 3. İdare Mahkemesinde

dava açmıştır.

8. Mahkeme 16/1/2015 tarihli ve E.2014/883, K.2015/59 sayılı

kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

“Yukarıda yer verilen geçici personelin

çalıştırılmasına esas alınan Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca geçici personele

kararda sayılanlar dışında herhangi bir ad altında başka bir ücret ödenmeyeceği

açık olup, aynı kararda geçici personele yapılacak ödemeler arasında 375 sayılı

KHK uyarınca verilen ek ödemenin sayılmadığı görülmektedir.

Öte yandan 375 sayılı KHK'nın ek ödeme

yapılacakların düzenlendiği Ek 9. maddesinde,aylıklarını

657 sayılı Devlet Memurları Kanununagöre almakta olan

personele ek ödeme yapılacağı kuralının bulunduğu, davacının ise Bakanlar

Kurulu kararı ile belirlenen ücret sınırları dahilinde çalıştırılıp madde

kapsamına girmediği, ek ödeme cetvelinde geçici personelin yer almadığı, bu

nedenle de davacıya ek ödemesi yapılamayacağı açıktır.”

9. Bu karara karşı yapılan itiraz, Antalya Bölge İdare

Mahkemesinin 28/4/2015 tarihli ve E.2015/999, K.2015/1523 sayılı ilamıyla

reddedilerek hüküm onanmıştır.

10. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Mahkemenin

8/9/2015 tarihli ve E.2015/2587, K.2015/2505 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

11. Bu karar, başvurucu vekiline 24/11/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

12. Anayasa Mahkemesine 25/12/2015 tarihinde bireysel başvuru

yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

13. 657 sayılı Kanun’un 4. maddesi şöyledir:

“Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli

personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür.

…

C) Geçici personel:

Bir

yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığı ve

Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen

görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile

çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir.

(Ek paragraf: 10/9/2014-6552/66 md.) Özelleştirme uygulamaları sebebiyle iş akitleri kamu

veya özel sektör işverenince feshedilen ve 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı

Kanun kapsamında diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil hakkı bulunmayan

personel de bu fıkra kapsamında yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak

kazanıncaya kadar istihdam edilebilir. Bu kapsamda istihdam edileceklerin

sayısı, öğrenim durumlarına göre çalışma şartları ve bunlara ödenecek ücretler

ile diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşleri

üzerine Bakanlar Kurulunca belirlenir.”

14. 666 sayılı KHK'nın 1. maddesi ile eklenen 375 sayılı KHK'nın

ek 9. maddesi şöyledir:

“Aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2914 sayılı

Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personele, 399 sayılı Kanun Hükmünde

Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvele dahil pozisyonlarda istihdam edilen

sözleşmeli personele, subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay,

sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile uzman jandarma ve uzman erbaşlara,

mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları

toplam ödeme tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve

görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en

yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil), ekli (I) sayılı Cetvelde yer

alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle

hesaplanan tutarda ek ödeme yapılır.

Ek ödemeye hak kazanılmasında ve bu ödemenin

yapılmasında aylıklara ilişkin hükümler uygulanır. Bu maddeye göre yapılacak ek

ödeme damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz ve ilgili mevzuatı

uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye ödemesi, ikramiye,

ücret ve her ne ad altında olursa olsun yapılan benzeri ödemelerin hesabında

dikkate alınmaz.

Birinci fıkra kapsamına giren personelden;

4/1/1961 tarihli ve 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrası,

4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun 58 inci maddesinin (c) ve (f)

fıkraları ve 14/4/1982 tarihli ve 2659 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi

kapsamında döner sermayeden ek ödeme yapılan personele, 27/7/1967 tarihli ve

926 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin (Ç) fıkrası

uyarınca sağlık hizmetleri tazminatı ödenen personele, 27/10/1999 tarihli ve

4458 sayılı Kanunun 221 inci maddesi, 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Kanunun

28 inci maddesinin sekizinci fıkrası ve 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin

28 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ödeme yapılan personele, sözkonusu mevzuat hükümlerine göre ödeme yapılmaya devam

olunur ve bunlara bu maddeye göre ayrıca ek ödeme yapılmaz. Bu fıkra kapsamında

yer alan idarelerin döner sermaye saymanlık hizmetlerini yürüten personele sözkonusu mevzuat uyarınca döner sermaye gelirlerinden

herhangi bir ödeme yapılmaz.

Birinci fıkra kapsamına giren personelden;

21/12/1967 tarihli ve 969 sayılı Kanunun 3 üncü

maddesinin son fıkrasında öngörülen ödemelerden yararlananlara, birinci fıkraya

göre ödeme yapılmaz. Ancak üretimi teşvik primi ödenen personele, ödemenin

yapıldığı tarih ile bir sonraki yılda yapılacağı tarih arasındaki dönemde

birinci fıkra uyarınca kadro veya pozisyon unvanları için ödenmesi öngörülen ek

ödemenin toplam net tutarı, anılan 3 üncü maddeye göre

ödenen üretimi teşvik priminin net tutarına ulaştığı tarihten itibaren birinci

fıkraya göre ödeme yapılmaya başlanır.

Birinci fıkra kapsamına giren personelden;

kurumlarınca bir kadroya kurum içinden veya kurum dışından vekalet

ettirilenlere, vekaletin 657 sayılı Kanunun 86 ncı

maddesine istinaden yapılmış ve bu hususun onayda belirtilmiş olması, vekalet

görevinin Bakanlar Kurulu kararı veya müşterek karar ile atama yapılması

gereken kadrolar için ilgili bakan, diğer kadrolar için asili atamaya yetkili

amir tarafından verilmesi, vekalet eden personelin asaleten atanmada aranan tüm

şartları (asaleten atanmada sınav şartı aranılan kadrolar için bu sınavlara

girebilme hakkının elde edilmiş olması dahil) taşıması kaydıyla vekalet

ettikleri kadro için öngörülen ek ödemenin asli kadroları için öngörülen ek

ödemeden fazla olması halinde, aradaki fark, vekalet görevine başlanıldığı

tarihten itibaren ve bu görev fiilen yapıldığı sürece ödenir. Ancak, mehil

müddeti, yıllık izin, mazeret izni, hastalık ve refakat izni, geçici görev,

vekalet, görevden uzaklaştırma, hizmet içi eğitim, seminer ve kurs nedenleriyle

görevlerinden ayrılanlara vekalet edenlere bu şekilde ödeme yapılmaz.

Ücret ve tazminatları ek 10 uncu maddeye göre

ödenenlere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı Cetvelde

sayılan düzenleyici ve denetleyici kurumlarda görev yapan personele ve bir

kadroya açıktan vekil olarak atananlara bu madde uyarınca ek ödeme yapılmaz.

Bu maddeye göre yapılacak ek ödeme, bu

maddenin yürürlük tarihinden önce hakları şahıslarına bağlı olarak saklı

tutulanlar için şahsa bağlı haklardan sayılmaz ve ilgili mevzuatı uyarınca fark

tazminatı uygulamasından yararlanan personel bakımından önceki kadro veya pozisyonun

ücretinin artırılması sonucunu doğurmaz. Bu ek ödeme, fark tazminatı

uygulamasından yararlanan personel hakkında, yukarıdaki hükümler esas alınarak

ilgililerin yeni kadrolarına ilişkin mali haklarının belirlenmesinde fark

tazminatı hesabında dikkate alınmak suretiyle uygulanır.

Kültür ve Turizm Bakanlığının, Sağlık

Bakanlığının, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun ve Meteoroloji Genel

Müdürlüğünün merkez teşkilatı personeli ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme

Bakanlığı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Karayolları Genel Müdürlüğü, Orman

Genel Müdürlüğü ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü personeline bu madde

uyarınca yapılan ek ödemeler döner sermaye bütçelerinden yapılır. Devletin mali

imkanlarını gözönünde bulundurmak suretiyle merkezi

yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde istihdam edilen personele bu madde

uyarınca yapılan ek ödemenin tamamını veya bir kısmını teşkilat yapısı esas

alınarak merkezi yönetim bütçesinden veya döner sermayesi bulunan kurumlar için

döner sermaye bütçesinden yaptırmaya Maliye Bakanlığının teklifi üzerine

Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Kadro karşılığı sözleşmeli personel ile 399

sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvele dahil pozisyonlarda

istihdam edilen sözleşmeli personel hariç olmak üzere, çeşitli statülerde

istihdam edilen sözleşmeli personele, çalıştıkları birim ve bulundukları

pozisyon unvanı itibarıyla aynı veya benzer unvanlı memur kadrosunda çalışan,

hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personel için belirlenmiş olan

ek ödeme oranını aşmamak üzere, statüleri ile mali haklar kapsamında yapılan

her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme tutarları gibi

kriterler birlikte veya ayrı ayrı dikkate alınarak bu madde hükümleri

çerçevesinde ek ödeme yapılıp yapılmayacağını, yapılacak ek ödeme oranını

sözleşme ücreti ile ilişkilendirilmeksizin belirlemeye, Maliye Bakanlığının

teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu ödeme tutarı damga vergisi hariç

herhangi bir vergi ve sigorta prim kesintisine tabi tutulmaz.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin olarak ortaya

çıkabilecek tereddütleri gidermeye ve uygulamayı yönlendirmeye Maliye Bakanlığı

yetkilidir."

15. 1/1/2014 tarihli ve 28869 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe giren 30/12/2013 tarihli Kamu Kurum ve Kuruluşlarındaki

Geçici Mahiyetteki İşleri Yürütmek Üzere Geçici Personel İstihdamı ve Bu

Personele Ödenecek Ücretler Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Ücretler" kenar başlıklı 7.

maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:

"Geçici personele, bu Kararda belirtilen

ücretler dışında herhangi bir ad altında ücret ödenemez ve sözleşmelerine bu

yolda hüküm konulamaz."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 15/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, 657 sayılı Kanun’un 4/C kapsamında çalışmakta

olduğunu 375 sayılı KHK'nın ek 9. maddesine göre ek ödeme alacak kişilerin

sadece devlet memurları ile sınırlandırılmamasına rağmen Bakanlar Kurulunun "Geçici personele, bu kararda belirtilen

ücretler dışında herhangi bir ad altında ücret ödenemez."

kararı gerekçe gösterilerek ek ödemeden yararlandırılmadığını, ek ödemeden

yararlandırılmasına ilişkin başvurduğu idari ve yargısal süreçlerden de bir

sonuç alamadığını belirtmektedir. Başvurucu, 657 sayılı Kanun'un 4/A ve 4/B

kapsamında çalışan personel yönünden de mevzuatta benzer sınırlamalar

bulunduğunu ancak bu personele ek ödeme yapıldığını, aynı kurumda aynı

şartlarda çalışan bu personele ödeme yapılmasına karşın 4/C personeline ek ödeme

yapılmamasının hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri ile ücrette adaletin

sağlanması ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

ihlallerin tespiti ile ek ödemelerden doğan haklarının tazmin edilmesi

taleplerinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

19. Başvurucu 4/C kapsamında çalışan personelin 375 sayılı

KHK'nın ek 9. maddesinde öngörülen ek ödemelerden yararlandırılmamak suretiyle

eşit işe eşit, adil ve elverişli bir ücret ödenmediği gerekçesiyle ücrette

adaletin sağlanması hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak Anayasa

ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalanhak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel

başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). Çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli

bir ücret elde etmeleri Anayasa’nın 55. maddesinde güvence altına alınmış

olmakla birlikte Sözleşme’de düzenlenen haklardan

değildir (Halil Üstündağ, B. No:

2013/5062, 14/1/2014, § 34). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de adaletli

ücret hakkının Sözleşme’de korunan bir hak olmadığını

açıkça ifade etmektedir (Erdal

Çalışkan/Türkiye, B. No: 36062/04, 2/12/2008, § 17).

20. Başvurucu ayrıca diğer ihlal iddiaları yanında hukuk devleti

ve eşitlik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun aynı

kurumda çalışan diğer personelin ve başka kurumlarda 4/C kapsamında çalışan

personelin 375 sayılı KHK'nın ek 9. maddesine göre yapılan ek ödemelerden

yararlandırıldığı hâlde kendisinin bu ödemelerden yararlandırılmaması yönündeki

şikâyetlerinin mülkiyet hakkı; mahkemelerce aynı konuda farklı kararlar

verildiği yönündeki şikâyetinin ise esas itibarıyla adil yargılanma hakkına

ilişkin olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenlerle başvurucunun şikâyetleri

mülkiyet ve adil yargılanma hakları kapsamında incelenmiştir.

1. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

21. Başvurucu, 4/C kapsamında çalışan bir personel olarak 375

sayılı KHK'nın ek 9. maddesi kapsamında yapılan ek ödemelerden

yararlandırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

22. Öncelikle başvurucunun başvuruya konu olayda Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya

değer bir menfaatinin bulunup bulunmadığının tartışılması gerekmektedir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,

20/3/2014, § 25).

23. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35.

maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

24. Belirli durumlarda bir "ekonomik değer" veya

icrası mümkün bir "alacak" iddiasını elde etmeye yönelik "meşru

bir beklenti", Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti, makul bir şekilde

ortaya konmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli

bir kanun hükmüne veya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik

ve istikrarlı bir yargı içtihadına dayanan yeterli somutluğa sahip nitelikteki

bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta

mülkiyet hakkı kapsamında savunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin

kabulü için yeterli değildir. (Kemal Yeler

ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 37).

25. Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma kapsamında

olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuk sisteminde

iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tanıma ise mevzuat

hükümleri ve yargı kararları ile yapılabilecektir (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/845,

20/11/2014, § 37).

26. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,

önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §

26).

27. Başvuruya konu somut davada başvurucu, 4/C kapsamında geçici

personel olarakçalıştığı hâlde ve memurlar ile

sözleşmeli personelin yararlandırılmasına rağmen 375 sayılı KHK'nın ek 9.

maddesinde düzenlenen ek ödemeden yararlandırılmadığını belirterek, Mahkemeden

bu idari işlemin iptali ile idareye başvurduğu tarihten sonraki ek ödemelerin

ödenmesi yönünde talepte bulunmuştur. Başvuru konusu olayda ihtilaf konusu, 4/C

kapsamında çalışan geçici personele 375 sayılı KHK'nın ek 9. maddesi uyarınca

ek ödeme yapılıp yapılmayacağı hususuna ilişkindir.

28. Anayasa'nın ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında yer alan

mülkiyet hakkının çalışanlara “ek ödeme” yapılmasına ilişkin olarak bireylere

bir güvence sağlamadığı açıktır. Bununla birlikte bireyler ancak belirtilen ek

ödemenin yapılması konusunda kanuni düzenleme veya içtihatlarda yeterli

dayanağın olması hâlinde, bu yöndeki talepleri mülkiyet hakkı kapsamında kabul

edilerek güvencelerden yararlandırılabilir. Öyleyse bu aşamada

değerlendirilmesi gereken husus, başvurucunun talep ettiği dönemde ek ödemeden

yararlandırılması gerektiği iddiasının kanuni düzenlemeler veya yargısal

içtihatlar ile desteklenip desteklenmediği, böylece başvurucunun iddiasının Anayasa'nın

35. maddesi kapsamındaki güvence hükmüne uygulama alanı sağlayacak yeterlilikte

meşru beklenti oluşturup oluşturmadığıdır.

29. "Geçici personel", 657 sayılı Kanun'da, bir yıldan

az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye

Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen

görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile

çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimseler olarak tanımlanmaktadır (AYM,

E.2014/199, K.2015/115, 23/12/2015).

30. Geçici personel statüsü belli bir vasıf gerektirmeyen, daha

çok bedensel çalışmalara ağırlık veren, başlangıç ve bitişi belli olan, süreli

işlerde çalışmayı öngörmektedir. Bu personel, idare ile yaptıkları bir sözleşme

uyarınca idare için belirli bir iş yapan kişi konumundadır ve yaptıkları iş,

geçici veya mevsimlik olup asli ve sürekli görevlerden de sayılmaz. Bu nedenle

geçici personel Anayasa'nın 128. maddesi kapsamında belirtilen memur ve diğer

kamu görevlileri kavramı dışında kalan, sözleşme ile çalıştırılan, işçi de

olmayan, kendine özgü istisnai bir istihdam türüdür (AYM, E.2010/46, K.2011/60,

5/6/2013).

31. Bazı kamu görevlilerine ek ödeme yapılmasına ilişkin

düzenlemeler, 375 sayılı KHK'ya 666 sayılı KHK'nın 1. maddesi ile eklenen ek 9.

maddesinde ortaya konmuştur (bkz. § 14). Söz konusu madde ile aynı veya benzer

kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak

amacıyla, aylıklarını 657 sayılı Kanun ile 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı

Yükseköğretim Personel Kanunu'na göre almakta olan personele, 399 sayılı KHK'ya

ekli (II) sayılı cetvele dâhil pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli

personele, subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, sözleşmeli

subay ve astsubay adayları ile uzman jandarma ve uzman erbaşlara, miktarı ve

ödeme koşulları kanun maddesinde belirtildiği şekliyle ek ödeme yapılması

öngörülmüştür.

32. 657 sayılı Kanun'un 4/C maddesi kapsamında çalışan geçici

personele ise bu madde uyarınca Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen esaslar

çerçevesinde ücret ödemesi yapılmakta olup başvurucunun talep ettiği döneme

ilişkin 30/12/2013 tarihli Bakanlar Kurulu kararının 7. maddesinin (7) numaralı

fıkrasında, geçici personele bu kararda belirtilen ücretler dışında herhangi

bir ad altında ücret ödenemeyeceği ve sözleşmelerine bu yolda hüküm

konulamayacağı düzenlenmiştir.

33. 657 sayılı Kanun'un 4/C maddesi kapsamında düzenlenen geçici

hizmet sözleşmesinde yer alan "İlgiliye

bu sözleşmede belirtilen ücretler dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamaz

ve sözleşmelerine bu yolda bir hüküm konulamaz." ibaresi ile

hizmet sözleşmesinin dayanağını teşkil eden 10/1/2009 tarihli ve 27106 sayılı

Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren

2009/14538 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 3. maddesinin (5) numaralı

fıkrasında yer alan "Geçici personele,

bu Kararda belirtilen ücretler dışında herhangi bir ad altında ücret ödenemez

ve sözleşmelerine bu yolda hüküm konulamaz." ibaresininiptali istemiyle açılan davada Danıştay Onbirinci Dairesi 6/12/2010 tarihli ve E.2009/1104,

K.2010/9908 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir.

34. Öte yandan 4/C kapsamındaki sağlık personelinin 4/1/1961

tarihli ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner

Sermaye Hakkında Kanun'un 11/10/2011tarihli ve 663 sayılı KHK'nın 58.

maddesinin (13) numaralı fıkrasının (ç) bendiyle değiştirilen 5. maddesi

uyarınca döner sermaye ek ödemesinden yararlandırılmaması üzerine 4/C

personeline ek ödeme yapılmamasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının ve

bireysel işlemin iptali istemiyle açılan bir davada Danıştay Onikinci Dairesi 26/11/2013 tarihli ve E.2013/725,

K.2013/8623 sayılı kararı ile davacıya ek ödeme yapılmamasına dair idari

işlemin iptaline ancak Bakanlar Kurulu kararının iptaline ilişkin istemin ise

reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

“657 sayılı Yasa'nın 4/C maddesi kapsamında istihdam edilen geçici

personelin statüsüne ve günümüz uygulamalarına dair yukarıda yapılan

açıklamalar çerçevesinde, davanın düzenleyici işleme ve bireysel işleme ilişkin

kısımlarının ayrı ayrı ele alınması gerekmektedir.

Davanın düzenleyici işleme ilişkin kısmı

incelendiğinde;

Dava konusu edilen 5/1/2009 gün ve 2009/14538

sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 'ücretler' başlıklı 3. maddesinin 5.

fıkrasında; 'Geçici personele, bu Kararda belirtilen ücretler dışında herhangi

bir ad altında ücret ödenemez ve sözleşmelerine bu yolda hüküm konulamaz' hükmü

yer almaktadır.

Söz konusu hükümle münhasıran

"ücret" konusu düzenlenmiş olup, 657 sayılı Yasa'nın 147. maddesinde

"gündelik" olarak ifade edilen, geçici personelin çalışmasının

karşılığı olan ve memurların "aylık" veya "maaş" adı

altında aldıkları ödemeye tekabül etmektedir.

657 sayılı Yasa'nın 4/C maddesinde de

belirtildiği üzere; geçici personelin ücretini belirleme yetkisi Bakanlar

Kuruluna ait olduğundan, Bakanlar Kurulu Kararıyla bütçe olanakları çerçevesinde

belirlenen ücret miktarının idarelerin tek taraflı tasarruflarıyla artırılarak

geçici personele ekstradan ücret ödenmesini engelleyen söz konusu hükümde

anılan maddeye aykırı biryön bulunmamaktadır.

Nitekim 657 sayılı Yasa'nın 146/2. maddesinde

devlet memurları yönünden aynı nitelikte bir hükme yer verilmiş olup, bu konuda

açılan davalarda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 8/10/2009 gün ve YD

İtiraz No:2009/665 sayılı, 20/1/2011 günlü, YD İtiraz No: 2010/845 sayılı

kararları mevcuttur.

Bu nedenle davanın bu kısmının reddi

gerekmektedir.

Davanın bireyselişleme

ilişkin kısmına gelince;

A) Genel Olarak

Yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu

Bakanlar Kurulu Kararının 'ücretler' başlıklı 3. maddesinin 5. fıkrası

münhasıran ücret konusu düzenleyen bir madde olup, geçici personelin ücret

dışında hiçbir mali/özlük hakka sahip olmadığına dair idare yorumunu kabule

olanak bulunmamaktadır.

...

Sağlık Bakanlığı Döner Sermaye Ek Ödemesi

yönünden konu incelendiğinde;söz konusu ödemenin,

4.1.1961 gün ve 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kuramları ile Esenlendirme (rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner

Sermaye Hakkında Kanun'un 5. maddesinde ve 12.5.2006 gün ve 26166 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sağlık Bakanlığına

Bağlı Sağlık Kurum Ve Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermaye

Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelikte düzenlendiği, bu ödemenin

prensip olarak döner sermaye gelirinin elde edilmesine katkı sağlayanlara

yapılması esasının kabul edilmesine karşılık, Kanun maddesinde bu ödemeden

yararlanacaklar arasında657 sayılı Yasanın 4/C maddesi kapsamında istihdam

edilen geçici personelin sayılmadığı görülmektedir.

Buna karşılık madde metnini dava konusu

işlemin tesis edildiği tarihteki haline getiren, 7.3.2006 gün ve 5471 sayılı

Yasa'nın (2006 yılı değişikliği) genel gerekçesinde, madde gerekçesinde, ...

yasa koyucunun geçici personeli bu ödemeden mahrum bırakma yönünde açık bir

irade ortaya koymadığı anlaşılmaktadır.

.

Konuya ilişkin Anayasa hükümleri ile yukarıda

hükmüne yer verilen İnsan Haklarına ve Çalışan Haklarına dair taraf olduğumuz uluslarası sözleşme hükümleri dikkate alındığında;

"hukuk devleti ilkesi", "eşitlik ilkesi", "eşit iş

için eşit ücret hakkı", "adil ve (yeterli) elverişli bir ücrethakkı", "adil çalışma koşullarına sahip olma

hakkı", "fazla mesai karşılığında zamlı ücret alma hakkı",

"eşit muamele görme hakkı" gibi Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca

kanun hükmünde olan evrensel hukuk normları ile İşHukukunun

temel prensiplerinden biri olan "Eşit davranma ilkesi"göz

önüne alındığında; Sağlık Bakanlığı teşkilatında görev yapan hemen tüm çalışan

grupları kendi çalışmaları ile elde edilen döner sermaye ek ödemesinden

yararlandırılırken, geçici personelin katkı sağlayıp sağlamadığına yahut Bakanlık

Merkez teşkilatında görev yaparak dolaylı olarak katkı sağlayıp

sağlamadıklarına bakılmaksızınyararlandırılmamasında

ülkemiz açısından bağlayıcılığı bulunan evrensel hukuk ilkelerine ve hukuka

uyarlık bulunmamaktadır.

Nitekim, Anayasa'nın 36/2. ve 138/1. maddeleri

delaletiyle Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre

hüküm vermekle yükümlü olan yargı mercilerinin, öğretinin de belirttiği üzere

kamu hukukunda da geçerli olan Medeni Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı gereği; teorideki statünün uygulamada

farklılaştırılması sonucu gerçekleşen hayat gerçekliğini görmezden gelmesi

kabul edilemez.

.

Dolayısıyla, 1999 yılından sonra

yaygınlaştırılan ve uygulamada Kanundaki tanım ve fonksiyonundan ciddi sapmalar

yaşandığı öğreti ve kamuoyu tarafından dile getirilen ve yargı kararlarıyla

tespit edilen ülkemiz geçici personel istihdam rejimindeki aksaklıkların,

özellikle de geçici personelin 1 yıldan sadece 2 gün az süreli sözleşmelerle ve

hemen her yıl yenilenen sözleşmelerle 'geçicilikten' uzak şekilde, somut olarak

hangi işlerde çalıştırılacakları belirtilmeksizin asli/süreklimemur

işlerinde istihdamının göz ardı edilmesi, Medeni Kanun'un 2. maddesinde

düzenlenen iyiniyet kuralına ve Anayasa'nın 138/1.

maddesinde ifade edilen evrensel hukuk kurallarına uygun düşmeyecektir.

Tüm bu açıklamalar neticesinde, geçici

personelin Sağlık Bakanlığı döner sermaye ek ödemesinden yararlandırılmasına

'statü' bağlamında hukuki bir engel bulunmadığı, bu kişilerin döner sermaye ek

ödemesinden yararlandırılmaması bakımından dafiilen yaptıklarıgörevin esas alınması ve 209 sayılı Kanun ve bu

Kanun uyarınca çıkarılan Yönetmelikte belirtilen 'statü' dışındaki koşulları

taşıyıp taşımadıkları araştırılarak, bu koşulları taşımaları halinde (ek

ödemenin elde edilmesine katkı sağlama veya Bakanlık Merkez Teşkilatında

çalışarak dolaylı katkı sağlama vs.) bu ödemeden yararlandırılmaları gerektiği

anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacının Kanun ve Yönetmelikte

aranan diğer koşulları taşıyıp taşımadığı araştırılarak bir işlem tesis

edilmesi gerekirken, geçici personel statüsünde olması gerekçe gösterilerek

tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

…”

35. Ancak bu kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulu, 21/12/2015 tarihli ve E.2014/3779, K.2016/39 sayılı kararı

ile hükmün bozulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"... Anayasa Mahkemesinin anılan kararı

dikkate alındığında; B ... Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde 657

sayılı Kanun'un 4/C maddesi kapsamında geçici personel olarak görev yapan

davacının, 209 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca yapılan döner sermaye ek

ödemesinden yararlandırılması ve 23/11/2006 tarihinden itibaren hak ettiği

döner sermaye ek ödemelerinin hesaplanarak ödenmesi için yaptığı 20/5/2009

günlü başvurunun reddine ilişkin 27/5/2009 günlü ve 1197 sayılı işlemin hukuka

aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır."

36. 209 sayılı Kanun'un ,663 sayılı KHK'nın 58. maddesinin (13)

numaralı fıkrasının (ç) bendiyle değiştirilen 5. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesinde yer alan "...memurlar

ve sözleşmeli..." ibaresinin, Anayasa'nın 2., 10. ve 55.

maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali istemine ilişkin Anayasa

Mahkemesinin 23/12/2015 tarihli ve E.2014/199, K.2015/115 sayılı kararı ise

şöyledir:

"12. Geçici personel tarafından yapılması

öngörülen işlerin, memurlar ile sözleşmeli personelce yerine getirilen

hizmetlerden farklı olması nedeniyle geçici personelin statüsü de kanun koyucu

tarafından memur ve sözleşmeli personelden farklı düzenlenmiştir. Farklı hukuki

konumlarda bulunan kişiler hakkında farklı düzenlemeler yapılması eşitlik

ilkesine aykırılık oluşturmayacağından, kanun koyucu tarafından döner sermaye

gelirlerinden yararlanabilecek personel olarak memur ve sözleşmeli personel

statülerinin öngörülmesinde, bir başka deyişle geçici personel statüsüne bu

düzenlemede yer verilmemesinde eşitlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

13. Geçici personel tarafından yürütülen

hizmetler ile memurlar ve sözleşmeli personel tarafından yürütülen hizmetlerin

farklılığı gözetildiğinde, bu kişilerin yaptıkları işin "eşit iş"

olarak kabulü mümkün olmadığından, ücretleri yönünden de itiraz konusu kuralda

eşitlik ilkesinin ihlalinden söz edilemez.

...

16.

Döner sermayeli kurumlarda çalışan geçici personele, fiilen çalışmalarının ve

emeklerinin karşılığı olarak aylık ücret ödenmekte olup bu kişilere ayrıca

döner sermaye gelirinden ek ödeme yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Yerine

getirdikleri hizmetin niteliğinin gözetilerek farklı statüler için farklı ücret

rejimleri öngörülmesinde ve bu kapsamda geçici personele itiraz konusu kuralda

yer verilmemesinde, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan sosyal hukuk devleti

ilkesine ve emeğin karşılıksız bırakılmamasını amaçlayan 55. maddesiyle Devlete

verilen, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri

için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğüne aykırılık bulunmamaktadır.

17. Açıklanan nedenlerle kural, 'geçici

personel' yönünden Anayasa'nın 2., 10. ve 55. maddelerine aykırı değildir.

İptal talebinin reddi gerekir."

37. Bu itibarla 657 sayılı Kanun'un 4/C maddesi kapsamında

çalışan geçici personelin ücretleri, anılan madde uyarınca Bakanlar Kurulu

kararı ile belirlenmekte olup bu kararların iptali istemiyle açılan davaların Danıştayca reddedildiği, benzer mahiyetteki başvurucu

tarafından da emsal olarak gösterilen, geçici sağlık personeline 209 sayılı

Kanun kapsamında ek ödeme yapılmaması üzerine açılan davanın kabulüne ilişkin

Danıştay Onikinci Dairesince verilen hükmün de

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından kesin olarak bozulduğu görülmektedir.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi de geçici sağlık personeline ödeme yapılmaması

nedeniyle başvurulan yasa hükmünün iptali istemini (bkz. § 35) reddettiği gibi

aynı konuya ilişkin olarak yapılan bir bireysel başvuruyu da mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiası yönünden konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez bulmuştur (İslam Şahin,

B. No: 2014/7280, 21/1/2016).

38. AİHM de Vilho Eskelinen ve

diğerleri/Finlandiya (B. No: 63235/00, 19/4/2007, §§ 93-96)

kararında, başka bir birime atanan polis memurlarına ek tazminat verilmemesi

başvurusu yönünden mülkiyet hakkına konu olabilecek bir meşru beklentinin

mevcut olmadığı gerekçesiyle ihlal olmadığına karar vermiştir. AİHM'in ayrımcılık yasağı kapsamında mülkiyet hakkının

değerlendirildiği bir kamu kuruluşundan emekli olan başvurucunun yeniden

çalışmaya başlaması nedeniyle yaşlılık aylığının kesilmesi hakkındaki Fabian/Macaristan (B. No: 78117/13, 15/12/2015,

§§ 25-34) kararında ise özel ve kamu sektörlerinden emekli olanlar ile kamu

sektöründen emekli olanların kendi aralarında, makul ve haklı bir sebep de

bulunmadan farklı uygulama yapılarak kamu sektöründen emekli olan bazı

kişilerin yaşlılık aylıklarından kesinti yapılması ayrımcılık yasağının ihlali

olarak görülmüştür. Ancak başvuru konusu olayda başvurucunun özlük hakları

bakımından bir kesintinin dolayısıyla başvurucunun meşru beklentisine konu

olabilecek aylığında bir azalmanın söz konusu olmadığı açıktır. Nitekim AİHM,

mülkiyet hakkının ayrımcılık yasağı ile bağlantılı olarak incelenebilmesi için

öncelikle Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesi kapsamında korunması gereken bir mülkiyet hakkının mevcut olması

gerektiğini belirtmektedir (Vilho Eskelinen ve

diğerleri/Finlandiya, §§ 94, 95; Guberina/Hırvatistan, B. No: 23682/13, 22/3/2016,

§ 75).

39. Somut olayda başvurucu 24/6/2014 tarihinde dava açmış ve bu

tarihten önceki döneme ait 375 sayılı KHK'nın ek 9. maddesi kapsamındaki ek

ödemeleri talep etmiştir. Dolayısıyla geçici personel olan başvurucunun talep

ettiği dönemde ve dava tarihinde kendisine belirtilen ek ödemenin yapılacağına

dair bir yasa hükmü veya idari bir düzenleme bulunmadığı, aksine ödeme yapılmamasına

dair Bakanlar Kurulu kararı bulunduğu gibi bu kararın iptali isteminin Danıştayca reddedildiği gözetilmelidir. Başvurucunun ileri

sürdüğü Danıştayın anılan içtihatlarının ise geçici

sağlık personeline 209 sayılı Kanun kapsamında döner sermaye ek ödemesi

yapılmasına ilişkin olduğu ancak Danıştay Onikinci

Dairesinin davanın kabulüne ilişkin hükmünün Danıştay İdari Dava Daireleri

Kurulu tarafından bozulduğu görülmektedir. Başvurucu talep ettiği dönem için

375 sayılı KHK'nın ek 9. maddesi kapsamında ek ödemeden yararlanabileceği

yönünde yerleşik bir yargı içtihadı ortaya koymamıştır.

40. Bu durumda somut başvuru konusu olayda başvurucunun 375

sayılı KHK'nın ek 9. maddesi kapsamında ek ödemeden yararlanması yönündeki

talebinin dava açtığı tarih ve talep ettiği dönem itibarıyla yürürlükteki kanun

hükümleri veya konuyla ilgili yargı içtihatları tarafından desteklenmediği ve

mülkiyet hakkı kapsamında meşru beklenti olarak nitelendirmeye yetecek

somutlukta olmadığı anlaşılmış dolayısıyla başvurucunun, Anayasa'nın 35.

maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlandırılmasının

mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamına giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından

mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

42. Başvurucu, 375 sayılı KHK'nın ek 9. maddesi kapsamında ek

ödemeden yararlandırılmamasına ilişkin idari işleme karşı açtığı davanın

reddedilmesinin aynı konuda farklı mahkemelerce verilen kararlar ile çelişki

oluşturduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

43. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel

başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme,

… açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

45. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

46. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,derece mahkemesi

kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (İhsan

Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, §§

43, 44).

47. Kural olarak aynı derecedeki bağımsız yargı mercileri

arasında aynı hukuki metne ilişkin yorum ve içtihat farklılıkları tek başına

adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi temyiz

mercilerinin uyuşmazlıklara ilişkin olarak tarafların talepleri ve delilleri

arasındaki yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemez (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 45).

48. AİHM de bölgesel ve görevsel yetkilere sahip mahkemelerden

oluşan her yargı sisteminin doğal olarak içtihat farklılıkları

barındırabileceğini, bu tür farklılıkların aynı yargı yetkisi çevresinde bile

görülebileceğini, bunun başlı başına adil yargılanma hakkına aykırı olduğunun

söylenemeyeceğini, hâkimlerin karar alma özerkliğinin, aynı metnin değişik

yargı kademelerinde farklı yorumlanması sonucunu doğurabileceğini ancak

mahkemelerin uygulamaları arasındaki uyumu ve içtihat birliğini sağlamaya

yönelik mekanizmaların hayata geçirilmesinin de önemli olduğunu belirtmektedir

(Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B.

No: 13279/05, 20/10/2011, §§ 49-58).

49. Başvuru konusu olayda geçici personel olan başvurucunun 375

sayılı KHK'nın ek 9. maddesi kapsamında ek ödemeden yararlandırılmamasına

yönelik idari işlemin iptali ve ek ödeme yapılması istemiyle açtığı dava

Mahkemenin 16/1/2015 tarihli kararı ile yukarıdaki gerekçelerle ve esas

itibarıyla geçici personel statüsünde bulunan davacının Bakanlar Kurulu

kararında belirlenen ücret sınırları dâhilinde çalıştığı ve bu kararda 375

sayılı KHK'nın ek 9. maddesi kapsamındaki ek ödemenin sayılmadığı gerekçesiyle

reddedilmiş (bkz. § 8), başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz ise Antalya

Bölge İdare Mahkemesince 8/4/2015 tarihinde reddedilerek hüküm onanmış, karar

düzeltme istemi de aynı Mahkemece 8/9/2015 tarihinde reddedilmiştir (bkz. §§ 9,

10).

50. Başvurucu tarafından başvuru formuna eklenen Konya Bölge

İdare Mahkemesinin 13/11/2013 tarihli ve Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin

13/3/2014 tarihli kararları, 4/C kapsamında çalışan geçici sağlık personelinin

209 sayılı Kanun uyarınca döner sermaye ek ödemesinden yararlandırılmalarına

ilişkin olup bu kararların 375 sayılı KHK'nın ek 9. maddesi kapsamında yapılan

ek ödemeler ile bir ilgisinin bulunmadığı görülmüştür. Ancak başvurucunun ibraz

ettiği Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin 11/11/2014 tarihli kararında ise 4/C

maddesi kapsamında çalışan geçici personelin 375 sayılı KHK'nın ek 9. maddesi

kapsamında yapılan ek ödemelerden yararlandırılmaması işleminin iptaline

ilişkin hükme yönelik olarak yapılan itirazın reddedildiği belirtilmektedir.

51. 666 sayılı KHK'nın 1. maddesi ile eklenen 375 sayılı KHK'nınek 9. maddesi ile bazı kamu görevlilerine aynı veya

benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak

amacıyla ek ödeme yapılması öngörülmüş ve bu hüküm ile ek ödemenin kapsamı ve

mahiyeti belirlenmiştir. Bu yasal düzenlemeden sonra ücreti Bakanlar Kurulu

kararı ile belirlenmekte olan 4/C kapsamında çalışan geçici personele söz

konusu ek ödemenin yapılmaması üzerine başvuruya konu davada olduğu gibi idari

yargı mercilerinde davaların açıldığı ve farklı kararlar verildiği

görülmektedir.

52. Bu durumda somut olay bakımından 2011 yılında düzenlenen

bazı kamu görevlilerine ek ödeme yapılmasına ilişkin KHK hükümlerinin

mahkemelerce ilk defa yorumlanması söz konusudur.

53. İlgili mevzuatın ilk defa yorumlanmasında bölgesel ve

görevsel yetkilere sahip mahkemeler arasında farklılıklar oluşması doğaldır.

Diğer bir deyişle değişik yargı kademelerinde görev alan hâkimlerin tamamının

ilk defa uygulanan bir kuralı aynı şekilde yorumlamaları mümkün olmayabilir.

Ancak böylesi bir durumda mahkemelerin uygulamaları arasındaki uyumu ve içtihat

birliğini sağlamaya yönelik mekanizmalar önem taşımaktadır (İslam Şahin, § 54).

54. Yüksek mahkemelerin oynaması gereken rol tam da yargı kararlarında

doğabilecek içtihat farklılıklarına bir çözüm getirmektir. Bununla birlikte

yeni kabul edilmiş bir yasanın yorumlanmasında olduğu gibi bazı hâllerde

içtihadın müstekar hâle gelmesinin belirli bir zamanı

gerektirdiği açıktır (Türkan Bal [GK],

B. No: 2013/6932, 6/1/2015, § 56).

55. Başvuru konusu olayda ise idari yargı düzeninde yüksek

mahkeme olan ve kararları ülke çapında tüm idari yargı makamlarınca dikkate

alınması gereken Danıştayın Onbirinci

ve Onikinci Daireleri, geçici personele ek ödeme

yapılamayacağına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali istemini reddetmiş

(bkz. §§ 32, 33), benzer bir konuda geçici sağlık çalışanlarına döner sermaye

ek ödemesi yapılmamasına dair açılan davada Danıştay Onikinci

Dairesince verilen iptal kararı ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

tarafından dava edilen idari işlemin hukuka aykırı olmadığı gerekçesiyle

bozulmuştur (bkz. § 34). Yine geçici sağlık çalışanlarına döner sermaye ek

ödemesi yapılmaması nedeniyle somut norm denetimine ilişkin bir başvuru üzerine

Anayasa Mahkemesi tarafından geçici personel tarafından yürütülen hizmetler ile

memurlar ve sözleşmeli personel tarafından yürütülen hizmetlerin farklı olduğu

ve yerine getirdikleri hizmetin niteliğinin gözetilerek farklı statüler için

farklı ücret rejimleri öngörülmesinin Anayasa'nın 2., 10. ve55. maddelerine

aykırı olmadığı belirtilmiştir (bkz. § 35).

56. Buna göre 4/C kapsamında çalışan geçici personele ek ödeme

yapılmasına yönelik olarak yeni kabul edilen KHK hükümleri ile Bakanlar Kurulu

kararı ve buna bağlı düzenleyici işlemlerin yorumlanması bakımından yüksek

mahkemelerin kararları ile yargısal içtihatların geliştirilerek yeknesaklığın

giderilmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu içtihatlar kararlılık kazandığı

takdirde somut olayda olduğu gibi derece mahkemeleri nezdindeki farklı

yorumların ve uygulamaların ortadan kalkacağı ancak bunun ise yargı sisteminin

işleyişi gereği belirli bir zaman alabileceği kuşkusuzdur.

57. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün derece mahkemesi tarafından hukuk kurallarının

yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

58. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve

iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve

iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi tarafından

dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin

kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

59. Açıklanan nedenlerle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

15/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Uğur ÇELİK

Vekili

:

Av. Alper

SAVRAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/20244, 15 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Necipoğlu
  13. Gökcan
  14. Savran
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/20244
Tarih
15 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Temel Yeğin Başvurusu (B. No: 2014/10398)
  • Adem Yüksel Başvurusu (B. No: 2013/9045)
  • İbrahim Aslan Başvurusu (B. No: 2014/5978)
  • Ayhan Pehlivanoğlu Başvurusu (B. No: 2014/2152)
  • Necat Öztekin Başvurusu (B. No: 2014/510)
  • D.ö. Başvurusu (B. No: 2014/3977)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.