İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Uğur Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/2600)

1. Başvurucu, sözleşmenin feshi

Başvuru No2013/2600Tarih23 Ocak 2014Okuma12 dk · 2.466 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Uğur Özdemir Başvurusu

Karar tarihi
23 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2013/2600
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.466 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, sözleşmenin feshi

suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesi işlemine esas teşkil

eden disiplin cezalarının usulsüz ve yok hükmünde olduğunu, bu işleme karşı

açtığı iptal davasında bu hususların dikkate alınmadığını, bu şekilde adil

yargılanma ile kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 18/4/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 15/7/2013 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 23/6/2010 tarihinde imzaladığı sözleşme ile uzman erbaş

olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlamıştır.

6. Başvurucu, son görev yeri

olan Siirt 3. Komando Tugayı, 4. Komando Taburu, 1. Komando Bölük Komutanlığı

emrinde görev yaptığı sırada farklı disiplin amirleri tarafından toplam üç defa

disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucuyla ilgili disiplin safahatı

şöyledir:

i. 4/4/2011 tarihinde saat

08:00’da yapılan sabah yoklamasına katılması gerekirken katılmadığı

gerekçesiyle alınan savunması uygun görülmeyerek, disiplin amiri (Bölük

Komutanı) tarafından 6/4/2011 tarihinde beş gün göz hapsi disiplin cezasıyla

cezalandırılmış ve bu ceza başvurucuya 7/4/2011 tarihinde tebliğ edilmiştir.

ii. 9/11/2011 tarihinde saat 03:30

sıralarında Batman’da ikamet ettiğini söyleyen bir bayan tarafından, Tugay

Harekat Merkezine başvurucu hakkında telefonla bir kaç kez şikayette

bulunulması üzerine alınan savunması yeterli görülmediğinden, disiplin amiri

(Tabur Komutanı) tarafından 23/11/2011 tarihinde yedi gün oda hapsi cezası ile

cezalandırılmıştır.

iii. 8/11/2011 tarihinde garnizonu izinsiz

olarak terk ettiğinin anlaşılması üzerine, alınan savunması da yeterli

görülmediğinden, disiplin amiri (Tugay Komutanı) tarafından 20/12/2011

tarihinde 21 gün oda hapsi disiplin cezası ile cezalandırılmıştır.

7. Başvurucu bu disiplin

cezaları sonucunda, son disiplin cezası aldığı tarihten geriye doğru bir yıl

içinde toplam 30 günden fazla hürriyeti bağlayıcı disiplin cezası aldığı

gerekçesiyle Tugay Komutanı tarafından 31/1/2012

tarihinde sözleşmesi feshedilerek terhis edilmiştir.

8. Başvurucu bu işleme karşı

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) 29/2/2012

tarihinde iptal davası açmış ve ayrıca yürütmenin durdurulmasını talep

etmiştir.

9. Başvurucunun yürütmenin

durdurulmasına yönelik talebi AYİM Birinci Dairesinin 13/3/2012

tarih ve E.2012/298 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

10. AYİM Birinci Dairesinin 27/11/2012 tarih ve E.2012/298, K.2012/1286 sayılı kararı

ile dava konusu “sözleşmenin feshi”

işleminin 18/3/1986 tarih ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 12. maddesi

gereğince davalı idareye “bağlı yetki”

verdiği, işlemin sebep unsuru olan disiplin cezalarının 4/7/1972 tarih ve 1602

sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca yargı

denetimi dışında kaldığı belirtilerek anılan işlemde hukuka aykırı herhangi bir

yön bulunmadığı sonucuna ulaşılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.

11. Başvurucunun, ret kararına

karşı karar düzeltme yoluna başvurması üzerine AYİM Birinci Dairesinin 21/3/2013 tarih ve E.2013/318, K.2013/280 sayılı kararı ile

karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiş ve bu şekilde başvuru yolları

tüketilmiştir. Bu karar başvurucuya 23/3/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 18/4/2013

tarihinde, süresi içerisinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

13. Anayasa’nın 129. maddesinin

üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.

Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkimler ve savcılar

hakkındaki hükümler saklıdır.”

14. 22/5/1930 tarih ve 1632 sayılı Askeri

Ceza Kanunu’nun, başvuruya konu cezaların verildiği tarihte yürürlükte bulunan “Disiplin âmirlerinin ceza salâhiyeti”

kenar başlıklı mülga 171. maddesi şöyledir:

“Disiplin amirlerinin ceza vermek salâhiyetleri merbut

cetvelde gösterilmiştir.”

15. Aynı Kanun’un başvuruya konu

cezaların verildiği tarihte yürürlükte bulunan “Cezanın kat’ileşmesi” kenar

başlıklı mülga 181. maddesi şöyledir:

“Bir disiplin cezası resmi surette mahkuma

tebliğ edildiği vakit kat’ileşir. Ve bu cezayı veren

tarafından kaldırılamaz ve değiştirilemez. Bu cezanın kaldırılması veya

değiştirilmesi ancak şikayet yoluyla veya ceza veren

âmirin mahkum lehine yapacağı müracaat üzerine veyahut affı âli ile kabildir.”

16. Aynı Kanun’un, başvuruya

konu cezaların verildiği tarihte yürürlükte bulunan “Şikâyet” kenar başlıklı mülga 188. maddesi şöyledir:

“1- Bir disiplin cezasından şikâyet, cezalı tarafından veya

kendisinin mafevkleri tarafından doğrudan doğruya yapılır.

2- Cezalı tarafından yapılacak şikâyet ancak tebliğinden bir

gece sonra yapılabilir.

3- Şikâyet cezanın infazını geri bırakmaz.

4- Disiplin cezaları hakkında cezalı tarafından yapılacak

şikâyet üzerine karar vermeğe salâhiyetli âmir, bu

kararın verileceği zamanda cezayı vermiş olan âmirin bir derece mafevki olan

disiplin amiridir.

5- Şikâyetler hemen tetkik edilerek bir karara bağlanır.”

17. Disiplin cezalarının

verildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 1602 sayılı Kanun’un 21.

maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Cumhurbaşkanının, Yüksek Askeri Şüranın

tasarrufları ve Sıkıyönetim Komutanlarının 1402 sayılı Kanunda yazılı

tasarrufları ile disiplin suç ve t(e)cavüzlerinden

ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denet(i)mi dışındadır.”

18. Başvurucunun ilişiğinin

kesildiği 31/1/2012 tarihi itibarıyla yürürlükte

bulunan haliyle 3269 sayılı Kanun’un 12. maddesi şöyledir:

“Ayrıca;

…

d) Disiplin mahkemeleri veya en az iki disiplin amirinden

disiplin cezası aldığı tarihten geriye doğru son bir yıl içerisinde toplam otuz

günden daha fazla hürriyeti bağlayıcı disiplin cezası alanların,

…

Sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silâhlı

Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 23/1/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

18/4/2013 tarih ve 2013/2600 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, sözleşmenin feshi

(terhis) işlemine esas teşkil eden disiplin cezalarının gerekçesiz olduğunu,

aynı olay nedeniyle ve zamanaşımı süresi dolduktan sonra iki ayrı disiplin

cezası verildiğini, bu nedenle disiplin cezasının yok hükmünde olduğunu,

disiplin cezalarının daha sonra kayıtlarının ve infazlarının yapılmamasının bu

olguyu doğruladığını, disiplin cezası almasına neden olan kadını tanımadığını

ve bu kadının daha sonra kendisini arayıp yanlışlıktan dolayı özür dilediğini,

verilen üç ayrı disiplin cezası ile ilgili olarak usulüne uygun bir şekilde

savunmasının alınmadığını, sözleşmenin feshi işlemine esas teşkil eden disiplin

cezalarının usulsüz ve yok hükmünde olduğunu, fesih işlemine karşı açtığı iptal

davasında bu hususların dikkate alınmadığını, bu şekilde adil yargılanma ve

kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, dava

konusu fesih işleminin iptalini, bu mümkün olmadığı takdirde maddi ve manevi

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı Yönünden

21. Başvurucu, kendisine verilen

askeri disiplin cezalarında ağır usuli sakatlıklar

bulunduğunu iddia etmektedir. Verilen disiplin cezalarının hürriyeti bağlayıcı

nitelikte olmaları nedeniyle başvurucunun bu şikâyetinin Anayasa’nın 19.

maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

22. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

23. Anılan hüküm uyarınca

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012

tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa

Mahkemesinin yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve

kararları da içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/947, 12/2/2013, § 16).

24. Öte yandan, 1632 sayılı

Kanun’un başvuruya konu oda hapsi cezasının verildiği ve uygulandığı tarihte

yürürlükte olan mülga 181. maddesi gereğince anılan Kanun kapsamında verilen

disiplin cezalarının, cezalıya tebliğ edildiği tarihte kesinleşeceği hususunda

duraksama yoktur.

25. Başvuru dilekçesi içeriği,

ekleri ve başvurucunun iddiaları kapsamından, başvurucuya verilen 4/4/2011 tarihli disiplin cezasının başvurucuya 7/4/2011

tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun sözleşmesinin feshine

esas teşkil eden diğer disiplin cezalarının başvurucuya tebliğ edildiğine veya

bu cezaların uygulandığına dair herhangi bir bilgi veya belge sunulmamıştır. Bu

çerçevede 8/11/2011 ve 9/11/2011 tarihli disiplin

cezalarının başvurucu tarafından, en geç sözleşmenin feshedildiğine dair

yazının kendisine tebliğ edildiği 31/1/2012 tarihinde öğrenildiğinin ve bu

tarihte kesinleştiğinin kabulü gerekir.

26. Sonuç olarak, başvuruya konu

6/4/2011 tarihli disiplin cezasının 7/4/2011 tarihinde;

23/11/2011 ve 20/12/2011 tarihli disiplin cezalarının ise 31/1/2012 tarihinde

tebliğ edildiği ve dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulara

ilişkin zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önce kesinleştikleri

anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu disiplin cezalarının 23/9/2012

tarihinden önce kesinleştikleri anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

28. Başvurucu, sözleşmenin feshi

(terhis) işlemine karşı açtığı iptal davasında, işleme esas teşkil eden

disiplin cezalarının usulsüz ve yok hükmünde olmalarının dikkate alınmadığını

ve bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine

göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa

ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını

içeren başvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

30. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

31. Görüldüğü üzere, anılan Anayasa

kuralında, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı

mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının

kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 22).

32. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“1. Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

33. Sözleşme’nin 6. maddesinde

ifade edilen “medeni hak ve yükümlülükler”

kavramı, idarenin özel kişilerle yaptığı idari hizmet sözleşmelerinden doğan

uyuşmazlıkları da kapsamına almaktadır. Bu nitelikteki uyuşmazlıkların Anayasa

ve Sözleşme’de güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının koruma alanı ve dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin konu bakımından

yetkisi kapsamında yer aldığı konusunda tereddüt yoktur (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 30). Başvurucunun tarafı olduğu idari

sözleşmenin, askeri idare tarafından feshedilmesi işleminin iptaline ilişkin

olan somut uyuşmazlığın da bu çerçevede, adil yargılanma hakkının koruma alanı

içerisinde yer aldığı açıktır.

34. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

35. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

36. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır (B. No:

2012/665, 13/6/2013, § 20).

37. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz bir takdir hatası veya açık

keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak

ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular belirtilen istisnai haller dışında Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 26).

38. Başvurucunun, adil

yargılanma hakkı kapsamındaki bu iddiası, sözleşmenin feshi işleminin sebep

unsurunu teşkil eden disiplin cezalarının usulsüz ve yok hükmünde olduğu, bu

işleme karşı açtığı iptal davasında disiplin cezalarına ilişkin usuli sakatlıkların dikkate alınmadığı noktasında

düğümlenmektedir.

39. AYİM Birinci Dairesinin 27/11/2012 tarih ve E.2012/298, K.2012/1286 sayılı kararının

ilgili kısımları şöyledir:

“…

Davalı idarenin 3269 Sayılı Kanunun 12’nci maddesinin (d) bendinden

kaynaklanan bir bağlı yetki içinde bulunduğu açıktır. … İdarenin bağlı yetki

içinde tesis ettiği işlemlerde sebep ve konu unsuru açısından takdir yetkisi

söz konusu değildir. İdare bağlı yetki durumunda Kanunun öngördüğü sebebi

tespit ettiğinde yine Kanunun öngördüğü işlemi yapmak zorundadır. …

1602 Sayılı AYİM Kanununun 21/son maddesinde disiplin

amirleri tarafından verilen cezaların yargı denetimi dışında olduğu

belirtilmiştir.

Davacı hakkında tesis edilen ‘sözleşme feshi’ işlemi 3269

Sayılı Uzman Erbaş Kanunun 12nci maddesi kapsamında davalı idareyi bağlı yetki

içine sokmaktadır. Anılan Kanun hükmünde ‘disiplin cezaları aldığı tarihten

geriye doğru son bir yıl içerisinde toplam otuz günden fazla hürriyeti

bağlayıcı disiplin cezası almak’ sebebine bağlı olarak sözleşmenin

feshedilebileceği (konu unsuru açısından) belirtilmiştir. Dava konusu işlemin

sebebi disiplin cezalarına (sebep işlem) dayanmakta olup, disiplin cezalarının

da 1602 Sayılı Kanunun 21/son maddesi kapsamında yargı denetimi dışında kaldığı

açıktır.

Davacı hakkında farklı ve yetkili disiplin amirleri

tarafından bir yıllık süre içinde otuz günden fazla hürriyeti bağlayıcı

disiplin cezası verildiği ve davalı idarenin bağlı yetki içinde sözleşme feshi

işlemi tesis ettiği anlaşılmakla anılan işlemde hukuka aykırı bir yön

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Diğer yandan, davacı vekili tarafından disiplin cezalarının

yok hükmünde olduğu ileri sürülmüş ise de söz konusu disiplin cezalarının yok

hükmünde olmasını gerektirecek herhangi bir hukuki gerekçenin bulunmadığı

değerlendirilmiştir.

…”

40. Görüldüğü üzere AYİM

kararında, idarenin bağlı yetki içinde bulunmasının başvurucunun sözleşmesinin

feshedilmesi sonucunu doğurduğu, fesih işleminin sebep unsurunu teşkil eden

disiplin cezalarının yargı denetimi dışında bulunması nedeniyle, usuli eksikliklerin bu denetim kapsamında incelenemeyeceği

ve bağlı yetki çerçevesinde fesih işleminin hukuka uygun olduğu, ayrıca

başvurucunun disiplin cezalarının yok hükmünde olduğu yönündeki iddiasının da

belirtilen işlemlerin yok hükmünde olduğunun kabul edilmesini gerektirecek

herhangi bir hukuki gerekçe bulunmaması nedeniyle, temelsiz olduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

41. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün

adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda

adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun

yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama

sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı

veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi

delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği

veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan

unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe

ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

42. Somut olayda başvurucunun

davasına esas teşkil eden disiplin cezalarına karşı yargı yolunun kapalı olması

nedeniyle bu işlemlerdeki iddia edilen usuli

eksiklikler, AYİM tarafından değerlendirmeye tabi tutulamamıştır. Öte yandan

başvurucunun, sözleşmesinin feshedilmesine esas teşkil eden disiplin

cezalarının yok hükmünde olduğu yönündeki iddiası da AYİM tarafından

değerlendirilmiş ve belirtilen işlemlerin yok hükmünde kabul edilmesini

gerektirecek herhangi bir hukuki gerekçe bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Sonuç olarak AYİM bağlı yetki kuralı çerçevesinde varılan sonuçta herhangi bir

hukuka aykırılık görmemiş ve işlemin sebep unsurunun hukuka uygunluğunu, yargı

denetiminin kapalı olması nedeniyle denetleyememiştir. Sonuç

olarak başvurucunun, yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir

bilgi ya da belge sunmadığı, aksine yargılama sonucunda verilen kararın adil

olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmakta olup, AYİM tarafından dosya

kapsamındaki deliller çerçevesinde yapılan değerlendirmede ve ulaşılan sonuçta

bariz bir takdir hatası veya açık keyfiliğe rastlanmadığından, bu noktada

Anayasa Mahkemesinin, Yüksek Mahkemenin takdirine müdahalesi söz konusu olamaz.

43. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun,

davanın reddine dair kararın adil olmadığı iddiasının temyiz mercii şikâyeti

niteliğinde olduğu ve Yüksek Mahkeme kararının açık bir keyfilik de içermediği

anlaşıldığından, başvurunun bu yönü itibarıyla, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurunun

1. Kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaları içeren bölümünün “zaman bakımından yetkisizlik”,

2. Adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği yönündeki iddiaları içeren bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

23/1/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Recep ÜNAL Başvurucu : Uğur ÖZDEMİR Vekili : Av. Güray GÜNEŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2600, 23 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurunun
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2600
Tarih
23 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • İbrahim Ayhan Başvurusu (B. No: 2013/9895)
  • B.e. Başvurusu (B. No: 2012/625)
  • Faysal Sarıyıldız Başvurusu (B. No: 2014/9)
  • Hilal Özkök Başvurusu (B. No: 2013/2420)
  • Hilal Özkök Başvurusu (B. No: 2013/5028)
  • Kemal Aktaş ve Selma Irmak Başvurusu (B. No: 2014/85)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.