İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

B.e. Başvurusu (B. No: 2012/625)

1. Başvurucu, makul sürede yargılanmadığını belirterek Anayasa’nın

Başvuru No2012/625Tarih9 Ocak 2014Okuma12 dk · 2.387 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm B.E. Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2012/625
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.387 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, makul sürede yargılanmadığını belirterek Anayasa’nın

36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 14/11/2012 tarihinde Anayasa

Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 22/2/2012

tarihinde başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm, 26/3/2013 tarihinde yapılan

toplantıda Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 28.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik ve

esas hakkındaki incelemenin birlikte yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular 1/4/2013

tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 31/5/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

başvurucuya 5/6/2013 tarihinde bildirilmiştir.

Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı görüşlerini 21/6/2013

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru dilekçesinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle

şöyledir:

8. Başvurucu hakkında, 26/1/2005 tarihli

mal bildirimine ilişkin olarak, 4/5/1990 tarih ve 3628 sayılı Mal Bildiriminde

Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 13. ve 14.

maddelerine muhalefet suçlaması ile soruşturma başlatılmıştır.

9. Sanık sıfatıyla 22/7/2005 tarihinde

başvurucunun ifadesi alınmıştır.

10. Trabzon 48. Piyade Tugayı Askeri Savcılığının 31/3/2009 tarih ve E.2009/328, K.2009/7 sayılı kararıyla,

davada şüpheli durumunda bulunan başvurucunun emekliye sevk edilmiş olduğu

gerekçesiyle Askeri Savcılığın görevsizliğine ve soruşturma dosyasının

soruşturma yapmakla yetkili olan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına

gönderilmesine karar verilmiştir.

11. Başvurucu hakkında bu defa, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca

hazırlanan 3/2/2012 tarih ve E.2012/1228 sayılı

iddianame ile 3628 sayılı Kanun’un 13. ve 14. maddeleri gereğince

cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

12. Yapılan yargılama neticesinde, Samsun 2. Asliye Ceza

Mahkemesinin 17/10/2012 tarih ve E.2012/122,

K.2012/1533 sayılı kararıyla, 13/3/1926 tarih ve 765 sayılı Mülga Türk Ceza

Kanunu’nun 102. maddesinin (4) numaralı fıkrasındaki beş yıllık olağanüstü

zamanaşımının dolması gerekçesiyle başvurucu hakkındaki davanın düşürülmesine

karar verilmiştir. Karar, aynı tarihte başvurucuya tefhim edilmiştir.

13. Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen düşme

kararı başvurucu tarafından temyiz edilmemiştir.

B. İlgili

Hukuk

14. 3628 sayılı Kanun’un 13. maddesi şöyledir:

“Kanunun

daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde haksız mal edinene üç yıldan beş

yıla kadar hapis ve beş milyon liradan on milyon liraya kadar ağır para cezası

verilir.

Haksız

edinilen malı kaçıran veya gizleyene de aynı ceza verilir.”

15. 3628 sayılı Kanun’un 14. maddesi şöyledir:

“Haksız

edinilmiş olan malların zoralımına hükmolunur. Bu malların elde edilememesi

veya bir malın tümünün haksız mal edinme konusu teşkil etmemesi sebepleri ile

zoralımın mümkün olmadığı hallerde haksız edinilen değere eşit bedelinin

hazineye ödenmesine karar verilir. Bu bedel, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Hakkında Kanun Hükümlerine göre tahsil olunur.”

16. Mülga 765 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (4) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Beş

seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis veya muvakkat sürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır

cezayı nakdiyi müstelzim cürümlerde beş sene,

Geçmesiyle

ortadan kalkar.”

17. Mülga 765 sayılı Kanun’un 102. maddesinin ikinci fıkrası

şöyledir:

“Bu halde

müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruru

zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman

bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler

müruru zaman müddetini 102 nci maddede ayrı ayrı

muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ

olacağı müddetten fazla uzatamaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 9/1/2014 tarihinde yapmış

olduğu toplantıda, başvurucunun 14/11/2012 tarih ve 2012/625 numaralı bireysel

başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

19. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın

makul süre içinde sonuçlanmadığını, belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve kişilik haklarının

zarara uğradığını belirterek tazminat talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

20. Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir neden de görülmeyen başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

21. Adalet Bakanlığı görüşünde,

uzun yargılamalara ilişkin başvurularda Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuruları incelemeye başladığı 23 Eylül 2012 tarihinin esas alınabileceği

düşünülse de bu tarihe kadar geçen yargılama sürelerinin de makul süre hesabında

değerlendirilebileceğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (“AİHM”) yargılama

süresinin makul olup olmadığını incelerken her olayın kendine özgü koşullarını,

davanın karmaşık olup olmadığını, yargılama süresince tarafların gösterdiği

tavır ve davranışları, kamu otoritelerinin tutumlarını, davanın başvurucu

açısından taşıdığı önemi, ceza yargılamalarında başvurucunun tutuklu olup

olmadığı gibi hususları dikkate aldığını ifade etmiştir.

22. Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı, başvuru dilekçesindeki

beyanlarını tekrarlamıştır.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (“AİHS”) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali

iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün

değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

25. AİHS’nin “Adil yargılanma

hakkı” başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes … cezai

alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla

kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre

içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir …”

26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriği, AİHS’in “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 38).

27. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma

hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/1198, 7/11/2013, § 39).

28. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun süren

yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/673, 19/12/2013,

§ 27).

29. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

41–45).

30. Ancak belirtilen kriterlerden hiçbiri

makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama

sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin

toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi

açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§ 46).

31. Anayasa’nın 36. ve AİHS’in 6.

maddeleri ile kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar

yanında, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı

tanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirilmesidir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz:

Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982 ve Deweer/Belçika,

B. No: 6903/75, 27/2/1980, § 42). Kişiye cezai alanda yöneltilen suçlamanın suç

isnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun ulusal hukuktaki

tasnifinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği ve

ağırlığının incelenmesi gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Sergey Zolotukhin/Rusya,

B. No: 14939/03, 10/02/2009, § 53 ve Engel ve Diğerleri, B. No: 5100/71, 5101/71,

5102/71, 5354/72, 5370/72, 8/6/1976, § 82). Ancak isnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz: Weber/İsviçre, B. No: 11034/84, 22/05/1990,

§§ 32–34).

32. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, 26/1/2005

tarihli mal bildirimine ilişkin olarak Trabzon 48. Piyade Tugayı Askeri

Savcılığı nezdinde soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan

suç 3628 sayılı Kanun’un 13. maddesinde hapis ve ağır para cezasını gerektirir

şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı

yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin kapsamına girdiği konusunda kuşku

bulunmamaktadır.

33. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

34. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır (Benzer yöndeki

AİHM kararı için bkz: Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982,

§§ 73–75). Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadına ilişkin

nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa

Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir.

35. Bununla birlikte, suç isnadının tarihi ile Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi ile ilgili zaman bakımından

yetkisinin başladığı tarih farklı olabilir. İsnat tarihi Anayasa Mahkemesinin

zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012

tarihinden önce olan ancak bu tarihte yargılaması devam eden ya da verilen

nihai karar henüz kesinleşmemiş olan ceza davaları ile ilgili olarak, makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikayetler bakımından

dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, suçun isnat

edildiği tarihten itibaren geçen süredir. Dolayısıyla, ceza muhakemesinde

yargılama süresinin makul olmadığı yönündeki şikayetlerde, 23/9/2012

tarihinde derdest olmak şartıyla, suç isnadının gerçekleştiği tarih ile suç

isnadına ilişkin nihai kararın ilgilisi tarafından öğrenildiği tarihe veya

devam eden davalarda Anayasa Mahkemesinin başvuruyu karara bağladığı tarihe

kadar geçen süre dikkate alınacaktır.

36. Başvurucunun ifadeye çağırılarak suç isnadından haberdar

olduğu 22/7/2005 tarihi ile Samsun Cumhuriyet

Başsavcılığınca başvurucu hakkında iddianame düzenlendiği 3/2/2012 arasında

yaklaşık 6,5 yıl geçmiştir. Bu süre içinde yargılama konusu olay ile ilgili

Mahkemece herhangi bir işlem gerçekleştirilmemiştir. İddianamenin Mahkemeye

sunulmasından yaklaşık sekiz ay sonra 17/10/2012

tarihinde Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesi başvuru konusu davada düşme kararı

vermiştir.

37. Somut olayda yargılama faaliyeti, başvurucunun ifadeye

çağırılarak suç isnadından haberdar olduğu 22/7/2005

tarihi ile düşme kararının kesinleşme tarihi olan 19/11/2012 arasında toplam 7

yıl 3 ay 27 gün sürmüştür.

38. Yargılama sürecinin uzamasında yetkili makamlara atfedilecek

gecikmeler, yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin

gösterilmemesinden kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon

eksikliğinden de ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin

6. maddesi, hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde

karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını

yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, § 44).

39. Bu kapsamda, yargı sisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki

rutin görevler sırasındaki aksamalar, hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veya

belgenin bir mahkemeden diğerine gönderilmesindeki ve raportör

atanmasındaki gecikmeler, yargıç ve personel sayısındaki yetersizlik ve iş yükü

ağırlığı nedeniyle yargılamada makul sürenin aşılması durumunda da yetkili

makamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Foti ve Diğerleri/İtalya, B. No: 7604/76,

10/12/1982, § 61; Neumeister/Avusturya, B. No: 8163/07, 2/4/2013, §§

20–21; Zimmermann-Steiner/İsviçre, B. No: 8737/79, 13/07/1983, §§

29–32; Reilly/İrlanda, B. No: 21624/93, 22/2/1995, §§

65–66; Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982, §

84).

40. Devlet, yargılama sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların

nicelik itibarıyla artmasına rağmen, yargılama faaliyetinin makul sürede

gerçekleştirilebilmesi için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu

yükümlülük, hukuk sisteminin adil yargılama koşullarını yerine getirebilecek

biçimde düzenlenmesi sorumluluğunun bir görünümüdür.

41. Somut başvuru açısından özellikle değerlendirilmesi gereken

yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliklerinin yol açtığı gecikmeler AİHM

tarafından da müteaddit defalar incelemeye tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, bir

yapısal sorun olması ve yargılama sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların

uzun bir müddet zarfında artması ve birikmesi sonucu yargılamalarda makul

sürenin aşılması durumunda, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği sonucuna

varılmaktadır (Bkz: Buchholz/Almanya, B. No: 7759/77, 6/5/1981;

Guincho/Portekiz, B. No: 8990/80, 10/7/1984; Unión Alımentarıa Sanders S.A./İspanya, B. No: 11681/85, 7/7/1989;

Zimmermann-Steiner/İsviçre, B. No: 8737/79, 13/7/1983). Tek dereceli bir yargılamada yedi yılı aşkın bir süre devam eden

yargılama faaliyetinin, Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi

gereğince, yargılama sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde

karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesi zorunluluğu göz önünde bulundurulduğunda,

hukuk sisteminde var olan yapısal ve organizasyona ilişkin eksikliklerin,

yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleştirilmemesini izah edemeyeceği

açıktır.

42. Başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir

etkisi olduğu tespit edilmemiştir.

43. Yargılama süresinin makul olup olmadığının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken davadaki sanık sayısı,

davanın karmaşıklığı, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, söz konusu suç için

öngörülen cezanın miktarı gibi unsurların hiçbiri somut davadaki yargılama

süresinin makul olarak değerlendirilmesine olanak vermemektedir. Tek bir

sanığın yargılandığı ve karmaşık nitelikte olmayan davada bu yargılama süresi makul

olarak değerlendirilemez.

44. Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan “makul sürede yargılanma hakkı”nın

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanunun 50. Maddesi Yönünden

45. 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda

ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimi

yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm

altına alınmıştır.

46. Başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Başvurucu, 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca, avukatına yaptığı 4.000 TL ödemeyi

gösterir makbuz beyan etmiştir.

47. Adalet Bakanlığı, başvurucu tarafından talep edilen tazminat

miktarları konusunda herhangi bir beyanda bulunmamıştır.

48. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgili

olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin

maddi tazminata hükmedebilmesi için, başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi

zarar ile tazminat talebi arasında illiyet bağı kurulması gerekir. Anayasa

Mahkemesine herhangi bir belge sunmayan başvurucunun maddi tazminat talebi

reddedilmelidir.

49. Anayasa Mahkemesi başvurucunun sadece ihlal tespitiyle telafi

edilemeyecek ölçüde manevi zarar görmüş olduğunu kabul etmektedir. Dolayısıyla,

davaya ilişkin olayları dikkate alarak başvurucuya takdiren

6.200,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

50. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca

tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurunun,

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Yargılamanın makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya 6.200,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

9/1/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Serhat ALTINKÖK Başvurucu : B. E. Vekili : Av. Dursun KARACA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/625, 9 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/625
Tarih
9 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Faysal Sarıyıldız Başvurusu (B. No: 2014/9)
  • Hilal Özkök Başvurusu (B. No: 2013/2420)
  • Hilal Özkök Başvurusu (B. No: 2013/5028)
  • Kemal Aktaş ve Selma Irmak Başvurusu (B. No: 2014/85)
  • Onur Doğanay Başvurusu (B. No: 2013/1977)
  • Yusuf Gezer Başvurusu (B. No: 2013/2103)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.