İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yusuf Gezer Başvurusu (B. No: 2013/2103)

1. Başvurucu, kamu görevlerine

Başvuru No2013/2103Tarih14 Ocak 2014Okuma13 dk · 2.532 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yusuf Gezer Başvurusu

Karar tarihi
14 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2013/2103
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.532 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, kamu görevlerine

ilk defa atanacaklar için yapılan devlet memurluğu sınavında başarılı olması

üzerine ÖSYM tarafından yerleştirildiği memur kadrosuna atamasının

yapılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada verilen karar

nedeniyle adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 21/3/2013

tarihinde Van 1. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 23/10/2013 tarihinde kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, kamu görevlerine

ilk defa atanacaklar için yapılan devlet memurluğu sınavında başarılı olmuş ve

ÖSYM tarafından Bitlis Valiliği Defterdarlık bünyesinde açık bulunan memur kadrosuna

yerleştirilmiştir.

6. Başvurucunun anılan göreve

başlamak için sunduğu belgelerin Bitlis Valiliği tarafından incelemesi

sonucunda, adli sicil kaydına göre kamu haklarından 3 yıl mahrumiyet ile 3 yıl

9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılan başvurucunun 657 sayılı Kanun’un 48/A

maddesindeki şartları taşımadığı gerekçesiyle 18/9/2007

tarih ve 826 sayılı işlemle atamasının yapılmamasına karar verilmiştir.

7. Öte yandan, söz konusu

işlemin tesisinden sonra Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/10/2007

tarih ve 2007/435 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun memnu haklarının

geri verilmesine hükmedilmiştir.

8. Başvurucunun Bitlis

Valiliğinin 18/9/2007 tarihli atamama işleminin iptali

istemiyle açtığı dava, Van 1. İdare Mahkemesinin 25/2/2009 tarih ve

E.2007/3043, K.2009/261 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

“…yasa dışı örgüte yardım ve yataklık etmek suçundan 3 yıl 9

ay ağır hapis cezası alan ve 3 yıl süreyle kamu haklarından mahrumiyetine karar

verilen davacı hakkında dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte memnu

haklarının iadesi yönünde verilmiş bir mahkeme kararının bulunmaması

karşısında, davacının 657 sayılı Kanun’da belirtilen devlet memuru olabilme

şartlarını taşımadığı açık olduğundan belirtilen gerekçe ile atamasının

yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

…”

9. Başvurucu tarafından temyiz

edilen karar, Danıştay 12. Dairesinin 19/11/2012 tarih

ve E.2009/8499, K.2012/8815 sayılı kararı ile onanmıştır. Karar başvurucuya 27/2/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Karar düzeltme kanun

yoluna gitmeyen başvurucu, 21/3/2013 tarihinde süresi

içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

10. 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu’nun “Genel ve özel şartlar”

başlıklı 48. maddesinin başvurucunun atamasının yapılmamasına ilişkin işlem

tarihinde yürürlükte olan (A) bendinin ilgili kısımları şöyledir:

“Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel

şartlar aranır.

A) Genel şartlar:

…

4. Kamu haklarından mahrum bulunmamak,

5. (Değişik: 10/1/1991-3697/1

md.) Taksirli

suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere,

ağır hapis veyahut 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile

Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet,

hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas

gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve

istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alımlara fesat

karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak,

….”

11. 25/5/2005 tarih ve 5352 sayılı Adli

Sicil Kanunu’na 6/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile eklenen

“Yasaklanmış hakların geri verilmesi”

başlıklı 13/A maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“ 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir

cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için,

yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza

Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak

kaydıyla,

a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten

itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,

b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve

hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması,

gerekir.

...”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 14/1/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

21/3/2013 tarih ve 2013/2103 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

13. Başvurucu, memnu haklarının

kendisine iade edilmesine ve 657 sayılı Kanun’da belirtilen şartları taşımasına

rağmen atamasının yapılmadığını, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde getirilen

yeni düzenlemeye göre artık memnu hakların iadesi için dava açmaya gerek

olmaksızın infaz bittikten sonra otomatik olarak memnu hakların iade

edildiğini, cezasının 29/6/2004 tarihinde infaz edildiğini ve bu tarihten sonra

memuriyetine engel bir halinin bulunmadığını, tarafına bu kural

uygulanmadığından atamasının gerçekleşmediğini, idarece işlemin tesisi

aşamasında kendisine savunma hakkı verilmediğini, söz konusu işlemin sebep,

konu ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğunu, kazanılmış hakkının yok

edildiğini, İdare Mahkemesince verilen kararın kanuna ve emsal Danıştay

kararlarına aykırı olduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

şikayetlerini dile getirebileceği etkili bir iç hukuk yolunun bulunmadığını

belirterek Anayasa’nın 2., 15/2., 17/1., 36., 38.,

138., 142. maddelerinde güvence altına alınan haklar ile Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin 6. ve 13. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

14. Başvurucu Anayasa’nın 2., 15/2., 17/1., 38., 138., 142. maddelerinin de ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de, başvuru formu ve ekleri incelendiğinde

iddialarının özü, yargılamanın adil olmadığı ve etkili başvuru yolunun

bulunmadığı hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple başvurucunun

bütün iddiaları aşağıda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı çerçevesinde iki başlık altında ve Anayasa’nın 40. maddesinde

güvence altına alınan etkili başvuru hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

1. Anayasa’nın

36. Maddesi Yönünden

15. Öncelikle başvurunun konu

bakımından Anayasa Mahkemesinin yetki alanına girip girmediğinin tespiti

gerekir. Bireysel başvuru incelemesinde, bir ihlal iddiasının Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanına girip girmediğinin tespitinde

Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı

esas alınmaktadır (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

16. Anayasa’nın 36. maddesinde

açık bir şekilde düzenlenmemiş olması nedeniyle Sözleşme’nin 6. maddesi

bağlamında belirlenmesi gereken adil yargılanma hakkının kapsamına medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar ile bir suç isnadının karara bağlanması

durumları girmektedir (Bkz. B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 22-23).

17. Başvuru konusu olay,

başvurucunun kamu görevine atanmamasına ilişkin olup uyuşmazlıkta bir suç

isnadının karara bağlanması durumunun söz konusu olmadığı açıktır. Kamu

hizmetinde istihdama yönelik anılan uyuşmazlığın medeni hak ve yükümlülük

kapsamında ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının koruma alanında bulunup

bulunmadığı hususunda ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından belirlenen kriterlere göre değerlendirme yapılabilir. Buna göre kamu

hizmetinde istihdam konusundaki uyuşmazlıkların adil yargılanma hakkının

kapsamı dışında tutulabilmesi için devletin söz konusu uyuşmazlığa ilişkin iç

hukukunda mahkemeye başvuru hakkını tanımamış olması ve bu yoksun bırakmanın

devletin menfaatiyle ilgili objektif sebeplerle haklı kılınması koşullarının

birlikte gerçekleşmesi gerekir (Bkz. B. No: 2012/660, 7/11/2013,

§ 28).

18. Başvuru konusu olayda ise

başvurucunun devlet memurluğuna atanmamasına ilişkin uyuşmazlığı karara

bağlamaya yetkili yargı mercilerine başvuru hakkı bulunduğundan başvuru konusu

olayın Anayasa ve Sözleşme’de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının koruma alanı ve dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin konu

bakımından yetkisi kapsamında yer aldığı açıktır.

a) Savunma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

19. Başvurucu, ÖSYM tarafından

yerleştirildiği kadroya atanmamasına ilişkin işlemin idare tarafından tesisi

aşamasında kendisine bilgi verilmediğini ve söz konusu işleme yönelik olarak

açıklama yapma ve hakkını savunma olanağının tanınmadığını belirterek savunma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

21. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre,

Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi

için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da

güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi

gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında

kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

22. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

23. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı”

kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. ...”

24. Yukarıda yer verilen

Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi hükümlerinden anlaşılacağı

üzere adil yargılanma hakkı dava sürecine özgülenmiştir. Dolayısıyla söz konusu

hak kapsamındaki güvenceler, esas olarak mahkemedeki yargılama sürecine

uygulanmaktadır. Ancak, dava öncesi ya da sonrasındaki süreçte yaşanan birtakım

ihlal ya da eksiklikler yargılamanın bir bütün olarak adilliğine zarar

verebilecek nitelikte ise adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin dava

öncesi ya da sonrasındaki süreçler için de uygulanması gerekmektedir. Bu

gereklilik adil yargılanma hakkının tam anlamıyla gerçekleştirilebilmesi

amacından kaynaklanmaktadır. Örneğin bir suç şüphesi ile yakalanan kişinin

polis tarafından sorgulanması aşaması, dava öncesine ilişkin bir aşama olmakla

birlikte adil yargılanma hakkı kapsamındadır. Zira sorgulama sırasında şüpheli

kişinin bu hakkın getirdiği güvencelerden yararlanmaksızın vermiş olduğu

ifadelerin mahkemede delil olarak kullanılması bir bütün olarak muhakemenin

adil bir şekilde gerçekleştirilmesini tehlikeye sokabilir. Yine, yargı

mercileri önünde dava açılmasından önce idari bir başvuru yolunun

tüketilmesinin zorunlu olduğu bazı hallerde, adil yargılanma hakkına ilişkin

güvencelerin idari süreç bakımından da uygulanması gerekebilmektedir. Öte

yandan, adil yargılanma hakkının davadan önceki ve sonraki aşamalara

uygulanması uyuşmazlığa konu olayın ve yargılama sürecinin koşullarına bağlı

olup, her davada ayrıca incelenmesi gereken bir husustur.

25. Buna göre, adil yargılanma

hakkına dayanan, ancak yargılama süreci dışında meydana geldiği ileri sürülen

ihlal iddialarına ilişkin başvurular, istisnai durumlar dışında Anayasa ve

Sözleşme kapsamı dışında kalacağından, bireysel başvuruya konu olamaz.

26. Adil yargılanma hakkının

garanti altına aldığı güvencelerden biri olan savunma hakkı, Sözleşme’nin 6.

maddesinin 1. fıkrasında yer alan hakkaniyete uygun yargılamanın gerçekleşmesi

için sağlanması gereken haklardan biri olmakla birlikte bu hakkın Anayasa’nın

36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında uygulanması, yukarıda da

belirtildiği üzere belirli durumlar haricinde yargılama sürecine mahsustur. Başvuru konusu olayda ise

savunma hakkının ihlal edildiği iddiası yargılama sürecinden önceki bir aşama

olan idari işlemin tesisi aşamasına ilişkin olup, olayda adil yargılanma

hakkının uygulanmasını gerektirir istisnai bir durum da bulunmamaktadır.

27. Kaldı ki, başvurucu

atanmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle İdare Mahkemesinde dava açarak

anılan işleme yönelik bilgi ve kanıtları ile iddia ve savunmalarını yargı

mercilerine sunma fırsatı elde etmiş ve yargılama bir bütün olarak

değerlendirildiğinde, işlemin tesisi aşamasında idarenin başvurucunun

savunmasını almamış olması, yargılamanın adil bir şekilde yürütülmesini

engelleyecek bir duruma da yol açmamıştır.

28. Sonuç itibariyle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusu,

Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve

özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin “konu bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b) Yargılamanın

Adil Olmadığı İddiası

30. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

31. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

32. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular

kapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin

şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

33. Anılan kurallar uyarınca,

ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve

olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili

varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesine

konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının

adaleti, hukuku ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular

açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B.

No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

34. Başvuru konusu olayda

başvurucu, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde getirilen yeni düzenlemeye göre

artık memnu hakların iadesi için dava açmaya gerek olmaksızın infaz bittikten

sonra otomatik olarak ilgililere memnu hakların iade edildiğini, tarafına bu

kural uygulanmadığı için atamasının gerçekleşmediğini, söz konusu işlemin

sebep, konu ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğunu, kazanılmış hakkının yok

edildiğini, İdare Mahkemesince verilen kararın kanuna ve emsal Danıştay

kararlarına aykırı olduğunu iddia etmiş, ilk derece mahkemesi ise dava konusu

işlemin tesis edildiği tarihte memnu haklarının iadesi yönünde verilmiş bir

mahkeme kararının bulunmaması nedeniyle başvurucunun 657 sayılı Kanun’da

belirtilen devlet memuru olabilme şartlarını taşımadığının açık olduğu ve

atamasının yapılmamasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Başvurucunun iddialarının

mevzuatın yorumlanmasına, delillerin değerlendirilmesine ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

35. Adil yargılanma hakkı

bireylere dava sonucunda verilen kararının değil, yargılama sürecinin ve

usulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu

nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin

incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı

gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu

deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde

itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya

da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir. Somut

olayda başvurucunun yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir

bilgi ya da belge sunmadığı, aksine yargılama sonucunda verilen kararın

içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır (B.

No:2013/2767, 2/10/2013, § 22).

36. Açıklanan nedenlerle,

başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde

olduğu, derece mahkemesi kararının bariz takdir hatası veya açık bir keyfilik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Etkili Başvuru Hakkının İhlal Edildiği İddiası

37. Başvurucu, adil yargılanma

hakkı ile güvence altına alınmış haklarının ihlal edildiğine ilişkin

şikâyetlerini dile getirebileceği etkili bir hukuk yolunun bulunmadığını

belirterek Anayasa’nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

38. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel

hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayan ve

başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

39. Anayasa Mahkemesi

İçtüzüğünün “Bireysel başvuru formu ve

ekleri” başlıklı 59. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d)

bendinde, bireysel başvuru formunda bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere

ait özlü açıklamaların yer alacağı belirtilmiştir.

40. Başvuruya konu ihlal

iddiasıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa

hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki

iddialarını kanıtlama yükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen, başvurucu

tarafından soyut şekilde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin etkili başvuru

hakkını düzenleyen 13. maddesi ile ilgili iki kararına atıfta bulunulmakla

birlikte, etkili başvuru hakkının nasıl ihlal edildiğine ilişkin bir açıklama

ve kanıtlamada bulunulmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

A. Başvurunun

1.

Savunma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaları içeren bölümünün “konu bakımından yetkisizlik”,

2.

Yargılamanın adil olmadığı yönündeki iddiaları içeren bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

3.

Etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaları içeren bölümünün “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

SONUÇ / HÜKÜM

14/1/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucu : Yusuf GEZER Vekili : Av. Abdurrahman BAYAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/2103, 14 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. A. Başvurunun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/2103
Tarih
14 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Cevdet Genç Başvurusu (B. No: 2012/142)
  • Ali Kaya ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1999)
  • Şerif Esen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3282)
  • Halil Üstündağ Başvurusu (B. No: 2013/5062)
  • Emin Aydın Başvurusu (B. No: 2013/2602)
  • Sadıka Şeker Başvurusu (B. No: 2013/1948)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.