İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Şerif Esen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/3282)

1. Başvurucular, 1978 tarihinde

Başvuru No2013/3282Tarih23 Ocak 2014Okuma17 dk · 3.384 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Şerif Esen Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
23 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2013/3282
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.384 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucular, 1978 tarihinde

aleyhlerine açılan tespite itiraz davasının hâlihazırda ilk derece mahkemesi

önünde derdest olduğunu ve uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdan

yararlanamadıklarını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitiyle

uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep

etmişlerdir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/5/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona

sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölümün Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyaların Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 24/10/2013 tarihinde

yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 11/11/2013 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru dilekçesi ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Diyarbakır ili Çınar ilçesi

Kürekli köyü Şark mevkiinde kain 84 parsel sayılı taşınmaz başvurucular adına,

aynı yerde kain 79 ve 81 parsel sayılı taşınmazlar ise başvurucuların da

aralarında bulunduğu bir kısım şahıslar adına tespit görmüştür.

8. Hazine tarafından 84 parsel

sayılı taşınmaza ilişkin olarak, Çınar Kadastro Mahkemesinin E.1978/26 sayılı

dosyasında tespite itiraz davası açılmıştır.

9. Hazine tarafından 79 parsel

sayılı taşınmaza yönelik olarak açılan, aynı Mahkemenin E.1978/27 sayılı ve 81

parsel sayılı taşınmazı konu alan E.1978/28 sayılı dava dosyaları, E.1978/26

sayılı dosya ile birleştirilmiştir.

10. Çınar Kadastro Mahkemesinin

tespitin kısmen iptaline hükmettiği 11/3/2008 tarih ve E.1978/26, K.2008/2

sayılı kararı temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16/10/2010 tarih

ve E.2010/3190, K.2010/8527 sayılı kararı ile kısmen onama kısmen bozma hükmü

kurulması neticesinde, bozmaya konu kısım açısından Çınar Kadastro Mahkemesinin

E.2010/2 sayılı dosyası üzerinde yargılamaya devam edildiği ve davanın

halihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğu anlaşılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

11. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi

şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın

makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını

sağlamakla yükümlüdür.”

12. 21/6/1987 tarih ve 3402

sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi; taşınmaz

mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek

veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü

uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve

özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile

ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine

veraset belgesi de verebilir.”

13. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”

kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro

müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro

tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava

dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile

uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili

dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara

Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”

14. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar

başlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma

yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya

işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan

delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.

…

Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan

hallerde basit yargılama usulü uygulanır.

Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”

15. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin

takdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları

şöyledir:

“Kadastro

tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe

gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,

kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında

çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri

tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.

Kadastro

komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen

dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının

dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak

taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. …”

16. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun

yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Kadastro mahkemesi

kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”

17. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro

harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

“Bu Kanun gereğince

resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,

ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten

karşılanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 23/1/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 20/5/2013 tarih ve 2013/3282

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular, 1978 tarihinde

aleyhlerinde açılan tespite itiraz davasının hâlihazırda ilk derece mahkemesi

önünde derdest olduğunu, kendilerinin yargılamanın uzamasında herhangi bir

kusurlarının olmadığını, muhtelif nedenlerle keşiflerin tehiri, dosyanın

tetkike alınması, usul işlemlerinde gerekli özenin gösterilmemesi, uzayan

yazışmalar ve beklenen müzekkere cevapları nedeniyle yargılama süresinin

uzadığını, verilen bozma kararı sonrasında da yargılamanın daha uzun bir süre

sonuçlandırılamayacağının açık olduğunu, ayrıca uzun süren yargılama nedeniyle

taşınmazdan yararlanamadıkları gibi taşınmaz nedeniyle sağlanan gelir

desteklerinden de mahrum kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. ve 36.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

20. Başvurucu, somut başvuruya ilişkin

olarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılamayı sonlandırır nitelikte bir

karar mevcut olmadığını belirtmiştir.

21. Başvuru konusu dava, Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan 23/9/2012’den önce

açılmış olup, başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu anlaşılmakla, başvurunun

incelenmesi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dâhilindedir. Ayrıca,

bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru

yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekmekle birlikte hukuk sistemimizde,

yargılamanın uzamasını önleyici etkiye sahip olan veya yargılamanın makul

sürede yapılmaması sonucunda oluşan zararları tespit ve tazmin edici nitelik

taşıyan bir idari veya yargısal başvuru yolunun bulunmadığı anlaşıldığından,

başvuru kanun yollarının tüketilmesi yönünden kabul edilebilir niteliktedir.

(B. No.2012/13, 2/7/2013, §§ 21-30).

22. Açıklanan nedenlerle, açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas İnceleme

23. Başvurucular, 1978 tarihinde

aleyhlerine açılan hukuk davasının hâlihazırda ilk derece mahkemesi önünde

derdest olması ve uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdan yararlanamamaları

nedeniyle makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia

etmişlerdir.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No.2012/1049,

26/3/2013, § 18)

25. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

26. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az

giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

27. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir

süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme

hakkına sahiptir.”

28. Sözleşme metni ile AİHM

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,

ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak

suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No.2012/13, 2/7/2013, § 38).

29. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.

30. Makul sürede yargılanma

hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz

kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletin

gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukuki

uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No.2012/13, 2/7/2013, § 40).

31. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir. Ancak,

belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına

belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı

ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi

unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B.

No.2012/13, 2/7/2013, §§ 41, 45, 46).

32. Yargılama faaliyetinin makul

sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın

türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi

gereklidir.

33. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu

olayda, iki adet taşınmaz hakkında açılan tespitin iptali ve tescil davasının

söz konusu olduğu görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B.

No.2012/13, 2/7/2013, § 49).

34. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği

tarih olup, başvuruya konu davada, başvuruculardan Cemil Esen’in 6/3/1978

havale tarihli dava dilekçesine istinaden davada yer aldığı, başvurucular Sadun

Esen ve Şerif Esen’in ise 6/11/1984 tarihli ara karara istinaden davada yer

almayan tespit malikleri olarak yargılamaya dâhil edildikleri anlaşılmakla,

belirtilen tarihlerin başvurucular açısından uyuşmazlığın başlangıç tarihi

olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

35. Davanın ikame edildiği tarih

ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman

bakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak

süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç

tarihinden itibaren geçen süredir.(B. No.2012/13,

2/7/2013, § 51).

36. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No.2012/13, 2/7/2013, § 52).

37. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başlangıçta bir adet taşınmaza

ilişkin tespitin iptali ve tescil talebi olduğu, yargılama sırasında Çınar

Kadastro Mahkemesinin E.1978/27 ve 1978/28 sayılı dosyalarının da başvuruya

konu dosyayla birleştirilmesine karar verildiği ve dava dosyası kapsamında dava

konusu olan taşınmaz sayısının nihai olarak üç adet taşınmaz olduğu anlaşılmaktadır.

Hazine vekili tarafından verilen 6/3/1978 havale tarihli dava dilekçesi üzerine

Çınar Kadastro Mahkemesinin E.1978/26 sırasına kaydı yapılan davanın 10/3/1978

tarihli tensip zaptı sonrasında, dava konusu taşınmazlara ilişkin tespit

tutanağı ve krokilerin bölge tapu müdürlüğünden talep edilmesine karar

verilerek celsenin günsüz olarak tehir edildiği ve yaklaşık beş yıl dört ay

sonra talep edilen belgelerin geldiği belirtilmekle yeniden duruşma açıldığı,

vergi kaydı, kroki ve mahalli bilirkişi isim listesi gibi evrakın temini

hususunda bir yıl üç aylık bir zaman diliminin geçtiği, 6/11/1984 tarihli

celsede başvuruculardan Sadun Esen ve Şerif Esen’in de aralarında bulunduğu bir

kısım tespit maliklerinin davaya dâhil edilmesine karar verilerek, belirtilen

hususun ve bazı yargılama evrakının temini için bir yıl üç aylık bir sürenin

geçtiği, akabinde beş yıl dokuz aylık bir süreçte defalarca verilen keşif ara

kararları icra edilmeyerek, dosyanın muhtelif defa keşif günü verilmek üzere

veya hâkim değişikliği nedeniyle tetkike alındığı görülmektedir. Verilen keşif

ara kararlarının icra edilmemesini müteakip, on ay boyunca, vefat eden davalı

mirasçılarının dâhili dava edilmesine çalışıldığı, takip eden on bir ay

süresince yeniden muhtelif celselerde verilen keşif ara kararlarının yerine

getirilmediği ve bu süreçte birçok defa keşif kararı verilmek üzere celselerin

tehir edildiği, 24/8/1993 tarihli celse itibariyle yeniden, vefat ettiği tespit

edilen davalı mirasçılarının davaya dâhil edilmesi işlemlerine başlanıldığı ve

akabinde bazı yargılama evrakının teminine çalışıldığı, özellikle dava konusu

taşınmazlara ait hava fotoğraflarının temininin onu aşkın celse boyunca

sağlanamadığı ve belirtilen tebligat ve evrak temini işlemlerinin ikmali için

beş yıl sekiz aylık bir yargılama süresinin geçtiği anlaşılmaktadır.

38. Devam eden yargılama

sürecinde, üç yıl beş ay süreyle, verilen keşif ara kararlarının icra

edilmediği, yaklaşık dört ay vefat ettiği tespit edilen davalı mirasçılarının

davaya dâhil edilmelerine ve yargılama evrakı teminine çalışıldığı, verilen iki

keşif ara kararının yerine getirilmemesini takiben 14/5/2003 tarihinde keşif

icra edildiği, keşfi müteakip on celsenin bilirkişi raporlarının beklenilmesi,

raporlara karşı beyanda bulunmak üzere taraflara süre verilmesi, dava konusu

parsellere ilişkin başka bir yargılama olup olmadığının tetkiki ve ek rapor

alınması işlemleriyle geçtiği, akabinde davanın orman işletme müdürlüğüne

ihbarı, taşınmazların kuru veya sulu tarım arazisi niteliğinin belirlenmesi ve

kıymet takdir çizelgelerinin temini için ilgili kurumlarla yazışma yapılması

hususunda üç yıl altı aylık bir sürenin geçtiği ve bu süreçte, birçok celsede

taraf vekillerine dosya hakkında beyanda bulunmak üzere süreler verildiği,

taraf vekili mazeretlerinin kabul olunduğu ve dosyanın muhtelif celselerde

tetkike alındığı görülmektedir.

39. Belirtilen işlemlerin

tamamlanmasını müteakip 11/3/2008 tarihinde uyuşmazlık ilk derece mahkemesince

karara bağlanarak, dava konusu 79 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın

kısmen kabulüne, 81 ve 84 parsel sayılı taşınmazlara yönelik talebin reddine

dair hüküm kurulmuştur. Karar temyiz edilmekle Yargıtay 16. Hukuk Dairesine

gönderilmiş, belirtilen Dairenin 15/1/2009 tarih ve E.2008/7067, K.2009/108

sayılı kararıyla dosya, görevli olduğu belirtilen Yargıtay 20. Hukuk Dairesine

gönderilmiştir. İlgili Dairenin 10/2/2009 tarihli kararına istinaden dosya,

tespit edilen bir kısım eksikliklerin ikmali için mahalline iade edilmiş ve

kararda belirtilen hususların tamamlanmasını müteakip 23/2/2010 tarihinde

temyiz incelemesi için tekrar Yargıtay 20. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.

Dairenin 16/6/2010 tarih ve E.2010/3190, K.2010/8527 sayılı kararıyla, ilk

derece mahkemesinin 79 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmünün onanmasına,

kararın 81 ve 84 parsellere ilişkin kısmının bozulmasına hükmedilmiştir. Bozma

kararı sonrasında 81 ve 84 parseller hakkındaki dosyanın, Çınar Kadastro

Mahkemesinin E.2010/2 sırasına kaydı yapılmıştır. 15/10/2010 tarihli tensip

zaptı sonrasında, yaklaşık bir yıl yedi ay taraflara tebligat işlemlerinin

ikmaline çalışıldığı, bu süreçte birçok defa taraf vekillerine vekaletname

sunmaları ve dosya hakkında beyanda bulunmaları hususunda süre verildiği ve beş

celse boyunca ek rapor temini ile uğraşıldığı, ek raporun sunulmasını müteakip

yargılamanın son celsesinde dosyanın tetkike alınmasına karar verilerek,

duruşmanın 25/12/2013 tarihine tehir edildiği anlaşılmaktadır.

40. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, özellikle yargılama evrakının ilgili kurumlardan kısım kısım talep edildiği, ara karar gereklerinin yerine

getirilmediği muhtelif celselerde taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulüne

dair karar tesisi ile yetinildiği, celse harcı tayini gibi usuli

imkânların yargılama makamlarınca kullanılmadığı, bazı usuli

işlemlerin ikmali veya dosya hakkında beyanda bulunmak üzere taraflara ve taraf

vekillerine defalarca kesin olmayan mahiyette süreler verilerek başka usuli işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı

Kanun’da yer alan ve yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümleri nazara alınmaksızın, Mahkemece defalarca taraf vekillerine dâhili

dava işlemleri ve masraflarının ikmali hususunda süreler verildiği, verilen

onlarca keşif ara kararının müracaat yokluğu, mahkemenin keşif ve

duruşmalarının yoğun olması ile hava muhalefeti gibi nedenlerle yerine

getirilmediği ve belirtilen bu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı da

nazara alındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu

anlaşılmaktadır.

41. Başvurunun değerlendirilmesi

neticesinde, başvuruya konu yargılamanın üç adet taşınmazın şahıslar adına

yapılan tespitine itiraz ve hazine adına tescili talebine ilişkin bir

uyuşmazlık olduğu, davanın taraflarında elliyi aşkın kişinin bulunduğu,

yargılamanın özellikle taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilaf olması nedeniyle,

keşif ve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarak

karmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikme

periyotları ayrı ayrı değerlendirildiğinde, özelikle Kadastro Mahkemesinde

geçen yargılama sürecinde tatbiki gereken yargılamayı hızlandırıcı niteliğe

sahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen ara kararların

birçoğunda taraflara usul hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek,

yapılması gereken işlemlerin müracaat yokluğu ve masraf ikmal edilmemesi gibi

nedenlerle yerine getirilmediği, bunun yanı sıra birçok kez dosyanın tetkike

alındığı anlaşılmaktadır.

42. 3402 sayılı Kanun’da yer

alan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulama

alanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu

alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli

hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul sürede

çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

43. Özellikle Kadastro

Mahkemesinde geçen somut yargılama açısından dava malzemesinin taraflarca

hazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında, yargılama

makamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha dikkatli bir

şekilde ele alınması gerekmektedir ((B. No.2012/12, § 58, 17/9/2013; Benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Ümmühan

Kaplan/Türkiye, B. No.24240/07, 20/3/2012, § 22; Veli Uysal/Türkiye, B. No:57407/02,

4/3/2008; Namlı ve Diğerleri/Türkiye,

B. No:51963/99, 05/12/2006; Nalbant/Türkiye,

B. No:61914/00, 10/8/2006).

44. Başvuru konusu yargılamada

söz konusu olduğu gibi, verilen birleştirme kararlarının hak ve adaletin tesisi

için gerekli olduğu değerlendirilebilirse de, bu tür

kararların yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğer

aşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özen

gösterilmesi gerektiği açıktır.

45. Yargılama sürecinde

başvurucular dışındaki tarafların yargılamayı geciktirici yöndeki işlem ve

davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında taraf kusuru olarak kabul

edilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleri

engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, başvurucular vekili de dâhil

olmak üzere taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret dilekçeleri

sunulduğu görülmekle birlikte, yukarıda belirtilen özel usul hükümleri

nedeniyle başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi

olduğu tespit edilememiştir.

46. Davada yer alan kişi sayısı

ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği

başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya

bütün olarak bakıldığında söz konusu yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan nedenlerle,

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

48. Başvurucular tarafından

ayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan yararlanamadıkları gibi

taşınmazlar nedeniyle sağlanan gelir desteklerinden de mahrum kaldıkları

belirtilerek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlal

edildiği iddia edilmiş olmakla beraber, somut yargılama bağlamında

başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde

yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi

Yönünden

49. Başvurucular, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 250.000,00 TL maddi ve başvurucuların

her biri için 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

50. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

51. Başvurucular Sadun Esen ve

Şerif Esen açısından yirmi dokuz, başvurucu Cemil Esen açısından ise yaklaşık

otuz altı yıllık yargılama süreleri nazara alındığında, başvurucuların

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya takdiren 9.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

52. Başvurucular tarafından

maddi tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36.

maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalle

iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucular tarafından

yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvuruculara

müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

54. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık otuz altı yıl sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını

ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir

yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği

yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Şerif Esen, Cemil Esen ve Sadun Esen’e ayrı ayrı

9.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin müştereken

BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

23/1/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Mehmet ERTEN Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucular : Şerif ESEN Cemil ESEN Sadun ESEN Vekili : Av. Ali AYDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3282, 23 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucuların
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği
  16. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3282
Tarih
23 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Halil Üstündağ Başvurusu (B. No: 2013/5062)
  • Emin Aydın Başvurusu (B. No: 2013/2602)
  • Sadıka Şeker Başvurusu (B. No: 2013/1948)
  • Mustafa Ergin Nalbant Başvurusu (B. No: 2013/3339)
  • Mümin Meriç Başvurusu (B. No: 2013/7204)
  • Ümit Ata Başvurusu (B. No: 2012/254)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.